• 1
    öncelikle tanım ile başlayalım. turuncudan iz taşıyan tok bir sarıya ve vişneye çalan tatlıca bir kırmızıya gönül vermiş zengin kişilerdir. bu entrinin konusuna gelince twitter'da mustafa akın'ın bir twiti üzerine konuyu sözlük gündemine taşımanın doğru odacağını düşündüm.
    ilgili twit:
    https://twitter.com/...584041138966529?s=21
    konu twitte net olarak anlatılmış. şimdi sinerji ve yol yordam gösterme zamanı. el ele verip bu işten de anlımızın akıyla çıkalım.
  • 3
    https://twitter.com/...584041138966529?s=21

    çok güzel ve yerinde bir davet. güzel bir akımın ilk kıvılcımı olmasını diliyorum. bu işler bütçe meselesi. kimi store’dan bir kalem alır, kimi atkı, kimi forma; kimisi kombine yeniler, kimisi loca. herkes sevdası uğruna elinden geldiğince katkı yapacaktır. yürekten inanıyorum.

    galatasaray için büyük adımlar atmalarını beklediğimiz kişilerdir.
  • 6
    benim bildiğim bir sakıp sabancı vardı. o da merhum.

    kişisel serveti milyar doları aşan ünal aysal'ın maalesef şirketleri can çekişiyor. borçlarını ödeyemiyor.

    başka birisini de tanımıyorum açıkcası.

    maalesef bir doğuş, bir ülker, bir koç ailesi yok bizim arkamızda. biri salon yapar, stadyuma sponsor olur, biri basketbola yılda 30 milyon eur verir, biri başkan olur 150 milyon eur vereceğim der.

    bizimkiler de anca camiyayı soyar. çay 5 lira diye itiraz edip adayı yıktırır.

    bize zenginlerden hayır yok arkadaşlar. o işi geçiniz maalesef.

    edit: sakıp sabancı fenerbahçeli evet. pardon gençler, ali sabancı diyelim o zaman. :)

    he bir de inan kıraç ve eşi suna kıraç var ki onlardan 10 lira istesen kulüp için vereceklerini pek tahmin etmiyorum. suna hanım'ın şahsi serveti 2 milyar usd civarı.
  • 8
    galatasaraylı zenginlerde çok ama fenerbahçeli zenginler gibi kulübe para vermezler klişesi yıkılmalıdır. benim bildiğim bir abdurrahim albayrak başkanım var küçüklüğümden bu yana kulübe maddi manevi destekte diğerlerini ne duyduk ne yararını gördük. taraftar olarak biz asgari ücretle ufakta olsa store dan bir parça alışveriş yapayım kulübe katkım olsun diye düşünürken imkanı olan iş adamlarımızın elini taşın altına sokmasını merakla beklemekteyiz.
  • 13
    ceplerinde akrep olan zenginlerdir.
    kulübüne destek olma konusunda fenerbahçeli iş adamlarının eline su dökemezler.sırf sow transferinde ferit şahenk 9 milyon, nihat özdemir 2 milyon euro vermiştir. bizim zenginlerin şimdiye kadar yaptığı yardımın toplamından fazla. işin kötüsü bir acun bile etmeyecek zenginlerdir.
    bizimkiler anca şezlong ücretsiz olsun, tesis imkanları ücretsiz olsun diye toplanıp dururlar.
  • 15
    pinti, cimri, az galatasaraylı, golf için kulübe üye olan binlerce şey söyleyebilirsiniz ama şunu da göz önünüze almanızı isterim, galatasaray futbol takımı hariç hiçbir branşında sponsoruna iyi reklam yaptıracak bir yapıda değil. tam şu anda bile galatasaray erkek takımı 4, kadın takımı 1 dosyayla eski oyuncularıyla davalık durumda. engelsiz aslanlar geçen yıl boyunca 8 ay maaş almadılar, sedat incesu 3 aylıklarını kendi cebinden ödedi, daha 2 yıl önce kadın basketbol takımımız sahaya replika formayla çıktı. bu yıl futbol takımımız bile ocak'a kadar maaşını almadı, öyle ki kulüp personeli dahi geçimini sağladığı parasını ancak mustafa cengiz'le sağlayabilmişti. türkiye'de amatör branşlarda iyi yönetilen, başarılı olan hemen her takımın sahibi şirketler, özel yatırımlardır. bundan ancak engelsiz aslanlar ve beşiktaş'ın hentbol takımını tenzih edebiliriz. peki türkiye'nin amatör branşlarda en başarılı dernek kulübü kimdir, tabii ki fenerbahçe. aziz yıldırım'ı göm, yerin dibine sok, istersen en başarılı galatasaray başkanı de ama siz bir gün fenerbahçe'de maaş krizi, alacaklı oyuncu, para almadı diye antrenmana çıkmayan sporcu gördünüz mü? göremezsiniz çünkü herifler amatörlere ayrılan parayı futbola transfer yapmak için kullanmıyorlar, yetimin boğazından alıp menajer parası diye yedirmiyorlar, fenerbahçe'yi de sportif anlamda başarısız olsa da ekonomik anlamda insanların gözünde rezil etmiyorlar. ve bu kadar basiretsiz yönetimlere rağmen, o kadar şirket takımının oluk oluk para akıttığı türk sporunda herifler yine de vakıfbank, eczacıbaşı gibi birkaç uçuk örneğin dışında pekçok branşta ipi göğüslüyorlar. çünkü oyuncuları kaybederken de huzurlu, kurdukları takımdan o kadar eminler ki geçen seneden beri kadın basketbol takımına hepi topu 1 şampiyonluk kazanmak için 3 antrenör değiştirdiler, uğraşıyorlar, didiniyorlar ve en nihayetinde de yenilmez denilen ydü'yü 1 senede 5 kez yenip türkiye şampiyonu oluyor ve en destekli şirket takımlarından birini kapanmakla yüzyüze getiriyorlar.

    şimdi bu adamlar bize para verdi, sponsor oldular. bu paranın daha geçmişten gelen bazı borçların kapanmasında kullanılmayacağına, aynı senede 5 oyuncu alıp 3'ünü kapı dışarı ederken ödenecek tazminatlar olmayacağına, şubedeki bazı koltuk sevdalıların dolaylı yoldan cebine gitmeyeceklerine nasıl emin olacaklar? bu adamların likayatını tartışmadan önce şubelerin doğru ve güvenilir adamlara emanet olduğundan katiyetle emin olmamız gerekiyor. odeabank bu kulübe bir senede 11 milyon dolarlık takım kuracak para yatırdı, avrupa şampiyonu olduk, 3 sene sonunda geldiğimiz noktada o günkü oyunculardan 2'siyle davalığız ve 16 takımlık, 3 takımın iflasın eşiğine geldiği ligde play-off yapamadık. demek ki para doğru harcanmıyor ve bir şekilde aldığımız sponsorluklara da bir fayda sağlayamıyoruz. adamlara diyoruz ki sen parayı ver, gerisine karışma. galatasaray basketbol takımına son 10 yılda 3 farklı sponsor geldi, daha bir tanesinin genel müdürünün parkeye inip oyuncularla poz verdiğine şahit olmadım. avrupa şampiyonu oluyorsun, senin kadronu kurmanda en büyük pay sahibi adamlara bir teşekkür metni dahi yayınlamaya tenezzül etmiyorsun. bu iş böyle olmaz, kimse de bu kadar umursanmadığı ortamda cebinden para çıkartıp boşa yatırım yapmaz. bu yıl şubelerde doğru işler yapılır, bir zahmet galatasaray kulübü hiçbir profesyonel çalışanıyla davalık konuma gelmezse kısa vadede bu yatırımlar da illa ki daha gönül rahatlığıyla gelecektir. hele bir de küllerden doğan sportif başarı gelirse bu süreç daha da hızlanır. yoksa kaybeden ata oynamak hiçbir bahisçinin işi değildir.
  • 18
    medet umulmaması gereken kitle. galatasaray'ın gelir probleminden çok, yönetilme problemi var. 20 yıldan beridir neredeyse her faaliyet dönemini zararla kapatan bir yapıdan bahsediyoruz. kulube katma değer sağlaması gereken kurumlar yıllardır zarar ediyor kulübe yük oluyor. bu kronik problem kökten çözülmediği sürece stad arazisinden altın madeni çıksa dahi çözüm değil.
  • 20
    daha önce başka başlıklarda sponsoluklarla ilgili bir kaç şey yazdım. kulübe sponsorluk çekmedeki sorunların benzerlerinin galatasaraylı iş adamları ile de yaşıyoruz muhtemelen. parayı ver gerisine karışma zihniyeti ile babamızın oğlunu bile kulübe sponsor olmaya ikna edemeyiz. sponsorluk karşılıklı kazan kazan durumu varsa olur. biz sadece kazanan taraf olup sponsora hiç bir şey vaadetmiyoruz. gel bize para ver, eee sonra? sonrası yok işte. parayı aldık, adını da sağa sola bir yere yazdık bitti gitti işte. sponsorluk işleri böyle olmaz.

    benim şirketim var diyelim adı da; tribunde usuyen adam a.ş. ülkenin önde gelen markalarından biriyim, hasta da galatasaraylıyım. aklımdan geçiriyorum yahu şu basketbol şubesine isimimi vereyim hem galatasaray kazansın hem de benim şirketim. parayı verene kadar ağam paşam, parayı verdikten sonra bir telefon eden bile yok. üstüne kulüp içerisinde yaşanan sıkıntılarda 'galatasaray tribunde usuyen adam takımında kriz' diye başlılar çıkıyor gazetelerde. iş bilmez yöneticiler nedeniyle benim şirketin de adı bok yoluna gidiyor. o kadar alın teri verip kurduğum, ismini duyurduğum marka değeri bir anda zarar gördü.

    soruyorum size; böyle bir ortamda siz sponsor olur musun? onca çaba ile kurduğunuz, altında bir çok insana ekmek kapısı olan şirkertinizi, markanızı tehlikeye atar mısınız? eğer ticari zekanız ortalama ise atmazsınız. bu değişebilir mi? tabi ki değişir. ancak büyük bir çaba gerekir bunun için. yeni yönetimin artık işleri böyle yürümeyeceğini iyi anlatması ve ikna etmesi gerekir insanları. şu an basketbol takımımıza transfer yaparken bile eski transferlerden kaynaklı kötü repütasyonunun cemeresini çekiyor. geçmişten gelen maddi, manevi kötü bir tanınırlık sağladık maalesef.

    bu noktada yönetim kendini iyi ifade ederek, sponsor olmaya gönüllü markalara kendilerini önemli hissedeceklerinin garantisini vererek galatasaraylı iş adamlarını kulübe katkı vermeleri için ikna edebilir. örneğin; garenta ile sponsorluğumuz bitti. pegasus ile anlaşma yapılıp, oyuncuları reklamlarında kullandırarak, çeşitli etkinliklerde oyuncularımızın katılımını garanti ederek çeşitli iş ortaklıkları yapılabilir. maç önlerinde statta çeşitli organizasyonlar yapılarak stada gelen 40 bin küsür insana reklam yapmaları sağlanabilir. bunlar sadece 5 dakikada aklıma gelenler. tonla daha detaylı ve güzel organizasyon yapılabilir.

    uzun lafın kısası; galatasaraylı iş adamları ya da zenginler artık ne derseniz, kulübe katkı vermeleri için galatasaraylı olmaları yeterli değil. kendi markalarının da kulüp ile omuz omuz yüyüyeceğini bilmeli ve hissetmeli. o zaman eminim bir çok marka kulübümüze destek olacaktır. unutulmasın galatasaray markası atatürk ile birlikte dünyada bilinirliği en yüksek markadır. her aklı başında ticaret adamı bu gücü kullanmak ister.