• güzel bir anım var bu konuyla ilgili.

    babadan oğula nesil, tinercilik boyutu korkunç seviyelerde seyreden ve futbol manyağı bir arkadaşımla ps oynuyorduk evde. tabii hâl böyle olunca tartışmalar ve futbol üstüne aforizmalar da kaçınılmaz oluyor. futboldan benden daha çok anlayan biriydi allah'ı var. beşiktaş harici bir takım hakkında özellikle teknik konuları hiç de bir tinerci edasıyla konuşmazdı. işte öyle durumlarda ciddiye alabiliyordum kendisini. her neyse, o sıra malatya'ya kaybetmişiz sanırım, adamın keyfi gıcır. beşiktaş yazın transfer bombalarını patlatmış bam bam bam diyerek. haliyle bütün müptezeller 5 sene şampiyonluk ve avrupa kupası moduna girmişti hatırlarsınız.

    neyse konuya dönelim, tudor'dan istediğimiz verimi alamayınca beşiktaş'lılara gün doğmuş; şenol hocayla maviliklere motor sürmeye henüz aralık ayının soğuk günlerinde başlamışlardı. soğuk olur dedik, ayaz vurur don yapar yollar dedik, mavilik değil, tek bulacağınız şey gri ve kasvetli bir gökyüzü olur dedik; dinletemedik.

    akşam vakti arkadaşın telefonuna maçkolikten bir bildirim geldi, elindeki oyun kolunu yavaşça masanın üstüne bıraktı. gözlerinde yuvasını kaybeden küçük bir kartalın hüznü vardı. o bakışları ve yüz ifadesini hiç unutamam: "fatih terim geri dönmüş" dedi dudakları titreyerek. bakın beyler abartmıyorum, eşek kadar adam o an korktu resmen karşımda. gözlerinde ve yüz ifadesinde korku, hayal kırıklığı ve yaşama hevesini kaybetmiş bir müptezelin sessiz çığlıkları vardı.

    sonra oyun oynamaya da hevesi kalmadı zaten.

    twitter'a girip twiti görünce şampiyonluk kutlamasına başlamıştım zaten.
  • kimileri için görüldüğü değil, duyulduğu andır. bir gece vakti, sözlük yazarlarından oluşan fifa pro club takımımızla oyunu oynarken bir anda birinin ''fatih terim gelmiş lan.'' demesi, ilk başta kimsenin inanmaması, bütün konsantrasyonun dağılması fakat sonrasında yaşanan coşkuyla hayvan gibi oynayıp division'ın şampiyon bitirilmesiyle son bulmuştur. gelebilecek en güzel haberin gelmesi zaten yeterliyken bir de birbirimizin kanlı canlı reaksiyonlarını duymak olaya bizim için daha da keyif katmıştır.
  • tesadüfen yenilediğim anasayfama düşmüştü daha atıldığı anda. koskoca adamım gördüğüm ve mavi tikli hesaptan atıldığını anladığım ilk anda gözlerim doldu mutluluktan, sevinçten ne yapacağımı şaşırdım. bir an bile hesabın hacklendiğini falan düşünmedim, çünkü tam da hocaya yakışacak bir hareketti. harika bir an olarak kalacak her zaman aklımda.
  • hocaya olan kırgınlığımı, hissettirdiği o acıyı anında silip atmış andır.
    iki fenerli ve bir beşiktaşlı arkadaşımla evde oturuyorduk. finaller yaklaştığı için ben bir yandan ders çalışıyordum ama aklım sürekli o ihtimaldeydi, 5-10 dakikada bir twitter'a girip ne var ne yok kontrol ediyordum.

    gördüğüm anda kayış koptu. sadece bende değil, fenerli ve beşiktaşlı arkadaşlarımda da... asılan yüzlerini, gözlerindeki 'başımıza ne geleceğini galiba biliyoruz' ifadesini unutamam.

    'galatasaraylı fatih'i ben böyle tanırım, tek cümlesiyle tarihte yeni bir sayfa açan adam. özüne dönmen umuduyla hocam.

    "bazen başarı para, kupa kazanmak değildir. insanların yüreğine dağlanmaktır. damarında, kanında yaşarcasına."
  • uykudan uyanmıştım, twiti atıldıktan birkaç saat sonra gördüm. bu birkaç saatlik süre zatfında beşiktaşlılar vakit kaybetmeden "hoşgeldin dediklerinizi güle güle gönderdik" twitleri atmaya başlamış, "terim gelsin de şenol hoca'dan futbol öğrensin" diye ampır ampır konuşmaya başlamışlardı. o gece kalpten bir dua etmiştim, allahım bizi bu beyinsizlere mahcup etme diye.

    etmedi.
  • " nerede kalmıştık " 21 aralık 2017 tarihinde fatih terim'in resmi twitter hesabından atılan, fatih terim'in galatasaray'a döndüğünü ilan eden rekor kıran tweet'tir.

    ben o ara televizyon izlerken tweet atılmadan 2-3 dakika önce ulan bir twitter'a bakayım diyerek cihazı elime aldım. tam timeline'ıma bomba gibi düştü. biri tweeti alıntılamış, gerçek mi bu yazmış. birisinin isim değiştirerek hoca'nın ismiyle trolledigini düşündüm ilk başta, bunu öğrenmek için hemen hoca'nın resmi hesabına girdim. evet tweet gerçekti, büyük bir şaşkınlık geçirdim. ama yine temkinliydim. bu sefer acaba hacklendi mi dedim. tam o sırada buse terim ile dm'den halil söyletmez konuşmuş, buse terim gerçek demiş. bunun capsi timeline'a düştü. ardından merve terim hesabından tweetin gerçek olduğunu yazdı. bu da timeline'a düştü. takip ettiğim galatasaray hesapları çalışıyordu. alayı timeline'a düştü yani. işte kızlarının da yazdıklarını gördükten sonra gerçek olduğunu anladım. sonrası büyük bir mutluluk...
  • evimize uzun bir süre boyunca yatıya kalacak akrabalar vardı. ilk gününden anneme soruyordum işte ne zaman gidecekler, kesin bir şey var mı falan filan. misafir çocuklarından biri benim bilgisayara geçmişti ( bak bak paşaya bak hey allahım ya) annesi de yanında telefonla konuşuyor, babam ve diğerleri de salonda sohbet ediyorlardı. anneme mesaj attım ne zaman gidecekler diye, annemde demez mi "sanırım 2 ay kalacaklar" diye... uff yemin ederim beynimden vurulmuşa dönmüştüm. o süre nasıl geçer, ben ne yaparım bunlarla diye kara kara düşünüyordum. aradan böyle yarım saat falan geçti babam beni çağırıyor. içimden ulan diyorum, kaç kere demiştim size beni çağırmayın diye. kuzu kuzu gittim ve tüm gözler bendeydi. misafirler boş boş gözlerle bana bakıyor, babam ise kaş göz işaretleriyle televizyonu gösteriyordu. televizyona bir baktım, trtspor'da fatih terim'in "nerede kalmıştık" tweeti var. hemen aşağıda da yanılmıyorsam 4. fatih terim dönemi yazıyor... offf nasıl sevindim anlatamam. salondan çıktım ve hemen odama koştum. misafir kadın hala konuşuyor, çocuk ise afedersiniz ama bilgisayarın ırzına geçmişti. öyle bir sevinçliyim ki çocuğu hemen kaldırdım bilgisayardan, e sonuçta buranın ve ve diğer sözlüklerin yorumlarını okuyacaktım. annesi bana ters ters bakmasına rağmen hiç aldırmadım ve okumaya devam ettim. 1-2-3.... bütün yorumları okudum. ulan nasıl zevkli bir şeydi ya. galatasaraylılar çıldırıyor, diğer rakipler korkudan zırlıyor... okudukça okuyordum. yan sekmede ise birkaç kanal açıktı sessizde. arada bakardım yöneticiler bağlanıyor mu bağlanmıyor mu diye falan. o gece misafirleri takmadan o kadar güzel bir uyku çekmiştim ki...

    ama ertesi gün yine misafirlere küfrediyordum sözlük. ha bu arada misafirler yaklaşık 4 ay kalmıştı. aklıma getirdikçe sövesim geliyor. ulan misafirsin lan, 4 ay nedir?
  • tweet'i gördüğümde için kıpır kıpır olmuştu. gece boyunca sırıtmıstım. sonra diğer takım taraftarı arkadaşların anlamsız* ve bir o kadar korku dolu mesajlarını görmüştüm. o gece hemen bir iddiaya girip gs sampiyonluguyla birlikte bir adana yemiştim.
    bu tweet'le bir daha hatırladım ki fatih terim benim için güven ve özgüven demek. onun kenarda olduğu her an takımıma inanç duyarım.
  • bu tweet atılmadan bir kaç gün önce twitter’dan fatih terim’in bildirimlerini açmıştım. o akşam şans eseri bildirimden bir kaç saniye önce fatih terim’in profilinde geziyordum ve şoke oldum gördüğümde. lan daha bildirim gelmeden gördüm bu tweeti ben. :) ilk rt’leyenlerden biri bendim ve o an hissettiğim şeyi anlatamam burada. elim ayağın titremişti sevinçten.
  • öğrendiğim sırada tek başıma salonda oturuyordum ve biraz twitter'da takılıp yatmayı planlıyordum. bir anda twit düştü ve idrak etmekte oldukça zorlandım. önce sahte hesap mı diye tiwiti atan hesaba girdim baktım ve sahte değildi. uzun süre aptal aptal sırıttım. tabi uyuma planları rafa kalktı ve baya geç yattım. ama yastığa başımı koymadan önce de hala aptal aptal sırıtıyordum.
  • söz konusu twiti babam gece 11:30 sularında gösterdi. olay şöyle gelişti. salonda dizi izliyordum. reklam oldu. "dur iki dakika haberlere bakalım." diyerek odama yöneldim. babam da seri adımlarla peşimden gelip, "hadi gözün aydın." dedi. ben, "ne oldu dursun özbek ocak'taki seçimde aday değilim falan mı dedi?" diye sordum. "fatih terim'le anlaşmışsınız." dedi. inanamadım, hemen haberlere bakıp olayı doğrulattım. sonrasında da konuya tamamen hakim olunca sabah 5'e kadar uyuyamadım. saat 8'de uyanınca 3 saat değil de 33 saat uyumuş gibi dingin ve rahattım. en önemlisi huzurluydum. zira imparator yuvasına dönmüş ve 21. şampiyonluğu gece attığı twit ile zaten almıştı. iyi kibizilmesin hocam ve hep bizimle kal.
  • valla ben de wc'de büyük bir işle uğraşıyodum.* tweeti görür görmez şortu çektiğim gibi 'laaaan fatih hoca gelmiş olum şaka mı lan bu' diye bağırarak bir diğer gs sözlük suseri olan ev arkadaşımın kapısına vurmaya basladım. o da o ara lol oynuyodu sanırım pek inanmadı bir de o sıralar ahı vardı.* ardından fake olma ihtimaline karşı bilgisayarda biraz gezinip saatlerce televizyon izlemiştik, onun da ahı yavaş yavaş yumuşamaya başlamıştı hahahaha.
  • evde yatmaktaydım. yazın hocanın başımıza geçeceği dedikodularıyla birlikte hocanın twitter hesabının bildirimlerini açmıştım. öyle de kalmış benim aklımdan da tamamen çıkmıştı.

    telefonda gezinirken yukarıdan “fatih terim tweetledi: nerede kalmıştık... @galatasaraysk” diye bir bildirim geldi. başta anlam veremedim. daha sonra bildirime tıklayıp tweeti açtığımda “allllaaaaağğahahhahaaekkkkbbbeeeğeğğrrrrrr” tarzında bir tepkim olmuştu. canım hocam. niye üzüyoruz birbirimizi böyle :(
  • kız arkadaşımla evdeydik ve yine kötü geçen bir günün ardından moralim yerlerdeydi. hayatımın en kötü döneminin henüz başlarıydı. her anlamda sıkıntılı bir sürece girmiştim. her gün yeni bir kötü haber, her yeni güne bir iç sıkıntısıyla uyanan bir müzeci -tabii uyuyabilirse o da-.

    normalde tv izleyen biri değilimdir ancak evde kendi kendine bağdaş kurmuş oturur gibi duran televizyona ufak bir anten bağlamıştım ve evde internet bağlantımız yoktu o ara. kız arkadaşımın "uyumayacak mısın? hadi bırak şu telefonu" tarzında serzenişlerini duymazdan gelerek bir twitter'a bakayım dedim. aslında o an telefonla yapılabilecek her şeyi yapmıştım ve biraz daha geç yatağa girmenin yolunu yapıyordum. twitter'ı da o dönem çok aktif kullanan birisi olmadığım için öylesine bir bakmak geçmişti içimden.

    bir girdim ki twitter'a aman ne göreyim. hocamın adıyla bir hesap "nerede kalmıştık.. @galatasaraysk" tweeti atmış. ulan dedim bir an kendi kendime; "hocanın twitter hesabı yok ki!?"

    biraz şaşırdım tabii o an ama adamın hesabının yanında mavi kalıp içinde o minnacık beyaz tık var. neden sonra aklıma "timeline"ın akışına bakmak geldi. aşağı indikçe spor sayfaları, galatasaraylı arkadaşlarım ve bazı rakip takım taraftarlarının tweetlerini gördüm. o ana kadar sessizce telefonun ekranına bakan ben, "allaaaaaaaah" diye bir çığlık attım. bizim kız bana bağırıyor, ben onu duymazdan gelip coşuyorum. ister inanın ister inanmayın sevgili renktaşlar, tweet'in gerçekliğini anladığım an hemen tv'yi açtım ve oradan da teyitlememle birlikte "halay çekmeye" başladım.

    evet ciddi ciddi evde halay çekiyorum bağıra bağıra. telefondan galatasaraylı arkadaşlarımı arıyorum bir yandan. bölümün whatsapp grubundan, akrabalara, yakın arkadaşlara vs. tweet'in ekran görüntüsünü atıyorum. o gece en az 3 saat ekranın başından ayrılmayıp tv izledim.

    son olarak; nerede kalmıştık tweet'ini gördüğüm ilk an son 1 yılda yüzümün güldüğü, gerçekten içten bir sevinç yaşadığım nadir anlardan biriydi. gerçekten sevinçlerimizin kaynağı genelde galatasaray olmuş sevgili renktaşlar.
  • proje ile uğraşıyorduk benim haricim 1 kız 1 erkek arkadaşlarla. bildirim geldi telefona "galatasaray'a twitter sürprizi" diye. "ulan yine ne oldu aq." dedim. malum o zaman çalkantılı bir camia idik. girdim twitter'a baktım. arkadaşlar stok kontrolünü matlab yardımıyla yapay zekaya dökmeye çalışırken ben bağırdım "ulan ne oluyor." diye. şaşırdılar ben yuh felan diyorum. şoku tam atlattım kız arkadaş "yanlış bir kod mu yazdım." dedi. dedim kod yazan ellerin dert görmesin istersen hayat hikayeni yaz. böyle olmuştu o twit benim için.