• 10451
    galatasaray taraftarının bir kısmı her puan kaybı sonrasında kişisel hırsları yüzünden eleştirinin bir adım ötesine geçiyorlar.

    17 ocak 2025 hatayspor galatasaray maçı sonrasında 3 gün bekledim sözlüğe girip yazmak için. çünkü ben bunu görmekten sıkıldım artık. neden bu kadar acımasız ve adam asmaca oynarmış gibi bu eleştiriler yapılıyor anlamakta zorlanıyorum. isimden bağımsız sadece örnek olması açısından söylüyorum; eğer barış o pozisyonlardan birini gole çevirebilmiş olsaydı bütün bu konuşmalar "bu kadar pozisyonu harcamamalıyız" minvalinde olacakken şimdi "barış söyle kötü, sallai düz adam, nesrin osimhen'den daha iyi" gibi mesnetsiz cümlelere dönüştü.

    aklımdakileri yazıp, yazıp siliyorum pilot olmamak için. yarın avrupa maçı var hala adam asmaca oynamaya çalışanlar var. bırakın artık şu maçın peşini.

    #konsantrasyon
  • 10452
    kimi taraftarımız galatasaray'ı olduğundan büyük kimileri de olduğundan çok küçük görüyor. galatasaray'ı olduğundan büyük gören taraftarımız milan, tottenham, barcelona görmüş beki beğenmiyor mesela. osimhen'imiz var diye milan'dan iyi takım olmuyoruz arkadaşlar. bazısı da var göztepe'yi, eyüp'ü bizle denk görüp romulo'ya falan 15 milyon'a nasıl çekmezsiniz diye sitem ediyor. galatasaray ne milan seviyesi kadar yüksekte ne de göztepe seviyesi kadar aşağıda. bizim dengimiz bugün için benfica, porto, lazio gibi takımlar. emerson royal de galatasaray için bugünün şartlarında mükemmel bir transfer.
  • 10453
    omrunun ortalarinda ve kendisini bildiginden beri galatasarayi destekleyen biri olarak, izin verirseniz, kendileri/bizim hakkimizda bir seyler yazmak istedigim topluluktur.
    oncelikle yapay zekaya "galatasaray taraftarliginin" anlamini sordum. buyrun cevabi:
    galatasaray taraftarı olmak, sadece bir futbol takımını desteklemekten öte, köklü bir kültürün ve değerler bütününün parçası olmak demektir. bu taraftarlık:

    1 kulübün kurulduğu 1905 yılından bu yana gelen asırlık bir geleneğin temsilcisi olmaktır
    2 "sarı-kırmızı" renklere gönül vermiş olmak, bu renklerin temsil ettiği asalet ve başarı kültürünü benimsemektir
    3 ali sami yen'in "türk olmayan renkleri yenmek" vizyonunu yaşatmaktır
    4 avrupa'da kazanılan uefa kupası ve süper kupa gibi başarılarla gurur duymaktır
    5 metin oktay, turgay şeren, fatih terim gibi efsanelerin mirasına sahip çıkmaktır
    6 "imparatorluk" ve "cimbom" gibi lakapların hakkını vermektir
    7 her maç öncesi "ultraslan" tribününün coşkusuna ortak olmaktır
    8 yenilgide bile takımın yanında durup, zaferde tevazu gösterebilmektir
    9 sadece futbolda değil, basketbol, voleybol gibi diğer branşlarda da kulübü desteklemektir
    10 galatasaray lisesi'nden gelen eğitim ve kültür geleneğine saygı duymaktır

    en önemlisi, galatasaray taraftarı olmak, bir aile olmanın, bir topluluğa ait olmanın ve ortak değerleri paylaşmanın verdiği gururu yaşamaktır.

    ultraslan konusuna cok katilmamak ile beraber, ozellikle (bkz: 17 ocak 2025 hatayspor galatasaray maçı) sonrasi ve icinde bulundugumuz transfer donemi nedeniyle yukaridaki 8. maddeyle ilgili bir kac sey soylemek istiyorum.
    oncelikle suregelen galibiyet serimiz nedeniyle herkesin citayi yukariya koydugu ve beklentiyi yuksek tuttugu bir gercek. sonucta - hakemleri, tff'yi bir kenara birakarak konusuyorum - oynanan oyunun adi futbol. her an herseyin olabilecegi, 90+ larda degil gol atmanin, sampiyonlar ligi finalini bile kaybedebileceginiz bir spor. bu nedenle beraberlik de bu oyunun olasi sonuclarindan biri, nitekim yenilecegimiz maclar da gelecektir. buna bu gozle bakmaliyiz, herkesin iyi ve kotu gunu olur, onemli olan yapici elestiriler yapmaktir, yikip yakmaya gerek yok.
    transfer konusuna da gelecek olursak, bir cok arkadasimiz yonetimi beceriksiz olarak nitelendirse de ben oyle oldugunu dusunmuyorum. bunu dursun ozbek yonetimi olarak dusunmeyin, onceki ve sonraki yonetimler olarak dusunun.
    bence sunu kabul ederek baslamamiz gerekiyor, galatasaray donem donem a sinifi bir takim olsa da, gunumuzde b sinifi diyebilecegimiz bir takim. a sinif bir takim, a sinifi bir futbolcularla kurulur ve a sinifi bir futbol oynar. fakat onumuzde turkiye gibi gercek var, bu da eklenince bir cok futbolcunun ilk 5 tercihinde bile yer almiyoruz. cogunlukla da b sinifi futbolculara gidiyoruz, ya da takimlarinin 3., 4., opsiyonu olanlara. temas kurulan bir cok futbolcunun bizi beklemeye aldigi, iyi bir teklif alamazsa bize dondugu hepimizin bildigi bir gercek. bu nedenle "neden x futbolcu yerine y'ye yoneliyoruz", "bu bize yaramaz", "vay y'nin soyle defosu var" demek yerine gidilebilen en iyi futbolcunun o futbolcu oldugunu kabul edersek, daha az sinirimiz bozulur, kendimize ve kulubumuze daha az zarar veririz.
    ote yandan transfer doneminde sizan haberleri cok normal karsiliyorum. bir cok yazarimizin belirttigi gibi gunumuzde futbolcularin o kadar temas noktasi var ki, o haber bir yerden siziyor. eski bir arkadasim menajerdi, oyle buyuk capta degil ama super lig seviyesinde diyelim, o arkadas ortamlarinda anlatilanlarin 1-2si x'e, sozluge dusse en buyuk duyumcu olursunuz.
    ezcumle, galatasaray futbol takimini yoneten insanlar profesyonel insanlar. ellerindeki takimi senden benden iyi biliyorlar. tabi ki herkes en iyisini ister ama eldeki buysa, bununla basarmamiz gerekiyor. basarisiz olursak da herkesin yine "profesyonelce" davranmasini beklerim.
  • 10454
    gördüğüm kadarıyla gittikçe fenerbahçe taraftarına benzemeye başlayan taraftarımız. son 1-2 aydır futbolun f'sini oynamayan, tamamen bireysel yetenekler ile ilerleyen, her maç gol yiyen, savunması berbat durumda bir galatasaray var. nerede bayern deplasmanındaki galatasaray. çekirge gibi zıplıyorduk, 1 farklı diken üstünde alınan zar zor galibiyetler aldık bu süreçte veya hatay maçı gibi beraberliklerle puan kaybettik. 6 puan öndeyiz ancak fikstür olarak fb'den çok daha zor bir fikstürümüz var, şuan sesini çıkarmayan, kafasını gömenler de 5-6 hafta sonra iyice battıktan sonra sesini çıkarmaya başlarlar. geç olmadan hoca oyunu mu değiştiriyor, transfer mi yapılıyor, başkan herkesi karşısına alıp uyarıyor mu ne yapılıyorsa yapılmalı.
  • 10459
    (bkz: fernando muslera/#4124306)

    aralarında kötü gün görmeden büyümüş çok insan var. o kötü günler size öyle bir tokat gibi çarpar ki bugün ıslıkladığınız muslera’yı mumla ararsınız.

    galatasaray’a sayısız başarı kazandırmış, 1 yıldızında doğrudan etkisi olan efsanevi futbolcusunu ıslıklayan rezil insanları arasında barındıran oluşum.

    gözü de kör olmuş. takımdaki gerçek defans sorununu görmek yerine hâlâ obsesif hastalar gibi tek bir noktaya odaklanmaktalar.
  • 10460
    eylül ayından ocak ayının sonuna kadar ve halen namağlup, liginde lider olan, avrupa liginde son 8'e kalma şansını son haftaya taşıyan takımının efsane kaptanı muslera'yı ve en verimli joker futbolcusu barış alper yılmaz'ı ıslıklayan taraftar. ve artık ıslıklayan kitle bir çoğunluk durumunda. aklı başında dediğimiz youtube yorumcuları bile bu kitleye hak verip bunları gaza getiriyor. utanç verici.

    (bkz: 21 ocak 2025 galatasaray dinamo kiev maçı)
  • 10461
    (bkz: 21 ocak 2025 galatasaray dinamo kiev maçı)

    maçla ilgili eleştirilerin çoğuna hak vermekle birlikte şunu söylemek kesinlikle doğru olur; kanatlıların çeyreği kadar başarısızlık, kötü günler görmemiş olmalarına rağmen * açık ara en kırılgan, en her şeye küskün taraftar olmayı başardılar. bu pesimistlik veya gerçekçilik değil artık.
  • 10463
    spor dünyasının benzeri olmayan en nankör, en tatminsiz ve takımına karşı en düşmanca tavrı takınan taraftar topluluğudur. azami çoğunluğu galibiyet taraftarıdır. nedeni fatih terim ve uefa ve süper kupaları kazanan galatasaray takımıdır. bugün sahip olduğumuz taraftar topluluğunun azami çoğunluğu o rüzgarın getirdiği kişilerden oluşmuştur, aidiyetleri takıma değil galibiyetedir.
  • 10466
    ıslık, yuhalamak vb. varoş kültüre karşı durması gereken; dahil olduğu kültürü ve spor kimliğini hatırlaması gereken taraftar topluluğudur.

    bir sonraki iç saha maçında zekice bir kareografi hazırlarsın; gerekirse güzel bir dille yazılmış uyarı metinleri paylaşırsın. ingilizce güzel ve göndermeli tezahüratlar yaparsın. takımın motivasyonunu yükseltmek için bir sürü şey var yapılabilecek bunu bu kadar dert ediyorsan. yok öyle takımın efsanesini ıslıklayayım, sonra evime gidip çay kahvemi içeyim ve bir şeye yaradığımı sanayım!

    kendinize gelin beyler. galatasaray formasının ağırlığı ve yaptırımları varsa; galatasaray kültürünün de ağırlığı ve yaptırımları vardır. siz varoş kültürü tercih ediyorsanız, kusura bakmayın galatasaray’ı destekleyen ama galatasaraylı olamayan kişiler olarak devam edersiniz hayatınıza.

    galatasaray bir spor takımı değil, bir kültürdür.
  • 10467
    her haltı eleştiren ve “kötü olanı biz yeriz aga” kafasındaki kısmı kötü günde piyasada olmayan topluluk. yaklaşık 20 yıldır aktif olarak tribündeyim ancak en huzurlu olduğum sezonlar havlu attığımız sezonlar oluyor. son 3 senedir özellikle yıldım kavga etmekten. yok keremi ıslıkla küfür et, yok muslerayı ıslıkla.gitme sana muhtacız diye bağırsınlar artık, fenerbahçe taraftarından başka farkları kalmadı çünkü
  • 10468
    en ofsayt entry muhtemelen bu olacak ama saçma sapan romantizm ile kötülenen taraftar. ilk yarının son maçlarından ve daha genişleteyim tottenham maçından sonrasında kötü oynuyoruz.taraftar bunca haftadır takım düzelsin diye bekliyor ama hiç ışık yok.fener dibimize gelmiş.şöyle tepki alıp silkelenmezse takım ve transfer yapılmazsa yarın birgün fener önüne geçtiğimde bütün camia tepki verse ne olur.bence bugün taraftar artık yeter dedi.yönetim ve takım toparlanırsa ne ala yok aynı tas aynı hamam olursa zaten 1 ay sonra buralar yangın yeri olur.
  • 10469
    tepkisini bir türlü doğru yönlendiremeyen taraftar. takımın hiç kötü oynama hakkı yokmuş gibi, ağır bir mağlubiyet almış gibi bu geceki maç * sonrasında oyunculara ıslıkla tepki koymuş taraftardır. bir de bu takım ligde 6 puan farkla lider. inşallah takım bu geceden sonra kırılmaz. taraftar olarak aklımızı başımıza almalıyız.
  • 10470
    sosyal medyadaki yarım iqlu ergen “fenomen” hesaplarının peşinden gittiği sürece burnu boktan çıkmayacak. son iki yılda gelen başarıların zafer sarhoşluğunu üstünden atıp silkelenmezse sene sonunda 8 puan geriden gelip 11 yıl sonra şampiyonluk kutlayan fenerbahçeyi izler.

    geçen sene içerideki fenerbahçe maçını da bu toksik kitle yüzünden verdik. işin kötüsünü de söyleyeyim, fener bu sene şampiyon olursa öyle bir algı oyunu yapacaklar ki bütün sene attıkları iftiraları haklı çıkarmış ve büyük bir zafer kazanmış gibi kutlayacaklar. bir de şampiyonlar ligine gidip ekstra gelir elde edecekler.

    cumartesi günü muslera’nın gönlünü alıp takımı motive etmezseniz bu sezon sonunda kalbinize bıçak girmiş gibi gezersiniz etrafta.
  • 10471
    kimsenin taraftarlığını sorgulayacak halim yok ama üç kulvarda yürürken, daha hiçbir şey kaybedilmemişken, takım kaptanını ıslıklamak ayıp etmektir.

    futbolcu ıslıklanmaz kafasında değilim. şampiyonluk kaçar, avrupa umutları biter, türkiye kupasında varlık gösterilmez, amenna. sabaha kadar ıslıkla ama şu an ne yeri ne de zamanı.

    şımarıklık yapıyor bir kısım taraftar bence.
  • 10473
    ıslıklama olayında meselenin muslera'dan ibaret olmadığı çok açık. eğer kerem kalsaydı o da ıslıklanacaktı. işin aslı kerem bir paratoner etkisi görüyordu. listede berkan ve yunus var şimdi. icardi de sakatlanmasaydı bundan nasibini alırdı. gerçi ölüsünü de rahat bırakmıyorlar. bu arsız kitle durmayacak besbelli. bunlar kötü oynayanlar listesi değil, kolay hedef olacaklar listesi. burada pek görmedim ama twitter'deki kitle gerçekten kafayı yemiş. ıslıklayarak sert tepki gösterilerek takımın düzeleceğini sanıyorlar. allah allah nasıl da aklımıza gelmedi. zamanında ligde 8., 13. olduğumuz dönemde yeterince ıslıklasaydık bu hallere düşmezdik. hep tepki eksikliğinden.

    bakalım ne zaman adam olacak bu taraftar. galatasaray futbol takımı sabaha kadar eleştirilebilir ama bunlara bu galatasaray fazla bile. şu ali koç gitsin de bir fenerbahçe şampiyonluğu görmemiz lazım. yoksa ne kadar leş adam varsa galatasaray taraftarı oluyor. bir silkelenme bir ayıklanma şart.
  • 10474
    maçı statta izlemiş biri olarak genel anlatayım:

    1. kale arkaları klasik ua tribünü. alakasız alakasız tezahüratlar, garip garip zamanlarda fener'e sataşmalar, takım 2. golü yediğinde sanki skor 3-2 değil de 7-2 olmuş gibi baygın baygın şarkı söylemeler vardı.

    2. hafta içi erken saatte olduğundan herhâlde taraftar maça tam konsantre değildi. çoğu insan kendi hâlinde takıldı.

    3. maça 2-0 önde devam etmemize rağmen takım her zamanki gibi el frenini çekmiş, karşı taraf bir gol atsa da oyuna heyecan gelse dakikalarına girmiştik. nitekim de yine hakemin durdurmadığı oyunu biz durdurmaya çalışırken golü yedik. hata sadece muslera'da değil, orada rakip yerine yardımcı hakeme koşan oyuncularımızda.

    4. bunu bilen/gören/hisseden taraftar da işte kendini maça hiç veremedi. coşku kayboldu, stat sustu gibi bir şey oldu.

    5. taraftar yer yer bazı oyunculara tepki gösterdi ki bence gerekliydi. garip paslaşmalar, topu evirip çevirip uzun oynamalar herkesi baydı.

    6. ben yaklaşık 10 yıldır öğretmenlik yapıyorum. işim gereği insanları (genellikle öğrencileri) gözlemlerim. bazı hâl ve hareketlerden yorumlar çıkarırım. kiev sahaya çıktığında yaptıkları ısınma hareketlerini sonuna kadar izledim. hiç bizim tarafa bakmadım. adamların hâl ve hareketleri bana şunu söylüyordu: agalar, biz buraya 90 dakika ter atıp bir istanbul görmeye geldik. yani adamların bile maça inancı yoktu. bizim takım ne yaptı ne etti 2-0 sonrası bile karşı tarafı maça istekli hâle getirdi. sonra taraftar tepki gösterince "yapmayın, etmeyin!" demek olmaz! taraftar haklıydı.

    7. statta sürekli bir değişiklik yap uğultusu vardı ama kenarda kim var ki oyuna alınsın modunda takılan üç beş kişiden biriydim. nitekim oyundan berkan alınınca zaten biz kafadan maçı bitirdik. hele hele dayı ve batsman da girince maçtan kimsenin umudu kalmadı ki birkaç kişi stattan ayrıldı.

    8. daha yazarım da hem yorgunum hem de kızgın. kusura bakmayın.

    (bkz: 21 ocak 2025 galatasaray dinamo kiev maçı)
  • 10475
    aklı başında taraftarı tenzih ediyorum. son yıllarda galatasaray taraftarı şöyle isyan eder, şöyle herşeyi kabul etmez, böyle bilinçlidir diye diye en ufak şeye aşırı tepki veren bir güruh oluşmasına sebep olundu. dozunda eleştiri, gelişme konusunda anahtardır ama fazla eleştiri bir noktadan sonra zehirlemeye başlar. bugün muslera’ta yaşatılanlar eleştirinin bokunun çıkması değil, saygısızlık, vefasızlık boyutuna geçmiştir.

    (bkz: 21 ocak 2025 galatasaray dinamo kiev maçı) puan kaybına kahrolduk hep beraber ama bundan sonraki maçlarda takımın kendine gelmesi için eleştiri kültürünün bokunun çıkartılmaması da elzem. daha çok desteğe, aklı başında tartışmaya ihtiyaç var. futbolcu ıslıklamaya değil.
App Store'dan indirin Google Play'den alın