• 23451
    her ne kadar oldukça başarısız bir şampiyonlar ligi serüveni olsa da ligde şampiyonluk potasından çok uzaklaşmamış olması özellikle ligin ikinci yarısı için istemsiz bir şekilde umut ışığı yakıyor.
    geçtiğimiz senelere nazaran kadro derinliğinin bulunması, 4-5 haftalık periyodun nispeten kolay ve sancısız geçebilecek olması ve devre arası yapılacak transferlerle mayıs ayında ipi göğüslememiz içten bile değil.
    kaldı ki devre arası kampı ile takımın kondisyon seviyesinin yukarıya çekilme ihtimali ve bir iki formsuz oyuncunun (bkz. feghouli, bkz. babel bkz. belhanda bkz. falcao) forma girmesi ile ikinci devre bu devrenin tam tersi şekilde gideceği izlenimini yaratıyor.
    bir de bunlara ek olarak beklenildiği şekilde gelirse linnes ve emre akbaba'dan performans alınırsa bu oyuncular yeni transfer gibi takıma etki de edebilir.

    tüm bunlara ek olarak bu takımın kalesinde muslera ve kulübesinde de ligin final haftalarını mükemmele yakın oynayan imparator var.
  • 23452
    bu yıla kadar deplasman maçları zor geçiyor diye sürekli dile getiriyorduk sağolsun takım da bunu kanıtlar nitelikte oyun sergiliyordu. artık deplasmanı geçtim ev sahibi olduğumuz maçlar bile bizim için çok zor geçiyor. hatta ev sahibi olduğumuz maçlarda puan kaybetmeme serimiz bile bu yıl son buldu. iki yıldır şampiyonlar ligi'nde en az koşan takımız. slavia prag teknik direktörü bizden yetenekli takımların olduğu zor bir gruba düştüğümüzü biliyorduk ve bunun için savaşmamız gerekiyordu diyor. barcelona'ya karşı 119 km koştuk onlara alan vermedik diyor.

    ben bizim takım adına iki yıldır bir gelişim görmüyorum hatta daha da geriye giden bir oyun yapısı var. anamızın ligi dediğimiz ligimizin de gerçekten ne kadar kalitesiz bir lig olduğunu bir kez daha görmüş olduk. ocak transferleri ile belki yine şampiyon olunabilir ama şampiyonlar liginde bu kafa ve düzen ile yine 8 yemeyelim diye dua ederek, gözümüz sol üstteki dakika kısmında maç izleriz.
  • 23455
    artık mesele sadece ligde şampiyon olalım şampiyonlar liginden ayak bastı parasını alalım falan olmamalı. eğer bir organizasyona katılıyorsan oraya ayak uydurmanı beklerler. biz kaç senedir rakipler için antreman maçı yapıyoruz şampiyonlar liginde. rakip takımlar oyuncuları moral bulsun diye bizimle aynı gruba düşmek istiyor. bu hale geldik.
    ligde şampiyon olmak için devre arası 3 transfer yaparsın bireysel beceriyle (geçen sene muslera, feghouli, onyekuru ile olduğu gibi) şampiyon olursun. sonra yazın yine ffp den dem vurup yüksek maaşlı bireysel beceriye dayalı bir takım kurup şampiyonlar liginde rezil olursun. bu döngü böyle devam edip gider. oynayanlara da oynatanlara da yazıklar olsun.
  • 23456
    yazılacak elbet çok şey var bizim kafamızda dönen tilkiler kadar hocanın da kafasında belki misliyle tilki dönüyor. takımın ana problemi statiklik bunda hem fikiriz ve aynı zamanda sorumluluk alma çabası gösteren bir allahın kulu yok. öyle ki dün eksik yakaladığımız psg savunmasını 2-3 akıllı pasla üzebilirdik ancak sezonun geri kalanında olduğu gibi oyuncularımız geriye doğru paslaştı rakip yerleşti derken yine aynı tas aynı hamam. oyuncuların üzerinde büyük psikolojik sorun olduğunu düşünüyorum inanılmaz korkak oynuyorlar, öyle korkak ki ara pası atmayı deneyen dahi yok herkes olduğu yerde sabit ayağına pas istiyor ver kaç denemesi zaten hak getire. bu yangından nasıl çıkacağımıza dair herkesin bi fikri var elbet ama bu noktada hoca değişikliği bizi daha kötü bi girdaba sürükler o girdaptan çıkaran tek isim de zaten şuan takımın başında. hoca macera aramayı bırakıp bildiği en iyi işe geçiş oyununa dönmesi ve buna uygun oyuncu istemesi lazım. bence sezon hala bitmiş değil hocaya güveniyorum bu işin altından kalkacağını da biliyorum.
  • 23457
    makasın açıldığını ve şampiyonlar ligi şampiyonluğunun (en azından kısa ve orta vadede) hayal olduğunu kabul etmekle birlikte; potansiyeli itibariyle hak ettiği yerin de bu olduğuna kesinlikle inanmadığım takım. (bunu bu sezonki takımı kastederek değil, genel anlamıyla galatasaray spor kulübü'nün futbol branşını kastederek söylüyorum).

    genel itibariyle galatasaray futbol takımı düzenli olarak her sene şampiyonlar ligi'ne katılmayı hedefleyen (doğrudan veya önelemeli fark etmez), katıldığı sezonlarda en azından 2-3 senede bir gruptan çıkıp çeyrek final görmeyi hedeflemesi gereken, bunun dışında gruptan çıkamadığı (veya şampiyonlar ligi'ne katılamadığı) sezonlarda ise avrupa ligi şampiyonluğunu hedef alarak bu turnuvada en az yarı final oynaması gereken bir takım olmalıdır. bu süre boyunca avrupa ligi'nde atlanacak bir tur, alınacak bir galibiyet bile çok kıymetlidir ve küçümseme lüksümüz yoktur. bu takımın düzenli olarak bulunması gereken seviye budur.

    eğer bunu düzenli olarak en az 10 seneye yakın bir süre sürdürebilirsek (ve bu sırada yapacağımız akıllıca altyapı yatırımları ve genç oyuncu transferleri ile) o makasın tamamen değilse bile kısmen kapanacağını ve 5-6 senede bir de olsa ara ara şampiyonlar ligi yarı finalleri ve avrupa ligi şampiyonlukları görmeye başladığımıza şahit oluruz. bu düzeni de bir 20 sene sürdürmeyi başarırsak iyi bir kadro ve sinerji yakaladığımız sezonlarda şampiyonlar ligi şampiyonluğu görmemiz imkansız değil bence. eskiden, henüz o meşhur makas bu kadar açılmamışken birkaç senelik bir planlı hareketle 4-5 sene içerisinde bu hedefe ulaşmak mümkündü (geçmişteki porto, monaco örnekleri, hatta 1996-2000 arası galatasaray'ı örneğindeki gibi), şimdi ise biraz daha fazla istikrarla da olsa bunu başarmak hala mümkün. gelgelelim bizim kulüpte (hatta yaşadığımız ülkede) bu kadar uzun süre planlı çalışabilecek bir irade var mı, o konuda çok umutsuzum.
  • 23458
    kadro planlaması kendimi bildiğim bileli yanlış yapılmış takımımız. elbette istisnaları mevcut 2011-2012 kadrosu gibi. dünyadaki birçok takım sistemini, felsefesini oluşturur ve kadrosunu bu sisteme göre oluşturur. buna en temel örnekler ajax, porto, benfica gibi kulüplerdir. biz ise daha önceki kariyerinde bir şeylerin ucundan tutmuş nerede adam varsa getirip topluyoruz takıma. ya tutarsa misali birlikte oynayabilmeleri için en az ikinci yarıyı beklemeye koyuluyoruz sonra. sistem ve felsefe denilen kavramlardan yöneticilerimiz ve teknik kadromuz habersiz. bizim bu noktada bir devrim gerçekleştirmemiz gerekiyor ancak nasıl ?

    tüm takımı yaşlılardan oluşturmamakla işe başlamamız gerekiyor diye düşünüyorum. tamam falcao olsun veya tecrübeli birkaç oyuncu olsun ama hepsinde tecrübe aranmamalı. bizim basit işleri yapacak, burnunu kaf dağında görmeyecek, kendisini geliştirmeye müsait oyunculara ihtiyacımız var. sezon başından beri marcao hata yapıyor ancak kimse mariano muamelesi yapmadı ona henüz. bunun temel nedeni genç ve gelişime müsait olması. bu mihvalde bizim kadro planlamamızı gözden geçirmemiz elzemdir.
  • 23460
    ocak ayından sonra yaş ortalamasının düşeceğini ve gereksiz oyuncuların maaşlarıyla beraber gönderileceğini düşündüğüm takım. mayıs ayında şampiyon olmak için transfer planlamalarının aylar öncesinde başladığını temenni ediyor ve buna göre alınacak ve satılacak oyuncularla çoktan anlaşıldığını umuyorum. doğru kadro planlaması her mevkide nitelikli ve yetenekli oyuncu gruplarının olduğu bir takımın bu mayıs ayında da şampiyon olmama ihtimali yok. yeter ki üstüne geçirdiği formanın hakkını verecek özelliklere özellikle hırsa sahip olsun. 2011/2012 sezonundaki takım hırsını yakalamak hiç zor değil.
  • 23461
    avrupada rakiplerini sahayı dar eden takımdan aman ligde şampiyon olup avrupada da ayak bastı parası alır, yakalarsak 2-3 puan alır, averaj takımı olur geri döneriz kafasında olduğu sürece bir yol olmayacak takımdır. bu mentalite aslında ilk başta nekadar hoş gelsede bir süre sonra sizin vizyonunuzu minnacık yapmaya mahalenizde ki şampiyonluklarla mutlu olmaya itecekdir. bir adım sonrası ise 80 öncesine dönmek olcaktır. yanlış hatırlamıyorsam eski wembleye türk milli takım otobusu geldiginde abdulkerim durmaz otobusden inip stada kosar adım gitmiş, sebebi ise wembleye ilk ayak basan türk futbolcu olmakmış. bizimde durumumuz bu gidişle ona dönecek diye ödüm kopuyor. çünkü şampiyonlar liginde son 35 maçta 2 galibiyet , 6 maç sonunda 13 isabetli şut 1 gol atan takım haline dönüşen takım ligde 68defa üst üste şampiyon olsun değeri yoktur. çünkü bizim mottomuz türk olmayan takımları yenmek, yenemedin mi ozamanda ingilizler gibi birlikte oynamak. ama son 2 senede bunların çok uzağındayız.

    olay makas falan değil. kimse makas demesin avrupada makas vardıda nerdeyse as oyuncularının girdigi son dakiklarına 10 kişi kalmış rakibine kendi sahanda 2-0 yenilmek hemde o takımın tuzlaspor olması için makasa biçer dövere gerek yok sanırım.

    bu takım çalıştırılmıyor. çok acık belli. ya bırak birlikte oynamayı taç atmayı bile bilmiyorlar. lige göre uzun oyuncu grubumuz var kornerden golumuz yok. takım korner calısmıyor. pas oyunu diyoruz. tamamen memurlar.net'den toplanmış memur abilerimizin pazartesi 10-11 halı saha macındaki gibi "beyler paslı oynuyoruz" mottosuyla oynanan maclar. oradada yaratıcılıkdan uzak sadece yana geriye pas yaparak barcelona oldugunu sanan bir grup memur abimiz ile bizim hocamızın oynattıgı futbol arasında fark yok. asagı yukarı kimi futbolcular 2 senedir, bazı grup ise 7-8 aydır birlikte oynamasına rağmen okadar birbirlerinden bir haberdarlar ki anlatılmaz.

    bunun sorumlusu yuzde yuz hocadır. nasıl basarıyı hocaya yazıyorsak bu basarısızlıgıda hocaya yazmamız lazım. ama hoca ya durumun farkında değil yada komik olmayan bir birol güven dizisi karakteri gibi davranıyor bilinmez memnun gozukuyor. yuzumuze baka baka yalan soyluyor. nesteri vuramıyor. aman feghuli, belhanda kızmasın diye rezil oynamalarına ragmen cak yapmak icin kendi alanından futbolcunun ayagına gidiyor. ki bu adam ellen roadda emre kırmızı kart gördü diye nerdeyse 35.000 insan önünde emreyi dövecekti.

    bilemiyorum. ama ne olursa olsun ümid varmı bence yok. bu sene böyle geçer belki şampiyon oluruz. olduktan sonra imparator ulan der arkadaslar ama yemisim sampiyonlugu tekrardan diyorum 6 maçtan sonra 1 gol atmış 13 isabetli şut cekmissek türkiyede ki bütün kupalar içimdeki acıyı söndürmez.
  • 23462
    6 yaşında ali sami yen'de başlayan, 36 yaşımda hala aynı aşk ve hislerle büyüyerek devam eden, sporun her alanında olan, kuruluş maksadı "ingilizler gibi toplu bir halde oynamak, bir renge ve bir isme malik olmak ve türk olmayan takımları yenmek." olan medar-ı iftiharımız, canımız, ciğerimiz, sevdamız. müzesinde uefa ve süper kupası olan ilk ve tek türk takımı olan fakat bu sene kuruluş amacından uzaklaşan bir tanemiz.

    ilk çaylak yazımın en doğru başlığı burası. çünkü bu sene de tribünden her maçına gidip yer yer üzülüp, yer yer sevindik ve anlatmak istediğim içimi dökmek istediğim çok şey var. bu sene ki sorun bir kaç başlıkta*** toplanıyor hep. o yüzden üzerime vazife olmamasına rağmen 30 yıllık bu armaya gönül vermiş, yeri gelmiş çocukluğumda göz yaşı dökmüş biri olarak bu sene çok üzüldüğümü söylemeliyim.(bkz: 26 kasım 2019 galatasaray club brugge maçı)

    sorun kötü oynamak, son dakika goller yemek, 5-0 6-0 maç bitirmek değil. ilk kez kötü oynayıp farklı mağlup olmuyoruz ama ilk kez uzun zamandır bu kadar bitik, isteksiz, vurdumduymaz, güçsüz ve en kötüsü kabullenmiş duruyoruz. bazen maç sırasında kulübeye bakınca fatih hocamı kenarda kolları havada kızarken görüyorum ama kızmanın çözüm olmadığını en iyi kendisi biliyor. 4-4-2/ 4-3-3/ 3-5-2 bunların hepsi rakamlardan ibaret. hocam bu ara hep ocak ayını işaret ediyor ama bence bu sefer hatayı biraz da kendinde aramalı. istediği pas oyunu ise buna uygun profilde oyuncular seçmeliydi. şimdi ne yazık ki beklentiler örtüşmediğinde eleştiri kaçınılmaz oluyor.

    futbolculara gelince, nando*, lemina, ömer, boss*, biraz marcao, andone, haricinde efor sarf eden, kedini futbola veren adam yok gibi. neden böyle oldu? nasıl bu hale gelindi? bu futbolcular bu kadar mı yeteneksiz? muslera, lemina her maç isyanda. çözüm bende değil ama bu mental bir sorun bence.

    çevresel faktörlerin başında taraftar geliyor bu sene. bu sene de içerideki her maça gittim sadece kupa maçına saati dolayısıyla yetişemedim. inanın ben ve arkadaşlarım kendi adımıza her şeyi yaptık ama diğer susan taraftarı da anlıyorum. bizler futbolcuları "sahadaki biz"; futbolcularda taraftarı "arkalarındaki itici güç" olarak görmeye alıştık ve umarsız hallerini, bitik ruhlarını görünce insanların içindeki şevki alıp götürüyor.

    ama anlamadığım tek şey; bu taraftar kendi oyuncusunu ne zaman ıslıklamaya, küfür etmeye, bela okumaya başladı? arka sıramda oturan bir arkadaşın maç boyu hem skor hem de oyun olarak iyiyken küfür etmesiyle anladım ki profil çok değişti. bu sene özellikle içerideki brugge maçından sonra büyük bir yıkım oldu iki tarafta da ve bu gerilen ipleri kopardı. üzerine belhanda meselesi, linnes'in durumu, takımın yaşı, falcao'nun sakatlığı, federasyonun tavrı, ali koç-fatih terim derken ipin ucu kaçtı ve en büyük mottolarımızdan biri olan "konsantrasyon" gitti. arkası zaten çorap söküğü gibi geldi ve o günden bu yana ali koç'un ağzını bıçak açmıyor, herkes suspus. biz aramızdaki bağı kopardık takımımızla farkında olmadan evet haklıyız belki de en haklı biziz ama bu kadar uzak durmamalıydık.

    sözün özü bu gidişat elbet düzelir, elbet herşey daha iyi olur ama ders çıkarmak lazım. özümüze dönmek lazım. altyapısı en kuvvetli takımların başındayız. buna eğilmeliyiz, yerli ya da yabancı önemli değil ama genç oyunculardan kurulu, istekli, arzulu, koşan, isteyen bir kadro ile yapılanmalıyız. bu taraftar acımasız doğru ama gençlere karşı her zaman töleranslı davranmıştır. tölerans göstermeyen 18 yaşındaki ateş parçalarını desteklemeyen adamın kimse kusura bakmasın ama tribünde yeri yoktur. ama ne olursa olsun bizler yine burada, yanında, tribünde hep destek olacağız.
  • 23463
    bu sene ortaya konan futbol ve sergilenen ruhsuzluk ile bizleri fazlası ile üzen takımımız.
    aslında hazırlık maçlarından beri kötü sinyaller vardı ve bir türlü düzelme olmadi. transfer dönemi bitimi kadronun çok kaliteli olduğunu ve ligi rahatlıkla domine edecegemizi düşünüyordum ancak oyuncularin ve hocanın performansı hayal kırıklığına uğrattı. ilk yarı özelinde en önemli eksiklik hızlı kenar oyuncuları olmaması oldu. seri ve nzonzi gibi kariyerli isimler beklentinin çok altında kaldı, falcao sakatlığı ile nerdeyse katkı vermedi, umutlu olduğumuz andone şansız bir sakatlık geçirdi, babel her geçen gün geriye giden bir çizgi geçirdi. avrupadan elenme sonrası ve sakatların dönmesi, doğru transfer hamleleri ile düzeleceğini umdugum takımımdır.
  • 23465
    2019 2020 kış transfer dönemini hızlı bir şekilde atlatıp, sezonun ikinci yarısında yeniden umutlarımızı tazeleyecek olan biricik aşkımız.

    ara transfer döneminde futbolcuları sona bırakmadan hızlı bir şekilde satıp, almamız lazım. zaten şu ocağa kadar sağ salim, kayıpsız atlatsak devamı gelecek. falcao forma girecek emre akbaba ve linnes geri dönecek, birde sol bek ve sol kanat transferiyle, en azından bu mevkilere transfer yapsak iyi olur, lige tabiri caizse geri döneceğiz.

    kalan maçlarımızda da galibiyet serisi yakalarsak, motivasyon olarak da çok üste çıkacağız. e beşiktaş havaya girdi, fener zaten balon top falan oynamıyor, sivasla trabzon bir yerden sonra takılır, başakşehir taraftar baskısından dolayı kaldıramaz, o zaman tekrardan yüksek bir sesle
    mayıslar bizimdir!
  • 23466
    en büyük sorunu, teknik ekip yetersizliği olan takımdır. işin sahadaki taktik kısmına gelmeden, sadece fizik kondisyon antrenmanları bile son derece yetersiz olmalı ki, takım koşu mesafelerinde hep rakiplerinin gerisinde kalıyor. fizik olarak gelişme gösteren tek bir futbolcu dahi yok. mücadele gücü oldukça düşük.
    taktik konusu ise başlıbaşına bir problem. kapanan hiçbir takımı açacak planımız yokken, kontra atak yapacak, hızlı hücum yapacak herhangi bir planımız da yok. set oyunumuz yok, kanat oyunumuz yok, pres yapma düzenimiz yok. top kapamıyoruz, kaptığımız nadir durumlarda ise, topu nasıl kullanacağımızı bile bilmiyoruz. hepsini geçelim bir tek duran top taktiğimiz dahi yok. sahada kimse ne yapacağını bilmiyor ve dahi ne yapması gerektiğini bile bilen yok. herkes en yakınındaki adama pas versin, bir şekilde kaleye gider, golü atarız diye oynuyoruz. sonuç ise ortada. tam bir fiyasko, bir rezalet.
    uzun lafın kısası, bu teknik kadro a'dan z'ye değişmediği sürece, sayısız transfer de yapsak hiçbir şey değişmeyecek. hakkımızda hayırlısı.
  • 23467
    bir şampiyonlar ligi serüvenini daha büyük bir hüsranla geride bırakan takım, takımım.

    dünyanın en statik futbolunu oynuyoruz. topla buluşan oyuncular langırt gibi sadece yan yan hareket ediyor. bu akımın en büyük temsilcisi aslında en hareketli olması gereken sağ bekimiz mariano. grup aşamalarının toplam istatistiklerini henüz incelemedim, ama muhtemelen bütün olumsuz ofans istatikleriyle beraber muhtemelen en düşük koşu mesafesine sahip 3 takımdan biriyizdir.

    sakatlıklar, formsuzluklar, ffp hepsine tamam. ama sahadaki hiç kimsede o çabayı görememek bizi her şeyden çok üzüyor. hiçbir şey bilmiyorsan ciğerin patlayana kadar koş, ama o da yok. e zaten yaratıcılıkta da sıkıntın var. o zaman ne işe yarıyor bu oyuncu grubu? makas açıldı diyoruz da bizim yarı bütçemizdeki takımlar bile hiçbir şey beceremediyse hiç değilse köpek gibi koştu. bizden de çok atakları var ha yanlış olmasın.

    şimdi yine ocak ayını bekliyoruz. hesapta yine 7-8 oyuncu gönderip bir o kadar oyuncu getirmek var. bu mali şartlarda nasıl olacak bilmiyorum, ama diyelim ki oldu. bu zihniyetle daha nereye kadar devam edebiliriz? her transfer döneminde en az 5er değişiklikle bu değirmeni daha nereye kadar çevirebiliriz? eldeki mevcutların yaşlanmasını bir kenara bıraktım. aldığımız oyuncuların çoğu 30+ yaşında. takımda en az 10 oyuncu son büyük kontratını yapmış durumda. yani bunlardan kayda değer bonservis kazanmak mümkün değil. hatta çoğu kontrat bitimi serbest oyuncu olarak gidecek.

    altyapı desen iyi ihtimalle 5 senede bir oyuncu çıkıyor. her sene en kötü ihtimalle bir rotasyon oyuncusu çıkarman lazım ki yedek oyuncu için boş yere para harcamak zorunda kalmayasın. o da yok?

    nasıl olacak bilmiyorum ama çok büyük problemlerimiz var. 2 sene önce beşiktaş'ın düştüğü hataya biz de düştük. hem de göz göre göre.
  • 23468
    birbirine hiç uyumlu olmayan futbolculardan kurulu futbol takımımız. hani puzzle yaparken şekillerden ve renklerden ip ucu bularak parçaları birleştirir ve tamamlarsınız. bu uyum bizim takımımızda hiç yok. belki kağıt üzerinde isim bazında iyi futbolcularımız var. fakat birbirini tamamlamayan, çok güzel ama uyumsuz puzzle parçaları gibi. bunda fatih terim'in de payı olduğunu düşünüyorum. bütün transferler senin onayınla oldu hocam. bir zahmet vasat da olsa bir takım yarat hocam. ayrıca bu takımın antrenman sertliğinin de olmadığını düşünüyorum. antrenmanlar miş gibi yapılıyor sanki. maç içerisinde her futbolcumuzun sarı kartı varmış da ikinci sarıyı yememek için sertlik göstermiyor, mücadele etmiyor gibi.
  • 23469
    benim gibi pek çok taraftarın kimliğinin bir parçası olmuş futbol takımı. örneğin, anadolu’nun ücra bir kasabasında doğup babası sıkı fenerbahçeli bir çocuk olarak büyümüş olan benim için galatasaray futbol takımı, kendimi ait hissettiğim bir topluluğu belirtiyordu. avrupa’nın büyük takımlarıyla dişe diş yarışıyor, belki batı’nın gücü karşısındaki göreli eksikliğimizi denkleştirerek çocukça gururumu okşuyordu.

    bu bakımdan, bu yılki sonuçlar bizleri çok üzdü. hele, görünürde iyi olan bir sürü futbolcuyu takıma kattığımız bir transfer döneminden ve başımızda takımın başarılarının en önemlilerinin mimarı var diye kapıldığımız beklentilerden sonra.

    ancak, bu durumdan kendi adıma bir sonuç da çıkarmaya çalıştığımda şunu görüyorum. taraftar, futbol bilgisi bakımından güvenilir bir kaynak değil. on yıla yakındır bu sözlüğü izliyor, neredeyse her gün belirli başlıkları okuyorum. bizler heyecanlı takipçileriz. şimdiki durumda da üzüntümüz oldukça fazla. ama sorunun özüne dokunabildiğimizi sanmıyorum.

    galatasaray, nitelikli ve kulübü benimsemiş oyuncuları istikrarlı bir şekilde edinebileceği bir transfer politikasına sahip değil. bizim gibi avrupa’nın başaltı takımı olma ve bundan daha fazlasını da umma iddiasındaki bir takım için, kendi futbolcularının çoğunu yetiştirmek gibi bir durum pek olası değil. portekiz, ispanya, fransa gibi kolonyalist bir geçmişimiz de yok ki dilimizi konuşan eski bir sömürgeden düzenli olarak futbolcu dışalımı yapalım. iyi futbolcuları çekecek derecede zengin bir kulüp de değiliz. ülkemiz de gelişimini düşünen bir genç futbolcu için en iyi koşullara sahip ülkelerden biri değil.

    geriye, yanılıyorsam düzeltin, bayern münih tipi bir model kalıyor yalnızca. ligimizdeki alternatifleri düzenli olarak takıma katıp bunlar arasından tutunabilenleri yükseltmek. ligi bilen, genç, takımıza saygı duyan oyuncular... bu yıl yaptığımızın belki tam tersi.
  • 23470
    türkiye futbol tarihinin en çok lig şampiyonluğu ve türkiye kupası şampiyonluğu yaşayan, sarı kırmızı parçalı forması ve göğüsünde taşıdığı şanlı bayrağımız ile avrupa'da ülkemizi sayısız başarılara alıştırmış anlı şanlı futbol takımı.
    avrupa'da 1 uefa ve 1 uefa süper kupası şampiyonu.

    ben23rsiz hashtagı ile yeni sezona başlayan gözümüzün nuru. ligin ilk yarısında takıma katılan yeni oyuncuların uyumsuzluğu ve sakatlıkları ile oldukça önemli puan kayıpları yaşamış olsa da şampiyonluğun en büyük adayı.
  • 23471
    takımımızın bu haline gerçekten üzülüyorum. her hafta televizyon başına heyecanla oturuyorum, formamı giyiyorum, içeceğimi,çekirdeğimi ve tırnaklarımı hazırlıyorum. çünkü çekirdek bittikten sonra tırnaklarımı yemeye başlıyorum ne yazık ki. her seferinde hadi inşallah o hafta bu hafta diyorum ama galip gelsek de verilen mücadeleden, oynanan futboldan zevk alamıyorum. dünya'nın sayılı golcülerinden biri bizimle olmasına rağmen ondan yararlanamamıza kahroluyorum. hagi'li,drogba'lı,senijder'li,kader keita'lı günlerimizi özlüyorum. fakat her şeye rağmen yine ayağa kalkacağımıza ve o özlenen mücadeleyi göstereceğimize inancım hiç tükenmiyor. çünkü bir galatasarayız ve biz bitti demeden bitmez.
  • 23473
    mevcut kadrosunda bir sürü yabancı olmasına rağmen işe yarayan veya yarayabilecek futbolcu sayısı hepi topu 8 tanedir. bunların ikisi kiralık, birisi ise yedek kulübesinde düşünülen bir isimdir.

    bu 8 oyuncu: muslera, marcao, falcao, luyindama, lemina (bonservisi alınabilirse), andone (bonservisi alınabilirse), linnes, donk (kulübeye). kalan yabancıların ise derhal ilişikleri kesilmeli takımdan.

    luyindama sezonu kapattı, falcao ilk yarı komple yoktu, andone aylarca yok, linnes'in lisansı çıkmadı derken maalesef sadece 4 yabancıdan verim almaktadır.

    unutmadan, bir adet de diagne bey kiralıktan geri gelecek.
App Store'dan indirin Google Play'den alın