• 1292
    (bkz: squid game)

    harika ve klişelerden uzak muazzam bir güney kore dizisidir. ilk kez bir güney kore dizisi izlediğimi belirtmekle beraber önyargılarımı kıran bir iş olmuştur. netflix'in yaptığı en orijinal işlerden biri olan dizi 9 bölümden oluşmaktadır. konusu borç batağına girmiş ve sıkıntılı hayatlar süren 400'ü aşkın kişinin yüksek meblağ içeren bir parayı elde etmek birbiriyle yarıştığı fakat kendine has kuralları olan ve yarışta elenen kişinin öldüğü 6 etaplı bir serüveni içermektedir. mutlaka izleyin dediğim dizidir. uzun zamandır böylesi bir binge watch hissi yaşamamıştım. tüm sözlüğe tavsiye ettiğim dizidir.
  • 1088
    (bkz: rise of empires: ottoman)

    beğendim. çocukluğumuzdan beri bizlere öğretilenin ötesinde de bir şeyler sunması açısından oldukça güzel olmuş. imdb puanı 8,4 ve popülarite sıralamasında 72. sıraya kadar yükselmiş. görsellik gayet başarılı, oyuncu seçimleri ve oyunculuk da hakeza. fatih'i canlandıran arkadaş rolünün hakkını vermiş. ayrıca son derece akıcı bir iş.

    belgesel-dizi tadındaki yapımla alakalı genel eleştiriler dizinin ingilizce oluşu ve fatih'in istanbul'u sanki şansa bala almış gibi yansıtılışı üzerinden yapılıyor. açıkçası türk oyunculardan bu kadar başarılı bir ingilizce yapım çıkması şaşırttı beni. ilk başta önyargıyla yaklaşmıştım fakat gerçek hiç de öyle olmadı. ana dili ingilizce olmayan, bu kültürle büyümeyen bir türk insanının ingilizce lisanını yüzde yüz aksanlı konuşması zaten etimolojik açıdan mümkün değil. böyle bir beklenti içerisinde olmamak lazım kısacası; bununla birlikte dizide aksan noktasında kulak tırmalayan hiçbir şey hissetmedim ben, gayet iyiydi oyuncular. asıl eleştiri kısmını ise ekşi sözlük'teki windweaver rumuzlu yazar güzel bir açıdan ele almış (baştan sona güzel bir inceleme entry'si yazmış, öneririm):

    --- alıntı ---

    eğer osmanlı ordusunun, bizans'ı ezip geçtiğini anlatırsanız bu bir yerden sonra sıkıcı olacaktır izleyici için. çünkü çatışma olmayan bir film ya da dizi ilerlemez. şöyle düşünün bir oyunda hile açıp tüm kaynakları sınırsız yaptığınızda mı keyif alıyorsunuz, yoksa rakibinizle dişe diş çarpışıp onu yendiğinizde mi?

    bu yüzden dizi de yenen tarafın meziyetlerini anlatmış ancak gerçek bir çatışma yaratabilmek için bizans tarafındaki orduyu da geri plana atmamış. çünkü osmanlı ordusunun gücü kanıtlanmış zaten. üstün taraf onlar ki sonunda istanbul'u almışlar. ancak dizide başarısız olan operasyonları da uzun uzun anlatmışlar ki final izleyici için daha etkileyici olsun.

    bunu da gelgit kurarak yapmışlar. mesela osmanlı tarafı o zamana kadar yapılmış en büyük topu üretmiş, normalde kurgu bir hikaye olsa o topun şehri dümdüz etmesini beklerdik ancak topun başarısız olduğunu bize göstermişler, aynı şekilde lağımcılar da mesela güçlü duvarlar için çok mantıklı bir taktik ancak bunun da karşısında durabilecek birileri var bizans tarafında. böylece savaşın gidişatı bir ileri bir geri anlatılmış.

    --- alıntı ---

    https://seyler.eksisozluk.com/...ottomanin-incelemesi

    son olarak; bok atmak için söylemiyorum fakat "diriliş: ertuğrul"u çok beğenen izleyici kitlesinin seveceğini düşünmüyorum. tarihimizde her şeyi kudretli kudretli yaptığımızı görmek, böyle düşünmek bir kesim için babalanma sebebi belki de. dolayısıyla bu kadar ortadan (hatta belli noktalarda bizans taraflı) bir yapım için "bu ne lan!" denebilir.

    tavsiye ediyorum.

    fragman: https://youtu.be/t3ISUY0l0WQ
  • 1219
    (bkz: the queen's gambit)

    7 bölümlük netflix mini dizisi.

    9 yaşında yetim bir kız, beth harmon. hayatının merkezine alıp etrafında bir yaşam şekillendireceği satrancı yetimhanene hizmetlisi mr. shaibel'den öğrenir...

    altmışların amerikası, atmosfer, seçilen/oluşturulan tüm mekanlar, oyunculuklar, ışık, yönetmenlik, müzik, sanat, kostüm, saç, makyaj, hikaye, senaryo diziyi öyle güzel oluşturmuş ki satranç ile alakalı olmasanız dahi görsel ve duysal anlatıma kapılıp bir çırpıda ürünü tüketebiliyorsunuz.
    satranç biliyor olmak alınan keyfi bir nebze daha yükseltiyor tabii.

    kadın başrolümüz anna taylor-joy'u, m. night shyamalan'ın split'inden de hatırlayabilirsiniz. izlemeyenler varsa split de ilgi çekici bir gerilim, tavsiye ederim.

    şuradan dizinin çekim yerlerini, mekanların nerelerde olduğunu görebilirsiniz ---> https://www.atlasofwonders.com/...s-gambit-filmed.html

    the queen's gambit ---> https://www.imdb.com/title/tt10048342/

    split ---> https://www.imdb.com/title/tt4972582/

    edit: sanat, kostüm, saç, makyaj.
  • 1586
    youtube kanalına her hafta içerik paylaşırken burayı ihmal ettik. the white lotus dizisi geçtiğimiz hafta üçüncü sezon finalini yaptı. dizinin her sezonu başka bir ülkede ve white lotus isimli bir otelin farklı konumlarında geçiyor. ilk sezon hawaii, ikinci sezon sicilya, son sezon tayland'ın egzotik bir adasındaydı. dizi bir antoloji. her sezon farklı bir kadroyla devam ediyor fakat senaryonun akışı benzer. ilk bölümün başında birinin öldüğünü görüyoruz fakat hangi karakter olduğunu bilmiyoruz. sezon finaline dek kim ya da kimlerin ne şekilde öleceğini tahmin etmeye çalışırken ustalıkla yazılmış bir senaryo, muhteşem oyuncu kadroları, görsel şölen ve daha nice güzel şey bize eşlik ediyor. bu bir dizi izlemekten çok bir deneyim gibi. mutlaka izlemenizi önerdiğim muhteşem bir dizi. son sezon favori sezonum oldu. kanala yarın kapsamlı inceleme videosu atacakken video da yüklenirken buraya da eklemek istedim. son dönemde adından en çok söz ettiren, kaliteyi derinden hissettirmiş bir dizidir.

    dönem dönem yeni, eski, az bilinen, üzerine konuşulması gereken dizilerle canlı tutulacak başlıktır.
  • 1516
    netflix'de yayınlanan squid game uyarlaması şov programında bizi gülümsetecek anlar var dostlar.
    5. bölümde yarışmacılardan farklı renklere boyanmış kutuları seçmeleri isteniyor.
    sarı kırmızı boyanmış iki kutu var ve kutuların içinden başkasını eleme gücü çıktı.
    sarı lacivert boyanmış bir kutu vardı ve kutuyu seçen kişiye ne oldu tahmin edin. yarışmadan elendi (bkz: swh).
  • 895
    bu bir la casa de papel kritiğidir.*

    klasik soygun filmlerinden, dizilerinden farklı olarak ele alınmış olması ile dikkat çekiyor. eğer ki hükümetlerin piyasaya para sürmesi bir soygun değil ise dizideki soygunun da aslında bir soygun olmadığı teması üzerinde durulmuş. yapılmış planın her bölümde evveliyatıyla birlikte verilmesi dizinin sunumunu tatlandırmış. bölümler ilerledikçe hafiften bir devrim kokusu alsak da dizinin bütününe bu doku sirayet edemiyor. özellikle de dizinin sonunun bir aşk hikayesi ile noktalanması bu bağı tamamen koparıyor. dizinin ilginç yanlarından biri rehine soyguncu geriliminin farklı pencereler ile anlatılması. tecavüzcü ile kahraman arasında gelip giden karakterin varlığı diziyi gerçekliğin ekseninde tutuyor. hiçbir şeyin kesin çizgilerle belirli olamayacağını anlatarak bir anlamda derinlik sunuyor. lakin hiçbir derin konunun dibini kazamıyor hikaye. sonunda da alelade bir soygun filmi gibi bitiyor. bu duygu sebebiyle kült olma titrini kaybediyor. derinliğini yitiriyor.

    sürükleyici ve bir çırpıda izlenebilecek dizi arayanlar için ideal seçim. entelektüel anlamda fazlasını beklemek ise hayal kırıklığına yol açabilir.

    keyifli seyirler.
  • 722
    polisiye - suç temalı dizilerin kralı iskandinav coğrafyasından çıkıyormuş sözlük, test edip onayladım.

    bron/broen: danimarka - isveç ortak yapımı. her sezonu 10 bölüm. her bölümü 1 saat. 2018'de 4. sezonuyla dönecek. "saga norén* länskrim malmö" repliğini dile doluyor.

    bir süre sonra bağımlılık yaratan bir girişi var: http://gss.gs/WaL

    forbrydelsen: danimarka yapımı. iskandinav polisiyesinin başyapıtı. kişisel yorumum türünün en iyilerinden olduğu. ilk sezon 20, 2. ve 3. sezonlar 10'ar bölüm. 40. bölümle final yaptı. düşük boyuta yüksek kalite izlemek isterseniz yeşillendirin, yardımcı olurum.

    dizinin müziği şöyle bir şey: http://gss.gs/M7a

    ófærð (trapped): izlanda yapımı. en yeni nordik polisiyesi. adamlara senaryonun enfes oluşu yetmemiş, yanına bir de izlanda'nın o buzlu, karlı, soğuk manzaralarını iliştirmişler. insan diziyi izlerken üşüyor, böyle açıklamış olayım durumu. ilk sezonu taze bitti. 10 bölüm, bölüm başı 1 saat.

    ilgisini çeken varsa tavsiyem forbrydelsen ile başlaması.
  • 1218
    (bkz: the queen's gambit)

    --- alıntı ---

    the queen's gambit özünde gerçek bir hikaye değil, esinini rus boris spassky'i mağlup ederek dünya satranç şampiyonası'nı kazanan ilk amerikalı olan satranç dehası bobby fischer'dan alan bir kurgu hikaye.

    --- alıntı ---

    https://www.indyturk.com/node/263611/kültür/netflixin-yeni-dizisi-queens-gambit-hangi-satranç-ustasının-hayat-hikayesinden

    satranç temalı kaliteli, şahane bir mini dizi. 7 bölüm, her bölüm ortalama 55 dk ve netflix'te mevcut. dram mram yazınca tür olarak biraz mesafeli yaklaştım ama yağ gibi aktı. belki 7 bölüm değil de 5-6 bölümle bitirilebilirdi lakin nazar boncuğu olsun hadi bu detay da. son baktığımda imdb'si 8,9'lardaydı.

    fragman: https://youtu.be/CDrieqwSdgI
  • 1373
    yakın zamanda bitirdiğim the sopranos'u şiddetle tavsiye ediyorum. düz mafya dizisi diye yorumlayıp yıllarca burun kıvıran biri olarak söylüyorum bunu. izlediğim en iyi dramalardan biri. dikkat diziyi izlerken canınız çokça makarna çekecektir.

    tony soprano ve christopher moltisanti karakterini canlandıran oyuncuların set ortamında çekilmiş bir fotoğrafını da şuraya bırakıyorum.
    https://gss.gs/wDO.jpg
  • 1378
    (bkz: severance)
    son yıllarda izlediğim açık ara en iyi en en en en iyi dizi. jeneriğinden konusuna, çekimlerinden alt metinlere, yarattığı gizemden farklılığına muhteşem bir dizi. 180 diziyi aşkın bir yabancı dizi izleme geçmişi olan biri olarak bu diziyi yakında çok fazla duyacaksınız iddiasında bulunduğum yapımdır.

    önerilerde bulunmaktan ve önerileri izlemekten keyif aldığım kulüptür.
  • 1485
    sabahın 5'inden selamlar sözlük.

    yaklaşık 1 yıldır değişik depresif hallerde yaşayan, bir şeye heves edip sonra başına bir türlü oturmayan değişik tiplerdeki ben, bu gece saat 3 gibi yine "siz alışmışsınız güneşli günlere, ben gecenin dördü beşiyim" tripleri içerisinde oscar wilde okurken ve epey bir süredir yalnızken (ilişki anlamında) kafama 1-2 hafta önce bedavaya fm23 almak için yaptığım ve şu an deneme sürümünde olan, deneme sürümü bitince de iptal ederim dediğim amazon prime hesabı takıldı.

    esasında başlarda top gun maverick'¡ tekrar seyredip hem sıcak bir şeyler izlemiş hem aksiyon almış olurum diye düşündüm. sonrasında filmi bir türlü indiremedim. (indirip izlemek her zaman daha çok hoşuma gider, kaliteyi tamamen seçmiş olurum.) sonrasında amazon'da var mıydı bu film derken olmadığını gördüm. dedim ki onun yerine jack ryan ya da filmlerini çok sevdiğim reacher'a başlayayım. tam başlayacaktım ki gözüm bu gece beni değişik duygulara sokan fakat çok memnun halde başından kaldıran o diziye takıldı. gördüm görmesine ama "sarmaz herhalde şimdi" dedim. reacher'ın ilk bölümünü açıp aksiyon alayım dedim ve açtım fakat 10. saniyede kapatıp gözümün kaldığı ve oyuncu kadrosuna karşı koymayacağım o diziye geçtim: modern love.

    modern love, tam olarak gerçek olup olmadığını anlamadığım fakat new york times'ta bir yerlerde yazılan küçük aşk hikayelerinin sunulduğu bir dizi. kendimi bu saatte "sanatsal" konuşmak için kasmayacağım direkt mevzudan bahsedelim, her bölüm farklı oyuncularla farklı hikayeler görüyoruz. popüler örnek olarak black mirror'ı verebilirim. aynı onun gibi her bölüm kendi hikayesine sahip ve aynı bölüm içinde başlayıp bitiyor. tabii konu olarak alakasız diziler bunlar o ayrı.

    bu malumatı aldıktan sonra ve dizinin hemen hemen her bölümünde ünlü oyuncular olduğunu gördükten sonra dedim ki, şu an izlemek isteyeceğim oyuncuları seçip ona göre birkaç bölüm bakayım. hemen ardından koşa koşa anne hathaway'in (çocukluktan beri süregelen aşkım...) olduğu bölümü açtım. 1x3'tü bu bölüm. adeta ba-yıl-dım. dedim ki bu dizi her bölümde bu tadı veriyorsa muhteşem olur, bunu test etmek için ikinci sezona atlayıp kit harington'ın başrolde olduğu bölümü açtım. 2x3'e tekabül eden bir bölümdü ve resmen ba-yıl-dım! ardından şu sıralar house of the dragon'daki rolüyle daha bir ünlenen olivia cooke'lu bölümü izledim. o da 1x6 idi sanırsam.

    bu 3 bölümün ardından diyebilirim ki bu dizi bana çok iyi geldi. bi kere cinsellik hiç yok, bahsi geçtiği oluyor fakat saf sevgiye, hoşlanmaya dayanan bir ilişkide aklınızdan seksi nasıl geçiriyorsanız öyle geçiyor. hikayeler oldukça gerçekçi ve kendi başınıza gelme ihtimali %85 olan şeyler. sonları da aynı şeklide oldukça gerçekçi... zaman zaman vurucu da oluyor haliyle. özellikle kit abinin oynadığı 2x3 beni oldukça yaraladı çünkü pandemi denen şeyin hayatımızdan çok şeyler çaldığının bariz bir kanıtı olmuş.

    izleyiciyi kandırmayan, "sadece filmlerde olacak" şeylerin olmadığı, sıcacık renk tonları ve 30-35 dakikalık su gibi akan bölümleriyle ben bu diziyi çok sevdim. yazının başında belirttiğim değişik halet'i ruhiyeme çok iyi geldi. herkese tavsiye ederim. en çok tavsiye etme sebebim de şu, ailenizle (ebeveyn manasında) izlenir, eşinizle izlenir, çocuğunuzla dahi izlenir. herkese, her şeye hitap eden bir dizi çünkü aşk denen şey, sevgi denen şey tüm insanlarda ortak olabilecek bana göre tek duygu ve bu dizi buna gerçekçi bir şekilde yaklaşıyor. öyle muhteşem aşk hikayeleri de beklemeyin, kendi başınızdan geçen hikayeler gibi düşünün, bazen olmazlara da yanabilirsiniz bazen olmazlara inat da diyebilirsiniz...

    puanım bu gece için 10/10. bitince tümüne ayrı puan veririm. herkese iyi sabahlar sözlük, yazıya başlarken 5.10 olan saat 5 buçuğa gelmiş. aşkla yaşayın.

    sonradan gelen not: bu arada bu 3 bölüm arasında hepsini çok sevmeme rağmen en çok kendimle özdeşleştirdiğim bölüm kit harington'ın oynadığı 2x3 oldu. hatta bu bölüm film ve ya mini dizi olmalı diye düşündüm. başroldeki kızla kit abinin uyumu, karakterler, mekanlar falan 35 dakikalık bir iş için fazla iyi seçilip kurgulanmış. gerçi bu cast, kostüm, mekan seçimleri falan her bölümde çok iyi. uzun lafın kısası diziye başlamayı düşünen varsa bence 2x3 güzel bir seçim olabilir. ve ya anne hathaway'li 1x3. ya da kafanıza göre başlayın işte öylesine bir öneri yapayım dedim. tekrardan iyi sabahlar dilerim sözlük.
  • 894
    forbrydelsen (danimarka çıkışlı danimarka - isveç ortak yapımı) ile başlayan, bron (isveç çıkışlı isveç - danimarka yapımı) ile devam eden ve trapped (izlanda) ile son altın vuruşunu yapan kuzey polisiye dizi sektörü yine turnayı gözünden vurmuş.

    (bkz: karppi) ya da netflix'teki adıyla (bkz: deadwind)

    imdb'si 7.3'lük bir fin cinayet kurgusu. hakkı 7.7 falan bana kalırsa. kuzeye olan sevdamdan ve dizinin atmosferine duyduğum aşktan dolayı ufak bir(kaç) kıyakla 8 puan verdim.

    dizinin başrolünde sofia karppi (pihla viitala) isimli polisimiz var. ablanın dizideki aurası biraz saga noren, biraz da sarah lund. zaten dizinin geçiş müzikleri de forbrydelsen'ı andırıyor fazlasıyla. diğer başrol ise sakari nurmi (lauri tilkanen) adlı polis kardeşimizin. içerik; bir inşaat alanında bulunan kadın cesedi olayı dallandırıp budaklandırıyor. kocasını yeni kaybeden bir polis olan sofia'ya emanet ediliyor dava. sakari de her ne kadar bir süredir polis olarak çalışıyor olsa da cinayet soruşturması kapsamındaki ilk işini alıyor söz konusu dava sayesinde falan filan.

    2018 yapımı, 1 sezon, 12 bölüm (her bölüm 45 dk). bir günde bitirdim, o biçim sarıyor. tavsiyemdir.

    fragman: https://vimeo.com/232448092
  • 1199
    madem amazon gelmiş birkaç kaliteli amazon dizi önerelim. kaliteli bir portaldır. netflix'e çiçek abbas şekli yapmıştır.

    - the marvellous mrs. maisel
    bu dizi inanılmaz bir dizi. türkiye'de çok izleyeni ve bileni yok. bir kadın komedyenin etrafında gelişen olaylar ekrana yansıtır. dönem dizisi olan yapımda harika ötesi mekanlar, diyaloglar ve karakterler bulunuyor. şans verince hankmoody hay senin canına kurban diyeceğiniz bir yapım.

    - fleabag
    killing eve ve james bond serisinin son filmini yazan ablamızın hem başrolde hem de yine senaryosunda imzası olan bir dizi. kadın erkek ilişkilerine kadın tarafından bakan ama izlerken müthiş keyif veren bir british sense of humor örneği. şans verilmesi gereken işlerden.

    - the boys
    çizgi roman serisinden uyarlanan bu muazzam fantastik dizide şimdiden büyük etki bırakmış durumda. ama asıl bomba önümüzdeki sezon supernatural dizisinde dean winchester olarak tanıdığımız jensen ackles'ı transfer etmeleri. yapımcı zaten supernatural'ı da bize armağan eden eric kripke.

    - modern love
    her bölümde aşkın farklı bir olay örgüsü ile karşımıza çıktığı bu mini dizi ise ayrı bir lezzet veriyor. her bölüm farklı karakterler farklı hikayeler.

    bonus the office
    amazon yapımı değil ama sistemde o da var. gelmiş geçmiş en sağlam dizilerden biri olan bu komedi efsanesini izlemeyen kalmamalı. ben 3. kez tekrar başlayacağım bile.

    herkese iyi seyirler. iyi ki geldin amazon.
  • 963
    iki iyi avrupa yapımından bahsedeyim.

    (bkz: la foret)*

    6 bölümlük bir fransız polisiyesi. oldukça başarılı buldum, hatta izlediğim en profesyonel fransız dedektif dizisi olabilir. imdb puanı 7,4'lerde olan bu 2017 yapımı mini dizi, görsel olarak nefis bir bölgede çekilmiş. tam böyle sakin, herkesin birbirini tanıdığı kırsal ama aynı zamanda modernize olmuş bir avrupa kasabası. akan dizilerden.

    (bkz: storst av allt)**

    6 bölümlük bir isveç polisiyesi, aynı isimli romandan uyarlama. tam polisiye değil aslında; gençlik, hukuk ve psikoloji var işin içinde. imdb puanı 7,9-8 arasında gidip geliyor, tavsiyemdir. yalnız "ooo iskandinav manzarası görmüş olurum" diyerek izlemeye yeltenirseniz beklentinizi karşılayamazsınız, bilginiz olsun. son olarak, dizide bron/broen'un yapımcısının parmağının olduğunu belirteyim.

    fragman: https://youtu.be/nr-lJ_MVljw

    her iki yapım da netflix'te mevcut.
  • 1240
    (bkz: secret city)

    iki sezon, 6'şar bölümden oluşuyor. bölümler ortalama 47-50 dakika.

    netflix platformunda mevcut ama yalnızca ikinci sezonu netflix orijinal yapımı.

    dizi avustralya'nın başkenti canberra'da geçiyor. avustralya'nın başkenti sydney veya melbourne değil miydi ya dediğinizi duyar gibiyim ama değil. :)

    neyse, konuya dönecek olursak: hükümetlerin kirli ilişkilerini, siyasilerin birbirlerinin arkasından nasıl kuyular kazdıklarını, ne çeşit bir toplum istediklerini ve nasıl bir devlet politikası izlediklerini harika bir politik/gerilimle anlatan, çoğu zaman heyecandan bir sonraki bölüme geçme isteği uyandıran, bu fazla bilinmeyen diziyi kesinlikle listenize ekleyin.

    pişman olmayacak ve ''aaa ne kadar da birilerine benziyorlarmış...'' diyeceksiniz.
App Store'dan indirin Google Play'den alın