• 36751
    28 eylül 2024 galatasaray kasımpaşa maçının üzerine 3 ekim 2024 rfs galatasaray maçını ekleyerek ne yapmak nereye varmak istemekte olduğunu hiddetle merak ettiğim takım.

    kendilerine bu sonuçların normalleşebileceği fikrini kimin verdiğini bilmiyorum ama aldıkları bu fikri hiç de doğru bulmuyorum.

    hem mahallemiz bakımından, hem genel bakımından...

    büyük galatasaraylı ferhan şensoy'a rahmet olsun...
  • 36752
    osimhen transferinden sonraki oyunu 2011-2012 galatasarayiyla bile kiyaslayanlar vardı.zorlama analizlerle o oyuna inanılmaz bir sofistikelik atfettiler yalnız olan şey osimhen'i fizigi ve yunus'la ilk kez elde edilen adam geçen orta saha farkiydi. inanılmaz övülen fenerbahçe ve paok maclarinda daha maçın başlarında sayısız pozisyon verdik, bu maçların bambaşka bir senaryoya evrilmesi hicten bile değildi. geldiğimiz noktada yanlış bir kadro mimarisi ve mertens-icardi gibi oyunculara verilen gereksiz bir ayrıcalık takımın oyununu tamamen kitliyor. oyuncu kusturmemek için yanlış kadrolarla çıkılıyor, yanlış oyuncu korner atıyor, yanlış oyuncu frikik kullanıyor. hoca takımın kontrolünü eline almadıkça duzelecegimizi düşünmüyorum.
  • 36753
    galatasaray'da bu yıl parıltı saçan oyuncular yunus, sara, osimhen, jakobs, davinson. 4'ü yeni. 1'i de çok atletik. bu bile takımın sisteminde bir sorun olduğunu bas bas bağırıyor. takım baskılı hücum oynamaya çalışıyor. genç ve mücadeleci adam lazım. orta sahada yoğunlaşman lazım. bu oyun anlayışına ters bir sürü oyuncu oynatıyor hoca. kendi oyun anlayışıyla çelişiyor. en son bu durumu yaşlanmış fatih terim'de görmüştüm. o da pas yapamayacak oyuncular aldırıp set oyunu oynamaya çalıştı. ama fatih hoca artık her şeyi kazanmış ve kariyerinin sonunda bir şeyler denemeye çalışıyordu. okan hocaya ne olduğunu anlamadım hakikaten.

    kaan ayhan kendi deyimiyle bir orta saha. geçen yıl en iyi oynadığımız maçlarda orta sahadaydı. koşamayan, hareket edemeyen, her maç sarı kartı cebinde bir sağ bek olarak kaan'la oynayacağıma, orta sahada oyun görüşü yüksek, hem orta saha da hem defansta 1 kişi fazla olmanı sağlayacak, teknik, pas kalitesi iyi kaan'ı ve sağ bekte git gel yapan, yorulmayan, enerjik jelert'i denemek bu kadar zor mu? jelert demişken hocam bu kaçıncı artık? bu yılın şanslıları da jelert ve batshuayi oldu. bu kadar fazla oyuncu harcayamazsın. gençleri saymıyorum bile çünkü bir maçta kısıtlı 5 dakikada bile ışık veren bir daha forma bulamıyor. okan hocam yıllarca inşallah kalıp başarılı olursun ama bu kadar adam harcarsan giderken fazla kimse kalmayacak yanında.

    mertens gol atıyor asist yapıyor diye oyundan çıkarılmıyor ya da her maç oynuyor ama bir gol atıyorsa 6 atağı hiç ediyor. pas şiddetini, pas yönünü, pas zamanlamasını, şutunu, top kontrolünü ayarlayamıyor artık adam. bu her maç böyle. adamı seviyoruz orası ayrı ama bu kaçıncı maç oldu? taraftarı eleştirmek için skor taraftarı deniliyor ama bizim teknik heyet de skor teknik heyeti. atılan goller ve asistler kötü oyunu hep maskeliyor.

    takım genç, atletik ve teknik oyuncularla acayip ışık veriyor ama bir taktik bir yönetim bir otorite sıkıntısı var teknik heyette. umuyorum galatasaray futbol takımı kağıt üstündeki ağırlığını sahada gösterir artık. 5 hayal kırıklığı bir sezon için bile fazlayken 12 maçta bunların olması artık oturup ciddi düşünmeyi gerektiriyor.
  • 36754
    kadrosu derinlik anlamında yetersiz, bunu osimhen geldiği gün burada yazmıştık ama herkes transfer sarhoşluğundaydı. osimhen'in üzerine bek yedeği, 6 numara yedeği ve kanat gelmeliydi, transferin son günü sallai geldi ve onu da avrupa kadrosuna yazamadılar.

    hal böyle olunca ne oluyor, özellikle milli takım oynayan yerli oyuncularımız bitik durumda. barış, kaan ve abdülkerim'in sahada yürüyecek hali yok. mecazi olarak da söylemiyorum, oyuncuların her hali bas bas bağırıyor biz bitiğiz diye. bunların yanında torreira hiç görmediğim kadar yorgun görünüyor. mertens'in zaten artık yaşı kaldırmıyor bu tempoyu. icardi sakatlıktan yeni çıktı. yunus, jakobs, sara ve davinson nispeten iyi görünüyorlar ama bu oyuncular da kadroya yeni dahil oldular, o yüzden giden maçı tutacak, döndürecek alışkanlıkları yok.

    hoca suçsuz mu, yani kadrosunun derin olmaması onu aklar mı aklamaz. çünkü takımı son iki maçı da her şeye rağmen kazanma seviyesine getirdi. birinde ikinci yarıya 3-1'le, diğerinde 2-1 ile girdi. buralarda sen hoca olarak oyunu tutabilmeyi biraz aşılayacaksın takımına. bu sadece söz ile de olmaz, yapacağın değişiklerle olur. örneğin rfs maçında ikinci yarıya çıkarken dili dışarı çıkmış mertens'i kenara alıp berkan'ı oyuna atabilirsin. rakibinin zaten geçiş kovalamak dışında yapabileceği hiçbir şey yok, onu da çok vasat seviyede yapıyorlar, berkan-torreira-sara ortasahası ile savunamaman imkansız. emin olun berkan sahada olsaydı yediğimiz ikinci golde oraya çoktan kademe götürmüştü. bazen böyle basit şeyler skoru rahatça tutmanızı sağlar.

    ben hocanın geldiğinden bu yana oyunu tutma adına kendini hiç geliştirdiğini düşünmüyorum. bu belki de en büyük eksiği. sanki ikinci bir ön liberoyu oyuna atarsa kıyamet kopacak gibi davranıyor. mesela kasımpaşa maçında da osimhen sakatlanınca yerine mertens'i alarak başlıyor. yahu zaten 3-1 öndesin, takımın yorgun, niye mertens? oyuna orda da berkan'ı veya torreira'yı atması gerekiyordu. 63'te berkanı aldı ama kimin yerine? sara. yine ortasahada sayıca fazlalaşmayı tercih etmedi. garip bir durum gerçekten.

    oyunu tutmak diyorum, zaten bu adı üzerinde olan bir şey. oyunu kanatlarda tutamazsınız değil mi? ya da santrafor hattında da tutamazsınız. oyunu merkezde tutabilirsiniz. bunun da tek yolu merkezde sayıca fazlalaşmak. geçişleri önlemek ve tempoyu düşürmek. sen merkezde sayıca fazlalaşmaktan günahmış gibi kaçıyorsan sürekli olarak bunlar malesef kaçınılmaz oluyor. ders almak lazım artık.
  • 36755
    yıllardır yeni fatih terim'ini aradıktan sonra onu bulan (bkz: okan buruk) takımdır. artıları, eksileri, hataları, yanlışları ve oynatmaya çalıştığı futbol ile fatih terim'in ilk dönemlerini hatırlatıyor okan hoca...
    ama galiba eksiği yeni bir fatih terim değil yeni bir (bkz: karl heinz feldkamp) bulmak olan takımdır. (bkz: jupp derwall) diyemiyorum çünkü artık ülkenin ve taraftar profilinin dinamikleri bu şekilde bir dönüşüme fırsat tanımaz. zaten sorunumuz da bir parça bu...
    eskiden bundesliga'da şampiyonluk yaşayan bir hocayı hemen ertesi sezon ülkemize getirebiliyorduk. şimdi ne ekonomik ne de sportif yapı buna müsait değil. şampiyonluğu geçtim o liglerin görece başarılı hocaları bile buraya gelmiyor.
    fatih hocanın alıp üzerine koyarak yürüdüğü kadronun oyun ve futbolcu altyapısı da bir alman mantalitesinin sonucudur.
    ülkemiz ile benzer kaderi yaşıyor futbolumuz da. 2 dünya savaşından kaçan bilim adamları geldiler burada gençleri eğittiler, o gençlerin sırtında bir ülkeyi geliştirdik, o gençler hoca oldu onların öğrencileri ile idare ettik ama 3. jenerasyon yani bugünlerde ise durum ortada. futbol da aynı derwall, piontek, kalli ile bir çağ başladi, onların ardından denizli, terim, güneş ekibi ile bir dönem geçirildi, onların öğrencileri de hasbelkader birşeyler başardılar ama sonunda günümüze geldiğimizde durum ortada. 20 yıl öncesinin gençlerbirliği takımı bile şimdinin 3 büyüklerini tokatlar..
    konu nerden nereye geldi ama toplamam gerekirse, okan hoca iyidir hatta başarılıdır da. ama bize gereken gerçekten disiplinli, bizi gerçekten çekip çevirip kendimize getirecek, yeteneği kısıtlı olsa bile şoförle manavla kasapla sahaya çıkan takımlara bile fiziken ezilmeyen takımlar yaratacak hocalardır. eskiden adres alman hocalardı ama şimdi nasıl olur kim bulunur adres neresi olur bilemem.
  • 36756
    24/25 sezonunda iki kişi ile savunma yapmaya çalışmaktadır. 60 m x 70 m toplamda 4200 m2 alanı iki oyuncu ile tutmaya çalışmaktadır. bekleri sürekli rakip yarisahanin orta kısmında olduğundan rakipler ceza sahamiza tek bir diyagonal top ile gelebilmektedir. hücum oyuncularımızın takım olarak organizasyon becerisi zayıftır. topu çevirme hızımız çok düşük, topla mesafe katedip oyunu hizlandiracak veya rakibi eksiltecek tarzda yalnızca bir oyuncumuz var. oyuncularımız doğru zamanda doğru futbolcuya pas atmiyorlar. izlemek eziyet bu sene galatasaray'ı.
  • 36757
    fizik ve kondisyon olarak rezalet durumdaki takım.

    yaz kampını bizimle geçirmeyen jakobs ve osimhen takımın en fit oyuncuları. championship fiziğini koruyan sara ve doğal fiziki kapasiteye sahip davinson dışında takımdaki tüm oyuncular dökülüyor.

    yaz kampı belli ki berbat geçirilmiş, futbolcular gerekirse sacha ve barış (geçtiğimiz yılki) gibi özel olarak çalışmaya zorlanmalı.
    okan buruk'un biraz daha disiplinle mi yoksa motivasyonla mı halleder bilmem ama oyuncuları ikna etmesi şart.
  • 36758
    firtinaya yakalanmis bir gemi gibi, iki ucta cok fena sekilde sallanmakta olan takimimiz. bu kadar calkanti hic iyiye isaret degil, sonumuz hayrolsun. mayistan itibaren yasadigimiz ruh hali degisimleri cok oldu. icerdeki fenerbahce maci oncesi camia motiveydi, keyifliydi, hic yasamadagimiz bir fiyasko yasadik o aksam. beraberlikle bile sampiyon olunacak derbide, 20.dakikada eksilmis fenerbahce'ye mac vermek cok yikici oldu, hic bizlik bir is degildi, trabzonspor'un falan basina gelebilecek duzeyde bir isti. 1 hafta sonra kupayi aldik, sevindik, rahatladik. yazin yonetimsel veya transfer sezonu sacmaliklarini katmiyorum, saha icinden devam ediyorum. super kupa'ya cikildi, yine uzun yillardir gorulmemis bir rezalet, bitik vaziyetten son nefesini toplayip dogrulmaya calisan ezeli rakibine 5-0 ile kupayi verdin, taraftarini soka ugrattin. pesine young boys isini de yasattin, hepimiz dibe vurduk, tutunacak bir dal kalmadi takimla ve teknik heyetle ilgili. oradan bir sekilde ciktin, ligde 6/6 galibiyet, kadikoy zaferi ve pesine paok galibiyeti. o ruh halimiz da uzun yillardir yasanilan bir sey degildi, 3 gun arayla hem derbi hem de kalburustu bir avrupa galibiyeti en son ne zaman aldik hatirlamiyorum. resmen moral seviyemiz zirve gormus, gelecege tekrar umutla bakar hale gelmisken sadece 4 gun icinde kasimpasa ve rfs gibi yine tarihe gececek lekelerle o dip haline geri donduk. bunlar hic saglikli isler degil.

    malesef haddinden fazla yasandi bu sok edici olumsuz maclar. takim ve teknik heyet 2 sampiyonluk getirdi, sampiyonlar ligine 3 eleme gecilip kalindi ve orada united-bayern performanslari muazzamdi kabul. ama yasattiklari olumsuzluklar da az buz boyutta degil ve artik tolerans gosterilecek yeri gecti bana gore. asiri guven kirici bir hale geldiler ki, en tehlikeli seylerden biri de bu. zaten avrupa'da 4.torba diye tanimlayabilecegimiz takimlara takilma yuzdemiz hic az degil, tromso, karpaty, ostersunds, astana vs gibi seyler yasaya yasaya artik korku olusmaya basliyor. winnerligi ile ovundugumuz kulubumuz ogrenilmis caresizlik konumuna geldi, kuralar cekilince geyik yapiliyordu rfs ile ilgili ve malesef gercek oldu. bu saatten sonra daha da artacak bu guvensizligimiz ilerleyen senelerde, kim cikarsa ciksin acaba diyecegiz. zaten belli bir seviyeyle hic yarisamiyoruz avrupada, bari buralari kayipsiz gecelim, takilma olacaksa ayda yilda bir olsun, ama kabak tadi veriyor artik. hani bir de bu saydigim rezaletlerin cogu sene basindaydi, veya o takim sonradan degisti yenilendi sezon icinde, elenen takimdan cok farkli kadrolar kuruldu. bu mevcut takim guya son 2 senenin sampiyonu, tarihin en fazla parcanan en fazla maas odenen, degeri en yuksek takim, bu haldeyken ekim ayinda yasiyorsun bu rezaleti, asla kabul edilir degil.

    bir baska guven kirici unsur da, 4 gun icinde tekrar farkli one gecip skoru kaybetmek. bu saatten sonra kolay kolay rahat mac izleyemeyecek taraftarin, 4-0 bile yapsak acaba diyecegiz, oyuncular da diyecek bunu, hatta rakipler de. kimse bize karsi umudunu kaybetmeyecek, seviyesi ne olursa olsun geri donebilme sansi var cunku belli ki. cok buyuk bir psikolojik yenilgi oldu bu surec ve telafiye mecbur bir hale geldi. elbette sezonun baslarindayiz, hem lig hem avrupa iddiasi yuksek bir durumdayiz, ama bir seylerin degistigini gormek mecburiyet oldu, taraftara borcu var bu takimin.
  • 36760
    ülkeden bağımsız düşünemeyiz hiçbir şeyi. lüks binalar, yapılar bir ülkeyi sistemli veya medeni yapmıyorsa, bizim yıldız ya da öyle zannettiğimiz oyuncularla da takım sistemli, işleyen bir hale gelmiyor.
    biz avrupa’nın en büyük havaalanına sahibiz ama şu an ülkenin gündemindeki konuları anlatmaya gerek bile yok. böyle bir ekosistemde neyi planlı ve sistemli yapabilirsiniz ki zaten, bunu yapabilseydi de galatasaray yapardı.
  • 36761
    bekleri ebesinin nikahına gönderdiği için oyun kurarken son dönemim moda tabiri ile 2v1 oyun kuruyormuş... neden 3v2 veya 2v3 kurmuyormuş...

    galatasaray topla çok az işi olan aktif dinlenmek için topa sahip olan bir takım. niyeti bu en azından. o yüzden oyun kurarken 2v1 kalmak umurunda değil. şu aptallıktan vazgeçilsin.

    galatasaray stoperilerini ileri çıkaran bunu yaparken stoperin topla koşmasını da isteyen, ayağı iyi iki stoperler kenardaki koşucu adamlarına uzun atan bir takım. bu taktik işe yaradığında maçlar çok kolay geçerken, yaramadığında zorlanıyor. bazen yarıyor ama maç içinde skor dengelenebiliyor. bizim bahsedeceğimiz yerde orası.

    galatasaray merkez - kanat - merkez takımı.
    merkezden yani stoper ikilisinden oyun kurup topu hızlı bir şekilde kanatlara aktarmayı hedefler. kanatlardaki oyuncular genellikle şutör değildir. ve topu ayağına beklemez koşu yoluna ister (bkz: kerem aktürkoğlu ve barış alper yılmaz ve raşitsa) zaha ve ziyech bu yüzden bizde olmadı. bizim oyun stilimiz koşucu kanatlar isterken biz zaha ve ziyech gibi topu ayağına isteyen iki adam aldık.

    tete bizim istediğimiz kalıba uygundu ama ona da hoca güvenerek maç ritmi bulmasına izin vermedi. verseydi belki hala takımda kalabilirdi.

    şu anda kanatlarda bay ve yunus var. yunus da topu ayağına isteyen bir oyuncu değil ama ayağına istediği zamanlarda olur. ikisini de oynayabilecek yetenekte bir adam yunus. o yüzden şu an yine koş abicim oyunu oynuyor.

    topu kaptırdığımızda 55-60 metreye kadar çıkan stoper ikilimiz, 75 metrede konumlanan beklerimizle birleşince kontra yiyoruz. burada stoper ikilisi kim olursa olsun, rakibe üstünlük kuramazsa gol pozisyonuna dönüşüyor. boey varken bu çok azdı çünkü boey 75 metrede konumlansa da çok kısa zamanda stoperi 3'lüyebiliyordu. böylece bekin boşalttığı kademeye giden stoperin boşalttığı alanı boey doldurabiliyordu.

    jakobs çok iyi bir bek ama bir boey değil.
    kaan ise hiçbir şekilde boey değil.

    haliyle, stoperin bekin savunma alanına gittiği zaman eğer rakip zekiyse a third-man run'sı ekleyince denkleme bizim dinamikler çöküyor. boey burada third-man run'ı atan adamı kesen, ters kademede "durun bakalım birader o kadarda değil" diyen adamdı.

    ilaveten özellikle şampiyonlar lig maçlarında kaan ayhan'ın 6 numaraya atarak beki daha ileri konumlandırıp, yine bir fazla kişiyle savunma yaptı. buna rağmen 13 gol yedi. ama 10 gol atabilidi. bunu yapabilme nedeni kaan ayhan'ın boey'in bıraktığı boşluğu doldurmasıydı.

    türkiye ligine döndüğünde kaan orada fazla oluyordu. çünkü ligde takımlar bekliyordu. bu sefer oyun kurma problemi doğdu. haliyle kerem demirbay ile hakim ziyech girdi devreye. barış'ın sol kanada geçmesiyle işlem tamamlandı çarklar tekrar dönmeye başladı.

    tüm bunları göz önüne aldığında teknik heyetin ya kaan ayhanlı 3'lü orta sahalı kanatsız 4-3-1-2 oynayacak ve shine bright like a diamond diyecek ve kaan'ı iki stoperin ortasına atarak yalancı bir üçlü ile oynayacak... yunus'un 10 numara oynadığı...

    yada direk 3-4-1-2 ile birlikte 3'lüyü geride bırakıp ne varsa ileri gönderecek.
    ama görüyoruz ki 4-2-3-1'i farklı şekillerde oynamaya çalışmaktan başka bir şey yapmıyoruz haliyle, umudumuz oyun bazında azalıyor.
  • 36762
    üçlü oynayabileceğine inanıyorum.

    muslera
    kaan davinson abdülkerim
    barış sara torreira yunus jakobs
    osimhen icardi

    günay
    metehan nelsson berkan
    sallai kerem efe yusuf jelert
    batshuayi mertens

    kaan, davinson ve abdülkerim üçlüsünden en az ikisi sahada olduğu sürece geriden oyun kurma problemi yaşamayız. barış ve jakobs tüm kulvarı tek başlarına kullanabilecek oyuncular. torreira ön alan baskısına daha rahat çıkar. sara pasörlük işini, yunus da delicilik işini yapar. osimhen yırtıcı forvet, icardi ise ceza sahası golcüsü. kağıt üzerinde her şey uygun. yedekler bile çok sırıtmıyor. metehan zaten stoper, kaan kadar olmasa da ayağı fena değil. nelsson'un var olduğu iddia edilen oyun kurma problemi bu düzende daha az göze batar. berkan her ne kadar stoper olmasa da üçlünün solunda işimizi görür. sallai'yi pek bilmiyorum ama dirençli bir oyuncu gibi. barış kadar olmasa da kanadı kullanır. jelert keza güçsüz bile olsa tempolu. torreira'nın yerine efe de üçlü orta saha da iş görür ki berkan da kullanılabilir. sara ile kerem kafamda eşleşiyor. aynı şekilde yunus ile yusuf. yırtıcı forvet görevi yedekte batshuayi'nin. mertens de icardi gibi akıl katar oyuna. hem böylece icardi ve mertens aynı anda sahada olmamış olur.

    bu kurgunun denenmesi taraftarıyım ama okan buruk'un deneyeceğini sanmıyorum. umarım kendisi güzel bir çözüm bulur ve bizi başarılara taşır.
  • 36763
    atletik oyunculardan vazgeçmemesi gereken takımım.
    bunun için de gerekli dönüşümü yapması lazım.
    dinamizme cevap verip oyuncu yönlendirmelerini doğru yaptığı sürece çata çat oynayamayacağımız rakip yok.

    ligde, orta karar dinamizm+özel oyuncu belki işinizi çözer. ama avrupa’da sınırlı ilerleme katedersiniz. rakibin dinamikliğine cevap veremediğiniz her durumda da sahada kalırsınız.
    young boys maçı bunun en çarpıcı örneği.

    şu an takım sendelediği için icardi ve bence barış alperin fiziksel özellikleri göze batıyor.
    oyunun içerisinde fiziksel isterlere cevap veremedikleri için baya bir eleştiriliyorlar.

    evet icardinin kondisyonu istenilen seviyede değil ve şu an formsuz. frs maçında yürüdü resmen ve 26 kez topla buluşmasına rağmen fark yaratamadı. aynı maçta davinson 150 kez topla buluşmuş. davinsonun 150 kes topla buluştuğu yerde icardinin 26 kez buluşması normal. ondan beklenen maçı alacak farkı ortaya koyması aslında.

    barış alperen durumu biraz daha farklı
    onun icardiye göre daha gidecek çok yolu var.
    geçen sene 70 maç oynamanın verdiği yorgunluk direk göze çarpıyor.
    ben onun yerinde olsam milli takımdan bir süre izin isterim ve dinlenirim. yoksa vites küçültmek zorunda kalacak.
  • 36764
    benim gördüğüm orta seviye maçlarda nasıl 11 ile çıkarsak çıkalım takım kalitesinden dolayı ilk 30 dk iyi reaksiyon veriyor, sonuç alıyoruz. fakat ikinci yarı başlar başlamaz oyundan düşme yaşıyoruz. orta saha ikilisine çok yük biniyor savunma zafiyeti yaşıyoruz.

    mertens, sara, torreira merkeziyle orta sahayı 70 dk tutmamız bana kolay gelmiyor.

    bugün yine maça iyi başlayacağımızı düşünüyorum. okan hoca bu maç doğru değişiklikleri yaparak 3 puanı alacaktır.
    (bkz: 6 ekim 2024 galatasaray alanyaspor maçı)
  • 36765
    lafı evelemeye gevelemeye gerek yok. bu takım kötü kurulmuş bir kadroya sahip. ne iyi bir orta saha rotasyonu var, ne yeterli bir kanat rotasyonu var ne de bek rotasyonu. işin acı tarafı da ciddi paralar harcayarak kuruldu bu kadro. skandal olan tarafı da bu zaten. vergilerle beraber bu takımın maaş bütçesi yaklaşık 80-90 milyondan az değildir. ama sen bu kadro kurma işini futbolda sıfır bilgi birikime sahip sadece ahbap çavuş ilişkisi yüzünden göreve getirdiğin rezil rüsva adamlara verirsen ve sadece hocanın dediklerinin tartışılamaz doğrular olduğunu düşünerek hareket edersen olacağı bu.
  • 36769
    oyun planının değişmesi gerikiyor. orta sahamız çok kolay geçiliyor, dönen topları alamıyoruz. toreira ve sara'nın yanına bir kişi daha lazım, kaan olabilir, berkan olabilir. keşke mertens yerine sağlam gibi bir orta saha alabilseydik... hasılı, 1-0' ı, 2-0'ı rahat oynamayan bir takımdan başarı beklemek hayalcilikten başka bir şey değil.
  • 36772
    torreira, yunus ve mertens'in; mertens ile icardi'nin aynı anda sahada olmaması gereken takım.
    birinci seçenek takımın boy ortalamasını ciddi düşürüyor ve rakipler hava toplarinda etkili oluyor. ikinci seçenekte ise takımda iki tane statik oyuncu oluyor. bu durumda da takım eksik oynuyor gibi oluyor.
    bu durumda en mantıklı hamle mertens yerine daha fizikli birisi ile maçlara başlamak oluyor. misal kaan merkeze kayabilir ama işte sağ beke de kalıplı bir adam almadık. sallai'den sağ bek olur mu acaba diye düşünüyorum. baris ile önlü arkalı değişerek oynadıkları bir maçı görmek isterim.
  • 36773
    florya'da, futbolcuları toparlayacak, bağlarını güçlendirecek bir isme feci halde ihtiyacımız var. erden timur'u yedik, o artık dönmez ama günahım kadar sevmediğim abdurrahim albayrak bile olur. yeter ki şu futbolcuların dilinden anlayan bir isim bulsunlar.

    geçen sezonlarda zaha dışında trip atan oyuncu görmüyorduk. yedekten giren işini yapıp kutlamaya çıkıyordu. şimdi herkeste garip garip huylar peydahlandı. icardi bile maç içerisinde millete bağırıp çağırıyor. hiç hayra alamet değil bu işler.
  • 36774
    barış'ın yüzünden, abdülkerim'in bakışından, sanchez'in duruşundan, kaan ayhan'ın yürüyüşünden yorgunluk akıyor. ilk onbirimizin neredeyse yarısı yazı dinlenemeden geçirdi. bunun yanında torreira, sara, jacobs, mertens, yunus gibi oyuncular üst üste çok fazla maç yaptı. acilen rotasyona gitmesi gereken takımdır. nasıl olur, kim oynar, kim dinlenir orasını bilemem. ama aynı oyuncuları izlemekten ben yoruldum. mümkün olsa okan hoca'nın bile dinlenmesini isteyeceğim. galatasaray'ın bu kısıtlı kadro ile 3 kulvarı götürmesine imkan yok. önümüz kış, geceler uzun, uzak deplasmanlar, sakatlıklar var, zemheri ayazı var iskandinav ellerinde... her futbolcuya ihtiyacımız var. eyüp de bizim, efe de. hocanın ara transfere kadar kadroyu mümkün mertebe geniş tutması lazım. her zaman yetenek kazanmaz, bazen iyi mücadele kazanır. her zaman hücum işe yaramaz, bazen iyi savunman gerekir. sol beke, sağ beke ve kanatlara oyuncu gelmeli.
  • 36775
    kesinlikle milli ara sonrası 3 oyuncunun uzun süre kızağa çekilmesini istediğim canım takımım. burası galatasaray.

    mauro icardi yerine osimhen, osimhen yoksa batshuayi*, barış alper yılmaz yerine de sallai görmek istiyorum. bu dizilimde yunus da epey seri bir oyuncu olduğu için ve topun kıymetini çok iyi bildiği için mertens çok sırıtmıyor, ofansif meziyetlerini daha iyi sahaya yansıtabiliyor. takım onu örtüyor lafın kısası.

    ileri 4'lü komple topun kıymetini bilen adamlardan oluştuğunda press futbolumuz da canlanıyor çünkü zırt pırt top peşinden koşmak zorunda kalmayan takım verimli pressler yaratabiliyor.

    kaan ayhan da kesinlikle bir süre jelert'e formayı vermesi gerekiyor ve artık orta saha yedeklemesi gerekiyor. kendi de söylediği üzere kendini en rahat orada hissediyor adam zaten. kanatta sık sık kart görüyor çünkü ağır ve yetişemiyor. jelert en azından çalım da yese geri yetişiyor. kaan artık ne isabetli orta açabiliyor ne doğru düzgün hücum aksiyonu yaratabiliyor kendine gelen toplarda. jelert hücumda da çok daha hareketli ve ortalık karıştırma ihtimali daha yüksek.

    mauro ve barış ile de sezon sonu vedalaşılması gerektiğini düşünüyorum 2 oyuncuya da epey hayran biri olarak. başta da dediğim gibi, burası galatasaray

    atletizmini ve dinamizmini yükselttiğinde kolay kolay yenilecek, puan kaybedecek bir takım değiliz, kadro kalitemiz epey iyi.
App Store'dan indirin Google Play'den alın