• 26635
    tıpkı benim gibi, galatasaray sözlük yazarlarının da dikine, tempolu futbol oynamasını istediği takımdır.
    ilgili anket sonuçları: https://anketinho.com/2395/s

    öncelikle dikine, tempolu ve eforlu futbolun neden daha avantajlı olduğuyla bir girizgah yapmak istiyorum.
    1- ortalama üstü bir sistemle dahi türkiye'de çok ucuza, çok başarılı bir takım kurabilirsiniz çünkü rakiplerinizden biri sakat aboubakar'a kör kurşun atıyor, diğeri rogon menajerlik şirketi ile garip bir ilişki içerisinde, diğeri elindeki değeri zamanında göndermiyor, anadolu'da zaten tam bir kaos hakim. siz en azından vasat üzeri bir scouting-yetiştiricilik yapsanız bile bu sizi rakiplerinizden birkaç adım öne atıyor.

    2- bu futbol inanın çok ucuza oynanabilir.
    fede san emeterio ismini hiç duydunuz mu bilmiyorum. ispanya ligi'nde top oynayan, topla ilişkisi kısıtlı, inanılmaz tempolu bir oyuncu. pandeminin vurmadığı ekonomide bile bu adam 500.000 euro'ya transfer yaptı. aldığı maaşın da milyon euro dahi olduğunu sanmıyorum. avrupa'dan böyle çok örnek verilebilir. komşu yunanistan'da mady camara inanılmaz bir futbol oynuyor. olympiakos'un üç kuruşa bitirdiği bir transfer. ligimize dönelim, alassane ndao fatih karagümrük'e birkaç yüz bin euro'ya transfer oldu. 2020-2021 sezonu devre arası transfer döneminde ilgilendiğimiz youssouf ndayishimiye yeni malatyaspor'a 50 bin euro'ya transfer oldu. 50 bine aldığın adam her zaman böyle tutmaz ama emin olun 500 bine aldığın üç adamdan birini, ikisini tam on ikiden vurursun.

    3- avrupa'da ve yerel ligde aynı anda başarılı olmamızı sağlayabilir.
    bizim çok büyük bir problemimiz var. ligde oynadığımız on maçın sekizinde rakipler bize karşı kapanıyor. üstelik 2020 yılından itibaren ligimizde de altılı savunma hatlarını sık sık görmeye başladık. aşamıyoruz. biz ileri kamp kurdukça rakip de geriye kamp kuruyor. kayserispor 2020-2021 sezonunda bizden tek şutla puan aldı. tek şutla. rakip yarı sahaya yerleşiyoruz, haksızlık etmeyelim arda, feghouli, belhanda günündeyse o savunmayı kör topal açıyoruz. peki ya bu oyuncularla avrupa maçlarında ne yapabiliyoruz? 2020-2021 sezonunda rangers'a elendik işte.

    amrabat güzel bir örnek bu konuda. amrabat'ı hatırlayın, manchester united'ı tekme tokat sağdan soldan sürükleyen adam ligde vasatı aşamıyordu. problem amrabat'ta değildi. şunu göremiyoruz: atlet oyuncular kapalı savunmayı aşmakta problem yaşıyor, bu savunmaları aşabilenler de bize önde baskı kuran takımlara karşı yeterince çabuk olamıyor. lig ve avrupa'da aynı anda başarılı olmak işte bu nedenle "zor".

    bir de şöyle bir problemimiz var, biz atlet futbolcuları ligde kullanamıyor değiliz. şu hatayı yapıyoruz: atlet futbolculara da zorla topa sahip olma oyunu oynatıyoruz. bu takımda badou ndiaye ile rakibe sabahlara kadar pres yapmak, rakibin birinci ve ikinci bölgesinde kapılan topları bir, iki pas veya driblingle rakip kaleye gitmek yerine pas oyunu oynamaya kalktık.

    hocanın oynatmayı arzuladığı pas oyunu biraz tempo katıldığında futbolun doğrularından biri ama ligimizin ve ekonomik durumumuzun doğrusu değil.

    şimdi gelelim bu futbolun neden kolay olduğuna ve aslında kadromuzun bir-iki eklemeyle buna nasıl da güzel müsait olduğuna...

    ben bu tempolu oyunun 4-3-3 dizilişiyle oynanması gerektiğini düşünüyorum. burada kilit nokta, büyük yatırımın yapılacağı oyun kurucu sol/sağ iç oyuncusunu çok iyi seçmek. neyse, kadromuza dönelim. sadece bonservisi elimizde olan oyuncuları yazacağım. omar'ın geleceğini bilmiyoruz, konu dışı tutuyorum.

    muslera, okan kocuk, emre taşdemir, marcao, luyindama, taylan, ömer bayram, emre kılınç, oğulcan çağlayan, kerem aktürkoğlu, sekidika.

    aslında ana rotasyona ve ilk on bire on bir tane bu oyuna uygun futbolcu koyabiliyoruz. bize ilk on biri ve kulübeyi tamamlayacak on bir oyuncu lazım sadece. burada risk alıp bartuğ'a güvenmek, ali yavuz kol'dan vazgeçmemek gerekiyor. biri tuttuğu anda lazım olan oyuncu sayısı azalıyor çünkü.

    şuna karar vermeliyiz: dört, beş senede bir gelirleri temlikleyerek bir transfer sezonunda para gömmeyi, sonra borca borç eklemeyi mi istiyoruz yoksa sistemli bir şekilde borçları eriterek, iki senede bir değil de üç senede bir şampiyon olmayı, avrupa'da söz sahibi olmayı mı istiyoruz? yani ben bu sene falcao ve diagne ile, sonraki sezon eren derdiyok ile oynamak istemiyorum artık. biraz tahmin edilebilirlik istiyorum. bu sene luyindama var, seneye kaan ayhan olur diyebilmek istiyorum mesela. kaan ayhan'ı fırsat geldiği anda ucuza alacak ekonomik rahatlık olsun istiyorum. marcao giderse ne yaparız diye düşünmek istemiyorum.

    şöyle bir sıkıntı görüyorum bir de, tempolu oyun istesek de tempolu oyuna uygun olmayan futbolcular istiyoruz.
    artem dzyuba, jean michael seri, anastasios bakasetas ilk aklıma gelen, son zamanlarda istenen örnekler. dzyuba çok güçlüdür, gol becerisi yüksektir, ancak ben bu adamın son üç, dört yıldır pres yaptığını görmedim. bakın topu attınız, sizi ileride tutar. gol de atar. ama tempolu futbolda dzyuba'nın yeri biraz olsun dahi olamaz. mümkün değil. kör topal ilerleyen, parası olan ama futbol aklı olmayan bir takıma bugün alın gelsin derdim. çünkü ortalama bir takımı olduğundan iyi gösterir. gelene vurur, gelmeyeni getirmeye yardım eder. ama tempo yapması istenen bir takımda olmaz. seri'ye dönüyorum, tempolu bir takımda oynayacak ne sürati var, ne dribling becerisi var, ne de bunlardan tamamen feragat edilecek kadar net bir ayak kalitesi var. üstelik duran toplarda doğrudan eksi bir demek kendisi. savunma zaafiyeti de yaratacak. bakasetas'a çok kısa değineceğim, kendisinin olduğu takımla %60 topla oynar malatya deplasmanından 18 şut 6 kaleyi bulan şut 1 puanla evimize döneriz.

    yine de son zamanlarda çok güzel isimler görüyorum. örneğin deandre yedlin ismi beni çok heyecanlandırıyor. hele hele sağ kanat oyuncusunu biraz içeri sokup, sağda geniş bir koridor açabilirse oynayacağı takım, türkiye'de durdurulamaz bir kenar oyuncusu olur deandre yedlin.

    çok kısaca nasıl bir 4-3-3 oynanmasını arzuladığımdan bahsedeyim.
    https://i.galatasaray11.com/6y26lgev.jpg
    dikkatinizi çekti mi bilmem, sekidika sağda, sağ ayaklı bir futbolcu olmasına rağmen içeri girebiliyor. onyekuru zaten içeri giriyor. sağda sağ ayaklı oyuncunun içeri kat etmesini ben çok önemli buluyorum. oyuncu kullandığı asıl ayağıyla içeriye top da kesebilme imkanına sahip oluyor. bu size fazladan bir kaliteli yaratıcı getirmiş oluyor. içeri giren ön kenar oyuncuları atlet beklere bindirme imkanı sunuyor ki adı bizimle anılan deandre yedlin ve emre taşdemir bu oyuna uygun isimler. saracchi yazmıyorum çünkü bonservisi bizde değil ve alabileceğimizi düşünmüyorum. emre oynasın, sakatlanırsa zaten bu sezon elimiz mahkum saracchi'ye.

    sizleri bilemem ama ben bu entry'yi, bu oyuncuları, yapılabilecek transferleri yazarken heyecanlanıyorum. futbol adına, galatasaray'ın geleceği adına heyecanlanıyorum. falcao'nun şu ana kadar bize olan maliyetine hangi oyuncuları alabilirdik, kimler kimler gelirdi...

    sistemin oyuncuları parlatacağı, oyuncuların da sistemi çalışır tutacağı bir oyun kurmak cidden zor değil. plansızlığın hüküm sürdüğü ligimizde ortalama bir plan dahi bizi gerçekten öne atar. hocanın arzuladığı oyun belki dünya futbolunun ve iyi ekonomilerin gerçeğidir ama bizim takımımızın gerçeği bu değil. yüzlerce milyon euro borçtan bahsediyoruz. ben artık bağış kampanyaları, vergi afları, ffp konuşulsun istemiyorum.

    kadro kalitesi birçok yazarımıza yetersiz gelebilir ancak bu takımın oynayacağı tempolu futbol gerçekten izlemesi çok keyifli olur. üstelik kulübeden oyuna ilk katılacak isim kerem aktürkoğlu olacak, kendisi bu oyuna yatkın bir isim.

    yussuf poulsen'in almanya'ya gidişi bir milyon euro idi arkadaşlar. bir bakmışsınız bir milyon euro'ya değil de iki milyon euro'ya bir sezon sonra oğulcan kadar koşan, daha iyi bitirici bir forvet gelmiş. bir bakmışsınız taylan on beş milyon euro'ya transfer yapınca oraya bartuğ yerleşmiş, on beş milyon euro'ya da sağ içe daha kaliteli ve tempolu bir isim alınmış.
  • 26639
    senelerdir hep bir tarafı eksik bırakılan takımdır, kimse kusura bakmasın.

    anlamadığımız bir konu var, ısrarla anlamıyoruz. oyuncu satmamız gerek, oyuncu satmamız gerek, oyuncu satmamız gerek.

    kaç kere yazalım? hocanın eline vasat bir kadro verdik. adam 3 sezonun 2'sinde şampiyon oldu o vasat kadroyla. pandemi olmasa geçen yıl da olurdu hatta. şampiyon bir takımdan bahsediyoruz.

    hocanın yapması gereken nedir? şampiyon yapmak zaten o oyuncu grubu için en efektif pazarlama yöntemi, ama 3 yıldan fazladır uyuyor yönetimimiz. satması gereken, satabileceği yığınla oyuncu var. sadece menajerleri efektif kullanman gerek.

    diğer bir konu da gizlilik. dünya üzerinde transferleri, gerçek haberlerle bu kadar ayyuka çıkan bir takım var mıdır bilemiyorum. bu dönemde fatih terim söyledi zaten dönen isimleri ama, hocayı suçlamak abesle iştigal. nedir bu medyaya servis ısrarı? her transferimiz bir yılan hikayesi. ailesini istanbul'a gönderen onyekuru için bile 20 gün bekliyoruz. bu kadar zor mu abicim ketum olmak, napıyosunuz her kararda birini arayıp "kanka biliyo musun şunları konuştuk" demeden duramıyo musunuz allah aşkına? gidin dedikodu yapabileceğiniz başka ortamlar bulun, bu kadar taraftarın sağlığıyla oynayacağınıza kendi sağlınızla oynayın sadece.

    yahu, bi ünal aysal dönemini düşünün. yatırım yapmadan başarılı olamazsın, başarılı olmadan para gelmez abicim bu kadar basit. sanki şımarıklıkla istiyor hoca irfan can'ı falan. kendisini ispatlamak zorunda olan bi hoca olsa anlayacağım da, bak senaryo çok net:

    -vasatın üstünde, iyi sayılabilecek bir kadro verirsen adam ligi domine edecek, şu haliyle bizi yarışta tutuyor zaten.
    -ligi domine ederse sen şampiyonlar ligi'nden gelir alabileceksin.
    -ffp bitiyor, şampiyonlar ligi geliriyle birlikte kadroyu daha da rekabetçi hale getirebileceksin.
    -adama iyi sayılabilecek bir kadro verirsen şampiyonlar ligi'nde çeyrek final görebilirsin, 1 tane oyuncuyu 5m euro'ya satıcaz diye göbeğimiz çatlarken, totalde minimumda 30 milyon euroluk bir gelir kapısı açma olasılığın var.

    hatırlayın ünal aysal'ın ilk dönemini. yapılan harcama 23.60m euro idi ilk yaz döneminde, üstelik 15 m euro'luk oyuncu satmıştık. yani sadece 7 milyon euro eksiye düşerek, bi önceki sezon 8. olan takım 2 sene içinde şampiyonlar ligi çeyrek finali oynadı ve real madrid'in sami yen'de bacaklarını titretti.

    istediğimiz şey yalnızca bunu yapabilmeniz.
  • 26640
    galatasaray futbol takımı açısından ilginç bir durumdan bahsedeceğim.

    öncelikle büyüye inanır mısınız inanmaz mısınız sizin taktirinize kalmış. inanmayanlara da saygı duyuyorum ama benim bu konudaki inancım şu. büyü vardır ama çok nadir insanların yapabileceği bir şeydir. büyücüyüm diye ortalıkta gezenlerin %99’u sahtekardır.

    büyülerin iki özelliği vardır: birincisi gerçekten de adeta zaman ve mekanı bükerek amaca kısa sireli de olsa ulaşılabilir. ikincisi ise evren’in kendini dizeltme ve yenileme gücü muhteşem olduğundan evren sonunda kendisini bükenleri perişan eder. yani her büyücünün ve büyü yaptıranın sonu hüsran olur.

    şimdi gelelim büyünün galatasaray ile ilgisine;

    2019/2020 sezonunun pandemi sonrası oynadığımız rize maçında;

    -muslera’nın ayağı kırıldı.
    -andone’nin çarpraz bağı koptu.
    -adem büyük kırmızı kart gördü.

    bununla da kalınmadı, daha öncesinde;

    -emre akbaba’nın iki kez ayağı kırıldı,
    -luyindama biri çarpraz bağ olmak üzere iki kez önemli sakatlık yaşadı.
    -falcao sakatlık üzerine sakatlık yaşadı
    -en sonunda da şeytanın bile aklına gelmeyecek şekilde omar yaralandı.

    saracci, feg ve diğerlerinin yaşadığı adale sakatlıklarını saymıyorum çünkü onları normal sayıyorum ki her takımda bu tür sakatlıklar oluyor. ancak şu yukarıda saydığım şekilde sakatlık yaşayan dünya’da başka bir takım var mıdır bilmiyorum.

    bunları düşününce aklıma şu geliyor; acaba bunlar normal mi yoksa bir takım hainler büyü mü yaptı/yapıyor. daha sonra da hadi be kardeşim geç bunları diye kendimi susturuyorum. yani anlayacağınız bir ikilem içindeyim.

    bu kadar talihsizlik, bu kadar sakatlık normal mi sorusuna cevabım kesinlikle hayır. e o zaman bu anormallik nereden kaynaklanıyor diye soruyorum cevap bulamıyorum.

    yani diyeceğim şu ki; bu ali koç geldikten sonra olmayacak şeyler oluyor.

    bilemiyorum altan.
  • 26641
    (bkz: 2020-2021 sezonu ara transfer dönemi) takımızla adı anılan oyuncuların eksiksiz olarak gelmesi durumunda garip bir kadro yapısına bölüneceğini ve hocanın hiç alışık olmadığı bir kadro derinliğine sahip olacağını düşünüyorum. bu aslında iyi bir şey gibi görünse de fatih hocamın takımın başına geldiği günden beri tüm rotasyon 11 ile 14 kişi arasında değişmekte olup hoca bu oyunculardan tam verimi alıp, oyunu ezberletip sonuca gitmeye çalışmıştı. bu kadar kalabalık bir kadroda herkesten nasıl yararlanılacak çok merak ediyorum. fatih hocama sonuna kadar güveniyorum ama onunda alışık olmadığı bir durumun içine giriyoruz. bu süreç 6 ay sürecek sonra takımımızdan ayrılacak oyuncular nedeniyle bu transferleri yapmak zorunlu oldu ama bu 6 ay sonunda şampiyon olmamızı çok zor görüyorum. açıklamak gerekirse:

    -orta sahada taylanı yedekleyecek bir oyuncuya ihtiyacımız vardı, ayrıca işin savunma kısmına gerçekten yardım edebilecek bir 6 numara da gerekiyordu. * bu tanıma uyuyor ve genç oyuncu, son 1 senede çok hızlı gelişmiş, gelişimine ket vurmamak adına oynatmamız gerekiyor, ki gelse oynatacağımızı düşünüyorum. bu isim kafamda ve hocanın kafasında tamam, ama gelelim 8 numara mevkisine.

    -şu anki takımızda taylanın önünde 2 tane 8 numara ile oynuyoruz. bunlar: feghouili, belhanda, emre akbaba, emre kılınç, ömer bayram, etobo. ömer bayram, etobo ve emre akbaba burada dışarıda kalabilir. feghouili, belhanda ve emre kılınç savunma anlamında hiç olmasa da gayet güzel 2 li oynuyorlardı, ikili oynadıklarında hücümda iyi, savunmada kötü bir takım oluyor, üzerimize gelmek isteyen tüm takımlara direnç koyamıyor ve her maç gol yiyebilecek durumlara geliyoruz. 2-0 öne geçsek bile bu maç acaba döner mi diye düşünüyoruz. bunun önüne geçmek için ndayishimiye bu ikiliden birini oynayabilir mi? emin değilim. feghouili yada belhandayı kessek aynı hücüm katkısını alır mıyız? ondanda emin değiliz. bunun yanında birde irfancan istiyoruz, bu zaman belhanda, feguili ve emre kılınç komple kesip yeni bir orta saha düzeni kuracağız. irfancan belhanda kadar da defans katkısı vermeyecek dolayısı ile yanında bir ndayishimiye olmak zorunda. tüm hücum gücünü irfan üzerine yıkacağız. yedek bekleyen belhanda, emre , feghouili oynamadıkça form kaybedecek buda kesin.

    -sağ açık olarak ogulcan temposuyla fark yaratsa da oraya feghouili yazalım desek temposu yetersiz, ayrıca şu aralar sık sakatlanıyor, emre kılınç kesinlikle kanatta merkeze göre çok daha verimsiz, ogulcanın bekini kovalaması bile onu 1 adım öne atıyor. orada da bir kalabalık oluşmuş oluyor. sol açık tarafına arda-onyekuru ikilisi 2 farklı oyunu oynatabilecek, arkalarından gelen kerem vaadettikleri açısından o mevkiyi çok zengin kılıyor. babeli artık santrafor yazdığımıza göre gelelim santrafora.

    -santraforlarda ise 1 kişilik pozisyon için inanılmaz pahalı ve birbirleri ile hiç alakası olmayan birsürü oyuncumuz var, ***** bu rotasyona 3 kişi yeterli hem çok pahalı bir santrafor hattı var, bu isimlerle devam edeceksek belki 2 oyuncu ile götüreceğimiz mevki için anlamsız bir kalabalık görüyorum. bu kadar yıldız oyuncuyu idare etmesi zaten zor, ayrıca her biri birbirinden farklı oyuncular için bir oyun planı kurmakta zor. babel daha farklı oynar, halil daha farklı bir oyunun parçası, diagne poacher, falcao fox in the box, mısırlı çocuguda dominant santrafor diye alıyoruz ama oynayınca göreceğiz. burada bir an önce satış yapmak gerekiyor çok acil, tıpkı 8 numaradaki bolluk için satış yapmamız gerektiği gibi.

    savunma hattına gelince bizimle ismi anılan amerikalı sağ bek * omarın beklenmedik ve çok üzücü sakatlığı sonrası zaten bir transferi zorunlu hale getirdi, ve bu transfere çok hazırlıksız yakalandık, fırsat transferleri arasında kim öne çıkıyorsa ben okeyım, kimseye de kızacak değilim. stoper rotasyonumuz gayet güzel, muslera döndü, zaten pozisyon versekte az gol yiyen bir takımız, doğru bir kurguyla bambaşka bir takım olabiliriz ancak fazla şişkin mevkiler var bu mevkiler takım olmamızın da önüne geçiyor, hem de bu ekonomik zorlukta bonservis gelirine ve maaş bütçesini düşürmeye ekmek gibi su gibi muhtacız, santrafor mevkisinde 2 isim, orta sahada 1 isim bonservis getirerek giderse bu isimlerin hepsi gelebilir, diğer türlü irfan ve mısırlı santraforu malesef fazlalık buluyorum.