• 2149
    2013 - 2014 euroleague

    2013-2014

    siena(d) - http://www.youtube.com/watch?v=Z95iuJAzJ3w
    olympiakos - http://www.youtube.com/watch?v=mLmNsLauhqk
    malaga (d) - http://www.youtube.com/watch?v=3sHyEX5w3dE
    gora (d) - http://www.youtube.com/watch?v=ugkwNLT259U
    bayern - http://www.youtube.com/watch?v=ongJGQpLazg
    siena - http://www.youtube.com/watch?v=Hr7_fJhQXSg
    olympiakos (d) - http://www.youtube.com/watch?v=fu1AlpvLEAI
    malaga - http://www.youtube.com/watch?v=t4OJYLkVcoI
    gora - http://www.youtube.com/watch?v=ok93AoAM_xk
    bayern (d) - http://www.youtube.com/watch?v=ffnoNqoGkiI

    top 16
    maccabi - http://www.youtube.com/watch?v=VA1hQvzh8g4
    real madrid (d) - http://www.youtube.com/watch?v=dBeh-1wMN30
    kuban - http://www.youtube.com/watch?v=Nii5AC1IBRQ
    bayern (d) - http://www.youtube.com/watch?v=ZPEdXLCQIn8
    zalgiris - http://www.youtube.com/watch?v=9goNIgi_5ME
    cska - http://www.youtube.com/watch?v=2gQ4MYraUfE
    partizan (d) - http://www.youtube.com/watch?v=_OCI6Vn_B4A
    ---
    maccabi (d) - http://www.youtube.com/watch?v=SkmNT1p8smk
    real madrid - http://www.youtube.com/watch?v=uze6e_C0ktw
    kuban (d) - http://www.youtube.com/watch?v=g9HeLf4tWuM
    bayern - http://www.youtube.com/watch?v=3fPqdgaEoXA
    zalgiris (d) - http://www.youtube.com/watch?v=MBRuGRc5sNE
    cska (d) - http://www.youtube.com/watch?v=viTXOE39p7c
    partizan - http://www.youtube.com/watch?v=70GKqYp8tw4

    top 8
    barcelona (d) - http://www.youtube.com/watch?v=v8TsNiaiVNQ
    barcelona (d) - http://www.youtube.com/watch?v=gHhf0AWMUHM
    barcelona - http://www.youtube.com/watch?v=mipOjAOBRfM

    ------

    olympiakos : arroyo öne geçiren üçlük : http://www.youtube.com/watch?v=QA7JzLTQpws
    olympiakos : arroyo fake ve üçlük : http://www.youtube.com/watch?v=AfPVdkwKQu0
    olympiakos : arroyo-jawai : http://www.youtube.com/watch?v=CEtCK0TPmbY
    olympiakos : gordon-jawai : http://www.youtube.com/watch?v=u2d3csyDcdg
    olympiakos : gordon-jawai : http://www.youtube.com/watch?v=SGWKWVoB5K4
    olympiakos : jawai-spanoulis : http://www.youtube.com/watch?v=-zru3QNR9No

    siena : bonsu - http://www.youtube.com/watch?v=giuGuLD3hNU
    siena : sinan güler 3.çeyrek - http://www.youtube.com/watch?v=iAik_Kq5SxA
    siena : bonsu hücum ribaundu ve basket : http://www.youtube.com/watch?v=EsH25oxL9eQ
    siena : bonsu,-hackett - http://www.youtube.com/watch?v=o1mMRXh14rI

    malaga : arroyo - hairston - http://www.youtube.com/watch?v=0ECw54GUXeE
    malaga : sinan - furkan - http://www.youtube.com/watch?v=CRKk9z4aZPQ

    zalgiris : arroyo - hairston - http://www.youtube.com/watch?v=hASh1NIdows
    zalgiris : arroyo - bonsu - http://www.youtube.com/watch?v=L2Yb8O69QAE
    zalgiris : ender - bonsu -http://www.youtube.com/watch?v=8lBz7PnkABs
    zalgiris : arroyo - bonsu - http://www.youtube.com/watch?v=HITa7k7xphQ
    zalgiris : bonsu dentmon'u blokluyor - http://www.youtube.com/watch?v=3xMqmHeQfrs

    kuban : arroyo'dan galibiyeti getiren hücum - http://www.youtube.com/watch?v=Ooey1S_T0ro
    kuban : bonsu smaç - http://www.youtube.com/watch?v=UORKektqBdw
    kuban : markoishvili - http://www.youtube.com/watch?v=l8nM1TZV6y4
    kuban : arroyo üçlük - http://www.youtube.com/watch?v=KKjfcYsXNdI

    cska : erceg tüm sahayı geçiyor - http://www.youtube.com/watch?v=5u6urzyzpAI
    cska : arroyo half court alley oop pass - http://www.youtube.com/watch?v=eKihCN-vA1M

    partizan : carlos arroyo - furkan - http://www.youtube.com/watch?v=Wuocvi4RjSI
    partizan : carlos arroyo - furkan v2 - http://www.youtube.com/watch?v=xd6zvEhWIRc
    partizan : carlos arroyo - furkan v3 - http://www.youtube.com/watch?v=kG-7bpzckwE
    partizan : furkan aldemir'den blok - http://www.youtube.com/watch?v=K1EA6s4W5Cw
    partizan : hairston üç sayılık basket - http://www.youtube.com/watch?v=n31_5YPL0_k
    partizan : markoishvili üçlük - http://www.youtube.com/watch?v=YZaKZ2uoFxg

    bayern : hairston - http://www.youtube.com/watch?v=o1mMRXh14rI
    bayern : carlos arroyo - bonsu - http://www.youtube.com/watch?v=mtSGViFls2U
    bayern : carlos arroyo - bonsu v2 - http://www.youtube.com/watch?v=XP6zhAIQBx4
  • 3459
    türkiye erkekler basketbol liginin ilk yarısını 4. olarak bitiren takımımız. ilk devrenin sonunda takım istatistiklerimiz şu biçimde şekillendi:

    verimlilik puanı ortalaması: 94,3 (lig 5.'si)
    sayı ortalaması: 82,1 (lig 5.'si)
    toplam ribaunt ortalaması: 34,2 (lig 8.'si)
    asist ortalaması: 18,3 (lig 8.'si)
    top çalma ortalaması: 8,1 (lig 3.'sü)
    blok ortalaması: 2,87 (lig 3.'sü)
    !!! serbest atış yüzdesi: %64,58 (lig 16.'sı yani lig sonuncusu) !!! :(
    2'lik yüzdesi: %57,29 (lig 7.'si)
    3'lük yüzdesi: %35,45 (lig 8.'si)

    bazı oyuncu istatistiklerimiz ise şöyle:

    verimlilik puanı ortalaması: whittington (14,8), auguste (14,7), poythress (14), harrison (13,6), webster (10,9)
    sayı ortalaması: poythress (15,8), harrison (12,9), webster (12,2), whittington (12), auguste (11,6)
    toplam ribaunt ortalaması: auguste (6,8), whittington (5,2), poythress (4,8)
    asist ortalaması: jones (4,2), webster (3,9), harrison (2,9)

    şut yüzdeleri (iyiler):

    serbest atış (10 kez ve üzeri sa kullananlar): can (%84,4), whittington (%69,7), harrison (%69,2)
    2'lik (15 kez ve üzeri 2'lik kullananlar): yiğit (%67,4), poythress (%63,8), ege (62,8)
    3'lük (10 kez ve üzeri 3'lük kullananlar): whittington (%50), can (%44,2), harrison (%40,2)

    şut yüzdeleri (kötüler):

    sa (10 kez ve üzeri sa kullananlar): göksenin (%35,3), auguste (%52,2), yiğit (%64,7)
    2'lik (15 kez ve üzeri 2'lik kullananlar): jones (%31,6), can (%37,5), göksenin (%50)
    3'lük (10 kez ve üzeri 3'lük kullananlar): yiğit (%24,4), göksenin (%28,6), webster (%28,9)

    süre ortalamaları (en az 10/15* oynayanlar): harrison (27,3 dk), whittington (26,7 dk), webster (25,4 dk), auguste (23 dk), yiğit (21,7 dk)

    ligde iç sahada mağlup olmayan üç takım var; anadolu efes (7/7), fenerbahçe beko (8/8) ve galatasaray (8/8).

    ----- ----- ----- ----- ----- -----

    eurocup top 16 grubundaki ilk maçına* bu akşam çıkacak olan ekibimiz. ilk tur karşılaşmalarının sonunda takım istatistiklerimiz şu biçimde şekillendi (24 takım arasında):

    sayı: lig 6.'sı
    !!! toplam ribaunt: lig 18.'si !!! :(
    asist: lig 10.'su
    top çalma: lig 8.'si
    blok: lig 13.'sü
    sa yüzdesi: lig 12.'si
    2'lik yüzdesi: lig 4.'sü
    3'lük yüzdesi: lig 9.'su

    bazı oyuncu istatistiklerimiz ise şöyle:

    verimlilik puanı ortalaması: harrison (17,4), auguste (17,2), whittington (16,4), poythress (9,5), webster (7,9)
    sayı ortalaması: harrison (16,6), whittington (12,9), auguste (12,6)
    toplam ribaunt ortalaması: auguste (7,2), whittington (6,6), poythress (6,5)
    asist ortalaması: jones (4), webster (3,6), harrison (3,3)

    süre ortalamaları: harrison (31 dk), whittington (26 dk), auguste (24 dk), poythress (24 dk), jones (23 dk)

    http://www.tblstat.net/td.asp?t=10
    https://www.basketball-reference.com/...al/eurocup/2020.html
    https://www.eurocupbasketball.com/...soncode=U2019#!stats

    ----- ----- ----- ----- ----- -----

    iyi bir hücum takımıyız. her ne kadar oyun içi iniş çıkışlarımız çok fazla olsa da, her ne kadar saha içi yerleşimi konusunda zaman zaman ciddi sıkıntılar yaşıyor olsak da ve her ne kadar iyi bir oyun için organizatörüne sahip olmasak da takımın bu sezonki gidişatı ümit verici. bu "takım şampiyon olacak!" manasına gelmiyor elbette. ne anlama geliyor peki? bütçenin ve kadronun beklentileri karşılayabileceği anlamına geliyor. benim bu takımdan beklediklerim; eurocup'ta çeyrek final, bsl'de yarı final, türkiye kupasında da yarı hatta bir ihtimal final (zor fakat yarı finalde efes'le eşleşilmemesi halinde imkansız değil).

    poythress'in gelişiyle takım fundamental anlamında, teknik çeşitlilik noktasında ciddi aşama kaydetti. moore iyi bir savaşçıydı fakat basketbol fundamental'ı gerçekten çok zayıftı. bu da özellikle clutch anlarda tamamen harrison eksenli bir görüntüye bürünen galatasaray için kitlenme manasına geliyordu. poythress'in bol yönlülüğü oyunu açabilmede, setleri çeşitlendirmede, pick and roll & pop verimliliğinde ve savunma switch'lerinde bize avantaj sağlıyor. ayrıca itiraf etmeliyim, poythress'ten bu kadar fazla savunma azmi beklememiştim, sahip olduğundan fazlasını veriyor şu an.

    göksenin'in şut yüzdeleri facia, kariyer yüzdelerinin çok gerisinde. göksenin hiçbir zaman iyi bir şutör değildi zaten, eyvallah. onu göksenin yapan özelliği 1on1 savunmacısına yaptığı boğucu pres ile hustle özelliğiydi. bu sezon maalesef çok az gördük bunları da. sebebi ne olabilir? görüntü yanıltıcı belki ancak ben göksenin'in kilo problemi olduğunu düşünüyorum. en azından ekrandan bu izlenimi alıyorum. müthiş kalınlaşmış, bilhassa belden aşağısı. anatomik olarak skinny değil zaten, e üstüne bir de fitliği kaybetmesi... ah be kaptan.

    yiğit ilk yarının iyilerindendi adımıza. yiğit her zaman şutuyla bilinen bir guard oldu. bu sezon özelinde oyununu çeşitlendirdi ve bol bol drive da etmeye başladı çembere. yalnız yiğit'in de şut yüzdeleri vasatın altında. %24'lük 3'lük yüzdesine pek takılmıyorum zira en az 5-6 top hatırlıyorum son saniyelerde yiğit'in çembere savurmak zorunda kaldığı. onlar olmasa belki bu yüzde %33'lere falan çıkar(dı). yiğit konusunda beni üzen kısım sa yüzdesi. şutör guard bir oyuncunun -iyi de bir oyuncunun- sa yüzdesi %65 olmamalı, en az %75 olmalı. düzeltecektir ama yiğit bunu, inanıyorum. çalışkan bir sporcu bildiğim kadarıyla.

    harrison faktörü; her iki kulvarda da takımın en çok süre alan oyuncusu konumunda. çok yoruyoruz harrison'ı. zaten dönem dönem harrison'ın vücudu iflas bayrağını çekiyor ve performansı dip yapıyor. ertuğrul erdoğan bu işe bir çözüm üretmeli. ben olsam harrison'ı ligdeki yumuşak maçlarda kadroya almam, dinlendiririm. bi' zahmet diğer oyuncular alıversin bazı maçları.

    arapovic'le jones'a boşu boşuna para veriyoruz, keşke kontratlarından çıkabilsek. herhangi bir hamle beklentim yok, yeter ki maaş yüklerinden kurtulalım.

    süper tatmin edici bir oyun oynamasa da iyi yolda takım. umarım sakatlık belasıyla tanışmadan yola devam edilir.
  • 3505
    büyük olasılıkla bir transfer daha yapıp kadroyu tamamlayacak olan takım ki bu transfer de hem 4 hem de 5 oynayan, savaşçı yönü ağır basan bir uzun (ben moore gibi) olacak.

    eldeki bütçeye göre iyi bir oyuncu grubu oluşturduk. özellikle alex hamilton hamlesi beni hem şaşırttı hem de ciddi şekilde mutlu etti. kendisini takip ediyordum pandemi* arası öncesi, 2020-21 sezonunda euroleague takımlarından birisinin (alba berlin, bayern münih, valencia gibi orta ve alt sıra ekipler) kendisini kapacağından emindim. bu açıdan alex'i kim ikna ettiyse en kocamanından eyvallah. ertuğrul erdoğan'ın geçtiğimiz günlerde bir internet sitesine verdiği röportaja göre alex'ten 1 numara olarak faydalanacakmışız. oyuncunun esas pozisyonu 2 numara olsa da geldiği takım olan maccabi rishon'da çokça kez 1 oynadı geçtiğimiz sezon*. ertuğrul hocanın bu tercihinin altında yatan sebep tamamen takımı olabildiğince koş koş basketboluna yönelik bir mantaliteyle parkede var oldurmak istemesiyle ilgili. bu takım bu sezon pace and space & run and gun kırması bir basketbol oynayacak; takımınızın bol isolation'lı*, bol transition'lı* bir oyun oynamasını istiyorsanız bunun öncül şartı 1 numaranızın, oyun kurucunuzun ilk adımı çevik ve full court koşusu hızlı olan bir profilde olmasıdır. alex bu tasvire uyuyor. mesela asıl pozisyonu 1 olan daryl macon için bu kadar olumlu değilim. daryl daha çok errick mccollum tarzı bir oyun stiline sahip takip edebildiğim kadarıyla; kendi şutunu yaratmayı seven, oyun organizasyonundan ziyade işin bitiricilik kısmında parlamayı seçen bir tarz. haliyle daryl'ı daha çok 2 numarada göreceğimizden eminim.

    r.j. hunter, 3'ün yeni ismi. daryl gibi r.j. de şahane şutör (skorer değil, şutör). mental açıdan sıkıntılı bir arkadaş olsa da takımı sever ve gününde olursa ciddi katkı sağlar. türk telekom forması giyerken parkenin olur olmadık yerlerinden gönderdiği 3'lüklerle, ceza şutlarını boş geçmemesiyle dikkat çekmişti fakat koç burak gören'le yıldızı barışmayınca g-league'in yolunu tutmuştu. çoğu basketbol takipçisi kendisinin nba'in orta ve alt sıra takımlarında rol oyuncusu olacağını düşünüyordu pandemi patlamasaydı lakin evdeki hesap çarşıya uymadı.

    en taze transferimiz brock motum; ben kendisine mesafeliyim. brock'u anadolu efes'ten de tanıyoruz, uzun uzun anlatmaya gerek yok; çok iyi bir ceza şutörü, iyi bir oyun aklına sahip -ki yıllardır euroleague takımlarından kontrat kapabiliyor oluşunu biraz da buna borçlu- ve tempolu basketbola yatkın. yalnız valencia sezonu* gayet vasatın altındaydı. gerek euroleague gerekse de liga acb performansı kötüydü bana kalırsa. zaten valencia da brock'un opsiyonunu kullanmayıp kendisini serbest bıraktı. efes'teki son sezonundaki haliyle transfer edilseydi bir nebze daha sıcak olabilirdim brock'a ama son durumu soru işaretli. öte yandan kendisine "euroleague oyuncusu aldık mis gibi" bakış açısıyla yaklaşılmasına karşıyım. brock, euroleague'de yan ve/veya yardımcı parça olarak rol alan bir isimdi, ana rotasyon oyuncusu olarak değerlendirilmedi, değerlendirildiyse de pek verim alınamadı. ben kendisini "küçük maçların büyük oyuncusu" olarak görüyorum. türkiye erkekler basketbol liginde işimize yarar mesela, hatta çoğu karşılaşmada "maçın en skorer oyuncusu" da olur; ancak atıyorum fiba şampiyonlar ligi'nde özellikle -ve umarım- çeyrek final, yarı final etaplarında parlamaz. kısacası ben kendisini tercih etmezdim, yerine daha sert, ribaunt katkısı daha istikrarlı bir isim arardım. hayırlısı...

    zach hankins kardeşimiz takımın yeni zach'i, auguste'un boşluğunu dolduracak olan parça. net iyi hamle. tıpkı alex gibi zach de rahatlıkla euroleague'in orta ve alt sıra takımlarından sözleşme kapabilecek yeterlilikte bir isimdi, dahiliyeti bir transfer başarısı. tarz olarak luksa andric - jan vesely karışımı bir havası olsa da işin savunma yönünde "şu ana kadar" dominant bir görüntü çizmedi. brock'a mesafeli yaklaşmamın sebeplerinden biri de bu aslında; ana pivotunuz savunma yönü ağır basan bir uzun değilse onu kompanse edecek bir 4 numara ile mühendisliği yapmanız daha mantıklı. zach kötü bir savunmacı değil ama iyi bir savunmacı da değil, haliyle brock hamlesiyle birlikte boyalı alan caydırıcılığımız ciddi soru işareti. savunmada tepe show up'ları sonrası üç saniye koridoruna devrilmelerde zach sorun yaşamaz fakat brock bu konuda bariz yetersiz kalır, haliyle son transfer hamlemiz bu defoyu bir nebze olsun kapatabilecek şablonda bir isim olmalı (fundamental'ı berbat olsa da ben moore tam olarak bu tipte bir isim, cuk oturur yeni mühendisliğe).

    yerli oyuncu rotasyonumuz ise gayet iyi. ayakları çok yavaşlamış, savunma defoları en üst seviyeye çıkmış olan barış ermiş'in yerine can korkmaz'ın takımda kalmasını isterdim açıkçası ama türk telekom'un teklifi bizim teklifimizin neredeyse 2 katıymış muhtelif kaynaklara göre, yapacak bir şey yok. göksenin köksal - ragıp berke atar - yiğit arslan üçlüsü zaten rahatlıkla ilk 5'te değerlendirilebilecek isimler. berke'nin gelişim sürecini merakla bekliyorum ve takip ediyorum. altyapılarda uzun pozisyonunda kendisinden beklentiler nirvana civarındaydı, umarım ulaşır oralara.

    --- yeni yapının artıları ---

    skor potansiyeli çok yüksek, şutör dolu bir takım (hemen hemen her maç 90+'lı sayıları buluruz)
    sakatlık geçmişi konusunda soru işaretsiz bir takım
    modern basketbola (hızlı oyun) son derece yatkın bir takım
    birçok oyuncusu birden çok pozisyonda kullanılabilir bir takım (koçun eli o biçim rahat)
    atletik bir takım (izlemesi keyifli olacak)

    --- yeni yapının eksileri ---

    ribaunt sıkıntısı yaşayacak bir takım (yeni transferlerin hiçbiri ribaunt katkısıyla öne çıkan isimler değil)
    p&s ve r&g okey fakat set verimi? (takımda pick and roll oynayacak adam yok gibi; pick and pop brock'la oynanır)
    ön alan savunması sos veriyor (alex ve göksenin köksal dışında güvenilir bir kelepçeye sahip değiliz)
    boyalı alanda oldukça yumuşak bir takım (bilhassa 4-5 savunması sıkıntı)
    alex - daryl - r.j. üçlüsü (topu elinde seven isimler, top paylaşımı ilk zamanlarda problem olabilir)

    --- karşılaştırma ---

    2019-20 model galatasaray erkek basketbol takımının son hali yeni yapıya* göre daha çok yönlü, daha dominant ve daha nitelikli oyunculardan oluşuyordu. bundan "yeni yapı kötü" anlamı çıkmasın, bence yüksek potansiyelli bir oyuncu grubuna sahibiz; ancak bu iş biraz da fiyat/performans işi, eldeki bütçeyle bu kadar oluyor. kadro kesinlikle güzel şeyler vadediyor lakin sadece vadediyor, çok fazla soru işareti var an itibarıyla. baştan sona yenilenmiş, birkaç oyuncusu hariç birbirine tamamen yabancı bir oyuncu grubu. bilhassa başlarda fazla sıkıntı yaşayabiliriz. ertuğrul hocaya çok ama çok iş düşecek.

    --- beklentiler ---

    ligde normal sezonda ilk 4 başarıdır. efes'in mutlak favori olduğu, fenerbahçe beko'nun tazelendiği, pınar karşıyaka'nın güç kaybetmediği, tofaş'ın orhun ene'yi kaybetmediği, türk telekom'un sağlam bir takım kurduğu bir lig ortamından bahsediyoruz. daha bunun yeni projelerle lige girecek olan bahçeşehir'i, beşiktaş'ı, darüşşafaka'sı da var. yeni sezonda efes dışındaki 7-8 takım 2. sıraya kurulabilir, güç dengesizliği birkaç sezon önceki gibi değil. bu noktada pınar ksk en avantajlı takım gibi görünebilir (ana rotasyonu komple korudular, hazır takım) ama onlar da ksk taraftarından mahrum olacaklar. uzun lafın kısası; normal sezon ilk 4'ü ve yarı final ile fiba şampiyonlar ligi'nde çeyrek final benim kişisel beklentilerim. türkiye kupası oynanırsa da orada da şöyle bi' yarı final ve ötesi mis gibi olur.
  • 3461
    https://gss.gs/Evj.jpg

    8 ocak 2020 monaco galatasaray basketbol maçının bitimiyle birlikte güzel bir takım pozu verilmiş. fotoğrafa bakınca kolej takımı havası aldım. harrison takımın ağır ağabeyi, ciddiyeti hiçbir şekilde elden bırakmamış; webster ile whittington neşe bağları; auguste cool jojuq aka ayca_22 avcısı; yerliler ekibin çimentosu kıvamında pozitif (ayberk ortamlara akma niyetini iki ciks elemana yanlayarak açıkça belli etmiş, pozisyonu "beni de alın aranıza" yamaması); poythress ise tam bir sentez*, kıraathane tayfa oturuşuyla rucker park varyetesini tepkimeye sokup ürün olarak ortaya karışık şekilli emmi resmi çizmiş.

    velhasıl, fotonuz güzelmiş karşim.
  • 3328
    açılın! yönetim övmeye, takım sahiplenmeye geldim.

    uzunca bir süredir kendi haline bırakılan galatasaray basketbol şubesindeki hareketlenme galatasaray erkek basketbol takımı özelinde nihayet eyleme dönüştü. 92'li can korkmaz (1.88, oyun kurucu), 95'li emir gökalp (1.85, oyun kurucu), 96'lı ayberk solmaz (2.03, uzun forvet; potansiyeline bir türlü erişemese de jenerasyonunun iyilerinden biri olarak anıldı hep) ve 90'lı erol can çinko'dan (1.88, oyun kurucu - skorer guard) sonra üç yabancı hamlesiyle transferde yol alındı.

    jaka klobucar o baby face yüzüyle basketbolla çok içli dışlı olmayan çoğu kişiyi yanıltıyor. tipine bakınca "olsa olsa 25 falandır" diyorsunuz ama jaka 30'una merdiveni dayamış bir adam. bu noktada kendisinin genç bir oyuncu olduğu algısı var, bunun doğru olmadığını belirtmek istedim... oyununa gelirsek; 1.98'lik swingman (basketbolda çok fazla pozisyonda oynayabilme becerisi olan oyunculara deniyor, daha çok guardlar ve kısa forvetler için kullanılan bir tabir) sloven basketbolunun aslında çok daha fazlasını beklediği fakat bir türlü o beklenen patlamayı alamadığı, göremediği bir adam. litvanyalı mantas kalnietis'le çok benzeşiyorlar bu açıdan. peki bu detay kendisinin tırt bir oyuncu olduğu anlamına mı geliyor? kesinlikle hayır! eldeki bütçe doğrultusunda hem avrupa basketbolunu oynamayı bilen, hem tecrübeli (3 sezonluk euroleague tecrübesi var), hem de istikrarlı katkı verebilecek veteran olmayan bir guard bulup bu adama imza attırabilmek başarıdır. koç ertuğrul erdoğan'ın jaka'yı çok iyi tanıyor oluşu da bir başka güzellik. geçen sezonu 10.2 sayı - 4.2 ribaund - 4.8 asist ortalamalarıyla tamamladı. bu rakamlar iyi rakamlar. klobucar zaman zaman direksiyonun hakimiyetini kaybeden bir guard olabilse de genel anlamda oldukça dengeli bir adam. birkaç sezondur alex renfroe'larla, russ smith'lerle darmadağın bir basketbol izlemek zorunda kalan galatasaray taraftarı uzun zaman sonra düzen basketbolunu görecek parkede, tabii büyük saçmalıklar (8 - 9 ay ödenmeyen maaşlar, antrenmana çıkmamalar vs.) olmazsa.

    tai webster... takıma dahil edilmesiyle beni ciddi anlamda şaşırtan bir başka hamle. 23 yaşındaki bu 1.93'lük yeni zelandalı guard kardeşimizin 4 sezonluk birleşik devletler kolej basketbolu kariyeri vardı. ilk profesyonel tecrübesini ise geçen sezon almanya'da frankfurt'la yaşadı ve ilk profesyonel sezonunda 15 sayı - 3.6 ribaund - 3.8 asist ortalamaları tutturdu ki gayet güzel veriler bunlar. son derece atletik, hareketli fakat aynı zamanda çok fazla da dağınık olmayan bir eleman kendisi. öyle eline gelen her topu çembere sallayan tayfadan değil. düzen basketboluna rahatlıkla ayak uydurabilecek bir yapısı var. kesinlikle güzel hamle.

    zach auguste... bu abimizi en net şekilde tanımlayan iki kelime; ribaund canavarı. 23 yaşındaki 2.03'lük dövmeli, şekil saçlı biraderimizin manyak ötesi bir ribaund sezgisi var. zaten şu zamana kadar formasını giydiği takımların tamamında hep bu özelliğiyle ön planda oldu. sayı istatistikleri hiçbir şekilde göze çarpan veriler sunmadı fakat ribaund becerisi cidden muazzam(dı) zach'in. geçen sezon pao'yla 14 euroleague maçına çıktı. yani avrupa basketbolunun en üst seviyesinde edinilmiş bir deneyimi mevcut. pao'da düzen basketbolunun ne anlama geldiğini öğrendi fazlasıyla. iyi tercih.

    şu ana kadar yapılan eklentileri beğendim kendi adıma. dağınık, ne yaptığını bilmeyen, saçma sapan işler peşinde koşan bir takım olmayacağımız kesin. bunun anlamı "en tepeye oynayacağız" demek değil elbette. ligde çeyrek final aşamasında yer alabilmek, eurocup'ta belki ilk tur gruplarından çıkabilmek ve türkiye kupası'nda finali zorlayabilmek makul beklentiler olabilir. bu çizgilerin üstü şam'da kayısı ("şamdak ayısı" diyen de var?).

    erkek basketboldaki hareketliliğin darısı galatasaray kadın basketbol takımına...
  • 973
    27 ekim 2011 galatasaray unics kazan basketbol maçından önce buraya bir şeyler yazarken maçın kazan'a daha yakın olduğunu ve kaybetmenin çok büyük süpriz olmayacağını yazmıştım. özellikle reboundlarda kazan'ın bize karşı çok daha üstün olduğunu ve bizim buna karşı çalacağımız toplarla maça ortak olabileceğimizi belirtmiştim. ama özellikle 4 guardımızın performansında meydana gelen performans düşüşüyle de orantılı olarak maçı kaybettik.

    özellikle bu maç ve sonrasında oynanan karşıyaka maçından sonra bu takımın rebound alamadığı, serbest atış atamadığı başta olmak üzere isimler üzerinden de jaka ve luksa yerin dibine sokulmuş.

    - bu takım rebound alamıyor.
    - jaka niye oynamıyor.
    - luksa serbest atış atamıyor.
    - shipp 3 sokamıyor vs.vs.

    tamam da daha bundan 3 hafta önce oktay mahmuti röportajında "(gbkz: biz takımı kurarken ya eksiklerimiz kapatacaktık ya da iyi yaptığımız işleri daha da geliştirip bu konuda uzmanlaşacaktık, biz ikincisini seçtik)" derken işte vizyon bu, nasıl bir koçumuz var gördünüz mü diyenler şimdi bu takım her euroleague maçında rebound veriyor diyor.

    bu bir seçimdi bu kadro kurulduğunda rebound sıkıntısı çekmeyeceğimizi iddia edebilecek biri var mıydı, ya da shipp'in şutör olduğunu düşünen, shumpert'ı teletovic sananlarımız, jaka'nın yaşını ve defolarını bilmeden mi transfer ettik...hepsinin cevabı hayır.

    her maçı kazanacak halimizde yok. bu takımın eksikleri var defoları var ki bu takımın bütçesi taş çatlasa 6 milyon dolar. rakiplerimizden ise anadolu efes'in bu sene harcadığı paranın en az 25 milyon euro olduğu konuşuluyor, fenerbahçe ülker'in ise her sene ülker'den aldığı para yaklaşık 15 milyon dolar. ersan ilyasova'ya 2.7 milyon euro veremiyorsunuz, nba'den getirdiğiniz oyuncu sadece 500 bin dolar alıyor ve siz ilk mağlubiyette silahları çekiyorsunuz. adil mi?

    bu takımın staff kadrosu biz şampiyon olacağız, euroleague'de f4 yapacağız dedi de biz mi duymadık. şimdi kötü oynadığımız ya da kötü emareler verdiğimiz 2 maçtan sonra eksiklerimiz var demek pek itibar edilebilecek gibi değil. bu eksikler bizim paok maçından bu yana hatta kadro kurulduğu günden beri başımızda zaten. bunu bugünün meselesi yapmak hoş değil. ki bu takımın 4 guardının perfomansı standartlarına yaklaşsa tüm bu eksiklerimize rağmen kazan maçını dahi kazanabilirdik ve daha iyi oynayarak. yani bana göre oyun anlamında sorunumuz bahsedildiği gibi rebound, luksa'nın kaçırdığı serbest atışlar ya da shipp'in her maç 3-4 üçlük sokamaması değil. jaka-jamon-tutku-ender 4lüsünün 4ünde birden ortaya çıkan form düşüklüğü.

    peri masalı gibi bir sezon başlangıcının ardından gelen yorgunluk ve oyun anlamında ki düşüş beklenebilir bir durum. şimdi önümüzde çok zorlu bir kasım ayı var. bu ay içinde oynayacağımız siena ve barcelona maçları var. farzedelim bu maçların kaybettik ne değişecek. ne kaybedeceğiz. siena mı bizim rakibimiz barcelona mı? euroleague elemeleri geçince f4 adayıyız diyen taraftar bu maçlar yitirilirse kimi suçlayacak, kimi itin götüne sokacak...

    çok zorlu bir fikstüre sahibiz. siena, union, barcelona, prokom, tofaş, efes maçlarımız var. bu bölümü elinize kalem kağıt alıp toto oynar gibi işaretleseniz bile hepsini kazanırız diyen 2 kişi bile çıkmaz bundan eminim. ama bu takım ilk 12 resmi maçın sadece 1'ini kaybetti. hemde kupa ve prestij kazanarak. eğer o 12 maçtan 1'i kaybedildiğinde eleştiriler coacha kadar uzanıyorsa, ilk euroleague maçında ipekçi dolmuyorsa, takımın oynayacağı 50 küsür maçın hepsinde oyuncuların hep aynı performansı vermesini bekliyorsak çuvaldızın yönünü belirlememiz lazım. bu takım aynı takım, değişmedi.

    kaybetsek bile...

    (u: yazı boyunca kendi kendime konuşmuş olabilirim. internet ortamında takımın oyunu üzerine çok güzel eleştiriler mevcut. haklı yerleri olan. ama olayı farklı yerlere çekmeye çalışanlar için nasrettin hoca'nın testi hikayesi olsun. 1 yıl 2 ayda euroleague gediklisi, geleneği olan, sistemi bozulmaz hep tıkır tıkır işleyen bir takım olduk sananların, beklentilerini 1 maçla oluşturup 1 maçla bozanlar için...)
  • 3538
    2018-19 ve 2019-20 sezonlarında eldeki bütçe doğrultusunda gerçekten çok iyi bir kadro mühendisliğiyle oldukça potansiyelli ve ümitvar takımlar kurulmuştu. özellikle geçtiğimiz sezonki galatasaray ezeli rakibi olan 30 milyon dolar bütçelik fenerbahçe'yi içerde dışarda mağlup edebilecek kadar donanımlı bir oyuncu grubunu bünyesinde barındırıyordu. her ne kadar eurocup'ta ve türkiye kupası serüvenlerinde aleni bir başarısızlık söz konusu olsa da yerel ligde iyi bir performans vardı. burada aslan payı kesinlikle ertuğrul erdoğan'a ait. elindeki bütçe dahilinde nefis nokta atışlarda bulunmuş, ilk sezonun devamında oyuncu grubunu koruma yönünde son derece başarılı bir iletişim gayreti göstermişti. elbette ertuğrul hocanın bu çabaları alkışlanmış, kendisi olması gerektiği şekliyle muhtelif övgülere mazhar olmuş ve son olarak da yeni bir kontratla ödüllendirilmişti.

    bu kısım cepte.

    bu sezonun* başında takım oluşturulurken ben dahil birçok basketbol yazan sözlük yazarı aynı detaylarda mutabıktı; kadro mühendisliği problemliydi zira oyuncu grubunda ribaunt özelliğin ön planda olan hiçbir uzun yoktu (bizimle hiç maça çıkamayan zach hankins'i ayırıyorum). takım her ne kadar hücum potansiyeli yüksek isimlerden kurulduysa da işin savunma yönü avaz avaz bağırıyordu "ben burada yokum" diye. ilaveten caner erdeniz başta olmak üzere bazı yerli oyuncuların gayet yetersiz isimler olmalarına karşın yeni kontrat kapmaları bir diğer eleştiri konusu olmuştu.

    ikinci kısım da cepte.

    sezon başladı ve biz gördük ki, taraftar soru işaretli detaylarda o biçim haklıymış. dağınık, ribaunt çekemeyen, savunma yapamayan bir oyuncu grubuyla karşı karşıya kaldı galatasaray taraftarı. kadro mühendisliği takım sporlarında işin belki de %70'idir. siz en başta mühendisliği hatalı yaparsanız, temeli sağlam tutmazsanız o bina çöker, çöktük de. bilhassa işin ribaunt ve savunma yönünde o kadar nanemollaydık ki, avrupa'da henüz sözleşme bulamamış durumda olan alex tyus bile gelip az da olsa fark yaratabildi, hatta yarattığı bu fark sayesinde kapağı real madrid'e attı. buraya bir not eklemek isterim; real madrid kulüp olarak mali bir reform peşinde. pandemi ekonomisi, santiago bernabeu'nun yenilenmesi vb. sebeplerden ötürü ciddi kesintilere gittiler. diyeceğim şu ki, mali açıdan 2-3 sezon önceki real madrid baloncesto söz konusu olsaydı alex tyus'ın a'sıyla dahi ilgilenmezlerdi zannımca.

    burası da okey.

    o halde başarısızlık kime yazar ya da yazmalı?

    ertuğrul erdoğan, aksini tartışmam bile. nasıl ki 2018-19 ve 2019-20 sezonlarında kendisi alkışlandıysa ve onore edildiyse, bu sezonki fecaat durum sebebiyle sonuna kadar eleştirilmelidir, 1 numaralı sorumlu kendisidir. göz göre göre oluşturduğu hatalı kadro yapısıyla berbat geçecek, geçen sezonun fitilini bizzat kendisi ateşlemiştir. ek olarak coaching anlamında da kendi kurduğu yapıya hiçbir pozitif efekti olmamıştır. bütçenin düşük olması da bahane mahane değildi. koç bu bütçeyi kabul ederek yeni sözleşmeye imzayı attı sezon başında. ayrıca şu bilinmeli ki, 16 takımlı türkiye erkekler basketbol liginde an itibarıyla 7-8 takımın bütçesi bizden düşük, 3-4 takımın bütçesi de bizle denk. buyrun size bütçenin bir bahane olamayacağının bir başka göstergesi.

    ertuğrul hoca görevden ayrıldıktan sonra gördük ki ertuğrul hocanın adını galatasaray'dan büyük gören "galatasaraylı" kitleler varmış.

    (bkz: ertuğrul erdoğan/#3032890)
    https://twitter.com/.../1345359817628651520

    yahu arkadaş, bu adam bu sezon feci şekilde başarısız oldu, insan bir iki kelam eder anasını satayım. ayrıca şunu da eklemek isterim ki, şubede özellikle çalışanlar özelinde bazı nahoş dedikodular söz konusu olmuş, ömer yalçınkaya'nın gidişinin biraz bununla alakalı olduğu söylendi bendenize fakat çok da fazla bir şey yazamıyorum zira kaynak belirtemiyorum. bu konuda bir yazar dostumun özel hassasiyeti var diyerek konuyu fazla uzatmayayım.

    üstüne basa basa vurgulamak istediğim konu kadro mühendisliği ile alakalı, olabildiğince parkede kalmaya özen gösteriyorum. kadro isim isim değerlendirildiğinde kötü değil ama mühendislik berbat, sorun burada. ribaunt ve savunma sorunu alenen görünen bir takıma 4 numara diye brock motum'u koymazsın mesela ki kaç yıllık avrupa basketbolu takipçisiyim bu kadar göz boyayan bir oyuncu görmedim ya da çok az gördüm. zamanında efes pilsen'de* stanko barac vardı böyle misal, istatistik kağıdı dolu olurdu ama götürdüklerini sayamazdınız, motum da bu cenahtan. alex hamilton konusunda ise koça bir eleştiri getirmek büyük haksızlık olur zira tüm kıtanın en büyük hayal kırıklığı olabilir kendisi, oynamaya gelmemiş belli ki, zaten yakında gidici büyük olasılıkla.

    gelinen noktada yönetimin hiç mi suçu yok?

    mevcut yönetim dahil olmak üzere galatasaray basketbolunun çok kötü yönetildiğini ifade etmişimdir her fırsatta; ancak bu sezon özelinde faal yönetime hiçbir şey diyemem. pandemi ekonomisi sebebiyle sponsorların deliler gibi kaçıştığı bir vaziyet mevzubahis. yok yani, kimse bu ortamda yüklü miktarda para çıkarmak istemiyor kasadan ki gayet anlaşılabilir bir durum. dolayısıyla yönetime "neden sponsor bulamadınız"la yüklenmek doğru olmaz. zaten bu yönetim mali açıdan yapması gereken birçok şeyi yaptı bana kalırsa erkek basketbol özelinde. şu an fiba'da dosyamız yok ki yıllar yıllar sonra bir ilk, kontrol edebilirsiniz:

    https://www.fiba.basketball/bat/sanctions

    geçmişten gelen tüm borçları temizlemişlerdi ki bunu ertuğrul hoca bizzat kendisi açıklamıştı:

    https://www.socratesdergi.com/...l-erdogan-roportaji/

    kurların durumu malumken, sponsorlar olaya dahil olma niyetinde değilken elden gelen bu ne yazık ki, yapacak bir şey yok.

    amile jefferson, assem marei ve travis trice üçlüsü; sezonun devamında bizimle olacak bu grup. marei-trice ikilisinin takıma dahil olmasından çok memnunum, özellikle de marei, nokta atış. jefferson'ı pek bilmiyorum ama bilgisine güvendiğim ve inandığım bir yazar dostum kendisinin de gayet verimli olabileceğini ifade etti, o diyorsa doğrudur.

    içinde bulunduğumuz sezonu bir kazaya uğramadan sağ salim bitirelim bana kafi, fazlasını beklemiyorum.
  • 3478
    euroleague ihtimali neredeyse kalmadığından ötürü eurocup'a katılmak yerine yönünü fiba şampiyonlar ligi'ne doğru kırmalı.

    2 yıl kadar önce galatasaray erkek basketbol takımının yerinin fşl olmadığını düşünüyordum, aslında hala aynı düşüncedeyim. fakat uçan kurlara ek olarak işin içine pandemi ekonomisi de girince başka seçenekleri dikkate alma zorunluluğu doğdu. fiba birkaç gün önce ciddi bir hamle yaptı konuyla ilgili ve eurocup'taki iyi takımları bünyesine çekebilmek için vadettiği ekonomik desteği ciddi anlamda uçurdu.

    --- uleb'in eurocup katılımcılarına ödediği paralar ---

    her takıma katılım bedeli 15000 €
    turu geçenlere 20000 €
    çeyrek finale kalanlara 40000 €
    yarı finale kalanlara 50000 €
    2.'ye 100000 €
    şampiyona 300000 €

    --- alıntı ---

    eurocup'ta şampiyon olmanız halinde kazanacağınız para maksimum 425000 €. eurocup'a katılan takım sayısı 24*, düz mantıkla şampiyon olma olasılığınız 1/24.

    --- fiba'nın fşl katılımcılarına ödeyeceği paralar ---

    katılım bedelleri:

    takım kendi liginde 5. veya 6. olmuşsa 250000 €
    takım kendi liginde 4. olmuşa 300000 €
    takım kendi liginde 3. olmuşsa 350000 €
    takım kendi liginde 2. olmuşsa 400000 €
    takım kendi liginde şampiyon olmuşsa 650000 €

    turu geçenlere 20000 €
    çeyrek finale kalanlara 30000 €
    4.'ye 20000 €
    3.'ye 100000 €
    2.'ye 300000 €
    şampiyona 900000 €

    --- alıntı ---

    eurocup - fşl versus'ünde korkunç bir uçurum oldu finansal getiri açısından. bilhassa katılım paylarında müthiş bir artışa gitti fiba. ligimizde beyaz sezon ilan edildi bilindiği üzere, bu yüzden 3. sırada noktalamış olduk organizasyonu. takımın bu sezonki toplam bütçesi 2,3-2,8 milyon € bandındaydı. önümüzdeki sezon toplam bütçemizin düşeceğini, düşmek zorunda olacağını hesaba katarsak fşl seçeneği inanılmaz cazip. sadece katılım payıyla 350000 €'yu kasamıza koymuş olacağız ki bu da neredeyse eurocup'ta şampiyon olmamız halinde elde edeceğimiz gelire yakın bir meblağ. öte yandan yazılana göre fiba da teklifi sunmuş zaten bize. aynı şekilde darüşşafaka'yla, pınar karşıyaka'yla ve tofaş'la da görüşmüşler. önümüzdeki günlerde kararımızı iletecekmişiz.

    uleb belli ki varını yoğunu euroleague'e endeksleyecek. ilaveten şahsi kanaatim bir süre sonra eurocup'ı bitirecekleri yönünde. avrupa basketbolunda euroleague'e katılım imkanınız varsa euroleague'e katılırsınız. hem maddi getiri açısından hem de -ve özellikle- prestij açısından euroleague'le rekabet edecek bir organizasyon yok. ancak euroleague olasılığınız yoksa fiba'nın "yeni ekonomik şartları" o biçim motive edici.

    eurocup'ın elindeki tek koz şampiyon takımın bir sonraki sezon euroleague'e geçiş yapma fırsatı ki o da 1 sezon. 24'te 1. galatasaray basketbolundan sorumlu bir yönetici olsam hiç düşünmeden şu dk fiba'yla imzalardım. yerimiz euroleague ama madem orada olamıyoruz, o halde ekonomiyi düşünüp buna göre karar alalım.

    edit: mali araştırmanın kaynağı basketfaul.com olmakla birlikte içerik muhtelif kaynaklar tarafından doğrulanmıştır.
  • 3442
    gördüğüm en tuhaf fikstürlerden birine sahip olan takımımız.

    https://gss.gs/OHm.png

    önümüzdeki hafta sonu izmir'de pınar karşıyaka deplasmanını oynadıktan sonra 22 mart 2020'ye dek istanbul dışına çıkmıyoruz ligde. eurocup seyahetlerinin yorgunluğunu ve araya kaynayacak olan türkiye kupası serüvenini hesaba katarsak şu fikstür büyük avantaj. yol yorgunluğundan muafız en azından uzunca bir süre.
  • 2383
    sahibi benim, benim takimimdir.

    hava soguksa usenir macina gitmem.

    kolay kazanacaginiz macsa gitmem.

    kavga dovus cikacak maclara giderim.

    sirf biz de burdayiz, akilli olun demek icin mac oncesinde olay cikartmaya baslarim. rakip oyuncuya torpil atarim.

    hakem de akilli olsun, hosuma iki karardan sonra ona da torpil atarim.

    rakip taraftar da akilli olsun, yasina basina bakmamc ayrimci da degilim kadin erkek ayrmam onlara da torpil atarim.

    3-4 ay geriden odeme alan, bazen hic para almadan oynayan arroyo, erceg falan da kim oldugunu saniyor, adam gibi ciksin oynasin, burasi galatasaray, burasi benim.

    sinan tipsiz, ender zaten basketbolcu degil, para mi verecektik bir de bunlara. oynamasinlar burasi benim takimim cikartiriz iki sirik daha iyi oynar bunlardan.

    hele o ergin yok mu, ah ah. neymis para falan sorun degil, yeter ki galatasaray olsunmus. neymis butun rakipler sirf cok basarili diye ustune oynuyormus o nedenle biz taraftarlar salaklik yapmamaliymisiz. yapariz, takim benim.

    ben niye akilli oluyormusum kardesim, asarim keserim, kulube ceza odettiririm, sirf ben ofkemi stadda kusacagim diye gerekirse takimi sampiyon yapan adama da kufrederim sen kimsin, takim benim.

    basketbol ile ilgili tek bir resmi urun almam, kombine almam, sanki cebinden odemeleri yapmasi gerekiyormus gibi alt duzey yoneticilerin anasina soverim.

    akilli olsun ergin ataman, bu takimin sahibi benim.
  • 3485
    fiba şampiyonlar ligi tercihi sonrası yol haritası daha bir netleşen takım. an itibarıyla 4 net kontratlı, 3 opsiyonlu kontratlı oyuncumuz var:

    aaron harrison (+1 yıllık opsiyon)
    ege arar
    emir gökalp (+1 yıllık opsiyon)
    göksenin köksal
    serkan aydın
    tai webster (+1 yıllık opsiyon)
    yiğit arslan

    harrison'a özellikle yunanistan'dan ciddi iki talip var (olympiacos ve panathinaikos). sadece oly ve pao da değil ilgisi olduğu iddia edilen kulüpler, anadolu efes ve baskonia başta olmak üzere farklı dedikodular da mevcut. şahsen gitti gözüyle bakıyorum harrison'a. diğer yandan webster'ı kadroda tutabiliriz, tutmalıyız da. zaman zaman yaptığı abuk top kayıplarıyla insanı delirtse de aldığı ücrete daha iyisini zor buluruz. ayrıca tepeden deliciliği de hiç fena değil, rakip savunmanın dengesini bozabilen bir ilk adımı var. bu sezon fenerbahçe beko karşısında aldığımız galibiyetlerin en önemli detaylarından biri de webster'ın hızlı ilk adımıydı, ayakları yavaş fb beko savunmacılarına sağlamından sıkıntı çıkarmıştı. ilaveten sözleşmesi biten oyuncular arasından zach auguste'u da keşke kadroda tutabilsek. fundamental açısından tatmin edici bir beceri havuzuna sahip değil, rezalet bir serbest atış yüzdesi var; ancak blok ve ribaunt katkısı, savunma azmi ve sporcu karakteri gibi çok pozitif yönleri mevcut.

    yerliler açısından göksenin'le yiğit'in varlığı önemli, ikisi de milli oyuncu. bilhassa yiğit'in sezon içerisindeki gelişimi gerçekten iyiydi. ege'yi ise hiç beğenmiyordum sezon başlarında, hala da çok tuttuğum söylenemez fakat özellikle ocak'tan sonra faydalı oldu. kendisinden ütopik beklentiler içinde değilim, yeter ki olur olmadık yer(ler)de saçma sapan fauller yapıp tüm ritmin içine sıçmasın.

    kimler kadroya dahil edilebilir, edilmeli, edilecek?

    sadece türkiye erkekler basketbol liginde bile sözleşmeleri sona eren gayet kaliteli oyuncular var. zaten bu oyuncuları elden kaçırmamaya da mahkumuz bir anlamda, neden? nba'in 31 temmuz'da kaldığı yerden devam edecek olması ve nba yeni sezonunun 1 aralık'ta başlayacağı realitesi avrupa basketbolunu direkt olarak etkiledi; g league'in ve yaz liginin planlaması komple değişti. galatasaray ve galatasaray gibi avrupa ekiplerinin oyuncu kaynaklarıydı buralar. maalesef önümüzdeki transfer döneminde bu hamle alanından mahrum kalınacak. işte tam da bu yüzden ülke içinde fark yaratabilmiş nitelikli isimlere yönelmek mantıklı bir seçenek (ligi bilen topçu). tahmin edilebilir bütçemiz dahilinde yürüyebileceğimiz bazı isimleri iliştiriyorum:

    chris jones (guard - 15,3s - 3,2r - 6,8a)
    gabriel olaseni (pivot - 11s - 8,7r - 0,8b)
    gregor hrovat (forvet - 12,4s - 4r - 4,8a)
    ismet akpınar (guard - 9,6s - 1,7r - 2,2a) (bayern münih'le 1 aylık sözleşme imzalamıştı)
    ivan buva (pivot - 16,4s - 7,4r - 1,8a)
    johnny hamilton (pivot - 10s - 7,3r - 1,4b)
    jordon crawford (guard - 16,5s - 2,7r - 5,7a) (ana hedeflerimizden olduğu yazılıp çiziliyor)
    kartal özmızrak (guard - 8,2s - 1,8r - 2,9a) (liga acb'ye gideceği iddia ediliyor)
    mangok mathiang (pivot - 12,5s - 11r - 1,5b)
    mert celep (forvet - 7,3s - 5,2r - 1,5a)
    muhammed baygül (guard - 10,7s - 3,9r - 2,9r) (takımı türk telekom'la yeniden anlaşmaya vardığı söyleniyor)
    rıdvan öncel (guard - 8,5s - 1,6r - 2,2a) (bahçeşehir dedikoduları var)
    trae golden (guard - 21,8s - 3,8r - 8,1a)

    bu isimler haricinde maalesef başka takımların kaptığı ya da takımlarıyla sözleşme yenileyen andrew andrews (maccabi haifa), kyle wiltjer (türk telekom'la yeniledi), moustapha fall (asvel), samet geyik (türk telekom), talib zanna (hapoel tel aviv) gibi isimler de mevcut(tu). görece düşük bütçemiz sebebiyle yürüyemeceğimize inandığım serbest oyuncu statüsündeki devin williams'ı, metecan birsen'i, tonye frank jekiri'yi vs. hiç saymıyorum.

    görüldüğü üzere oyuncu var, yeter ki çok geç kalmayalım. takımlar, özellikle müessese kulüpleri pandemi ekonomisinden kısmen az etkilenen kurumsal yapıları nedeniyle piyasaya daha net giriş yaptı. iyi oyuncuları kaybetmemek için işi fazla ağırdan almamak lazım.
  • 3369
    sezon başından beri oynadığı resmi maçlarda aldığı mağlubiyetlerden ilkini, cumhurbaşkanlığı kupası finalinde son euroleague finalisti fenerbahçe'yi tokatlayan, euroleague final four'una göz kırpan bir kadro oluşturmuş olan ve sezona 4'te 4'le giren anadolu efes'e karşı 3 sayı farkla alan; ikincisini, alman basketbolunun iyi organizasyonlarından biri olarak kabul gören ulm'e karşı deplasmanda 2. uzatma sonunda ve iki as skoreririnden birinin (aaron harrison) yokluğunda alan; üçüncüsünü, bir guarda (quino colom) 2 sezon için 2.4 milyon dolar gömebilme lüksü olup bu doğrultuda ciddi potansiyelli bir oyuncu grubu oluşturan bahçeşehir'e karşı deplasmanda 5 sayı farkla (maçın son anlarında) kaybederek alan takım, takımımız.

    bu oyuncu grubunun mottosu belli; son topa kadar!

    fazlasını bekliyorsanız yanlış yerdesiniz.

    şükür ki takım sezon başı itibarıyla son topa kadar savaşıyor, savaşmaya çalışıyor.

    "ne kadar ekmek o kadar köfte" denir, hatta "öyle şeye böyle şey" de denir.

    beklentiler eldekiyle örtüşmeli, örtüşmüyorsa tatminsizliğe mahkumsunuz.

    ek: geçen sezonun euroleague şampiyonu real madrid, geçen sezonun başlarında ve ortalarında gerek avrupa serüveninde gerekse de kendi liginde abuk subuk skorlar alıp göt zoruyla ilerliyordu. sonra ne mi oldu? sezon sonunda avrupa + lig dublesini çakıverdiler şubat sonrası ivmelenişleriyle.

    eurocup ya da lig şampiyonluğu yok belki gidişatın ilerki fazlarında lakin allah aşkına! allah aşkına sabır!
  • 2349
    16 ocak 2015 kızılyıldız galatasaray basketbol maçı galibiyetinden sonra başlığına birkaç paragraf yazmak istiyordum ancak:

    micov 12 sayı 2 ribaunt 3 asist
    arroyo 11 sayı 1 ribaunt 3 asist
    pocius 11 sayı 4 ribaunt 1 asist
    carter 10 sayı 4 ribaunt 1 asist
    ender 8 sayı 1 asist
    kerem 6 sayı 2 ribaunt
    mariç 4 sayı 7 ribaunt 1 asist
    young 4 sayı 5 ribaunt
    sinan 4 sayı 2 ribaunt 2 asist
    erceg 4 sayı 4 ribaunt 1 asist

    bu skor dağılımı her şeyi anlatıyor. uzun zamandır böylesine güzel bir maç performansı izletmemişti bize bu takım. bu yüzden heyecanla sezonun en kritik hedef maçlarından biri olan 22 ocak 2015 galatasaray alba berlin basketbol maçı'nı bekliyoruz.
  • 1996
    bazı düşüncelerin aksine sorunu savunma değil de hücum olan takım. tamam "hücum maç, savunma şampiyonluk kazandırır" mottosuna kısmen ben de katılıyorum ama asıl bu ikisini dengeli yapmak önemli basketbolda. yani her maç 60 yiyip 58 atarsanız yaptığınız savunmanın hiçbir önemi kalmaz. euroleague 2013-2014 sezonu'nda takımımızın sorunu kesinlikle hücumdur. bunu istatistiklerle kanıtlamaya çalışacağım.

    normal sezon istatistiklerine bakarak yaptığımız 10 maçta ki istatistiklerimize bakalım. unutmayın ilk tur maçları göz önüne alınmıştır ki daha kolay takımlarla oynadığımız düşünülürse durumun ne kadar vahim olduğu ortadadır.

    1 - sayı ortalamamız 70. bu konuda 24 takım arasında 20.sıradayız. elenen kızılyıldız'ın 80,4 - brose'nin 75,6 - budivelnik'in 73,7 - stelmet gora'nın 70,7 ve strasbourg'un 70,5 sayı ortalamaları var.

    2 - asist ortalamamız 14,7. sıralamada 20.sıradayız. niye düşük bu ortalama sahi bu kadar ? çünkü takım hücumda üretken değil. statik hücumlar yapıyoruz. pick & roll, pick & pup, perdeden çıkan şutör oyunu gibi setler o kadar az ki hücumumuzda. ha şu söylediğim son hücum setini domercant'la oynamaya çalışyoruz ama adamın ayakları o kadar yavaş ki savunmacısı hemen yetişiyor. doğal olarak asist sayısı da düşük kalıyor tabi. el üstünden üçlük ve bireysel performanslara bağımlı kalıyoruz.

    3 - 2 sayılık yüzdemiz sadece % 46,2. 24 takım arasından 21.sıradayız. niye ? çünkü hiç pota altından oynamıyoruz. pota altından oynayacaksın ki yüzden arttsın. sırtı dönük oynayacak uzunumuz yok.* millet dunston'la, sofo'yla, tomiç'le, kaun'la smaçları bam bam basıyor.

    4 - şimdi daha da vahim bir istatistiğe gelelim. 3 sayılık yüzdemiz sadece % 27,9. 24 takım arasından kaçıncı olduğumuzu söylememe gerek var mı ? hadi söyleyeyim. 24.sıradayız.

    5 - şimdi de son istatistiğimize gelelim. true shooting yüzdesi. özellikle nba'de çok yararlanılan bir istatistik. kabaca ; takımın denediği atış sayısı, toplam attığı sayı ve denenen serbest atış sayısı üçgeninde bir formülle hesaplanan ve takımın hücum verimliliğini gösteren bir istatistik diye anlatılabilir. maalesef söylemeliyim ki bu istatistikte de sadece % 43 ile 24 takım arasından 23.sıradayız. :(

    istatistiklerin basketbolda çok şey anlattığını düşünürek esas sorunu açıklamaya çalıştım takımımızda. kimse bana olin edirne'ye 100 sayı attık ama diye gelmesin kalbini kırarım. şimdi sen dün akşam direk rakibin kuban'a hem de kendi sahanda 63 sayı yiyip yeniliyorsan suçu savunmada aramak abesle iştigaldir.
  • 3411
    saygının büyüğünü hak eden takım.

    sezon başında hem yönetim hem de taraftar nezdinde çok da fazla önemsenmemesine rağmen eldeki bütçe ve kadro doğrultusunda bir hedef belirleyen,
    sezon boyunca yaşanan maaş gecikmelerine (3 ay geriden geldiği söyleniyor) rağmen hiçbir oyuncusunun kulübe ihtar mihtar yollamadığı,
    taraftarının sezon boyunca kendileri hakkında dillendirdiği, "bu takım leş, bu takım kaka, düşmesek iyi bari" gibi incitici ithamlarıyla da boğuşan,
    pek de sevilmemesine karşın koç ertuğrul erdoğan'ın ve teknik ekibin başarısı için canla başla uğraştığı türkiye erkekler basketbol ligi yarı finalisti.

    son 4'te rakip anadolu efes. şu zamana kadar parkeye koydukları karakteri yine koyacaklarından zerre kuşkum yok. koça, teknik kadroya ve oyuncu grubuna ortada bu kadar olumsuzluk olmasına rağmen galatasaray armasına yakışır şekilde mücadele ettikleri için bir galatasaray taraftarı olarak teşekkür ederim.
  • 3510
    gloria cup 2020'deki şu ana kadar izlediğim performansıyla eksiklerine rağmen bayıldığım takımımız. bir kere takımda komple bir mentalite değişimi var. değişen kadroyla birlikte statik oyun yerini hareketli, top dolaştırma ve p&r üzerine kurulu oyuna bırakmış. transferine ilk başta mesafeli yaklaştığım barış ermiş top dolaştırmada takımı 2 seviye üste taşımış. barış'ın skor katkısı kısıtlı belki ama müthiş bir delici ve şutör olan daryl macon ile aynı anda sahada olması ikisinin de eksiklerini tamamlayıp çok iyi bir denge kurulmasını sağlayacak. şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki macon ligin içinden geçecek bu sene. dallas mavericks'ten tanıyordum kendisini ama bir oyun kurucu olamayacağını daha önce söyemiştim ki ertuğrul erdoğan onu ya barış ya da yiğit arslan ile birlikte kullanarak zaten ondan playmaking istemediğini gösteriyor.

    yiğit arslan demişken, ben bu çocuğu gerçekten çok seviyorum. her şeyden yeterli miktarda sahip ve sahada yüreğini ortaya koyarak oynuyor. hep bu forma altında kalsa keşke. yiğit'ten de bahsederken onun hücum yönü upgrade edilmiş bir klonuna da sahibiz bu sene. r.j hunter zamanında izlemeye doyamadığımız bildiğin joshua shipp. allahım sana geliyorummmm..

    daha kağıt üstünde takımın en iyisi görünen alex hamilton'dan bahsetmedim bile. şu ana kadar çok iyi göründü. macon ile birlikte büyük bir hücum gücü olacak. geçen senenin çelimsiz delikanlısı ayberk olmaz daha da olmuş. oyununa daha bir güven gelmiş ve korkmadan hücum edebiliyor. ayberk her ne kadar çevik ise brock motum ise maalesef ki bir o kadar ağır ama rakibi sinir krizine sokacak derecede hücumda etkili. adam sanki oyunda hiç yokmuş gibi hissettirip her maç en az 15 sayı atacak gibi duruyor. çok keyifli olacak, çok.

    şimdi gelelim asıl bombaya. berke atar. bu çocuk var ya bu çocuk... büyük bir yıldız yetişiyor arkadaşlar. bu yaşta hala biraz ham görüntüsü olsa da müthiş bir fundamental'a sahip ve işin savunma yönünü biraz daha geliştirirse en geç 2 yıl içinde nba'de olacak. yanında bir boniface ndong olsaydı bu sene sonunda bambaşka bir seviyeye gelebilirdi.

    allah aşkına bu takıma bir boniface ndong alın yahu!! bir pivot şart.

    can korkmaz'ın takımdan ayrılmasına üzülmüştüm ama can'ın macon ile aynı anda sahada olduğunu düşününce bir ürperti geldi o yüzden o fikrimden de vazgeçtim ama bize yine de bir tane tutku açık lazım.

    bu takım beni çok heyecanlandırdı gençler.
  • 3533
    hamilton, williams ve tyus ile yollar ayrılıyor. tyus'tan buy-out kazanacağız. hamilton çok ümitli olduğum bir isimdi ama bir türlü kendisini sahada göremedik. williams bence çok yetersiz bir oyuncu ama buna rağmen mücadelesiyle iyi katkı verdi. teknik ekibin isteklerini yerine getirme konusunda sıkıntı olduğu konuşuluyordu. yeni transferlerimize gelecek olursak marei nokta atışı bir transfer. jefferson geçen senenin g leauge savunma mvp'si. atletizmiyle de bize iyi katkı sağlayacağını ve euroleague seviyesi bir oyuncu haline gelebileceğini düşünüyorum. trice konusunda endişelerim var. tofaş ile kendisini ülkemizde izlemiştik. webster'a benzetiyorum biraz ama hücumu webster'dan bir tık daha iyi. savunma konusunda ise gerek macon gerek trice yetersiz kalacaklardır. bu yüzden jefferson da sahadayken bol bol switch savunması görürüz. giden oyuncularımızın yolu açık olsun. takımımıza yeni katılan 3 oyuncumuzun da özellikle mücadele yönünden bizi bir üst basamağa taşımalarını umuyorum.
  • 3560
    2020-2021 sezonunda 3 yerli 10 yabancı olmak üzere toplam 13 yeni transfer yapmış olan takım. alex tyus bonservisle takımdan ayrıldı, 2 oyuncunun da sözleşmesi feshedildi. sezon başında 2 milyon dolar olarak açıklanan bütçeyle bir tane kısa forvet ve "kapatıyoruz" diyen banvit'in beşiktaş'a gönderemediği isimlerden ragıp berke atar dışında bir tane pivot transferi yapılmadı.

    sezon geldi geçiyor, ömer uğurata'nın kayınçosu(!) caner erdeniz dışında bir tane kısa forvet oyuncusu yok. rotasyon oyuncusu ayberk olmaz ve daha 21 yaşındaki ragıp dışında pivot da alınmadı. bir ara yedi oyuncunun forma savaşı verdiği(!) oyun kurucu pozisyonu hala net değil. o kadar ki ertuğrul erdoğan döneminde kadro dışı kalan alex hamilton'a hem ömer uğurata hem de ekrem memnun şans vermek durumunda kaldı.

    zaten oyun kurucusu olmayan, pota altında dayak yemeye mahkum bir takım yaratıldı. bu durumdaki bir takımın hayatta kalabilmesi için gerek fiyat gerek performans olarak bizim seviyemizin üzerinde şutör ve uzun forvetlerin olması lazım. kadronun kalanı da aynı doğrultuda gittiği için bugün bu hallerde sürünüyor bu takım.

    sezona zalgiris masalları sonrası ertuğrul erdoğan ile başlandı, benchte reklam panolarını tekmeleyecek kadar hakimiyeti kaybettiği noktada yollar ayrıldı. takım üç maça ömer uğurata yönetiminde çıktı. hatta ironik şekilde 3 maçta 2 galibiyet çıkardı. yönetmeliklerin verdiği üç maçlık sınır dolduktan sonra *ömer uğurata ile sezon sonuna kadar sözleşme yapıldığı açıklandı.

    acaba mı diye girilen aralık ayı kasım gibi geçmedi. bir tek aralık sonu bursa deplasmanında, belki de sezon sonu kümede kalmamızı sağlayacak galibiyet alındı. 29 aralık'ta alex tyus'ın real madrid'e transfer olduğu ve kulübün ücret geliri elde edeceği açıklandı. bununla bağlantılı olarak şutör(!) travis trice ile uzun forvetler amile jefferson ile assem marei transferleri duyuruldu.

    yılbaşının ertesinde fenerbahçe, ertesi hafta da efes pilsen ile sinan erdem'de oynadık. o hafta içinde önce assem marei'nin sakatlandığı haberi bomba gibi düştü, hemen arkasına ömer uğurata'nın gönderildiği ve sonunda da ekrem memnun'un geri dönüşü...

    ekrem memnun'un gelişiyle artan umutlar(!) ilk üç haftada alınan iki galibiyetle biraz daha arttı. gel gelelim alınan galibiyetler ligde bizden daha aşağıda yer alan iki takıma karşı olsa da ikisine de ikili averajı bırakarak alınabilen galibiyetler oldu. ancak yine arkası gelmedi. milli maç arasına kadarki iki maçı da çok kötü oynayarak kaybettik...

    son olarak iki tane şutör pierre jackson ve jordan crawford transferleri yapıldı. ek olarak da assem marei yeni bir transfer gibi dahil oldu takıma. 27 şubat 2021 tofaş galatasaray basketbol maçına iyi başlasak da savunma kırılganlığımızla yine sonunu getiremedik ve mağlup olduk.

    gün itibarı ile düşme hattının sadece 1 galibiyet yukarısındayız. aslında 2 galibiyet fark var ancak sezon başındaki puan silme cezamızdan ötürü fark 1 puan. üstelik ligin son iki sırasındaki iki takıma karşı da ikili averajda gerideyiz.

    kalan fikstürümüz ise darüşşafaka, türk telekom(d), bahçeşehir, büyükçekmece(d), afyon, karşıyaka(d), bursaspor ve fenerbahçe(d) şeklinde. ligin ilk yarısında bu takımlardan türk telekom ve bursaspor'u mağlup etmeyi başarmıştık. karşıyaka ve fenerbahçe ligin ilk iki sırası için kapışan takımlar. darüşşafaka ve afyon ise, gaziantep ve beşiktaş ile playoff için yarışır durumda; günün sonunda bu dörtlüden biri playoff dışında kalacak. geriye hedef maç olarak bizden bir galibiyet yukarda olan bursaspor ve iki galibiyet yukarda olan büyükçekmece maçları kalıyor.

    en alttaki iki takım olan ormanspor ve lokman hekim fethiyespor'un da aşağı yukarı bizimki ayarında bir fikstürleri var. büyükçekmece enteresan şekilde bu iki takımla da oynayacak tıpkı bizimle olduğu gibi. onlar da bu üç maçı gözüne kestirip korkulu rüya görmemeyi hedefleyecektir muhtemelen.

    tabi olasılık hesaplarının şu an için ucu bucağı görünmüyor. çok değil 4-5 yıl önce son topa kadar diye diye avrupa kupası alan takım son topa kadar kümede kalma savaşı verecek...

    emeği geçen herkesin gözlerinden öperim. şu badireyi bir atlatalım hepsinin hesabını sorulur elbet...
Altyapı çalışmaları sebebiyle birtakım hatalarla karşılaşılması muhtemel. En kısa sürede hatalar giderilecektir!