• 5
    1970'li yıllarda portland trail blazers'ın lige ilk defa girdiği sezonda la lakers karşısında oynanan maçın son anlarında maç anonsçusunun ağzından istemsizce çıkan bir laf.

    ve işte o laf yıllardır takımın nickname'i olmuş durumda. aramıza bir nba fanının daha katıldığını da gösteriyor. hoşgelmiştir.
  • 11
    https://www.strawpoll.me/15227650

    yaptığı bu ankette ''baroş'un topu'' seçeneğini işaretleyenlerin sadece ama sadece drogba'nın golü sayılsa bile turu geçemeyeceğimizi düşündüklerini düşünmek istiyorum ki o heyecan bile kadıköy galibiyetini sikip atar gözümde.

    tamam orada kazansak güzel olur, 2-0'dan dönüp kazansak daha güzel olur ve son dakika golüyle kazansak efsane olur ancak arkadaşlar diğer seçeneğin ciddiyetini kavrayamamış galiba. orada 4. gol gelse muhtemelen turu geçecektik ve şampiyonlar ligi çeyrek finalinde real madrid gibi bir takımı, 3-0 gibi bir skorun rövanşında sadece 45 dakikada 5 gol atarak elemiş olacaktık. anlaşılıyordur umarım bu.

    sen bugün galatasaray'ın yaşattığı o heyecanla bile gurur duyuyorsun, her izlediğinde tüylerin diken diken oluyor. 4-1 olduğunu hatta turu geçtiğini düşün bir de! diğer tarafta zaten o galibiyetten bile çok daha büyük bir iş başardık biz, kupa kaldırdık. fener taraftarına sorun bakalım mağlubiyeti mi yoksa kupa kaldırmamızı mı tercih ederler? gerçi onlardaki vizyonsuzluk her şeyi dedirtebilir emin olamadım şimdi.

    neyse işte galatasaray ve fenerbahçe her sene 2 maç yapıyor birbiriyle. elbet biz de orada kazanırız, fener de arena'da kazanır. drogba'nın sayılmayan golünde binlerce kişi kalpten gidiyordu amk, ne kadıköy'ü?
  • 12
    https://www.strawpoll.me/15227650

    arkadaşımızın anketinde drogba'nın golünü işaretlemeyenlerden bazıları o gün stattaki taraftarlar olabilir.

    koltuğumuz tam olarak yan hakemin ve son savunmacının hizasında olduğu için ofsaytı ve bayrağı saniyesinde idrak etmiş, bu yüzden de sevinmek yerine sessiz kalmıştım. o anda stadın farklı noktalarından çıkan sesi hala unutamıyorum. gol bağırışından farklı bir ses çıkmıştı. çok ince ve adeta can havliyle geliyor gibi bir ses. benzetmek gibi olmasın, bir dönem ligimizde gördüğümüz sadece kadın taraftarların izlediği maçları hatırlayın. aynı ses ama erkeklerden geldiğini düşünün. nizami bir gol olsa aynı sesin ben dahil 50 bin kişiden çıkacağını fark ettim. inanılmaz dakikalardı, insanlar kalpten gidecek gibiydi gerçekten. ben böyle anların hastasıyım ama herkese göre şeyler değil bunlar. sırf bir daha onu yaşamamak için değil baros'u seçen, stada gitmeyi bile kesen adam varsa anlayış gösteririm yani.
  • 13
    https://www.strawpoll.me/15227650

    yaptığı anketle anıları canlandırmış yazar arkadaşımızdır. düşünmeden drogba'ya bastım. misal rakip yine real olsa fakat grup maçı olsa, maç ön eleme olsa, ilk maç skoru daha değişik olsa ('farklı' dersek matematiksel anlam çıkabilir), 0-1 geriye düşüşten sonra 4-1 elde edilmemiş olsa, gollerimizin hepsi kısa sürede gelmemiş olsa, o çaresizlik duygusunu mourinho'dan ronaldo'ya tattırmamış olsak, kısacası o anki koşullardan farklı şekilde karşılaşmış olsak evet baros tek geçilirdi ama 4-1'in ivmesiyle kısa sürede 5.yi bulup çok büyük ihtimalle turu geçmiştik ve kupaya bir adım daha yaklaşmıştık. yarı finalde ne olurdu, geçer miydik, geçsek de finalde kimle karşılaşır nasıl skorlar alırdık bunlar muamma ama dönemin dünyada ilk 3'ünde olan, tarihin de gelmiş geçmiş en başarılı futbol kulübü real madrid'i 3-0'ın rövanşında elemiş olmak kupanın en önemli adayı haline getirirdi bizi. rakiplerin; real'i ilk maçta 3-0 yenilgiye, rövanşta da 0-1 geriye düşmeye rağmen eleyen takıma bakış açısı ve oyun planları çok çok farklı olurdu. bu yüzden de yarı finaldeki şansımız hatırı sayılır oranda yükselirdi. vurgulamak için bazı bölümleri çifter çifter yazmış olabilirim ama hatırladıkça hala tüylerim diken diken oluyor. sağolsun ripcity kardeşimiz ve gündeme taşıyan yazar arkadaşlarımız.
  • 14
    https://www.strawpoll.me/15227650

    anket için teşekkür ettiğim yazar. çok özel 2 anı karşılaştırmış. benim için karar vermek kolay oldu.

    drogba'nın golünde pegasus alttaydım. yerimi de şöyle tarif edeyim. eboue'nin vurduğu top var ya? ha işte o topu takip et. 16. siranin oraya agzimiza vurdu abi topu.

    drogba'nin golünde üstümüze öyle bir insan yığını aktı ki yerde, 2 koltuk arasında, 30 saniye dünyadan bağım kopmuş şekilde gol diye bağırdığımı hatırlıyorum. ofsaytmış, faulmuş, hiçbirinin umrunuzda olmadığı bir 30 saniyeydi. saf sevinçti, mutluluktu. benim için en özel anlardan biriydi. olmadı. kahpe kader kaldırdı bayrağı.

    bu arada golden bağımsız, o 15-20dk bence galatasaray tarihinin en winner 15-20dksı olabilir. en iyisi olmasa bile mutlaka en iyi üçtedir.