• 1289
    bu öneri listesi bugüne dek izlediğim 131 yabancı diziyi içermektedir. dizilerin kalitesine göre değil akla gelen sıraya göre sınıflandırılmıştır. bu dizilerin hankmoody tarafından kısa özetlerine ve önerilere yer verilmiştir. ilk bölümde aklıma gelen ilk 25 diziye yer verilmiştir. izlediğim diğer dizilerin listesine de yer verilmiştir. listede olan merak ettiğiniz diziler için mesaj atabilirsiniz. elimden geldiğince seveceğiniz öneriler vermeye ve sizlerden yeni öneriler almaya açık olduğum kulüptür.

    1) lost: sansasyonel bir dizidir. ıssız bir ada o adada gelişen olaylar ve bingewatch hissini sonuna kadar yaşatan, sürükleyen, başlangıç sezonları felipe melo son sezonu mustafa sarp gibi dizidir.

    2) prison break: hapishane temalı bir dizi olan prison break birbirinden farklı karakterlerin yer aldığı, hapisten kaçma temasıyla ilerleyen, herkesin arka arkaya 4 5 bölüm yapıştırdığı bir dizidir. scofield ve abisi marcao ve luyindama gibidir.

    3) fringe: dizi tarihinin bilim kurgu alanında zirvelerinden biridir. çatlak bir profesör ve sürükleyen doğa üstü temasıyla harika ötesi bir yapımdır. dunham çok güzel bir kadındır. profesör ve zekasını dikkate aldığınızda derwall'in başrolde olduğu dizidir.

    4) oz: tam bir adnan polat galatasaray'ıdır. hapishane dizilerinin kralıdır. farklı ırklar ve farklı çetelerin hapishane içindeki yaşantısını anlatmaktadır. pino, culio, zapata, neill, kewell tam bir curcunadır.

    5) the sopranos: dizi tarihinin game of thrones gelene kadar tüm rekorlarını elinde tutan diziydi. amerika'da yetişen italyan mafyanın maceraları harika bir şekilde kaleme alınmıştır. ben kaliteden anlarım diyen biri bu diziyi şimdiye dek kesin izlemiştir.

    6) the wire: polisiye, uyuşturucu gerçek yaşamları barındırmaktadır. baltimore sokaklarında muazzam bir hikayedir. polis ve çetelerin mücadelesini doyasıya izlettirmektedir.

    7) breaking bad: oooooo dizilerin padişahıdır. hünkarımızdır. bir kimya öğretmeninin uyuşturucu baronuna dönüşme hikayesi ustalıkla işlenmektedir. yabancı dizi izleyen birinin izlemesi adeta yazılı bir kuraldır.

    8) game of thrones: dünyanın gelmiş geçmiş en popüler dizisidir. kalite anlamında başlangıcında arsenal'i gondikleyen fatih terim son sezonlarında hocanın ikinci dönemi gibidir.

    9) californication: hank moody isimli yazarın maceraları ve hikayesini anlatan muazzam bir dizidir.

    10) twin peaks: david lynch zekasının parıltılarıdır. sürreal ve çarpıcı yapısıyla bir cinayet polisiye gibi ilerlese de aslında felsefik ve gizemli bir dizidir. düşündüren işleri severim diyorsanız dizi tam sizi göredir.

    11) supernatural: ömür çürüttüğümüz dizidir. 21. yüzyılın scooby doo'sudur. tek farkla, buradaki yaratıklar, hayaletler gerçektir. keyifle izlettirir korku temasını böylesine veren eğlenceli bir işin tekrar çekilmesi imkansıza yakındır. sezonları çok uzundur lakin göz korkutmamalıdır.

    12) heroes: farklı doğa üstü güçleri olan kişilerin macera dolu hikayesidir. başlangıcı tudor döneminin transferli ilk dönemi gibi yaldır yaldır olan sonrası ise hamza hamzaoğlu'nun son dönemi gibi olan dizidir.

    13) misfits: british sci fi türündeki dizimiz heroes a benzer psişik güçler ve ansızın gelişen bir olağandışı durumla ilerlemektedir. dizinin baba karakterleri değişmese daha iyiydi. lakin şans verilebilecek dizidir.

    14) skins: her bölüm bir gencin yaşamı hikayesini içeren ingiliz dizisidir. kaya scodelerio bu dizi ile parlamıştır. dram türünde bir gençlik dizisidir. farklı kültürler ve perspektif sunan bir yapımdır.

    15) banshee: the boys izleyenlerin ilk kez keşfettiği lan bu adam neymiş dediği homelander karakterini canlandıran abimizin başrolde olduğu, çok bilinmeyen lakin john wick gibi bam bam bam giden dizidir. mutlaka izleyin dedirtecek bir dizidir.

    16) hell on wheels: western dizisi olsa da izlesek diyenler için güzel bir öneridir. amerikan iç savaşı sonrasında yaşanan olaylar ve ülkeyi baştan sona saracak demiryolu hikayesiyle gelişen dizide başroldeki abimiz diziye müthiş renk katmaktadır. güzel bir dizidir.

    17) boardwalk empire: bu diziyi izlemesi gereken kişiler the sopranos'tan sonra ne izlesem diyenlerdir. mafya devlet ve dönem dizisi. güzel olan nokta şaşırtan bölüm sonları ve başrolde yıllarca ezik roller verilen steve buscemi'ye bu sefer ağır abi sensin denerek borcun ödenmesidir.

    18) fargo: her sezon farklı hikaye içeren fargo hem polisiye hem komedi türüne giren bir dizi. ilk iki sezonda orijinal fargo filmine yapılan bağlantı çok şıktı ve çekiciydi. ben kaliteli işleri severim kar teması güzeldir diyenler (ilk sezonlar için) mutlaka izlemelidir.

    19) big bang theory: friends tadında bir sitcom. ama tabi ki bir friends asla olamaz. aptal sarışın, esas oğlan (bu dizide farklı olarak inek tabir edilen zeki adam), keyifle izlenebilecek bir dizidir.

    20) friends: sitcom aleminin padişahıdır. efsanedir. jennifer aniston'ı star yapan iştir. bitirdikçe tekrar tekrar izleyeceğiniz bir arkadaş grubunun new york şehrinde yaşadıkları keyifli anıları anlatmaktadır.

    21) chuck: bu dizinin sinopsisi çok çekicidir. beyninize bir program yüklense ve birçok yeteneğe sahip olsanız neler olurdu minvalinde gelişen bir dizidir. sıradan bir adamın etkili bir adama dönüşme hikayesidir. karakterleri muazzamdır. komedi ve polisiye iç içedir. chuck karakteri, esas kızımız sarışın ajanımız sarah (efsane güzel bir kadındır) ve yan karakterlerle keyifli zaman için birebir bir dizidir.

    22) my name is earl: başına talihsiz şeyler gelen earl karakteri karmaya inanarak geçmişte yaptığı kötülükleri listeleyip her bölümde hata yaptığı kişilerden birinin gönlünü almaya, onlar için bir şeyler yapmaya çalışmaktadır. muazzam komik ve iyi bir dizidir.

    23) outlander: bir kitap serisinden uyarlama olan bu güzel dizinin başrolünde eski bir victoria secret modeli olan caitriona balfe oynuyor. balfe aynı zamanda muazzam bir aktris olduğunu bizlere gösterirken, istemeyerek 1940'lı yıllardan daha geçmiş bir tarihe gidip kendini bağımsızlık mücadelesi veren iskoçya döneminde buluyor. zamanda yolculuk, aşk, dram her şeyiyle başyapıt bir dizidir.

    24) how to get away with murder?: final yapmış bu efsane dizi polisiye ve hukuk ekseninde ilerliyor. başrolde viola davis gibi bir efsane bulunuyor (siyahi olmasa 3 oscarı vardı). annalise keating isimli ünlü avukatın ders verdiği üniversitede seçtiği zeki ve etkileyici öğrencilerle çözdüğü davalar, kendi başlarına açtıkları işlerle olan mücadeleleri, muazzam şaşırtmacaları ile efsane bir dizidir. finali de tatmin edicidir mutlaka şans veriniz.

    25) louie: louie ck'in başrolde olduğu bu dizi ofansif mizahla gündelik yaşamı harmanlayan bir dizi. final yapan dizide keyifli bölümler, bazen sizi kahkahaya boğacak anlar yer alıyor. 2 kızı ve eşinden ayrı yaşayan louie'nin keyifli anlarının yaşarken, bir parça seinfeld, bir parça after life tadı alacağınız bir dizidir.

    izlediğim diğer diziler ise;

    26) how i met your mother?
    27) suits
    28) lillyhammer
    29) orange is the new black
    30) sex education
    31) unbelievable
    32) killing eve
    33) cold case
    34) the x files
    35) person of interest
    36) the 100
    37) shameless
    38) the boys
    39) it's always sunny in philedelphia
    40) the it crowd
    41) scrubs
    42) rick and morty
    43) dark
    44) stranger things
    45) da vinci demons
    46) sons of anarchy
    47) the protector
    48) dexter
    49) six feet under
    50) ofaro
    51) fleabag
    52) punisher
    53) sacred games
    54) hung
    55) 11/22/63
    56) the killing
    57) broen
    58) walking dead
    59) big mouth
    60) brooklyn 99
    61) mr. robot
    62) vikings
    63) the office
    64) community
    65) better call saul
    66) mindhunter
    67) black mirror
    68) la casa de papel
    69) vis a vis
    70) wentworth
    71) modern family
    72) lucifer
    73) weeds
    74) cherynobyl
    75) the handmaids tale
    76) westworld
    77) ozark
    78) justified
    79) the shield
    80) true detective
    81) sherlock
    82) house of cards
    83) narcos
    84) band of brothers
    85) inside no.9
    86) episodes
    87) orphan black
    88) barry
    89) elite
    90) glow
    91) arrested development
    92) blue mountain state
    93) lie to me
    94) sense 8
    95) santa clarita diet
    96) the leftovers
    97) mad man
    98) entourage
    99) the night of
    100) ray donovan
    101) the end of the fucking world
    102) altered carbon
    103) seinfeld
    104) avatar last airbender
    105) dekalog
    106) love, death & robots
    107) horace and pete
    108) spartacus
    109) luther
    110) american gods
    111) the following
    112) under the dome
    113) black sails
    114) the last man on earth
    115) you
    116) the witcher
    117) succession
    118) lost room
    119) outsider
    120) modern love
    121) the sinner
    122) jack ryan
    123) the marvellous mrs. maisel
    124) bosch
    125) homeland
    126) the americans
    127) and there were none
    128) parks and recreation
    129) the man in the high castle
    130) how to sell drugs fast online
    131) the blacklist

    sıralamadaki bazı dizilere uzun uzuuuuuuuuuuun açıklamalar yazmak istediğim listedir. zaman zaman buradan görüp izlediğim dizilerin de olduğu, yazmaktan keyif aldığım başlık ve kulüptür.
  • 1
    madem film kulübümüz var, dizi kulübümüz de olsun.

    beğendiğimiz, sevdiğimiz, bundan iyi bir şey çıkar dediğimiz dizileri birbirimizle paylaşalım.
    artık çoğu insan yerli diziden çok yabancı dizi izliyor. sanıyorum bu internet olayı ülkedeki film ve dizi beklentilerini yükseltti.

    benim önerebileceğim diziler;

    a young doctor's notebook: bir doktorun hikayesi diyelim. soruşturulduğu sırada eline geçen günlüğünü okuyarak eskiye dönen bir doktor. günlüğü okuyor ve o anları biz de yaşıyor. sanıyorum ki ingiliz yapımı. olay sovyet rusya'da geçiyor. ayrıca mini-dizi. bir bölümde bizim erotik dergiler de var hatta. ilginç konusuyla izlenirliğini artıyor.

    arrow: bir yat kazası sonrası adada mahsur kalan zenginin hikayesini anlatıyor. adadan kurtulup şehrine geri geliyor ve adadan öğrendikleriyle kahraman oluyor. dizi ara ara adaya flashback atıp nasıl böyle bir kahraman olduğunu bize anlatıyor. işte aksiyonlu komikli zenginli bir dizi. izlenir.

    banshee: kanundan kaçarken kanuncu olan bir abimizi anlatıyordu yanlış hatırlamıyorsam.* kimliğini değiştirip bir kasabaya şerif olan bir adamın hikayesi. beni pek sarmadı ama ara ara izliyorum. beğenirsiniz belki.

    boardwalk empire: amerika'nın amerika olduğu yıllar. mafiaların kol gezdiği dönemler. içki yasağı ve bu yasağın kimlere yaradığını anlatan bir dizi. tanıdığımız pek çok eski suçlu dizide mevcut. güzel bir dizi. bazen ağırlaşıyor konusu.

    chuck: eskilerden komedili aksiyonlu bir dizi. bu diziyi izlerken daha internette dizi siteleri yoktu :( vardı da pek yoktu. her bölümü koyan da olmuyordu haliyle. cnbc-e'den başlayıp internette bitirmiştim. mecburiyetten ajan yapılan vatan computer gibi bir yerde çalışan bir gencin başına gelenleri anlatıyor. ekibi falan var tabi. güzel yani.

    da vinci's demons: yeni bir dizi. ikinci sezonda daha. da vinci'nin hayatını anlatıyor. tabi başından değil. belli bir dönemden başlıyor. işte o zamanın entrikaları falan. hoş bir dizi.

    elementary: sherlock holmes uyarlaması. bölümler hikayelerden bağımsız. hatta dr.watson bir kadın. isimler ve kişilik bakımın aslına sadık ancak konu, yer bakımından bağımsız bir dizi. keyif veren bir dizi.

    fringe: merakla takip ettiğim dizilerinde başındaydı. hani böyle bölüm çıkardı çat diye izlerdim hemen. x files tarzı bir dizi. doğaüstü olayları inceleyen eğlenceli ve ilgin. bir ekip var. olaylar sonradan çok karışıyor. izlemediyseniz kesin izleyin derim.

    ghost whisperer: eskiler deyince aklıma geldi ekleyeyim dedim. ölülerle konuşabilen ve onların son isteğini yerine getiren bir abla var. bu istekleri yerine getirmezse maalesef dünyamızda kalıyor bu ruhlar. onlara yardım ediyor işte. güzel dizidir. izleyin derim.

    hannibal: bildiğimiz hannibal'ın dizi hali. aksiyon, zihin oyunları falan arayan varsa izleyebilir. aman aman hayranı olduğun bir dizi değil. ara ara bakıyorum işte.

    how ı met your mother: işte iyi bir komedi dizisi. çok uzadı boku çıktı ya falan dese de millet bakmayın on numara dizidir. konusunu falan yazmıyorum. direk gidin başlayın. zaten duymamış olmanız imkansızdır. :d

    last man standing: komedi yokluğu yabancı dizilerde de var. bir elin parmağını geçmez iyi komediler. işte bu o iyi komedilere yakın bir dizi. emekli olmuş bir baba ve ailesi. bazen duygusal falan ama güzel. öyle takip etmeseniz bile boş vakit öldürürsünüz ara ara.

    lie to me: yine sherlock tadında bir dizi. bir insanın hal ve hareketlerinden yalan söyleyip söylemediğini anlayan bir ekip ve şirketlerine gelen müşteriler için çözdükleri olaylar. çıtırlık bir dizi.

    orange is the new black: kısa süreliğine hapise düşen bir abla var. onun içerde yaşadığı komiklik duygusallı hikayesi. dizimag kapanana baya baya takip ettim. site kapanınca unuttum kaldı öyle. konusu ilginçgillerden.

    my name is earl: bilmeyeniniz yoktur. cnbc-e'de denk gelmemek imkansızdı. geçirdiği kaza sonucu "karma"ya inan earl'ün hikayesi. hatta stv'de hakkını helal et diye çakması çekilmiş. ulan ne gülmüştüm ya. hahahahahah. neyse oturun baştan sona izleyin. ayrıca dizimag kapanınca nerede kaldığımı unuttuğum bir başka dizidir kendisi.

    person of interest: bir makine düşünün tüm ülkeyi izleyen. bu makineyi yapan adamı ve etrafındakileri anlatıyor dizi. aksiyon bazında izlediğim en iyi dizi diyebilirim. bölümlük konusu her seferinde farklı olan ancak uzun vade de ana konusu bulunan bir dizi. şiddetle tavsiye ederim.

    pushing daisies: al sana bir cnbc-e dizisi daha. ölüleri bir dakikalığını tekrar canlandıran bir kızın hikayesi. harbiden eğlenirdim bu diziyi izlerken. baştan sonu takip etmedim ama çoğu bölümünü de izlemişimdir. izleyin güzeldir.

    prison break: çoğunuzun izlediğini tahmin ediyorum. iki kardeş ve 4 sezona yayılmış hapis ve kanundan kaçış hikayeleri. daha fazlası spoiler'e gireceği için yazmıyorum.

    revolution: dünyada elektrikler bir daha geri gelmemek üzere gitseydi ne olurdu? kafamızı siktiler zombi zombi diye al sana paşalar gibi konu. güzel bir dizi diyebilirim. hatta star tv dublajlı falan verdi bir ara. izleyin derim.

    shameless: iyi komedilerden. aslında komediden daha çok hayat bu dizi. resmen bir ailenin hayatı. ancak öyle senin benim gibi bir aile değil bunlar. hayatı en uçlarda yaşayan bir aile. gay'i alkoliği hepsi bir arada aq. eğlenceli bir dizi.

    sherlock: sherlock holmes hikayelerinden uyarlanan ingiliz yapımı bir dizi. gerçekten sürekleyici bir dizi. tek kötü yani mini-dizi olması. yılda 3 bölüm veriliyor. bazen 2 yıl ara verdiği oluyor. şuan 3. sezonu bitmiş durumda. 4. sezonu merakla bekliyoruz.

    sons of anarchy: konu abd'de geçiyor. amerikan yapımı haliyle. motorsiklet kulüplerini anlatıyor. normalde o coğrafyada yaşayanların izleyeceği bir dizi gibi gözükse de gerçekten izleyiciyi içine çekiyor.

    suits: avukatlar şehrinde, avukatların krallığını anlatan bir dizi. tek kelimeyle harika. hayat burada_ ben burada - yaşamayı seviyorum diyen bir abimiz ve onun akıl küpü stajyeri başrolde. konu hep değişiyor. her bölüm kazanılması gereken ayrı bir dava var ancak genel konusu da var. sezon finalleri bunlardan oluşuyor. sürükler yani başlarsanız.

    spartacus: bi bizim muhteşem yüzyıla bakıyorum bir de buna. sonra vay ertem diyorum. spartacus'un hayatı. bu kadar.

    the blacklist: interpol tarafından aranan suç makinesi fbı'a teslim olup bir bir öterse ne olur? konusu olarak farklı olan bir dizi. aksiyon poi kadar olmasa da izlenebilir.

    the big bang theory: iyi üstü komedi dizilerinden. akıl küpü gençlerin hikayesi. dünyaları çok değişik olan insanlar bunlar. hayata olan bakış açıları, eğlenme tarzları çok farklı. zaten az çok bilginiz vardır bu diziyle ilgili. gülmediğiniz bölüm olmaz diyeyim.

    the following: seri katil ve örgütü. bu örgütü durdurmaya çalışan bir dedektif. sürükleyici bir diziden de öte. bir an önce başlamalısınız.

    the king of queens: yine cnbc-e dönemimden izlediğim bir dizi. harikadır. izlediğim ilk yabancı dizi. öyle hatırlıyorum :d bir karı kocanın hayatı. birbirlerini çok seviyorlar ancak çatışmadan edemiyorlar. gülmedim dediğiniz bir bölüm olursa buradayım.

    the mentalist: biraz sherlock biraz following tadında bir dizi. yine bir seri katil var. kendine mentalist diyen kişinin ailesini bu seri katil öldürür. mentalist artık şov dünyası için değil cinayet büro için çalışmaktadır.

    bonus: ulan hala gülüyorum ya http://barisunver.com/...my-name-helal-et.jpg

    edit: nedense hep yabancı dizileri yazmışıım.
    leyla ile mecnun ve behzat ç. önereceğim tek türk dizileridir.
  • 718
    merhaba renktaşlar.

    uzun süredir yabancı diziler izliyorum. dedim ki izlediğim dizileri ve hakkındaki görüşlerimi yazayım. şu kötü günlerde bunalımdan birkaç saatliğine çıkmak isteyen, kendisini dinlendirmek isteyen ve bunun için izleyecek dizi arayanlara yardımım dokunsun*.

    neyse efenim bugüne kadar 33 yabancı dizi izlemişim.

    dizi takip sitesi alfabetik sıraya koymuş sağ olsun. oradan başlayalım.

    a young doctor's notebook: genelde uzun süreli dizi izleyenler bilir, o dizi bittiğinde bir boşluk hissi olur. bu dizi bir "mini dizi" olsa da bittiğinde aynı o boşluk hissini veriyor. 2 sezon toplam 8 bölüm olan dizi inanılmaz oyunculukları ve güzel hikayesi ile -ki bu aslında bir kitaptaki öyküdür- apayrı bir mini dizi. dizinin oyuncularını zâten az çok biliyorsunuzdur. mad men’'in aktörü jon hamm ile harry potter'ın harry'si daniel radcliffe bir doktorun gençlik ve olgunluk zamanını oynuyor. ekim devrimi sırasında rusya'da buluyorsunuz kendinizi. ama cidden enfes ve düşündürücü bir dizi. çok fazla da sürmüyor, mutlaka izleyin. izlerseniz leopold leopoldovich'e selam söyleyin ehehe.

    avatar: the last airbender: evet listedeki en düşük yaş grubuna hitap eden dizim bu herhalde. animasyon daha doğrusu. ancak bu dizide çoğu insanın bilmediği şeyler var. dizi çin'in kültürel ve dini ögelerini çok iyi yansıtıyor. seride 4 elementi bükebilen uluslar var. "bu ne çocukça ya" demeyin. çünkü her bir elementin büküş disiplini gerçekteki bir dövüş disiplininden alınma. örneğin ateş bükme hareketleri temelde kuzey shao-lin adlı bir dövüş disiplininden gelme. toprak bükme disiplinini ise "ip-man" filmlerini izleyenler hatırlayacaktır. hava bükücüler ise tibetli budist rahiplerden esinlenmiş. yâni baktığınızda pek çocukça bir dizi değil ancak evet genelde onlara hitap ediyor. bir de bu devirden sonraki zamanları içeren avatar: the legend of korra var. bu daha çok gençlere yönelik o kadar çocukça değil. buradaki ruhanî ögeler çok daha fazla. insan ilişkileri iyi işlenmiş. az çok merakınız varsa izleyin mutlaka. seslendirmeleri yapanlar bile aslında serinin ne kadar kaliteli olduğunu gösteriyor. şu izletide anlattıklarımı daha iyi görebilirseniz https://www.youtube.com/watch?v=iisrUSi7Kgw.

    better call saul: en sevdiğim dizi. neden bu kadar sevdiğimi şöyle açıklayayım, dizi oldukça sâkin bir o kadar da aksiyonlu ve şaşırtıcı. zekâsı ve yılmayışıyla saul goodman, hayatta bizim de karşılaştığımız pek çok soruna çözüm bulma derdinde. bölümlerini gece yarısından sonra dingin bir kafa izliyorum. terapi gibi geliyor. akışa bırakın kendinizi. izleyiciler pek aksiyon göremediğinden şikayetçi ama allah aşkına her dizide şu "aksiyon" olayını bırakın be kardeşim. koşuşturma, savaş vs. olmadan da müthiş sahneler görebiliriz. üstelik sorunların bilek gücü değil de akıl gücü ile çözülmesi beni çok daha etkiliyor daha içine çekiyor. neyse şunu da hatırlatayım, aşağıda yazacağım breaking bad adlı diziyi izleyenler zâten saul goodman'ı çok iyi bilirler. o diziden sonra kendi dizisi oldu bu karakterin. iyi ki de olmuş...

    black mirror: dizinin en güzel yanı her bölüm farklı bir olay işlenmesi. bu olaylar da öylesine seçilmiş olaylar değil. sizin ilginizi uyandıran ve sahnelerin içine çeken olaylar/konular. sanırım farklı senaristler ve yönetmenler de var. genelde teknolojinin insan yaşamına ve ilişkilerine etkisini ele almış ancak daha bir çok şey var. her birinin farklı hikayesi olması ile sıkıldığınız ve bir bölümlük zamanınızın olduğu anlarda birebir. diğer bölümleri hatırlamanıza da gerek yok. isterseniz 1 yıla yayıp izleyin. tabiî o kadar tutabilirseniz kendinizi.

    breaking bad: ilk iki sezonu izlediğimde "bu muymuş yani bu kadar övdükleri dizi" dedim. ikinci sezonun finali ile birlikte diğer sezonları ne zaman izledim hatırlamıyorum. bu diziyi izlerken henüz bitmemişti de son bölümleri beklemek kabir azabı oldu. yukarıda bahsettiğim sorunları akıl yolu ile çözme olayı bu dizide tavan yapıyor. kanser olup öleceğini öğrenen bir kimya öğretmeni ailesi için yasadışı işlere girip para bulmanın derdine düşüyor. sonra işler öyle bir hâl alıyor ki, aslında ana karakterimiz walter white yaşamı boyunca tatmadığı hisleri tatmış ve abd'nin tanınan uyuşturucu baronlarından biri olan heisenberg'e dönüşmüş oluyor. bu sırada ulaşması zor yerlere ulaşıyor, zirvedeki kişilerin canına okuyor. ne yazayım, ne edeyim bilmiyorum. mutlaka izleyin. zâten imdb sırasına ve puanına bakın daha fazla klavye eskitmenin anlamı olmadığını göreceksiniz.

    da vinci's demons: ünlü dahi leonardo da vinci'nin yaşamını uç bir tarzda yorumlayan yarı tarihî, yarı bilim-kurgu bir dizi. floransa'da başlasa da kah güney amerika'da, kah sultan bayezid'in otağında görüyorüz karakterleri. oyunculuklar yine muazzam. özellikle girolamo riario adlı bir karakter var ki her mimiğini kullanışı harika. medicilere, nikkolo makyavelli'ye, bayezid'e, borgialar'a kadar uzanıyor. rönesans'ın başlangıcı olan bu dönemler sapyoseksüelleri mutlaka tahrik edecektir. izleyiniz.

    doctor who: dizi kriterlerini allahuakber dağlarına çıkaran ayrı bir kafanın ürünü olan bilim-kurgu dizisi. 1963'te başlayan dizi döneminin bir numarası oldu. sonradan biten ve 2005 yılında tekrar başlayan doctor who bilim-kurgu sevenlerin kesinkez, mutlaka izlemesi gereken bir dizi. hatta sevmeyenler de izlesin "biz bunca yıl ne izlemişiz lan" diyeceklerine eminim. hâlâ şüphesi olanlar "uzun dizi yea, garip yaratıklar var bu ne yea" diyenler, 3. sezon 10. bölüm olan "blink" adlı bölümü izlesin. konusundan bahsetmek gerekirse, gallifrey gezegeninden bir adam çeşitli nedenlerle bir uzay-zaman aracı "tardis"e binip kaçıyor. dünya'da kimi yol arkadaşları ile inanılmaz maceralar yaşıyorlar. ama öyle böyle maceralar değil. ef-sa-ne bir dizi yahu. izlemeyenleri çok kıskanıyorum hala ilk kez izleme şansına sahipler.

    family guy: simpsonlar benzeri bir animasyon serisi. bu yetişkinler için merak etmeyin :) peter griffin ve ailesinin başından geçenleri anlatıyor. doğarken dünya'yı istila planları ile doğan harikulade bir ingiliz aksanına sahip stewie griffin ise animasyon tarihinin en bomba karakteri.gülüp geçeceğiniz kısa komedi arıyorsanız tam sizlik.

    fargo: yine oyunculukları ile ön plana çıkan bir dizi. aslında filmi de var. o da oldukça güzel onu izleyip bir fikir edinebilirsiniz. suç-drama, karakomedi olarak etiketli bir dizi. oyunculukları demişken billy bob thornton diye bir adam var ki izlemesi ayrı bir zevk. dizide lorne malvo karakterinde ve âdeta o rol için yaratılmış. ek olarak yine tanıdık bir isim olan lester nygaard rolündeki martin freeman var. yalnızca ilk sezonu izledim. bu abiler ayrılınca bakmadım açıkçası o nedenle söylediklerim ilk sezon hakkında geçerli.

    forever: tadı damağımda kalan bir dizi. tek sezon ancak mutlaka izlenmesi gerekiyor. 19. yüzyılda doğan ve bir şekilde ölmeyen bir abimiz var. her öldüğünde en yakın akarsuda anadan doğma tekrar diriliyor. bu nedenle londra kayıtlarında pek çok şikayette adı geçmekte :) eminim kendisini de tanıyorsunuzdur, (bkz: ioan gruffudd). dizide en etkileyici olay, eskiden * yaşadığı veya dokunduğu bir takım olayların tekrar yaşamına etki etmesi. hödük amerikan izleyecisinin beğenmemesine şaşırmamalı. farklı bakış açısı kazandıran, samimi bir dizi.

    friends: şu an 7. sezonundayım. içten ve insanda mutluluk duygusunu uyandıran bir komedi dizisi. 6 arkadaşın new york'taki yaşamlarını konu alıyor. diyaloglar harika. arada kaynıyor gibi gözüken espriler de yakalanınca müthiş gidiyor. 20 dakikalık bölümleri yaşam kalitesini artırıyor. gün içinde açıp izliyorum. bir de geceleri kahvemi, püskevitimi alıp bakıyorum. yaşı 30'ları bulanlar belki hatırlar çünkü atv'de yanılmıyorsam "sıkı arkadaşlar" olarak yayınlanmıştı. denenlere göre berbat bir dublaj yapmışlar. hajum zâten her şey orijinalinde güzel. ingilizceniz gelişir hem, alt yazılı izleyin.

    game of thrones: bilmeyen yoktur sanıyorum. pek bir şey yazmayacağım açıkçası, izlemeyenleri tespit edip dövüyorlar. hâlâ başlamadıysanız ne duruyorsunuz?

    hannibal: geldi gönlümün efendisi. son dönem dizileri arasında "psiko-kriminal"** olarak en başarılı dizi. yine oyunculuklardan bahis etmeden geçemeyeceğim. zira hugh dancy ve özellikle hannibal rolündeki mads mikkelsen * enfes kere enfes bir oyunculuk çıkarmışlar. dizi konuları ve efektleri ile de müthiş. her şeyiyle müthiş. çok müthiş lan işte izleyin.

    how i met your mother: friends dizisi ile aynı şeyleri söyleyebilirim. zâten friends bu dizinin atası oluyor. ancak himym'de karakterlerin şahı sayılacak bir barney stinson var ki tek başına diziyi 20 sezon götürebilecek potansiyelde. yine new york'ta yaşayan 5 arkadaşın yaşamları konu alınıyor. oldukça başarılı ve legen - wait for it- dary, legendary bir dizi.

    jonathan strange and mr. norrel: 1 sezon 7 bölüm. ancak bölümler film-dizi arası. 19. yüzyılın başında ingiltere'deki büyücülük müessesesini anlatıyor. uçuk gelebilir size ancak o dönem gerçekten bu tip bir büyücülük yapılanması var avrupa'da. ve ingiltere'de daha derin. marc warren abimizin müthiş oyunculuğu dizi daha da güzel bir hâl alıyor. yer yer sıkıcı gelebilir tek sorunu bu. bir de ilginiz dışı ise izlemenizi önermem. zamanınız bol ve yapacak pek işiniz yoksa izleyin. iyi gidiyor.

    lie to me: yaklaşık 2 ay beni ailemin ve arkadaşlarımın yalanlarını yakalamaya çalışmaya sevk eden bir dizi. insanlar gerçek duygularını anlık mimikler ile gösterir ve normal bir insanın bunu anlaması çok zor. ancak dizide bunun eğitimi almış, dünya'yı bunun içni gezmiş bir abimiz ve küçük bir şirketi var. genelde polis yaardım istiyor. ancak emin olun izledikçe siz de bu dizide öğrendiklerinizi gerçek hayatta uygulamaya çalışacaksınız. "omzunu mu çekti, gözü sağa mı baktı sola mı, kaşları oynadı mı, gülerken göz çevresi kırıştı mı, elleri birleşik miydi" vs. bir şerlok hölms olacaksınız. ya da öyle hissedeceksiniz :) 3 sezon olan dizi her türlü kendini izletiyor. dizide en sevdiğim bölüm ise şu, örneğin olay bir mimiğin bulunması ile çözülüyor. o mimiği popüler dünya'da yapan ülke liderlerini gösteriyorlar. müthiş :)

    marco polo: avrupa gözü ile kubilay han dönemi moğollarını anlatıyor. moğolların en güçlü dönemi ve ünlü italyan marco polo'nun * maceraları konu alınmış. bozkırlara, bozkır insanına, eski türk-moğol kültürüne -ki çin kültürü ile de bağlantılı- ilginiz var ise izlememeniz hata. dönemi iyi yansıtıyorlar ancak bazı konularda çok avrupalılaşmışlar. koskoca obanın ortasında sevişiyor adamlar lan oha. zinanın cezası idam sorgusuz. ben tarihçi olduğum için bu tarz tarihi dizilerde neyin yanlış neyin doğru olduğunu anlayabiliyorum. ancak pek aranız yoksa tarihle bir dizi olarak bakın yalnızca.

    mr. robot: globalleşen dünyadaki hemen her şeyin sanal ortama dökülmesi sonucu, sanal ortamın korsanlarının düzeni yıkmaya çalıştığı hafif anarşik, hafif psikolojk, hafif kafa gıcırdatan bir dizi. ilk sezonu zâten efsanedir. başlayınca devamı gelir. ikinci sezonu da hareket açısından kısır geçse de psikolojik olarak 1. sezondan daha iyiydi. bilgisayar, heçkırlık, dünyayı yöneten üst akıl falan ilginizi çekiyorsa tam sizlik.

    narcos: zâten birçok kez bu başlıkta önerildi. bunu sonuna kadar hak ediyor. gerçek olaylardan, gerçek kişilerden esinlenilmiş, en iyi kasta sahip dizi. pablo emilia escobar gaviria'nın güney amerika'daki uyuşturucu imparatorluğu ile ilgili dizi hem gerçeğe çok yakın hem de yalnızca dizi olarak çok başarılı. escobar'ın oğlunun da senaryo'ya yardım etmek istediğini ancak reddedildiğini belirtelim. 1. sezonu izledikten sonra 2. sezonu beklemek yine kabir azabı yaşattı. ancak müthiş bir iş çıkarmışlar. mutlaka iz-le-yin.

    rick and morty: son önereceğim animasyon serisi. yine yetişkinler için. dede ve torunun galaksiler arası maceralarını konu alıyor. cidden keyif veren, güzel bir seri. oldukça uç maceralar ve izlerken çabucak geçiyor zaman. 20 dakikalık, bir göz atmanıza değecektir.

    rome: ünlü caesar ve augusutus dönemi roma devleti'ni konu alan dizi. entrikaları, kastı ve seçilen kıyafet-mekânlar ile o günü yaşatıyor. hele hele benim gibi o dönemlere merakınız varsa hiç kaçırmayın. gerçekten başarılı bir yapım. oyuncular özenle seçilmiş. zâten bitiş nedeni de çok pahalı olması. ama merak etmeyin oldukça güzel bir finalleri var. antik dönemleri yaşatıyor daha ne olsun.

    viva caesar!

    sherlock: izleyicilerini yıllarca bekleten buna rağmen küçük bir kayıp dahi yaşamayan bir suç dizisi. sherlock holmes'ün günümüz versiyonu. bir biri üzerine işlenmiş suç zincirlerini saniyeler içinde çözen şerlok abimiz yine döktürüyor. yani konusu hakkında pek söylenecek bir şey yok. şerlok hölms diyoruz ne diyelim. benim asıl noktam ise oyuncular. benedict cumberbatch ve martin freeman'ın söylenecek söz bırakmayan oyunculukları... ek olarak şerlok'un abisi mycroft'u oynayan abi de çok iyi. pek sahnesi olmadığından göze çarpmıyor.

    her bölümü ortalama bir filmden daha güzel. özet olarak bunu diyebiliriz. yine sapyoseksüllere hitap eden bir dizi. izleyin de beyin şeysilenmesi yaşayın.

    spartacus: game of thrones gelmeden önce entrika'nın zirvesi burasıydı. ancak hâlâ o inanılmaz dövüş sahnelerini geçebilen bir dizi olmadı. yani ne desem bilemiyorum açıkçası... her yönüyle müthiş bir dizi. özellikle blood and sand adlı sezonunu izlemeye doyamazsınız. cinsiyetçilik gibi olmasın ama tam bir erkek dizisi. kan, vahşet, kadın, kılıç hepsi var.

    iz
    le
    yin.

    suits:amerika'nın dev şirketleri ve kişileri arasında avukatlık yapan bir firmada çalışan kişilerin yaşamını konu almakta. mike adlı fotoğrafik hafızaya sahip abimizin harvey specter ile tanışmaı sonrası olaylar kopuyor. diziyi izlerken "lan oturdukları yerden nasıl bu kadar aksiyon yapabiliyorlar" diyeceksiniz. ayrıca kimileriniz avukat olmayı da isteyecek ehehe.

    bol bulşitler.

    the big bang theory: sitcom komedi dizisi. 3 dahi fizikçi 1 mühendis arkadaşın yaşamları. diziyi diğerlerinden ayıran ise bilimsel esprilerin olması ve bunlar oldukça sağlam güldürmesi. geçen kışımı kurtardı diyebilirim. eve tıkılmış iken buldum daha da bırakmadım. sheldon karakteri ise yine efsaneler arasında kendine yer bulmuş. gülmek istiyorsanız açıp izleyin.

    the flash: çizgi roman takip edenler hemen flash'ı hatırlayacaktır. dc comics'in en ünlü karakterlerinden birisidir. bu tarz biraz uçuk biraz da çocuksu diziler (supergirl vs.) sevmesem de flash gerçekten sağlam bir dizi. her bölüm ayrı konular işlemesi ve evrenin farklı olması diziye heyecan katıyor. sıkmayan ve tempoyu hep yüksek tutan bir dizi. barry allen adlı arkadaş olay yeri uzmanı iken bilimsel bir felaket sonrası yıldırım çarpması ile hız gücünü kazanıyor. tabiî kendisi dışında başka güçlere sahip olan ve meta-insan olarak bahsedilen insanlar da var ve çoğu kötü kimseler. genel olarak bu kimseler ile savaşıyor. çoklu evren gibi bir bilim kurgu yapımında olması gereken ilginç ögeler de içerisinde var. sıkılmadan izlersiniz.

    the last man on earth: dünyadaki herkes ölseydi ve yalnız siz kalsaydınız nasıl olurdu? sorusunun yanıtı olan dizi. ilk bölümleri oldukça komikti benim için. sonra bir tempo düşüklüğü gösterse de yine bıraktırmıyor kendini. konu bakımından en ilginç komedi dizisi. yine çerezlik bir güldürü. açın, izleyin, gülün, stres atın.

    the man in the high castle: yeni sezonu taze taze çıkan alternatif tarih dizisi. 2. dünya savaşı'nı almanlar kazansaydı nasıl olurdu? sorusuna yanıt veriyor. aslında bir roman olan daha sonra diziye çevrilen bir yapım. naziler önderliğindeki almanların amerika'nın bir bölümünü kontrol etmesi ve müttefiki japonlar ile ilişkisini inceliyor. bu sırada ise abd'yi almanlar'dan kurtaracak işler yapan "yüksek şatodaki adam" ve filmleri var. almanlar da bu adamın ve filmlerin peşinde.

    soluksuz izlenecek bir yapım. süresi uzun olduğu için biraz vakit ayırmanız gerekiyor.

    the office: izlediğim en samimi komedi dizilerinden birisi. bir ofis ve bir ofis dolusu manyak. 8-9 sezon nasıl bir mekânda sıkmadan dizi olur? oluyor işte efendim. michal scott ile, dwight schrude ile oluyor. ayrıca belirtmek isterim ki dizideki bir olaya yaklaşık yarım saat güldüm. nefessiz kaldım ölüyordum ehhehe. dizi bittiğinde ofisin her tarafını biliyor, sanki orada çalışmış gibi oluyorsunuz. yine 20 dakikalık dizilerden. yani gülmek istiyorsanız mutlaka başlayın. kevin'a selam söylemeyi unutmayın.

    the walking dead: yeni sezonunun başlamasına rağmen beni heyecanlandırmayan artık alışkanlıktan izlediğim bir dizi. zâten çoğu kişi biliyordur diziyi. ilk 4 sezon gerçekten güzel. diğer zombi/vampir dizilerinden ayrı. özellikle makyaj ve efektler üst düzey. konular iyi. zombilerden tehlikeli insanlar ve onlarla mücadele de iyi. ama hep aynı şeyler oluyor, döngüye bindi olay. gürûh bir yere gidiyor önce zombilerle mücadele ediyorlar ardından iğrenç, manyak insanlar geliyor, sonra bunlar onları öldürüyor. bir yerden sonra sıkıyor tâbiî. ama değişik bir dizi izlemek istiyorsanız mutlaka ilk 4 sezonu izleyin. o bölümlerde pişmanlık yok.

    vikings: 9. yüzyılda vikinglerin fransa, britanya ve akdeniz'deki işgal hareketlerini ve gerçek bir kişilik olan ragnar lodbrok'un maceralarını ele alıyor. şu an aktif diziler içinde en iyi beşten birisi. hem farklı bir kültürün içinde olmanın heyecanı var hem de gemilerle sefer yapmanın. game of thrones, spartacus türevi bir dizi ve onlardan aşağı kalır yanı yok. kan, gözyaşı, ihtiras ne ararsanız var. yine burada iki oyuncudan bahsedeceğim ki diziyi taşıyan ikili diyebilirim. birisi ragnar lodbrok'u oynayan travis fimmel ve floki rolündeki deli dahi gustaf skarsgård... böyle bir oyunculuk görmediniz. diziyi bırakıp abileri izliyorsunuz resmen. bir de lagertha var ki -katheryn winnick- öhöm öhöm yani :)

    diziyi izleyin, şiğıyld vol'a siz de katılın. odin sizi gözetsin.

    westworld: bir bok anladığınızı sandığınız ama hiçbir bok anlamadığınızı anladığınız son dönemin en bomba dizisi. yine bu adda bir film de mevcut. hikâyede robotların bulunduğu bir coğrafya düşünün. geceliği 40.000 dolar karşılığı buraya konuklar alınıyor ve maceralar yaşıyorlar. ama durum hiç de bu kadar basit değil. işin içinde başka işle var. bir senaryo harikası dizi yine oyuncuları ile insanı cebediyor zâten. anthony hopkins, ed harris ve güzel dolores'imiz evan rachel wood... yani bilmem anlatabildim mi. bakış açınızı değiştirecek, hayretler içerisinde bırakacak bir dizi. mutlaka izleyin kategorisine bu dizi de giriyor.

    bunlardan başka izleyip de sıkıldığım ve beğenmediğim bir iki dizi daha var. onları yazmıyorum çünkü hepsini izlemedim.

    arkaya yaslanıp da izlemelik diziler. iyi eğlenceler.
  • 1144
    merhaba arkadaşlar.

    birkaç yıl önce uzun sayılabilecek bir dizi öneri listesi yapmıştım. (bkz: galatasaray sözlük dizi kulübü/#2094422)

    hazır "gönüllü karantina" altında iken işe, okula vs. gitmeyen ve evde canı sıkılanlar için izlediğim dizilerden bir başka liste yapmaya karar verdim. üstteki listenin ikincisi gibi diyebiliriz.

    after life: özellikle ödül konuşmalarından sonra ricky gervais'i pek bilmeyen kalmadı. kendisi müthiş bir stand-up'çıdır. netflix'ten bu stan-up gösterilerine de ulaşabilirsiniz. bu diziyi de -yanlış hatırlamıyorsam- kendisi yazmış. diziye gelirsek, farkındalık düzeyi yüksek bir kişiyi canlandırıyor gervais, ancak yakın zamanlarda karısı kanser dolayısıyla kaybetmiş. bu kayıptan sonra birçok kez intihar etmeye çalışıyor ama yapamıyor. bu süreçte biraz da hayat ile ilgili ona anlamsız gelen şeyleri fark ediyor veya bu kaybın acısından dolayı artık daha dobra olduğu için şimdi söyleyebiliyor. konusu şimdiye kadar biraz karamsar gelmiş olabilir ama hiç de öyle bir dizi değil. hatta yer yer gözümden yaşlar geldi gülmekten. özellikle babası ile olan diyaloglarında. farklı tarzda düşünceler, kalıplaşmış insan ilişkilerine dair eleştiriler bulabilirsiniz. ben kesinlikle öneririm şu an 2. sezonu bekleniyor ve gelecek ay çıkacak. kesinlikle zevk alacağığınız bir yapım.

    “we’re not just here for us, we’re here for others.” 7,5/10

    band of brothers: bu diziyi geç izlediğimden dolayı çok utanıyorum. 2001 yapımı bir mini-dizi. ancak mini dizi dediğime bakmayın her bölümü efsane bir film gibi. yakın zamanlarda kitabının türkçe çevirisi de kronik kitap'tan çıktı. onu da okumak isteyebilirsiniz. dizi, 2. dünya savaşı'ndaki bir amerikan hava indirme takımını konu alıyor. eğitimleri ile başlayan süreç meşhur normandiya çıkarması (d-day) ile devam ediyor tâ ki hitler'in "kartal yuvası" dediği üsse kadar. ancak merak etmeyin, dizi sizi bu askeri ve siyasi bilgilerle sıkmıyor. hatta direkt olarak bahsetmiyor bile yalnızca askerlerin kendi arasındaki konuşmalarından bunları anlayabiliyoruz. diziyi farklı kılan nokta da şu ki bu yapımda farklı tipteki rütbesiz askerlerin gözünden savaşa bakıyoruz. onlar arasında diyaloglar, yaşadıklarına verdikleri tepkiler, korkuları, cesaretleri ve sair o kadar güzel verilmiş ki bu sayede gelmiş geçmiş en iyi askeri konulu dizi olarak kabul ediliyor. bu diziyi izlemeden önce friends izlemiş birisi iseniz biraz da şok geçirebilirsiniz, bunu da ekleyeyim :). 2. dünya savaşıyla ilgiliyseniz de ilginiz yoksa da mutlaka ve mutlaka izleyin.

    "we salute the rank, not the man!" 10/10

    batman the animated series: çizgi romanlarla ya da onalrın aktarıldığı sinema filmleriyle az çok haşır neşir olduysanız batman'i, gotham'ı, batman'in villain'larını ve o soğuk, karanlık atmosferi bilirsiniz. ancak bunları işleyen çoğu yapım bunları vermekte çok aciz kalır hatta oldukça kötü sonuçlar ortaya çıkar. ancak bu seri, bu efsane seri, genel olarak batman dünyasını efsaneleştiren yapımlardan bir tanesidir. hatta batman çizgi filmi dendiğinde de akla ilk olarak bu seri gelir. eskiden izleyenler varsa o açılış sahnesi bile akıllarına kazınmıştır. yani bu evrene veya batman'e veya çizgi romanlara alakanız varsa izlemenizi öneririm. zevk almama ihtimaliniz yok. çizgi film dediğim için de sakın yetişkinlere yönelik olmadığı fikri kafanızda belirmesin. çok şiddet ve kan içerdiğini söyleyemem ancak yetişkin birisi hiçbir rahatsızlık duymadan izleyebilir.

    not: joker'ı mark hamill yâni luke skywalker seslendiriyor diyeyim, kaliteyi siz düşünün. 8/10

    bojack horseman: gelmiş geçmiş en iyi yetişkin animasyonlarından birisi. ilk üçe çok rahat girer. bu yapımın en sevdiğim yanı çok ciddi yapımların bile üzerine düşemediği, küçük gibi görünen ancak aslında hayatı bize dar eden "gerçek" problemlere oldukça kafa yorması ve bunları müthiş diyalog ve monologlarla izleyiciye sunması. ilginç bir şekilde de bunu yaparken oldukça güldürüyor, sıkmıyor hatta sonraki olacakları merak ettiriyor. dizinin başrolü soyadından anlayacağınız üzere bir at. oldukça sorunlu bir aile geçmişi var. hatta aile üyelerinin de çok sorunlu bir geçmişi var ki bununla ilgili de çokça flashback hatta direkt olarak müstakil bir bölüm göreceğiz. bojack, yani başroldeki at, eskiden çok ünlü olmuş ve çok para kazanmış birisi. şimdilerde pek de öyle sayılmaz. ancak inanılmaz çalışkan bir menajeri ve yıllar önce geldiği partide uyuyakaldığı için orada kalmış ve yıllarca gitmemiş bir arkadaşı var. daha sonra en yakın arkadaşı olacak birisi daha dahil oluyor diziye. benim üzerimde etkili olmuş dizi. dediğim gibi hem problemleri çok gerçek hem de kimi kafa yoruşları istemsiz olarak sizi de düşündürüyor. eğer başlamak konusunda tereddüdünüz varsa ki olmasın, şu bölümleri küçük ve önemsiz spoilerlar yeme uğruna izleyin derim,

    s2 e11: "la'den kaçış"
    s5 e6: cenaze konuşması

    başladığınız zaman karakter çizimleri size biraz garip ve çocuksu gelebilir. birkaç bölüm sonra geçiyor. bu arada sahne geçişlerini asla kaçırmayın. oldukça komik geçişleri var.

    "tanrı'dan bir işaret bekliyorsun. o senden daha azını mı beklemeli?" 9/10

    brooklyn nine-nine: müthiş bir komedi dizisi. eğer "şu sıralar moralimiz bozuk ne izleyelim" diyorsanız mutlaka birinci önerim brooklyn nine-nine olurdu. dizide müthiş karakterler mevcut ve her bölüm neredeyse farklı konseptler var. hiç sıkılmayacağınıza garanti verebilirim. jack peralta, vücutçu çavuş terry, titiz komiser holt ve her şeyin "best'i" gina ve diğer harika karakterler... zâten andy samberg(jack peralta)'yı tanımıyorsanız hemen youtube'a yazıp gülmeye başlayın. biraz geç oldu ama karakterler polis ve mekan da haliyle bu karakol. pişman olmazsınız.

    "cool, cool, cool, cool, cool, cococoocococool. no doubt, no doubt, no doubt" (-jack peralta, hemen her bölüm) 8.5/10

    community: bir arkadaşımın tavsiyesi ile başladım ve bu dizinin beni bu kadar güldüreceğini hiç tahmin etmezdim. bir avukat, sahte diploması açığa çıkınca bir "community school"a gitmek zorunda kalıyor ve orada bir kıza asılırken yanlışlıkla bir çalışma grubu kuruyor. bu grup ise bizim kahramanlarımızı barındırıyor. harika olaylar yaşıyorlar. dizinin en güzel ikinci yanı pierce hawthorne'u canlandıran chevy chase'in ırkçı, ofansif şakaları. ancak kendisi cahil ve para babası bir adamı canlandırdığı için ancak o tipte birinin yapabileceği şakalar var. en iyi kısmı ise müthiş paintball bölümleri. yine izleyip izlememe konusunda kararsız iseniz şu bölümleri izleyin öyle karar verin,

    s1 e23 "modern warfare"
    s2 e23-24 "a fistfull of paintballs" ve"a few paintballs more".

    hadi bu efsane bölümleri de geçtim gillian jacobs ve alison brie'nin güzelliği için bile izlenebilir. dekan karakterine ise özellikle odaklanın :). bu arada bu dizi brooklyn nine-nine'dan sonra önereceğim ikinci dizi. ama şunu da belirteyim, ilk üç sezondan sonra biraz düşüş yaşanıyor. ancak ilk üç sezon kusursuz.

    "i don't have an ego. my facebook photo is a landscape." 8/10.

    cougar town: friends'i bitirdikten sonra gelen boşluklardan birisinde izlemiştim. başrolü monica yani courtney cox. dizi boyunca sanırım joe ve ross karakterleri dışında grubun diğer üyeleri misafir olarak diziye geliyorlar. bu bile yeter benim izlemem için. dizi, belli bir yaş üstü evli ya da boşanmış birkaç arkadaş ve komşu grubunun hayatına odaklanıyor. izlediğim en iyi çerezlik dizi idi. genelde sıkıldığımı hatırlamıyorum, ara ara güldüren sevimli bir diziydi. özellikle "andy torres" karakteri bir harikaydı. dediğim gibi, kız-erkek arkadaşınızla izleyebileceğiniz bir romantik komedi dizisi. ya da benim gibiyseniz friends sonrası boşluk için iyi gidiyor.

    "+tom, i need protection.
    -are we talking condoms or guns?
    +no, i need... you have guns?
    -i dunno, you have money?" 7/10

    daredevil: benim için bu süperkahramana marvel'ın batman'i diyebiliriz, çünkü çok benziyor. daredevil ki filmini de izlemiş olabilirsiniz, kör bir abi. gerçek hayatta avukat. geceleri ise üstün duyma ve diğer hislerini kullanma becerisi ile kötü adam dövüyor. pardon dayak yiyor. evet evet bayağı bir ton dayak yiyor bu adam. diğer süperkahraman dizileri gibi değil. dayak yiyor sonra ağzı burnu kan içinde zar zor kendisini döven adamı dövüyor. silahlardan falan kaçıyor. bunlar pek süperkahraman işlerinde bulamayacağınız gerçeklikler. dizinin villian'ı ise kingpin denen, spiderman'i takip edenler de bilir, bir abi. ancak şunu net olarak söyleyeyim tv dizilerinden işlenmiş en iyi villain olabilir kendisi. hikayesine, geçmişine bu kadar empati gösterebileceğimiz bir kötü adam daha yoktur. o nedenle ilmek ilmek işlenmiş olması çok güzel. bir de dizi hakkında şunu net olarak söyleyebilirim ki çok çok üst düzey sahneleri mevcut. youtube'a "daredevil fight scenes" yazıp izlerseniz görebilirsiniz ki bence diziyi izlemeyecekseniz bile bu birkaç sahneyi mutlaka izleyin*. bazı duygusal sahneler sizi sıkabilir ancak çok bol ve iyi aksiyon sahneleri var. üstelik punisher karakteri de bu dizide ortaya çıkıyor.

    "they say your whole life flashes before your eyes when you die. and it’s true, even for a blind man." 8/10

    dirk gently's holistic detective agency: her şeyden önce çok garip bir dizi. bu saçmalık hâli yine saçma bir şekilde keyif veriyor insana. dizide bir detektifimiz var adı dirk gently, ve yardımcısı yüzüklerin efendisinden elijah wood. ikisinin tanışması da bir garip. dizideki çoğu şey gibi. dirk, her şeyin bağlantılı yani holistic olduğuna inanan birisi ve içerisinde bulunduğu alakasız gibi görünen olayların da bağlantılı olduğunu iddia ediyor. inanılmaz ağır bir ingiliz aksanı var bunu da belirteyim. dediğim gibi hafif komik, çokça saçma, absürt bir dizi. imdb puanı beni beklentimin üstünde, 8.3 verilmiş. ama eğlenceli bir dizi pişman olacağınızı sanmam. serinin bir romandan uyarlama olduğunu da söyleyip bitireyim.

    (kafasına silah dayamış vaziyette) "do i look stupid to you?" 8/10

    final space: yine bir animasyon önerim. final space, gary adında* cesur ama çok da zeki olmayan komik bir abimizin maceralarını anlatıyor. gelecekte geçiyor. gary, ümitsiz bir durumda iken garip bir canlı gelip kendisini buluyor. canlının adını mooncake yani ay keki koyuyor. sıkıntı ise mooncake'in göründüğü kadar tatlı olmasının yanında başka özelliklerinin de olması. ikisi çok sıkı arkadaş oluyorlar ama bu özellikler yüzünden de birileri mooncake'in peşinde. dizi; şakaları, harika kurgusu ve inanılmaz güzel müzikleri/şarkıları ile şu an çok iyi ilerliyor. yine komedi, sci-fi tarzı bir şeyler istiyorsanız ısrarla öneririm. özellikle kvn ile sürekli direniş örgütleyen tribore karakterini çok seveceksiniz.

    "you always look like crap, but right now you look like if crap built a house on crap." 9/10

    freaks and geeks: eskiler bunu hatırlar diyerek gireceğim. ben hatırlamıyorum ama o eskilerin tavsiyesiyle başladım. 1 sezon sürüyor ve söylemeliyim ki bayağı kaliteliymiş. dizi bir grup liseli ergen üzerinde duruyor. ama öyle olumsuz yaklaşmayın liseli ergen dedim diye. 99 yapımı dizi imdb'de 8.8 almış. haketmiyor desem yalan olur. dizide zeki, çevik, ahlaklı bir kız biraz daha "havalı" bir gruba girmeye çalışıyor. dizide ise gerçekten geleceğin (şu an yani) yıldız oyuncuları var. dizi kesinlikle izlemeye değer, zâten bir efsane. ancak bir kötü yanı var ki adamakıllı bir finali yok. dediğim gibi bir sezon sürmüş zâten. o nedenle mini-dizi niyetiyle başlayın. ama her türlü "niye bu dizinin devamı gelmedi" diye birilerine kızacaksınız.

    “i’ve seen god… he plays drums in led zeppelin.” 8.5/10

    good omens: son zamanlarda izlediğim iki "dinsel parodi"* dizisinden birisi. adem ve havva, melek-şeytan tipleri, deccal, mahşerin 4 atlısı ve sair gibi semavi dinlerdeki motifleri almışlar, biraz modern zamana uyarlayarak çok harika bir iş çıkarmışlar. dizide doctor who'dan tanıdığımız david tennant ve jon hamm abimiz var. bu tarzdaki dizileri çok seviyorum. kutsal kitaplara olan referanslar ve hafif ofansif şakalar oldukça yerinde ve güzel. mutlaka öneririm. diziyi izlerken şöyle olmazsınız merak etmeyin, http://gss.gs/T2P.

    "dünya aslında 3500 yıldır var. fosiller ise arkeologlara yaptığımız bir şaka"* 8/10

    harrow: daha önceki seride önerdiğim forever dizisini izlediyseniz ve bitti diye üzüldüyseniz bu dizi sizin için iyi bir haber. yaklaşık olarak aynı tarzda ve aynı başrol tarafından * oynanıyor. dizi avustralyada geçiyor ve yine ayrıntıları görmekte ve parçaları birleştirmekte usta olan patolog abimiz harrow, cesetleri inceleyerek bir şeyler buluyor. dizi bölümleri aslında iki kısım. her bölüm bir ölüm inceleniyor ancak bunun yanında sezonu ilgilendiren bir de yan hikayeler oluyor. bu yan hikayeler dizideki karakterleri etkileyen olaylar ve sezon finali bu yan hikayeyle ilgili. aslında buna asıl hikaye de diyebilirmişiz. her neyse, polisiye, dedektiflik tarzı dizi arıyorsanız tamamiyle sizlik bir dizi bu. 8/10

    inside no.9: black mirror benzeri, her bölüm ayrı konular işlenen bir ingiliz yapımı. kimi zaman komedi, kimi zaman gerilim kimi zaman da korku veriyor. bölümlerin konusu ise oldukça ilgi çekici oluyor ve sizi hiç sıkmıyor. her bölümüyle beni meraklandıran bir dizi. ben bittiği sanmıştım ancak şubat ayında 5. sezonu geldi. güzel bir süpriz oldu ve yine oldukça güzel bölümleri vardı. dizinin başrolü olan iki kişi var. her bölümde bu abiler farklı ve bambaşka rollerde karşımıza çıkıyor. 9 rakamı ise bir şekilde her bölüme iliştirilmiş vaziyette. bu ilgi çekici dizi hakkında youtube'da barış özcan'ın da bir videosunu bulabilirsiniz. o çok ayrıntılı ve güzel bir şekilde diziyi anlatarak tavsiye etmişti.

    “forget the past, it’s gone. forget the future, it hasn't happened. forget the present – i didn't get you one.” 9/10

    la casa de papel: o kadar popüler oldu ki mecburen izlemek zorunda kaldım. çok yakında yeni sezonu da çıkacakmış. izlenir mi? evet. biraz aksiyon, az da olsa gerilim içeriyor ve ilginç bir konusu olduğunu söyleyebiliriz. çoğunuz biliyordur diziyi ama anlatmak gerekirse bir grup farklı yetenekleri olan insan toplanıp aylarca çalışıp, hazırlanarak ispanyol merkez bankasını(?) soyuyor. normal soygunlardan hâliyle biraz farklı. biraz cinsel sahneleri var aileniz ya da çocuklarla izlemeyin. netflix dizisi zâten. çok üst düzey bir dizi olmamasına rağmen dediğim gibi reklamlarla ve sair inanılmaz bir popülerite kazandı. ama karantinada izlenecek bir dizidir. 7/10

    love, death & robots: yine black mirror ya da inside no.9 gibi her bölüm farklı konular işlenen bir animasyon. ancak farklılığını yalnızca konularıyla değil çizimleriyle de sağlıyor. değişik stillerde çok çok çok güzel bölümleri var. üstelik süresi de çok kısa. yaklaşık 15 dakika ki kimi bölümleri 10 dakika sürüyor. özellikle birkaç bölümü var ki beni benden aldı. yoğurtlu bölüm, uzayda kalınan bölüm ve uzak doğuda sanayileşmenin eleştirildiği bölümlere efsane diyebilirim. bir günde bile bitirebileceğiniz bir dizi. mutlaka öneririm. 9/10

    medici the masters of florence: süresi uzun ve zaman zaman sıkıcı olabilir. ancak tarih, rönesans meraklısıysanız veya entrika dizilerinden hoşlanıyorsanız tam sizlik. medici âilesi gerçekte de italya'nın en önemli, tarihi âilelerinden birisi. rönesans zamanı floransa ve birkaç yerleşimin daha kontrolünü ele almış ve özellikle sanata yaptığı yatırımlarla içerisinde bulunduğu aydınlanma çağına büyük katkılarda bulunmuştur. tabii bu süreçte papalık dâhil birçok düşman edinmişliği de var. daha önce önerdiğim da vinci's demons dizisini de izlediyseniz buradaki birçok tarihi şahsiyet size bilindik gelecektir. dizide game of thrones'tan ve daha da önemlisi the lord of the rings'ten bildiğimiz sean bean de oynuyor. döktürüyor hatta.
    7.5/10

    messiah: "mesih günümüz dünyasına gelseydi nasıl olurdu?" sorusuna bence çok iyi yanıt vermiş bir dizi. genelde sakin ve yavaş bir dizi olduğu için gördüğüm kadarıyla eleştiri almış ancak ne aksiyon bekliyordunuz ki demekten de kendimi alamıyorum. ışid'in kuşatması altındaki bir şehirde kendisinin mesih olduğunu iddia eden biri gittikçe ilgi bulmaya ve dünyanın dikkatini çekmeye başlıyor. birçok insan ilk başlarda inanmasa da sonraları çoğu kişide bir "acaba?" sorusu zihinlerinde beliriyor. diziyi izleyecekseniz ve ingilizce biliyorsanız sizden ricam bölüm kritiklerini ve sair okumanız. çünkü incil'e çok güzel referanslar verilmiş. yalnızca incil de değil hz. isa'nın başına gelenlerini, yaptıklarını vs. okumanız da çok yerinde olur çünkü onun o zamanki hareketlerinin günümüzdeki benzerleri de dizide verilmiş. bu açıdan benim çok hoşuma gitmişti. bir de bitirmeden şöyle bir şey var, kimileri "bu nasıl başrol incecik sıska" diye eleştiriler getirmişti. yani bu nasıl cahilce bir yorum, inanılmaz. kaslı, seksi günümüz insanı nasıl isa'ya benzeyebilir? cast seçimi inanılmaz başarılı. neticede hz. isa, figürlerden, ikonlardan, resimlerden gördüğümüz biri gibi değil. tam bu şekil bir ortadoğulu işte. oyunculuklar ve yan karakterlerin işlenişi de oldukça sağlam. tek sıkıntısı bahsettiğim gibi süresi.

    not: 2. sezonu sanırım iptal. fessiah şakaları da yapılmış, üzgünüm.

    “everybody worships. the only choice is what we worship. some people kneel to money. some to power, to intellect.“
    8.5/10

    parks and recreation: the office yapımcılarının bir başka projesi. yine the office gibi mockumentary türünde bir dizi. ilk sezona sabredebilirseniz sonraları bir açılıyor pir açılıyor. karakterler de oturmuş oluyor ve yalnızca size gülmek kalıyor. karakterler, olaylar ve sair oldukça iyi. üstelik dizi tarihinin en iyi karakterlerinden birisi var, liberteryen reisimiz ron "fucking" swanson. harika bir karakter. diziyi bitirdikten sonra sırf bu karakteri izlemek için bile tekrar başlanabilir diye düşündüm. dizide chris pratt ve güzeller güzeli rashida jones oynuyor. dediğim gibi ilk sezonu beni bile sıkmıştı ama sonra iyi ki sabredip devam etmişim dedim.

    "i once worked with a guy for three years and never learned his name. best friend i ever had. we still never talk sometimes." -ron swanson. 9/10

    peaky blinders: yine anlatmama çok ihtiyacı olmayan oldukça bilinen bir dizi. kasket sevgimi 3 katına çıkaran bir yapım. 1. dünya savaşı'ndan sağ çıkabilmiş üç kardeş birmingham'da ufak ufak büyüyen bir legal-illegal yapı kuruyor. büyümeye çalışırken dönemin siyasi-sosyal ve ekonomik koşullarıyla birlikte kendileri gibi pastadan pay almak isteyen başka gruplarla karşı karşıya geliyorlar. dönemin sanayi yapısı, kıyafetleri, insan ilişkileri ve bir harp tarihçisi olarak beni kendisine hayran bıraktıran savaş sonrası psikolojiyi çok iyi verişleri diziyi özel kılıyor. sırf o dönemde geçen birmingham aksanı için oyuncuların uzun süre çalıştığını söylesem verilen emeğe dair bir ipucu olur sanırım.

    "don't fuck with the peaky blinders" 9/10

    roman empire: dizi ve belgesel arasında gidip gelen bir yapım. her sezon farklı imparatorları, komutanları ele alıyor ve çıkış noktası tarihî gerçeklikler. eğer bir dizi olarak kabul edersek oldukça gerçekçi bir yapım. belgesel olarak kabul edersek de güzel ama neticede çokça kurgusu olan bir yapım diyebiliriz. yine tarihe, eski çağ'a merakınız varsa izlemeniz gereken bir netflix yapımı. 8/10

    seinfeld: geldik sitcom komedilerinin, friends'in, himym'ın atasına. new york'ta 4 arkadaşın bir şeyleri ya da hiçbir şeyleri üzerine çekilmiş bir dizi. evet, tam olarak hiçbir şeyleri. bu yönüyle dizi tarihinin en devrimci yapımlarından birisi olmuş. 89 yılından başlayıp 98'e kadar 9 sezonluk harika bir komedi dizisi. yapımcısı ve başrolü jerry seinfeld, kendi arkadaşları ve ortamından yola çıkarak yapıyor bu diziyi ki kendisi de çok meşhur bir stand-upçı*. yapım yılı eski gelse de çoğu şakası oldukça iyi. zâten bu alanda bir klasik kendisi. üstelik dizi tarihinin en efsane karakterlerinden ikisi de burada. cramer ve george costanza. mutlaka ama mutlaka izlemeniz gereken bir dizi.

    "jerry, just remember, it's not a lie if you believe it." 9.1/10

    the boys: süperkahramanlardan ve dizilerinden nefret ediyorsanız da seviyorsanız da tam sizlik bir dizi. "gerçekte süperkahramanlar olsaydı, nasıl olurdu, işler nasıl yürürdü?" sorusundan yola çıkarak hazırlanmış dc'nin justice league'ini baz alarak eleştiren mükemmel bir dizi. "tüm karakterler gösterildiği gibi iyi mi olurdu?" "bu olayın bir endüstrisi kurulur muydu?" gibi sorulara çok güzel yanıt verilmiş. beklediğimden çok daha sağlam bir dizi oldu. son zamanlarda eskisi gibi abd'yi eleştiren diziler, filmler bulmak imkânsız hâle gelmişti. ancak süperkahramanlar ile birlikte the boys, abd'yi de cesurca eleştiren bir dizi. başrollerden birisi de the lord of the rings'ten tanıdığımız eomer yâni karl urban abimiz. sanırım geekyapar youtube kanalında da bu dizi hakkında konuşuyorlardı. bir incelemek isteyebilirsiniz.

    "i'm the world's greatest superhero. i can do whatever the fuck i want." 9/10

    dragon prince: avatar the last airbender'ı yapan ekip tarafından yapılmış bir animasyon. yine benzer ögeler var diyebiliriz. dünya ejderhaların koruduğu sınırdan insanların ve elflerin dünyası diye ikiye ayrılıyor. enerji ve enerjiyi kullanma meselesi bu iki ırk için büyük bir problem olmuş. çizgi tarzı baştan garip gelse de sonradan alışıyorsunuz. seslendirmeyi yapanların bir kısmı da yine avatar'ın eski seslendirmenleri. 20 dakikadan oluşan bölümleriyle toplamda 3 sezon. hâlâ devam ediyor.

    "if you come to me for wisdom, i'll do my best to fake it" 8/10

    the good place: good omen'den sonraki diğer dinsel eleştiri komedi dizisi. adından da anlayacağınız üzere bir "iyi yer" mevcut. ancak iyi yere âit olmaması gereken bir karakterimiz var. oraya âitmiş gibi davranıyor ancak bir yerde işler sarpa sarmaya başlıyor. etik felsefesi üzerinde bolca duran dizi eğer etik ve felsefe ile ilgiliyseniz oldukça hoşunuza gider. ilgili değilseniz de hoşunuza gidecek, güldürecek bir dizi. kimi yerde çok güzel şakalar ve kahkaha attıran sahneleri var. netflix'te bulabilir misiniz bilemiyorum bir ara gitti geldi bir şeyler oldu şu an ne hâlde bilmiyorum ama yakın zamanda bir final yaptı. 4 sezon ve 20 dakika. tatlı, komik, absürt bir dizi.

    "everyone here thinks i'm taiwanese. i'm filipino. that's racist. heaven is so racist." 8/10

    the mandalorian: son dönemlerin en efsane iki dizisinden birisi. star wars evreninde geçen dizide mandalor gezegeninden bir abimiz* para karşlığı ödül avcılığı yapmaktadır. ancak bir görev sonrası içi rahat etmeyince yapmaması gereken şeyleri yapar. bu nedenle birçok kişi tarafından aranan bir insan durumuna düşer. geçekten çok kaliteli bir yapım. star wars ruhunu hissettiriyor. aksiyon ve dövüş sahneleri gayet iyi. üstelik -internette görmeme şansınız yok- "körpe yoda" ile inanılmaz bir sürpriz yaptı. çoğu dizinin gelecek sezonunu bu kadar hevesle beklediğimi hatırlamıyorum. star wars seviyorsanız* bu diziyi es geçmeyin sakın. star wars izlemediyseniz bile izleyebilirsiniz, herhangi bir anlamama durumu söz konusu olmaz.

    "i’m a mandalorian, weapons are part of my religion." 9.5/10

    the witcher: bir üstte bahsettiğim iki efsane diziden bir diğeri. özellikle son oyunu olmak üzere oyunları oldukça popüler ve gamerlar için açık dünya oyunlarının en iyilerinden birisi olarak kabul ediliyor. kitaptan uyarlanan oyunları dışında şimdi de bir dizisi var the witcher'ın. henry cavill yâni superman abimiz başrolde ve karaktere oldukça yakışmış. zâten karakterine yakışan tek kişi kendisi. zira netflix netflixliğini yaparak olmadık oyuncuları olmadık karakterlere seçti. kitaptaki evrene uygun olmaması ve bu sjw'luluk* hâlleri izleyicilerden tepki toplasa da dizinin kalitesi bu tartışmaları gölgede bırakıyor. dövüş sahneleri bir harika olan bu yapım büyülü ve fantastik bir dünyada geçiyor. bu türdeki yapımları sevmiyorsanız bile mutlaka şans vermelisiniz. biliniyor diye çok bahsetmedim ancak dizinin konusu şöyle, baş karakter geralt of riviera bir mutant. witcherlar olarak bilinen bir yapının üyesi. para için yaratık öldürüyor ve eğitimini de farklı türdeki yaratıkları öldürmek üzerine almış. bu serüvende de birçok kişi ile tanışıyor tabiî. bu tanışmalar onu çok daha büyük olaylara çekiyor. the mandalorian gibi the witcher da ilk sezonu bitirdi. yeni sezonu merakla bekleniyor.

    "we have to cling to something. if we don't, the world descends into chaos." 9.5/10

    _______________________

    pek fazla anime izlemedim. animelere ön yargılı ve uzağım aslında. ancak izlediğim ve oldukça beğendiğim iki animeyi de sözlükteki animeseverler ve kaliteli yapım severler ile paylaşmak istiyorum. zâten ikisinin de yapımcıları ve yanlış hatırlamıyorsam yazarları da aynı ekipten.

    samurai champloo: iki çok yetenekli ve geçmişi sorunlu samuray ve bir küçük kızın yolculuğunu anlatan kısa bir anime. tamamen yetişkinlere yönelik. kılıç dövüşleri, müzikleri ve birçok hayranı olduğum diyologları ile çok sağlam ve kaliteli bir anime. mevzubahis ön yargımı kırmıştı. üstelik anakronik olsa da ki dizi başlarken bunu belirtiyorlar, kimi tarihsel olayları da kurgusal olarak işliyorlar. iyi ki ön yargımı kırıp izlemişim, yakın zamanda tekrar izlemeyi düşünüyorum zâten.

    "freedom, isn’t something earned through suffering or pushing yourself. you must accept yourself just as you are and live according to the flow of things; that is true freedom." 9.5/10

    cowboy bebop: geldik ustalık eserine. samurai champloo'dan belki yarım tık daha iyi bir anime benim için. yakın gelecekte, dünyanın neredeyse yok olduğu ama insanların başka gezegenlere gittiği bir evren. uzay gemisi ve birkaç dostu ile spike abimiz zor zamanları atlatabilmek, kafasını boşaltmak ve biraz para kazanmak için ödül avcılığı yapıyor -bu ödül avcılığı neymiş ya- * *. ancak geçmişi peşini bırakmıyor. hatırlamak istemediği anılar, kişiler sürekli kafasında hatta hiç çıkmıyor. karakterlerin işlenişi bakımından gördüklerimin en iyisi. gece vakti, sessizlikte izleminizi şiddetle öneririm. diziden alıntılayabileceğim çokça söz, quote var ama bu alıntıyı şöyle yapacağım,

    "piuvv" -spike spiegel 10/10

    izlediklerim arasında önereceklerim bunlar. cümle hataları, anlam kayması olmuştur çokça acele ile yazdım, özür dilerim bunun için. makale ödevim varken bunu yazmak daha cazip geldi :).

    yapabiliyorsanız mutlaka #evdekalin
  • 877
    tavsiyem: yeditepe istanbul..

    ben bu diziyi moritanya'da izledim, cin'de izledim, ingiltere'de izledim, dominik cumhuriyeti'nde izledim, yetmedi.
    omur hep gurbet, gittigim yere dair tum eksiklikleri kapatabilme cabasi beyhude, lakin kalsaydim bu yokluk hali olmazdi avuntusunu engelliyor ya, o bana yeter.
    dizi degil bu, hayal, icine girip yasanilmak istenen.
    o guzel dunyanin son samimi halleri belki de..
  • 1194
    (bkz: avrupa yakası)

    (bkz: 2006)

    http://gss.gs/avrupayakasi2006

    2005 aralık sonundasın. kimisimiz ilkokula, kimimiz üniversiteye gidiyor kimimiz de henüz evlenmemiş. yaz olsa da kanal 1’den zidane’lı fransa’yı, del piero’lu italya’yı, henüz tam da bitmemiş ronaldo’lu brezilya’yı izleyeyim diye düşünüyorsun. cimbom zaten şampiyonluk yarışında. yanda da soba cayır cayır. ekranda sezen aksu-volkan sütçüoğlu düeti...

    2006 dünya tarihinin en iyi yılı olabilir ya.
  • 1242
    (bkz: to the lake)

    rus gerilim dizisi. 1 sezon ve 8 bölüm, her bölüm ortalama 50 dk. izleyiciyi yormayan, akıcı ve kaliteli bir apokaliptik tema. konsept olarak into the night'a benziyor. rusya'da patlayan bir virüs salgını ki 3-4 gün içinde insanı kan kustura kustura öldüren bi' salgın, bu salgından kaçınmaya çalışan insanlar, hayatta kalma savaşı. ana oyuncu kadrosunu da son derece başarılı buldum. 2019'da cannes'da ödül de almış sanırım. netflix'te mevcut, öneririm.

    fragman: https://youtu.be/DjXGHsKc0hs
  • 1135
    (bkz: brot)*

    baştan aşağı kuzey kokan bir aralık 2019 netflix polisiyesi. 1 sezon ve 8 bölüm, her bölüm ortalama 45 dk sürüyor. karla kaplı izlanda'nın kasvetli atmosferi, iyi bir senaryo ve profesyonel çekimler. imdb'deki 7'yi görünce biraz mesafeli yaklaşmıştım fakat izlemeye başlayınca imdb'ye her zaman güvenilmemesi gerektiğini bir kez daha anladım. bron/broen, forbrydelsen, karppi, ófærð tadında mis gibi dizi.

    fragman: https://youtu.be/bCxyPBmiT-M

    (bkz: the outsider)

    taptaze bir stephen king uyarlaması, hbo yapımı. imdb'si 8,2-8,3 arasında gidip geliyor. gerilim, gizem ve korku türündeki yapım 1 sezon ve 10 bölüm, her bölüm ortalama 50 dk sürüyor. ekşi'de bu diziyi tanımlarken bir yazar "paranormal true detective" betimlemesini kullanmış ki yüzde yüz katılıyorum. bir kere son derece ağır bir dizi, özellikle ilk birkaç bölüm insanın içini karartıyor fakat devamı şa-ha-ne. aynı zamanda şu an imdb'de global popülarite sıralamasında 1. sırada olduğunu belirteyim.

    fragman: https://youtu.be/eNDKWr3Xmjk

    (bkz: locke & key)

    hunharca harry potter & stranger things & the haunting of hill house karması havası aldığım fantastik macera tadında bir netflix dizisi. izlerken zerre yormuyor, merak ettiriyor, eğlendiriyor ve binge-watch tadında bitiveriyor. 1 sezon ve 10 bölüm, her bölüm ortalama 50 dk. bir gününüzü rahatlıkla eritebilirsiniz.

    fragman: https://youtu.be/N3WrmEs8wmM

    (bkz: hjem til jul)*

    cinsiyetçilik olarak algılanmasın ama bence tam bir kadın dizisi (izlediğime göre cinsiyetçi olmadığım belli olmuştur zaten) ve net bir eğlencelik. 1,5 ay kadar önce yoğun iş programı beynimi sikerttiğinde kendime reset atacak bir şeyler arıyordum (genelde bunu how i met your mother ve/veya two and a half men izleyerek yaparım), bu sayede keşfetmiştim. 1 sezon, 6 bölüm ve her bölüm ortalama 25 dk falan, norveç yapımı. açıkçası ben izlerken çok keyif aldım. bununla birlikte 2. bölümünün son sahneleri bi' acayip ki bu sayede rtük'ün netflix'e sansür uygulamadığına kesin kanaat getirdim. ^^

    fragman: https://youtu.be/_U2m1x5pmKM

    covid-19'lu günler için dört farklı seyirlik önerisi sundum sizlere, kafanıza yatana sulanın.
  • 1054
    sinematografi, oyunculuk ve senaryo olarak bakıldığında breaking bad gelmiş geçmiş en iyi dizidir. temposu ağır olabilir çünkü 5 sezonda 2 yıllık bir süreci anlatıyor adamlar. bu dizinin küçük kardeşi diyebileceğimiz better call saul bile sürüyle emmy adaylığı aldı.

    prison break'i bir haftada bitirirsin çünkü hızlı akar ama oz'un çeyreği kadar kalite, gerçeklik yoktur o dizide.

    the wire ve sopranos gibi şaheserler de ağır tempodur, bu da senaryo olarak gerçekçi olmalarından kaynaklanıyor. sizin hayatınız çok hızlı akıyorsa bilemem.
  • 1150
    henüz izlememiş olanlar için ;

    lost : oceanic 815'in uçuşu sırasında düşmesi ve düşen uçaktan kurtulan 41 kişinin başına gelenlerin anlatıldığı bir dönemin efsane dizisi. 7 sezon olması sizi çok şey yapmasın. ilk 4 sezonu izleyip sonrasını bana sorabilirsiniz. bu arada bu dizi bugün yayınlansa sanırım game of thrones filan izlenmezdi.

    chuck: ülkenin tüm gizli sırlarını resimler üzerinden şifrelenmesi ve şifreleme işleminin chuck adında bir nerd herd elemanına gönderilmesi ile başlayan matrak dizi. burada sarah walker karakterine dikkat çekeyim. çok güzel kadın yvonne ama şu var ki dizi de birinci sezonda başlayan aşk, ikinci sezon boyunca devam etmiş, bazı zamanlar gitmek istese de hiç bir zaman chuck'ı bırakamamıştır. abd'de senaristler en az 3 sezon insanları birbiri ile kavuşturmama klişesini konuşturdu burada da. 4. sezondan sonra biraz boka sardığını da kabul ediyorum ama ilk 3 sezon efsanedir.

    dawson's creek : amerika'daki tüm gençlik dizilerinin atası kabul edilen gençlik dizisi. daha sonra fringe'de izlediğimiz joshua'nın arzı endam ettiği ilk yer. katie holmes'i de tom cruise'un yanında gördük. çoluk çocuğa karıştı joey. neyse, dawson adında bir gerzeğin arkadaşları olarak niteleyebiliriz. merkezde dawson ve onun etrafında olan biteni anlatıyor aslında dizi ancak pacey karakteri o kadar sevildi ki ve joey için yaptıkları o kadar tutuldu ki bir dönem herkes pacey olmaya çalıştı. efendi erkek yerine piç erkek tercihi o gün başladı. dawson's creek adını joey and pacey love story olarak değiştirdi halk arasında.

    fringe : lost'un yaratıcısı j.j. abrams'ın paralel evren dizisi. olive dunham'ın sevgilisi aynı zamanda bir fbi ajanı olan scott ismindeki dallamanın geçirdiği kimyasal bir saldırı sonrası 17 sene st. claire'de tedavi gören walter bishop adındaki dahi üstü ama sorunlu bir bilim adamının scott'ı iyileştireceğini düşünür. bunun için onu çıkarması gerekir ama aileden birine ihtiyacı vardır. peter bishop ile tanışması da böyle olur. sonrada zaten olaylar gelişir. biraz x-files biraz paralel evren bolca deli vaka ile karşı karşıya kalırsınız.

    counterpart : doğu almanya'da bir grup bilim adamının biraz isteyerek biraz istemeyerek buldukları paralel evrenlerin bir terörist grup tarafından tehdit edilmesine dayanıyor.

    god place : cennet ve cehennem olayını on numara anlatmış, şahane ötesi peabody ve hugo ödüllü dizi. michael schur'un yarattığı dizide 4 insanın kendilerini geliştirmesi anlatılır. elanor şahanedir... aman dikkat.

    lucifer : dc comics'in bir karakteri gibi dursa da aslında eski ahit üzerine kurgulanan dizi. şeytanın tatile çıkıp los angels'a gelmesiyle başlayan olayları anlatır. lucifer karakterini efsane oynayan tom ellis ve ben hiç beğenmesem de insanların bayıldığı chole karakteri ile lauren german iyi bir uyumu var. ama tabi dizi kesinlikle tom ellis ve onun ingiliz aksanı için bile izlenir.

    westworld : 1973 yılında michael crichton denen dahinin elinden çıkan filmin yeni uyarlaması. gelecekte geçen dizi westworld adından bir eğlence parkından insana çok yakın bir şekilde dizayn edilmiş bir grup robotun isyan başlatmasını anlatıyor. bu arada michael crichton abimiz jurassic park ve er gibi yapımları yaratıcısı. johnatan nolan ve eşi lisa joy yeniden uyarlamanın başındaki isimler. 3. sezonunda...

    how i met your mother : adı üstünde anneleri ile nasıl tanıştığını anlatan ted evelyn mosby'nin hayat hikayesi. sit-com sınıfında...

    big bang theory: 4 bilim adamının oturduğu evin karşısına salak ama taş gibi bir kızın taşınması ile başlayan olayları anlatıyor aslında. zaman içinde sheldon karakteri üst üste 5 kez emmy aldığı için efsaneleştiğini söylemem gerek. benim favorim ikinci sezonda diziye dahil olan melissa rauch'ın canlandırdığı bernadette rostenkowski...

    pushing daisies : az kişinin bildiği efsane diziler klasmanında olan muazzam dizi. ned isminde bir gencin büyük bir sorunu vardır o da ölülere dokunduğunda 1 dakikalığına canlandırması. bir dedektif bunu fark eder ve faili meçhul cinayetleri çözmeye başlarlar. bu arada ned'in çocukluk aşkı charolette charles ölür ve onun katilini bulmak için canlandırır ned ama tekrar ölmesine müsaade edemez... izleyin iki sezon...

    heroes : aslında da sonra american gods adından bir tane daha benzer iş yapıldı ki bence bu dizi de american gods'dan araklama. neil gaiman'in kitabı 2001'de çıkmıştı ve heroes ise 2006 da.. bir grup doğa üstü güçleri olan bireylerin güçlerini kötüye kullananlara karşı savaşını anlatıyor. sylar adındanki bir adamın doğa üstü güçlere sahip insanları bulup onların beynini yiyerek onların gücünü elde etmesi temeline dayanıyor.

    american gods : izleyin...

    it crowd : klasik ingiliz komedisi. bilgi işlem departmanında çalışan iki nerd'ün başına bilgisayardan hiç anlamayan biri olan jen barber'in müdür olarak atanması ile başlayan muazzam komedi.

    suits : donna, harvey, mike ve louis karakterlerini içinde barındıran ilk 5 sezonu çok çok iyi olan avukatlar dünyasını anlatan güzel dizi. mike adında, başkaları için baro sınavına giren birinin şans eseri harvey adındaki büyük bir hukuk firmasının ortağıyla tanışmasıyla başlıyor her şey. bu dizide oynayan ve mike'ın 3 sezon sevgilisini oynayan rachel zane karakterine hayat veren meghan markle şu anda prens henry ile evli. sarah rafferty (donna paulsen) ise muazzam bir kadın.

    timeless : abigail spancer için başladığım ama bir tarihçi olarak sevdiğim dizi. zaman makinasını icad eden connor ismindeki bir zengin ukalanın, makinayı çaldırması ile başlıyor. ve tarihteki olayları değiştirmeye çalışan bu hırsızları filika adındaki acil durumlar için tutulan döküntü zaman makinası ile zamanın akışını korumaya çalışan 3 kişilik grubu konu alan dizi. 2 sezon devam etti.

    designated survivor : tüm kabine bir arada ise geride bir kişinin kabinenin çok uzağında saklandığı amerika birleşik devletlerinde kabine halka sesleniş için bir araya geldiği meclisin patlaması ile çevre ve şehircilik bakanının başkan olmasını konu alıyor. 3 sezon oynamış durumda. politika seven varsa izleyebilir.

    homeland : açıkçası 3 sezon sıkı takipçisiydim. damian lewis'i band of brother'dan beri çok severim ve bu dizi de nicholas brody adında esir alınan bir amerikan askerini canlandırıyor. claire danes'in canlandırdığı carrie mathison karakteri de çok iyi. ama asıl olay danes'de aslında. kendisi leanordo di caprio ile romeo ve juliet uyarlamasında tanıdık. stardust ile çok daha sevdim ama homeland ile kendini aştı. emmy'de kazandı bu rolle.

    band of brothers : er ryan'ı kurtarmak filminin devamı sayılabilir. tarihçi ve biyografçı stephen ambrose'un kitabından uyarlama. ikinci dünya savaşındaki bir grup askerlerin başından geçenlerin anlatıldığı 10 bölümlük dizi. hafızam beni yanıltmıyorsa 6 emmy 1 altın küre almıştı.

    mad men : reklamcılık dünyasının kral olduğu zamanlarda geçen dizi. bir grup reklamcının hayatını konu alır.

    after life : hayranı olduğum ricky gervais'in yaratıcısı olduğu karısının ölümü sonrası tony johnson'un yaşadıklarını anlatan kara mizah dizisi. 8 bölüm...

    billions : gerçek bir olaydan uyarlama. 11 eylül sonrası zengin olan bobby axelrod ile onu hapse tıkmaya çalışan chuck rhoades'in hikayesini konu alıyor. gerçekte chuck rhoades dediğimiz adam tanıdık biri. preet bharara (halkbank davasındaki savcı) ve steve cohen hedge fund yöneticisiydi. 2013 yılında yürütülen sec soruşturması kapsamında toplanan delillerle steve cohen'in meşhur sac capital'i insider trading nedeniyle $1.3b ceza almış ve kapatılmıştı... bu dizi o olaylardan esinlenmiştir.

    prison break : ilk 3 sezon izle ve bırak. devamında yapılanları sevmiyorum.

    outlander : ne söylersem spoiler olacağı için hiç bir şeyi söylememeyi tercih ediyorum. zamanda yolculuk dizisi.

    dark : kafanız yansın diye yapılmış alman dizi. nükleer çalışmalar sonucu bir mağarada oluşan kara deliği jonas adındaki malın bulması ve geçmişle oynaması ile başlayan olayları anlatan alman dizisi. uzun uzun anlatmak istersek 33 yılda bir gezegenler aynı hizaya gelmesi ile evrenin kendini yenilemesi gibi mitolojik, bilimsel çalışmalara dayalı kafa karıştırıcı, kimin kiminle şe yaptığı belli olmayan dizi.

    lost room : bugünlerde meşhur olan lock and key'in atası sayılabilir. bir olağanüstü olay sayesinde ıssız bir yerdeki bir motel odasında bulunan nesneler birer güç kazanır. bu güç ile her şeyi yapabilirsin. mesela tarağa sahipsen görünmez olabiliyorsun... bu nesneleri toplayan bir tarikat vardır ve aynı zamanda karşı taraflarında birde koleksiyoncu bulunur. bir polis memuru bir baskında en güçlü nesnelerden birine sahip olur. anahtara.. anahtar istediği kapıyı açıp bu kapıda nereyi düşünüyorsan oraya götürür seni... six feet under yıldızı peter krause'un başrolünde olduğu mini dizi.

    penny dreadful : 19. yüzyılda geçen eva green gibi manyak ötesi bir şeyi barındıran vampir, kurtadam, frankenstein gibi tüm 19. yüzyıl fantastik korku öğelerini barındıran gerilim dizisi. kızını şeytanın elinde olduğuna inanan bir adamın eva'nın canlandırdığı vanessa ile kızını aramasını anlatır.

    daha da var ama elim ağrıdı. şimdilik bunları bırakalım buraya. kingdom, godless, bron, carnivale gibi dizileri de ekleyebilirsiniz.
  • 1087
    2019 yılında başlayan diziler hakkında yazmayı düşünüyordum, ancak vakit bulamadım bir türlü. şimdi anca denk getirebildim. dizi film dünyasına ilgisi olan ve yeni sezonda başlayan bu yapımları merak eden varsa, aşağıda yazdıklarımı kaçırmasın. baştan söyleyeyim, hiçbiri eskiden izlediğimiz fringe, house m.d, dr. who, the sopranos gibi kaliteli yapımların yanına bile yaklaşamaz. ancak ne yapalım, yeni jenerasyon diziler böyle...

    for all mankind (2019-...): birleşik devletler ve sovyetler birliği arasındaki uzay yolculuğu rekabetini konu edinen dizi, bu rekabetin halen daha devam ettiği alternatif bir dünyayı resmediyor. imdb puanı düşük olsa bile, henüz 1x6'sı yayınlanan bu dizi, ilerleyen bölümlerde herkese olumlu şeyler vadedecektir.

    imdb puanı: 6.8

    the name of the rose (2019-...): john turturro reyizin baskerville'yi oynadığı, 3 sene önce kaybettiğimiz efsane yazar umberto eco'nun en bilindik eserlerinden birisi olan gülün adı'nın dizi versiyonu. ne anlatsam spoiler olur, zaten kitabı okuyanlar konuyu tahmin edeceklerdir. imdb puanı düşük olmuş, bence bunlar edebiyat katilleri yahu :(

    imdb puanı: 6.9

    better than us (2018-2019): distopik bilim kurgu türünde olduğuna kanaat getirdiğim, ancak henüz izlemeye fırsat bulamadığım çiçeği burnunda rus dizisi. orijinal ismi luchshe, chem lyudi imiş. 2 sezon olması planlanmış, ancak netflix'te henüz ikinci sezonu yok. robotlar, onların bilinci ve bol bol felsefe kokuyor.

    imdb puanı: 7.4

    marianne (2019-...): henüz 8. bölümü yayınlanan dizide, emma isimli fransız genç bir yazarın gözünden hayata bakıyoruz. kaliteli, sürükleyici ve sonuna kadar bilim kurgu diyen bir yazarın yazdığı eserler oldukça rağbet görmektedir. ancak bir sorun vardır. çocukken gördüğü kabusları yazdığını anlattığı eserleri, acaba gerçekten ne kadar kurgu, ne kadar kabus?

    imdb puanı: 7.5

    maradona en sinaloa (2019): la mano de dios'un birkaç zamandır beklenen mini dizi tadında 7 bölümlük belgeseli. maradona in mexico diye ingilizce'ye çevrilen seride maradona, yeni bir başlangıç umuduyla meksika'ya geldiğinde culiacan'ın yerel takımı dorados ligde en alt sırada yer almaktaydı ve akıbetleri hiç de parlak değildi. bir netflix yapımıdır.

    imdb puanı: 7.6

    city on a hill (2019-...): 1990'lı yıllarda saygın bir bölge savcısı yardımcısı, yozlaşmış boston'un tüm adalet sistemini içeren ve sonuçta yok olan bir davayı tekrar açmak için kolları sıvar. konusu çok klişe ve daha önce çokça kez işlenmiş gibi duruyor, ancak ilk yorumları oldukça olumlu. göz atmakta fayda görüyorum. bir boardwalk empire, bir the wire esintileri alınıyor dizide.

    imdb puanı: 7.6

    see (2019-...): dünya üzerindeki herkesin görme yetisinin tanrı tarafından alındığı bir dönemde geçen see'de insanlar dokunarak ve hissederek yollarını buluyordur. farklı bir distopyada geçen yapımda, game of thrones'tan tanıdığımız khal drogo, jason momoa başrolde.

    imdb puanı: 7.7

    the naked director (2019-...): netflix'in japonya'dan aşırdığı yapımı. sıradan bir beyaz yakalıyken işinden kovulan toru muranishi'nin 1980'lerin en önemli porno film yönetmenine dönüşümünü konu ediniyor. biraz komedi, biraz dram, biraz hiciv, bol bol +18 içerikler varmış. trailer'ını izlemekle kaldığım yenilerden.

    imdb puanı: 7.9

    carnival row (2019-...): ağustos ayında pilot twist'i yayınlanan ve daha ilk sezon bölümleri esnasında ikinci sezonun onayını alan, yüksek beklentili güzel bir dizi. cara delevigne ve orlando bloom başrollerde. ilk 2 bölümünü izledim, değişik bir yapım olduğuna kanaat getirdim. biraz penny dreadful tadı almadım değil. hikaye viktorya dönemi burgue kasabasında geçiyor ve her çeşit (!) canlı burada yaşıyor. gideri var, izlenir.

    imdb puanı: 8

    the morning show (2019-...): jennifer aniston, reese witherspoon, steve carrell gibi hollywood yıldızlarının doluştuğu bu yapım, sabah saatlerinde yayınlanan popüler bir televizyon programının perde arkasında yaşananlara ışık tutuyor. jennifer aniston, yıllardır arka planda kaldıktan sonra programın asıl sunucusunun (steve carell) suçlamalar nedeniyle kovulmasının ardından programın yıldızı hâline gelen bir sunucuyu canlandırıyor.

    imdb puanı: 8.2

    after life (2019): ingiliz komedyen ricky gervais'in 6 bölümlük mini dizisi after life, sıradan hayatı sorgulayan bir bakış açısı sunuyor. yenilikçi veya harikulade bir iş olduğunu söyleyemesek de en azından eli yüzü düzgün bir dizi diyebiliriz. stand-up showları ve esprileri ile ingiliz kültürüne aşina olanları gözlerinden yaşlar getirecek kadar güldüren gervais, bu dizisinde ise güldürmeyi ihmal etmiyorken, aynı zamanda hayatın içinde oldukça dramatik ve trajik olaylara da yer vermiş. yani biz kıçımız ayrılana kadar güleriz diye bu diziyi açarsanız, gözleriniz buğulu bir şekilde kapatabilirsiniz. uyarıyı baştan yapalım.

    imdb puanı: 8.4

    the dark crystal: age of resistance (2019-...): aynı isimdeki 1982 yapımı jim henson filmindeki evrende geçen bir animasyon dizisi. gefling var, skeksi var, ki onu seslendiren bizim luke skywalker'ımız luke mark hamill, onun güçleri falan var... epey fantastik bir dizi. bu türü sevenlere kesinlikle hitap ediyor. benim çözmem için biraz daha üzerine kafa yormam lazım galiba :(

    imdb puanı: 8.6

    the boys (2019-...): banshee dizisinden tanıdığımız anthony starr abimizin homelander rolünde oynadığı bir süper kahraman dizisi. öncelikle bildiğimiz süper iyi kahramanların çok dışında bir dizi olmuş. hırs ihtiras güç ön planda olanlar bunlar. halk ikinci planda dahi değil. hatta halk herhangi bir planda yer bile almıyor. ancak çok değişik. bana hitap eden bir mizahı ve dili var. tavsiye ederim. sıkıcı değil, tam tersi epey akıcı. eğer size de benim gibi hitap ediyorsa, bir oturuşta 3 bölüm izleme garantiniz benden.

    imdb puanı: 8.8

    when they see us (2019): 1989 yılında central park'ta gerçekleşen tecavüz olayı ve bu tecavüzün deliller tam tersini gösterse de üzerine yıkılan central park beşlisinin yaşadıklarını anlatıyor. sinirden kendi kendinizi şaapacak duruma geliyorsunuz. oldukça etkileyici. puanını hakediyor.

    imdb puanı: 9

    the mandalorian (2019-...): üç kelime ile star wars dizisi, dört kelime ile muhteşem bir yıldızlar geçidi. tek kelime ile o benim hayatım :( star wars evreninin ilk live-action dizisi the mandalorian, zaman olarak imparatorluğun düşüşünden ve first order’ın ortaya çıkışından hemen önceki dönemde geçecek. star wars evreninde jango ve boba fett efsanelerinin hemen ardından ortaya çıkan yeni bir savaşçıyı takip edecek. galaksinin uzak bir köşesinde, new republic’in otoritesinin uzağında yaşayan yalnız bir savaşçının maceralarını izleyeceğiz. dizinin başrolündeki pedro pascal’a gina carano, giancarlo esposito, emily swallow, carl weathers, omid abtahi, werner herzog ve nick nolte gibi isimler eşlik edecek. showrunner koltuğunda ise ünlü yönetmen jon favreau görev yapıyor.

    ha bu arada tek kelime demişken, onu biraz açayım...
    https://www.youtube.com/watch?v=BRKAO4tbje0

    imdb puanı: 9.1

    yazar notu: the witcher (2019-...): şimdi zurnanın zırt dediği yere geldik. daha çıkmadan epey hype'landı bu yapım. oyunu hakkında da, kitabı hakkında da pek bilgim yok. dizinin yazarı lauren schmidt'in söylediğine göre toplamda 7 sezon olarak yayınlamayı planlıyorlarmış projeyi. kaç sezon olacağından ziyade, bir bölüm kaç dakika ve her sezon kaç bölüm olacak, bu kısım çok daha önemli. atıyorum, sherlock gibi bir sezon 4 bölüm olup, her bir sezon için bir buçuk sene bekleyerek değil 7, 17 sezon bile olur. bu tarz işlere hiç gerek yok. amc, hbo usulü, her bir sezon 13'er bölüm, her bölüm de 40-45 dakika olacaksa buyursun gelsin. imdb'de 60 dakika, hatta bölüm isimlerinin de yazdığı unofficial bir metin var, ancak yine de kesin şeyler olmadıklarını söyleyeyim.
  • 855
    (bkz: deutschland 83)

    epey kaliteli bir alman dizisi. doğu - batı almanya arasında istihbarat savaşları anlatılıyor. 8 bölüm. ilgisi olanlara şiddetle tavsiye ederim.

    3 sezon olarak planlanmış ve 2. sezon onayını da aldı. önümüzdeki yıl deutschland 86 olarak gelecek. 3. ve final sezonu da onay alırsa deutschland 89 olarak bitirilecek.

    diziyi izleyip sevenlere goodbye lenin, das leben der anderen ve der baader meinhof komplex filmlerini de tavsiye ederim.

    son olarak bir de enteresan bir bilgi ekleyeyim; diziden önce bilmiyordum. meğer berlin tamamen doğu almanya'da kalıyormuş ve batı berlin'den batı almanya'ya geçiş etrafı dikenli tellerle çevrili tren yoluyla sağlanıyormuş.
  • 1063
    binge watch dizilere bayılırım diyenler için;
    lost, prison break, the100, person of interest, la casa de papel, orphan black.

    ben ağır abileri severim diyenlere;
    the sopranos, the wire, boardwalk empire, peaky blinders.

    ben kısa süreli komedi isterim diyenlere;
    brooklyn 9 9, friends, the office, the it crowd, community ve louie.

    ben fantastik severim azıcıkta kalite diyenlere;
    fringe, the leftovers, outlander, battlestar galactica.

    ben hapishane temalı dizi seviyorum diyenlere;
    oz, wentworth, vis a vis.

    cinayet olsun detektifler koştursun diyenlere;
    forbrydelsen, broen, the killing, ofaro, dexter, true detective, the shield, luther, killing eve ve tabi ki sherlock.

    beni etkilesin gazlasın diyenlere;
    sons of anarchy, banshee, californication.

    dizi dediğin sansürsüz olur taktik maktik yok diyenlere;
    californication, shameless, weeds, hung, sense 8.

    ben ne izledim lan öyle demek isteyenlere;
    twin peaks, six feet under, the leftovers

    böyle avukatlı davalı mavalı olsun diyenlere;
    suits, the night of, how to get away with a murderer.

    ben doktorlardan bıktım her yaz diyenlere;
    house md, scrubs, greys anatomy.

    dizi güzel olsun ama salak tv yöneticileri iptal etsin ben de diziye doyamayıp öylece kalayım diyenler;
    carnivale, hung, deadwood(final tadında filmi çıktı), my name is earl.

    herkese iyi seyirler :)
  • 1119
    (bkz: rise of empires: ottoman)

    beğendim. çocukluğumuzdan beri bizlere öğretilenin ötesinde de bir şeyler sunması açısından oldukça güzel olmuş. imdb puanı 8,4 ve popülarite sıralamasında 72. sıraya kadar yükselmiş. görsellik gayet başarılı, oyuncu seçimleri ve oyunculuk da hakeza. fatih'i canlandıran arkadaş rolünün hakkını vermiş. ayrıca son derece akıcı bir iş.

    belgesel-dizi tadındaki yapımla alakalı genel eleştiriler dizinin ingilizce oluşu ve fatih'in istanbul'u sanki şansa bala almış gibi yansıtılışı üzerinden yapılıyor. açıkçası türk oyunculardan bu kadar başarılı bir ingilizce yapım çıkması şaşırttı beni. ilk başta önyargıyla yaklaşmıştım fakat gerçek hiç de öyle olmadı. ana dili ingilizce olmayan, bu kültürle büyümeyen bir türk insanının ingilizce lisanını yüzde yüz aksanlı konuşması zaten etimolojik açıdan mümkün değil. böyle bir beklenti içerisinde olmamak lazım kısacası; bununla birlikte dizide aksan noktasında kulak tırmalayan hiçbir şey hissetmedim ben, gayet iyiydi oyuncular. asıl eleştiri kısmını ise ekşi sözlük'teki windweaver rumuzlu yazar güzel bir açıdan ele almış (baştan sona güzel bir inceleme entry'si yazmış, öneririm):

    --- alıntı ---

    eğer osmanlı ordusunun, bizans'ı ezip geçtiğini anlatırsanız bu bir yerden sonra sıkıcı olacaktır izleyici için. çünkü çatışma olmayan bir film ya da dizi ilerlemez. şöyle düşünün bir oyunda hile açıp tüm kaynakları sınırsız yaptığınızda mı keyif alıyorsunuz, yoksa rakibinizle dişe diş çarpışıp onu yendiğinizde mi?

    bu yüzden dizi de yenen tarafın meziyetlerini anlatmış ancak gerçek bir çatışma yaratabilmek için bizans tarafındaki orduyu da geri plana atmamış. çünkü osmanlı ordusunun gücü kanıtlanmış zaten. üstün taraf onlar ki sonunda istanbul'u almışlar. ancak dizide başarısız olan operasyonları da uzun uzun anlatmışlar ki final izleyici için daha etkileyici olsun.

    bunu da gelgit kurarak yapmışlar. mesela osmanlı tarafı o zamana kadar yapılmış en büyük topu üretmiş, normalde kurgu bir hikaye olsa o topun şehri dümdüz etmesini beklerdik ancak topun başarısız olduğunu bize göstermişler, aynı şekilde lağımcılar da mesela güçlü duvarlar için çok mantıklı bir taktik ancak bunun da karşısında durabilecek birileri var bizans tarafında. böylece savaşın gidişatı bir ileri bir geri anlatılmış.

    --- alıntı ---

    https://seyler.eksisozluk.com/...ottomanin-incelemesi

    son olarak; bok atmak için söylemiyorum fakat "diriliş: ertuğrul"u çok beğenen izleyici kitlesinin seveceğini düşünmüyorum. tarihimizde her şeyi kudretli kudretli yaptığımızı görmek, böyle düşünmek bir kesim için babalanma sebebi belki de. dolayısıyla bu kadar ortadan (hatta belli noktalarda bizans taraflı) bir yapım için "bu ne lan!" denebilir.

    tavsiye ediyorum.

    fragman: https://youtu.be/t3ISUY0l0WQ
  • 1252
    (bkz: the queen's gambit)

    7 bölümlük netflix mini dizisi.

    9 yaşında yetim bir kız, beth harmon. hayatının merkezine alıp etrafında bir yaşam şekillendireceği satrancı yetimhanene hizmetlisi mr. shaibel'den öğrenir...

    altmışların amerikası, atmosfer, seçilen/oluşturulan tüm mekanlar, oyunculuklar, ışık, yönetmenlik, müzik, sanat, kostüm, saç, makyaj, hikaye, senaryo diziyi öyle güzel oluşturmuş ki satranç ile alakalı olmasanız dahi görsel ve duysal anlatıma kapılıp bir çırpıda ürünü tüketebiliyorsunuz.
    satranç biliyor olmak alınan keyfi bir nebze daha yükseltiyor tabii.

    kadın başrolümüz anna taylor-joy'u, m. night shyamalan'ın split'inden de hatırlayabilirsiniz. izlemeyenler varsa split de ilgi çekici bir gerilim, tavsiye ederim.

    şuradan dizinin çekim yerlerini, mekanların nerelerde olduğunu görebilirsiniz ---> https://www.atlasofwonders.com/...s-gambit-filmed.html

    the queen's gambit ---> https://www.imdb.com/title/tt10048342/

    split ---> https://www.imdb.com/title/tt4972582/

    edit: sanat, kostüm, saç, makyaj.
  • 918
    bu bir la casa de papel kritiğidir.*

    klasik soygun filmlerinden, dizilerinden farklı olarak ele alınmış olması ile dikkat çekiyor. eğer ki hükümetlerin piyasaya para sürmesi bir soygun değil ise dizideki soygunun da aslında bir soygun olmadığı teması üzerinde durulmuş. yapılmış planın her bölümde evveliyatıyla birlikte verilmesi dizinin sunumunu tatlandırmış. bölümler ilerledikçe hafiften bir devrim kokusu alsak da dizinin bütününe bu doku sirayet edemiyor. özellikle de dizinin sonunun bir aşk hikayesi ile noktalanması bu bağı tamamen koparıyor. dizinin ilginç yanlarından biri rehine soyguncu geriliminin farklı pencereler ile anlatılması. tecavüzcü ile kahraman arasında gelip giden karakterin varlığı diziyi gerçekliğin ekseninde tutuyor. hiçbir şeyin kesin çizgilerle belirli olamayacağını anlatarak bir anlamda derinlik sunuyor. lakin hiçbir derin konunun dibini kazamıyor hikaye. sonunda da alelade bir soygun filmi gibi bitiyor. bu duygu sebebiyle kült olma titrini kaybediyor. derinliğini yitiriyor.

    sürükleyici ve bir çırpıda izlenebilecek dizi arayanlar için ideal seçim. entelektüel anlamda fazlasını beklemek ise hayal kırıklığına yol açabilir.

    keyifli seyirler.
  • 738
    polisiye - suç temalı dizilerin kralı iskandinav coğrafyasından çıkıyormuş sözlük, test edip onayladım.

    bron/broen: danimarka - isveç ortak yapımı. her sezonu 10 bölüm. her bölümü 1 saat. 2018'de 4. sezonuyla dönecek. "saga norén* länskrim malmö" repliğini dile doluyor.

    bir süre sonra bağımlılık yaratan bir girişi var: http://gss.gs/WaL

    forbrydelsen: danimarka yapımı. iskandinav polisiyesinin başyapıtı. kişisel yorumum türünün en iyilerinden olduğu. ilk sezon 20, 2. ve 3. sezonlar 10'ar bölüm. 40. bölümle final yaptı. düşük boyuta yüksek kalite izlemek isterseniz yeşillendirin, yardımcı olurum.

    dizinin müziği şöyle bir şey: http://gss.gs/M7a

    ófærð (trapped): izlanda yapımı. en yeni nordik polisiyesi. adamlara senaryonun enfes oluşu yetmemiş, yanına bir de izlanda'nın o buzlu, karlı, soğuk manzaralarını iliştirmişler. insan diziyi izlerken üşüyor, böyle açıklamış olayım durumu. ilk sezonu taze bitti. 10 bölüm, bölüm başı 1 saat.

    ilgisini çeken varsa tavsiyem forbrydelsen ile başlaması.
  • 1251
    (bkz: the queen's gambit)

    --- alıntı ---

    the queen's gambit özünde gerçek bir hikaye değil, esinini rus boris spassky'i mağlup ederek dünya satranç şampiyonası'nı kazanan ilk amerikalı olan satranç dehası bobby fischer'dan alan bir kurgu hikaye.

    --- alıntı ---

    https://www.indyturk.com/node/263611/kültür/netflixin-yeni-dizisi-queens-gambit-hangi-satranç-ustasının-hayat-hikayesinden

    satranç temalı kaliteli, şahane bir mini dizi. 7 bölüm, her bölüm ortalama 55 dk ve netflix'te mevcut. dram mram yazınca tür olarak biraz mesafeli yaklaştım ama yağ gibi aktı. belki 7 bölüm değil de 5-6 bölümle bitirilebilirdi lakin nazar boncuğu olsun hadi bu detay da. son baktığımda imdb'si 8,9'lardaydı.

    fragman: https://youtu.be/CDrieqwSdgI
Altyapı çalışmaları sebebiyle birtakım hatalarla karşılaşılması muhtemel. En kısa sürede hatalar giderilecektir!