• 15977
    sadece jose angel esmoris tasende angelino başlığına devre arasında yazılanlar bile gidişatın nereye olduğunu gösteriyor. ki angelino gayet yeterli bir performans gösterdi.

    bu sözlükte insanların çoğu maç izlemiyor. bir başlığa ne entry girilirse diğerleri de aynı telden çalmaya çalışıyor. ilk entryde kötü mü yazılmış? tamam, o oyuncuyu gömelim hemen. daha ikinci resmi maçına çıkmış yeni transferin başlığının altında "bu muydu çok övülen balon sol bek?" entry'si var. insaf yahu.
  • 15978
    hangi maç olursa olsun hakem konusunda böyyük resmi gören dayılar misali komplo teorisi kasan yazarlara sahip sözlük.
    bakıyorum hakem normal bir şekilde maç yönetiyor, sarı karttan kaçınıyor, sertliğe ve mücadeleye izin veriyor, faulü görüyor ve veriyor, oyunu oynatmaya çalışıyor vs. vs. vs. ama sözlükteki hakem ulemalarına göre rakibe çalışıyormuş, 80 tane sarı kartı atlamış, bize 5 penaltı vermeliymiş bla bla bla.
    üşenmeyip futbol kurallarına göz atabilirsiniz arkadaşlar. uygulamalı olarak majör liglerdeki ve avrupa kupalarındaki hakemlerin nasıl maç yönettiğine bakabilirsiniz. burası iyi kötü belli bilgi birikimine sahip yazarların olduğu bir platformdur. uyum sağlamayı deneyebilirsiniz.
  • 15980
    yine geçen seneki ağustos eylül zamanı gibi yangın yerine dönmüş mecra.

    bi sakin olun. takım oturacak. daha iyi olacak.

    anlatıldığı kadar kötü bir oyun olmadı bugünkü maçta üstelik. (bkz: 2 ağustos 2023 galatasaray zalgiris maçı)

    maç boyunca kapanan rakibin yarı sahasında top çevirdik ve boşluk aradık. bulduğumuz pozisyonlar oldu değerlendiremedik. bugün takımdaki 3. forvet ilk 11'de çıktı maça. ilk 11 değişecek, oyun anlayışı oturacak ve daha iyi işler yapacağız.
  • 15981
    bazı yazarlar maç başlıklarında bir oyuncuyu kasten gömüyorlar. hasbelkader o gömdükleri oyuncu gol atarsa da girdikleri entryleri siliyorlar. bunun adı terbiyesizliktir. eğer girdiğin entryde samimi isen sonuna kadar arkasında durursun ama derdin haklı çıkmaksa orada art niyet vardır; takımın iyiliğini istemiyorsun demektir. illa teşhir mi edelim? yapmayın ayıptır.
  • 15983
    herhangi bir futbolcu değerlendiridiğinde son 2 saatine göre yorumlar yazılan sözlük. bu da sözlük kalitesinden çıkartıp duygusal bir forum sitesine eviriyor ortamı.

    örneğin yani 10/7’lik bir oyuncumuz varsa; ilgili maçta kötü oynamışsa 10/4’lük bir muamele ve yorum enrty’lerine maruz kalıyor; yok iyi oynamışsa 10/9’luk bir övgü dizinine mahzar oluyor. halbuki oyuncunun bir yıllık emeği, kapasitesi 10/7’lik olduğuna dair çok güzel analizler üreten değerli yazarlar da var.

    ilgili takım, teknik adam veya futbolcu ile ilgili aynı yazar tarafından 2 ayda bir entry girme sınırı getirilirse çok daha kaliteli bir yer olacak platform. öfke patlamaları ve abartılı övgülerden arınması için bir çözüme ihtiyacı var.
  • 15984
    günden güne gerilen yer. eskiden buraya ufuk açan değerlendirmeler, mest eden duygusal içerikler okumaya gelirdim. çünkü aynı değer çevresinde etkileşim bir ihtiyaçtı. ve o günlerde daha ayağı yere basan ifadeler vardı burada.

    şimdilerde öyle şeyler okuyorum ki yeni katılan forvet sanki 50 maçtır gol orucundaymış gibi, gayet faydalı ve öncesine göre gelişmiş gördüğün genç ayaklar 50 yıldır kulübü sömürüyormuş gibi, çoğunlukla baskın oynadığımız iki maçta kendi liginde sezon sonlarını oynayan formda rakibin duvarını aşamamış yine de turu geçmiş olmamız dünyanın sonuymuş gibi...

    benim nesnellik, dürüstlük gibi konulara hassasiyetim var. bu denli mantıksız saçma değerlendirmeler görünce insanın bu güruhla mücadele edesi geliyor ve sonuç olarak kendimi belki ağır ama yazarken hiçbir pişmanlık hissetmediğim yazılar yazarken buluyorum. çünkü topluluklu cehalet denilen olgu, ben bunu bu ülkenin her santimetresinde görmekten bıktım artık midem bulanıyor.

    neyse konu özeline dönersek benim anladığım bildiğim taraftarlık bu değil. yine de galatasaray belki benim toplumla aramda kalan son bağ. bazen gerçekten saçmalıyorsunuz ama iyi ki varsınız. yine de biraz sakin olalım.

    edit: son cümlecik *
  • 15985
    maç günleri takım kazanamamışsa veya kazanıp kötü oynamışsa genelde girdi girmiyorum. çünkü bir taraftar olarak o anda yöneticisinden malzemecisine herkese sallayabilirim. maçın sıcaklığıyla mantıkla değil duygularla hareket ediyorken girdi girmek bana çok doğru gelmiyor. birkaç gün sonra kafayı toplayıp fikirlerimi sözlüğe yazmak daha doğru geliyor. tabi her insanın yapısı farklı. bu benim fikrim.
  • 15986
    yazar olmam oldukça uzun sürdü, sözlüğe kayıt olup okur olarak devam etmeden uzunca bir süre önce de misafir olarak da sözlüğü takip ediyordum. her ne kadar aralarda kötü yazılar görsem de, genelde içerik olarak dolu ve her başlıkta üzerine düşünülmüş entryler görüyordum. günümüzdeki hızlı tüketim ve sosyal medya çılgınlığını düşünürsek, burayı etkilememe şansı zaten yok. ama sanki önceden moderasyon tarafından daha çok müdahale ediliyordu. kişi sayısının da artması ile işleri gerçekten zor farkındayım fakat, sözlüğümüz içi sözlük formatına uymayan veya niteliksiz olan sürü ile entry ile doldu. burada bizlere daha çok iş düşüyor. twitter gibi her aklımıza geleni buraya forum tarzı entryler girerek yazmamamız, üzerine daha çok düşünerek bir şeyler yazmamız gerekiyor. gerekirse böyle entryleri ihbar ederek moderasyonun işini kolaylaştırabiliriz. ben bilgim olmadığı konularda genellikle yorum yapmamaya dikkat edip, bilgi sahibi insanların yazdığı güzel içerikleri görmeyi gerçekten çok seviyorum. fakat o kadar fazla konu hakkında bilgisi olmayan insan fikir belirtiyor ki sıkılıp aralardaki nitelikli olanları da gözden kaçırıyoruz. lütfen biraz daha dikkat edelim, özellikle maç günlerinde. herkese saygılar.
  • 15988
    yaklaşık 14 senedir bu sözlüğü okuyorum. eleştiri seviyesinde, kaos seviyesinde daha zirve noktalar da gördü, hatta bu terim-aysal zamanında kamplaşmaya bile gitti. bence bu zamanki eleştiriler o zamanın yanında sıfır kalır. sözlüğün genel yazar kalitesinden bahsetmiyorum ama burası hep böyleydi. ama son zamanlarda takıntılılık seviyesi çok arttı. bence her mevcut durumdan genel bir çıkarım yapmak zorunda değilsiniz. ya da yazılan her şeyi kişisel algılamak zorunda da değilsiniz. ya da insanları polyanna-muhasebeci-yangıncı taraftar diye kategorize etmek zorunda da değilsiniz. insanlar sadece farklı düşünüyor. hepimizin farklı mizacı ve karakteri var. hepimiz belki uç noktalarda yaşıyoruz ve karşılıklı uyuşmuyoruz. herkesin taraftarlık anlayışı da kendine. kimse kimseye taraftarlık da öğretemez. beğenmedin mi fikri, offside tuşu bunun için var. yetmedi mi engelle tuşu da var. ben bunları da fazla kullanmıyorum ama kullanmak isteyene kullanmak bedava.

    sözlük kuralları içinde kalmak koşuluyla ve genel ahlak kriterlerini karşılamak koşuluyla isteyen istediğini yazabilmeli. burası galatasaray sözlük, burada galatasaraylılar yazabilir ama isteyen fenerbahçe'yi bile övebilir. ben bu kafadayım kardeşim. burası tezahüratların tek bir yerden yükseldiği günümüz stadyumları değil. burası daha çok antik yunan tiyatrosu gibi. gösteriyi beğenmeyen olursa sahneye domates atıyor. taş olmadığı sürece bırakın atsın o zaman.
  • 15989
    toplumun ayınesi. linç kültürü, hızlı tüketim kültürü, cyber bullying, edit tayfa, melankoli, oyun kültürünün birleşimiyle beraber, o gelsin bu gitsin, bundan çıkalım, bunu çekelim, bu topa vuramıyor, bu geri dönmüyor, hoca tvye konuşuyor, artık burayı bile etkilemeye başladı.

    arkadaşlar bi salın. herşeyi de en iyi biz bilmeyelim. bu takımın ekşideki ilk entrysi 99/00 sezonuna en kötü hazırlık maçlarıyla hazırlanan takım. sonunda uefa alındı. tur atladınız sevinin ve bazı şeyleri zamana bırakın. lig tarihinin 14 maçlık galibiyet rekorunu kıran, 2.38 puan ortalaması yapan hoca ve takım aynen burda.
  • 15990
    şampiyon bitirilen sezonda ve olumlu havanın sürdüğü takımda bile gayret edip bir şeyleri eleştirmek(!) moda oldu sözlükte. hemen her gün erden timur olmasa türkiye'ye tatile bile ugramayacak oyuncularımız dozu aşacak ölçüde eleştiriliyor(!). yetmiyor basinda galatasaray ile ismi anılan her oyuncu gelsin yahut gelmesin bir sekilde bu acımasız eleştirilerden(!) payını alıyor.

    bakın normal eleştiriyi ayrı tutuyorum. eleştirilere saygım var ve zevkle de okuyorum. ama daha doğru düzgün izleyemedigimiz angelino'nun zaniolo'nun, geçen yılın kahramanı nelsson'un, efsanemiz muslera'nın, gelmeden önce ve geldikten sonra zaha'nin, basında ismi bizimle anılan hemen her oyuncunun istikrarlı şekilde köpeğin malum yerine sokulması normal değil.

    hele hele maç sonrası kazansak dahi sözlüğe girilmiyor. ne galatasaray'ın futbol takımligi, ne oyuncuların çöplüğü, ne okan hocanın antrenörlüğü kalıyor.

    şuan malum yere sokulmayan sadece icardi var. o da geçtiğimiz sezon gelmeden bi ugradi oraya zaten. şimdi tüm maaşını biz veriyoruz ve bu türkiye rekoru bir maaş. yarın sendeledigi ilk maçta, kaçırdığı ilk golde "10 milyon maas verilmez, topçu değil bu herif, bu çöpü gönderin!" eleştirileri(!) gelecek. hele allah göstermesin 5-6 maç formsuz geçirsin gol atamasin o zaman görün.

    sözün özü; eleştiri dozunu aşan, takımı ve oyuncuları itibarsizlastiracak hakaretamiz yaklaşımlardan uzak olalım. normal yaşantınızda atamadiginiz öfkeyi, kini ve nefreti sözlükte atmaya çalışmayın.
  • 15992
    değişen dünya davranışlarına ayak uyduran ya da uydurmak zorunda kalan sözlük. artık hızlı tüketim çağındayız. kimsenin aynı futbolcu grubunu 2. sezon izlemek gibi bir sabrı yok. emin olun hagi bile şu ortamda 3. sezonunda gitsin diye yazılırdı burada.

    zaha transferini bu açıdan önemsiyorum biraz. yeni nesilin o açlığını bir nebze olsun karşılayacaktır. makine gibi takımınız da olsa yenilemek zorundasınız takımınızı maalesef.
  • 15993
    sözlüğün en sevdiğim özelliği, yazarlarından ben de dahil olmak üzere açık ara çoğunluğunun futboldan gram anlamaması ama pasif izleyici haliyle ahkam kesmesi. evvela rashica kimdir bilinmez, birden bire sanki ikinci ali sami yen. gedson’u kimse tanımaz idi, oldu bize unutulmaz aşk. icardi’yi bile başta kuşkulu karşıladık, sarı saçlarına kıl olduk. zaniolo’nun gelişine hakikaten kaç kişi ihtimal verirdi? şimdi de yollamaya başladık. ulan ekonomi almış yürümüş, herkes hayat mücadelesi veriyor, ne ara ciddi ciddi futbol takip edeceğiz? biraz fm fifa pes biraz da sosyal medya. boş yapıyoruz boş, önümüze konan isimlerle idare ediyoruz genelde. saçma sapan oyuncu kafamıza göre devşiriyoruz mevkiye performansa bakmadan sallıyoruz gidiyor çünkü imkan bu kadar. neymiş angelino üçlü defans bekiymiş. kapasitemiz bu kadar işte vasat tv izleyicisi olarak. birbirimize masal anlatıyoruz. takıma güvenin, hocaya güvenin, bir de erden bey’e…

    o değil de acaba zaha’yı santrfor olarak deneyip kerem’i on numaraya mı kaydırsak :( okan hocam duy bu sesi :((
  • 15994
    galatasaray sözlük ile ilgili zaman zaman benim de düştüğüm bir yanılgı, herhangi bir konuda yangın yapan, daha doğrusu panik yapan bir grup taraftar varsa bu sözlük'ün genel ruh haliymiş gibi algılanıyor, ancak aslında gerçekleşen bir o kadar da "yangın yapmaya gerek yok diyenlerin" olması. bu açıdan sözlük, internetteki diğer mecralardan ayrılıyor. gerçekten kaybedilen maçlardan sonraki ortam hiç çekilmiyor, çünkü o zaman normalde pek gözükmeyen figürler bir anda çıkıp herkesi çer çöp ilan ediyor. ama mesela normal bir zamanda şu tweet'i ve altındaki seviyesizlikleri burada görmeniz mümkün değil: https://twitter.com/.../1687034693193973761

    bence bu yüzden de sözlük çok değerli bir forum, hep böyle kalması dileğiyle.
  • 15995
    ortalığı karıştırmak için entry yazan ve bunu da diğer entryisinde kendince dalga geçerek belirten yazarların olduğu sözlük ve her kötü kilimin alıcısı olduğu gibi bunun da alıcısı var ki savunanlar çıkıyor hemen. moderasyon bu entry yazan trolleri temizlemek yerine bunlara tepki gösteren yazarların entrylerini siliyor. bence yakışık almıyor.
  • 15996
    aşırı şımarık bazı yazarların yazdığı sözlüktür. artık yüz ekşitiyor. bu şımarıklığın yanında vizyonun ise yerin dibinde olması kusturuyor. her gün rastgele bir oyuncuya gereksiz demeler, satalım demeler. kim olduğu önemsiz. kadro nasıl planlanılır? hangi oyuncuyu yedek oturtabilirsin? hangi oyun takımla iyi anlaşıyor? hepsinden bihaber olup da fm oynar gibi, transfer obezi, o gitsin bu gitsin diyerek onlardan da kötü oyunculara para gömdürmeye çalışan taraftardır. kadro dinamiğini bilmez ama işin komiği vizyonu da dar. normalde uçup kaçsa işin ayrıntısını sallamayn bir taraftar der geçerim. bu kadar düşünüp böyle dar vizyonlu olmak konferans ligi çeyrek final maksimum.

    galatasaray artık oyuncu yollayan değil oyuncusuna talip olunan bir kulüp. öyle fener gibi tek tük yılda bir oyuncu da değil. her oyuncuya talip var. artık altını gümü, gümüşü bakır parasın satmayız. tam tersi. ama öyle bir konuşuluyor ki altın'ı bakır'a yollayacaklar. hayır başka gümüş'e de altın muamelesi yapılması...

    edit: bazı yazıların kasıtlı olduğunu dahi düşünüyorum.
  • 15997
    istenilen transferlerin, buraya yazılan isim ve mevkilerin kaç tanesinin menajer hesaplarıyla iş birliği yaptığını merak ediyorum. bunca çakal menajer ortasında bizim saf masum sözlüğümüzün de yönetime baskı unsuru olarak kullanilmak istediğini düşünüyorum artık. bunca oyuncu bolluğunda, yerli zorunluluğunda, altyapı oyuncusu bulundurma mecburiyetinde hala transfer gerekli olduğunu söylemenin ne mantığı var anlayamıyorum.
  • 15998
    büyük oranda takımını seven, aklı başında insanlardan oluşan sözlük. bizim toplumda tartışma ve fikir ayrılığını kabullenme kültürü olmadığı için hemen polarizasyona ve birbirini suçlama eğilimine giriyoruz. halbuki herkes takımın başarısını istiyor ve herkesin buna giden yoldaki reçetesi farklı olabilir.

    kimi yıldızlarla büyüyelim, kimi gençlere gidelim, kimi yavaş yavaş inşa edelim der. yıldızlarla büyüyelim diyen, yavaş gitme isteğini şımarıklık olarak görür; yavaş gitmek isteyenler ötekini.

    büyük resme ve armaya odaklanın arkadaşlar. birbirinizi suçlama ve cadı avından vazgeçin. fikir ayrılıklarını zenginlik olarak kabul edin, kendi varsayımlarınızın yanlış olabileceği ihtimalini göz önünde bulundurarak okuyun ve o alternatif görüşü sunan kişiye içinziden teşekkür edin. bu hayatta tek doğru yok, başarıya giden tek yol da yok.

    real bile bir sezon 35 yaşında yıldızlarıyla şampiyonlar ligi kupası kaldırdı, sonraki sezon temizliğe ve yenilenmeye gitti. konjonktüre ve şartlara göre, stratejik ve pragmatik düşünmemiz; demokratik yaklaşımı benimseyip tek gerçeğin bizimki olmayabileceğini kabul etmemiz lazım. bunu yaparsak bütün tartışmalar daha rahat akacak. yapamazsak, fenerbahçe space odasına döneceğiz.
App Store'dan indirin Google Play'den alın