• 13257
    bugün itibariyle çaylak olduğum, kayıtsız okur olarak beş altı senedir düzenli olarak takip ettiğim platform.

    her ne kadar son zamanlarda, tabi ki takımımızın 2019-2020 sezonunda şu ana kadar gösterdiği başarısız performansa bağlı olarak, yangıncı yazarların biraz daha ön plana çıktığı, acımasız ve dayanaksız eleştirilerin gittikçe arttığı bir platform gibi görünse de, galatasaray sözlük, benim için hala futbolun ve takımımızın objektif bir şekilde konuşulduğu yer konumunda.

    sosyal medyanın hayatımıza kattığı en kötü özelliklerden birisi olan mesnetsiz ve sınırsız sallama özgürlüğü, son zamanlarda sözlüğün çehresine de belirgin bir iz bırakıyor. eleştirmek herkesin hakkı ama söz konusu özellikle galatasaray ve ona ait değerlerse, hepimizin daha duyarlı ve özenli olması gerekir. örneğin, fatih terim hakkında, bu kötü kadroyu o kurdu eleştirisinde bulunan yazar arkadaşlarımız, sanki ffp kıskacında olduğumuzu ve yapılan transferlerin bazılarının kiralık, bazılarının bonservis bedeli olmadan ve çoğunun yaz transfer sezonunun sonlarına doğru apar topar yapıldığını unutuyor gibiler. üstelik geçen seneki kadronun yetersizliği de net bir şekilde ortadayken. herkes gibi hoca da eleştirilir ama bunu yaparken mevcut durumla ilgili gerçekleri göz ardı etmemeliyiz

    ben, her şeye rağmen sezonun geri kalan kısmında takımımızın performansının artacağını ve sözlüğün de galatasaray'ımıza yakışır bir sinerjiye kavuşacağını umuyorum.
  • 13258
    galatasaray'ı, futbolu, sporu daha çok yaşamamıza, daha çok bilmemize imkan sağlayan sözlüktür. piyasada kendine yorumcu, gazateci vesaire diyen bir çok kişiden daha donanımlı yazarlar barındırmaktadır. kimi zaman ders niteliğinde entrylerle kimi zaman hatıraları tekrar yaşatan anlatımlarla kimi zamansa tıpkı benim düşüncelerim dediğiniz yorumlarla karşılaşacağınız güzel ortamdır. sözlüğün kurulumunda, gelişmesinde, büyümesinde katkısı olan herkese ve de benim de yazar olmaya heves etmeme vesilen olan giri sahiplerine müteşekkirim.
  • 13259
    yıllardır okuyan bir galatasaraylı olarak en sonunda yazar olmak için kayıt olduğum canımız ciğerimiz sözlük. hemen hemen her gün girer okurum kim ne yazmış takip ederim hatta özellikle takip ettiğim, fikirlerine saygı duyduğum, sevmediğim yazarlar barındıran benim için özel bir yeri olan bu platformda yazmak bu sözlüğün bir parçası olmak gurur verici. galatasaray öyle bir birleştirici unsur ki tanımadan görmeden bilmeden sevdiğin insanlar var burada. gün gelir bazılarıyla tanışır konuşur belki de omuz omuza galatasaray'ımızı destekleriz. iyi ki galatasaray var iyi ki sözlük var!
  • 13260
    muhteşem algoritması ve adminleri olan sözlük. teknik direktörümüz fatih terim hakkında yazmış olduğum eleştirel entry 1 (yazıyla bir) dakika geçmeden tanım bakınız veya alıntı olmadığı sebebiyle silindi.

    ülkemizde ki diğer sözlüklerde keşke böyle olsa. formatına uygun yazılmayan entryler yüzünden çöpe dönüşmüş vaziyette bir çok sözlük.
  • 13261
    galatasaray'a dair haberlere (maç günü, saati, sakatlıklar, transferler, medyada olan doğru yanlış haberler vs...) gönül rahatlığı ile ulaştığım, sadece spor başlıkları ile kalmayıp sosyal ve kültürel birçok paylaşıma sahip oluşum.

    en kısa sürede yazar olmayı beklediğim, sözlük alışkanlığımın olmadığı şu dünya'da beni kendisine bağımlı yapan, sinirlendiğim konu başlıkları altında küfür etmeden nasıl yazacağımı şimdiden kara kara düşündüğüm platform. :)

    çok fazla okunduğunun ve dolayısı ile yazdıklarımızın ne kadar önemli olduğunun farkındayım.
  • 13262
    çoğu galatasaraylının takip ettiği platform. varlığından uzun yıllardır haberdarım ama okur modda olmakta keyif vericiydi. burada tribünde tanıştığım bir kaç arkadaş var aktif olarak sözlüğü kullanan. galatasaray’la ve diğer tüm branşlarda güzel bir bilgi akışı sağlıyor buradaki yazarlar. burada ekşi sözlük gibi saygısız ve ne söylediğini bilmeyen yazarlar yok. yıllardır ekşi’de yazan biri olarak artık cidden içinden çıkılmaz bir hal almaya başladı orası. sanırım buradaki moderatörler bu konuda sözlük için güzel bir disiplin sağlamış. bu da sözlüğün kalitesini artırmış doğal olarak. bu ortamda galatasaray’ımızın menfaati için çok güzel şeyler yazılıp çiziliyor. ara sıra gerginliklere denk geliyorum. özellikle kaybettiğimiz maç sonrası biraz stresli bir hal alıyor sözlük ama bunun da sebebi herkesin takımını çok sevmesi.
    galatasaray’a bir çok yönden fayda sağladığını düşünüyorum bu sözlüğün. bazen geçmiş maçlarla ilgili girilen entry’leri görmek beni çok mutlu ediyor. umarım yazar olursam ben de katkı verebilirim.
  • 13263
    son zamanlarda sürekli yeni ve ergonomik fasiliteleri kullanıma sunan canım sözlük.

    bugün en çok maç künyesi giren yazarlar şeklinde yeni bir istatistik varyantı yapılmış.

    bir de mobilde farkettim, entry yazdığımız yerin hemen üzerine bir adet dikkat kutucuğu koyulmuş.
    içerisinde bakınız, gizli bakınız doğru kullanımı hakkında bilgi var.

    aslında o kutucuğa her gün farklı bir şey koyulsa tadından yenmez.

    emeği geçenlerin eline sağlık.
  • 13264
    her entry altında görünen su ibareyi eklemiş sözlük.

    --- alıntı ---
    dikkat: entry içerisindeki bakınızlarda (bkz: bakınız) değil gizli bakınız kullanılması gerekiyor. (bkz: bkz kullanma rehberi/#156919)
    --- alıntı ---

    helal olsun. oh be diyorum. göz kanatıyordu resmen. düzgün yazi okuyacaksin diye giriyorsun, yazinin icinde bkz. bkz. bkz. bunlari gormekten yazi okunamiyordu.

    acayip tav oldum. hosuma da gitti. arkadas estetik de onemli bir yerde.

    edit: imla.
  • 13265
    az bi sakinleşmesi gereken sözlük. her başlık altında saçma sapan laf sokmalar ve kavgalar var. herkesin biraz sağ duyulu olması gerekiyor. camia çıkmaza girerse fatih hoca da gider, mustafa başkan da gider, falcao da gider. ama şuan o çıkmazda olmadığımızı bi anlayalım ve sakin olalım.

    takımın çok kötü olduğu konusunda hemfikiriz. ama öfkeyle kalkanın zararla oturduğu dünyada şunu unutmamamız gerekir ki fatih terim ve galatasaray işbirliğinin son imzasıdır bu sene başında atılmış olan. hocanın gönderilmesi üzerinden yaşanacak tüm gelişmelerden sonra burada ah şimdi fatih hoca olsaydı dediğimiz her cümle sadece keşkelerde kalacak. bir daha hocayı o eşofmanla antreman sahasında veya takım elbisesiyle saha kenarında ve en kötüsü de elinde kupayla seromonilerde göremeyeceğiz. şimdi her sinirlenişimizde galeyana gelip gönderelim dediğimiz bu adama günün birinde çok ihtiyacımız olsa dahi bulamayacağız. o nedenle takımın şuanki haline her ne kadar kızgın da olsak bence hepimizin sakin kalıp sinirle isteklerde bulunmamamız gerekiyor. işlerin düzelmesi için alınan kelle hocanın olursa o yoldan bir daha dönüşün olmayacağı hepimizin aklına kazınmalı.

    galatasaray 100 yıldı var. her yıl şampiyon olmuyor. her yıl mükemmel de oynamıyor. bu sene de o kayıp senelerden biri oluversin ne olur ki? başkası olsa kapının önüne çoktan koyardık, ben de meşale tutardım bunun için ama bu sefer hoca var, bu sefer başka. bu sefer hocanın hatrına azıcık sakin olalım. çünkü bunu son kez yaşıyoruz. istenen gönderilme hedefine ulaşıldığında bir sonraki defa olmayacak.
  • 13267
    en çok hafta içi sevdiğim yer.

    çünkü hafta içi genelde müdavimler burada olur. çoğu da takımdan umudunu kesmeyen, tribüncü, sıcak kanlı, hoş sohbet pozitif insanlar.

    bu durum entrylere de yansır pek tabii.

    entry sayısı da azaldığından okumakta zorlanmazsınız. gözden kaçan bir şey olmaz. hafta sonunun kaosu ve maçların skoruna, oyununa göre abartılı yorumları, can sıkan ruh halleri pek olmaz.

    o yüzden hafta içi sözlük'te yazmak da, okumak da bana daha keyifli geliyor.
  • 13269
    17 aralık 2019 tuzlaspor galatasaray maçından sonra bir algı oluşturuluyor hakkında. öyle bir algı ki yazarları gökhan çıra'ya durduk yere sataşan, sanki durduk yere gökhan çıra'nın tercihleri hakkında konuşan, aslında gökhan'ın hiçbir suçu yokmuş da tüm suç yazarlardaymış, yazarlar gökhan uslu uslu yedek kulübesinde otururken sırf homofobik olduklarından cinsel tercihleri hakkında yorum yapıyormuş gibi bir algı.

    "hırsızın hiç mi suçu yok?" demiş nasrettin hoca. bu gökhan çıra denilen canlının hiç mi suçu yok? bir insan bir hafta önce fıtık ameliyatı olup, bir hafta sonra yedek kulübesine sırf tahrik amaçlı giriyorsa, bu nedenle yedek kulübesinden sarı kart bile görüyorsa, tek amacı buysa bu adam hakkında eleştiri de yapılır, eleştiriler ağır da olur, hatta hakarete bile varır. kendisi hem tüzel kişilere saldırıyor, hem de gözü dönmüş şekilde önüne gelene saldırıyor kişi ayırt etmeden. o istediğini istediği şekilde tahrik etmeye çalışabiliyor, ama galatasaray sözlük kullanıcısı yapınca auvvv.

    gökhan çıra ayrıca bu mevzunun buralara gideceğini gayet net biliyordu ve bilerek, isteyerek yaptı. istediğini de aldı. takipçi sayısı artmıştır, aranma sayısı artmıştır, zaten gündemde, mağdur edebiyatı yapabilecek. şimdiden yapabileceği iş anlaşmalarını düşünüyordur. kendisi hakkında kasılan duyarın gereksiz olduğunu düşünüyorum. saldıran kendisi, bunu amaçlayan kendisi, sonuca ulaşan yine kendisi. biz sadece piyonuz ama suçlu yine biz olduk.
    :(

    edit: paragraflarca yazı yazıp bir insana cahil demek de aşağılamak olmuyor mu? bir hırsız çantanızı çaldı ve bir şekilde onun cahil olduğunu anladınız ve cahilliği üzerinden vurdunuz. bu da onun bir özelliğinden dolayı onu aşağılamak olmuyor mu? pardon, cahillik bir tercihti de mi? oysa her çocuk doğduğunda ideal şartlarda doğar ve cahilliği kendi seçer, pardon. ebeveynlerinin, yaşadığı çevrenin, bilimum etkenin insanlığın cahilliği üzerinde etkisi yoktur. john locke amca, boş lehva kuramını öylesine atmıştır ortaya zaten. watson öğrenme psikolojisi ile çalışmaları keyfine yapmıştır.

    insanlar şunu anlamak istemiyor. bir tarafa sataşırsan, karşı taraf da sana sataşır. düşünebiliyor olmamız, iç güdüye benzeyen davranışlarımız olmadığı anlamına gelmiyor. ister etik olsun, ister olmasın. ilk kurşunu karşısı attığı sürece, ben de kurşun atarım. kısasa, kısas. gökhan da benim bir özelliğimden dolayı eleştirebilir ben ona bir terbiyesizlik yaparsam, hak etmişimdir de.
  • 13270
    17 aralık 2019 tuzlaspor galatasaray maçından beri sözlükte homofobi üzerine bir tartışma olduğu doğru. bir tanesini ben ihbarladım. oraya da yazdım, her ne kadar bahsettiğim entry benim nazarımda homofobi olsa da kağıt üstünde yazılabilir olabilir. kontrol edilip bir kaç kişinin fikri gerek. bunun dışında kafamı toplayabilsem ben de uzuncana bir yazı yazıp bu tartışmanın bir parçası olmak istiyorum. şuan "sporda homofobi" başlığına yazacak kafa açıklığına ve zamana sahip olmadığım için burada "hırsızın hiç mi suçu yok?" cümlesini tartışalım.

    gerçekten bir hırsızlık mizanseni çizelim. bir hırsız siz yolda yürürken çantanızı çaldı. hırsız da kürtçe konuşmaya başladı. siz de dudunuz ve hırsızın bir kürt olduğuna karar verdiniz. arkasından da siz bağırdınız a... kürdü yada pis kürtler diye bağırdınız. soru çok basit. irkçı mısınız? istediğiniz kadar kendinizi savunun, ırkçısınız. siz karşınızdakinin canını yakmaya çalıştınız ve tamamen konteks dışı bir şekilde karşınızı ırkından vurmaya çalıştınız. peki konuyla alakasız civan'ın suçu ne. hatta hırsızın suçu ırkçılıkla karşılaşmasına nasıl sebebiyet verebilir? bir azınlığa mensup olmanız nasıl uhrevi bir şekilde sizin mükemmel biri olmanıza ihtiyaç duyar? sizin ırkçılığınız, hırsızın kötülüğünden ve hırsızlığından bir gram götürmüyor merak etmeyin. ama çantanızın çalınması da kalbinizdeki kötülüğü bir gram azaltmıyor.

    buradaki ırkçılık yerine istediğiniz bir ayrımcılığı koyabilirsiniz. denemek bedava. yani ırkçılığınızda, homofobinizde veya her nasıl insanları ayrıştrıyorsanız onda hırsızın hiç bir suçu yok. bu tamamen sizin kim olduğunuzla alakalı bir durum. bu arada dün akşamdan beri olan homofobinin eleştriyle bir alakası yok. dün akşamdan beri gökhan çıraya hakaret edilmek isteniyor. (hakareti hak edip hak etmediği konumun dışında.) ibne diyemediği için de hakaretini 1 paragrafa sığdırıyor. böylece homofobik hakaretler edip karşısındakinin canını yakmaya çalışıyor.

    buna olur veriyorsak yarın bir gün bir aspergerli sağ bek bizim sol kanat oyuncumuzla kavga ettiğinde de otizm ile dalga geçerek o sağ beki eleştirelim isterseniz. hiç hoşuma gitmeyen bir yaklaşım olacak sıradaki cümle ama... herkesin en az 1 özelliği dünyanı 1 veya daha fazla bölgesinde farklılıktır. dikkat edin de kimse sizin farklılığınızla dalga geçerek sizi eleştirmesin.

    normalde uzunca yazmayı planladığım hatta zaman bulursam bir iki makale karıştırmayı da planladığım (google scholar candır.) konu vardı ya. bir iki cahilce şey gördüm. dediğim gibi her ne kadar daha sonra üzerine yazmak istesem de kısaca üzerinden geçmezsem dayanamayacağım.

    cinsiyet ile cinsel yönelimleri bir değildir. 3 tane bu konuda örnek vereyim. bir transseksüel yanlış bedende doğmuş bir insandır. yani trans bir kadın karşımıza çıktığında karşımızda ne yazık ki erkek bedeninde doğmuş bir kadın vardır. bir kadın gibi düşünür, yaşar ve şanslıysa bedenini bir kadın bedenine çevirir. karşımızdaki bir kadındır artık. bir transseksüel kadınla beraber olmak sizi homoseksüel yapmaz. yada bir erkek kadın olduğu için homoseksüel olmaz. erkek vücudunda sıkışmış bir kadın erkeklerden hoşlanıyorsa aslında bir heteroseksüeldir. yada bir erkek vücudunda sıkışmış bir kadın kadınlardan hoşlanıyorsa transseksüel kadın olan bir lezbiyendir. bahsettiğim yazıyı yazabilirsem daha güzel örneklendiririm.

    aynı zamanda cinsel yönelimlerimizi de 2'ye bölebiliriz. biri fantezilerimizdir. herkesin de fantezileri vardır. diyelim karşı cinsin kıyafetlerini giyerek seks yapmayı merak ettiniz ve denediniz. bu bir fantezidir. bunun bdsmden veya ray charles eşliğinde sevişmekten bir farkı yok. ancak cinsel yönelimlerde estetik bir kaygı vardır. her insan bir miktar homoseksüel bir miktar heteroseksüeldir. çünkü her insan için bizim kafamızda estetik bir kod var. yani bir heteroseksüel erkek olarak kafamda becham'ın estetik bir karşılığı var. ancak bunun heteroseksüellik dışı bir yönelim olarak adlandırılması için başka bir şart var. bu estetik karşılık benim için kadınlardan çok daha fazla, yoğun ve bende yaratacağı libido karşılığı karşılık koymak istemeyeceğim ölçüdeyse ben artık bir heteroseksüel değilim. bitti, bu kadar basit. dediğim gibi bu konuda da daha ayrıntılı yazmayı planlıyorum ama şuanlık yeter zannediyorum.

    gelelim cahilce olduğunu düşündüğüm ve değinmek istediğim son şeye. bu hadiseler sapkınlık falan değildir. lütfen iki tane kendini bilen, oturmuş zihinlerin keyiflerini yaşamalarına sapkınlık demeyin. bu ayıp bir şey. insanlar senin benim galatasaray sevgimize sapkınlık diyor mu? deseler haklı olacaklar mı? bunlar insanların bireysel doğalarından, içlerinden gelen şeyler. seni düz bir heteroseksüel yapan sesin aynısı.
    bu tarz olgular çok eski hadiseler. 20. yüzyılda medyanın ve iletişimin artmasıyla bir birimizi daha çok görüyoruz o kadar. bir zaman tabulaşmış bu hadiselerinde kırılması da daha kolay oldu. oysa eskiden bu tarz konular da tabu falan değildi. özellikle bir yere yerleşmiş, ekonomik rahatlığını bulmuş toplumlarda özellikle homoseksüellik gayet makbul ve meşru bir şeydi. eski edebiyat hocam "edebiyatta güzel olan erkektir." demişti. bunun türkçe'si eski edebiyatta güzel olarak tasvir edilenin erkek olduğudur. hatta yanlış hatırlamıyorsam (bunu daha sonra kontrol edeceğim.) bu bahsettiğim toplumlar kadına dokunmayı sadece çocuk için mantıklı olduğunu, erkeklerle beraber olmanın çok daha makbul olduğunu düşünmüşlerdir. özetle bir başka deyişle kırılan tabuların oluşması da yeni bir durum. bu topraklarda dahi...

    edit: bir örnek daha vermek istiyorum. kimse siyahilere "sen siyahisin git top oynama." demiyor. sadece topu her aldıkların maymun sesi çıkartıyorlar. siyahiler de bununla yaşamayı öğrensin canım.
  • 13271
    entry silme algoritması aşırı manuel ve buna bağlı olarak sistemsiz olan sözlüğümüz. son dönemde fatih terim ile alakalı silinen entryler ve verilen cezalarda bariz tutarsızlık var.
    -geçmişte aysal/terim uyuşmazlığında terim için yazılanlar hala duruyor sözlükte, ama o derece hakaret içermeyen entryler bile siliniyor.
    -bugün bile daha ağır bazı entryler silinmezken bazıları silinebiliyor, kararlar anlık hissiyatlara göre alınıyor.
    -yani genel olarak terim eleştirileri siliniyor diyemeyiz ama daha ağırları dururken, bazı entrylerin silindikten sonra eleştiri dozu düşürülüp tekrar gönderilmesini bir inatlaşmaya çevirip ceza vermeyi anlamlandıramıyorum.
  • 13272
    en çok entry girilen 4. başlığa hala entry giren sözlük yazarları var. arkadaşlar yazmayın şu başlığa. bu sözlükte en çok entry girilen başlıklardan birisi olmasın artık. sessiz kalmamın sebebi umursamamam değil, başlığındaki entry sayısını artırmamak. moderasyon olsam komple bütün entryleri siler başlığı lağvederim. :(

    bazı başlıklarını sevemediğim sözlük.
  • 13273
    10 senedir yazar olarak bulunduğum ve bundan büyük keyif aldığım sözlük. beni az çok tanıyan da olmuştur bu 10 sene içerisinde, tanımayanlar da entry geçmişime göz atabilir. bu 10 sene içinde bu sözlükte her türlü düşüncenin, eleştirinin, bilginin ve mizahın olması gerektiğini savundum. bu sözlükte sporla ilgili olması koşuluyla bu belirttiklerimin hepsini yapın ama lütfen saçmalamayın. hele ki böyle zor gecelerde hiç yapmayın. direkt örnekle göstereceğim. ilgili entrymiz şu, (bkz: #2827565). yahu bu baya saçmalık. yani şu maçla makas göndermesi arasında nasıl bir bağlantı olabilir yaa. bunun altına ironik bir tepki entrysi girdim, moderasyon haklı olarak sildi. kurallara uygun bir entry değildi çünkü. sonra silen moderatörle konuştum. sonra fark ettim ki moderasyonun da işi çok zor oluyor böyle gecelerde. şimdi şu yukarıdaki saçma sapan yazılmış olan entryyi silseler hemen ağlamaya başlarlar "sözlükte fatih terim eleştirilmiyor" diye. alakası yok halbuki ki ben bu gece fatih terim'e eleştiri içeren en az 200 entry bulurum. en az bakın. yukarıdaki ise eleştiri desen eleştiri değil, mizah desen zerre komik değil. yani kusura bakmayın ama baya saçmalık bu başka bir şey değil. yarın oynanacak o maç ve ben yarın yine o başlığa tıklayacağım ve o saçmalıkla yüzleşeceğim. zorunda mıyım yahu? yani bakın istediğinizi yazın, istediğinizi en sert biçimde hatta mizah katarak da eleştirin ama tottenham-chelsea maç başlığında da başarısız bir fatih terim ironisi yapmayın yaa. lütfen diyorum sevgili renktaşlarım.

    edit: sakin kafayla düşününce üslubun biraz sert olduğunu fark ettim. biraz yumuşattım.
  • 13274
    2010dan beri okuduğum canım sözlüğüm. puan kaybettiğimiz maçlardan sonra yangın yerine dönüyor ama olsun yinede okumaktan ve yazmaktan son derece mutluyum. ekşi sözlüğe giriyorum birbirine küfreden hakaret eden insanlar, twittera giriyorum takipçi kasmak için popülizmin dibine vuran hesaplar, televizyonu açıyorum birbirine bağıra çağıra laf anlatamayan yorumcular, youtube a giriyorum abone kasmaya çalışan sözde tarafsız yorumcular. sadece burada nefes alabiliyorum. umarım buraya bişey olmaz.
App Store'dan indirin Google Play'den alın