10451
maçı statta izlemiş biri olarak genel anlatayım:
1. kale arkaları klasik ua tribünü. alakasız alakasız tezahüratlar, garip garip zamanlarda fener'e sataşmalar, takım 2. golü yediğinde sanki skor 3-2 değil de 7-2 olmuş gibi baygın baygın şarkı söylemeler vardı.
2. hafta içi erken saatte olduğundan herhâlde taraftar maça tam konsantre değildi. çoğu insan kendi hâlinde takıldı.
3. maça 2-0 önde devam etmemize rağmen takım her zamanki gibi el frenini çekmiş, karşı taraf bir gol atsa da oyuna heyecan gelse dakikalarına girmiştik. nitekim de yine hakemin durdurmadığı oyunu biz durdurmaya çalışırken golü yedik. hata sadece muslera'da değil, orada rakip yerine yardımcı hakeme koşan oyuncularımızda.
4. bunu bilen/gören/hisseden taraftar da işte kendini maça hiç veremedi. coşku kayboldu, stat sustu gibi bir şey oldu.
5. taraftar yer yer bazı oyunculara tepki gösterdi ki bence gerekliydi. garip paslaşmalar, topu evirip çevirip uzun oynamalar herkesi baydı.
6. ben yaklaşık 10 yıldır öğretmenlik yapıyorum. işim gereği insanları (genellikle öğrencileri) gözlemlerim. bazı hâl ve hareketlerden yorumlar çıkarırım. kiev sahaya çıktığında yaptıkları ısınma hareketlerini sonuna kadar izledim. hiç bizim tarafa bakmadım. adamların hâl ve hareketleri bana şunu söylüyordu: agalar, biz buraya 90 dakika ter atıp bir istanbul görmeye geldik. yani adamların bile maça inancı yoktu. bizim takım ne yaptı ne etti 2-0 sonrası bile karşı tarafı maça istekli hâle getirdi. sonra taraftar tepki gösterince "yapmayın, etmeyin!" demek olmaz! taraftar haklıydı.
7. statta sürekli bir değişiklik yap uğultusu vardı ama kenarda kim var ki oyuna alınsın modunda takılan üç beş kişiden biriydim. nitekim oyundan berkan alınınca zaten biz kafadan maçı bitirdik. hele hele dayı ve batsman da girince maçtan kimsenin umudu kalmadı ki birkaç kişi stattan ayrıldı.
8. daha yazarım da hem yorgunum hem de kızgın. kusura bakmayın.
(bkz: 21 ocak 2025 galatasaray dinamo kiev maçı)
1. kale arkaları klasik ua tribünü. alakasız alakasız tezahüratlar, garip garip zamanlarda fener'e sataşmalar, takım 2. golü yediğinde sanki skor 3-2 değil de 7-2 olmuş gibi baygın baygın şarkı söylemeler vardı.
2. hafta içi erken saatte olduğundan herhâlde taraftar maça tam konsantre değildi. çoğu insan kendi hâlinde takıldı.
3. maça 2-0 önde devam etmemize rağmen takım her zamanki gibi el frenini çekmiş, karşı taraf bir gol atsa da oyuna heyecan gelse dakikalarına girmiştik. nitekim de yine hakemin durdurmadığı oyunu biz durdurmaya çalışırken golü yedik. hata sadece muslera'da değil, orada rakip yerine yardımcı hakeme koşan oyuncularımızda.
4. bunu bilen/gören/hisseden taraftar da işte kendini maça hiç veremedi. coşku kayboldu, stat sustu gibi bir şey oldu.
5. taraftar yer yer bazı oyunculara tepki gösterdi ki bence gerekliydi. garip paslaşmalar, topu evirip çevirip uzun oynamalar herkesi baydı.
6. ben yaklaşık 10 yıldır öğretmenlik yapıyorum. işim gereği insanları (genellikle öğrencileri) gözlemlerim. bazı hâl ve hareketlerden yorumlar çıkarırım. kiev sahaya çıktığında yaptıkları ısınma hareketlerini sonuna kadar izledim. hiç bizim tarafa bakmadım. adamların hâl ve hareketleri bana şunu söylüyordu: agalar, biz buraya 90 dakika ter atıp bir istanbul görmeye geldik. yani adamların bile maça inancı yoktu. bizim takım ne yaptı ne etti 2-0 sonrası bile karşı tarafı maça istekli hâle getirdi. sonra taraftar tepki gösterince "yapmayın, etmeyin!" demek olmaz! taraftar haklıydı.
7. statta sürekli bir değişiklik yap uğultusu vardı ama kenarda kim var ki oyuna alınsın modunda takılan üç beş kişiden biriydim. nitekim oyundan berkan alınınca zaten biz kafadan maçı bitirdik. hele hele dayı ve batsman da girince maçtan kimsenin umudu kalmadı ki birkaç kişi stattan ayrıldı.
8. daha yazarım da hem yorgunum hem de kızgın. kusura bakmayın.
(bkz: 21 ocak 2025 galatasaray dinamo kiev maçı)

