• 325
    yaz indirimlerinin daha ilk günlerindeyken steam hesabımda olan, oynadığım ve hakkında önemli ölçüde bilgi sahibi olduğum oyunlar hakkında bir şeyler yazmak istedim. hemen hemen her türden oyun oynadığımdan burada olup da okumak isteyen kişilere yardımcı olacaktır.

    amnesia: the dark descent : korku bazlı bir oyun olan amnesia serisinin ilk oyunudur. elinizde hiçbir şey olmadan terkedilmiş bir şatoda oyuna başlarsınız ve daha ilk 1 saat içinde oyun sırasında birkaç kez esc'ye basmanıza sebep olur. oyunun yanlış hatırlamıyor isem pesimistik, optimistik ve nötral olmak üzere 3 farklı sonu vardı ve terkedilen şatoda neler olduğuna dair/neden yalnız olduğumuza dair bilgiler edinmek amaçlı dolaşıyorduk.

    batman: arkham asylum : batman serisinin ilk oyunu olma özelliğini taşımakta ancak batman serisinde hikaye farklı bir sıra izlediğinden serinin 3. oyunu olan arkham origins aslında hikaye bazında ilk sırada yer almaktadır. asylum'da oyun joker'i yakalamamız ile başlar ancak joker içeriden de yardım alarak bizi manipüle eder ve kaçmayı başarır. bununla da kalmaz tüm gotham'ı ele geçirir (düşmanlar, kapılar vs. onun kontrolündedir). oyunun dövüş mekanikleri çıkış yılına göre oldukça başarılı. oyunda yer alan riddler challengeları oyunu ayrı bir güzel yapıyor. ayrıca haritalarda öyle kafamıza göre boş boş dolanma şansımızın olması, batman'in karizması, oyundaki diğer karakterler oyunu kesinlikle alınası kılıyor. grafikleri de 2009'a göre hatrı sayılır derecede iyi. tek kötü yanı gerçekten yapay zekanın bazı yerlerde 'pes' dedirtecek şekilde vasat olması.

    binary domain: klasik fps'lerin aksine mikrofon ile oynayıp komutları kendi sesinizle verme şansı tanıyan bir oyun. hikayesini net hatırlamamakla birlikte japon bir şirketin abd'lilerden bir şeyleri çalması veya ona benzer bir şeyden dolayı geliştiğini düşünüyorum. fizik motoru hiç fena değildi ve mikrofonla komut sistemini de oturtabilirseniz farklı bir hava katıyor. tabi klasik kahraman abd askeri rolüyle oynuyoruz o ayrı.

    cities skylines: şehir kurma oyunları içinde bence açık ara en iyisi bu oyundur. yaklaşık 2 yıl kadar önce alıp 2 hafta boyunca günde 8-9 saat oynamıştım. zamanın nasıl geçtiğini anlayamıyorsunuz. sürekli bir şeyleri optimize etmek, mutluluğu arttırmak, trafiği çözmek, daha estetik bir şehir oluşturmak amacı ile saatler akıp gidiyor. bu tip oyunlara merakınız varsa hiç affetmeyin.

    call of juarez gunslinger: bu da coj serisinin en iyi oyunudur. oyunun narrative tarzda ilerliyor oluşu, hikayesinin bazen komik oluşu, oynanıştaki güzellikler, çatışmaların dozunda olması, düellolar, bullet time vs. her açıdan gayet güzel. tavsiye ederim.

    euro truck simulator: tır oyunları içinde en ayrıntılı olanlardan. dlc'lerini de aldığınızda harita genişliyor ve tüm haritayı boş boş dolaşmanız bile 50-60 saatinizi alıyor. yolların, yüklerin çeşitliliği dlc'ler ile artıyor. ilginiz var ise going east, iskandinavya ve kaliteli 1-2 tane daha dlc ile birlikte alınmalıdır.

    far cry: serinin ilk oyunu ancak diğerlerinden oldukça farklı. bu oyunun yapımcıları arasında crytek firması da vardı ve saf fps ortaya koydular. oyun dönemine göre (2005 çıkışlıydı yanlış hatırlamıyorsam) farklı bir seviyede. her ne kadar bodoslama dalan düşmanlar olsa da ve hikaye pek tatmin edici olmasa da günümüzde halen yaklaşık 20-22 saatlik oynanış süresi ile kendini size oynatır.

    flatout 2: efsanenin efsanesidir. müzikleri, modları, araçları tek kelimeyle mükemmeldir. arkada megadeth - symphony of destruction çalarken diğer arabalara çarpmak sureti ile parçalamanın hazzı bir ayrıdır. 36 saat oynamışım bu oyunu halbuki 10-15 saat ile oyun bitirilebilir. siz düşünün.

    l.a. noire: rockstar'ın çıkarttığı saf dedektiflik oyunlarından. oyuna şans eseri inisiyatif kullanarak bir dava çözerek başlıyoruz ve ardından rütbemiz artıyor. bu çerçevede çeşitli kanıtlar kullanarak davaları çözüme ulaştırmaya çalışıyoruz. oyunda kanıt toplama aşamaları, tanıklarla konuşma işleri çoğunlukla bizim inisiyatifimizde. bu oldukça hoş ve oyun gerçekten akıcı. bazen yanlış kararlar verebiliyoruz, yanlış sorular sorabiliyoruz, hatta davayı tek kelime ile batırabiliyoruz. oldukça gerçekçi bir oyun. tavsiyemdir.

    rampage knight: 2d bir oyun olmakla beraber oldukça zor. oyunda save sistemi berbat olduğundan dolayı mucize eseri bölümün ilerlerine gittiğinizde ölürseniz geçmiş olsun. yine de kısa oynanış süresine rağmen eğlenceli denilebilir. 20 tl normak fiyatı ve ben geçen sene 10 tl'den almıştım. pişman mıyım değilim ama 5-7 tl arası bir şey verilerek co-op kovalanabilir.

    remember me: tamamen farklı bir yapıt. turuncu, gri ve beyaz üzerine kurulmuş bir grafiksel şema. konusu muazzam, dövüş mekanikleri, kombo sistemi efsane, ilerleyiş muhteşem. benim burada bunu anlatmam zor. bu yüzden ön yargılı olmayın ve 1-2 videosunu izleyin sonra sakince satın alın.

    rocket league: hem futbol hem de araba sevenlerin kaçırmaması gereken bir oyun. fiyatı hiçbir zaman çok pahalı olmadı ancak abuk subuk insanların oyunu almasından ötürü her maç maalesef çok kaliteli geçmeyebiliyor. yine de oyunun içindeki rütbeleme sistemi ve sizi benzer kalitedeki oyuncularla oynatma sistemi sayesinde saatlerinizi geçirebiliyorsunuz. oyunu anlamak da oldukça basit ve 30-40 saat sonra oyun içinde yapılabilecek hemen her numarayı yapabiliyor oluyorsunuz. tabi biraz da kişinin yeteneğine bağlı :)

    slender : the arrival: diğer slender oyunlarından farklı olarak oldukça ayrıntılı hikayeye sahip. hem daha uzun hem de daha güzel. korku yavaş yavaş içinize işliyor. şöyle bir 15 dakika oynadığınızda 'hıııı' diyorsunuz. o dakikalar 30-40'a doğru gittikçe 'tamam oldu' ya dönüyor. 1 saatten sonra ise zaten kendinizi kaptırmış oluyorsunuz. ya oyunu tamamen silersiniz ya da sonuna kadar gidersiniz.

    the stanley parable: çok klişe olacak belki ama günümüzün dünya'sını yansıtan bir oyun. yaşamımızda ne gibi saçmalıklarla karşılaştığımızı, nelere kafamızı taktığımızı gözler önüne seren bir yapıp. sanırım 19 farklı bir sonu var ve her birinde oynayan kişiye mesaj veriyor.

    tomb raider: bu oyun adeta lara croft'un geri dönüşü mahiyetinde. önceki oyunlarında tomb raider oldukça gerilemişti ve yapımcılar dediler ki biz aynı çizgide gitmeyelim farklı bir şeyler deniyelim dediler. hem gizlilik hem rpg hem aksiyon hem macera gibi birçok türü içinde barındıran bu oyunda lara'nın bölümler bazındaki gelişimi, olaylar karşısındaki tepkileri izlenmeye kesinlikle değer. oyun resmen akıp gidiyor. multisinde halen birileri var mıdır bilmiyorum ama o bile kendini oynatıyor. kesinlikle alın aldırın. almayanı döverler.

    the wolf among us: point & click bazlı ama dedektiflik içeren bir oyun. oyundaki karakterlerde kendinizi mutlaka buluyorsunuz. hepimizini hayatından bir şeyler taşıyor bu oyun. tamam kabul ediyorum, oyunun izin verdiği ölçüde diyaloglar ilerliyor. her ne kadar önümüze gelen seçeneklerden istediğimizi seçsek de oyunun gidişatını ve sonunu değiştiremiyoruz ancak oyun öyle bir yapıt ki film gibi kendini izlettiriyor. 5 bölümden oluşuyor ve film izler gibi her gün 1,5-2 saatinizi vererek her bölümünü oynamalısınız. sonra arkadaşlarınıza anlatın.

    birçok oyun yazdım en az bir bu kadar daha bahsedemediğim var. şu oyun da nasıldır acaba, şunu da almalı mı, zombili önerebileceğin ne var, şu oyununun onlinenında birileri var mıdır vs. şeklinde soruları olan varsa özelden ulaşabilir. hatta steam üzerinden ekleyebilir.

    edit: oldukça hızlı ve çok da düşünmeden yazdım. yazım yanlışları ve anlatım bozuklukları için affola :)