• 3801
    2-3 yıldır gözü komple bir forvet görmeyen taraftardır. cidden şöyle bakıyorum geride kalan 2 sezona, şöyle yardıra yardıra giden, vurduğunu gol yapan bir forvetimiz olmadı hiç. burak'ın kaçırdıkları kanser etti zaten bu sezon oraya hiç girmiyorum ama sanki bizde bi forvet kabızlığı var gibi geldi. şöyle bi bakalım forvetlerimize.

    didier drogba: bu sezonun da bittiğini varsayarsak, geride kalan 3 sezon içinde formamızı terletmiş en klas forvet. kalitesine en ufak lafımız yok. hatta ilk geldiği sezon şampiyonlukta da epey katkısı vardı. ancak doğal olarak adamın yaşı nedeniyle galatasaray taraftarının uzun zamandır beklediği yırtıcı forvet tanımına uymadı her ne kadar kaliteli olsa da. bu sezon ise fizik olarak daha da çöktü, bunun yanı sıra bazı kaprisleri oldu, galatasaray taraftarının bir kısmı küstü sanırım kendisine. ben de aslında onlardan biri olabilirim. çünkü yaptığı bazı şeyler var ki cidden kabul edilemez. ancak başta da dediğim gibi kendisi en kaliteli forvetimiz şu anda maalesef. *

    burak yılmaz: takıma gol kralı unvanıyla geldi. transferine aşırı derecede sevinmiştim. beklenti büyüktü. ne de olsa türkiye'nin en kaliteli yerli forveti alınmıştı. ilk sezon allahı var iyi oynadı, 30 küsür gol attı her kulvarda. yine gol kaçırıyordu ama atıyordu da, ayırca takım da iyi oynadığı için pek göze batmıyordu. bu sezon ise benim en sinir olduğum şey olan, ligde berabere giden maçların çoğunda akıl almaz goller kaçırıp bizi puandan etmesi ve bunu artık istisnasız her maç yapması, bunlara ek olarak gereksiz el kol hareketleri ile iyice yaka silkitti taraftara. burak da bizim beklediğimiz forvet çıkmadı bana göre.

    umut bulut: umut için yazılacak fazla şey yok. kendisi zaten yedek kulübesi adamı. tekniği ve futbol zekası belli. bu sene çok kritik goller attı ancak bunun yanı sıra çok kritik goller kaçırarak da saç baş yoldurttu. geçen sezon drogba gelene kadar epey golü vardı ancak sonradan kulübeye çekildi. geçen sezonun şampiyonluğunda önemli katkısı vardı ama benim görüşüm kendisi bizim kalitemizde bir golcü olmadığıdır.

    johan elmander: belki de buraya yazdığım forvetler arasında taraftarın en sevdiği isimdir. zira kendisi galatasaray'lının oynaması gerektiği gibi, yürekten oynamıştır formamızı terlettiği sezonlarda. ne yalan söyleyeyim benim de en sevdiğim isim kendisi. karakter desen var, yürek desen var, azim desen çalışkanlık desen var. gel gelelim o da aslında çok yetenekli değildi ama bu saydığım meziyetleri sayesinde oldukça başarılı oldu kendisi.

    necati ateş: 2011-2012 sezonunun 2. yarısında yuvaya geri döndü. kritik gollere imza atarak şampiyonlukta önemli rol oynadı. belli bir tekniği, yeteneği ve karakteri vardı. sağ olsun iyi işler de yaptı zaten ancak yine de aradığımız forvet değildi. zira 2012-2013 sezonunun başında yollandı. ama bana sorarsanız umut bulut'a tercih ederdim kendisini yalan yok. *

    milan baros: belki de geride kalan 3 sezonda sahip olduğumuz ve komple forvet tanımına en yakın olan isimdi. hız, teknik, bitiricilik, kafa, topsuz alan, son vuruş kalitesi... bu özellikleri hep belli bir seviyenin üzerindeydi. zaten cv'si de oldukça iyiydi bize gelirken. yaşı da çok ileri değildi geldiğinde. ilk sezon gol kralı oldu ve o da taraftarın sevdiği isimlerin arasına girmişti. sonra sağ olsun uğursuz çubuklu tosun adamın hayatını kararttı, o günden sonra da kendine gelemedi. eski baros'u göremedik. dediğim gibi, oldukça kaliteli bir forvetti.

    uzun lafın kısası bu taraftar uzun zamandır şöyle leblebi gibi gol atan bir forvete hasret kaldı sanki. hani şöyle kaleci ile karşı karşıya kalınca arkamıza yaslanıp izleyeceğimiz, at gibi koşan, ikili mücadelelerde rakibi sırtında taşıyıp mermi gibi şut çeken bir forvetimiz olsa tadından yenmezdi. ha tabi eğer drogba bize 2-3 yaş küçükken gelmiş olsaydı muhtemelen bu hasreti yaşamazdık ancak geldiği yaş itibarıyla bizi biraz hayal kırıklığına uğrattı. aslında hayal kırıklığı olmaması lazım zira bunun böyle olacağı belliydi.
  • 3804
    sadece galatasaray diye genellememek lazım fakat futboldan anlamadığını düşünüyorum. yıllarca takımın başına gelen her hoca 6 ay sonra kovuldu. yerine gelen yeni teknik direktör bazen gelecek sene başarılı oldu ama 1 yıl sonra o da kovuldu. sonra da vay efendim neden türk futbolu ilerlemiyor. sen ilk önce zihniyetini değiştirmelisin! sonra türk futbolu değişir. her alınan yenilgiden sonra yeniçeri vari açıklamalarınla ülke futbolunu resmen katlediyorsun. sen burda bir kaç kişiyi dolduruşa getiriyorsun, o da gidiyor sosyal medyada paylaşıyor derken bir bakmıştın top topic olmuş konu.

    roberto mancini sizin gibi düşünseydi eğer (bkz: koray günter), (bkz: umut gündoğan) (bkz: izet hajrovic) gibi transferleri yapmak yerine avrupa'da rüştünü ispat etmiş 10 milyon euro değerinde bir transfer yapıp günü kurtarırdı. yaptığı transferlerin hemen hemen hepsi geleceğe yöneliktir ve o yüzden hepinizi sağduyulu olmaya davet ediyorum ve mancini'ye her ne olursa olsun gelecek senenin sonuna dek kadar sabır gösterilmesini istiyorum.
  • 3805
    dünyanın en şanslı taraftarıdır her ne olursa olsun. ne bir şike yapmıştır ne avrupadan men edilmiştir tuttuğu takım. ne hakem hatalarından sonra ağlayıp avantaj peşine düşmüştür ne de devlete yalakalık yapıp vergi kaçırma yoluna gitmiştir tuttuğu takım . hep bildiğini yapmış her zaman kendi doğruları olmuştur tuttuğu takımın. rakibinin şike yaparak şampiyon olduğu sezon kendisi en kötü sezonlardan birisini geçirmiş ama en ufak bir eyyamcılığa tenezzül etmemiştir tuttuğu takım. son zamanlarda sportif olarak ktü sonuçlar almaktadır ama bu herkesin başına gelebilecek cinsten hazmedilmesi gereken sorunlardır. çünkü bir takım taraftarı olmak başarıya endeksli değil armaya formaya endeksli olmalıdır. başarı ise her türlü başarıyı tatmış bir takımın taraftarıdır galatasaray taraftarı. ama aslolan galatasaray olmalıdır. başarılar gelir geçer derken samimi olmak gerekir. çünkü önemli olan asalattir. dik duruştur. temiz olmaktır temiz kalmaktır. ve galatasaray ise temiz dik duruşlu lafını tepkisini esitgemeyen bir kulüptür ki bu yüzden galatasaray dünyanın en şanslı taraftarıdır. kıymetini bilelim.

    gerçek taraftar olmakta en kötü günde bile bunları bilmekten geçer.
  • 3810
    basarisizligi sadece "turkler cete kurdu, yabancilari disladi, ahmet joe'ya mehmet de billy'e pas atmiyor" ekseninde yorumlayacak kadar futboldan uzak bir kitle var arasinda. ulan asagi yukari her 3-4 senede bir ayni terane be. ic baydiniz harbiden.

    takimin adam gibi ortasahasi ve santrforu yoktu, haliyle basarisiz oldu, tutturdunuz arda elano'ya pas atmiyo diye.
    simdi takimin stoper bolgesi problem, santrforu problem, kanat oyuncusu yok, durup dururken hocayi gonderdin. tutturdunuz selcuk burak cete kurdu.

    herkes balyoz savcisi gibi masallah, surekli bi cete bi suc orgutu...
  • 3811
    yıllar geçmesine rağmen, belli kemikleşmiş bir kısmının profilinin hiç değişmediği taraftarlardır. içlerinde ki bu güruh kendi futbolcusu/antrenörü türk ise aşağılar, yabancı ise her koşulda baş tacı eder. 90'lar da da böyleydi bu, 2014'te de böyle ne yazık ki.

    suç hep türk futbolcularda, onların hepsi yeniçeri. yabancılar ise melaike, mazlum, sevgi pıtırcıkları.
  • 3813
    kesinlikle basariya endeksli , takima destegi zayif taraftar toplulugu. isler iyi giderken sikinti yoktur ama ters gitmeye gorsun. son 2 sezon sampiyon oluyorsun ve bu sene kaybedince onlarin hic bir kiymeti kalmiyor. sanki her sene sampiyon olan bir takim var bu dunya'da. eger lig kuruldugundan beri hep biz sampiyon olsaydik 50 kere falan sampiyon olmamiz lazimdi. dun arsenal macini izledim bizim mactan sonra.adamlar haftasonu chealse'den 6 gol yediler. dun hafta ici olmasina ragmen tribunler tiklim tiklimdi. diyecekde baska sozum yok
  • 3814
    40.000' in üzerinde kombine satıldığı söylenmesine rağmen türkiye kupası yarı finali* karşılaşmasına ilgi göstermeyen, olumsuz sonuç alınan 3-4 karşılaşmadan sonra her zaman birilerini istifaya davet eden, günün şartlarının farkında olmayan, farkında olsa dahi anlamamakta ısrar eden, sabırsız insan topluluğudur.

    galatasaray' ı bu anlama zorluğu yaşayan arkadaşlar için bırakıp gidecek değilim fakat hakikaten sizlerden ricam birazcık kendinize bakıp ben ne yapıyorum diye sorgulayabilmeniz. fatih terim takımımızdan ayrıldığında inanılmaz üzüldüm, roberto mancini göreve getirildiğinde kafamda soru işaretleri olmasına rağmen ilk maçından beri kendisine destek verdim ve vermeyede devam edeceğim. kendisi gider başka bir antrenör gelir kulübümüzü yöneteceği için elimden geldiğince arkasında durmaya çalışırım.

    bu kadar çok sevdiğim takımı destekleyen taraftardan dün yapmış olduklarından dolayı stadda iken gerçekten utandım; galatasaray futbol takımı bu yönetim görev başında iken iki kez şampiyonluğa ulaştı, uzun yıllar sonra şampiyonlar liginde iki sene üst üste tur atlama başarısı gösterdi. erkek basketbol takımı onlarca yıl sonra şampiyonluk başarısı gösterdi ve bu sene euroleague' de ilk 8' e kalabilmek kendi ellerinde. bayan voleybol takımı şampiyonlar liginde dörtlü final oynadı.

    takım sporlarında elde ettiğimiz başarıların tümünde antrenörlerin, oyuncuların payı muhakkak ki yüksektir. ama doğru takımları oluşturmak için teknik heyetlere yardımcı olan yönetimin payını görmezden gelip, en ufak bir başarısızlıkta onları istifaya davet etmek çözümlemeyi başaramadığım bir davranış türüdür.
  • 3816
    tipki diger takim taraftarlarina oldugu gibi galatasaray taraftarinin da onemli bir kismina saygi duymam, mumkun mertebe muhabbet dahi etmemeye calisirim. malesef bir cogu futboldan veya her hangi baska bir seyden anlamaz, anlatmaya kalksan da omrunu yer. hepsi teknik direktorlukten cok anlar, o yuzden de en ufak hatasinda teknik direktoru elestirip yollama meraklisidir.
  • 3817
    paylaşmadığı fikir ortaya atan bir kişiyi anında futbolla alakası olmamakla, gerçek taraftar olmamakla ve saygısızca omurgasızlıkla itham etmekte sakınca görmeyenlerin bulunduğu topluluk.
    selçuk maç sonu takım kaptanı olarak takımı bırakıp özel aracıyla stattan ayrılacak, gol atıp tepki vermeyecek, sezon başından beri sahada gezinecek (hadi bu form durumuyla ilgili olsun, kötü oynuyor diye bir oyuncuyu eleştirmem) ben kalkıp takımdaki huzursuzluğu yazmayacak mıyım?
    birini eleştirirsin, kalkıp hemen ben 2010-2011 sezonunda ben stattaydım, siz nerdeydiniz der. ben kahvedeydim ulan. babam kızıp ligtv'yi kapattırdı, kahveci abi ve ben birlikte izledik bütün sezonu.
    ne istiyorsunuz abi siz? gördüğümüzü söylemeyelim mi? bir futbolcuyu eleştirmek takıma sırt çevirmek değil ki.
    isimlere çok takılmayın, abartı olsun diye söylüyorum yeri gelir hagi'yi bile eleştirmen gerekir.
    bir yıl iki yıl önce ortalık fatih terim güzellemesinden geçilmiyordu, bugün gelinen nokta ortada.
    birini eleştirirken biraz geniş perspektiften bakın, hepimiz galatasaray için yaşıyoruz.
  • 3820
    bursa maçında stadın üçte birini ancak doldurabilmiş taraftar.

    maç sıradan bir grup maçı olsa ve 3. lig takımıyla oynansa ilgi gösterilmez derdim ama uğruna 2 sakat verdiğimiz, onca emek harcadığımız, bu sezon alabileceğimiz tek kupanın yarı finaliydi.

    maç saat 19:00'de olsa iş çıkışı insanlar nasıl gelecek diye düşünür eyvallah derdim ama maç saat 20:30'daydı.

    maç günü hava karlı, yağmurlu, fırtınalı olsa insanlar üşümesin, hasta olmasın derdim ama hava gayet iyiydi ve stad içi ısıtmalar ile birlikte 1 dakika bile üşümedim.

    seçimler yaklaştığı için stada ulaşım belki son 3 yılın en rahat dönemini geçiriyor. metro seferleri arttırıldı, stada direkt seferler başladı, farklı metrolar birbirine bağlandı. yani "ulaşım çok zor :(" bahanesi de bitti artık.

    nerede ulan bu taraftar?
  • 3825
    büyük resmi görmek yerine, detaylara takılıp etrafa öfke kusma gibi bir özelliğimiz var nedense. ayrıca taraftarlığını futbol takımına endekslemiş ciddi bir kitle de mevcut. kulübü düşünmekten ziyade futbol takımının saha sonuçları üzerinden ahkam kesmenin taraftarlık olduğunu sanmak gibi bir durum da var ki çok fena. bunun en güzel örneğini aslında dün (26 mart 2014) yaşadık. kulübe tarihinde görülmemiş rekor bir ceza verilmiş (bkz: galatasaray'a verilen 108 milyon liralık vergi cezası), aynı günün akşamı da sıradan bir türkiye kupası maçı oynanmış (bkz: 25 mart 2014 galatasaray bursaspor maçı), ancak taraftar kulübüne verilen bu kasıtlı cezayı neredeyse umursamıyor, "öderiz, cezamız neyse çekeriz" kafasında ve bunun yerine sıradan kupa maçı yüzünden birbirine girmiş.

    hadi buna da tamam diyorsun, bakıyorsun, taraftar; futbolcuları asıyor, teknik direktörü kesiyor, esiyor da esiyor. burada bile büyük resme dikkat etmiyor. sonra da bi'şeylerin düzeleceğini bekliyor, sanıyor ki düzelecek.

    sözün özü; asıl sorgulanması gereken kulübün en ciddi sorunu olan liseci zihniyetin mahsülü bu çarpık sistemden bahseden kimse yok. lig gitti, avrupa bitti, türkiye kupası'nı alsan ne olur, almasan ne olur. takım kötü, eyvallah ama bu durumda ben önce yönetime bakarım arkadaş. onlar doğruları yapmış olduğu halde takım kötü ise o zaman teknik direktöre, futbolcuya bakarım.

    mesela, candan erçetin'in galatasaray spor kulübü'nün ikinci başkanı olmasını ilk duyduğumda da yadırgamış olmama rağmen yine de bekleyip görme yolunu seçtim ve şimdi bana kimse bu durumu izah edemez. zira kendisi başkan yardımcısı olduktan sonra değişen hiçbir şey görmediğim gibi kulüpteki konumu gereği ne gibi çalışmalar yaptığını da merak ediyorum. açıkçası bu sezon ben bir galatasaray yönetimi veya yöneticisi de görmedim. çalışan, didinen, kulübün haklarını savunan birilerini gören oldu mu?

    tek gördüğümüz her konuda tüm icraatleri tek başına yapan ve arada sırada çıkıp konuşan ünal aysal.

    o değilde, ünal aysal'ı gibi bir insanı iki senede nasıl kendimize benzettik. tez konusu olur resmen.
App Store'dan indirin Google Play'den alın