• yine bir roportajinin cevirisi goal dergisi'nden onur özgen tarafindan turkce'ye cevrilmis olan buyuk teknik direktor. roportajin linki burada:

    https://www.goal.com/...l52u6tq1abmsh0mr3mep

    dolu dolu bir roportaj. galatasaray'in 2019-2020 sezonunda ne oynamaya calistiginin, su ana kadar planlarin neden islemediginin tartisildigi noktada bize teknik heyetin ne amacladigi, nelerin eksik, nelerin yanlis olabilecegi hususunda fikir verebilecek onemli ipuclari var. belki daha bol vaktim olan bir gun bu yorumumun altini bir entry'le doldururum, ancak simdilik vakti olan yazarlarimizin okumasini tavsiye ederim diyeyim :)
  • "içten içe kendisinin başarısız olmasını isteyen tek kişi ben miyim acaba?" diye sormama sebep olan hoca...

    evet çok başarılı, hatta barça'dan ayrıldığında bayern'de, bayern'den ayrıldığında city'de "hadi şimdi burada yapsın" dediğimiz şeyleri de yapmakta. adamın bir futbol felsefesi var demek ki ve bunu takıma aşılayabiliyor,

    ben uzun süre "ulan barça'yı, bayern'i, city'yi bana verseler ben de bi yere kadar birşeyler yaparım" dedim, ancak sanırım bu sözlerimi bana yedirecek...

    çok güçlü takımların başına geçme konusundaki seçiciliği, adama eşi benzeri olmayan bir kariyer yaptırmak üzere ve açıkçası bunu hazmedemiyorum, bazı insanlar hayata 1-0 önde başlıyor ya, guardiola 2-0, 3-0 önde başlamış gibi...

    sana diyorum saçsız oğlan, umarım başarısız olursun, sana gıcık oluyorum, sınıfta "sınava hiç çalışmadım, kesin kalacam" diyip 100 alan öğrencilere benziyorsun.
  • manchester city'de gösterdiği performansı değil de riekerink'in galatasaray'da gösterdiği performansı gelip türkiye'de gösterse futboldan anlamıyor diye eleştirilecek teknik adam. keza mourinho da... yani özetle hep kazanmadığınız sürece türkiye'de hunharca eleştirir, gömülürsünüz. hep kazanmıyorsanız iyi değilsinizdir. hep kazanırsanız da bir süre sonra hep kazananın siz değil takım olduğu anlatılır ve yine eleştirilirsiniz. arada bir maç kaybederseniz yine anında gömülürsünüz. çünkü bu defa takım değil siz kaybetmişsinizdir...

    sadece tüketen bir toplum olarak kendini yiyen yılanın hikayesine benzeyecek sonumuz. bu sistemde ancak erke dönergeci sağ kalabilir.
  • kendisine iki çift laf etmek istediğim teknik direktör.

    ey pep, sana akıl vermek haddim değil ama vereceğim. tamam, başarıdan başarıya koşmuş olabilirsin, bildiklerinle beni afallatabilirsin ama gel otur şöyle bir diziliş konuşalım. çünkü ben dizilişlere takarım. sezon başında ne güzel başlamıştın halbuki. bak şimdi;

    bravo
    sagna(zabaleta) otamendi stones kolarov(clich)
    ilkay(fernando) fernandinho
    sane(sterling) de bruyne silva(nolito)
    aguero(iheanacho)

    şimdi bu kadronun neresi olmadı söyle bana? benim kadroda illa 5 ofansif olacak mı diyorsun, buyur;

    bravo
    sagna otamendi stones kolarov
    fernandinho
    de bruyne silva
    sane aguero nolito

    olmadı mı? illa bayern münih'te zaman zaman yaptığın gibi sadece 2 stoper ve 1 orta saha koyup geri kalanını hayvan gibi şiyapmak mı istiyorsun, al hadi al;

    bravo
    otamendi fernandinho stones
    navas de bruyne silva sterling
    sane aguero nolito

    ama lütfen şu kadroya çakma 4-6-0 muamelesi yapma. gerikirse devre arasında git bir tane daha santrafor bul getir, oturt yanına ama şu taktiği yapma artık yahu. ben iyi ateş edenlerinden bir santrafor bulurum sana, ahanda buldum. "agüero sık sık sakatlanıyor mu? iheanacho istediğiniz verimde değil mi? merak etmeyin, bu isim size tüm dertlerinizi unutturacak; alexandre lacazette"

    yahu şu kadroyu jon snow'a versek piyasada ak gezen bırakmazdı be. neyse bak dediklerimi yap, ocak ayında da ver 50 kağıdı al lacazette'yi. bunları yaptıktan sonra nisan ayında şampiyonluğu ilan etmezsen al beni, de bruyne ve kolarov şut çalırşen kaleye bağla. söyleyeceklerim bu kadar.

    saygılar.
  • 2000 li yillarin ortalarindan itibaren fenerbahce'ye oyle bir beddua ettik ki analarindan emdikleri sut burunlarindan geldi. sivasspor'a eskisehir'e beddua ettik ayni anda ligden dustuler. aziz'e az sovmedik hapislerde yatti.

    sen kim kopeksin lan keltos bizden denayer'i alip yabancilara pazarliyorsun?

    ingiltere'de dansoz edilen teknik adam.
  • bu içten pazarlıklı ibneye bakmayın. her şeyi bu ayarlamıştır. iş yaptığı şirketlerden birinin kodaman patronunun şımarık kızına vermek için ayarlamıştır el altından. ulan bu coğrafyadan ne aşıklar çıktı pezevenk. romeo enayisi gibi yanlışlıkla kendini öldürmez, gerekirse dağları deleriz...

    ben boş konuşuyorum.. sevigiyi tanımayan adama sevgiyi anlatmaya çalışıyorum. sen... büyük patron, milyarder, para babası, petrol zengini... sen mi büyüksün? hayır biz büyüğüz, biz. sen bizim yanımızda bir hiçsin, anlıyor musun, bir hiç. mağlup edemeyeceksin bizleri. çünkü biz birbirimize parayla pulla değil, sevgiyle bağlıyız. bizler birbirimizi seviyoruz. biz bir aileyiz. biz güzel bir aileyiz. bunu yıkmaya senin gücün yeter mi sanıyorsun?

    dinle ulan pep ibnesi. denayer parçalısını giyecek. çeyrek altınını da ben takacam.
  • manchester city'nin başında çıktığı maçlarda harikalar yaratıyor evet. kendisini ilk barcelona'da tanıdığım zaman inanılmaz sıkılırdım. maçlarını izlemek adeta işkence gibi gelirdi bana. zaten kamera açısı ürkütücü nou camp'ın. yani gerçekten o stat size ait değil sizi istemiyor kaç metrekareyse her santimi dolu gözüküyor. top barcelona'da olduğunda inanılmaz bi genişlik eğer topu kaptırırlarsa aniden daralan mesafeler inanılmaz. yine de sıkıcı bulurdum. tekdüze gelirdi bana yaratıcılıktan uzak hazırlanmış bir senaryo bilindik hikaye klasik türk filmi esas oğlan ölüyor. geçelim.

    bayern münih'e gelince bu arkadaş önceki sezon tozu dumana katan bavyera ekibinin başına geçmişti zaten inanılmaz bi kadro, yine tatmin olmadım ben. olmadım yani sevemedim. kalede bi kere neuer var daha ne olacak savunmada bi kişi fazlasın nerdeyse. daha sonra bi kere bu kel arkadaşın çalışma ofisinden bi fotoğraf gördüm. absürd bi düzen vardı tahtada. hücumdaki düzenleri olsa gerek kaleci orta sahada duruyo, önünde 3 oyuncu, sonrasında 6 kişi, ceza sahasında 1 kişi lewandowski. adam resmen kampa geliyor yani yarı sahaya. hücum etmek istemiyor golden ziyade eğlenmek için hücum yapıyor resmen. ben tabi ki yine de beğenmedim burun kıvırdım. xabi alonso'yu falan da almıştı zaten kendisi yürüyen beyin daha önce de messi var xavi var falan yani bi sürü bahanem vardı.

    neyse. geldik city'e. geldi hart dedi you are dismissed. birebirde iyisin ama bana yetmez kale bravo sende pas oyununa katılacaksın. olmadı caballero. şimdi isim kumkuması yapıp kim kimdir nedir falan yazmayacağım. çünkü adam için mevki denilen şey soyut bi kavram. fernandinho haricinde vazgeçemeyeceği de kimse yok. yaya toure'ye taparım ama silindi bakın kimse onu aramayacak. bu kadar basit.

    topa sahip olmasının en önemli özelliği her zaman olduğu gibi şablonda gizli. maçı izlerken bakıyorsun adam adama markaj varsa herkes bi doğrultu üzerinde hareket ediyor sürekli boş olanlar yaratılıyor bu şekilde. baktın olmuyor stones yani defans oyuncusu topla beraber çıkıyor o sırada yerini fernandinho alıyor tekrar bi sirkülasyon yaratılıyor sistem işlemeye devam ediyor. top hala onlarda ve önem almak daha da güçleşiyor.

    hücumda en etkili olduğunu nokta ise evet top rakipteyken. çünkü ileride alelade bekler gibi gözüken adamlar en etkili hücumu yapacak pozisyondalar. sert bi takım değil city istese olur mu? çok rahat. onun yerine fundamentali iyi adamları tercih ediyor. kapanan bi savunmadan ziyade ani baskını tercih ediyor. ufak tefek topa çok uzak olmayan adamlarla işi bitirme peşinde. silva ve de bruyne ortada ikili. sterling nolito ilerde. top sende olursa güvendesin ama top rakipteyken onlar güvende değil. çok sinir bozucu değil mi.

    ikili ilişkilerde yetersizmiş bilmem neymiş tamam herkes sıcakkanlı, pratik, zeki insanları birinci tercih gibi görebilir ama banane ya bundan. ben bu oyunu izliyorum. her ayrıldığı kulüpte pek şans vermediği futbolcular konuşur şöyleydi böyleydi. banane. magazinsel kısımdan bağımsız bakıyorum olaya. bu adam futbol ile yatıp kalkıyor çok kafa yoruyor ve en önemlisi ben oldum demiyor. planlı işte herif ve karar verdiği zaman geri dönüşü olmuyor. gidecekse durduramazsın. lafını dinlemezsen varolamazsın. çok disiplinli. çok iyi bi öğretici. bu kadar kusursuz şablonları oynatmak kolay değil. kolarov defans tandeminde oynuyor ya hiç de sırıtmıyor. görev tanımı belli herifte kimseden ekstra beklediği yok. bunu bunu bunu yapın sonra gol atmak size kalmış diyor.

    şimdi kıyaslamazsak olmaz. mourinho hocam gerisinde kaldı bu arkadaşın. sonuçlardan bağımsız konuşuyorum. bi oyun kurucu, bi tane top kapan, önünde yaratıcı gezgin on numara, içe kateden kanatlar falan. aynen. mourinho hocam şablon bu. çok iyi motive ediyor olabilirsin futbol sadece düzen taktik işi değildir haklısın ama kendi oyun sisteminde yeniliğe kapattın, kendini tekrara aldın. rekabet geliştirir. şimdi rakipsiz bi pep görmek istemeyiz hele premier lig için konuşuyor isek bay guardiola sanırım ingilizlere yıllardır illüzyonun içinde olduklarını gösterecek gibi. ranieri nasıl 4-4-2 ile şampiyon yapıp arsenal taraftarına alala dedirttiyse guardiola da akıcı futbol nedir onu gösterecek gibi.

    ayrıca wenger, walcott'u al götüne sok. alaka olmayabilir söylemek istedim. 2 forvetle oynarsak orta sahada eksik kalıyoruz diyen herifsin sen wenger artık sana einstein diyeceğim. kıyaslamaya seni dahil etmiyorum. sen çok daha geridesin bu ikiliden. klopp yarışabilir ama ona sözüm yok. walter mazzari ile de. vakit bulursam ya da işime gelirse walter beyi de yazmayı planlıyorum. o da güzel futbol oynatıyor italyan ekolüne yakışır sevide. wenger seni gerçekten övmeyi çok isterdim ama sıkıldım. yenilik her zaman gerekli değildir ama gelişmek iyidir.
  • kendisi hakkında barselona zamanları açıkçası çok sallıyordum arkadaş ortamlarında. klasik barselona'yı babam da şampiyon yapar geyikleri bilirsiniz. fakat kendisinin kariyerine baktığımızda kazın ayağının öyle olmadığını görmekteyiz. kazanmış olduğu başarılardan ziyada gittiği kulüplerde sistem yaratması beni kendisine hayran bırakmaktadır. işin ilginç yanı bayern, city ve barselona takımlarında hep farklı anlayışlara sahip takımlar yaratmıştır. ancelotti gibi etliye sütlüye karışmadan miras yemek yerine sürekli arayış içinde olan modern çağın en iyi antrenörü kanımca.

    şu aşamada tek merak ettiğim tıpkı maradona'nın futbolcu olarak yaptığı gibi napoli ölçeğinde bir takımın başına geçtikten sonra neler yapabileceği.