• 1
    bu sezonu kafada bitirmiş gibi oldum ama yapacak bir şey yok.

    bu sezonun başından beri yapılan hataları alt alta sıralamayacağım. iki sezondur ilk yarıları çöpe attık. rakiplerin hep çok gerisinde kaldık ve daha sonra toparladık ama zorlandık.

    bu sezona ise pas oyunu (avrupadakiler buna pozisyon oyunu diyor) oynamak amacıyla başladık. pas/pozisyon oyunu nedir derseniz size resmini çizemem ama bir video ile anlatabilirim.

    http://gss.gs/XRS

    pas/posizyon oyunu tam olarak budur. rakibin üzerinize gelmesini sağlayıp boşluk bulma üzerine kuruludur ve hücuma geçtiğinizde şu şekli almanız gerekir.

    https://gss.gs/Tex.jpeg

    bunu yapamazsınız bir işe yaramaz çünkü bir süre sonra rakipler üzerinize gelmek yerine, savunmada çakılı kalıp sizin gelmenizi bekler (bkz: 14 haziran 2020 çaykur rizespor galatasaray maçı) geri dörtlüsünü hiç çıkarmayan bir takımın, hücumun kilit ismini durdurmak için bekini stoperleri ile aynı savunma çizgisinde 90 dakika boyuncu tutan ve bununlada yetinmeyip merkezdeki defansif orta sahasını bu iş için feda eden takımlara karşı işe yaramaz...

    pas/pozisyon oyununun bir numaralı şartı rakip sahaya yerleştiğinde rakibin sizi 5’li karşılama ihtimaline karşı 5’li bir hücum çizgisi oluşturmaktır. bu da tabi ki yeterli değil. çünkü 5’li bekleyen savunma çizgisini aşmak için iki serbest 8 numaraya da ihtiyacınız var. bekler ile rakibin boyunu enlemesine uzattığınız zaman bek-stoper arasındaki alana (half-space diyoruz buraya) kanat forvetinin sızmasını da sağlamanız gerekiyor. veya oyunu bir kanata yıktıktan sonra ani bir topla ters kanattaki beki bulmalısınız. kısaca rakibin, savunma çizgisindeki kabalıklığını ekarte etmek için planınız olması gerek.

    bu sezon bu takım geride bekleyen hiç bir takımı açamadı. pandemi öncesi oynadığı rakiplerin geride bekleme alışkanlığı olan takımlar değildi. ama rizespor, gaziantep fk gibi takımlar geride bekleyebilir. rizespor defansif orta sahası ile 5’lerken savunmasını gaziantep fk doğuştan 5’li.

    pas/pozisyon oyununun temelinde 6 numara var. ya ben aslında buna 6 numara demek istemiyorum çünkü 6 numara değil. regista gibi oynayan 6 numara da demek garip geliyor. o yüzden bu mevkinin anavatanı ispanya demiş ki abiler bu adamın adı holding’dir. holding diyelim.. tutucu, koruyucu, kollayıcı, selvi boylu gibi manalara gelir ki sahada yaptığı işte budur. city’nin rodri’ye ödediği para bu yüzden bu kadar çılgın. hepsi bir arada. kullan at gibi de değil üstelik.

    arteta, pep guardiola’nın yardımcısı iken 6 numara için ne demiş?
    --- alıntı ---

    isimler önemli değil, ama bizim holding orta sahamız (6 numaramız) oyunumuzun esasını kavramış olmalı. bu hayati önem taşıyor. çünkü o pozisyondaki oyuncu, herkesin etkili olmasını sağlayan, önündeki oyuncuları özgürleştiren, rakibe karşı sayısal üstünlük kurduran ve oyunu hızlandıran oyuncudur.

    --- alıntı ---

    hemen zamanda yolculuk yapıp eylül 2019’a geliyoruz.

    nzonzi transferi bu holding arayışının etkisi ile yapılmış bir transfer. seri - lemine önde olup box to box + playmaker rollerini uygulayacak nzonzi beyciğimde onlara özgürlük kazandıracaktı. bunu fernando ile de yapabilirdiniz ama onu stoper gibi kullanmaya başladığınızda orta sahasını ileri ittiremedi. nzonzi bunu yapabilir diye transfer edildi ama pas/pozisyon oyunun temelinde yatan önemli etkenlerden biri eksikti galatasaray bek rotasyonu.

    pep’in takımlarında bekler aynı zamanda birer açıktır. pas yüzdesi yüksek, savunmaya geri koşabilen, orta saha gibi oynasa sırıtmayacak adamlardır. biz ise sezona yuto + mariano ile başladık. gittiler ama dönemediler, kaldılar ama gidemediler, pas/pozisyon oyununa katkıları sıfırdı. rakipler kapandığında oyunu açmak için pas hızını arttırması gereken bir takımın babel ve feghouli gibi el freni ile oynaması beklerinde sorununu ikiye katladı. nzonzi - seri - lemina üçlüsü çalışmadı. belhanda, rakiple değil taraftar ile dalaştı, feghouli 6 aylık yatışa geçti ve ocak ayını beklemeye başladı...

    nzonzi gidip kanatlara seri’nin attığı topları yakalayacak bir adam gelince onyekuru yine bir kıpırdanma oldu takımda. 10 maçlık yenilmezlik serisi. fakat ortada bir sorun daha vardı. o da seri baskı yediğinde helvaya dönmesi. bu aslında sezonun ilk maçı denizlispor maçından beri ortada olan bir gerçekti. ama 10 maçlık seride hoca playmaker rolünü verdiği (regista yani) seri’yi saha içinde sakladı. topu rahat almasını sağlamak için holding rolünü lemina’ya verdi. ömer’i sol içi feghouli’yi sağ iç, mariano’yu sağ açık, onyekuru’yu sol kanat forveti, saracchi’i sağ kanat beki olarak kullandı. ve işler düzeldi.. çünkü gol yemiyordu takım.

    10 maçlık seride 6 maç gol yemedi. ve 10 maçta sadece 5 gol yedi. ikisi sivas deplasmanı onu çıkarırsanız 9 maçta 3 gol. ondan önceki dönemdeki 5 maçlık kötü seride 1 galibiyet alırken 2 mağlubiyet 2 beraberlik ile geçen dönemde 4 maçta da gol yedi. ve yemediği tek maç vardı.

    yani ön tarafın olaya ağırlığını koymasından çok donk - marcao ikilisinin ve arkalarındaki muslera’nın performansı pozisyon oyunun işlediğinin sanılmasına neden oldu. ama aslında seri baskı yediğinde yine takım bocalıyordu ama rakipler seri’yi takip ederken onyekuru tehlikesini boş bıraktığı için seri’yi kovalamayı kestiğinde galatasaray’ın işini kolaylaştırdı belki ama bu göreceli bir şeydi ve rizespor gibi takımlarda tamamen onu tıkadı. benzerini alanyaspor ile deplasmanda yapılan türkiye kupası maçında yaşadı galatasaray

    buraya kadar anlattıklarım sezonun bir özeti belki ama benim merak ettiğim şey bambaşka.

    fatih terim 45 yıllık futbol hayatında en büyük başarıları efor takımları ile elde etti. fazla pas yapmayı, oyun kurmak için değil aktif dinlenmek için kullandı. bugün ise temel oyun...

    sezon başında hocanın cezası nedeniyle maçlara çıkan levent şahin fenerbahçe maçından sonra şöyle dedi. (bkz: 28 eylül 2019 galatasaray fenerbahçe maçı)...

    --- alıntı ---

    "planlama hatası olduğunu düşünmüyorum. bizim de planladığımız oyun bu değildi. biz pas yapan bir takımız ve bunu yapamadığımızda geçiş hücumlarında sıkıntı yaşıyoruz. bunu yapıp çabuk geçişleri sahaya yansıttığımızda bu durum değişecektir"
    --- alıntı ---

    o maçın özelinde pas hızının inanılmaz düşük olmasıydı asıl sorun. ikinci yarıda ise bu sorunu onyekuru’nun hızıyla kısa vadeli bir çözüm geldi. kısa vadeli çözümlerin sorunu şudur, her şeyi düşünmezsiniz. çıkabilecek sorunlara kafa yormazsınız ve sadece o anlık durumu değerlendirip karar verirsiniz. onyekuru da böyle bir çözümdü.

    yani kısa vadede hocanın genetik yapısına uygun ufak bir efor takımı çokça pas takımına dönüştü galatasaray (%20 efor - %80 pas) ve bu kondisyon olarak rakiplerin önüne geçmesiyle birlikte kendini daha da net şekilde göstermeye başladı. pandemi sonrası ise galatsaray sezon öncesine döndü dönmesine ama konu gelecek sezonun nasıl olacağı. çünkü pas/pozisyon oyunu dediğiniz şeye uygun bir takım kurmak mümkün değil. özellikle mevcut ekonomik durumda.

    bunun yerine ucuz ve çok koşan ama mevcut oyunculardan daha az teknik oyunculardan kurulu bir yapıya dönüş gerekli...

    baskının esas unsur olduğu bir takımın gücü, pas/pozisyon oyununu %25 gerçekleştirebilen bir takımın gücünden her zaman daha iyidir ve bu takımı kurarken diğeri kadarda para harcamanıza gerek yoktur. levent şahin’in gerçek bir yardımcı gibi davranıp, galatsaray’ın pas/pozisyon oyunu kıskacından çekip, direkt oyuna yönlendirmesi şart. half-space kullanamayan, tüm orta sahalarını oyunu kurmak için geri alana çeken ve topu kaptırdığında rakibe baskıyı alana yayılamadığı için tam kuramayan bir takımın pas/pozisyon oyunu oynaması mümkün değilidir.

    bir yardımıcının bundan daha fazlası olması gerekir. arteta’nın yardımcılığını anlatan bir bölüm;

    --- alıntı ---

    “pep daima sahadadır; fakat aynı zamanda oyuncularına taktiksel ya da davranışsal bir "bilgi" vermek istediğinde, mesajın yerine ulaşabilmesi için zinde olmak zorunda. bu yüzden bireysel oyuncu takibini daha çok ben yaparım. onun buna vakti yok. raheem sterling'in sahada 30 aksiyon gerçekleştirmesi ve ardından bunları geliştirmesi gerekiyorsa, bunu ben yaparım. üzerine saatlerce çalışırız. pep her şeye yetişemez. çünkü oynadığımız oyun, birçok kavrama ve esasa dayanıyor.”

    --- alıntı ---

    ne yazık ki galatasaray’a geldikten sonra gelişti diyebileceğimiz bir tek bir oyuncu bile olmaması çok üzücü. onyekuru bile 1,5 senedir hala efsane goller kaçırabiliyor. sergen yalçın gibi “son vuruşları düzeltemeyiz diyorlarsa sorun yok ama demiyorlarsa büyük problem..

    tüm bunların ışında galatasaray için gelecek direkt oyundadır.

    umarım, pas/pozisyon oyunu illetinde levent şahin ısrar etmez ve hocayı bu konuda daha fazla zehirlemez.
  • 2
    galatasaray’a uygun oyun değildir.

    daha önce 4-3-3 oynamak için çok sağlam bütçe ve futbolculara sahip olmak gerektiğinden sözlükte bahsedilmişti. pozisyon oyunu için de üst düzey takım gerekli. ülkemizde futbol, galatasaray’a karşı oynanan bir oyun olduğu için, sen bunu yabancı genç yetenekleri avlayarak scouting ile yapmaya kalktığında yabancı sınırı gelir. yerli potansiyel oyuncularla yapmak istediğinde “sözde transfer çalımı” adı altında oyuncuyu sana yar etmezler. puzzle parçası bir yerde eksik kaldığında (bek, stoper, 6 numara, kanat, santrfor) pozisyon oyunu sekteye uğrar ve neye uğradığını şaşırırsın.

    güzel bir ideal. idealist yaklaşımları severim ancak başarısızlıkta ısrarı sevmem. denedin, olmuyorsa en iyi bildiğin işi yapar 4-4-2/4-4-1-1 dizilimlerine döner ve efor oyunu ile kazanmaya başlarsın. taraftar sahada alev alan takım istiyor. ligimizi küçümseyerek pozisyon oyununda az başarılı olsak da yeter dediğinde kendini bir anda 4. sırada bulursun. deplasmanlarda ve iç sahada rakip kapanır ve ceza sahasına yaklaşmadan seni döver, karşılık veremezsin.

    en iyi bildiğin şeyi yaparsan ne olur? o kadar para harcamadan ve mükemmeli aramadan ligi 10 puan farkla bitirirsin. play off gibi bir saçmalık ile puan farkı 5’e düşürülse dahi gider rakibinin sahasında kupa kaldırırsın. şampiyonlar liginde en azından çeyrek final görürsün. uefa kupasını yine kazanabilirsin. taraftarını mutlu edersin. ne diyor ingilizler: “keep it simple”. futbol basit bir oyundur. kompleksleştirip arabeskleştirmeye gerek yok. uzaya çıkmak için problem çözmüyoruz.
  • 4
    pozisyon oyunu için yine gidip babel gibi, nzonzi gibi statik, yaşı başı geçmiş ne kendisi koşan ne de topu koşturan oyunculara para gömülmemelidir. hatta bir veya iki genç oyuncu bonservisi ile alınmalı ve 96-2000 arasındaki takımın kuruluşu gibi altyapıdan da oyuncu çıkartarak bir takım kurulmalı. 30 yaş üstü 1-2 senelik adamlar ile ne istediğiniz oyunu oynarız ne de bir yere varırız.
  • 5
    pozisyon oyunu nedir diye tam olarak açıklamak lazım. sağa pas, sola pas, sonra yine sağa pas oyunu ise kast edilen, yine kanser olacağız demektir.

    topa sahip olmak, bol pas vb. bunlar kötü şeyler değil. ama skoru bulamadığınız zaman maçı kazanamıyorsunuz. eğer pozisyon oyunundan kastımız "rakibi uyutup, uyutup bir pasla işi bitirmek" ise tabii ki güzel. ama rakiplerin ön alan baskılarını seri ile kıramayız. zira rakip alan baskısı değil adam adama baskı yapıyor. seri bu baskıda çok çabuk yılıyor. rakibi karşısına alamıyor. adam da geçemiyor. boş alana çıkan oyuncu olmadıkça tıkanıp kalıyor.

    fatih terim başarılı dönemlerinde hiç pozisyon oyunu oynatmadı. ne zaman ki pozisyon oyunu inadına saplandı, hep başarısız oldu ya da başarılı olduğu sisteme geçene kadar takımı da taraftarı da kanser etti. anladığım kadarıyla 20/21 sezonunun ilk yarısında da benzer kanseri yaşayacağız.
  • 8
    topu ayağında tutabilen, kaleciden itibaren her türlü presten pasla çıkabilen, üzerine gelindiğinde defansın arkasına koşu atmasını bilen kanat futbolcularıyla rakibi nakavt edebilen bir sistem.

    galatasaray 2 senedir bununla uğraşıyor* * 2 günde oldu bitti olmuyor. zaman alacaktır. ama olacaktır. maç içlerinde 30-40 dakikalara rahatlıkla çıktı bu süre. tam tempo tutuldu, onyekuru fenerbahçe ve sivas maçlarında olaya anca dahil olabildi ama pandemi geldi. fatih terim bu sene başında oyuncuların temposunun bu kadar düşük kalacağını düşünmüyordu. hata yaptı. kabul de etti. kabul ettiği tek hata hatta :)

    hoca uefa kupasını almadan 3-4 ay önceki manşetlere bakarsanız, ne kadar sert eleştirildiğini görürsünüz. bu oyundan vazgeçmeyeceğini biliyorum. dünya üzerinde izlemekten en zevk aldığım oyun sistemi.
  • 9
    beceremediğimiz oyun taktiği. türkiye liginde bir takımın gerçek anlamda başarılı bir şekilde uygulayabileceğini de sanmıyorum. ama terim kafaya takmış görünüyor, seneye de buna devam edeceğiz anlaşılan. başarılı bir şekilde uygulayabilsek severiz bunu ama yapamıyoruz. bizim gibi takımlar için bence çok zor zaten. keşke guardiola değil de klopp takımı olmaya çalışsak, zira efora dayalı bir oyunu oynamamız bence çok daha kolay.

    ama bekleyip görmekten ve sabretmek başka çaremiz yok. umarım işler terim'in düşündüğü gibi gider ve gerçekten oturtabiliriz bu taktiği. fakat marcao'nun da gideceği söylenirken pas oyununu seneye nasıl oynayacağız merak ediyorum.
  • 10
    takımımıza uygun görmediğim oyun tarzı. nedeniyse şöyle; bu oyunu oynamak çok ciddi kalite istiyor. kalite derken sadece çalım atmak veya şut çekmekten bahsetmiyorum tabiki. şöyle ki bu oyunu oynamak için kadronun pas yapabilen, press altında sakin kalıp doğru opsiyonu görebilen, oyun bilgisi görece iyi, rakip defans arkası süpriz pasları atabilen isimlerden oluşması gerekiyor. bunlar zaten yüksek kalite futbolcular için standart sayılabilecek özellikler. ama bizde bu yüksek kaliteli bakın fizikli veya tempolu demiyorum kaliteli oyuncu sayısı az. hal böyle olunca ibre transfere dönüyor, peki üst düzey harcama yapmadan türkiyeye getirilen futbolcular bu tipte mi? bence hayır. aksine belli yanlarıyla sivrilmiş ama kimi yanları çok ham oyuncular ligimize geliyor. henüz olgunlaşmamış oyuncu sayısı ikiyi üçü geçince takım oralardan aksıyor. rakiplerimizde aksıyan yerlerimize göre hazırlanınca çözülmek daha olası. peki benim yaşım kadar futbola hizmet etmiş yaşayan efsanemiz fatih hocamız ne düşünüyor olabilir? bence fatih hoca oturmuş bir pozisyon oyunun türkiye ligini domine ettirebileceğini düşünüyor. yani fatih hoca bu sistemi denerken veya bu sistemde ısrar ederken bu sezon şampiyonluğunun yanında sonraki seneye çivi gibi bi takım olmayı düşündü bence. tabiki fatih hocanın aklından geçeni bilemeyiz ama ben şuna yürekten inanıyorum “fatih hocanın bir bildiği vardır”.
  • 11
    --- dikkat ---

    okuyacağınız iş bu entry kısa bir türk futbol taktik analizi ve uzun bir terim taktik planı içermektedir.

    --- dikkat ---

    türk takımlarının avrupada başarılı olamamasının bir çok nedeni var. yönetimler, bütçeler, kurallar, fedarasyonlar... bir çok şey sıralanabilir. kendi görüşümde takımların bu kadar az başarılı olmasının nedeni ise, teknik ve taktik olarak türkiye liginde oynayacağınız futbol karakterinin, avrupada oynanan ile çok daha farklı olmasıdır.

    yani şunu demek istiyorum, denizliyle deplasmanında, ankaragücüyle içerde oynadığın oyunu ve taktiksel düzeni aynı karakterde romaya, man uniteda, dortmunda, juventusa karşı oynayamazsın, oynamaya çalışmamalısın. 103 gol atan fenerbahçe, 90-92 arası fırtınalar estiren beşiktaş gibi öncesi ve sonrası türk futbol tarihine çoğu efsane olarak kazınmış takım görece kendinden daha kötü takımlara karşı oynadığı alışık olduğu düzeni, avrupada da denemeye çalışmış günübirlik bazı başarılar dışında ise başarılı olamamıştır. 96-00 galatasarayı ise bunun bir istisnasıdır. oynadığı futbolu mükemmelleştirmek 4 sene sürmüş, ilk 2 sene ligde başarılı olan sistem henüz tam bir makineye dönmediği için avrupada başarılı olamamış, 3. senesinde direkten dönmüş, 4.senesinde ise şaha kalkmıştır. bu dönemde oynanan futbol kesinlikle pozisyon futbolu değildir ancak, ligde kocaelispora karşı aynı futbolu oynayan galatasaray, bildiği ve en iyi yaptığı işi yaparak o dönemde leeds uniteda karşı arsenala karşı da aynı futbolu oynamıştır ve başarılı olmuştur. diğer örneği ise 2012-2013 galatasarayıdır. yarı tempo yarı pozisyon takımıdır.

    günümüze dönecek olursak, ben fatih terimin bu durumun farkında olduğunu düşünmekteyim. avrupada gelecek başarının tempo ve direkt oyun ile değil, pozisyon oyunuyla gelecek olduğunu düşünmekte. çünkü artık herkes daha fizikli, bilim ilerlemiş, fizik kondisyon ilerlemiş, herkes ortalama ya da biraz üstü bir tempoya cevap verebilecek duruma gelmiş (eğer üst düzey bir pl kulübüne karşı değilseniz).

    terim 4. gelişinde bir hedef koydu. var bir hayalim dedi. hayalinin seviyesi belki çok absürd bir nokta, hepimizin içinden geçirdiği hep istediği bir nokta. ancak bugün ve gelecek 3-4 ya da 8-10 senenin şartlarını düşününce bu noktaya geliş herhangi bir tempo ya da direkt oyun ile pek mümkün gözükmemekte. bugün liverpool'u, bayern'i, atalantayı,(ki italyanın bence en iyi tempo takımı), leipzig'i onlardan daha iyi tempo yaparak yenemezsin çünkü o seviyede bir tempoya ulaşman nerden baksan şu an için imkansız.

    peki nasıl yenebilirsin?
    defans ve kontratak oyunuyla yenebilirsin.ama bu oyunun iki dezavantajı var. birincisi bu tarz oyun günübirlik başarı getirir ve çoğu zaman sonucu alamaz. atletico madridin yarı tempo, yarı defans düzeni gibi. 2 hep gündemde olursun ancak hiç istenen sonucu kazanamazsın (kupadan bahsediyorum). ikinici dezavantajı ise, ligde ve avrupada farklı taktiksel düzenlerde oynaman gerekliliği. aynı defansif kontratak oyununu ligde şampiyonluk hedefleyen bir takımla oynaman imkansız. avrupa için farklı, tr için farklı taktik kullanman da alışkanlık bozucudur. buna örnek olarak yarı pozisyon yarı defansif-kontraatak takımı olan 2014 aykut kocaman fenerbahçesi örnek gösterilebilir. avrupada belki de en başarılı sezonunu oynayan fenerbahçe finali kıl payı kaçırmış ancak ligde bu futbolu tabiki de verimsiz geçmiştir. sezonu da galatasarayın arkasında tamamlamıştır.

    yenmenin diğer yolu ise pozisyon oyunu. fatih terim 4.gelişinden beri koyduğu hedef ve aklındaki plan sebepli, bir yarı pozisyon yarı tempo takımı oluşturmanın peşinde. ndiaye-seri değişimi olsun, fernandodan sonra baneganın istenmesi olsun, babel tercihi olsun hep bu sebeplerden ötürüydü. ancak pozisyon takımı her sene 5 as oyuncu değiştirerek oluşturabilcek bir yapı değildir. pozisyon takımı olmak bir alışkanlıktır ezberdir. kuvvetli mental oyuncular, dar alanda iş yapan ayaklar, soğukkanlı beyinler ve birlikte oynama alışkanlığı ister. bu yüzdendir ki terim 2 senedir sene başlarına çok iyi başlamaz çünkü takım oynadıkça alıştıkça ritm bulur. eğer bunlara henüz sahip değilsen seneye iyi başlayamazsın, avrupa maçlarını ritm bulmadan oynarsın, sene başında pozisyonlar bulamadan maçlar kaybedersin. geçen sene anda da olsa şampiyonluğu kurtarmışken bu sene ise tam ritm bulduğumuzda covid pandemisi nedeniyle ritmimiz kaybolmuş ve pozisyon oyununu takım bir anda unutmuştur.(hakem, saha dışı etkenler ve sakatlıklar da cabası)

    seneye terimin önünde 2 seçenek var. 1'i riskli 1'i temiz. riskli olan sezonların geç kapanması ve geç açılacağını düşünerek, #2916385 entrysinde olacak senaryolar gerçekleşir ise takıma 4-5 adam alarak pozisyon oyununda ısrar eder. takımda 6-7 kişi zaten bu oyuna hakimdir, adaptasyon süresi kısa sürer. ucl'nin geç başlaması nedenli takım başlayana kadar ritmini bulur ve avrupada en azından son 2 senemizden daha başarılı olur.
    2.si ve risksiz olan ise, en iyi yaptırdığı işi yapar garanti ve temiz olsun, bu sene şampiyonluk çok kritik diyip takımı tempoya alıştırır ve şampiyonluğun en önemli adayı oluruz. avrupada ise yüksek ihtimal patates ederler.
    gelecek ve geçmiş 1-2 sezonumuzun özeti olan pozisyon oyunu genel olarak bu şekilde gelişmiştir. ben terimin seneye, şampiyonluk konusunda daha hırslı olacağı için pozisyon oyunundan vazgeçeceğini düşünmekteyim ama şöyle birşeyi de unutmamak lazım, terim tam bir çılgın.
  • 12
    galatasarayın kurtuluşu bu yoldadır. 11/12den sonra oynadığımız en oyunu da bu tercih getirmiştir. seriyi kiralayıp sağ iç ve sol içe uygun rolde oyuncular bulursak ligi alt ust ederiz. fenerbahçe deplasmanında, başakşehir deplasmanında da gördük ki ligde bu oyunla karşımızda durabilecek takım yok. ben hocanın ellerini ovuşturduğuna eminim.

    kaleci
    mariano luyi marcao saracchi
    seri
    transfer transfer
    feghouli transfer onyekuru

    falcao, belhanda, babel, maicon, selçuk, jimmy, linnes gitsin. andone, lemina dönsün. onyekuru, seri kiralık kazandırılsın. diagne yedek sorun etmeyecekse gelebilir. güçlü, alan acabilen bir forvet, iki çift yönlü, pas oyununa yatkın orta saha ile geleceğin galatasarayını kuralım.

    gelecek pozisyon oyununda.
  • 14
    takımın oynayamayacağını düşünüyordum. yalnız 2020/2021 futbol sezonunun ikinci yarısı gösterdi ki bu kadar eksiğe rağmen başarı ile uygulayabiliyoruz.

    bu sistemin en büyük handikabı pahalı kadro ve kaliteli futbolcular istemesi. şampiyonlar ligine katılamadığımız denklemde kadroyu nasıl bir arada tutacağız merak ediyorum. özellikle yolları ayırmamız gereken bu kadar çok futbolcu varken.
  • 16
    çok haklısınız ama feghouli ve mariano ile çok zor bir iş. feghouli denen arkadaş santrfor arkası harici oynamaz bu saatten sonra. kaldıramıyor arka tarafı. kaldırma isteği de yok. seri'nin yanına bir savunmacı ve bir hücumcu orta saha ile çok efektif orta sahamız olabilir.

    onyekuru'ya şu anki dengesiz performansına rağmen 1 sene daha denenmesi gerekir. diğer kanata ise bruma tarzı mı yoksa trezeguet tarzı mı kanat gerekli onu oturtamıyorum.

    bekler, santrfor içinde yorum gerekli ama çok uzatmıyorum.
  • 17
    28 haziran 2020 istanbul başakşehir galatasaray maçında bunca eksiğe rağmen yine çok iyi oynadığımız oyun stili.

    bunun baş mimarı tabii ki de seri.

    başakşehir gibi orta sahası çok iyi olan bir takıma karşı bile adam mükemmel oynadı. geriden bu kadar iyi oyun kurabilen bir orta saha oyuncusunu ben bizim takımda daha önce hiç izlememiştim.

    ayrıca emin bayram da bu oyuna çok müsait gibi geldi bana. ayaklarına çok hakim çocuk. geriden oyun kurarken de pasın şiddetini çok iyi ayarlıyor.

    daha bunun marcao'su da var.

    muslera, emin, marcao, seri ve bir tane de bu özelliklere haiz sağ kanat oyuncusu bulabilirsek (tabii hızlı ve golcü de olması gerek) 2020-21 sezonunda bizi bambaşka bir galatasaray bekliyor olur.

    (bkz: mevlam neyler neylerse güzel eyler)
  • 18
    (bkz: pozisyon oyunu/@kaideyi taciz eden istisna)

    şunu söylemekte fayda görüyorum.
    birincisi bizim oynadığımız oyun tam pozisyon oyunu değil.. pozisyon oyunu rakiple yer değiştirmenizi sağlayacak kombinasyonlar ile oynanan bir oyundur. biz boşluk bulana kadar pas yapan bir takımız. bu yüzden pas/pozisyon oyunu olarak nitelemiştim daha önceki yazımda oyunun tanımını.

    bugünde seri üzerinden yapılan yorumların biraz dışına çıkmak gerekiyor.
    çünkü oyunun temeli sadece seri'den ibaret değil. tabi ki şunu da hemen belirtmek istiyorum. ben bu oyunun türkiye liginde iş yapıp yapmayacağından çok avrupa'da ne yapar derdindeyim... yoksa büyük maçlarda bir şekilde maçı 1-0'a bağlamaya çalışan bir başakşehir'in lig lideri olduğu yerde konuşmak abes.

    pozisyon oyununun esası aynı nitelikteki 8x2 oyuncu ile oynanan bir yapıdır.
    iki bek, 3'lü orta saha, 3'lü ön hat birbirini aratmayan 16 oyuncudan kurulmak zorundadır. bugün seri sakatlansa pozisyon oyununu nasıl? kiminle? ne şekilde? oynayacağımızı söyleyebilecek biri yok. olamazda...

    çünkü, seri, fernandinho, rodri, jorginho gibi bu oyunun oynanması için yaratılmış adamlara bir şey olduğunda yedeği olmadığı için sorun büyüyor. bugün seri'yi, seri kalitesinde kim yedekler büyük bir soru işareti..

    pozisyon oyununun bir numaralı olayı half-space'dir. bunun için bekin hareketli olmasının yanında serbest 8'lerin de mobil olması şart oğlu şart. bu 8'ler aynı zamanda topu kaptırdığında bir kante'ye dönüşmesi gerekir. yani çift yönlü orta saha olması gerekiyor. bunun yanında beklerinde oyun kurulumuna yardım etmeleri mariano'nun 28 yaşındaki halinde olmaları lazım gelmekte... etti mi 8 oyuncu size forvetle birlikte.

    bunları yedekleyecek oyuncuları dahil etmek gerek.
    yukarıda belirttiğim gibi seri 6 ay yoksa ne olacak? ne yapacak bu takım?

    işte tüm bunların sonucunda geldiğimiz noktada üç aşağı beş yukarı hibrit bir oyuna ihtiyaç duyuyorsun... ben 15-16 aynı tipte oyuncuyu kadroda tutmanın (seri'yi referans alırsak onun ayarında 15-16 oyuncudan bahsediyorum) maliyetini hesap edersek vazgeçilmesi gerektiğini düşünmekteyim. olmadı leipzig izlerim...
  • 19
    yüzeysel bir futbol takipçisiyimdir. belli ana dizilişler dışındaki dizilişlerin abartı olduğuna inanırım. futbolda başarı mı istiyorsun? boğuşacaksın, ısıracaksın, koşacaksın... türk futbolu dediğimiz organizmada hele azman olacaksın, dipdiri olacaksın falan filan. adına ister pas oyunu diyelim ister pozisyon oyunu, bunun bizim dna'mıza uygun olduğuna inanmıyorum. şöyle bir hücum marşı olan takıma hunharca saldırmak dışında başka bir şey yakışır mı olm:

    https://youtu.be/8ytsC61i2KI

    yeniçeri kostümümü giydim bile! :(

    ya da stadındaki maçlarda rakibini şu tempoyla katliama davet eden taraftarın takımına pas, pozisyon oyunu falan fıstık yakışır mı baba:

    https://youtu.be/irOFCpNfJDI

    beni bayıyor pas oyunuymuş, pozisyon oyunuymuş, cartmış curtmuş. galatasaray'ı galatasaray yapan mantalite yırtıcılıktır, ölümüne saldırmaktır. sal hocam sağlı sollu çitaları bekten, kanattan. koy göbeğe gencecik çim eater'ları, seri'nin önünde biçsinler, kessinler. anadolu efes neden avrupa basketbolunun ebesini belliyor 2 sezondur? ergin hoca kırdı larkin'le micic'in zincirlerini, verdi "dümdüz edin" emrini ve hooop:

    fırtınam, felaketim hasretim,
    yetmiyor, sevişmeler yetmiyor,
    şiddetin ne hoş, ne güzel şefkatin,
    sevdikçe, sevesim geliyor,
    ölene kadar peşindeyim bırakmam...
  • 21
    bu kadar eksiğe ve hakem kıyımına rağmen bence gayet iyi oynadığımız oyundur.
    as santraforun, defansif orta sahan, sol ve sağ açığın türlü sebeplerle sahada yok.
    buna rağmen alanya deplasmanında şartlara göre gayet iyi futbol oynuyorsun.
    hocanın 2020-2021 sezonunda da bu oyundan vazgeçeceğini düşünmüyorum.

    (bkz: 8 temmuz 2020 alanyaspor galatasaray maçı)
  • 23
    90’lı yıllarda vcd’lerde düğün cd’si filan izlerken rwx4 filan yapıyorduk ileri saralım diye. görüntüler böyle yavaş yavaş film karesi gibi önümüzden geçerdi hani. galatasaray modeli pozisyon pas oyunu da böyle bişey. anam yavaş yavaş yavaş:( baygınlık geliyor artık. çakma bir barcelona gibi takılıyoruz. bu pasların amacı da anadolu takımlarının savunmasını açmak yanlış anlaşılmasın.

    erol bulut’la okan buruk minimal kafada 4-2-3-1 oynayıp puanları toplayınca da şaşkınlık haset küçümseme bütün duyguları mixleyip yerimize oturuyoruz.

    aslında o kadar kolay ki şu ligde başarılı olabilmek. kaç zamandır neyi deniyoruz bi türlü anlamıyorum.
  • 24
    santrforsuz oynuyoruz.

    bakın çok ilginç bir şey söylüyorum, resmen 19-20 sezonunu sf'siz oynarak geçirdik.

    buna rağmen pozisyon oyununu gayet iyi oynadık.

    bir tane target man aldığımız zaman bu oyunun ne seviyeye geleceğini herkes görecek.

    bir de bu target man'ın arkasına emre akbaba gibi golcü bir 10 numara yerleştirdiğimizde bambaşka bir hal alacak bu oyun.

    ama fatih hocam ne olur şu takıma bir tane target man bul gözünü seveyim ya. 2017'nin 21 aralık'ında geldin. 32 ay olmuş sen bu takımın başına geçeli. yok mu izlettiğin bir target man?

    sörloth gibi, crivelli gibi, muriqi gibi birisi yok mu ya?