• necati ateş...

    1- bu adamın takımdan gönderilmesine neden olan olayda "tarafsız" gözle bakanlar, nasıl bir haksızlığa uğradığını göreceklerdir. taraftar grubunun amigosuna otobüs parası vermediği için yumruk yemiş, üstüne bir de takımdan şutlanmıştır.

    2- galatasaray'a gelmek için 2 senedir uğraşmakta, her türlü fedakarlığı yapacağını dile getirmektedir, bu çabayı göstermeye başladığında 32 değil 30 yaşındaydı.

    3- galatasaray'dan ayrılmak zorunda kaldığında o an takımda olan futbolcular arasında takımı adına en çok gol atan galatasaraylı'ydı. aynı zamanda gol ortalaması da en yüksek olan galatasaraylı yine oydu...

    4- galatasaray'da oynadığı dönemde fenerbahçe'ye en çok gol atan oyuncuydu.

    5- galatasaray'a transferi için antalyaspor'dan alacağı olan yaklaşık 400.000 euro gibi bir ücretten fedakarlık yapmıştır. galatasaray necati için antalyaspor'a 200.000 euro ve aydın yılmaz ya da muadili bir futbolcu verecektir. aynı zamanda necati'ye de antalyaspor'dan alacağı para'dan 100.000 euro daha az bir ücret verilecektir, 300.000 euro alacaktır necati yarım sezon için galatasaray'dan...

    6- sanıldığı gibi hasan şaş'la arasında bir problem yoktur. adana kökeninden ikisinin ortak bir yanları bulunmaktadır. bu iki insan maçta yumruklaşıp maç sonrası öpüşen tipten adamlardır, aralarındaki durum abartı medyasının eseridir.

    7- fatih terim'le en iyi anlaşan adamlardan birisidir. adanaspor'a transferi sırasında da fatih terim'in katkısı bilinmektedir. galatasaray'a geliş aşamasında da aynı yoldan geçmiştir, imparator'a bir kariyer borçludur.

    8- galatasaray'a geldiği dönemdeki gibi "steven segal çakması havalı, şimarık çocuk necati" değildir, aile babası, kişiliği ve kariyer oturmuş, yeteneğini kanıtlamış, galatasaraylılığını da haykıra haykıra "yuvama döneceğim" şeklinde dışarı vuran bir futbolcudur.

    şu yukarıda saydığım maddelere dikkatli bakılsın. necati ateş'in galatasaray'a tekrar gelmesi için "menfaat" denilebilecek bir kanıt gösterin. sene sonuna kadar 100.000 euro zararına galatasaray'a gelecek, karın tokluğuna bile değil. zarar ederek gelecek.

    galatasaray'dan gönderilirken haksızlığa uğradığı aşikar ve buna rağmen camia hakkında en ufak bir kötü açıklaması yok... koca kafa arda turan severlere duyurulur, kulüpten ayrılır ayrılmaz 4'üncü ayda kulübe sallayan adamlara örnek gösterilecek kadar erdemli davrandı bu adam.

    ve şimdi...

    tek bir isteği var, sarı kırmızılı formaya ve taraftara ulaşmak.
    başka ne amacı olabilir?
    32 yaşında, ununu elemiş, eleğini asmış, kariyerini oturtmuş, antalya gibi türkiye'nin en rahat şehirlerinden birinde sabit ilk 11 topçusu olarak ve güzel de para kazanarak hayatına devam eden adamın galatasaray'a,

    hem de değer görmeyeceğini bile bile, hakkında konuşulanları bile bile, baros ve elmander gerçeğini bile bile gelmesinde nasıl bir sebep olabilir?

    ben hemen size cevap vereyim...

    (bkz: bize her sevdadan geriye kalan sadece galatasaray)
  • şimdi madem necati ateş ile ilgili böyle bir entry (bkz: #882420) var;
    gazetede olayı bilen birinden daha ve ultraslandan alpaslan dikmen abinin yaptığı açıklama var.

    isterseniz okuyalim. biraz uzun olacak ama üzgünüm. biraz vakit ayırırsanız, okuyabilirsiniz.

    öncelikle, gazete haberi için;

    --- alıntı ---

    öncelikle yorumumu yapayım; para almadan hala forması için ter döken bir futbolcuya el kaldıran pisliklerin zaten taraftar olmayacağını herkes biliyo, bunlar ondan bundan aldıklarıyla yaşamlarını devam ettirmeye çalışan bir tür asalaktır. haberi okuyunca göreceksiniz, necati zaten doğru dürüst para alamıyor bir de bu kendini bilmez denyolar adamdan para istiyorlar, sizin gibi taraftarınız ta a.k.

    ---siteye yaziyi giren yazarın yorumu---

    işte necati ile g.saraylı amigo arasındaki kavganın perde arkası: g.saraylı amigo mehmet kızılay, hafta içi necati'yi arayıp "konya'ya otobüs kaldırıyoruz. bize para ver" dedi. necati reddetti. sinirlenen kızılay, zaten necati'ye tepkili "sucu" lakaplı amigoya olayı aktardı, iucu, uçakta necati'ye omuz attı ve...

    amigoların futbolculara saldırdığı konya-istanbul yolculuğu öncesi gerginlik aslında 5 gün önce başladı. ultraslan'ın konya'ya otobüs kaldırmak için maddi kaynak arayışları sırasında numaralı tribün amigosu mehmet kızılay, futbolculardan necati ateş'i arayarak "deplasmana otobüs kaldıracağız" diyerek ekonomik destek (!) ister. necati'nin cevabı sert olunca daha telefon konuşmasında ortam biraz gerilir. necati parayı vermez ama ultraslan uçakla konya'ya gelir. yolculuk boyunca mehmet kızılay, grup üyelerine "necati bize küfretti. para vermedi. hesabını soralım" der

    film uçakta koptu

    grubun bazı üyeleri de "bunu bize nasıl yapar? nasıl bizi reddeder?" diyerek necati'ye karşı bilenirler. mutlu sonla biten konya maçı sonrası bomba uçakta patlar. thy'nin tarifeli uçağına amigolar da binecektir. dönüş biletleri böyle alınmıştır. antrenör erdal keser uçak kapısında gördüğü mehmet kızılay'a "ne işiniz var burada?" diye çıkışınca ortam daha da gerilir. kızılay yediği fırçayla uçağın arka tarafında bulunan yılmaz tutuş ve arkadaşlarının yanına gider. zaten kızgın olan topluluk daha sonra yönetici fatih gökşen ile konuşmak için uçağın önüne doğru yönelir. ama gökşen "şimdi yeri değil" diyerek tersleyince amigo 'sucu', 9 c no'lu koltukta oturan necati'ye önce omuz atar

    'siz bittiniz oğlum!'

    ardından da "sen bize nasıl küfredersin lan!" diyerek tokatı patlatır. necati olayın şokunu atlattıktan sonra takım arkadaşlarıyla birlikte arkaya hareketlenir. olası bir büyük kavga araya girenlerce engellenir. fakat polisin olaya müdahalesiyle taraflar uçaktan indirilir ve sorgulanmak üzere aprona alınırlar. bu sırada karşılıklı olarak "siz bittiniz oğlum" tehditleri havalarda uçuşur. mehmet kızılay, yılmaz tutuş ve adamları tarafından apronda "sen bizi nasıl böyle doldurursun" denilerek dövülür. yılmaz, kızılay'a "bir daha yanımıza geline. maça bile uğrama" diyerek hem döver hem de cep telefonuyla fotoğraflarını çeker. ama olan olmuş, 100 yıllık g.saray camiası yanlış politikaların sonucu böyle olayla da tanışmıştır. bundan sonra g.saray tribünlerinde neler yaşanacağı ise ali sami yen'deki ilk a.gücü maçında netleşecek.

    vatan

    http://www.frmtr.com/...emesinin-nedeni.html

    --- alıntı ---

    derseniz ki, vatan gazetesi sallıyor. haklı olabilirsiniz, bir şey diyemem. ancak içimizden biri alpaslan dikmen'in de açıklaması var.

    evet bununla beraber de, ultraslan'ın yaptığı resmi açıklama.

    --- alıntı ---

    ultraslan'dan yapılan açıklama;

    17 ocak salı günü, forumda, konyaspor maçına 07:05 uçağı ile gidip, 22:10 uçağı ile dönüleceği üzerine bir bilgi geçmiştik. imkanı olanların da bu şekilde gelebileceğini, yılmaz ve benim de bu seferler ile gidip döneceğimizi bildirmiştik. 18 ocak çarşamba günü de gidip biletlerimizi almıştım.
    21 ocak salı akşamı yine foruma yazdığım yazıda takımın da 22:10 tarifeli seferi ile döneceğini öğrendiğimi yazmıştım.

    maç günü sabah 5’te tolga arkadaşımız (o soğuk havaya rağmen eşi ve çocuğunu da yanına alarak…) beni evimden aldı ve havaalanına gittik. havaalanında yılmaz*’la buluştuk. diğer arkadaşlardan da 8 kişi daha gelmişti. yani toplamda 11 kişiydik. uçağa bindiğimizde 4 genç kardeşimizle karşılaştık. bunlardan biri serhat-ua nickli kardeşimizdi. sayımız 15 olmuştu. uçak zaten yarı yarıya boştu.

    uçakta gazeteci ebru kılıçoğlu (ki ben onunla oturdum…) vardı; köşe yazarları ahmet çakır, cengiz alpman ve osman şenher ağabeylerimiz vardı… onlarla sohbet edip güle oynaya konya’ya indik.

    havaalanında bizi ua-konya ve ua-selçuk uni.’den kardeşlerimiz karşıladı. sağolsunlar, bir de minibüs ayarlamışlardı… osman şenher ve cengiz alman’ı da minibüse davet ederek şehre indik. direkt gs taraftarları derneğine gittik. bizi orada çok iyi ağıladılar. sonradan istanbul otobüsü de oraya geldi... antalyalılar, adanalılar, karamanlılar, ispartalılar, ankaralılar ve diğer ultraslanlar da geldikten sonra ortalık şenlendi. dostlarla bir arada olmak çok güzeldi.

    bu arada konyaspor nalçacılılar grubu lideri cemil arkadaşımız sabahın 8:30’unda derneğe gelip bizlerle ilgilendi... neredeyse maç vaktine kadar da bizime beraberdi. bu vesile o’na da teşekkür ederim.

    maçtan önce sahayı kontrole çıkan aslanlarımıza büyük tezahürat yaptık. onları tribüne çağırıp “bu taraftar sizinle gurur duyuyor” diye bağırarak arkalarında olduğumuzu bildirdik… onlar da bizleri selamladı… ortam süperdi.

    maç başladı ve bizler maç sonuna kadar gırtlaklarımızı parçaladık takımımız için. neticede bunun da semeresini genç futbolcumuz aydın’ın maharetli ayağından gelen gol ile gördük.

    maçtan çıkınca yine aynı grup (antalya’dan gelen bir kardeşimizin de katılımıyla...) minibüse binerek havaalanına hareket ettik. buzlu yollarda slalom yaparak havaalanına güç bela vardık. müthiş sevinçliydik, havaalanına giderken genç aydın’dan bahsettik. hatta “o’nu bağrımıza basalım, öpücüklere boğalım” dedik. aydın için tezahürat bile ürettik. performansından dolayı son haftalarda kızdığımız volkan’ın iyi oyunundan bahsettik… gol sonrası tüm topçularımızın nasıl sevinip, kenetlendiğini gururla anlattık birbirimize... * *

    havaalanına vardıktan birkaç dakika sonra takımımız geldi. alkışlar, tezahüratlar ve m.ali erbil’e yaptığımız esprili pankartla karşıladık onları. hepsi buna çok güldü, hatta necati o pankartın yanına gelip, şimdi suçlanan o 15 kişilik grup ve o pankartla resim çektirdi, çok neşeli bir şekilde hep beraber kameralara poz verildi… gazetecilerle, futbolcularla ve özellikle paf’tan bazı oyuncularımızla güzel muhabbetler edildi.

    sonrasında uçağa binmek üzere hareket edildi. bizler, futbolcularımız rahat bir şekilde uçağa binsiler diye bekledik… çünkü uçakta normal yolcular da vardı... aşağı yukarı uçağa (ön kapıdan) en son biz bindik. ben sonlardaydım, uçağın en ön sıralarında oturan sayın niyazi yelkencioğlu ve sayın suat sucuka ile selamlaşıp, şakalaştım... diğer koltukta oturan yalçın’a “geçmiş olsun” dedim.

    tam sayın fatih gökşen’e de, golden sonra fenalık geçirdiği için, “geçmiş olsun” diyecekken hemen arkasında oturan sayın erdal keser’in ve sayın bülent tulun’un biriyle tartıştığını ve arka tarafa doğru dönerek birisinin arkasından bir şeyler söylediğini duydum. hemen akabinde keser’in, “bunları uçağa kim alıyor? yönetimle konuşalım bir daha olmasın…” tarzında bir şeyler söylediğini duyunca “erdal abi hayırdır kimle tartıştın? nedir sorun? bize söyleyin, biz hallederiz” dedim. keser, “neyse önemli değil sonra konuşuruz” dedi, o sırada fatih gökşen de arkaya dönüp “tamam alpaslan sonra konuşuruz” deyince fazla üstelemedim.

    erdal ağabeyle tanışırız, oğlum 13 sene önce o’nun hastanesinde dünyaya geldi. aslında amacım o’na bu söylediği sözün kırıcı olduğunu bildirmekti. çünkü biz o tarifeli uçağa biletlerimizi münferiden alarak binmiştik. hatta takımın bu uçakla döneceğini bile yılmaz’la benim biletini aldıktan 2 gün sonra öğrenmiştim. ama fatih gökşen “sonra konuşuruz” deyince ben de bunu erteledim.

    arkaya doğru ilerlerken iki sıra arkadaki hakan şükür ve hasan şaş beni gördü önce selamlaştık ama sonra hakan ve hasan “abi aranıza aldığınız birine çok dikkat edin, yakışmıyor size” sözlerine muhatap oldum. bahsedilen x adlı kişiydi. ama keser ve tulun’un x şahısla tartışmalarının ne olduğunu bilmiyordum. arkaya gittiğimde yılmaz’a, önde bir tartışma olduğunu ama sebebini anlamadığımı söyledim. yılmaz, x’in yanına gidip sert bir şekilde kızdı. ancak x, (bunları sonradan öğreniyorum çünkü o arada hala gırgır devam ediyordu uçakta, ben de bir gazeteci arkadaşımın yanına oturup sohbete almıştım…) bülent tulun’un da uçağa binen taraftarlar hakkında sözler
    söylediğini; erdal keser’in de almanca olarak kendisine hakaret ettiğini yılmaz’a söylemiş.

    bir baktım yılmaz (uçak her an kalkacağı için) hızlı adımlarla yanımdan geçti, peşinde x2 adlı arkadaş vardı. onun da peşinde erkan arkadaşımız vardı. sonradan öğrendiğime göre yılmaz, fatih gökşen’in yanına gidip bir konu hakkında görüşmek istediğini söylemiş. gökşen de “uçak kalktıktan sonra arkaya gelirim konuşuruz” deyince geri dönmüş. arkasındakiler de geri dönmüş ve o dönüş esnasında x2 adlı arkadaş necati’ye omuz atmış.

    biz arkaya yakın olduğumuz için sadece hareketleri görebiliyorduk ancak necati’nin ayağa kalkıp arkaya doğru gelen x2’ye kendisine neden vurduğunu sinirli ve yüksek bir sesle sorduğunu görüp, duyduk. (aslında necati kendisine yapılan hareketten birkaç saniye sonra kalkmış çünkü durumu anlayamamış hatta kendisine şaka yapılıyor sanmış.)

    bunun üzerine pandomim koptu. kabin ses kirliliğine büründü ama hiç kimse kimseye küfür etmedi ve vurmadı, futbolcularla ya da kafileden herhangi biriyle sıcak temas asla olmadı. sadece yılmaz, yumruk attığı söylenen ve ekranlarda duyduğunuz “taraftara kimse küfredemez” diyen x2’yi tartakladı ve yerine oturttu.

    gerets, keser, tulun ve şükür arkaya geldi. gerets, taraftarların uçaktan inmesini yoksa kendilerini ineceğini söyledi. o sırada erkan arkadaşımız x2’in özür dileyeceğini keser’e iletti. keser bunu hoca’ya söyledi ancak hoca kararlıydı.

    erkan da bunun üzerine hoca’ya ve futbolcularımıza olan saygıdan dolayı bazı taraftarların aşağı inebileceğini söyledi ancak x’in uçaktan asla inmemesini, eğer inerse o’nun hakkında hiç hayırlı şeyler olmayacağını yüksek sesle söyledi (bu sözleri de tv’lerden duymuşsunuzdur)

    çünkü x, sebep ne olursa olsun, en başta yaptığı hatayla tulun ve keser ile tartışmış olması hasebi ile arkadaşlar arasında tepki toplamıştı. daha sonra da x2’nin, x’in bazı sözleri dolayısıyla dolduruşa gelip necati’ye hareket yaptığı da ortaya çıkınca çarşı pazar hepten karıştı. özellikle yılmaz, her ikisine de çok kızdığı için, çileden çıktı.

    uçağa polis geldi. bülent tulun gerets’in taraftarların uçaktan inmesini istediğini söyledi. ancak polis böyle bir yetkilerinin olmadığını ancak yönetici ve futbolcuların ifade verip şikayetçi olmaları halinde
    (ki o zaman da vakit çok geçecekti) böyle bir işlem yapabileceklerini söyledi.

    işin uzayacağı anlaşılınca erkan ve yılmaz sırf hoca’nın ve futbolcuların hatırına 4 kişiyi daha alıp aşağı indiler. mecburen x de indi. bahsedilen gruptan diğer bazı gençler de inmek istedi ama onlar ben ve erdal keser tarafından konuyla hiç alakaları olmadığı için engellendiler... çünkü basının bahsettiği gibi grupsal bir hadise olmamıştı... tamamen münferiden bir hareket mevzu bahisti.

    uçaktan en son ben indim; inerken erdal keser’e "ben de iniyorum” dedim… "inme, neden iniyorsun?" deyince içlerinde çok yakın bir arkadaşım olduğunu söyleyerek indim. *

    şunu da eklemeliyim ki; uçaktan hiç kimse polis zoruyla indirilmemiştir.

    daha sonra f.gökşen, gerets, bülent tulun, erdal keser, hakan şükür, hasan şaş ve necati aşağı inip aprona gelmişlerdir.

    necati, haklı olarak sinirlerine hakim vaziyette değildi. sürekli bağırıyordu. ben dahil, herkes onu yatıştırmaya çalışıyordu. bir ara hakan şükür, x2’nin yanına gidip onunla konuştu ama anlaşılamayan bazı şeyler vardı!..

    bu da gruptan erkan arkadaşımızın necati’ye hitaben yaptığı yüksek sesli konuşma sonrası açığa çıktı. erkan necati’ye “necati, allah’ını seversen bir sus… bir dinle… bir yanlış anlaşılma var… bir dedikodu var… işlerin müsebbibi bu arkadaştır” deyip kızgın olduğu x‘i işaret etti. bunun üzerine hasan şaş yüksek sesle “o zaman herkes sussun, bir beni dinlesin. olay anlaşılmıştır. bir, necati küfür etmemiştir… iki, bu iş bir dedikodudan ibarettir ve bunun da sebebinin kim olduğu anlaşılmıştır” deyip hadiseye noktayı kodu.

    necati biraz daha sakinleşti. hatta “şikayetçi misiniz?” diye soran polise “hayır değilim, kimden şikayetçi olacağım” dedi. yöneticiler de aynı şekilde sözler söyledi ve uçağa geçmek üzere piste çıktılar. o sırada sü. adlı arkadaşımız ertesi günü işi olduğu için uçağa binmek istedi, polis almadı. ben alması için ısrar ettim, yine almadı… ama sonra polis sü.’ın kimliğini elinden alıp erdal keser’e götürdü ve tespit yaptırdı. keser de doğal olarak “bir sorun yok gelsin” dedi.

    bu son hadise bile konunun uçaktaki grupla futbolcu ve yöneticiler arasında arbede yaşanmadığının bir delilidir.
    ne necati'yle, ne diğer futbolcularla, ne de yöneticilerle bu bahsi gecen grubun asla kötü bir diyaloğu olmamiştir.

    kimse komplo teorileri üretmesin. uçağa binen bu insanlar kendi uçak biletlerini kendileri alabilecek varlıkta, iş güç sahibi ve hatta bazıları gayet zengin insanlardır. bu insanlar uçağa birileri tarafından bindirilmemiştir. bahsedildiği gibi alkollü de değillerdir. (daha sonra ifadeleri alınıp polis gözetiminde götürüldükleri devlet hastane’sinde yapılan kontrolde hepsinde sıfır alkol çıkmıştır.)

    netice:

    sebep ne olursa olsun biz ultraslanlar olarak canımızı verecek kadar çok sevdiğimiz galatasaray’ın bir sporcusuna yapılan böyle bir hareketi ve yöneticileriyle tartışmayı asla tasvip edemeyiz… etmiyoruz da… zaten bunun cezası da sıcağı sıcağına, yılmaz tarafından, aynı yerde kesilmiştir.

    (ama profesyonel yöneticilerimizin, tarifeli bir uçağa binen taraftarlar hakkında, konuşmasını da tasvip etmiyoruz. bu da başka ama önemli bir meseledir.)

    yıllardır uçakla deplasmana gitmişizdir, zaman zaman takımın özel uçağıyla (tur şirketine ücretimizi ödeyerek) seyahatlere gittiğimiz de olmuştur. hiçbir zaman böyle abuk bir olay yaşamamış yöneticilere, futbolculara, basın mensuplarına ve diğer yolculara herhangi bir saygısızlık yapmamışızdır. yapana da rastlamamışızdır. bu yaşananlarda hiçbir dahlimiz olmamasına ve ayrıca bu durumun uçaktaki herkes tarafından bilinmesine rağmen en çok üzülen biz olmuşuzdur.

    böyle zorlu bir yarışta, maddi olumsuzluklar altında yüreklerini ortaya koyup, mücadelesini sürdüren alnı öpülesi futbolcularımızla birlikte sevinip, güle oynaya istanbul’a döneceğimize böyle müessif bir olayın ortasında kalmak; heleki basının “necati dayak yedi”, “falanca küfür etti”, “gerets yumruk yedi”, “futbolcu ve taraftarlar arasında yumruklaşmalar oldu” gibi hayali şeyleri duyurması, bir kez daha söylüyorum ki; bizleri çok üzmüştür.

    bir daha böyle saçmalıklar yaşanmaması için gereken tüm önlemlerin alınacağını bildiririm.

    http://www.ultraslan.org/...nfo...974c0a436e77b8

    --- alıntı ---

    ...

    sonuna kadar dayanabildiyseniz, bir şeyler söylemek istiyorum.

    eğer dayak yok ise, ne güzel. necati suçsuz.

    varsa ve saklanıyorsa da necati gene suçsuzmuş.

    mahalle takimi gordugunu aktarmış, kesinlike saygı duyuyorum ama her halde olayı o an uçakta olan alpaslan dikmen'den daha iyi kimse bilemez.
  • --- alıntı ---

    necati, istemedi yılmaz tutuş'u, seboyu, mehmet kısılat'ı, ki bunlar galatasaray taraftarını için peygamberdir.

    --- alıntı ---

    şayet burada yazılanlar doğruysa necati'ye helal olsun derim hem de binlerce kez.. ben o adı geçen adamlardan kat ve kat galatasaray taraftarıyım, benim gönül ilişkim dışında hiç bir çıkar ilişkim yok galatasaray ile. ve benim bu insanlar gibi bir peygamberim yoktur, o isimlerin galatasaray taraftarı için peygamber yerine konulmasından da hicap duyarım!! tekrar yazıyorum helal olsun necati..
  • 2007-2008 sezonunun başında aslında ufak formsuzluklar hariç iyi de oynarken, belki de gece hayatıyla ilgili söylentilerin etkisiyle takımdan gönderildi. önce ankaraspor'a kiralandı, devre arası istanbul büyükşehir belediyespor'a geçti. bir sonraki sezon ise real sociedad'a kiralandı. daha sonra tekrar bizim takıma döndü ama kadroya alınmadı. bir müddet çalışmalarını tek başına sürdürdü. sonrasında yanlış hatırlamıyorsam sözleşmesi feshedildi ve bedava antalyaspor'a gitti. ligin hem yetenek hem de bonservis anlamında en değerli adamlarından birini resmen harcamış ve beş para etmez hale getirmiştik. halbuki illa göndermek istiyorsak para kazanarak satabilirdik ama süreç baştan yanlış işlemişti.

    bu süreçte bizimle ilgili kötü hiçbir röportajını hatırlamıyorum. birkaç sene sonra tekrar takıma davet edildiğinde de çıkıp aslanlar gibi topunu oynadı ve 2011-2012 şampiyonluğumuzda kilit rol oynadı. severim necati'yi.
  • özledim seni be aslan yürek. necati ateş için adanalı söylentisi çıkmıştı ilk zamanlar. halbuki izmirlidir. izmirli olmasını geçtim aynı semtte oturuyorduk. insani olarak inanılmaz mütevazi, beyefendi biridir örneğin. çocuklara forma getirir sevindirirdi mahalleliyi. izin günlerinde ise izmir'imin yolunu tutar alsancak'ta kafa dinlerdi.

    ailesi fenerbahçelidir necati ateş'in. fanatik hem de. necati'nin de fenerbahçeli olduğu konuşulurdu hep. bizdeki ilk döneminde içimde ufak şüpheler vardı, kötü oynadığı dönemlerde. ancak gerçekleri çok sonradan farkettim tabii, haksızlık ettiğimi de.

    gel dediler geldi, git dediler gitti. para pul için yedek kulübelerinde hapsolmaktansa, karakterine leke sürdürmektense gitti ispanyalara, gitti anadoluya. yekta gibi aydın gibi kulübün kanını emmedi asla.

    ilk döneminde meşhur hakan şükür-ümit karan-necati ateş üçlüsünün bir parçası olup şampiyonlukta büyük katkı sağladı. ikinci gelişinde ise hayran bıraktırdı şahsen kendisine. top tekniği ile, baskı şekli ile, plaseleri ile, 30-35 metreden attığı goller resital sundu. futbolunun en olgun çağında, ait olduğu camiaya kendini nihayetinde ispat etti necati ateş.

    benim elmander ve drogba ile beraber hakan şükür'den sonra izlediğim en iyi forvetti bu takımda. ümit karan yetenekli ama bir o kadar karakter sıkıntıları olan bir futbolcuydu örneğin. necati öyle değildi işte, galatasaray ruhunu sonuna kadar yansıtıyordu sahaya.

    bizden ikinci kez ayrıldıktan sonra hiç unutmam bir eskişehir- fenerbahçe maçında inanılmaz mücadele etmişti. hakemden de çıkarttı hırsını bir ara. koşmayan arkadaşlarını ittirerek koşmasını falan söylüyordu. ve de o maç şampiyonluk yolunda çok önemliydi. necati ateş bizim için bizle olmadığında bile mücadele ediyordu kısacası.

    inşallah yolumuz tekrar kesişir, futbolcuyken sana doyamayan taraftar, teknik adamlığında doyar umarım.
  • bu adam dusununce formadan cok uzak kaldi. daha uzun yillar faydalanabilecekken ikinci kalli döneminde gonderilmisti ve tekrar formaya kavusmasi icin bes yil bekledi. sonra geldi bizi sampiyon yapti ve gitti. ama ne guzel duygular birakmis ki bizde, hepimiz icin cok ozel bir yerde ve sanki yillarca uzak kalmamisiz hic gitmemis gibi bizden hissettiriyor bir fotoğrafini gorunce.

    floryada kalsaydi da top oynamasa bile genclere galatasaraylilik, burak yilmaza tek vurus, yeni evlenenlere de aile babasi nasil olunur onu ogretseydi o bile yeterdi.
  • dertsiz, tasasız, sıkıntısız bir futbolcuydu. adının herhangi bir sorunla anıldığını hiç duymadık. bizde oynadığı dönemlerde yedek kalmayı da dert etmedi. görev verildiğinde çıktı oynadı elinden geleni yaptı. başka takımdayken bile "gel" denildiğinde nazlanmadı bize karşı oynadığında da bir falsosunu görmedik. hep iyi anılacak. bizdeki evlat bozuntularından çok daha galatasaraylı...
  • aktif futbol hayatını sonlandırdığını açıklayan eski galatasaraylı... gerçek galatasaraylı...

    seveni kadar sevmeyeni de vardır muhakkak. ben; saç şekline uyuz olmakla beraber kendisini "sevenler" tarafında oldum her zamanlar.
    çünkü hep yüreğiyle oynadığına inandım.

    galatasaray'da oynadığı süre boyunca elinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştı hep. hatta zaman zaman yeteneğini bile aşacak kadar iyi olduğuna da şahit oldum...

    bir deplasman dönüşü uçakta kendisinden haraç ister gibi yol parası isteyen taraftar grubu liderini terslediği olay sonrasında takımla bağı haksız olarak koparılmıştı. ağlaya ağlaya ayrıldıktan yıllar sonra galatasaray'a tekrar dönüp bir şampiyonluk daha ekledi kariyerine sarı kırmızı renkte...

    yolu açık olsun; düzgün bir adam olarak artık medyada ya da türk futbolunda galatasaray'a da fayda sağlayacak yerlerde kendisini görmeyi umuyorum...

    teşekkürler necati ateş...
  • 2005-2006 sezonunda manisaspor maçı için izmir crown plaza oteline gelmişti cimbom. imza almaya gitmiştik bir heves. necati'den imza almayı çok istiyordum öyle böyle değil. lobideydi takımın bir kısmı, gittim necati'nin yanına elimde kağıtla. niye kağıtsa artık bi ton da formam vardı salak kafam. neyse necati telefonda konuşuyodu çok sinirliydi bir araba küfür etti telefonda. 2-3 dakika da devam etti sinirli sinirli konuşuyo ben de öyle bekliyorum başında uyuz uyuz. nihayet kapattı telefonu döndü güldü buyur kardeşim dedi, dedim abi seni çok seviyorum bi imza verir misin, tabi kardeşim dedi çaktı imzayı sarıldı öptü. o gün tomas ve sasa ilic'ten de imza aldım. tomas aşırı sempatik gelmişti o gün, ben yanına yürürken gel la sıpa der gibi bi gülüşü vardı. ilic'i de yürürken arkasından peşlemiştim*.

    ilker dağdelen olayından sonra aklıma geldi, paylaşmak istedim.
  • daha ilk geldiği günden beri kendisine bok atmak için bekleyenleri attığı gollerle köşeye sindirip, seslerini kısan futbolcu. yaşadığı ilk mağlubiyetten sonra da sağolsun bu arkadaşlar hiç birşey olmamış da geldiğinden beri gol atamamış gibi başlamışlar saydırmaya. o adamın kötü golcü olduğunu madem biliyordunuz da neden adam geldikten 1-2 ay sonra konuşmaya başladınız? neyse ki skor taraftarlarını gösteren turnusol vazifesi de görüyor bu futbolcumuz.
  • her şeyden önce gönülden galatasaraylıdır. genç oyunculara yapacağı abilik , önemli maçlarda motivasyon ve de idareli kullanıldığı takdirde gol yollarında mutlak katkı verecektir. böyle adamları görünce rızık rızık diye ağlayan adamlara tekrar yazıklar olsun diyor necati abimizi gönülden tebrik ediyorum.
  • kendisini çok küçümsemişim sanırım. 2012 şampiyonluğunda en ufak hatasına tahammül edemiyor. sürekli eleştiriyordum. geriye baktığımda gerçekten her takıma lazım tarzda bir futbolcu olduğunu anlıyorum. şu an bile(2017-18) kendisi gibi oyuncu eksikliğimiz var.
    karakteri de sağlam. muhtemelen o yıllarda kendisine yaptığım acemice yorumlardan dolayı bu güzel sözlükten mahrum kaldım ta şırnaklarda. geç de olsa kendisinden özür diliyorum tekrar bu platformdan. (bkz: ersin)
  • çok sevdiğim eski forvetimiz. şimdilerde teknik ekibin bir parçası. ikinci şans dendiğinde aklıma gelen ilk kişidir. ilk geldiğinde de çok güzel performans sergilemiş goller asistler yapmıştır. sonrasında şanssız bir omuz kırığı sakatlığı sonrası performansı düşmüş ve kadrodan çıkarılarak ispanya yolunu tutmuştur. devamında ispanya macerası çok uzun sürmemiş anadolu takımlarında forma giyerek performansını tekrar en üst seviyeye taşımıştır. 2011-2012 şampiyonluğunda ikinci baharını yaşamış devre arası takıma katılarak müthiş katkı sağlamış, dönemin en zor deplasmanlarından sivas'ta hem görsel kalitesi üst düzey hem önemi yüksek bir üç puanın golünü kaydetmiştir. şimdilerde kulübe üye olmuş, hayırlı olsun. benim gözümde uefa kupalı efsane nesilden sonra galatasaray formasına en çok yakışan yerli futbolcu olmuştur.