• 1
    finansal fair play kapsamında ve ekonominin içinde son derece kritik-hayati bir öneme sahip eylemdir. sadece alırken değil, satarken de başarılı ve aktif olmamız şarttır.

    kısa ve uzun vaadede hareket imkanı sağlamak ve değirmeni döndürmemiz şart. eğer dönmüyorsa klüpler batıyor zaten. bu nedenle gerek altyapı olsun, gerek oyuncu yetiştirme-parlatma olsun bu şekilde hareket etmek zorundayız. hatta öyle ki alacağımız adamların kar getirecek bir yatırım olup olmadığına göre almalıyız. ölü yatırım yapmak gibi bir lüksümüz yok.

    oyuncu satma işi ise futboldan ayrı, tümüyle farklı bir meslek olan pazarlama mesleğine dahil oluyor. bunun için elimizde bu işi harika yapan bir pazarlama uzmanı kişisi olmalı.

    aranan özellikler ;

    1) pazarlama konusunda kendini ispatlamış tecrübede olması.

    2) futbol dünyasından pek uzak olmayan biri olması.

    3) insan ilişkileri, ikna kabiliyeti ve kurnazlıktan anlaması.

    4) güvenilir karakterde ve mümkünse galatasaraylı olması.
  • 3
    son dönemde mustafa cengiz yönetiminin sıklıkla eleştirildiği konudur. açıkcası eleştirilerin önemli bir kısmına katılmakla beraber bazı konuların tam olarak anlaşılamadığını düşünüyorum.
    oyuncu satmak beceri işi midir? evet biraz öyledir ama bence abartıldığı kadar da değildir.
    esnaflıkta "malı alırken kazanacaksın" diye bir deyim var. yani alırken ne kadar uygun alırsan, satarken o kadar rahat satar ve kar edersin.
    biz bazı futbolcuları alırken iki kere kaybediyoruz. onlara hem yüksek bonservis hem de yüksek maaş veriyoruz, yani zaten maça bence 1-0 yenik başlamış oluyoruz.
    tabii kulübün içinde bulunduğu maddi sıkıntı ve ffp baskısı, bizi alıcı kulüplere karşı daha da zayıf gösteriyor.
    en taze ve somut örneği maicon transferidir.
    normal şartlar altında en az 3 milyon euro alınması gerekirken biz 1.4 milyon euroya razı olduk, neden mi?
    bir kere o dönem yabancı sınırı değişmişti. ikincisi maicon 2.2 milyon euro alıyordu, yani iki as stoperimizin maaşından fazla ve bizim acil gelire ihtiyacımız vardı.
    şimdi bunların hepsini bilen menajer ve alıcı kulüp sizinle top gibi oynar, sonunda da kafasındaki rakama işi bitirir.
    verilen bonservisi geçtim, maicon 2.2 yerine 1.3 alıyor olsaydı çok daha iyi rakamlar kazabilirdik. tabii burada yönetim basiretsizliği de yok değil.
    he maicon demişken, 2017 takvim yılında ahmet çalık ve maicon için toplam 10,5 milyon euro bonservis ödedik.
    bu para ile city'nin kapısına dayanmış olsak, jason denayer'i çok rahat alırdık.
    yani yukarda dediğim gibi alırken kaybettik.
    bide unutmadan, biz maicon'u 2019 ocak ayında arabistan'a bonservis ile satacaktık ama artık araya kimler girdiyse al ittihad da costa'yı tercih etti.
    ben gideceklerini kesin gibi görsem de, belhanda ve babel de aynı şekilde kulübü şu an kastırıyorlar.
    çünkü birisi 3,5, diğeri 2.5 milyon euro alıyor. şu an tek amaçları bonservislerini alıp gitmek. çünkü gidecekleri kulüplerden imza parası alacaklar.
    tabii fenerbahçe'nin satışlarını öven arkadaşlar oluyor, kasımpaşa'nın yetenekli adamını bedava alan kulüp için bu satışlar büyük başarıdır!
    garry rodrigues bence bizden yüksek ücret almasına rağmen arap piyasasına göre düşük aldığı için gelen teklifi kabul edip gitti.
    bir arap kulübü feghouli'ye 6 milyon euro maaş verse, feghouli neden gitsin ki? zaten burada bonuslarla o parayı yakın kazanıyor.
    siz olsanız istanbul boğazını, şampiyonlar ligini, tutkulu taraftarı 1 milyon euro fark için bırakıp gider misiniz?
    yani yüksek maaş oyuncu satımında en büyük engeldir.
    bir de tabii bizim taraftarın futbolcuları saçma sapan şekilde değirsizleştirme ve gömme huyu var.
    bir sürü örnek verebilirim ama basit bir örnek vereceğim. ryan donk, bugün kendisini sevmeyen yoktur diye düşünüyorum.
    bu adam 18 şubat 2016 galatasaray lazio maçında baya dakikalarca yuhalandı.
    mario lemina, evet baya bi sakatlık geçirdi ama oynadığında hepimiz memnun kaldık.
    yahu adama saçma sapan sakatlıkla ilgili şeyler niye yazılır? yani ruh hastası mısınız?
    bunlar bize bir şey kazandırmayacağı gibi çok şey kaybettirir.
    ndiaye 16 milyon euroya bu yönetim döneminde satıldı ama yönetim ile zerre alakası yoktu çünkü piyasa yapmıştı.
    siz doğru adama doğru fiyatı verirseniz (ki bence ndiaye doğru transfer değildi) kar ederek elden çıkartısınız.
    geçen gün bir yazar arkadaş ozan kabak'ı sordu.
    potansiyelini avrupanın 2017 yılından beri bildiği ve takip ettiği adama 7,5 milyon euro çıkış maddesi koyarsan ve çocuğu oynatmadan sözleşmesini değiştirmezsen 11 milyon euro alırsın.
    he ben ozan'dan daha fazla aidiyet beklerdim ama yine de 3,5 milyon euro gibi bir fazla rakam kazandırdı.
    işin özü yeteneğe parayı vereceksin ve maaşını düşük tutacaksın. ekstra durumlar dışında kar etmeme şansın yok. en kötü aldığına satarsın.
    (bkz: bruma) (bkz: alex telles)
  • 4
    mevcut taraftar* profiliyle zor olan eylem. bakın suyun karşı tarafına, bir senedir vasat bir forveti el üstünde tuttular; “oyuncularına sahip çıktılar”. diğer yandan taraftardan bağımsız medyaya bir sürü haber üfürdüler; yok burnley izlemeye gelmiş de teklif masadaymış da tottenham düşünüyormuş da... bu minvalde haberler işte, sizi bilmem ama ben bunları okurken gayet eğlendim.*
    velhasıl kelam bahsettiğim taraftar, satışı yapan kulüp yönetimine “köstek değil destek oldu“. olaya kendi tarafımızdan bakarsak bugün de hâla bazıları ağlayıp vahlasın ligin en çok gol atan yabancısını elden çıkaramıyoruz diye. çıkaramazsın tabi, bu kafayla da daha zor çıkarırsın. 2 sezon şampiyon olmuş kadro oyuncularını satacak kulüp de bulamazsın tabi bu kafayla, ne mümkün? sonra da topu yönetime atarsın, vallahi sağlam komedi. her şeye eyvallah deyin, bahsettiğim takım gibi de şeffaflıktan uzak olalım demiyorum; ama bu işin bir üslubu bir adabı var. her şeye burnunu sok, hiçbir şeyden memnun olma, sürekli karala, itibarsızlaştır, değersizleştir, şikayette bulun, kıymet bilme(!); sonra kendinin hiç suçu yokmuş gibi topu yönetime at. oldu, çok samimiyetsiz ve irrasyonel oldu ama onu bi’ belirteyim...
  • 5
    sozluk yazarlarinin ve galatasaray taraftarinin kafasinin basmasi gereken bir kac kural iceren olay.

    1- oyuncu satmak tek tarafli bir is degildir, 3 farkli partiyi ilgilendiriyor (satan klup, alan klup ve oyuncunun kendisi). bunlardan bir tanesi bile istemiyorsa oyuncu satisi o-la-maz. bunu kafaniza sokun.

    2- oyuncunun satilabilmesi, alinirken belirlenir zaten. sen bir oyuncuya ne kadar para verirsen, bir sonraki satisi o kadar zor olur, zira oyuncu olarak bakmaktan ziyade insan olarak bakmaniz gerek. belhanda su an mis gibi istanbul'dan niye dubai'ye gitsin? 500 bin euro fazla icin mi? gitmez, bu durumda 1. kural gecerli olur. ve bu durumda eger bir sorumlu arayacaksaniz, ilk olarak o oyuncuyu alan kisilerde arayacaksiniz. 4m euro maasli feghouli'yi satamadigi icin bu yonetime degil.

    3- taraftarin rolu icin zaten detayli bir linc yazdim https://rerererarara.net/entry/2945852 , galatasaray taraftari oyuncusunu degersizlestirme konusunda ulkede acik ara 1. ne fenerbahce ne besiktas taraftari oyuncusuna toz kondurmaz, mesela capsiz oguzhan'a bile 150m euro geyigi bu yuzden cikmistir, adamlar oyle ya da boyle oyuncularini degerli tutmaya aclisiyorlar.

    4- son olarak ffp tabi, kimse mal degil, hele ki pandemi doneminde insanlar kurusun hesabini yapiyorlar. bu durumda sizin icinizde bulundugunuz zayif el herkes tarafindan biliniyor ve tabiki de suistimal ediliyor. biz de yapiyoruz, yapmaliyiz.