• sevgili galatasaray sozluk yazarlari,

    hamza hamzaoglu'nun gorevinden ayrilmasindan sonraki boslugu doldurmak adina teknik direktorluge adayligimi acikliyorum. sizin de desteginizle galatasarayi 2023'e tasima hedefindeyim.

    teknik heyetteki kadrom ise:

    yardimcim pep
    kondisyoner extensor
    basinla iliskiler lion plath
    abdurrahim albayrak kontenjanindan halim abi (sozlukte devam etseydi zizonkovac)
    chief scout harry kewell the wizard of oz
    guvenlik amiri cagaman caga
    otobus soforu yapma hayrettin

    haydi galatasaray sozluk, hep birlikte daha da ileriye...
  • kendisinin, chp'den 2.bolge 23.siradan milletvekili adayi oldugunu ogrenince soka girmis yazar.

    birincisi, chp'li degilim. (hayatim boyunca oy verdigim partiye, sandikta cikan tek oy bana aitti)
    ikincisi, siyaset icin yeterince ahlaksiz biri olmadigimi dusunurdum hep.

    yahu bir partiye hatta herhangi bir seye taraf olamam ki ben, fazla acik sozlu ve durust kalmiyor muyum, askolsun aslan gibi savas galatasaray :/
    hayatim boyunca taraf oldugum tek sey galatasaray, onda da taraftar degilim, galatasarayliyim.

    ama bu kadar beklenen bir seyse bagimsiz aday olabilirim, sozlugu temsil etmek adina. hakkinda konusacagimiz hos bir latife olur.
  • salak olan yazardir. kendisine "oglum", "kimil zararlisi" diye mesaj atanlara bile kibarca cevap yazmaya calisip aciklama yapma zorunlulugunda hisseder.

    saftir da. karsisindakinin daha cocuk oldugunu ogrenince yedigi hakaretleri de umursamaz bir seyler ogretirim belki diye uzun uzun durum aciklar, akli sira ogut verir.
    cocuk diyince kucumseme algilanmasin, 19 yas teenager diye gecer, yani cocuk.

    yedigi hakaretin, safsatalarla gecistirilmis inceliklerin ustune yine de ogretmeye calisir bu saftirik yazar. anlatir. der ki:

    kobiler bile havadan para alacagi zaman parayi nasil vergilendirmeden sokarim derdine girer. yurtdisindan para transferi yapmayi kimse sevmez cunku kesintiye ugrar. bu kadar basit bir durumu ekonomi profesoru olmadan da bilir kisiler. cunku kacamayacagin seydir vergi resmiyete girdigin anda.

    ama bunu soylerken karsisindakinin henuz ne gelir vergisi, ne spotaj ne de baska bir sey goremeyecek kadar ufak oldugunu bildigi halde akli basinda biriyle konusur gibi anlatir. spot pazari neden turkiye'de bu kadar yaygin anlatmak ister ama anlatamaz cunku karsisindaki daha mamul maliyetini bilmiyor ki. salak dedik ya, yine de anlatir kibarca.

    havada kalmasin diye cozum ornegi de verir bu salak orta yasli yazar (35 orta yas degil artik ama ikinci bahari yasiyormus ya, o ne demekse) bugune kadar belki 100 kez yapildigi gibi futbolcunun maasini dusuk gosterip aradaki farki bir yoneticiye borclandirarak ffp'yi atlatabilirsin der. kampanya yaptiginda da kalkip vergiyle ve faturayla ugrasmaz, yatigin kampanyayi vakif uzerinden halledersin der. boylelikle 10 tl yatirdiginda bir taraftar bunun %50si degil tamami kulube girer der.

    turk halki farklidir, illa karsiligini gormek ister der cocuk, 19 yilin verdigi tecrubeyle. toplum bilimciler bosuna okuyor okullari cozum uretmek icin ya da pazarlamacilar. ozellikle pazarlamacilar. ama durun, pazarlamacilar bunun cozumunu 20 yil once bulmamis miydi? belki de sorun budur, 20 yil once bulundugu icin 19 yasindaki bu cocuk gorememistir. e okuluna da henuz gitmedigi icin bilmiyor olabilir. neden dislayalim buna da cevap verelim.

    turkiye'de gazete kupon furyasi iyice azdiginda hukumet yasak getirdi. ayni yasagi yakin zamanda telefon icin de kullandilar. peki bu iki yasak da nasil delindi? verdigi hizmet her neyse onu fiyatlandirip mamulu bedava veriyorum dedi. urun mu istiyor taraftar. kampanyaya katilan herkese 10 tl verene bileklik, 20 tl verene kupa, 100 tl verene uefa kupasi dvd'si hediye!!

    ah mucize. vergi vermeye gerek kalmadan bagis topladik. ustune urun de verdik. hatta urunleri kafamiza gore cesitlendirebildik bile!!! vay be.

    ama dedik ya, 20 yil onceydi, 19 yillik tecrube yetmemis olabilir.

    kafasi da calismaz bu yazarin. mesela hala anlayabilmis degil, nasil oluyor da karsisindaki kisi kendine hakaret ettigi ve kendisi buna olabildigince kibarca karsilik verdigi halde nasil oluyor da kendisi kotu adam olabiliyor?

    nasil oluyor da 19 yasindaki bir cocuk sifir bilgi, bol bol kulaktan dolma hikayelerle kendini hakli cikarmaya calisabiliyor, nasil kendisine anlatilmaya calisani sanki sahsina bir hakaret gibi gozardi ediyor anlamiyor bu salak yazar.

    ha yazar dedim de. kendisi yazar. 98'te universiteye girmis, once elektronik muhendisligi, sonra isletme okumus, sonra sinema egitimi almis, sonra her seyi birakip yazmaya baslamis yazar... yazar dedim de, sanirim bir daha buraya yazmaz.

    salaktir falan ama onun da sabrinin bir sonu var.
  • kendisiyle birkaç zirvede konuşma fırsatı bulmuştum, çok sever ve sayarım kendisini, keyifli ve güngörmüş bir insandır. oturup sabaha kadar dinleyebilirim kendisini. geri gelelim, maalesef kendisi de büyük bir hayal kırıklığına evrildi gözümde.

    aslında kendisinin sözlükten ayrılma kararı türk toplumunun neden ilerleyemediğine güzel bir örnek. yanlış anlaşılmasın, sözlükten tabii ki ayrılabilir, kişisel kararıdır, sözlük, forum, tribün çok da önemli yerler değil. galatasaraylıların yolu her zaman için bir yerlerde kesişir. ayrılık sebebi ise tam anlamıyla komedi. tırnak içinde yazıyorum, türk aydınından bir halt olmadığı için, toplumsal ilerleyiş sürekli kesintiye uğruyor, uğramakta, sistemi eleştirenler, yol gösterenler, alternatif fikir sunanların alayı bir yerden sonra survivor yılmaz morgül'e evriliyor. en ufak eleştiride, küsme tribine giriyor, bu toplum onları ve onların yüksek fikirlerini hak etmiyor, kendileri çağın ötesinde, aşmışlar ama nietzsche hesabı beni 100 yıl sonraki nesil anlayabilir triplerinde.

    şu an sözlükte olduğumuz için sözlük üzerinden örnek veriyorum, kimi abdurrahman çelebi yaptıysak, egosuna, kibrine yenilip çekip gitti ilk fırsatta trip atarak. gs sözlük çok kalitesiz bir yer, çok boktan bir yer belki de değil mi? kimden oluşuyor, en az 1 sene okurluk, çaylaklık sırasında sürünen, moderasyon tarafından sürekli baskı altında tutulan, hor görülen, bezdirilen, buna rağmen vazgeçmeyen, sabreden yazarlığa alınan galatasaraylılardan oluşuyor. okuma yazma biliyorlar yani en azından. yazar olabilen 10 kişiyse reddedilen 150 kişi, abartısız. şunu demeye getiriyorum, galatasaraylılar ne ki sözlük ne olsun. 7 kişi kalmış rakibe oley çeken tipleriz, bu kadar önemsemeye gerek yok kendimizi. bu yozlaşmanın en büyük sebebi de, örnek olacak galatasaraylıların piyasadan çekilmesi, yerine hırboların hakim olması.

    bu durumun düzelmesi için senin gibi aklı başında insanların mücadele etmesi lazım. sözlük olur, twitter olur, illa sosyal medya olmasına gerek yok publarda, cafelerde olur. olur yani bir şekilde ama ilk eleştiride 'ama ben salağım yaa, tabii ben aptalım yaa, tabi ben böyleyim yaa tabiii' triplerine girmek 35 yaşında adama yakışır mı?

    bir de işin en acı tarafı ad hominem'in allahını yapıp, fikirleri değil de insanların yaşını ön plana koyup onun üzerinden fikirleri önemsizleştirmeye çalışmak. ne olmuş abi arkadaş 19 yaşındaysa, sen 35 yaşındaysan. 50 yaşındaki adamın yanında da sen çocuk kalıyorsun, seni yaşından dolayı ezse, yarım yaşındaki eleman ne yaşamış ne görmüş de ahkam kesiyor dese ne hissedeceksin. nice yiğitler var 18-19 yaşında olup da 45-50 yaşında adamlardan daha çok kendini geliştirmiş, cesur, atılgan. bu işler yaşa başa bakmıyor, üç kelimenden dördünün elemanın 19 yaşına vurgu olması senin açında büyük bir eksi olarak hafızalara kazınmıştır.

    tartışma konusuna gelecek olursak da inanılmaz derecede ağır bir şekilde saçmalamışsın ne yazık ki. bileklik kampanyasına en başından beri karşıyım, tek bilek tek böbrek benim gözümde kampanyanın ismi. yine de alternatif olarak sunduğun yolların hepsinin dolandırıcılık ve sahtekarlık olması sana yakışmadı. kamu yararına dernek statüsündeki spor kulübünü, tahtakale esnafı hırdavatçı metin abiyle bir tutup vergi kaçırma taktikleri sunmak nerden baksan aymazlık.

    futbolcuların maaşlarını düşük gösterip, aradaki farkı yöneticileri borçlandırarak karşılamak ve ffp'yi atlatmak, uefa'yı dolandırmak. :) biz mi einstein'ız yoksa uefa mı senin tabirinle gerizekalı abi? ya da diğer bütün kulüpler? futbolcuyu asgari ücretle oynatalım o zaman, geri kalan kısımları yöneticileri borçlandıralım?

    abi 3 tane üniversite bitirmişsin allah aşkına bu işler böyle kolay mı, bunun maliyesi var, vergi dairesi var, spksı var, sgksı var, var oğlu var. daha 2 sene önce sgk kulüplere gider yapmadı mı maaşları düşük göstermeyin yakarım diye.

    http://www.sgk.com.tr/...cretli-gosterme.html

    ülkenin vergi borcu olarak en sıkıntılı ve sabıkalı kulübü biziz, bütün gözler üstümüzde, denetimlerin ardı arkası kesilmiyor. vergi borcu yapılandırması için sıraya girmiş durumda bekliyoruz, zaten vergi ödemiyoruz, elalemin topçularına paraları har vurup harman savururken, vergi ödemekten kaçmışız. yetmedi daha da dolandıralım devleti, uefa'yı.

    verdiğin örneklerin hepsi yanlış, gazetelerin kupon olayı demişsin, delindi demişsin delinmedi abi, kural kondu eğitici içerikli ürünleri kuponla verebilirsin dendi, kitap mitap kuponla veriliyor. cep telefonu için fiyatlamayla ilgili bir konu yoktu, taksit ile ilgili bir sıkıntı vardı, yani taksitle cep telefonu almak yasaklandı. esnaf telefonu 1 liraya peşin sattı, telefonun yanında sattığı kılıfı telefon fiyatına yani 3 bin tl'ye satmış gösterdi, kılıf taksitten muaf olmadığı için taksidi onun üstüne dayadı. yani ortadoğu insanının çakallığını konuşturdu, bir iki ay sonra devlet buna da uyandı, engelledi. yani çakallık ve sahtekarlık ile delme çalışmaları yaptılar ve sen gelip bunları makul örnek olarak koca galatasaray spor kulübüne sunuyorsun.

    sözün özü, sözlükten bu kadar basit bir sebepten dolayı gitmesi üzdü, benim için fark etmez, mutlaka bir yerde görür, keyifli sohbetinden istifade ederim, birasını içerim de işte...

    neyse...
  • yazılarını zevkle okurdum.
    kendisini de galiba hiç konuşmamış olsak da yazdıklarından ötürü severdim.

    ama bir yerde yanlışı var.
    eğer baranakcok aracılığıyla gönderdiği (bkz: #1910543) mesajdaki gibi düşünüyorsa bu sözlüğe birilerine öğretmenlik yapmak için üye olmadığını hatırlamalı. kendisiyle bir başka yazar arasında o hiyerarşiyi talep etme hakkı yok.
    ben de 36 yaşındayım. daha bu güne kadar ne bir yazara öğretmen gibi davrandım, ne de yaş muhabbeti yaptım. hatta çoğu özel mesajda lafın gelişi abi veya kanka yazarım.
    açık konuşayım saçmalamış.
    egosu altında ezilmiş.
    gerek yok bunlara. burası bir paylaşım platformu. kimse kimsenin yaşını, cinsiyetini, statüsünü önemsemez.
    insanları bilgiye değil fikrine aşık olmakla itham ederken, keşke yaşının getirdiği statüye aşık olmasaydı.
    fikir tartışmasını statü koyarak değil de ancak aşık olunması gerektiğini iddia ettiği bilgiyle yaparsa ortaya güzel şeyler çıkar.

    insan kendinden küçük yaşta birinden de çok şey öğrenebilir. ben öğreniyorum. geçenlerde mesela stajer avukatım bana çok önemli bir kanun maddesini hatırlattı bir dosyada. gurur duydum. inceydi, nüanstı ve onu dinlenmeye değer gördüğüm için de işim kolaylaştı, kazandım. stajer olduğu için veya gelecekte avukat olabilmek için benim imzama ihtiyaç duyduğundan ona statü koymadım. hem de kanunen hal böyleyken. ayak işi de vermedim. eşdeğer bir meslektaş gibi davrandım. ve sonuçta kazanan ben oldum. ben 36 yaşındayım o 22.

    öte yandan en azından kanuni bir yetki yoksa kimse kendini insanlara, bir yaş grubuna ya da bir zümreye öğretmen olarak atayamaz. bunu yapmak insanın haddini aşmasıdır.

    keşke yazmaya devam etseydi. entrylerinden ne almamız gerektiğine kendimiz karar verseydik.

    bazı kedi besleyen tipler vardır. sinir olurum. hayvanın yemeğini, suyunu veriyor diye kedinin kendisine sürekli minnettar yaşaması gerektiğini düşünür. oysa kedi bağımsızdır. ve hiç bir zaman seninle yaşarken bundan feragat de etmemiştir. sana tapmaz, komutlarını beklemez, iradesini terketmez. durumunu açıkcası buna benzetiyorum. belki diğer yazarlardan bilgilidir, belki diğer yazarlardan daha üstündür. gerçekten bir kıyas halinde öyle olduğu yazarlar da elbet vardır. ama bu, o yazarların paredros lehine iradelerinden feragat etmelerini gerektirmez. burda herkes kendince fikrini paylaşıyor, paylaşılan fikirlerden kendince ihtiyaç duyduklarını zihnine not ediyor. olay sadece ama sadece bu.

    şimdi taziye mesajlarını okuyacak. belki egosu şişecek. bu sözlükte ne kadar önemli bir yer tuttuğunu görecek falan filan.
    ama sonra "tekrar üye olmazsa" geride kalıp unutulacak.

    oysa yaşı gereği olgun davranıp bazı tavırları süspanse edebilirdi. tercih etmedi herhalde. yolu açık olsun. yarın öbür gün bir blog falan açarsa takip ederiz.

    not: gerçekten üyeliğini silmesine sebep olan tartışma ile alakalı zerre bilgim yok. nedir anlayayım dedim. çarşaf çarşaf yazı çıktı karşıma. açıkcası okumayı vakit kaybı gördüm. neticede 2 yazar arasındaki tartışma. bana ne. sözlüğe ne. bu entryi yazarken farzediyorum ki paredros sonuna kadar haklı ve mağdur. o düşünceyle yola çıkınca bu kanıya vardım. üyeliğini silmesine ilişkin fikirlerimi kimin haklı olduğu değiştirmeyecek.
  • (bkz: paredros/@pep) :)) senaryolari degistirdik, daha gorsel hale geldi. son yazimi kaldi, ona da useniyorum simdilik. agustosla beraber macaristan film office'e basvuru yapip izinleri aliyoruz, budapeste'de cekime baslayacagiz korku kisanin. istanbul'da olsan surece dahil olurdun, guzel muhabbet olurdu.

    (bkz: paredros/@neverfall) muzige overrated diyemem:) depesyon dedim, damar demedim zaten. icki masasinda arabesk ise lise zamaninda yapilacak bir sey gibi gelir hep bana. yas buyudukce fonda hamiyet yuceses calar muslum gurses degil. en azindan bizim icin surec boyle oldu. once orhan gencebay'dan vazgec gonlum dinledik, sonra baktik ki arabeski kendimize bahane ediyoruz yasamadigimiz seyler icin, sonra genlerimizdeki gercek muzigi ogrendik, sanat muzigi. icki masasina meze olamayacak kadar guzel ama muhabbet yaninda da guzel gidiyor be kardesim:)

    turk sanat muziginde de arabeske yakin tatta makamlar var. nacizane fikrim en baba arabeskten daha damar sarkilara sahip oldugu. gazel arabeskten cok sanat muzigine yakisir mesela. dedim ya, hamiyet yuceses soylesin, ramazan vakti icmeden sarhos gezersin.

    2 hafta once artik ruyamda mi gorduysem, sabahin korunde arabada "kimi dertten icermis kimi neseden" actim hamiyet yuceses'ten. gunun geri kalanini net hatirlamiyorum:)

    bunlarin da disinda anlatim olarak "beni oldurdun, kara toprak seni alsin..." tadinda seyler yerine, icinde metaforlarla dolu depresif sarkilari daha cok seviyorum. benim icin "kalbi camdan" muslum gurses'in ustasindan daha damardir. birinde yaninda icki gerekir, digerinde catlak dolu bir kalp. birinde elindeki kadehi firlatmak istersin digerinde kalbini. birinde kopru altinda sarap icsek de biz buyuz, onu da yapariz dersin, digerinde koprunun ustundesindir.

    "tek tesellim kaldi o da hayalin,
    onu da al eger acimiyorsan" guzel bir soylem ama direkt anlatim,

    "odam sicak, bilmiyor gittigini
    sesim kisik, agladim her yerini" daha derin ve ozgun bir anlatim.

    arabesk bir hikayeyi sana 3 dakikada yazabilirim. ayni duyguyu ve hikayeyi icinde arabesk fetis katmadan, ozgun yazmam 3 haftami alir. evet arabesk hikayeyi muhtemelen daha cok seversin, ancak digeri gercek yazarliktir.

    madem damar bir iki ornek de ben yazayim

    kimi dertten icermis, kimi neseden,
    kimi yar elinden, kimi siseden,

    kadehim kirilmis sisem artik bos
    sormayin ben niye sarhosum sarhos

    dostlarin meclisi donansin meyle
    sakiler mest olsun tamburla neyle
    ey gonul cefaya tahammul eyle

    asil amaci degildir yine de icinde tasavvufa gonderme de yok degil.

    edit: oversing: turkcede karsiligi yok bunun ama kabaca bir sarkiyi olmasi gereken notadan yukarida soylemeye calisma diyebiliriz sanirim. olmasi gerektiginden fazla nagme yapmak, sirf sarkiyi guclu soyleyebiliyor gibi gostermek icin kelimdeki vurguyu yanlis yere koyarak soylemek (ozellikle fantezi muzik ve ibrahim tatlises tarzindaki arabeskciler bunu cok yapar) gibi seyler.
  • kendisiyle 5 6 saat konusup bilgilenme firsati buldum. bakin tartisma demiyorum, bilgilenme. bir insanin bilmedigi hic mi birsey olmaz :( tam koseye sikistiricam, hooop gunu gunune ornek verip siyriliyor aradan, tarihten kesitler sunuyor, noterden onayli kayitlar gosteriyor, yine hakli cikiyor.

    sapkadan tavsan degil kutuphane cikariyor. bi de hem adi hem de sapkasindan dolayi: (bkz: yaniyosun fuat abi)