• 1
    normal durumdur; çünkü s3th tarafından ilk girilen entariden de anlaşılacağı üzere, esas "ağabeylerden" bir baskı, bir hareket görülmemektedir.

    bunun tamamen ekonomi ile alakalı olduğunu düşünüyorum. biz de biryerlerden "kara para" olayına girsek belki bizim de sempati duyulan bir durumumuz olabilirdi. yıllardır tekstil sektöründe olduğum için adım kadar eminim, bu işler forma-bardak-terlik-kupa satmayla olmaz!

    hatırlayın, adnan polat o meşhur jardel takasında başımıza bela olan ve bizi fifa'lık yapan dava için medya desteği ile para toplamış hatta "tosuncuk" bile galatasaraylı olduğunu ifade edip, yardımda bulunmuştu. s3th'in de parmak bastığı gibi, divan toplantılarına katılmayan, medyada galatasaray havasını atan ama böyle zor günlerde ortalıklarda görünmeyen anlı şanlı "ağabeylerimiz" o gün de kendilerinden beklenildiği üzere ortada yoklardı.

    bu durumda, bu başlığın altına şöyle bir cümle eklemek farz oluyor:

    (bkz: medyada galatasaray fobisi olmaması)
  • 2
    sık sık "acaba objektif gözle bakmadığımdan mı öyle geliyor" diye düşündüğüm, ama gerçekliği su götürmez bir gerçek olan hadisedir. "karıncaezmez'in arkasındaki 500 kişiden biriydim" diye caka satan adamların galatasaray'ın altını oymaya yönelik hafif sallama haberleri rahatlıkla yayınlaması, yeteneğiyle herkesi kendine hayran bıraktığı zamanlarda hakkında iki satır yazının zor bulunduğu sayfalarda bir hata yaptıktan sonra arda turan'ın çarşaf çarşaf yer alması alınan başarısız bir sonuçtan çok çok daha fazla yaralıyor taraftarı. hani bir başarımızı 10 katarak yazmalarını, iki maç kazanınca "avrupa'nın prensi" ilan etmelerini kendi adıma hiçbir zaman istemem ama hocanın her oyuncu değişikliği için "cimbomda yeni kriz" diye manşet atmayacak kadar insaflı olmalarını istemek hakkımız diye düşünüyorum.
    bana kalırsa bunun temel nedeni galatasaray'ı asıl idare eden, "liseli" ya da "cemiyet" diye tabir edilen kitlenin dışarıya kapalı, kendine dönük halleri, dışarısıyla; özellikle de basın ve rakiplerle olan ilişkileridir. "galatasaraylı" diye bilinen birçok kimsenin bir şekilde küstürülmesi* *, galatasaray'ın bugün bile yurtdışında "belli bir kitlenin takımı" olarak anılmasının sebebi olan "cemiyet" içindeki bazı güç kavgası ve hırsların galatasaraylılıktan öne çıkması ve gerektiği zaman gerekli tepkilerin bir türlü verilememesini yanyana koyarsak medyada bu tarz bir eğilimin olmasını çok da garipsememek gerek sanırım...
  • 6
    artık iyice can sıkıcı olmaya başladı bu durum. özellikle bugünlerde.. şike soruşturması gündeme geldiğinden beri pıtrak gibi çoğaldı içindeki galatasaray nefretini kusan satılık kalemler. ama nedense medyada galatasaray'ın haklarını savunacak yeterli ses, tepki yok. demiyorum ki medya fenere yaptığı gibi sürekli yalakalık yapsın takımımıza. zaten ihtiyacımız da yok bu tip şeylere. sadece haklarımızı savunacak, camianın tepkisini ortaya koyacak cesur gazeteciler istiyoruz. çok şey mi istiyoruz?
  • 9
    kariyerini medya sektörüne kaydirmaya calisan birisi olarak dogru buldugum durumdur.

    medyanin isi baski kurmak ya da manipulasyon degildir. diger takimlara gönül veren medya mensuplarinin ve takimlarin bunda bir sakinca görmemesi, yaptiklarinin dogru oldugu anlamina gelmiyor.

    hak arama isi hukukun alanina girer ve avukatlarinla bunu yerine getirirsin.

    eger haklizliga ugradiginda gerekli adimlari atmiyor ya da atiyorsan bile yeterli yaptirimlari göremiyorsan "bundan sonra oyunu ben de kuralina göre oynayacagim. hadi bakalim!" demek yanlis.

    galatasaray gibi öncü bir camia oyunu kuralina göre oynamaz, kurali kendisi belirler.