• kadın taraftar, yani kadın işte adı üstünde.
    - akşam 10'da, metroya giderken- otobüse binerken tedirgin olur. o saatte ne işi var dışarıda? suçludur.
    - bu ülkenin her şehrinde binlercesi; eğitim seviyesi, yaş, ekonomik durum demeden kocasından dayak yer, her gün. suçludur.
    - çalışan/çalışmayan farketmez, hepsi çocuk doğurmak, onları hemen hemen tek başına yetiştirmek ve ev işlerini hiçbir aksama olmadan yapmak zorundadır. bunlardan birini yap(a)mıyorsa suçludur.
    - futbolu severse... ne o öyle erkek gibi kız. şişko ve çirkin. ayrıca futbolu bildiği falan da yok, uyduruyor. suçludur.
    - futbolu sevmezse; futbola kafası basmıyordur, ofsaytı bile bilmiyordur, zekası yetmiyordur. suçludur.
    - küfür ederse iticidir suçludur, normal konuşursa "sıradan"dır suçludur, "ay çok tatlııaaağ" derse...
    - ronaldo'yu severse bir apaçiyi dış görünüşü için seviyordur, suçludur. messi'yi severse, bildiğinden değil barcelona özentiliğinden seviyordur, suçludur.
    - erkek kadın tenisçileri izlerken güzele güzel, çirkine çirkin diyebilir; başlıklarında bunları yazabilir, hakkıdır. sara carbonero, melissa theuriau başlıklarında aşkını ilan edebilir, hakkıdır. ama kadın, erkeklerin "yemin ediyorum kız olsam"la başlayan cümleler kurduğu harry kewell'a ya da johan elmander'e hayran olursa, kazara "çok yakışıklı adam" derse suçludur.

    tecavüze uğrayıp, suçlu çıkartılan insanlardan bahsediyoruz burada. elbette suçludur kadın.
    ahmet küfür ediyorsa, ahmet küfür ediyordur. ayşe küfür ediyorsa, 'kadın küfür ediyor'dur. kadın taraftar fanatik olabilir, futbol bilmeyebilir, küfür ediyor olabilir, itici olabilir, mantıksız olabilir, hata yapabilir. tıpkı erkekler gibi. erkek taraftarla aralarındaki tek fark, erkek hata yaptığında olması gerektiği gibi; bizzat o kişiye kesilen fatura, kadın yaptığında kadınlığına kesilir.
    kadın sadece kadın olduğu için; evine giderken geçmesi gereken karanlık sokağa korkuyla bakmanın, metro durağı ıssızsa tedirgin olmanın, kendisi için bu ülkede ölümden çok daha kötü ihtimallerin olduğunu bilerek yaşamanın ne olduğunu bilmeyenler tarafından yeterince hor görülmekte zaten. bırakın en azından taraftarlığımız bize kalsın.
  • ortalama erkeğin (bu ortalama lafına da kılım, neden kullandım bilemiyorum) fena halde zoruna giden taraftardır.

    bir defa erkeklerin büyük çoğunluğu, kadınların, özellikle de ilişki yaşadıkları kadınların kendilerinden daha bilgili, daha eğitimli, daha paralı, daha kültürlü olmasını istemez. kadın muhtaç olmalı onlara. erkek onun kahramanı olmalı.

    taraftarlık mevzusunda da durum böyle. kadın, ''ofsayt ne aşkıoom!'' diye sormalı. erkek ''ehehe, bak şimdi bik bik bik...'' diyerek, saçma örneklerle ofsaytı anlatmaya çalışıp, kadının bunu anlamamasıyla dalga geçmeli. sanki dünyanın en büyük sırrını o biliyormuş da, kadın bilmiyormuş gibi, egosunu tatmin etmeli.

    bu ve benzeri sebeplerden, erkekler kadın taraftarı kategorize etmekten çok hoşlanırlar. çünkü, sanki asal sayıların formülüymüşçesine karmaşık ve gizemli bir konu olan futbolu, kendileri kadar anlaması mümkün değildir kadının. ya yakışıklı futbolcular için takip ediyordur, ya erkeller onunla ilgilenmiyordur, ya sevgilisinin hatrına izliyor ve aptalca sorularına sevgilisi çok gülüyordur...

    ama haklarını da yemeyelim. arada insaf sahibi bir erkek çıkar da şöyle yüce bir kelam da eder hakkımızda sağolsun: ''ama işte aralarında bazıları vardır ki (bunların çok minik bir azınlık olduğunu belirtir ama mutlaka), gerçekten bilirler futbolu, gerçekten izlerler, ters kademeyi, ofsaytı falan ooohooo...''

    evet evet, siz erkek taraftarlar çok zekisiniz. her biriniz birer futbol dehası, her biriniz birer einstein! biz kadın taraftarlar, kewell'ın kara gözü, sarı kaşı için takip ediyoruz futbolu...
  • eş ve çocuk olarak aynı evin içinde veya tribünde iki tanesi ile birlikte yaşamak zorunda kaldığım dişi insan türü.
    haaa şikayetçimiyim? hayır.
    tribünde veya evde gol sevincini onlarla beraber yaşamak muhteşem. üzüntüleri paylaşabilmek güzel amma! benden önce zıplayıp "ofsayt ulan ofsayt" diye bağırmalarına hala alışamadım be arkadaş.

    senelerce sap gezip 33 yaşında evlenince insan bir türlü adapte olamıyor yeni duruma. bu arada ufaklık 1.75 boy 85 kilo ile 16 yaşına girdiği günden beri benden daha fanatik oldu. üstelik iki kişiler lan..

    e dayanıyorum haliyle...
    tek bir bakışlarına bakar ! ciddiyim.*
  • futbolu seviyorum. futbol konuşmayı seviyorum. hayatımı birleştireceğim kadının ters kademeyi, oğuz dağlaroğlu'nu bilmesini isterim. kahvaltıda bana sunderland dese mutlu olurum ama her şeye rağmen kadın taraftarla evlenmem. hayatım salonlarda, statlarda geçti. az çok haklarında bilgim var ve birazdan kendilerini genelleyeceğim;

    1-bir kere 10 kadın taraftar varsa, bunların 8'i şişkodur arkadaşlar. önce adlarını bi koyalım :(
    2-o kalan iki kişi de kadın gibi değildir. erkeğe çalar. kadın diyemezsin yani. kim gibi diyelim. güler duman gibi. ama daha erkeksi. düşün amk :(
    3-çoğunun takımda favori bir sporcusu vardır. bizim de var ama işte bu öyle değil. hasta bunlar. liseli kızlar gibi böyle çığlık filan atıyorlar. allah belalarını versin.
    4-burda küsüratlı rakam vermeyeceğim, tamamı futboldan anlamaz.
    5-kewell filan gittti de allahtan bizdeki sayılarında bir düşüş oldu.
  • kimseye bir şey ispat etmek zorunda olmamasına rağmen, bu ülkede ne yazık ki, birçok konuda kendini ispatlamaya mahkum bırakılmış kaıdnların bir grubu işte.

    bir kadının iyi araba kullandığının kararını bir erkek verebilir. hatta eğer bir erkek, iyi araba kullanan azınlıktasınız dediyse, onore olmalısınız, bir erkek diyor bunu, aman allahım.

    futbol konusunda karar mekanizması erkektir, kadını övüyorsa, bu da onore eder bizi.

    bu örnekler çoğalır.

    ama erkekler bilmeli ki, futbol konusu dahil hiçbir konuda amacımız size yetişmek değil. bizden önde filan değilsiniz çünkü. hem futboldan anlayıp, hem spor yapıp, hem yemek/ütü yaparak ev organize edip, hem çocuk bakımını üstlenip, hem de tüm gün iş hayatının çilesini çekip, akşam mutfağı toparladıktan sonra futbol maçına odaklanabildiğiniz gün, gelin konuşalım :)

    biz kendi sınırlarımızı aşmaya çalışırız, rakibimiz değilsiniz yani.

    tıpkı galatasaray gibi ;)
  • futboldan gerçekten anlayanları sabaha kadar konuşsun, küfür de etsin ne yaparsa yapsın başımın üstünde yeri var da futboldan anlamayan bir kadın taraftarın zorlama futbol muhabbeti hiç çekilmiyor be, allah düşman başına vermesin...

    mesela ben kılık kıyafetten hiç anlamam. donlarımı, pantolonlarımı, gömleklerimi hala annem alır ben de paşa paşa giyerim, arada sırada çok heves edersem bir şey alırım o kadar. bu bağlamda da kıyafet modasına dair edebileceğim tek kelime bile yok, yakınımda konu açılırsa konuşmuyorum bu yüzden de, sessizce dinliyorum. "cemil ipekçi'nin son kreasyonu manyak bir şey abi ya!" gibi bir cümle kuramam, konudan çakmadığım için zaten vasat olan espri kabiliyetim iyice sıçıyor zaten gördüğünüz üzere...

    genelleyecek olursak elbette futboldan anlayan kız az, genele vurulduğunda erkekler oransal olarak çok daha üstün ama bunu herkes biliyor ki malumat zaten, yeni bir şey söylemiyorum.

    kim, hangi kadın taraftar ne yaparsa yapsın, ister önüme dünya kupası tarihini sersin, ister kastıra kastıra bir şeyler gevelesin top tepmekle ilgili ama ben ikinciyi tercih eden insanlardan sıkılıyorum ve feci derece bayıyor, o kadar da fikrimi söyleyeyim yani ifade özgürlüğü var bu ülkede el insaf...

    ofsaytı bilmemeleri, istisnasız hiçbirinin futboldan çakmaması falan hoş tabirler değil bence, böyle değil çünkü şahitlerim, kanıtlarım var.

    lan yine aklıma geldi de, küfür eden kızlar iyi ya. küfür iyidir. böyle uzata uzata "manyakkkk yeeeaaaaaa" deyip salak salak çığlık atacağına güzel güzel sövsün ne var? "sikeyim" desin, "domaltayım" desin, "bacağını götüne sokayım" desin, diyebiliyorsa bol bol desin fena değil yani bunlar. küfür dilin bir parçasıdır, dil zenginliktir, küfür dilin kremasıdır.

    22 yaşındayım ve hala top oynadığım kızlar var yaşı bana yakın olanlardan, kızlı-erkekli maçlar yapıyoruz yazın sahilde. harika bir şey lan, biliyorlar abi, biliyorlar... çok da hanımefendi insanlar yani gece gezmesine çıkınca falan gayet normal her şey, neyse selamlarımı gönderiyorum onlara buradan :)

    olm ofsaytı bilmeyi geçtim, sağ köşeye plase sert vuruş çıkartabilen 3-4 tane kız arkadaşım var lan! hatta iki tanesini şerefsizim son iki senedir çalımlayarak geçebiliyorum! futbol bilme mertebesinde level'lardan level beğen amk...
  • maça gitmek için yola çıkarsınız formanızla, bazen bizzat sizinle aynı renkleri taşıyanlar rahatsız ederler sokakta, oysa ki onlardan farkınız yoktur. atkınızla formanızla düşmüşsünüzdür işte yollara. tribüne gidersiniz, illa ki saygısızları çıkar arada, canınız sıkılır. size saygı duyanlar, arkadaşlarınız ise bayansınız diye anlamadığınızı düşünür ve küçümser bazen. maça gidebilmek için kardeşinize, sevgilinize ya da arkadaşınıza muhtaçsınızdır, rahatça seyredebilmek adına. bazı erkeklerden daha az anlayabilir, bazılarından ise daha iyi olabilir; bu konuda karşılaştırma tamamen kişiler bazında olabilir ancak. ama genellenebilecek bir karşılaştırması varsa eğer bu durumun, bayan taraftar olmak çok çok daha zordur erkek taraftar olmaktan.

    edit:imla
  • aceto'nun bununla ilgili yazisi :

    (alinti: zenit taraftarına mesaj
    zenit tribünlerinin abileri, stadyumda kadın taraftar istemiyorlar. maça gelmelerini istemiyoruz demişler. sebeb de kadınlar gelince adam gibi küfür edemiyor, tezahürat yapamıyoruz diyorlar. zenit kulübüne başvurmuşlar, kadınlara bilet satmayın diye. kulübün ne cevap vereceği belli de. benim bu haberi okuduğum italyan sitesinde gelen yorum güzel: "istemiyorsanız hepsini bize yollayın." )

    ablanin resmi : http://2.bp.blogspot.com/...KSfpRZw/s400/345.jpg
  • bir galatasaray taraftarı olarak içinde yer almaktan onur duyuyorum. hiçbir zaman taraftarsan, "maçlara gidiyorsan erkek gibi kızsındır" önermesini doğru bulmadım. tam tersine bir kadına yakışır şekilde davranan, kadına ait özellikleri kaybetmeden kulübüne desteğini verenler benim gözümde idealdir, elimden geldiğince böyle olmaya çalışırım. aynı şey erkekler için de geçerlidir elbette. o yüzden aslında kadın var, erkek var ve taraftar var, hepimiz özümüzde kendimiziz ve taraftarlığımızda galatasaraylıyız.
  • eğer böyle bi ayrım varsa içinde bulunduğum taraftar grubudur. ve evet bir pazar günümü futbol yorumları dinleyerek geçiriyorum! hatta babam kanalı değiştirmek isterken başka birşey izletmiyorum.yani ciddi anlamda futbolu seven onun ötesinde galatasaray ı seven bu işten anlayan bayanların sayısı hiç de az değil bunu söyleyebilirim.dumanaltı deplasman otobüsünde, okulunu işini gücünü bırakıp cebindeki parayı harcayıp ordan oraya koşturan bayan taraftar da biliyorum.dikkat çekmek maksadıyla bir takımla ilgilenirmiş gibi yapan çok insan olduğunu düşünmüyorum en azından bizim aramızda. yoksa bir erkek kadar rahat maç izleyemezken ve çoğu insan tarafından garip karşılanıp saçmaladığınız düşünülürken neden ısrarla peşindeyiz diyesiniz ki?
  • banu yelkovan güzel yazmış.***

    --- alıntı ---

    bu yazı aslında iki gün önce ‘papaboupadiop.blogspot.com’ için yazıldı. ama oğlum hasta olunca, yenisini yazmaya vakit kalmadı! kadın ve futbol konusunda ironi yapmak isteseydim ancak bu kadar olurdu!
    bir zamanlar, “gayler arasında ‘vücut geliştirmeci’ tadında amma çok adam var” dediğim bir fransız gay arkadaşım, “ee kızım, kadınlar kasların değerini bilmiyor. tricepsin, bicepsin hakkını veremiyor. o kasların ne zorluklarla geliştirildiğini bir türlü anlayamıyor... biz de anlayanı buluyoruz...” demişti cevaben. futbolla erkekler arasındaki kadınların anlayamayacağı türden ilişki de bu mu acaba? erkekler o canım pasların, taçların, kornerlerin, direkt ve endirekt serbest vuruşların değerini bilir, hakkını verirken; kadınlar kifayetsiz bir geri pasa, defansın arkasına derinlemesine sızdırılmış bir xavi şahaserine baktıkları aynı boş gözlerle baktıkları ya da bir doldur-boşalt sonunda uzay boşluğuna çekilmiş bir şuta, son derece organize bir atak sonunda direkten dönen topla aynı muameleyi yaptıkları için mi bu dışarıya kapalı örgütlenmenin sırrı?
    derler ki kadınlar futboldan anlamaz. futboldan anlasalar ofsayttan anlamazlar. ofsayttan anlasalar... ofsayttan anlasalaaar... ne vardı ya, ofsayttan daha zor bişi var mıydı futbolda? hah! pasif ofsayttan anlamazlar... oysa erkekler her pozisyonda “ofsayt!” diye ayağa fırladıkları için, anlayıp anlamadıklarını değerlendirmek daha zordur haliyle. pozisyon ofsayt değilse bile ikna olmaz çoğu, “ofsayt değil miydi abi?” diye ısrarla üç kere sormadan oturmazlar yerlerine. hele ki akşam, onların ofsayt dediği, hakemin vermediği o pozisyon, bir de ofsayt çıkarsa kanallardan birinde (ki çıkar... ki çıkar...) post-maç, “ben demiştim” ofsayt evresi başlar. oysa kadınlar, “ben demiştim” haklarını hiçbir zaman futbol için harcamazlar. asla.
    kadınların anlayamadığı bir diğer mesele, faraza 1987’de, galatasaray’ın fenerbahçe’yle oynadığı maçta 1-1 berabere kaldığını hatırlamanın neden ‘futbolu bilmek’ anlamına geldiğidir: hani galatasaray’ın golünü ilyas tüfekçi’nin, fenerbahçe’ninkini şenol çorlu’nun attığı maç? hatta erdi de yüzüne aldığı darbeyle maçı kanlar içinde bitirmişti ya? o sezon ali gültiken gol kralı olmuştu... erkekler dünyasında kesin olan bir şey vardır; ne kadar detay hatırlarsan, o kadar çok futbolu bilir kabul edilirsin: “hatta simoviç tribünlere hareket çekmişti...”, “sonraki hafta galatasaray, beşiktaş’la oynamış ve 2-2 berabere kalmıştı...”, “beşiktaş’ı da gordon milne çalıştırıyordu”. aslında ‘gerçekten’ bilenler, öyle uzun uzun cümleler de kurmazlar: “1987.. 1-1.. ilyas-şenol...” bu kadar. bitti gitti.

    ‘futbolun güzellikleri’
    erkeklerin çoğu bunu sesli dile getirmeseler de, kadınları aslında tribünde istemezler. kimileri yeni çıkmaya başladığı kız arkadaşını, bir testten geçirirmişçesine getirir bazen tribüne. hem kız onun ‘gerçek halini’ görsün, hem o, kızın futbola karşı olan tavrını. bir taşla iki kuş. ama öyle uzun süredir evli olup da karı-koca maça giden de pek görülmemiştir yani. iki sevgili bir koltukta yürümez.
    dün, tribünde kadın görmek, uzaylı görmek gibiydi. bugün, kameralar ‘futbolun güzellikleri’ diye tribündeki kadınları gösteriyor. ‘futbolun güzellikleri’ göreceli bir kavram, yönetmenden yönetmene değişiyor; kimi ‘futbolun’ esmer güzelliklerini seviyor, kimi sarışın olanları... adına neden ‘futbolun’ diyorlar, işte orası halen esrarını koruyor.
    ‘futbolun güzellikleri’ arasında kendi halinde maça gelip döneni de var, küfrederken kameralara yakalananı da... onlar henüz bu işin kendini kabul ettirmek için ‘erkekleşmeye’ çalışma evresinde... ama bir küfret, iki deplasmana git, hadi abartıp üç kavgaya da karış... kendi tribününün zeyna’sı bile olsan, bil ki karşı tribündeki adam için hâlâ ‘futbolun güzelliği’ olarak kalacaksın. ve ne yaparsan yap, stadın tuvaletinde tuvalet kağıdı bulamayacaksın.

    --- alıntı ---
  • bayan taraftar olmak her zaman bay taraftar olmaktan zordur. gerek maç öncesi, gerek maçta, gerekse maç sonrası hep sıkıntılara maruz kalırlar.
    maç öncesi yeterince çevreleri olmadığı için bilet sıkıntısı çekerler
    maç içinde etrafındaki magandalarca bilimum gereksiz harekete maruz kalırlar
    maç sonrası çıkışta sıkıştırılırlar, kalabalıkta sıkıntılı hareketlere maruz kalırlar vs..
    zordur cidden bayan taraftar olmak. tribüne devamlı gidip gelip, insanlarla samimi olan bayanlara hemen yaftalar yapıştırılır. "o kız yollu" gibisinden adice ve rezilce laflar söylenmektedir. iş bu nedenle tribündeki bayanlar yaptıklarına dikkat etmelidir. ne kadar göz önünde olurlarsa o kadar arkalarından konuşulur. unutulmasın ki tribün çok kahpe bir yerdir. erkekler için öyledir ama özellikle bayanlar için çok çok çok daha kahpe bir yerdir.

    o yüzden tribüne takılan bayanların normal bayanlardan 45 kat daha fazla dikkatli olmaları gerekmektedir.

    sözüm meclisten dışarı ama şöyle bir gerçekte vardır;
    tribüne hayatlarında yaşayamayacakları erkekli ortamı yaşamak için gelen bayanlar da vardır.
    tıpkı hayatında o kadar kız ortamında bulunamayacak erkeklerin kızların çoğunlukta olduğu ortamlara gitmeleri gibi.

    çok sevdiğim, seviyeli ve usturuplu tribünden kız kardeşlerim var ama malesef arkalarından konuşulanda bir sürü insan var.
  • bunların fenerbahçeli olanları hiç çekilmiyor arkadaş. 17 mart 2012 fenerbahçe galatasaray maçının sabahından beri sosyal medyada car car konuştular futboldan çok anlıyorlarmış gibi. hepsi birbirinden şımarık. takımının ilk 11'i say desen alex, volkan, emre der gerisini bilmez, kurucunuz kim desen kem küm eder ama maçın havasına öyle bir girmiştir, öyle şeyler yazmaktadır ki sanarsın 20 yıllık tribüncü, iç sahada maç kaçırmıyor, her deplasmana gidiyor. sırf maç popüler diye biraz da dikkat çekmek için erkek gibi küfürlü yazılar ve tezahüratlar yazdılar bütün gün. hele takımlarının attığı gollerden sonra blackberry messenger üzerinden "bu biiir", "bu ikiii pezevenkler" gibi toplu mesajlar atıp maç sonu kaçacak delik aramaları da ayrı bir konu. maç sonunda, arkadaşım olmalarına rağmen bu mesajları atanlara kadın madın dinlemeden bastım küfürü o ayrı. ee boşuna dememişler öyle g.te böyle y.rak diye. bu profildeki kadın taraftar azalarak bitecek bir gün inşallah. ayrıca özellikle dikkat ettim galatasaraylı olan kadınlar ise gayet asil bir şekilde tek kelime küfür yazmadan sadece duygularını, takıma olan güvenlerini paylaştı maç öncesi ve sonrası. bu iki kadın profili arasındaki fark çok net. kadın dediğin kibar olacak, zarif olacak.
  • kendince birkaç sınıfa ayrılan taraftar cinsi.

    -dünyayı ve hayatı olduğu gibi futbolu da yarım kilo fondoten, allık, ruj ve benzeri kozmetik ürünlerinin arkasından takip etmeye çalışanlar. bunların bir
    kısmı popüler bir olaydan uzak kalmamak, bir kısmı da "futbol hastası" sevgililerine hayatı zindan etmek adına futbol ortamlarını fuzuli yere işgal eden canlılardır. aralarında hayatın her alanına olduğu gibi futbola da kayıtsız olup beyin hücrelerini boy-kütle endeksini dengelemek için kullananlar kadar sanılanın aksine ofsayt ve benzeri futbol terimlerine erkeklerden daha çok hakim olan; ancak yanlarındaki zavallıya eziyet edip 2 saatlik maçı burnundan getirmek adına salağa yatan önemli bir yüzdeliğe sahip oldukları da isviçreli bilim adamlarınca yapılmış bir araştırma sonuçlarına yansımıştır.

    -ekseriyetle kız meslek lisesi çıkışlı olup "meslek liseli" karakteristiğini köküne kadar yansıtan vandallar. "erkek gibi" giyim tarzları, elinde içkisi, ağzında sigarası, cebinde maket bıçağı bu grubun tamamlayıcı unsurlarıdır. tespih çekenlerine bile rastlandığına dair rivayetler vardır. "seyircisiz maçları kadın ve çocuklara açalım" diyen üstün zekaların bir gün aralarında kalmasını dilediğim bir kitledir bunlar. "çiçek çocukgillerden" nice erkeği anında ortamdan uzaklaştırabilecek derece vahimdir bazıları.

    -sosyal ortamlarda ve aşk-meşk olaylarında yaşadığı sayısız yıkımın ardından kendini futbola ve takımına adayanlar(ki bu grubun erkek taraftarlar kümesi içinde de aynı miktarda kalabalık bir simetriği mevcuttur). "sevinmek için sevmedik" ve benzeri slogan/ürün/trend topic/ facebook grubu ve envai çeşit laf kalabalığının yayılmasının asıl sebebi işte bu arkadaşlar ve erkek olan simetrik türdeşleridir. hayattan bezmiş bir şekilde saç baş dağınık, hatta saç sakal birbirine karışmış şekilde gezerler. envai çeşit store ürünü mevcuttur bu arkadaşlarda. eline geçen bütün parayı periyodik olarak store'a aktarır bu arkadaşlar. zira ne bir sevgilileri, ne de çıkıp dolaşacağı boyutta bir arkadaş grubu vardır. bilet kuyruğu dersin herkesten önce bunlar gider, pazar sabahı daha kargalar açma-germe hareketleriyle güne başlamaya çalışırken oynanan ve "görev başındaki memur" hissiyatıyla gidilen maçlarda bile "nereden buluyor bu insanlar bu enerjiyi" dedirtecek kadar coşkulu olurlar. bütün tezahüratları bilir bunlar. "rerere rarara"dan tut da maçtan 1 gece önce bilmemne forumunda yazılan "yeni beste"ye kadar. bu örnekler uzar gider.... ilk bakışta negatif bir tanımlama gibi görülebilir ama bu ablalar/abiler/kardeşler candır. sevgili adaylarının kabul etmediği kocaman yürekleri galatasaray için atmaktadır. bazen aşırıya kaçıp usandırsalar da baş tacı edilmelidirler.

    -yakışıklı, zengin ya da hem yakışıklı hem zengin olan erkek taraftarların ayartıp tribünlere/maç izlenen mekanlara soktuğu; ortalama ya da ortalamanın üzerindeki güzelliğiyle ayda yılda bir girdikleri futbol ortamında dişi sineğe bile hasret olan erkek milletinin aklını başından alan ablalar/kardeşler. bunların üzerinde yeni sezon formalarının en bi cırtlak olanı vardır genelde. misal turuncu, mor ya da beyaz; artık allah ne verdiyse, store o sene ne yumurtladıysa... o formayı da erkek vücudunun üzerinde görmeye alışmış, maç izlerken dişi sinek bile göremeyen yurdum erkeklerinin türlü türlü sohbetlerine/fantazilerine meze olurlar malesef. önemli bir yüzdesi gol sevinci sırasında yaşanabilecek olası kucaklaşma/öpüşme/vs. için o ortama sokulmuştur ki bunu yapanlar lise çağlarında sırf "ortalık karanlık" diye sevgilisini sinemaya götürmüş adamlardır. bu ablaların ağzında da -ortama ayak uydurayım diyerekten- bilimum internet ortamından hafızaya alınmış acayip acayip sloganlar vardır. ortamdaki arıza adam sayısına göre kavga sebebi olurlar genelde. zaten kritik bir derbide neredeyse sahadaki futbolcular kadar terleyen adamımız 2 sıra önünde oynaşan çifti görünce arıza çıkarmaya bahane arar hale gelir. ablanın ağzından çıkan yersiz bir slogan direk kavga sebebi olur...

    -futbolla ilgilenen, takımını ve izlediği oyunu gerçekten sevenler. senin benim kadar futboldan anlayan, belli bir maç hafızasına ve tezahürat bilgisine sahip güzel insanlar. zaten "senin benim kadar" olmaları gayet normal, olması gereken bir durumdur. "maç hastası erkek" için "evlenilecek kadın" tabirinin vücut bulmuş halidir bu insanlar. nerede ne kadar sevineceğini, üzüleceğini bilir. kadının hep negatif ayrımcılığa kaldığı, bunun neredeyse bilinçaltına "işlendiği" bir ülkede erkek egemen toplulukların arasına karışmayı başarmıştır. "çağdaş türk kadını" filan diyeceğim ama, ne bu ülke ne de bizim sözlük bu kadarcık bile demokrasiye hazır değil sanırım...

    -bir sınıf altında toplanması bile imkansız olan, ne idüğü belirsiz oksijen israfları. mütemadiyen saçmalayan, tuttuğu takım farketmeksizin herkesi tiksindiren ve bıktıran canlılar. ne yazık ki erkek taraftar kümesinde de fazla fazla simetrileri bulunmaktadır bunların da. genel özellikleri akıl ve mantık çerçevesi içinde düşünüp olayları değerlendirme yetilerinin kaybolmuş olmasıdır. kendi içinde onlarca alt gruba ayrılabilirler, ama uzun uzun yazıp okuyanın da sinirlerini bozmanın alemi yoktur.