• takımımızdan ayrılan oyuncu. açıkçası performansından memnun değildim, ne süratli bir oyuncu, ne içeri iyi drive eden bir oyuncu, ne de iyi bir şutör. savunmada fena değildi ama yeterli de değildi. gitmesinden memnunum ama gitmesi ile bazı taraftarların da maça gelmeyeceğini biliyorum. sırf irem için maçlara gelenler vardı. halbuki öyle güzel biri de değil ama, neyse.
  • takımdan ayrıldığı haberi ne resmi bir yayın organından, ne basketboldan sorumlu bir yönetim kurulu üyesinden, ne takım genel menejerinden, ne koçtan ne de kendisinden değil; amatör branşlara ilgi duyan bir genel kurul üyesi tarafından duyrulmuş olan basketbolcu. üstelik kaptan ışıl alben ve koç efe güven'i de sosyal medya hesaplarında takipten çıkardığı bu haberle beraber yayıldı neredeyse.

    6 yıl boyunca beraber çalıştığı insanlarla bu şekilde ayrılması gerçekten ilginç oldu. biri galatasaray kapısından içeri girdiğinden beri antrenörlüğünü yapan efe güven. diğeri de türk kadın basketbolunun ve tabi ki camianın yaşayan efsanelerinden biri olan ışıl alben. hem insan ilişkileri bakımından, hem de eğer devam edecekse basketbol açısından çok ilginç bir olay oldu bu.

    tabi bir de galatasaray boyutu var işin. 6 sene formasını terletmiş bir oyuncuyla hem kulüp hem de sporcu tarafında böyle tatsız şekilde ayrılmak hoş olmadı. bu hem galatasaray ismi için önemli, hem de yarın öbürgün transfer görüşmesine oturulması muhtemel sporcuların kafasında oluşacak "6 yıllık topçusunu bile böyle böyle harcayan takım" imajı için önemli..

    kendisi hakkındaki kısmına gelirsek işin...

    kendisinin alımlı-bakımlı halleri malum. kadın basketbol kamuoyunda kendisinin mankenlik-modellik işlerine meyil edeceği hatta etmesi gerektiği yönünde neredeyse fikir birliği var. şahsen ne süsü, ne püsü, ne sosyal medya paylaşımları forma giyeceği bir maç öncesi gece yarısı meyhane masasından paylaşım yapması kadar affedilmez ya da sorun edilecek değildir.

    24 ocak 2018 galatasaray dynamo kursk kadın basketbol maçından önceki gece, neredeyse geceyarısında vur patlasın çal oynasın bir meyhane masasından paylaşım yapmıştı. ertesi gün maç yayını için ekran başına geçip de ısınma yapan oyuncular arasında gördüğümde herhalde kariyeri boyunca galatasaray'da kalacak torpili patlattı diye düşünmüştüm. takımın en önemli skorerinin sakat olduğu, kaptanın da iyileşmeye çalıştığı bir dönemde oynanan, her ne kadar kağıt üzerinde başlamadan kaybedilmiş olsa da fazla süre alması çok muhtemel bir maçtan önce bu derece pervasızca davranmasıyla aslında yolunu çizmişti.

    zamanında bu hareketin gereğini yapmayan bir camianın şimdilerde nasılsa gitti diye "mankenlik hayatında başarılar" falan demesi de bir tutam iki yüzlülük içerir aslına...

    basketbol olarak baktığında ise görece çevik bir oyuncuydu. fiziksel kapasitesiyle paralel olarak artan bir savunması vardı. hücum anlamında ise malesef hep yerinde saydı. a takımda oynadığı süre boyunca sorumluluk almaktan kaçındı. ara ara gerek saha içi gerek benchten gelen yüreklendirmelere rağmen mümkün mertebe sorumluluk almadı. şut kullanmadıkça kaçırıp güvenini sıfırladı, güvenini sıfırladıkça belki de şut atmayı bıraktı. 1-2 numara için etkisiz, 3 numara için de zayıf kaldı hep. önemi skorerlerin arkasında bekledi, belki biraz da o beklemelere sabredemedi...

    en kötü sporcu bile bu çok büyük emekler verip çok büyük fedakarlıklar yapıyor sıradan bir insana göre. yata yata lafı o yüzden biraz acımasızlık olur her zaman bana göre. ancak bazı şeyler içen kredisi varken risk alıp deneyememiş, belki verebileceğinin tamamını vermemiş bir oyuncu olarak yavaş yavaş kendisine dair ümitlerin tükenmeye başladığı bir dönemde takımdan ayrıldı. en büyük yıldızlarının bile 25'inden sona basketbol oynamayı öğrendiği türk kadın basketbol tarihinde hala geç değil onun için... tabi ne yöne doğru kariyerini şekillendirecek merak konusu...

    emeklerin ve formaya döktüğün ter için teşekkürler, yolun açık olsun...