• 1901
    deplasmanda top göstermediğimiz rakip (!) adanaspor. (bkz: 29 ekim 2016 adanaspor galatasaray maçı)

    bunu eleştirdik diye eleştiriliyoruz. ne riekerink'miş arkadaş ya... sene başından beri top filan oynamıyoruz. arena'daki maçları taraftar desteğiyle alıyoruz, deplasmanda da bruma'nın ayağına bakıyoruz. hamza neyse de terim ve mancini'yle şu adamı lütfen kıyaslamayın. o adamların en azından ne yaptırmaya çalıştığını anlayabiliyorduk. jor efendinin tek planı ise şu: at bruma'ya!
  • 1902
    bugün bey'liği bitmiştir.

    olay kötü futbol oynatması, oyuncu değişiklikleri filan değil, galatasaray taraftarının öncelikli yönergesi hiçbir zaman bu olmamıştır zaten.

    sana altyapı hocası dediler, biz yedirmeyiz dedik. niye dedik? takımdan bütün çöpleri gönderdin diye, hak etmeyeni oynatmadın, oynatsan da sahada sürünürken oyundan aldın diye.

    selçuk'u devre arası oyundan aldın diye destekledik seni, sen bunu yapabilen cesur bir adamdın.

    bugün gördük ki aman selçuk ayağımı kaydırmasın yine diye onu oyundan almaya korkup tolga'yı oyundan çıkaran bir acize dönüşmüşsün.

    sana da yazıklar olsun!
  • 1904
    söyle aslan yürekli hocam, biz ne zaman futbol oynayacağız? demek istediğim bey.

    ulan deplasmanda top göstermiyor rakibe, trabzona tek kale oynayıp kaybediyor yazanları görünce insan eleştireceği yoksa da eleştirir bu adamı. %70 topla oynayıp sıfır yaratıcılıkla mıy mıy top çevirmek, yürümek ne zamandan beri iş oldu futbolda? hiç maç izlemesek, daha önce hiç iyi oyun görmesek inanacağız, bu futbol değil beyler, ne kendinizi ne bizi kandırın, bu adamın oynattığı güzel bir futbol yok, hiç olmadı. mancini terim hamza bilmem ne diye ortaya atıp konuyu değiştirmeyin, herkes eleştirildi burada, hakkı olanın hakkı da verildi gayet. bok gibi top oynatıyor deseniz kimse gocunmaz, hepimizin tek bir isteği var neticede, galatasaray'ı başarılı görmek.
  • 1907
    son yıllarda mancini'ler, prandelli'ler, hamza'lar, mustafa denizli'ler, geldi geçti bu takımdan ve hepsi de takıma futbol oynatamıyor diye yerin dibine sokuldu. ben de yaptım bunu. fakat artık şunu görüyorum ki biraz da eldeki malzemeye bakmak lazım. jor hoca hatasızdır demiyorum fakat eldeki malzemeye bakın bir. hiç öyle bir sürü transfer yapıldı demesin kimse. adamın sağ beki sabri, sağ kanadı yasin, orta sahası selçuk, defansı semih-şeju ikilisi. bu adamlarla mükemmel bir futbol oynatması bekleniyor adamdan.

    29 ekim 2016 adanaspor galatasaray maçında ilk 11'deki kadroya bakalım. geçen seneden farklı olan 3 kişi var. bruma, tolga ve eren. bu 3 isim de zaten takımın çehresini az buçuk değiştiren isimler. yani demek ki daha bir bu kadar transfer yapılsa yeridir. ama adam gibi doğru transfer yapılmalı tabi. jor sağ bekte sabri'ye de linnes'e de güvenmedi. cavanda alındı, adam ikisnden de beter çıktı. 3 yıldır stoper diye bağıran takıma 4.5 milyon euro'ya alınan stoper sakat çıktı. orta saha'da melo'nun boşluğunu doldurması beklenen de jong sakatlandı, daha 45 dakika bile oynayamıyor. forvete alternatif olarak transfer edilen sigthorsson daha formayı bile giyemedi sakatlıktan. orta sahaya yedek olarak alınan josue ise dersimspor maçında bile ayakta güçlükle durdu.

    uzun lafın kısası, jor bu sezona güzel bir temizlikle başladı fakat daha onun bile yetmediğini görüyoruz. umarım bu sezon şampiyonlukla tamamlarız ve kendisiyle devam ederiz. gelecek sene şampiyonlar ligi öncesinde jor yarım kalan temizliği tamamlamalı ve artık bu takımın çehresini tamamen değiştirmeli. 2011-2012 sezonunda kalmak bitik iskeleti çökertmeli yeni bir iskelet inşaa etmeli. bu bağlamda selçuk, sabri, şeju, yasin, semih ve diğer ne kadar bitik futbolcu varsa bunların fişini çekmeli ve yerlerini bu sezon başında yaptığı gibi daha kaliteli isimlerle doldurmalı.

    söyleyeceklerim bu kadar. şu kadronun başına sezon başı jor değil de başka avrupalı iyi bir hoca gelseydi de oynanan futbol bundan çok iyi olmayacaktı buna eminim. dolayısıyla bu kadro bu pisliklerden tamamen arındırılana kadar ben artık oturup da hiç bir hocanın teknik taktik bilgisini tartışmam, eleştirmem de. tabi hamza hamzaoğlu gibi saçma sapan konuşup, saçma sapan evlatçılık yapmadığı sürece. yolu açık olsun.
  • 1908
    ilk 8 hafta ve özellikle 22 ekim 2016 galatasaray trabzonspor maçından ders almayan teknik direktör. bir antrenör yenildiği maçtan sonra hiç mi ders çıkarmaz? 22 ekim 2016 galatasaray trabzonspor maçında trabzon ne oynadıysa 29 ekim adanaspor galatasaray maçında da adanaspor onu oynadı. yine zorlandık. kaldı ki selçuk yerine tolganın çıkması tam bir facia! bir şeylerden korktuğu çok belli. selçuk denen ruhsuzun ne kadar kötü oynadığını o da biliyor. ama çıkartamıyor korkuyor. kusura bakma hocam senden de olmayacak. korkak adamlarla işimiz yok bizim. geçen hafta sene sonuna kadar kalması gerektiğini söylemiştim. fakat yanılmışım. kendini geliştirmesi gerektiğini söylemiştim. daha yenildiği maçtan ders çıkarmayan adam nasıl geliştirecek kendini anlamış değilim. iyi insan, kötü teknik direktör. çabalıyor ama ne yapacağını kendi de bilmiyor. kapanan takımlara karşı nasıl hücum edeceğimizi bilmiyoruz. gerçi nasıl hücüm edeceğimizi de bilmiyoruz ya neyse. takımın b planı yok. ikinci golü aramak yok. bunun sorumlusu da heralde burada eleştirenler değil.
  • 1909
    futbolcular kendisinden korkmuyor. ve bence bu çok büyük bir sorun. 1-0 öndeyiz. son dakikalar. defanstan top çıkaracağız. semih muslera carole chedjou var. kimse geri geleyim şunlara yardım edeyim demiyor. ileri dikerlerse topu alır kontra denerim kaptırırlarsa gol yeriz kafasında herkes. kenarsa sert bir teknik direktör olacak. oyuna sonradan giren sinan ve josue o pozisyonda geri dönmeyecek. galatasaray yarı sahasında 4 e 4 kalan savunma oyuncularını kaderine bırakacak. yok öyle bir dünya. (bkz: 29 ekim 2016 adanaspor galatasaray maçı)

    futbol olarak zaten geçen seneki galatasaray'dan hiç bir farkımız yok. beşiktaş maçının ilk yarısı top oynadık bi. onun dışında hep mıymıy. bruma ve eren olmasa gol atamayacak takım.
  • 1910
    'pas degil gol at' binlerce kişi aynı şeyi yazmış bu adamın galatasarayı hakkında. bu aslında her şeyi açıklıyor. her maç sonrası yazmaktan yoruldum, galatasaray taraftarı sistem kurmanın ne olduğunu bilmiyor, bu gidişle de bilmeyecek. siz fatih terime layıksınız 1-2 sene iyi olup dibe batmayı, milyonlar harcayıp hiç bir şey üretmemeyi seviyorsunuz. tek önemli şey gol atmak, şampiyon olmak. oyuncu çıkarmak, scouting, sistemli takım falan hikaye. her sezon aynı teraneyi yaşıyoruz, bruma gol atamaz asist yapamaz rezil oyuncu, sneijder gol atamaz eskisi gibi değil, eren gol atamaz klubeye çekilmesi gerekir... rezil top oynayıp 6. oluruz 'bize sistemli adam lazım abi, proje lazım, genç oyuncu lazım, şampiyon olmasak da olur' aradan 2 ay geçer 'bu adamla olmaz'. siz burda riekerink değil de sampaoli de olsa, rudi garcia da olsa, favre de olsa, bielsa da olsa, puel de olsa olmadı diceksiniz, hep böyleydiniz hep de böyle olacaksınız. bu takımdan bir yol olmaz nedeni taraftarı, yöneticisi, kurulda oy verenleri. futbolcunun ve teknik direktörlerin hiç suçu yok. galatasaray kulübü bu şekilde devam etsin sadece ekonomik olaral değil, sportif olarak da batacak. artık bir oligark bizi kurtarır, rus veya arap. konu baya saptı ama genel olarak durum bu, herkes eleştiririlir herkes gider bunu elbet biliyorum. başarısızsan gidersin bu da çok açıktır ancak benim veya benim gibi düşünenlerin savunduğu bireyler değil sistemler.
    not: bu riekerinkle ilgili son yazım bir daha hiçbir şey yazmayacağım. tüketici olmak üretici olmaktan kolay, türk insanı bu eşiği hiçbir zaman atlatamayacak bunu iyice pekiştirmiş oldum.
  • 1912
    maalesef beni ilk kez ciddi şekilde hayal kırıklığına uğrattı bugün. leş gibi oynayan selçuk dururken, o sırada sahada bir şeyler yapmaya çalışan nadir futbolcularımızdan olan ve haftaya da cezalı duruma düşmüş tolga'yı oyundan almasının bence izahı yok.

    onun dışında kendisi topun hep bizde olmasını istiyor ama böyle olmaz. biraz risk alması lazım. son haftalarda oynadığımız oyun ''iyi oyun'' değil çünkü. takım sahada akamıyor, bunun sebebi biraz kadro biraz da kendisinin felsefesi.

    başakşehir maçına iyi hazırlanması lazım ki bu konuda güveniyorum hocaya. özellikle önemli maçlarda rakipleri iyi analiz ediyor ve takımı iyi hazırlıyor bence.
  • 1913
    eleştirilmesine bir noktaya kadar mantıklı diyebilirim. önce gerçeklerden başlayalım:

    1) popüler tabiriyle wonderkid olarak aldığımız oyuncu yurtdışı tecrübesi dahil hiçbir hocada gerekli katkıyı veremedi. bruma bunu ilk kez gençlerle çalışmayı bilen riekerink ile gösterdi. ciddi bir bonservis bedeli ile satılabileceği konusunda herkes hemfikir.
    2) bir maç oynayan bir maç oynamayan, olcan adın'ın gerisinde yer alan ve gelecek vadeden carole'yi de takıma monte ederek oynatmayı beceren hoca tekrar riekerink.
    3) herkesin ümidini kestiği bir noktada ezeli iki rakibini saf dışı bırakarak kupa kazanan riekerink.
    4) ayağında top tutamayan ve kondisyon anlamında beklenen seviyede olmayan takımı ligin önde gelen ekiplerinden biri haline getiren riekerink.
    5) 9 hafta sonunda geçen yılın şampiyonu ile arasındaki puan farkı 1. bu takımla da 2. yarı kendi sahasında oynama avantajı var. beşiktaş'ın transferleri bu yılki galatasaray'ın transferlerinin çok daha ötesinde.
    6) yeni transferleri takıma kısa sürede adapte eden riekerink. jong takıma geç katıldı ve başta sakatlık geçirdi. jong'tan da faydalanmaya başladı.

    eleştirilmeyecek hoca yoktur tabi ki eksiklikler ortaya konabilir. yukarıda bir çırpıda söylenebilecek gerçekler varken hocaya berbat, birşeyden anlamıyor vb. sözler sarfetmek mantıkla bağdaşmamaktadır. biraz rasyonel olmakta fayda var.
  • 1914
    her konuda eleştirilmesine saygı duyarım. hatta ben bile eleştiri entryisi yazmayı düşündüm maç içinde. lakin tolga ciğerci sarı kart gördüğü anda yedek kulübesini göremediğimiz için, al hemen de jong'u diye bağırırken onun da hemen bu doğru kararı alması bende bu maçlık sınıfı geçmesine eden oldu. önümüzdeki kritik başakşehir maçı öncesi tolga'nın oynayamayacağı kesinleşince hemen o maçta oynayacak olan selçuk-de jong ikilisine geçmesi mükemmel bir hamleydi. hele ki selçuk yine casper olarak sahada yürürken bu hamleyi yapmak ekstra cesaret ister. bu maç alınacak bi puan kaybında müthiş eleştiriler alacağını bile bile bunu yapması takdirimi kazandı.

    ben kendisinden hala memnunum. evet şu an bal yapmayan arı gibiyiz ama üstüne koyacağımızı düşünüyorum. çünkü şu an işin zor kısmını yapıp kolayını yapamayan bir takım var sahada. fenerbahçenin son şampiyon olduğu sezonuna benzetiyorum o yüzden biraz.

    yürüyedur güzel adam. başarılı olmanı çok istiyorum.
  • 1916
    bu hafta (bkz: 29 ekim 2016 adanaspor galatasaray maçı ) yaptığı doğru; cezalı duruma düşen tolga'yı oyundan almaktır. çünkü yerine koyduğu de jong oynayacak selçuk ile haftaya. takımda kıpırtı yok onu görmemesi, eren'e, poldiye ne olduğunu çözememesi sıkıntılarımız. saç baş yolduran yasin çıkıp yerine sinan girince adamlar o kanadı yol geçen hanına çevirdiler. yasin ya da bu formu ile sinan oynayacağına iki bek arkalı önlü oynasa daha iyi olur diye geçiyor aklımdan... hocanın kendine sorması ve doğru cevapları bulması gereken sorular bence şunlar ;

    1- biz neden topa sahip olup da, hücumda çeşitlilik katamıyoruz?
    2- orta sahamız bu kadar zavallı iken hangi değişikliği yapmalı ve eldeki malzemeden en iyi verimi almalıyız? (haftaya oynanacak maç düşününce bunun önemi bir kat daha artıyor.)
    3- defansımız top yeteneği bir saatli bomba ile bir o bombayı karakola götürecek adamdan oluşuyor ve kalecimiz sakatlanmışken bile bu kaleciye olur olmaz dönme saçmalığını neden bırakamıyoruz ?
  • 1918
    önce şunu söyleyerek başlayayım, sürekli korner ve frikik kazandığımız bir maçta sneijder de yoksa, selçuk'u oyundan çıkarmamasını anlarım. çünkü selçuk da çıksaydı bütün frikik ve kornerleri mecburen sabri kullanacaktı. sen oyunu rakip kaleye yığmışsın, sağdan soldan sürekli saldırıyorsun, rakip topu kazanır kazanmaz santrforuna uzun pas atıyor. bu durumda tolga oynamış selçuk oynamış fark eden bir şey olmaz. çünkü tolga da iyi bir hücum organizatörü değil, sadece iyi pres yapıp top kapıyor diye gol bulmak için hayati önem taşıyan duran top tehlikeni yok etmenin bir anlamı yok. bu açıdan riekerink, tolga'yı çıkarmakta haklıydı.

    gelelim hatalarına. galatasaray'ın rakibi iyi kapandığı zaman galatasaray gol pozisyonuna giremiyor. çünkü:
    1- bruma ve kısmen yasin (evet yasin) hariç hücumda yeterince hareketli değiliz
    2- sneijder olmayınca hücumlarımız hiçbir organizasyon emaresi taşımıyor, herkes kafasına göre oynuyor, ne selçuk ne tolga ne josue ne de podolski sneijder'in boşluğunu dolduramıyor, belki de jong dikine çok iyi paslar attığı için bu sorunu geçici olarak çözebilir
    3- sneijder oynasa da tehlikeli pozisyonların tamamı bruma'yla üretiliyor, diğer oyuncular bruma olmadan kendi aralarında bir tehlike yaratamıyor

    burada 1. sorun ve 3. sorun doğrudan riekerink'in kabahati. galatasaray bu kadar kötü hücum edemez, etmemeli. sonunda gol pozisyonu üretemiyorsan topa sahip olup pas yapmanın hiçbir anlamı yok. azıcık aklı çalışan bir rakip topu sana bırakıp pas yapmana müsaade eder, sen bütün adamlarınla rakip yarısahaya yerleşirsin, sonra kaptırdığın her topta süratli oyuncularla kontratağa çıkar, bir gol attığı anda en kötü ihtimalle bir puanı cebine koyar. şanslıysa maçı da alır. sen de "şanssızdık, top girmek istemedi, olur böyle kazalar" gibi saçmalıklarla kendini avutursun.

    itiraf edeyim, benim gönlümden geçen de her oyuncunun deli dana gibi koşması. eren rakip kaleciye kadar hücum pres yapsın, her topa üç kişi bassın, bekler rakip cezasahasına kadar girsin, ersun yanal fenerbahçe'si gibi her maç gol sağanağı şeklinde oynansın isterim ama "böyle oynamazsan şampiyon olamazsın" diyemeyiz. "iyi oyun=8 kişiyle deli dana gibi hücum etmek" demek değil. kontrollü bir oyun oynayıp iyi organize edilmiş şekilde hücum edersen de gayet iyi skorlar alırsın. ama bunun ilk şartı hücumda hareketli olmak. ikinci şartı da bütün oyunculara rolünü çok iyi kavratmak, rakip senin kilit bir oyuncunu marke etse dahi diğer oyuncularınla da pozisyon bulabilmek.

    riekerink'in ne yapıp edip bu iki sorunu çözmesi lazım. sneijder'in sakatlığıyla bir hücum organizatörü eksiği de doğdu ama bundan dolayı onu suçlayamayız. sneijder kalitesindeki oyuncuların belirli bir maliyeti var ve bizim bütçemizin ancak josue'ye yetmesi riekerink'in suçu değil. fakat hücumdaki hareketsizlik ve bruma haricindeki oyuncuların kendi aralarında hiçbir organizasyon kuramamasını acilen çözmek zorunda. yoksa şampiyonluk treni kısa süre içinde kaçabilir.

    "ne yani, riekerink şampiyon olmazsa başarısızdır demeye mi çalışıyorsun?" hayır öyle demiyorum. ama maaş bütçemizi ve takımımızın değerini göz önüne aldığımızda son haftalara kadar şampiyonluk yarışının içinde olmamız gerektiği açıkça görülüyor. şampiyon olursun olmazsın orasını allah bilir, ama sonuna kadar bu hedeften sapmadan mücadelemizi sürdürmeliyiz. adanaspor'a karşı 1-0'a yatacaksak 65 milyon euro maaş ödememizin bir anlamı yok. o kadarını tolunay kafkas'ın akhisar'ı da yapıyor zaten.

    benim riekerink'ten beklentim sonuna kadar bu yarışın içinde olması. bunu başardığı müddetçe başarılıdır, başaramadığı müddetçe başarısızdır.
  • 1919
    beyler bakin bu adam eleştirenleri cidden anlayamiyorum. sozlukte goremedim lakin kacirilan bir durum oldugunu seziyorum. adam bir kere takima ve olaylara hakim oldugunu gosterdi. nasil mi? 55. dakikada sari kart gorup ertesi hafta cezali olan tolgayi oyundan 60. dakikada cikarip nigel de jong'u oyuna sokarak. sonucta tolga kotu muydu? hayir! 90 dakikayi cikaramayacak kadar yorgun muydu? hayir. yasinin de sacmaladigini ve duzelmeyecegini anladigindan yine ertesi hafta sinan gumusu nasil degerlendirebilirimin hesabini yapmak icin oyuna soktugunu dusunuyorum. zira sneijderin haftaya oynayacaginin garantisi yok.

    bi yerden yere vurmayin arkadasim ya. yeter artik! cidden elestirenlere verecegim tek cevap, size mustafa denizli, hamza hamzaoglu, yilmaz vural gibi adamlar mustehak!

    edit: ayni fikirde oldugumu gordugum arkadaslara tesekkurler. tolga-de jong degisikligi hakkindaki entryleri nasil olduysa atlamisim sistemsel bir sorundan dolayi. duzeltmek istedim. saygilar.
  • 1920
    inanamıyorum ya gerçekten inanamıyorum bu adama böyle bir soru sorduklarına inanamıyorum. iğreniyorum, utanıyorum medyadan. acilen yönetimin ve özellikle özellikle bizim bu adamı korumamız lazım.

    https://twitter.com/...s/792459843726610432

    ayrıca hatırlatmakta da fayda var. (bkz: #2049308)

    edit: sinirim geçmedi resmen ya. terim'i filan geçtim. tolunay kafkas'a bu soruyu sorsa o adamın kafasında sandalye kırardı galiba, gerçi soramazlar yemez de. yiyebildiğine işte.
  • 1925
    kendisine yakıştırılan sloganla özdeşleşmiş teknik direktör. "bey" sıfatı ancak bu kadar güzel taşınabilirdi. hatta aymaz bir muhabirin sorusuna bile tebessümle ve geçiştirmeden cevap vermesi, beylikten efendiliğe terfisinin göstergesidir. tabi bir de işin futbol tarafı var ki; kolektif futbolu tekrar galatasaray' a hem hatırlatıp hem de kazandırdığı için minnettarım kendi adıma.