• 1907
    (bkz: togo)

    tek kelimeyle "dağıttı". film gerçek bir olayı anlatıyor. 1925 alaska'sında bir kasabayı vuran difteri salgını ve kür için bir adam ile köpeklerinin muazzam savaşı. köpeğin sadakati, insanlarla hayvanlar arasında kurulan o bağ... harbi harbi dağıttı.

    imdb 8,2. fragman: https://youtu.be/HMfyueM-ZBQ

    olaylar ve köpekler ile ilgili bilgi için: https://eksisozluk.com/entry/100091341 (komple spoiler içerikli entry)
  • 1889
    hodejegerne
    sözlükte yazan var mı diye hiç bakmadım. entry girmek için son sayfaya gelince nestor fernando muslera micol'un (bkz: #2785503) yazdığını gördüm. ilgili entry de ingilizceye çevrilmiş adı olan headhunters yazıyor.
    kısacası filmden bahsedecek olursam 2011 yılı norveç yapımı aksiyon, gerilim, gizem türü bir film. ritmin bir an bile düşmediği, zamanın nasıl geçtiğini anlayamayacağınız bir film. filmin kendi süresi de 96 dk, sıkmadan sağlam bir sona bağlamışlar. başrolde luka modric'e benzeyen aksel hennie ve game of thrones'tan* jaime lannister karakterini canlandıran nikolaj coster-walda yer alıyor. son olarak imdb puanı ise 7.5/10.
  • 1638
    loving vincent (vincent'tan sevgilerle)

    öncelikle filmi torun center'da izledim. değişik duygular içinde...

    neyse.

    muhteşem bir film altın küre adayı. büyük ihtimalle alacak. oscar'ı da götürür gibi.

    van gogh'un kardeşi theo'ya yazdığı mektup ve tabloları temel alınarak yapılmış. daha doğrusu 'çizilmiş', 'boyanmış' bir film. 10 yılda 100 ressam yaklaşık 650000 kareyi van gogh tablolarından yeniden çizerek bu filmi hazirlamis. ben çok etkilendim. herkese tavsiye ederim...

    ost de ruh ikizim (!) lianne la havas'tan. muh-te-şem. ilk kim onu düşündü ise ost için gözlerinden öperim, buraya da şarkıyı bırakırım;

    https://youtu.be/vp5qJlr4go0
  • 1896
    netflix'te geçtiğimiz hafta yayınlanan ve büyük ilgi ile karşılanan "the irishman" filminden bahsetmek istiyorum. martin scorsese'nin yönettiği robert de niro, al pacino, joe pesci'nin başrollerde oynadığı (hatta kısa da olsa harvey keitel abimizin de rolü var) ve gerçek olaylara dayanan bir suç filmi. film 3,5 saat sürüyor ve filmde fazla aksiyon bulunmadığı için izlemesi biraz zahmet istiyor. ben hafta sonu 3 parçada ancak bitirebildim. ha abartıldığı kadar iyi bir film mi, tam olarak öyle diyemem ama bu efsane kadroyu belki de son defa bir arada izlemek için bile değer. oyunculuklara söylenecek bir şey yok, babalar yine döktürmüş, hele al pacino olağanüstü. adam rolü bizzat yaşıyor sanki.
    filmi seyretmeden önce jimmy hoffa, frank sheeran, domuzlar körfezi çıkarması, kennedy suikasti gibi konularda biraz araştırma yaparsanız aldığınız keyif artacaktır.
  • 2022
    ben de uzun bir süreden sonra iki film önerisinde bulunayım;

    ilki wimbledon; filmin başrollerinde benim çok sevdiğim kirsten dunst ve paul bettany var. romantik komedi diyebileceğimiz türde olan film 2004 yılında yapılmış, çok eğlenceli, güzel buldum ben filmi. eğer biraz ingiltere'yi londrayı ve wimbledon* 'ı seviyorsanız filmi sizin de beğeneceğinizden eminim, güzeldi ben sıkılmadan izledim. özellikle tenisseverlerin çok iyi bildiği o meşhur merkez kort, etrafındaki diğer kortlar vs. dediğim gibi biraz spora, tenise ilginiz varsa seveceğinizden eminim :)

    tüm bunların dışında kirsten dunst için de izlenir de o apayrı bir mevzu şimdi ;)

    diğer yani ikinci film ise coach carter; 2005'te yapılan filmin başrolünde ise samuel l. jackson var. eski başarılı bir basketbolcu olan carter, mezun olduğu richmond lisesi'nden gelen koçluk teklifini kabul eder, disipline çok önem veren koç, bunun yanı sıra oyuncuların derslerinde başarılı olmasını 2,3 gibi bir ortalama tutturmalarını vs. ister...eğer sporu, özellikle basketbolu seviyorsanız, bu filmi de severek izleyeceğinizi düşünüyorum. :)

    iki film önerisinde bulunduk, ben ikisini de çok sevdim, izlemeniz temennisiyle diyerekten noktayı koyalım. :)
  • 1910
    akira kurosawa filmlerinin cogunu izlemis biri olarak, bi kere butun filmlerini oneriyorum.
    fakat sayin mustafa cengiz baskan'in basin toplantisinda bahsettigi film olan "rashomon" bugun icin izlenebilecek filmler arasinda. iyi gider.

    kucuk bir kurosawasiralamasi da yapayim nacizane:
    1-seven samurai
    2-dersu uzala
    3-ikiru
    4-rashomon
    5-yojimbo
    6-high and row
    7-ran
    8-rhapsody in august

    bunlar izlediklerim arasindaki siralamam.

    edit:harf
  • 1957
    (bkz: bizi hatırla)

    uzun zaman olmuştu bir filmde göz yaşı dökmeyeli. en son ''babam ve oğlum'' filminde gözlerimin nemlendiğini hatırlarım, o derece eski yani. yaşın ilerlemesinden mi, ramazan ayının verdiği durgunluktan mı gözlerim yaşardı bilmiyorum. tek bildiğim konu, filmi çok güzel yapmışlar beyler...
    ana babaya vermediğimiz öneme dokunmuşlar. 3 gün sonra pişman olursun bak diyor birileri bu filmde.
    netflix platformuna sahip olanlar deneyebilir, pişman olmayacaklarına kefilim.
  • 2176
    filmlerle ilgili bilgi vermek entryi uzatmasının yanında beni biraz yoruyor açıkçası o nedenle kısa tuuyorum. çok bilinen filmlerden oluşsa da bu kadar yazar içinden mutlaka izlemeyenler vardır. aralarında izlemediğiniz varsa gözünüz kapalı izleyebileceğiniz bir listedir efendim.

    1) lord of war (2005)
    2) casino (1995)
    3) jfk (1991)
    4) unforgiven (1992)
    5) seven (1995)
  • 1874
    (bkz: gisaengchung)

    kore'den muhteşem bir kara mizah filmi. cannes festivalinde altın palmiye alan bu filmi mutlaka izleyin!

    https://www.imdb.com/...51668/?ref_=rt_li_tt

    (bkz: rocketman)

    bir müzikal filmde elton john'un hayatını anlatan rocketman. bu fimden sonra elton şarkılarının güzelliğini fark ettim. sizde de öyle olacaktır.

    (bkz: the dead don't die)

    jim jarmush son filmi. bu sefer zombi işine girmiş ancak genel olarak hayal kırıklığı.

    (bkz: dark phoenix)

    son x-men filmi. çok kötü diyemem ama serinin en zayıf filmi. düşük beklentiyle serinin bir filmini daha izlemiş olursunuz.

    (bkz: john wick 3)

    açıkçası benim için biraz hayal kırıklığı oldu bu film. ilk filmdeki bam bam bam olayı yerini cafcaflı çizgi roman dünyasına bırakmış. ki orijinal senaryo bu. * çok keyif vermedi bana.

    (bkz: kolpaçino 3.devre)

    ilk iki filmin dvdlerini alacak kadar fanıyım. bu film ise şafak sezer'in tüm senaryo ve yönetmenliği yaparım havasına kurban gitmiş. sevenler için güzel anlar yine mevcut. ancak ilk iki filmin çok uzağında.

    (bkz: avengers endgame)

    avengers serisinin kapanışı. çizgi roman okuyucuları için serinin çoğu yeri sinir bozucu olsa da sinematik açıdan güzel bir son oldu.

    (bkz: carnage)

    polanski'den tek mekanda geçen sohbet filmi. kavga eden iki çocuğun ailesinin buluşmasının gidişatı. sıkılmadan izlenir.

    (bkz: romper stomper)

    russell crowe'un gençliğinden 92 yapmı bir avustralya filmi. şunu söyleyeyim; american history x filmi * bu filmden aparılmış gibi.

    (bkz: submarino)

    danimarka soğundan gelen ağır bir drama. modunuza göre izlenebilir.

    (bkz: detective pikachu)

    animeci olsam da pokemon serisine pek ısınamadım 20 senedir. filmi içeriği çok bilmeden izledim. amerikan yapımı olarak eh işte. pokemoncular daha çok sevebilir veya nefret edebilir.

    (bkz: shazam)

    dc evreni filmi. biraz aile-dostluk filmine çevirmişler. zaman geçirmelik.

    (bkz: murder mystery)

    adam sandler'ın netflix filmi. polisiye-komedi. beklediğimden daha iyi buldum bunu.
  • 835
    hababam sınıfı
    http://www.imdb.com/title/tt0252487/

    gelmiş geçmiş en iyi filmlerden. bu tarz filmleri buraya yazıp yazmamak konusunda kararsızdım ama özellikle yaşı küçük yazarlara ve ulaşabildiğim çevrelere şöyle bir kamuoyu yoklaması yaptığımda sırf burada konuştuklarımdan bile 5 kişinin izlememiş olmasıyla yok daha neler deyip kesinlikle yazmaya karar verdim. ısrar etmeyiniz o 5 kişiyi ifşa etmeyeceğim ama bir tanesi kazık kadar adam olmuş öyle söyliyeyim. :( şaka bir yana hakikaten izlemeyenler var. özellikle nesil yenilendikçe bu tarz filmlerin bilinirliği %99.9'dan %80'lere falan iniyor. daha da düşeceğini düşünüyorum maalesef... çünkü "eski" film şeklinde bildiğin sırf tarihi yüzünden çat diye reddediliyor. hatta 2005 filmlerine falan eski o izlenmez diyenler var azımsanmayacak kadar.

    neyse, tarihin en efsane kadrolarından birine sahip, ertem eğilmez yönetmenliğinde efsanelerin efsanesi film. ayrıca rıfat ılgaz'ın romanından beyaz perdeye uyarlanmıştır. kitabı da mutlaka tavsiye ederim. çok net hatırlamıyorum yalan olmasın ama sanırım birden fazla kitap vardı.

    zaman zaman muhteşem filmler çıkaran sinemamızın en iyi filmlerinden biri belki de en iyisidir. insana her türlü duyguyu yaşatması, eşi benzeri olmayacak kadar eğlendirip güldürmesi, bunun yanında duygulandırması, efsane diyalogları, bu kadar duygusal etkileyiciliğin yanında bir de hayatı, insanlığı, doğruluğu öğretmesi göstermesi de filmi eşi benzeri olmayan bir yapım haline getiriyor. diyalogları, müzikleri, oyunculukları, her şeyi efsanedir. müziği bile hem neşeli sahnelerde kullanılmaktadır hem de üzücü sahnelerde.

    sadece ülkemiz sinema tarihinde değil, dünya sinema tarihinde de eşi benzerine rastlamak mümkün değildir. yine de haklarını yemeyeyim ben rastlamadım, rastlayana da rastlamadım.

    izlemeyenlere mutlaka tavsiyemdir. sandığınızdan çok izlemeyen var bu arada.

    hala her gösterildiğinde izlerim. uyduda yerel kanallar var 4-5 tanesi abartmıyorum 24 saat kemal sunal filmi falan veriyor onlardan izlerim. aileyle de izlenir. ailesiyle iletişim problemi çekenler veya ortak zevk bulamayanlar, başka ilde falan yaşayıp da tatillerde misafir gibi gelip south park sessizliği eşliğinde ailesiyle oturanlar için imdat çekicidir. tekrar tekrar tavsiye ediyorum, iyi seyirler.

    ayrıca imdb'de top 250'ye çok yüksek sıralardan girmesi mümkündür. şu an 9.5 puanı zaten korunsa 1. olur ama tabii yurt dışı oylarının da belli bir etkisi alınacak. mesela eşkiya'nın kendi puanıyla top250 puanı aynı değil. artık bu yasaklamalarla zenmate tarzı programlar arttı. yani twitter'a falan girmek için zamanında yurt dışı ipsi gibi gösteriyordu millet özetle. yanlış bilmiyorsam listeye girmek için şartlardan biri minimum 25.000 veya 30.000 oy alması. şu an 22.500 civarında oylanmış. neden bu kadar umursuyorum? çünkü dünya çapında sosyal medyada izlenecek filme karar vermek için belki de 1 numaralı merci imdb. türkiye'de o kadar aktif kullanılmasa da... filmi dünyaya tanıtmış oluruz hiçbir şey yapmadan. örneğin eşkıya filmi yakın zamanlarda girdi ve dünya çapında çok daha fazla izlenmeye başladı. o film hakkında da bir şeyler karalayacağım ilerde. özetle diyorum ki imdb'den ücretsiz hesap açın zaten size de faydası olur. zenmate falan kullanıyorsanız o ülkenin hesabı gibi gösterin ve oy verin.
  • 1220
    (bkz: veda)

    bence gazi mustafa kemal atatürk'ün hayatını anlatan en iyi filmdir bu. parlak oyuncu kadrosu, harika müzikleri ile beni benden geçirmiş, ağladığım ender filmlerden birisiydi. filmde beni aşırı etkileyen üç sahne var. birincisi atatürk'ün kaybolan ailesini bulduğu sahne, ikincisi büyük taaruzun başlangıç sahnesi, üçüncüsü zeybek oynadığı sahne. kesinlikle izleyin.
  • 1903
    funny games en sevdigim filmlerden biridir, su aralar da haneke-vari bi kisa film çekmeye calisiyorum, dolayisiyla suraya haneke'nin filmlerini bi sıralayayım da izleyin kulturlenin. saka saka, ama izleyin de medyanın etkilerinin, televizyonda gördüğümüzle şiddetin hanake tarafından ustaca yorumlanmasıni gorun en azından, yeter.

    1) funny games: bununla baslamak elzem. yoksa gerisinin nedenlerini anlamak zor olabiliyor. iki versiyonu var, orijinal olan 97'de avusturya'da cekilmis, ve abd icin yeniden yapımı 2007'de cikti. kult film statüsüne ulaştı diyebiliriz, hatta miami beach cinematheque'te filan iki film yanyana konup izlenmişti, cok az fark var ve bunlar da haneke'nin yeniden yapmak istediği yerler. tim roth, naomi watts filan derken 2007 olani baslamak icin önerebilirim.

    2) la pianiste: haneke'nin en sevdiğim filmi. acilis ve kapanış sahneleri özellikle. cok hareketli degildir yalnız. elfriede jelinek'in die klavierspielerin isimli kitabından uyarlama, ve cok basarili.

    3) 71 fragments of a chronology of chance: almanca, gocmenler ve viyena'daki karanligi anlatiyor sanirim.

    4) benny's video: `az biraz daha olaylı bir film. usttekiyle birlikte glacier (buz) üçlemesinin ikinci filmi oluyor. video çekmeyi seven bi kardeşimizin basından gecenler.

    5) der siebente kontinent: paradan, puldan, varlıktan, maddi seylerden cok mu sikildiniz? yedinci kıtaya kaçın, cok güzel bi cozum.

    6) happy end: en yeni ve avrupa'daki göçmenlere yonelik tutum acısından günümüzle en ilintili filmi.

    7) amour: olumden baskasi yalan.

    8) the white ribbon: siyah-beyaz severseniz, burdan alalım sizi.

    9) caché: bayagi yavaş bir film, ama öylesini seviyorsanız sonunda sizi güzel ödüllendiriyor.

    10) time of the wolf: biraz post-apokaliptik, ilginç güzel değişik.

    11) code unknown: buraya kadar geldikten sonra izleyiverin.

    12) das schloß: kafka uyarlamasi, izlemedim daha malesef bastan sona.
  • 1850
    (bkz: bölük)

    askerlik temalı bir film. ama öyle ucuz milliyetçiliğin tavan yaptığı filmlerden değil. bayağı bir bölükte geçebilecek sıradan olaylar sade ve gerçekçi bir dille anlatılmış. yer yer duygusal sahneler de var. ufak tefek çatışma sahneleri de. özellikle askere gidecek arkadaşlar mutlaka izlemeli.. kışladan içeri girer girmez neyle karşılaşacağınız aynen anlatılmış.
  • 2186
    (bkz: adalet)

    biraz önce netflix top 10 listesinde gördüm ve izledim.
    birbuçuk saatten kısa süreli bir aksiyon filmi. başrolde survivor'da ün kazanmış avatar atakan var.

    başta şans vermek istemedim ancak başlamışken bitirmeye karar verdim.

    açıkçası beklentilerimi karşıladı.

    kurgu, işleniş, dövüş sahneleri, oyunculuk, olay örgüsü nerden tutsanız berbattı.

    berbat bir gün geçiriyor ve daha beter bir şey görmek istiyorsanız izleyebilirsiniz.
  • 2170
    take me home tonight - 2011 yapımı retro 80ler dönemini yansıtan güzel bir film. mezuniyet sonrası bunalımı yaşayan matt franklin (topher grace), kafa dağıtmak için girdiği yaz işinde çalışırken lisede aşık olduğu tori frederking(teresa palmer)'in şehre döndüğünü öğrenir ve olaylar gelişir.

    https://www.imdb.com/...922/?ref_=ttfc_fc_tt 6,3 puan verilmiş ama müzik ve keyifli senaryosu sebebiyle bence 6,8 - 7,0'lık film.

    galatasaray sözlük pazar gecesi sinema kuşağı'na layık bir film. pazartesi akşamı da haftayı kolaylamak için tavsiye edilir.
  • 2023
    buraya kendimce aklıma gelen güzel filmleri yazmıştım. son dönemlerde izlediğim iyi filmleri tekrar paylaşmak istiyorum;

    a seperation sanırım hayatımda izlediğim en gerçekçi film. oyuncular öyle oynamamışlar kamera öyle çekmemiş ki sanki izlemiyorsunuz da odada ya da mekanda onlarlasınız gibi. gerçekten çok iyi bir film insan her filmde bu gerçekçiliği arıyor. (bu kadar geç izlemek benim ayıbım olsun) (iran sineması ''canım yeni övdüm'' karikarütü burda)

    the white tiger netflix yapımı. baştan söyleyim ben de netflix filmlerine karşı önyargılı biriyim fakat bu filmi sevdim. inanılmaz bir konusu ya da çok orjinal bir senaryosu olmamasına rağmen kendini çok rahat izletiyor. akıyor.

    tangerines balkan sinemasını seviyorsanız ve hollywood filmleri dışına çıkmak istiyorsanız kesinlikle tavsiye ederim. denis tanovic'in bir no man land'i olmasa da, o tatı yakalayıp size verebilecek bir film.

    jojo rabbit izledikten sonra yanınızdakine dönüp ''güzelmiş be di mi??'' diyeceğiniz film bu. yanınızda kimse olmasa da seversiniz. scarlettciğimiz var, sam rockwell'imiz var.

    the handmaiden (ah-ga-ssi) uzakdoğu filmlerine ilginiz varsa, kore sineması seviyorsanız, çok iyi bir kurgu izlemek istiyorsanız tavsiye ederim.

    coherence çekim ve akış olarak the man from earth tadında. onun kadar iyi mi tartışılır ama enteresan bir film. aksiyon sahnesi olmadan aksiyon yaşatan merak uyandıran filmlerden birisi. ilk 20 dakikası nispeten daha durağan olsa da filmin devamı merak uyandırıcı bir şekilde akıyor.

    colonia emma watson'ın ben büyüdüm, oyunculuğum da büyüdüğü dediği 1973 senesinin şili'sindeki colonia dignidad kampında yaşanan değişik kafaları anlatan güzel bir dönem ve gerçek hikaye filmi.

    sound of metal güzel bir drama. yalın bir hikayesi doğal içten bir akışı var.
App Store'dan indirin Google Play'den alın