• yaz indirimlerinin daha ilk günlerindeyken steam hesabımda olan, oynadığım ve hakkında önemli ölçüde bilgi sahibi olduğum oyunlar hakkında bir şeyler yazmak istedim. hemen hemen her türden oyun oynadığımdan burada olup da okumak isteyen kişilere yardımcı olacaktır.

    amnesia: the dark descent : korku bazlı bir oyun olan amnesia serisinin ilk oyunudur. elinizde hiçbir şey olmadan terkedilmiş bir şatoda oyuna başlarsınız ve daha ilk 1 saat içinde oyun sırasında birkaç kez esc'ye basmanıza sebep olur. oyunun yanlış hatırlamıyor isem pesimistik, optimistik ve nötral olmak üzere 3 farklı sonu vardı ve terkedilen şatoda neler olduğuna dair/neden yalnız olduğumuza dair bilgiler edinmek amaçlı dolaşıyorduk.

    batman: arkham asylum : batman serisinin ilk oyunu olma özelliğini taşımakta ancak batman serisinde hikaye farklı bir sıra izlediğinden serinin 3. oyunu olan arkham origins aslında hikaye bazında ilk sırada yer almaktadır. asylum'da oyun joker'i yakalamamız ile başlar ancak joker içeriden de yardım alarak bizi manipüle eder ve kaçmayı başarır. bununla da kalmaz tüm gotham'ı ele geçirir (düşmanlar, kapılar vs. onun kontrolündedir). oyunun dövüş mekanikleri çıkış yılına göre oldukça başarılı. oyunda yer alan riddler challengeları oyunu ayrı bir güzel yapıyor. ayrıca haritalarda öyle kafamıza göre boş boş dolanma şansımızın olması, batman'in karizması, oyundaki diğer karakterler oyunu kesinlikle alınası kılıyor. grafikleri de 2009'a göre hatrı sayılır derecede iyi. tek kötü yanı gerçekten yapay zekanın bazı yerlerde 'pes' dedirtecek şekilde vasat olması.

    binary domain: klasik fps'lerin aksine mikrofon ile oynayıp komutları kendi sesinizle verme şansı tanıyan bir oyun. hikayesini net hatırlamamakla birlikte japon bir şirketin abd'lilerden bir şeyleri çalması veya ona benzer bir şeyden dolayı geliştiğini düşünüyorum. fizik motoru hiç fena değildi ve mikrofonla komut sistemini de oturtabilirseniz farklı bir hava katıyor. tabi klasik kahraman abd askeri rolüyle oynuyoruz o ayrı.

    cities skylines: şehir kurma oyunları içinde bence açık ara en iyisi bu oyundur. yaklaşık 2 yıl kadar önce alıp 2 hafta boyunca günde 8-9 saat oynamıştım. zamanın nasıl geçtiğini anlayamıyorsunuz. sürekli bir şeyleri optimize etmek, mutluluğu arttırmak, trafiği çözmek, daha estetik bir şehir oluşturmak amacı ile saatler akıp gidiyor. bu tip oyunlara merakınız varsa hiç affetmeyin.

    call of juarez gunslinger: bu da coj serisinin en iyi oyunudur. oyunun narrative tarzda ilerliyor oluşu, hikayesinin bazen komik oluşu, oynanıştaki güzellikler, çatışmaların dozunda olması, düellolar, bullet time vs. her açıdan gayet güzel. tavsiye ederim.

    euro truck simulator: tır oyunları içinde en ayrıntılı olanlardan. dlc'lerini de aldığınızda harita genişliyor ve tüm haritayı boş boş dolaşmanız bile 50-60 saatinizi alıyor. yolların, yüklerin çeşitliliği dlc'ler ile artıyor. ilginiz var ise going east, iskandinavya ve kaliteli 1-2 tane daha dlc ile birlikte alınmalıdır.

    far cry: serinin ilk oyunu ancak diğerlerinden oldukça farklı. bu oyunun yapımcıları arasında crytek firması da vardı ve saf fps ortaya koydular. oyun dönemine göre (2005 çıkışlıydı yanlış hatırlamıyorsam) farklı bir seviyede. her ne kadar bodoslama dalan düşmanlar olsa da ve hikaye pek tatmin edici olmasa da günümüzde halen yaklaşık 20-22 saatlik oynanış süresi ile kendini size oynatır.

    flatout 2: efsanenin efsanesidir. müzikleri, modları, araçları tek kelimeyle mükemmeldir. arkada megadeth - symphony of destruction çalarken diğer arabalara çarpmak sureti ile parçalamanın hazzı bir ayrıdır. 36 saat oynamışım bu oyunu halbuki 10-15 saat ile oyun bitirilebilir. siz düşünün.

    l.a. noire: rockstar'ın çıkarttığı saf dedektiflik oyunlarından. oyuna şans eseri inisiyatif kullanarak bir dava çözerek başlıyoruz ve ardından rütbemiz artıyor. bu çerçevede çeşitli kanıtlar kullanarak davaları çözüme ulaştırmaya çalışıyoruz. oyunda kanıt toplama aşamaları, tanıklarla konuşma işleri çoğunlukla bizim inisiyatifimizde. bu oldukça hoş ve oyun gerçekten akıcı. bazen yanlış kararlar verebiliyoruz, yanlış sorular sorabiliyoruz, hatta davayı tek kelime ile batırabiliyoruz. oldukça gerçekçi bir oyun. tavsiyemdir.

    rampage knight: 2d bir oyun olmakla beraber oldukça zor. oyunda save sistemi berbat olduğundan dolayı mucize eseri bölümün ilerlerine gittiğinizde ölürseniz geçmiş olsun. yine de kısa oynanış süresine rağmen eğlenceli denilebilir. 20 tl normak fiyatı ve ben geçen sene 10 tl'den almıştım. pişman mıyım değilim ama 5-7 tl arası bir şey verilerek co-op kovalanabilir.

    remember me: tamamen farklı bir yapıt. turuncu, gri ve beyaz üzerine kurulmuş bir grafiksel şema. konusu muazzam, dövüş mekanikleri, kombo sistemi efsane, ilerleyiş muhteşem. benim burada bunu anlatmam zor. bu yüzden ön yargılı olmayın ve 1-2 videosunu izleyin sonra sakince satın alın.

    rocket league: hem futbol hem de araba sevenlerin kaçırmaması gereken bir oyun. fiyatı hiçbir zaman çok pahalı olmadı ancak abuk subuk insanların oyunu almasından ötürü her maç maalesef çok kaliteli geçmeyebiliyor. yine de oyunun içindeki rütbeleme sistemi ve sizi benzer kalitedeki oyuncularla oynatma sistemi sayesinde saatlerinizi geçirebiliyorsunuz. oyunu anlamak da oldukça basit ve 30-40 saat sonra oyun içinde yapılabilecek hemen her numarayı yapabiliyor oluyorsunuz. tabi biraz da kişinin yeteneğine bağlı :)

    slender : the arrival: diğer slender oyunlarından farklı olarak oldukça ayrıntılı hikayeye sahip. hem daha uzun hem de daha güzel. korku yavaş yavaş içinize işliyor. şöyle bir 15 dakika oynadığınızda 'hıııı' diyorsunuz. o dakikalar 30-40'a doğru gittikçe 'tamam oldu' ya dönüyor. 1 saatten sonra ise zaten kendinizi kaptırmış oluyorsunuz. ya oyunu tamamen silersiniz ya da sonuna kadar gidersiniz.

    the stanley parable: çok klişe olacak belki ama günümüzün dünya'sını yansıtan bir oyun. yaşamımızda ne gibi saçmalıklarla karşılaştığımızı, nelere kafamızı taktığımızı gözler önüne seren bir yapıp. sanırım 19 farklı bir sonu var ve her birinde oynayan kişiye mesaj veriyor.

    tomb raider: bu oyun adeta lara croft'un geri dönüşü mahiyetinde. önceki oyunlarında tomb raider oldukça gerilemişti ve yapımcılar dediler ki biz aynı çizgide gitmeyelim farklı bir şeyler deniyelim dediler. hem gizlilik hem rpg hem aksiyon hem macera gibi birçok türü içinde barındıran bu oyunda lara'nın bölümler bazındaki gelişimi, olaylar karşısındaki tepkileri izlenmeye kesinlikle değer. oyun resmen akıp gidiyor. multisinde halen birileri var mıdır bilmiyorum ama o bile kendini oynatıyor. kesinlikle alın aldırın. almayanı döverler.

    the wolf among us: point & click bazlı ama dedektiflik içeren bir oyun. oyundaki karakterlerde kendinizi mutlaka buluyorsunuz. hepimizini hayatından bir şeyler taşıyor bu oyun. tamam kabul ediyorum, oyunun izin verdiği ölçüde diyaloglar ilerliyor. her ne kadar önümüze gelen seçeneklerden istediğimizi seçsek de oyunun gidişatını ve sonunu değiştiremiyoruz ancak oyun öyle bir yapıt ki film gibi kendini izlettiriyor. 5 bölümden oluşuyor ve film izler gibi her gün 1,5-2 saatinizi vererek her bölümünü oynamalısınız. sonra arkadaşlarınıza anlatın.

    birçok oyun yazdım en az bir bu kadar daha bahsedemediğim var. şu oyun da nasıldır acaba, şunu da almalı mı, zombili önerebileceğin ne var, şu oyununun onlinenında birileri var mıdır vs. şeklinde soruları olan varsa özelden ulaşabilir. hatta steam üzerinden ekleyebilir.

    edit: oldukça hızlı ve çok da düşünmeden yazdım. yazım yanlışları ve anlatım bozuklukları için affola :)
  • edit: 1-2 ekleme yaptım.

    summer sale başladı. lunar sale'deki önerilerim halen geçerli.

    (bkz: #2352295)

    üsttekinde söylemeyi unutmuşum, oxenfree hikaye oyunu ve türkçe dil desteği yok. o yüzden ingilizcesi olmayanlara önermiyorum.

    onlara ek yapacağım ama. portal oyunlarının her ikisini de şiddetle öneriyorum. puzzle sevenler için aşırı keyifli ve mizahlı oyunlar.

    age of empires 2 indirimdeyken almak farz. böyle kült oyun bu kadar ucuzken kesin alınması gerekenlerden.

    bunun dışında, birkaç senelik yaşa sahip, aaa dediğimiz büyük çaplı oyunlardan da öneri vereyim;

    tomb raider: 5.25 tl. ilk modern tr oyunu.
    just cause 3: 6.75 tl mekanikleri dolayısıyla oynaması çok keyifli bunu.
    hitman absolution: 8.57 tl
    dishonored: 7.25 tl
    batman arkham city: 7.75 tl
    batman arkham origins: 7.75 tl
    metal gear solid v ground zeros: 6.20 tl
    the witcher 3 wild hunt: tüm dlcler ile birlikte 30 tl. inanılmaz uzun süren bir oyun. daha başlamadım ben de.
    american truck simulator: 14.75 tl. ets 2'nin amerika'da, amerikan tırlarıyla geçen versiyonu.
    dirt rally: simulatöre en yakın ralli oyunu. 17.80 tl ama herkese önermiyorum tabi.
    need for speed hot pursuit: 7.75 tl. nfs'nin en iyi oyunudur bana göre. sıkılmadan tekrar tekrar oynanabilmesi de bir artı.
    f1 race stars: 6 tl. mario kart tarzında, f1 dünyasında geçen ama biraz eski zamanında geçen, zira schumacher falan var, bir oyun. çirkin yanı öfke krizlerine sokabilir. güzel yanı, arkadaşlarınızla oynayıp üst düzey zevk alabilirsiniz.
    borderlands 2: 7.75 tl. yine uzun süre oynayabileceğiniz, oldukça zengin bir cephane içeriğine sahip, komedi unsurları barındıran güzel bir oyun. co op özelliği de var ki arkadaşınızla birlikte alıp daha da zevk alabilirsiniz.
    left for dead 2: 3.20 tl. yine bir coop oyun. arkadaşınız yoksa almanızı önermem.
    euro truck sim 2: 9.75 tl. baz oyun tabi bu. dlcler ile fiyat artıyor.
    rise of nations: 7.75 tl. aoe 2 sevenler bunu da tanıyacaktır. nispeten aoe'den farklı olmakla birlikte apayrı bir keyif verir.
    besiege: 11.10 tl. aha da bu mühendis oyunu işte. açıklamam yerine oynanış videolarına bakın. ilgi alanınıza giriyorsa hakikaten çok zevk alacağınız bir oyun. aksi takdirde ise çöpe giden bir 11 tl.
    i am bread: 3.15 tl. dilim ekmek simulatörü. kontrollerinden dolayı zor bir oyun ve öfke probleminiz varsa uzak durun. yoksa yakın durun.
    goat simulator: 4.62 tl. keçi simulatörü. steam'deki en geyik, en absürt oyun olabilir.
    the binding of isaac: 10 tl, rebirth versiyonu yani restorasyonlu versiyonu ise 14 tl (dlcler ile birlikte 40 tl). eğer ki rogue-lite seviyorsanız, sıkılmadan uzunca süre oynayabileceğiniz kült ve tavsiye bir oyun.
    splasher: 14.40 tl. sidescroller ama sinir krizleri geçirtecek yine de eğleneceğiniz bir oyun. farklı modları falan da var, renkli bir oyun. gerçek anlamda renkli bir oyun. gri tonlu renksiz oyunlardan sıkıldıysanız ilaç gibi.

    assassin's creed, far cry, call of duty serileri oldukça pahalı haberiniz olsun. bütçe sorunu yaşıyorsanız hiç bakmamanızı öneririm.

    tomb raider (hatta rise of the tomb raider da nispeten ucuz ona da bakabilirsiniz), just cause 3, dishonored ve nfs hot pursuit kesin bakmanızı önerdiklerim bunların arasında.

    steam'in kendisine ait summer sale oyununu da oynarsanız günde 3 taneye kadar, keşif listenizi 3 kere gezerseniz de 3 tane de oradan olmak üzere günde 6 adet kart düşürebilirsiniz. tanesi 20 kuruşa falan satılabiliyor steam market place'te. 15 günlük bir süre var önümüzde. ister satabilir, ister rozet üretip level atlayabilirsiniz.

    edit: steam'in oyununu ana sayfada şuraya tıklayarak oynayabilirsiniz;

    http://gss.gs/paF.jpg

    3 kere oynadığınız zaman günlük 3 kartınızı veriyor zaten.
  • (bkz: disco elysium)

    rpg sevenler için harika bir oyun. hafızasını kaybetmiş alkolik bir dedektifi oynuyorsunuz. bir otel odasında uyanıyorsunuz. 4 farklı dalda dedektifi karakterize edebiliyorsunuz. (zeka, his, fizik, duygu)

    oyuna başlarken de bir signature skill seçebiliyorsunuz. en beğendiğim yanı ise şu, skilliniz ilerledikçe skillinizin kötü taraflarıyla da karşılaşıyorsunuz.

    mesela; reaksiyon hızı adlı bir skilliniz var. yüksek levellarda her şeye tepki verceğiniz için sivillere zarar verebiliyorsunuz.

    ben çok beğendim. rpg, frp vs seviyorsanız mutlaka deneyin. steamde 61 tl, ancak illegal yollarını da biraz araştırınca şikayet etmeniz mümkün.
  • life is strange...

    oyuncu desen değilim, hiç oynamıyor desen değilim. lord of the rings: battle for middle earth 2 olsun, gta, fifa, football manager serilerinin son oyunları olsun, bol bol oynarım. lol, dota, cs gibi oyunlarla hiç aram yoktur. her neyse. yabancı dili iyi, sinema sever, kelebek etkisini ilginç bulan arkadaşların muhakkak oynaması gereken bir oyun life is strange.

    oyun bir yana, soundtrack'i o kadar güzeldir ki, bazen büyülenip müziklerini dinlemeye kaptırıyorum kendimi.
    oynayın arkadaşlar, life is strange oynayın.
  • cep telefonu uygulaması.

    (bkz: plague inc)

    oyunun çeşitli aşamaları ve senaryolar var. bakteri, virüs, mantar, parazit... gibi türlerden biri olarak insanlığı yok etmeye çalışıyorsun.

    ara sıra haber bültenlerinde çok komik şeyler geçiyor.

    mesela doktorlar görünmez ata binmenin kellik yaptığını açıkladı...

    cüney tarkın insanlığı kurtarmak için hastalığın tedavisine yardımcı oluyor...

    ya da;

    barcelona sarbi sarıoğlu isimli futbolcuyu transfer etti...

    gibi.

    eğlenceli bir strateji. öneririm.
  • (bkz: shadow of the tomb raider)
    (bkz: red dead redemption 2)

    tomb raider'ı az önce bitirmiş bulunuyorum. oyunu bitirdiğime ağladım resmen. başları bir hayli sıkıcı yan görevleri olsa da, oyun ortalarından sonra acayip sarıyor. oyunun şöyle bir mekaniği var. oynadığınız ve bulduğunuz itemlere göre oyunun %de kaçını bitirdiğinizi kayıt noktasından görebiliyorsunuz. en son %36lardayken baktığım ve bu sıkıcı oyun galiba bitmeyecek derken oyun daha sonra öyle bir aktı ki bitirdikten sonra bir baktım oyunun %94ünü bitirmişim, item vs. dahil. 36lardan ne ara 94lere geldim orası hala bir muallak olsa da oyunu tavsiye ediyorum.

    gelelim red dead redemption 2'ye oyunun oynanışı vs. çok güzel gözükmekte. ona da başlamak istiyorum. birçok oyuncuya göre yılın oyunu red dead redemption 2'yi de mutlaka oynayın.

    keyifli oyunlar arkadaşlar. :)
  • beyler sıkı durun. ben iki kelime etmek istiyorum. nedir o iki kelime? "knight online" demek istiyorum. ama okunuş olarak "nayt onlayn" değil "kınayt onlayn" olacak lütfen. zamanın real kafa yapma aracı. bu oyun var ya bu oyun. nice insanların zamanını, hayatını, okulunu çalmıştır. bu oyundan sonra çok güzeller geldi geçti. ama abi ben kınayt kadar güzel oyun görmedim. bu oyunda ki pk zevki hiç bir oyunda yok. zamanında dershaneyi asma sebebim. hatta okula 2 hafta gitmedim bu okul yüzünden, kafelerde falan sürtüyordum. bizim çakal müdür eve kağıt göndermiş, öğrenci okula 2 haftadır gelmiyor diye. bunu duyan benim peder sırf bu yüzden o gün işe gitmemiş. lan eve girdim. beni bir dövdü. hayatımda pederden sanırım ilk ve son dayak yiyişim bu oyun yüzündendi dostlar. bu oyun yüzünden okuldaki sınıf öğretmenimden de az azar işitmedim. okulu asıyorum tabi beni çekti kenara oğlum sen salak mısın dedi. baban fabrikatör mü? - yoo hocam e niye okulu asıyorsun sen? gerizekalı mısın? - yoo hocam. her şeye yoo hocam. bal gibi de gerizekalıydım amk. haklı herif. yazık bizim pederin verdiği harçlıklarla platinium üyelik falan alırdım. sonra o zamanlar char falan almaya kalktım bir ara. sonra ergen mallığı yapıp çocuğa parayı falan vermedim. arkadaşlardan haber vermiş seni okul çıkışında dövecem olum diye tırsıp kusura bakma falan diye vermiştim parayı. yavşakmışım la o zamanlar amk. utanıyorum. üst sınıflardandı döverdi valla pezevenk doğru diyormuş ama. sonradan koxp hile mile çıktı mertlik bozuldu, oyundan soğumuştum. ama o ardream'de pk atmanın zevki neydi be abi. ash'lerde, aposlar'da sabaha kadar level kasmanın, clanla sohbetin dibine vurmanın zevki. of ulan. eskiden oyunlar bile daha güzeldi.
    edit: oğlum maradon'da pazar kurmayı özledim lan. rebit raptor hayalini kurmayı özledim. ağlıcam lan şimdi amk.
  • (bkz: hero of the kingdom)

    öncelikle oyun age of empires 2 grafikli, 50 megabyte bir oyun.
    bu oyunu muhakkak kış indiriminde alın. muhakkak. oyun 1 liraya düşüyor, devam oyunu var ve türkçe dil desteği var. 4-5 saat arası bir gameplay'i var. sabah indirmemle başından kalkmadan bitirmem bir oldu. sevimli bir oyun. kahramanımızın yanan çiftliğinin arkasındaki olaylar, bizi kahramanlık yoluna sokuyor. oyun orta çağda geçiyor. simyacılar, savaşlar v.s. ne ararsanız var. "loot" olayları bol. çok ama çok hoş bir point & click oyunu. oyun müzikleri oyunun ve atmosferin ruhuna uygun ve çok güzel. 10-15 lira verilecek bir oyun değil, ancak kış indiriminde oyun yaz indiriminde olduğu gibi 1 liraya düşecektir. indirimde kaçırmayın, yapıştırın. çok keyif alarak oynadım.
  • arkadaşlar steam kullanan kişiler için neredeyse her hafta humblebundle bedava oyun veriyor. siteden oyunları üyelikle bedava alıp steam indirmeden de kullanabilirsiniz. geçen hafta company of heroes 2 oyununu bedavaya verdi. 5 tane güzel oyun aldım bu siteden bedavaya. bunun yanı sıra ubisoft ve origin oyun platformları da çeşitli aralıklarla bedava oyun veriyor bilginiz olsun. bilmeyenler için hatırlatma amacıyla yazdım. umarım işinize yarar.

    https://www.humblebundle.com/store

    edit: an itibariyle layers of fear+soundtrack bedava.
  • yaklaşık 2-3 sene önce skyrim'i denemiş ve "bu açık dünya, rpg olayları bana göre değil, lootla craftla uğraşamam." diyerek bu tarz oyunlara mesafe koymuş olan ben,witcher 3 wild hunt adlı şaheserle 1 haftadır kafayı bozmuş durumdayım.

    bu oyundan önce last of us'ı bitirip, daha güzel bir oyun olamayacağını savunurken hemen ertesinde bu oyuna başlayınca fikrim çok çabuk değişti. witcher 3 wild hunt bir oyun değil sanat eseridir.
  • acayip ihmal ettiğim mekan:

    (bkz: kenshi)
    beta zamanlarında aldıydım oyunu. beta sürümü olduğundan haberdar değildim :( sabrettim ve meyvesini verdi. postapocalyptic bir dönem ama hangi dünya bilemiyoruz. yani şöyle söyleyeyim gece olduğunda gökte bi kaç gezegen görünüyor :/ ve çelik üretimi yapabilmem için antik çağ kitaplarına ihtiyacım var :/ başa alayım mevzuyu. survival bir şekilde başlıyoruz. aklınız varsa yük taşıyan bir hayvanatla başlarsınız. elimizde sadece bir adet kazma var. bu hayvanı beslemek lazım kendimizi de beslemek lazım, ölmemek lazım. çöl gibi bir yerde başlatıyor bu yük taşıyan hayvanlıyı seçtiğimizde. hemen yanımızda da köle ticareti yapan bir şehir var. velhasıl el kelam bazı tehlikeler de var: aç haydutlar gördükleri an saldırırlar, insan avcıları eğer güçsüzseniz saldırırlar ve sizi köle yaparlar, dev böcekler genelde saldırırlar, samuraylar şehirn askerleri hesapta sizi korurlar. neden hesapta söylicem. neyse copper kazmaya başladık. malları yüklendikçe şehre gidip yiyecek aldık bir şekilde kolu bacaği kaybetmeden 3 5 kuruşumuz oldu. bir kısmını yemeğe harcadık ki hayvanat da hayvan gibi yemekte. köle pazarından bir köle aldık save/load yaparak kölelikten azad olarak grubumuza katıldı. 3 falan derken 5 kişi olduk. demir madeninin yanına demir işleme atöylesini ve rüzgar gülünü kurduk. çıkardığımız demirden inşaat malzemesi olarak kullanılan demiri işledik ve aynı şekilde taş ocağından building materyal yaptık. şehir kapısı ve duvarları inşaa ederek götü kollar gibi olduysak da kapıyı kilitleyip şehre gidip mal satmak en iyisi çünkü 5 götü boklu elemanla savunamayız hiçbir yeri. gel zaman git zaman paranın mına koya koya şehrimizi geliştirdik ve samuray ibneleri vergi toplamaya başladılar. onu da hallettik. ama bu kurak çöl mekanda yemek yetiştirme işine girişemiyoruz. bereket dev böcekleri şehrimizin sabit crossbowlarına konuşlandırdığımız elemanlarla öldürüp içlerinden çıkan yüklü miktardaki bozuk eti hayvanlarımıza yedirebilir olduk da istihkakımıza ortak olmaktan çıktılar. şansımıza manhunterlar delirip saldırdılar. iyi de oldu alayını hacamat ettik oklarımız ve savunmamız sayesinde zira kıyafetleri ve silahları muazzam. lakin bi sıkıntı var manhunterlar noırmalde saldırmazlar ancak kıyafetlerini giydiğimiz için bizi vay taklitçi ibneler diye belleyip saldırma durumları oluyor. mevzu basit adamlar yaklaşırken kıyafetleri çıkarıyoruz :( köle pazarından adam devşiremez olduk artık. kolsuz bacaksız tipler var. artık göçme vakti geliyordu buralardan. bereketli topraklara holyland'e gitme planımız hep vardı. holyland'de şöyle bi sıkıntı var kadın elemanı yalnız göndermeyecen zira adamlar biraz yobaz. bi de robotumsu elemanları (kolu bacağı olmayan köleleri alıp mekanik kol taktırmıştık) şeytan belleyip saldırıyorlar. zaten ibne samuraylara para bayılmaktan bıkmıştım. ibneler çünkü kapıma dayanan adamları sallamayıp koruma vergisi alan bir avuç mafya mklarım. neyse göçe başladık. mekana yaklaşırken robot bacaklı bi elemanı da azad ettim dedim anca gidersin. bereketli topraklara vardık. yeni şehrimizi inşa ettik. arada paladinler ziyaret ediyor. bi tane eleman var gel diyor dua edicez. dua etmezsen ya da dua sırasında satanist muhabbetler edersen savaş ilan ediyor. duada bi sıkıntı yok eleman zaten kutsal kitap da veriyor. duayı ediyoruz gidiyoruz rutini bu amcanın. haftada bir geliyor ordusuyla dua ediyoruz gönderiyoruz. paramıza para kattık. tarıma başladık. üretim hızla gidiyor. 20 kişi olduk. köyümüze saldıran bir ninja ordusunu parasını vererek 1 haftalığına tuttuğumuz paralı askerlerle de olsa hacamat ettik. kılıç üretimine başladık ama ninjaların kılıçları muazzam. grubun yarısı manhunter kıyafetinde (holyland'de manhunter yok kafamız rahat) yarısı ise ninja. yakındaki şehirlerden de (buralarda kölelik yasak) maceraperestleri yine parasıyla topladık gurubumuza kattık. artık teknolojide ilerlemek lazım. çelikten silahlar kıyafetler yapmak lazım. mekanı da bulduk uzak ama örümcek kaynıyor anasını satim. sağlam bir orduyla gitmek lazım. gidince anlatırım gerisini. tavsiye olunur. betadayken ucuzdu tabi şimdi 50-100 tl arası bişi olması lazım steamde.

    (bkz: elite dangerous)

    daha önce yazdıydım bu oyunla ilgili. 2 senedir yenilikler var. öncelikle nihayet uzaylı ırk targoitlerle tanıştık. bir de madencilik değişti gelişti. herhalde 3 senedir oynuyorum. 1 haftada madencilikten 3 senede kazandığım parayı kazandım. oyunu sıkılıp bırakmışlar varsa tavsiye ederim. feysbukta da elite dangerous türkiye grubuna gelirseniz adamlar her türlü yardımcı oluyorlar.

    (bkz: gta v online)

    burda da yenilikler var. gece kulübümüz var artık. heyvanlar gibi dans ediyoruz ama bir taraftan da: varsa kokain esrar meth silah ve sahte para üretiminiz hiç hammadde taşımadan kulüpte bu saydığım tükkanlardan üretim yapıyor ve dağıtımından para geliyor. ancak asıl para crate görevlerinde. 2 warehouse varsa 3 dakikalık bekleme olayı da çöpe gidiyor ve seri bir şekilde malları toplayıp satabiliyorsunuz.

    şimdilik bunları dönüşerek oynuyorum. bi de total war attila oynuyorum ki orda da saksonlarla seviyeli bi ilişkimiz var. 3 bölge fetih esası var. yani bir valilik merkezi artı 2 bölge. bu 3 bölge 3 farklı uygarlığın da elinde olabilir ancak genişleme niyetine girdiğinizde 3 bölgeyi de fethetme politikanız olsun. zira bazen sadece bir bölgede hamam ve türevi binalar ekleyip diğer bölgelerdeki gelişimden doğan kirlilik ve vebayı bertaraf edebilirsiniz. doğu roma'yı aldıydım ilk ama yüksek dağın dumanı da pek oluyor. her yerde isyan savaş dedim bunlarla uğraşılmaz. saksonları aldım. ufak olsun bizim olsun. güney ve orta ingiltereyi aldım. başta hunlarla aram iyiydi ama genişleyince papaz olduk. henüz üzerime gelmiyorlar ben de batı romayı istila ediyorum 3'er bölge 3'er bölge. taktiğimiz istila et, dönüştür, geliştir, savun, istila et. şimdilik bi sıkıntı yok ama gerçi attila da 3 yaşında falan hala. bir de senatoyu çok ele geçirmemek lazım içerde. handen çok kuvvetli olursa ekonomi batıyor çok güçsüz olursa iç savaşa kadar yolu var.

    hayat böyle işte. 1 tanesiyle yetinmiyoruz.