• bir şehir efsanesine göre erdal keser kendisi ile ilgili olan bir anıyı şöyle aktarmıştır.

    --- alıntı ---
    kocaelisporla ali sami yen de oynuyoruz. acayip bir sis var. maç başladı ama göz gözü görmüyor. 5-10 dakika sonra hakem maçı tatil etti. soyunma odasına gittik, üstümüzü değiştirdik. staddan çıkacağız ama hayrettin ortalarda yok. sahaya geri döndüm ki ne göreyim, hayrettin direkler arasında volta atarak kendi kendine söyleniyor: "ulan bizimkiler ne bastırdı haa yarım saattir top gelmiyor bizim kaleye".
    --- alıntı ---
  • 28 kasım 1996 gençlerbirliği galatasaray maçı hayrettin demirbaş'ın o sezon yaptığı üçüncü bariz hataydı ve bu maç sonunda da hayro galatasaray'da yolun sonuna gelmişti. albay hagi'nin sami yen'e ilk ayak bastığı maçta trabzonspor önünde hami mandıralı'nın bazukaları karşısında devleşse de, 4. haftada fenerbahçe maçında saffet sancaklı ve jay jay okocha'nın gollerinde "derbide hayrettin klasiği"ni sergilemişti. kupa galipleri kupası'ndaki bir paris saint germain maçı var ki, ne sen sor, ne ben söliyeyim...

    şimdi ben simoviç'ten ziyade hayrettin demirbaş ile büyüyen bir nesilden gelen galatasaraylıyım.. hafızam da kuvvetli olduğundan ne yazık ki hayrettin'in özellikle fenerbahçe derbilerinde yediği hatalı golleri fazlasıyla hatırlarım:

    rainer hollmann zamanı kral'ın 85 sonrasında attığı golle 2-1 kazandığımız derbide kemalettin şentürk'ün 18'den vurduğu kafayı zorla içeri alması...

    reinhard saftig zamanı sezon öncesi kadıköy'deki tsyd kupası maçında 4-3 yenilirken asker bülent'ten yediği gol öncesi yerde topu araması ve doğal olarak bulamaması...

    tabii hayro'nun bize kazandırdığı maçlar da vardı:

    şampiyonlar ligi ön elemesindeki unutulmaz manchester united serisindeki kurtarışları...

    ilk şampiyonlar ligi maçımızda barcelona önünde romario karşısında devleşmesi... (bu üç maç da berabere bitti ama o zaman bu tip takımlardan 2 fark yemek başarı sayılırdı)

    dediğim gibi hayrettin'in bu tip kaybettirdiği ya da kazandırdığı maçlar saymakla bitmez.. peki derdin ne diyeceksiniz... derdim bu adamla sanal alem dahil her yerde dalga geçilmesi...

    şimdi benim jenerasyondan hangi galatasaraylı'ya sorsan "gördüğün en iyi kaleci kimdi?" diye, sana ya "taffarel" ya da "mondi" derler.. bence mondi'dir orası ayrı... peki taffarel kadıköy'deki mucizevi bir şekilde 2-0 geriden gelip 2-2 berabere bitirdiğimiz fenerbahçe derbisinde moldovan'ın golünü altı pasta durduk yerde yere düşerek yaratmadı mı... ya da mondragon gerets zamanı sami yen'deki derbide nobre'nin golü öncesi kalesini zamansız terkederek yenilgide pay sahibi olmadı mı... yani her kaleci, hatta en iyi kaleciler bile bizde özellikle fenerbahçe derbilerinde akıl almaz hatalar yaptılar...

    hayrettin demirbaş benim için galatasaray'dır... kadıköy'de tüm stattan "hayrettin hayrettin .. kaybettin" tezahüratını duyacağını bilse bile, o sahaya çıkar, takımı adına o küfürleri tek başına yer ve sonuna kadar savaşırdı.. hatalı gol yer miydi? evet yerdi ama en az bizim kadar üzülürdü.. ve delirip rıdvan'la tanju'nun üstüne bizim yerimize de saldırırdı..

    ne yani mehmet bölükbaşı mı hayrettin demirbaş'tan daha fazla bu kulübe hizmet etti? ? ya da volkan kilimci ile morgan de sanctis mi? hatta aykut erçetin mi?

    brad friedel, henüz friedel olamadığı zamanlar bizde oynamıştı.. yoksa kalite olarak hayrettin ile kıyaslayacak değilim ama galatasaray'da simoviç, taffarel ve mondragon'dan sonra çoğumuzun gördüğü en iyi kalecidir hayrettin demirbaş...

    üstüne basa basa sölüyorum: içimizden biriydi. galatasaraylıydı.

    bilmiyorum, ben hayrettin'i o çocuk aklımla sevdim, bir gün bile kalemizi koruyor diye isyan etmedim ve şimdi de seviyorum.. olur da yediği gollerden dolayı bizde hakkının kaldığı düşünüyorsa da, düşünmesin ve helal olsun.
  • galatasaray taraftarinin daha cok genc olmasi, ve kolektif hatiralarda terim döneminden itibaren ki maclarin kalmasi sonucu, kendisi hakkinda negatif bir kültün olustugu, galatasaray'in bahtsiz eski kalecisi.

    simovic'ten kaleyi devramlasi kolay tasinacak bir yük degildi genc bir türk kalecisi icin. yine de basarili performans gösterdigini söyleyebiliriz. feldkamp kendisi icin "iyi bir kaleci, ama heyecanina yenik düsebiliyor" demisti. bunu da teyid eden, tanju'nun kendisi icin söyledigi su sözdür: "hayrettin ilk kaleye gelen topu kurtarisa, o gün onu gecmek zordur". ilk topu iyi tutamaz ise bütün mac galatasaraylilarin yüregini agizina getiren türden bir performans sergilerdi hayrettin.

    delikanli yapisi vardi, o yüzden de bir cok durumda dayilanir, sinirlenir, rakibin üstüne yürürdü.

    hayrettin dönemindeki türk kalecileri ele alirsak, bir engin ipekoglu bir de hayrettin vardir. o yillarda bir de aydinsporlu eser iyi performans sergiliyordu... ama elde hayrettin ve enginden daha iyi olani da yoktu.

    hayrettin'in engine göre artisi ise, avrupa tecrübesiydi. ilk sampiyonlar ligi macimiz olan barcelona karsilasmasinda deli performans sergilemis, romario'ya gecit vermemisti.

    ancak hayrettin'i bitiren psg ve gencler maclari olmustu. sinirli bir yapisi vardi tabii ki, ama artik yasi da biraz gecmisti. malesef psg maci onu genc neslin akillarinda "yapma hayrettin" olarak kazitti. unutmayalim, galatasaray kalesi, hayrettinden sonra bocalamisti. friedel bekleneni verememis, volkan, mehmet de taraftari tatmin etmemisti, taa taffarel gelene dek, rahat nefes alamadik kalede.

    hayrettin sonrasi böyle bir ara dönem gecirmemiz, onun aslinda hic de bugün bahsedildigi gibi kova kaleci olmadiginin göstergesidir.

  • "dünya'nin en iyi kalecisini getirseniz de, galatasaray'in kalesini yine hayrettin koruyacak" demisti kendisi gintaras stauche'nin transferinden sonra. ancak litvanyali kaleci birinci kaleci olmustu. o dönem bir poster vardi ki, hayrettin'in o posterdeki konumu ve bakisi, o dönem kalecilik yapan bendenizde derin bir burukluk yaratmisti... belki de hayrettin'in kirgin olusunun apacik olmasindan dolayi onlarca galatasaray posterlerimin icinden bunu sevememistim bir türlü... hayrettin'in yedegi olan nezihi bologlu bile bir as kalecinin olmasi gereken takimin ortasindaydi. ama eminim gurur meselesi yapip oraya, yani yeni rakibi stauche'nin yanina bilerek oturmadi hayrettin. kirgin, ama ayni anda öfkeli ve basi dik bakiyordu. nitekim daha sonra gercekten de yine galatasaray'in bir numarasi oldu, ancak o dönem hafizalara kazinan lanetli "yapma hayrettin" dönemi olacakti...

    iste o poster: http://img21.imageshack.us/...64/gs9394sznuda6.jpg
  • ligtv'deki röportajını izleyince, an itibariyle gözlerimin dolmasına sebep olan eski kalecimiz. değişmemişsin be hayrettin, sadece saçlarına ak düşmüş, alnın biraz daha açılmış. adam gibi adam olduğunu yine kanıtlamış, kimseye atıp tutmamışsın. sana da bu yakışırdı zaten. inşallah bir gün bu camia, senin, bülent'in, hagi'nin, hakan şükür'ün, arif erdem'in ve şu anda adını hatırlayamadığım gerçek emektarlarımızın bulunduğu bir kadroya jübile yapar. özlenmişsin, bunu farkettim...
    anla(ya)mayanlara hayrettin'den ibretlik söz: ''galatasaraylı olmakla gurur duyuyorum.''
    dipnot: her seferinde özenle ''hayrettin demirtaş'' diyen muhabirin de allah belasını versin, insan adam gibi araştırır.
  • şov yapmadığı, hataları çok büyük olgunlukla kabul ettiği, takım arkadaşlarına hainlik yapmadığı için bugünkü veletler tarafından dalga geçilen emektar kaleci.

    şimdi bak güzelim, hayrettin'i hep psg maçıyla hatırlıyoruz değil mi? seyredeniniz var mıydı o maçı? ben seyrettim. çok da küfür ettim. çok hatalıydı. pek çok fener maçı var hatırladığım. iyi eyvallah. ama sen dalga geçerken biliyor musun ki, hayrettin'in tek başına aldığı maç sayısını? ben sana söyleyeyim, bir sezonda 4 ten aşağı düşmezdi. ki efsane bir banik ostrava maçı vardır. rakip futbolcular ağlamıştı, maçın son dakikalarında adamların yüzünde resmen "tamam abi, gitti tur, biz gol atamayız bu herife" ifadesi vardı ayan beyan. 3 e 1 4 e 1 ne var ne yok kurtarmıştı hayrettin.

    10 yıl kalmış galatasaray ın kalesinde ki bu devir 86-96 yılları arasına denk gelir. yükselme dönemidir galatasaray'ın. o 4 sene üstüste şampiyonluk, avrupa falan hep bu dönemin semeresidir. bu dönemde 7 sezon 1. kaleci olmak üzere hayrettin hep kalede kalmıştır.

    ha yediği goller, verdiği maçlar da hep bombaydı. o ayrı. yediği zaman tam yerdi anlayacağınız. ama kurtarırdı maçı da.

    o meşhur psg maçından sonra, takımdan kendi isteğiyle ayrılacak kadar onurlu ve galatasaray aşığı bir adam olduğunu biliyor muydunuz? tazminat mazminat ne kelime, elinden gelse varını yoğunu verirdi tazminat için kulübe.

    tamam eleştirelim, dozunda şakalar da yapalım ama, haddimizi bilelim. hele ki şu andaki kalecilere "nerdeyse hayrettin" "hayrettin i bile aratıyorlar" tarzı laflar söylemeyelim. emin olun aklı ererken hayrettin i seyreden her galatasaraylı o adama hakkını sonuna kadar helal etmiştir.
  • --- alıntı ---

    "kesinlikle galatasaray şike yapmadı. tam aksine ankaragücü'ne müthiş bir teşvik primi gitmişti. ama biz real madrid gibi oynayıp fark attık"

    "bir pozisyonda ankaragücü masörü 'penaltı' diyerek sahaya atladı. 'bu ne heyecan' dediğimde 'maçı kazanırsak 1 senelik primi cebe koyacağız' demişti"

    1992-93 sezonunda galatasaray'ın deplasmanda ankaragücü'nü 8-0 mağlup edip, beşiktaş'ın önünde şampiyonluk ipini göğüslemesinin ardından uzun yıllar geçti. ancak şike soruşturmasının başlatılmasıyla türk futbol tarihinin tozlu sayfaları da bir bir açılmaya başladı. işte o tarihi maçta galatasaray kaptanlığını yapan hayrettin demirbaş, gündemi sarsacak şok bir iddia ortaya attı ve "8-0'lık ankaragücü karşılaşmasında şaibe vardı" dedi.

    büyük şok yaşadım

    sarı-kırmızılıların eski file bekçisi, "kesinlikle galatasaray o maçta şike yapmadı. tam aksine o karşılaşmada rakibimize müthiş bir teşvik primi gitmişti. ceza sahası içinde bir pozisyon olmuştu sabotic'le... masörleri saha içine girip 'penaltı penaltı' diye bağırmaya başladı. 'nedir sizdeki bu heyacan' diye sordum. o da bana 'ne diyorsun abi. eğer bu maçı kazanırsak, 1 senedeki primi cebimize koyacağız' dedi. şok olmuştum" ifadelerini kullandı.

    beşiktaş 6 atmıştı

    "bizi o maçtan sonra zan altında bırakmaya çalıştılar" diyen hayrettin demirbaş, "o gün bizim takım öyle bir futbol oynari ki. yemin ederim real madrid gibiydik. hatta bir golde ceza sahası içinde 10 pas yaptık. zaten 20. dakikada rakibimiz bu futbolumuza fazla dayanamadı skor 3-0 olmuştu bile... ankaragücü kalecisi zalad için 'maçı sattı' dediler. ama zalad 5 gol yedi. ikinci yarıda da arif 3 gol. zalad benim arkadaşım. böyle bir şey olsa ben oyundan çıkardım. ayrıca o sezon ankaragücü'ne karşıyaka 5, beşiktaş ise 6 tane atmıştı" diye konuştu.

    fikret -sinan varken olur mu?

    hayrettin demirbaş, ankaragücü maçındaki ilginç detaya da dikkat çekti. sarı-kırmızılılar'ın eski file bekçisi, "beşiktaş'ın belkemiği biri fikret demirer diğeri sinan engin'dir. o zaman ikisi de ankaragücü forması giyiyordu. biri sakat, diğeri kart cezalısı olduğun için oynamadı. bu iki eski beşiktaşlı'nın olduğu yerde ankaragücü nasıl isteyerek 8 gol yer" dedi.

    beşiktaş 1 kez bile yenemedi

    yıllarca galatasaray'ın kalesini koruyan demirbaş, beşiktaş'a da gönderme yapıyor. hayrettin demirbaş, "o sene beşiktaş ile 7 maç yaptık. o dönemde 5'ini kazandık 2 kez berabere kaldık. bizi bir kere yenemediler ve böyle şike söylentilerini ortaya attılar. gerçekten ayıp" diyerek siyah-beyazlıları kızdıracak cümleler sarfetti.

    çimen: hatırlamak istemiyorum

    ankaragücü-galatasaray karşılaşmasının hakemi ünsal çimen ise o tarihe geçen 90 dakikayı hatırlamak istemediğini söyledi. ünsal çimen, "şu günlerde türk futbolu şike soruşturmasıyla çalkalanırken benim de konuşmam gerçekten yanlış anlaşılabilir. bu konuyla ilgili en hayırlısı yorum yapmamak" diyerek sözlerini tamamladı.
    --- alıntı ---

    http://spor.bugun.com.tr/...p;utm_medium=twitter
  • 28 kasım 1996 gençlerbirliği galatasaray maçı sonrası "bizimkiler bu kadar atmasaydı ben de bu kadar yemezdim" demiştir.

    aslında o maçta onun talihsizliği galatasaray kalesinde olmasaydı. aynı maçta gençlerbirliği kalesini koruyan kubilay aydın ondan sadece 1 gol daha az yedi diye kimse onun kaleciliğinin kötü olduğundan bahsetmedi.

    hatta o maçta kubilay, hayrettin'e "abi bir penaltı kurtar da maç bitsin rezil oluyoruz" der. hayrettin'de durur mu yapıştırmış cevabı "oğlum benden geçti sen kurtar".
  • kendisi hakkinda yazmayi cok uzun zamandir istedigim ancak bugun kizlariyla ayni yerde calistigimi ogrenip konusunca artik kacis yok yaziyorum seni dedigim, galatasaray'in -begenmeyenlerine ragmen- efsanevi kalecilerinden, cocuk ruhlu, delikanli, guzel insan.

    hani yaziyoruz ya onune gelen herkese "adam" diye, iste hayrettin gercekten adamdir. egilip bukulmez, dogru bildigi neyse odur. yanlis yaptigini dusunuyorsa kim olursa olsun lafini esirgemez.

    o herkesin bildigi ridvan'i tokatlama olayinda bilmedigimiz bir sey var mi diye sordum kizlarina, hani hayrettin'in ridvani samaroglani yaptigi, tanju'nun bir sekilde araya girim derken hayrettin'in ona da arada asildigi guldururken dusunduren olay, sadece bizim cogu zaman atladigimiz bir detayi soylediler. " babam o olaydan sonra kart bile gormedi biliyorsun" dedi. sebebi ise hayrettin'in ridvan'i tokatlama sebebiyle ayniydi: ridvan mac boyu hakeme ve hayrettin'e kufredip durmus. hayrettin: "yapma bak arkadasiz ayip oluyor" demis surekli. en son dediginden hemen sonra ridvan bir daha kufretmis ve hayrettin'de ip komus. olaydan sonra cildiran hayrettin hakemle bunu konusmaya calistiginda hakem gecistirip iyi yaptin gibisinden bisiler soyluyor. mac sonu ise hayrettin'e gidip; " iyi ki tokatladin, sen yapmsan ben yapacaktim" diyor.

    tanju'yu da pek sevmezlermis, belirgin bir sebebi yok karakterinden dolayi dediler. tanju'nun bir kizi varmis mesela, babasindan olesiye nefret edermis, o kadar bozuk karakterli biri dediler.

    galatasaray'la ayrildigi zamanla ilgili de bir iki kelime konustuk ama yol bitti, beni eve biraktiklari icin cok detaya giremedik ama terim'in o zamanlar perde arkasindan nasil futbolcu kayirdigi ve bazi futbolculari nasil sildigini az da olsa bahsetti. o donemler cikis yapmasinin sebebi olan kisilerden de biraz bahsettiler.
    takimla ilgili ilginc detaylar da vardi. mesela hayrettinin efsanevi isler cikardigi 92-93 ve 93-94 sezoznu sonrasi kontrat yenilemesi gerekiyor, o da eski kafali sonucta, siz hakkim neyse veririsiniz diyip bos mukaveleye imza atiyor. ertesi gun bir bakiyor, yeni transfer yedek kaleci 100 bin tl maas aliyor, hayrettin 10bin. adnan polat'a gidip ne yaptiniz diyor, tamam ne verirseniz eyvallah ama bu mu benim hakettigim diyor. sonra maasini degistiriyorlar haliyle.

    cemaatten birileri yanasmis zamaninda, gel bize katil bak daha iyi olur senin icin diye, anneleri "aman" demis "uzak dur, sen kendini kaptiran bir insansin, safsin da insanlara guvenme konusunda, sonra isin icinden cikamayiz." hayrettin bazen yakinir gibi konusuyormus bununla ilgili, "aralarina girmesem de kabul etseydim simdi iyi yolumuzu bulmustuk" diye. ama bunu asla yapacak biri degil diyor kizlari.

    hakan sukur'un eski karisini iyi taniyorlarmis, hakan o'na cok haksizlik yapti o nedenle artik hakan sukur'u sevmiyoruz diyorlar.

    buyuk kizi besiktas'liymis kucuk olan hasta galatasaray'li. ikisi de inanilmaz cana yakin, babalarindan almis olmalilar, ikisi de delikanli kizlar. dolambacli yola girmiyorlar, direkt neyse o.

    eger ufuk ve aykut'un toplami hayrettin kadar kaleci olsaydi suan kalede hicbir sorun yasamazdik. evet deli isler de yapardi, bazen cok kotu maclar da cikartirdi ancak kotu maclari bir sezonda 5 taneyse takimi 10 macta ipten alirdi. manchester'i eledigimiz maclarda herkes gol atanlari konusur ancak hayrettin'in peformansi olmasa o sampiyonlar ligini degistiren efsanevi sonuclar alinamazdi.

    sakin sabri ve hayrettini bir tutmayin, cok buyuk hata yaparsiniz. hayrettin'i izlememis yeni nesil de lutfen kendisi hakkinda espiri yapmaya kalkmasin cunku hayrettin gercekten iyi kaleciydi. ona yapilan haksizliklar'in yarisinin yapildigi adam suan takimdan kaciyor ustune arkasindan atip tutuyor, burada sozlukte de ayip edildi adama diyip yazilar yaziliyor. sonucta, galatasaray- fenerbahce alt yapi hazirlik macinda komsusundan ogrendigi fenerbahce tezahuratini yaptigi icin kizina kusup odaya kapanacak kadar utangac ve duygusal, kizi gelip "nolucak baba haftasonu iki tane de size atariz" diyince de kizina terlik firlatacak kadar galatasaray'in arkasinda duran bir adamdan bahsediyoruz. suan cok kullanilsa da, biz burada gerceginden, bir "adam"dan bahsediyoruz.
  • penaltılarla gelen bir kupa sonrası kendisini anmamak olmaz.

    penaltılar sonucunda 17 16 kaybettiğimiz bir kupa maçının ardından 17 penaltıdan hiçbirini kurtaramadığı için yapılan sert eleştirilere ''sonuçta rakip kaleci de 16 tane yedi'' diye cevap vermiştir. adam haklı yalnız.

    --- alıntı ---

    gençlerbirliği-galatasaay maçinda 34 penalti atilmişti

    28 kasım 1996 yılında gençlerbirliği ile galatasaray arasında oynanan türkiye kupası eleme maçında, çeyrek finale çıkan takımı atılan 34 penaltı atışı belirlemişti. normal süresi ve uzatmaları 1-1 biten karşılaşmada, her iki takım da ilk 16 penaltıyı gole çevirirken, galatasaray'ın 17. penaltısını kaçıran ilyas, takımının elenmesine neden olmuştu. karşılaşma 18-17 biterken, taraftarlar tam 35 gol izlemişti.

    galatasaray'in kalesinde hayrettin vardi

    tarihi günde, gençlerbirliği'nin kalesini kubilay aydın korurken, galatasaray'ın kalesini koruyan hayrettin demirbaş, 17 penaltının hiçbirini kurtaramayarak gündeme oturmuştu. 1996 yılında oynanan maçta, gençlerbirliği'nin penaltı gollerini, lukaku (2), ümit özat (2), ilker (2), serdar samatyalı (2), nihat (2), osman (2), liberty masunda, ali eren, phiri, taner taşkın ve kubilay atmıştı. tarihi maçta galatasaray'ın penaltı gollerini ise, hakan şükür (2), hagi (2), tugay (2), ümit davala (2), okan buruk (2), ilyas, bekir, filipescu, bülent korkmaz, vedat ve hayrettin atmıştı.

    --- alıntı ---
  • (bkz: 9 aralık 1992 galatasaray roma maçı)
    (bkz: 25 kasım 1992 roma galatasaray maçı)

    dün akşam eskilerden maç izleme saatimde bir kere daha dikkatimi çeken ve yine bol bol iyi niyetlerimi ifade ettiğim * eski kalecimiz. iyice anladım ki, 90'larda avrupa kupalarında biraz daha iyi bir kalecimiz olsaydı, bakın mükemmel bir kaleci değil sadece hayrettin denen kımıl zararlısından daha iyi bir kalecimiz olsaydı yarı finaller ve finallerimiz olabilirdi. ilk maçta 85.dakikada balına 2-1 yapmışsın. rakip kalecinin mallığından turu yarılamışsın. ama senin kalende kim var? hayrettin! rakip kaleciyle yarışırcasına roma il sınırları dışından gol yiyor. yani elinin,kolunun,kafanın herhangi bir yeriyle rahatlıkla kornere çelebileceğin bir topta bir takımın hayallerinin içine ediyorsun.

    ve rövanş maçında yediği goller. hadi ikinci golde haessler abimiz uzak köşeye iyi vurmuş olsun. ilk golde haessler'in şutu üstüne geliyor ve topu sektiriyorsun. hem de bir avrupa kupası maçında ve rakip roma.

    şu turun gitme sebebi rövanş maçında atılan 3 gole rağmen, hayrettin denen kaleci müsveddesidir. sonraki yıllarda yine bir paris st.germain faciası var. tv'de ilk golün tekrarı gösterilirken ikinciyi yeme başarısını gösterdi. hakikaten taffarel öncesi kocaman bir boşluk var kalemizde. resmen fetret devri. taffarel gelmiş bizans surlarını dövmeye başlamışız.
  • hayrettin demirbaş olayı kendisi içinde ikiye ayrılır.

    (bkz: birinci hayrettin dönemi)

    (bkz: 1986-1987 sezonu)nda altay'dan galatasaray'a transfer oldu.
    zoran simoviç'in arkasında yedek kaleci olarak bekliyor, simoviç'in sakatlık ve cezası nedeni ile kaleye geçebiliyordu.

    (bkz: 1990-1991 sezonu)nun başında as kaleci olmuştur. 1991-1992 sezonunda banik ostrava ile oynanan kupa galipleri kupası maçı ve 1993-1994 sezonundaki manchester zaferi ve barcelona maçları unutulmaz.

    onun kaleyi koruduğu bu dönemde;
    1990-1991 sezonunda lig ikincisi olduk,
    1991-1992 sezonunda lig üçüncüsü olduk,
    ve avrupa kupa galipleri kupası turnuvasında çeyrek finale kadar çıktık. çeyrek finalde salaklık yüzünden werder bremen'e elendik.
    (bkz: 4 mart 1992 werder bremen galatasaray maçı)
    (bkz: 18 mart 1992 galatasaray werder bremen maçı/@zizonkovac)
    1992-1993 sezonunda lig şampiyonu olduk,
    1993-1994 sezonunda lig şampiyonu olduk,
    şampiyonlar liginde manchester'i eledik.
    (bkz: 20 ekim 1993 manchester united galatasaray maçı)
    (bkz: 3 kasım 1993 galatasaray manchester united maçı)
    şampiyonlar liginde barcelona'dan ilk puanımızı aldık.
    (bkz: 24 kasım 1993 galatasaray barcelona maçı)
    (bkz: 30 mart 1994 barcelona galatasaray maçı) rövanş.

    1994-1995 sezonunda reinhard saftig'in gintaras diye bir kaleci getirip gintaras takıntısı nedeni ile en formda zamanında takımdan ayrılıp vanspor'a kiralandı.

    (bkz: ikinci hayrettin dönemi)

    1995-1996 sezonunda tekrar galatasaray'a döndü ama ondan sonra dikiş tutmadı. bu gün alay konusu yapılanlar bu ikinci döneme aittir. kanımca o kadar başarılı olmasına rağmen birinci döneminin sonu olan gintaras zamanında kendisine yapılanlara kızgın ve kırgındı. hayatın ne kadar ibne olduğunu anlayıp o nedenle bir türlü toparlayamadı kendisini.

    önemli not: bu kadar yazılanı okuduysanız öncelikle teşekkür eder, sonra da tabularasa arkadaşımızın şu entrysine ve ilgili postere bakmanızı tavsiye ederim. yazar arkadaşımıza saygılarımla.

    (bkz: #129509)