• 1
    galatasaray spor kulübü derneğini adı üstünde bir spor kulübü olarak değil de galatasaray lisesinin olmayan mezunlar derneği olarak gören ve bunu gizliden de değil ayan beyan yapan zihniyet.

    ada üzerinden bir örnek vereyim:

    eskilerden birisi demiş ki (adayla ilgili):

    "maalesef, başkan canaydın bir kaza sonucu 2002 yılında ada'yı kiraya verdi, ondan arkasından gelen başkanlar üyelerin biraraya gelmelerini istemediklerinden olacak hatayi devan ettirdiler ve bu günlere geldik."

    yani kendilerinden olan rahmetli özhan bey'e laf kondurmuyor da sonradan gelen adnan polat'a çakıyor. sadece liseden olmadıkları için itham ediyor. burdaki en elitist arkadaşlar da dahil olmak üzere hiçbirimiz yaranamayız boşuna uğraşmayın.
  • 2
    zamanında lisede okudukları için kendilerini senden, benden, bizden yani milyonlarca galatasaray taraftarından daha üstün gören;

    köhneleşmiş zihniyetleriyle kulübe destek değil köstek olan;

    2000 senesinden beri kulüpte meydana gelen onca rezalete rağmen sadece bir kez (adnan polat yönetiminin idari yönden ibra edilmemesi) tepki koyabilen;

    devreciliğin, ahbap-çavuş ilişkisinin son sürat hakim olmasından mütevellit en berbat yönetimlere daha "olur" verebilen;

    kendi koydukları aptal sistemle çocuklarını, eşlerini, kardeşlerini, torunlarını rahatlıkla kulübe üye yapabilen;

    kerameti kendinden menkul fosil zihniyetli bir adamın oyuncağı haline gelmiş;

    o istediğinde kulübün malı olan adanın bile bir ahbaba peşkeş çekilebildiği;

    iş kendi ceplerine geldiğinde tostun, çayın bile üyelere indirimli verilmesi gerektiğini düşünürken iş kulübe geldiğinde sağmalı inek gibi kullanmaktan çekinmeyen;

    kulüp meteliğe kurşun atarken kendileri için tenis kortu satın alınmasını isteyen;

    koskoca galatasaray'ı eşek kuyruğu gibi ne uzatan ne de kısaltan;

    güya hepsi entelektüel seçkinler olmasına rağmen başları her sıkıştığında abdürrahim albayrak'a başvuran;

    tiksinç oluşumdur;

    ultraslan'la beraber galatasaray'ıma yakıştıramadığım iki unsurdan biridir.

    futbolcular, yöneticiler gelir geçer ama bunlar yıllardır kulübün kanını emmekte, milyonlarca taraftardan; kulübe sahip çıkmalarını, kulübü her platformda desteklemelerini, gs store'dan alışveriş yapıp kombine alarak kulübe para kazandırmalarını beklemektediler.

    ve fakat -ne hikmetse- iş kulüp yönetimine geldiğinde faşizanlığın da ötesinde bir şekilde "liseli kafatasçılığı" yapıp -kurdukları kast sistemiyle- bizleri yönetime dahil etmeyi bırak, fikirlerimizi almaya bile tenezzül etmemektedirler.

    bu zihniyet yok edilmediği müddetçe asla hayal ettiğimiz futbolu izleyemeyeceğiz, düşlediğimiz sistemle oynayamayacağız, bize yakışan yönetimle yönetilmeyeceğiz.

    bu zihniyetle mücadeleye bir yerden başlamak lazım...

    ama nereden?

    *************************

    bu arada malum zihniyetin en yılmaz temsilcilerinden hayrettin kozak bugün gene çıkmış konuşuyor? bu yönetim seçildiğinde neredeydin be adam? bilmiyor muydun bunların işleri ellerine yüzlerine bulaştıracağını? akbaba gibi köşende bekleyip bekleyip o anki yönetim her kimse çıkıp eleştirerek otorite, ulema, mühim şahsiyet rolü kapmaya çalışmandan artık bize gına geldi.

    inan kıraç'a hiç değinmiyorum bile.

    http://i.hizliresim.com/Ml6A7N.jpg

    işte koskoca kulübü şu yukarıdaki dedeler yönetiyor... avrupa'nın modern devleriyle bu adamlar yarıştıracak bizi (!). mis gibi inovasyon kokuyor adamlar... bayern'in maddi yapısını, manchester city'nin pilot kulüp uygulamasını, real madrid'in asya'daki popülaritesini, juventus'un altyapı sistemini nasıl yakalayacağımızı en iyi bu dedeler bilir.

    hani 300 spartalı'da bir sahne vardır. leonidas, akıl danışmak için dağın tepesine tırmanır. onu orada efor rahipleri bekliyordur. her şeyi bilir, her şeye karar verirler filan... galatasaray lisesi, hayrettin kozak, inan kıraç vs. kelimeleri duyunca aklıma direkt o sahne geliyor artık:

    https://www.youtube.com/watch?v=csQ0CZzAtKg
  • 7
    liselilere değil lisecilere söylenecek çok şey var ama şimdilik yutuyorum. üçüncü dünya ülkesi olmamızın bir sonucu olarak, ayrımcılık yaparak, gerçek galatasaray taraftarını kulüpten uzak tutarak nereye kadar gidebileceklerini zannettiklerini sormak istiyorum.

    en kısa zamanda, herkes için eşit bir üyelik ücreti ve de yıllık aidat belirleyerek kulübü gerçek taraftarına açmak zorundadırlar. umarım direnmezler. (bu arada divan toplantısında yaptığı konuşmayla bu fikirlerimizi destekleyen rasim zaimoğlu'na, -siyasetçileri hiç sevmesem de- tebrik ve teşekkürlerimi sunuyorum)
  • 9
    26 mayıs 2018 seçimli genel kurul öncesi yine kendince bir varlık mücadelesi içine girmiş, köhnemiş zihniyet.

    çeşitli internet mecralarında ya da çevremdeki liseci kafa yapısına sahip insanları gözlemliyorum. dursun özbek isimli şahsın ne haltlar yediğini, işi nasıl eline yüzüne bulaştırdığını, kulübü rezil rüsva ettiğini gayet iyi biliyorlar. bunu dillendirmiyorlar. zira kendilerinden olanı asla eleştirmeme gibi son derece tehlikeli bir zihniyetleri var. öte yandan dursun özbek’in ne mal olduğunu da bildiklerinden arkasında duramıyorlar. tabi bunu nispeten genç ve dursun özbek tarafından satın alınmamış zihniyet mensupları için söylüyorum; yaşlı beyinler tamamen yanmış durumda ve dursun özbek pilavın tanesini bol vaat ediyor. hal böyleyken genç lisecilerin elinde kalan son kale ozan korkut oluyor.

    binlerce, milyonlarca kez eminim ki içlerinde ozan korkut'u tanıyan, bilen, ne yapacağını kestirebilenlerin oranı %10'u geçmiyordur. ama müthiş bir şekilde, canhıraş vaziyette sarılmış durumdalar. aslına baktığınızda ozan korkut'u başkanlığa taşıyacak, alternatif aday oldurabilecek kadar güçlü argümanları yok. bu nedenle listesi güçlü, diksiyonu düzgün, projeleri var gibi yüzü şirin, altı boş cümlelerle pazarlamaya çalışıyorlar. kendi içlerinde ise kesinlikle ama kesinlikle lise namına sarılacak son ve tek aday olduğunu söylüyorlardır.

    meseleyi şöyle özetleyeyim; ozan korkut'un liseli ve liseci olması dışında dişe dokunur bir yanı yok, mustafa cengiz'in başkanlığı suresince liseli olmamak dışında bir kabahati(!) yok. şayet ozan korkut ocak ayında başkan olsa, 4 ayda mustafa cengiz'in yaptıklarını yapsa ya seçimi hiç yaptırtmazlar ya tek liste olarak girmesinden başka seçenek çıkartmazlardı.

    taraftarı "tehlikeli fanlar" olarak gören, kulüpten kendinden başka söz sahibi olmasını istemeyen ama paralar suyunu çektiğinde "büyük bir aile" olduğumuzu hatırlayan zihniyet, "cimbombom halkındır lisenin değil" dediğinizde bile şirazesini kaybediyor. açın "cimbombom halkındır lisenin değil" başlığında nasıl da sevgi kelebeği, nasıl da bütünleştirici oluvermiş genç liseci larvaları görün.

    normal şartlar altında yarınki seçimin gündemimizi işgal etmesi bile abesken bunların kuruntuları ve olayı varoluş mücadelesi olarak görmelerinden dolayı seçim dışında bir şey konuşamaz olduk. dursun özbek'in bunca rezilliğine, hırsızlığına arsızlık katarak aday olabilmesinin tek sebebi lise kimliği. öyle ki bütün bu rezilliklerin yapılmış olmasına ses çıkarmayan bu iğrenç zihniyet, galatasaray başkanı bu rezillik buzdağının görünen kısmından biraz bahsedince başlıyorlar ulumaya, galatasaraylılık dersi vermeye. vay efendim bunlar ulu orta söylenir miymiş? sizin sırf liseli diye başkan yaptığınız mahir hırsız ve şurekası gözümüzün içine baka baka bunları yaparken o âli gururlarınız hiç incinmiyordu! ya da adnan polat'ı, 100 yıllık galatasaray teamülleri bozulup yerin dibine sokarken galatasaray başkanı olduğu hiçbirinizin aklından dahi geçmiyordu. adnan polat'ın başarılı bir başkan olduğunu iddia ettiğim sanılmasın, eğer adalet varsa ve adnan polat'a yapılanlar bu adaletin standardıysa dursun özbek'in mart 2018 mali genel kurulundan parça parça olmuş elbiseleri, kan çanağı olmuş suratı ve ayakta duramaz hale gelmiş bedeniyle çıkması lazımdı. ve şayet dursun özbek'in yaptıklarını liseli olmayan bir başkan yapmış olsaydı mübalağa ettiğim kadar olmasa da fiili darp ya da en hafifinden küfürler ede ede o salondan dışarıya atardınız.

    liseci zihniyet yıkılmaya ve kademe kademe yok olmaya mahkumdur. birincisi 21. yüzyılda, mahrem diye bir şeyin kalmadığı bir çağda, milyonlarca fahri üyesi olan bir topluluğun bu kadar kapalı bir zümre tarafından yönetilmesi asla mümkün değil, illa ki mızrak önce çuvalı delip sonra paramparça edecek. ikincisi "lise kimliği" eskisi gibi insanların aidiyet duyduğu bir kimlik olmaktan uzakta. yatılılığın azalması, liselerin orta kısımlarının ayrılması gibi temel sebepler bu yapılanmayı ister istemez etkiliyor. üçüncüsü ve en önemlisi artık neredeyse tüm galatasaraylılar bu kanserli hücrenin farkında. ellerinden hiçbir şey gelmese bile sağda solda yazarak, hiç değilse psikolojik baskı uyguluyorlar. bunların yanında bugüne kadar yedikleri haltlardan dolayı işleri arap saçına döndürüp kulübü batma noktasına getirmeleri gibi başka sebepler de yok olmaya mahkum oluşunda etkili. umarım bu yok oluş hızlı ve olabildiğince göz önünde olur.
  • 10
    galatasaray’ın en büyük düşmanıdır. kokuşmuştur. iğrençtir. kanserli hücredir.

    galatasaray futbol takımı namına en büyük hayalim şampiyonalar ligi şampiyonluğu ama galatasaray kulübü adına çok daha büyük bir hayalim var; bu mavi kanlı züppelerden kurtulmak. allah sizin belanızı versin be. belanızı versin de keyifle izleyelim.
  • 11
    bir kaç sene sonra gücü iyice azalacak ve azalarak bitecek zihniyettir. lisenin kimliğine saygımız sonsuz ama egonuz ve kendinizi kulübün sahibi gibi gören davranışlarınız yok olacak silinecek. bu kulüp o liseden çıkmıştır lakin tüm türkiye'nin değeri olmuştur lise olmadan galatasaray ayakta kalır ama taraftar olmadan bir galatasaray olmaz bunu asla unutmayın. nefret edilesi zihniyettir kulüp önünde engeldir.
  • 14
    küçük olsun bizim olsun anlayışı yüzünden çok uzak olmayan bir gelecekte kulübü yabancı sermayeye kaptırma olasılığı yüksek olan zihniyet. kulüp ekonomik sıkıntılarda iken, uefa kıskacındayken elini taşın altına koyup müspet işler yapan mevcut yönetime bile kendilerinden olmadığı için karşı olabiliyorlar. bu bizden olsun da ne olursa olsun düşüncesinin kulübü iyi bir noktaya getirmeyeceği açıktır sanırım.
  • 15
    bir şekilde ortalığı karıştırıp sırf liseli olmadığı için başkanın altını oyarak galatasaray'ın başarısızlığına sebep oldukları takdirde galatasaraylılığımı ebediyen sona erdirmeme sebep olacak güruhun sahip olduğu zihniyet.

    tek sebebi de kendime olan saygım olacak. genel olarak taraftarı (birey olarak beni) kulübün kapısından içeri sokmamaya and içmiş insanların kontrolünde olan kulüp/takım bana hitap edemez.

    çok uzun zamandır düşündüğüm, genel kurul zamanlarında sinirle birlikte ön plana çıkan bu düşünceler az sayıda taraftara aittir muhtemelen. çünkü arma aşkı başkadır.

    hal böyle olmakla birlikte, ayrıcalıklı bir grup tarafından yönetilen ve kendilerinden olmayanları galatasaray dünyasında ikinci sınıf birer insan olarak gören güruhla aynı duyguları paylaşmak bana bazen ağır geliyor. düşünebiliyor musunuz, liseli olmayanları takıma üye yapmak istiyorlar diye anti propaganda yapılabiliyor. inanır mısınız, stadı doldurabileceklerini bilseler, liseli olmayanlara maç bile izletmez bu zihniyet.
  • 18
    muhafazakârdır. değişime karşı olağanüstü bir savaş vermektedirler. genel olarak bu durumdan rahatsız olsam da, -kendi açımdan bakıyorum, neden ben kulübe üye olamıyorum- diğer taraftardan mevcut konjonktürde birilerinin tutucu olması kulübün değerlerinin koruması için çok önemli. ülkede önüne "yeni" sıfatı gelen şeylerin durumu ortada. bir süre daha eski kalsın galatasaray!
  • 20
    başkan mustafa cengiz ve yönetimi tarafından derhal tüzük kongresi toplanarak;

    -yıllık üye sayısını 1000’e yükseltmesi
    -aidatını ödemeyenleri kesin olarak ihraç edilmesi

    şeklinde tüzük değişiklikleriyle çok rahat ekarte edilebilecek gruptur bu liseci zihniyet. şu anda başkanın bu gücü vardır ve zorunlu tüzük değişikliği nedeniyle de tüzük kongresi zaten toplanacaktır.

    zor değil, ve galatasaray’a gönülden bağlı hiçbir menfaat gözetmeyen onbinlerce kişi vardır üye olmak isteyen.
  • 22
    "galatasaray küçük olsun benim olsun" cu kafa yapısıdır.
    bu zihniyet için kulübün başarılı olup olmaması umurlarında değildir.
    birincil hedefleri statülerini koruyabilmek adına, 2. sınıf olarak gördükleri normal taraftara (nam-ı diğer müşterilere*), kendilerine bir parça yakın hakların verilmesine engel olarak, sahip oldukları ayrıcalıkları korumak olmuştur.
  • 23
    newton'ın 3. yasası: x y'ye kuvvet uyguluyorsa, y de x'e eş büyüklükte ve ters yönde bir kuvvet uygular. namıdiğer "etki-tepki".

    kendilerine göre sahibi oldukları galatasaray'ı yine kendi elleriyle galatasaray taraftarına sunmaya devam etmekteler. taraftarı öyle hor gören, küçümseyen söylemlerde bulunuyorlar ki, günün birinde bir kurulu yüzlerce hatta binlerce atkılı basınca "ah biz ne yaptık" diyecekler. bağıra bağıra geliyor o isyan günü.