• 2013 - 2014 euroleague

    2013-2014

    siena(d) - http://www.youtube.com/watch?v=Z95iuJAzJ3w
    olympiakos - http://www.youtube.com/watch?v=mLmNsLauhqk
    malaga (d) - http://www.youtube.com/watch?v=3sHyEX5w3dE
    gora (d) - http://www.youtube.com/watch?v=ugkwNLT259U
    bayern - http://www.youtube.com/watch?v=ongJGQpLazg
    siena - http://www.youtube.com/watch?v=Hr7_fJhQXSg
    olympiakos (d) - http://www.youtube.com/watch?v=fu1AlpvLEAI
    malaga - http://www.youtube.com/watch?v=t4OJYLkVcoI
    gora - http://www.youtube.com/watch?v=ok93AoAM_xk
    bayern (d) - http://www.youtube.com/watch?v=ffnoNqoGkiI

    top 16
    maccabi - http://www.youtube.com/watch?v=VA1hQvzh8g4
    real madrid (d) - http://www.youtube.com/watch?v=dBeh-1wMN30
    kuban - http://www.youtube.com/watch?v=Nii5AC1IBRQ
    bayern (d) - http://www.youtube.com/watch?v=ZPEdXLCQIn8
    zalgiris - http://www.youtube.com/watch?v=9goNIgi_5ME
    cska - http://www.youtube.com/watch?v=2gQ4MYraUfE
    partizan (d) - http://www.youtube.com/watch?v=_OCI6Vn_B4A
    ---
    maccabi (d) - http://www.youtube.com/watch?v=SkmNT1p8smk
    real madrid - http://www.youtube.com/watch?v=uze6e_C0ktw
    kuban (d) - http://www.youtube.com/watch?v=g9HeLf4tWuM
    bayern - http://www.youtube.com/watch?v=3fPqdgaEoXA
    zalgiris (d) - http://www.youtube.com/watch?v=MBRuGRc5sNE
    cska (d) - http://www.youtube.com/watch?v=viTXOE39p7c
    partizan - http://www.youtube.com/watch?v=70GKqYp8tw4

    top 8
    barcelona (d) - http://www.youtube.com/watch?v=v8TsNiaiVNQ
    barcelona (d) - http://www.youtube.com/watch?v=gHhf0AWMUHM
    barcelona - http://www.youtube.com/watch?v=mipOjAOBRfM

    ------

    olympiakos : arroyo öne geçiren üçlük : http://www.youtube.com/watch?v=QA7JzLTQpws
    olympiakos : arroyo fake ve üçlük : http://www.youtube.com/watch?v=AfPVdkwKQu0
    olympiakos : arroyo-jawai : http://www.youtube.com/watch?v=CEtCK0TPmbY
    olympiakos : gordon-jawai : http://www.youtube.com/watch?v=u2d3csyDcdg
    olympiakos : gordon-jawai : http://www.youtube.com/watch?v=SGWKWVoB5K4
    olympiakos : jawai-spanoulis : http://www.youtube.com/watch?v=-zru3QNR9No

    siena : bonsu - http://www.youtube.com/watch?v=giuGuLD3hNU
    siena : sinan güler 3.çeyrek - http://www.youtube.com/watch?v=iAik_Kq5SxA
    siena : bonsu hücum ribaundu ve basket : http://www.youtube.com/watch?v=EsH25oxL9eQ
    siena : bonsu,-hackett - http://www.youtube.com/watch?v=o1mMRXh14rI

    malaga : arroyo - hairston - http://www.youtube.com/watch?v=0ECw54GUXeE
    malaga : sinan - furkan - http://www.youtube.com/watch?v=CRKk9z4aZPQ

    zalgiris : arroyo - hairston - http://www.youtube.com/watch?v=hASh1NIdows
    zalgiris : arroyo - bonsu - http://www.youtube.com/watch?v=L2Yb8O69QAE
    zalgiris : ender - bonsu -http://www.youtube.com/watch?v=8lBz7PnkABs
    zalgiris : arroyo - bonsu - http://www.youtube.com/watch?v=HITa7k7xphQ
    zalgiris : bonsu dentmon'u blokluyor - http://www.youtube.com/watch?v=3xMqmHeQfrs

    kuban : arroyo'dan galibiyeti getiren hücum - http://www.youtube.com/watch?v=Ooey1S_T0ro
    kuban : bonsu smaç - http://www.youtube.com/watch?v=UORKektqBdw
    kuban : markoishvili - http://www.youtube.com/watch?v=l8nM1TZV6y4
    kuban : arroyo üçlük - http://www.youtube.com/watch?v=KKjfcYsXNdI

    cska : erceg tüm sahayı geçiyor - http://www.youtube.com/watch?v=5u6urzyzpAI
    cska : arroyo half court alley oop pass - http://www.youtube.com/watch?v=eKihCN-vA1M

    partizan : carlos arroyo - furkan - http://www.youtube.com/watch?v=Wuocvi4RjSI
    partizan : carlos arroyo - furkan v2 - http://www.youtube.com/watch?v=xd6zvEhWIRc
    partizan : carlos arroyo - furkan v3 - http://www.youtube.com/watch?v=kG-7bpzckwE
    partizan : furkan aldemir'den blok - http://www.youtube.com/watch?v=K1EA6s4W5Cw
    partizan : hairston üç sayılık basket - http://www.youtube.com/watch?v=n31_5YPL0_k
    partizan : markoishvili üçlük - http://www.youtube.com/watch?v=YZaKZ2uoFxg

    bayern : hairston - http://www.youtube.com/watch?v=o1mMRXh14rI
    bayern : carlos arroyo - bonsu - http://www.youtube.com/watch?v=mtSGViFls2U
    bayern : carlos arroyo - bonsu v2 - http://www.youtube.com/watch?v=XP6zhAIQBx4
  • türkiye erkekler basketbol liginin ilk yarısını 4. olarak bitiren takımımız. ilk devrenin sonunda takım istatistiklerimiz şu biçimde şekillendi:

    verimlilik puanı ortalaması: 94,3 (lig 5.'si)
    sayı ortalaması: 82,1 (lig 5.'si)
    toplam ribaunt ortalaması: 34,2 (lig 8.'si)
    asist ortalaması: 18,3 (lig 8.'si)
    top çalma ortalaması: 8,1 (lig 3.'sü)
    blok ortalaması: 2,87 (lig 3.'sü)
    !!! serbest atış yüzdesi: %64,58 (lig 16.'sı yani lig sonuncusu) !!! :(
    2'lik yüzdesi: %57,29 (lig 7.'si)
    3'lük yüzdesi: %35,45 (lig 8.'si)

    bazı oyuncu istatistiklerimiz ise şöyle:

    verimlilik puanı ortalaması: whittington (14,8), auguste (14,7), poythress (14), harrison (13,6), webster (10,9)
    sayı ortalaması: poythress (15,8), harrison (12,9), webster (12,2), whittington (12), auguste (11,6)
    toplam ribaunt ortalaması: auguste (6,8), whittington (5,2), poythress (4,8)
    asist ortalaması: jones (4,2), webster (3,9), harrison (2,9)

    şut yüzdeleri (iyiler):

    serbest atış (10 kez ve üzeri sa kullananlar): can (%84,4), whittington (%69,7), harrison (%69,2)
    2'lik (15 kez ve üzeri 2'lik kullananlar): yiğit (%67,4), poythress (%63,8), ege (62,8)
    3'lük (10 kez ve üzeri 3'lük kullananlar): whittington (%50), can (%44,2), harrison (%40,2)

    şut yüzdeleri (kötüler):

    sa (10 kez ve üzeri sa kullananlar): göksenin (%35,3), auguste (%52,2), yiğit (%64,7)
    2'lik (15 kez ve üzeri 2'lik kullananlar): jones (%31,6), can (%37,5), göksenin (%50)
    3'lük (10 kez ve üzeri 3'lük kullananlar): yiğit (%24,4), göksenin (%28,6), webster (%28,9)

    süre ortalamaları (en az 10/15* oynayanlar): harrison (27,3 dk), whittington (26,7 dk), webster (25,4 dk), auguste (23 dk), yiğit (21,7 dk)

    ligde iç sahada mağlup olmayan üç takım var; anadolu efes (7/7), fenerbahçe beko (8/8) ve galatasaray (8/8).

    ----- ----- ----- ----- ----- -----

    eurocup top 16 grubundaki ilk maçına* bu akşam çıkacak olan ekibimiz. ilk tur karşılaşmalarının sonunda takım istatistiklerimiz şu biçimde şekillendi (24 takım arasında):

    sayı: lig 6.'sı
    !!! toplam ribaunt: lig 18.'si !!! :(
    asist: lig 10.'su
    top çalma: lig 8.'si
    blok: lig 13.'sü
    sa yüzdesi: lig 12.'si
    2'lik yüzdesi: lig 4.'sü
    3'lük yüzdesi: lig 9.'su

    bazı oyuncu istatistiklerimiz ise şöyle:

    verimlilik puanı ortalaması: harrison (17,4), auguste (17,2), whittington (16,4), poythress (9,5), webster (7,9)
    sayı ortalaması: harrison (16,6), whittington (12,9), auguste (12,6)
    toplam ribaunt ortalaması: auguste (7,2), whittington (6,6), poythress (6,5)
    asist ortalaması: jones (4), webster (3,6), harrison (3,3)

    süre ortalamaları: harrison (31 dk), whittington (26 dk), auguste (24 dk), poythress (24 dk), jones (23 dk)

    http://www.tblstat.net/td.asp?t=10
    https://www.basketball-reference.com/...al/eurocup/2020.html
    https://www.eurocupbasketball.com/...soncode=U2019#!stats

    ----- ----- ----- ----- ----- -----

    iyi bir hücum takımıyız. her ne kadar oyun içi iniş çıkışlarımız çok fazla olsa da, her ne kadar saha içi yerleşimi konusunda zaman zaman ciddi sıkıntılar yaşıyor olsak da ve her ne kadar iyi bir oyun için organizatörüne sahip olmasak da takımın bu sezonki gidişatı ümit verici. bu "takım şampiyon olacak!" manasına gelmiyor elbette. ne anlama geliyor peki? bütçenin ve kadronun beklentileri karşılayabileceği anlamına geliyor. benim bu takımdan beklediklerim; eurocup'ta çeyrek final, bsl'de yarı final, türkiye kupasında da yarı hatta bir ihtimal final (zor fakat yarı finalde efes'le eşleşilmemesi halinde imkansız değil).

    poythress'in gelişiyle takım fundamental anlamında, teknik çeşitlilik noktasında ciddi aşama kaydetti. moore iyi bir savaşçıydı fakat basketbol fundamental'ı gerçekten çok zayıftı. bu da özellikle clutch anlarda tamamen harrison eksenli bir görüntüye bürünen galatasaray için kitlenme manasına geliyordu. poythress'in bol yönlülüğü oyunu açabilmede, setleri çeşitlendirmede, pick and roll & pop verimliliğinde ve savunma switch'lerinde bize avantaj sağlıyor. ayrıca itiraf etmeliyim, poythress'ten bu kadar fazla savunma azmi beklememiştim, sahip olduğundan fazlasını veriyor şu an.

    göksenin'in şut yüzdeleri facia, kariyer yüzdelerinin çok gerisinde. göksenin hiçbir zaman iyi bir şutör değildi zaten, eyvallah. onu göksenin yapan özelliği 1on1 savunmacısına yaptığı boğucu pres ile hustle özelliğiydi. bu sezon maalesef çok az gördük bunları da. sebebi ne olabilir? görüntü yanıltıcı belki ancak ben göksenin'in kilo problemi olduğunu düşünüyorum. en azından ekrandan bu izlenimi alıyorum. müthiş kalınlaşmış, bilhassa belden aşağısı. anatomik olarak skinny değil zaten, e üstüne bir de fitliği kaybetmesi... ah be kaptan.

    yiğit ilk yarının iyilerindendi adımıza. yiğit her zaman şutuyla bilinen bir guard oldu. bu sezon özelinde oyununu çeşitlendirdi ve bol bol drive da etmeye başladı çembere. yalnız yiğit'in de şut yüzdeleri vasatın altında. %24'lük 3'lük yüzdesine pek takılmıyorum zira en az 5-6 top hatırlıyorum son saniyelerde yiğit'in çembere savurmak zorunda kaldığı. onlar olmasa belki bu yüzde %33'lere falan çıkar(dı). yiğit konusunda beni üzen kısım sa yüzdesi. şutör guard bir oyuncunun -iyi de bir oyuncunun- sa yüzdesi %65 olmamalı, en az %75 olmalı. düzeltecektir ama yiğit bunu, inanıyorum. çalışkan bir sporcu bildiğim kadarıyla.

    harrison faktörü; her iki kulvarda da takımın en çok süre alan oyuncusu konumunda. çok yoruyoruz harrison'ı. zaten dönem dönem harrison'ın vücudu iflas bayrağını çekiyor ve performansı dip yapıyor. ertuğrul erdoğan bu işe bir çözüm üretmeli. ben olsam harrison'ı ligdeki yumuşak maçlarda kadroya almam, dinlendiririm. bi' zahmet diğer oyuncular alıversin bazı maçları.

    arapovic'le jones'a boşu boşuna para veriyoruz, keşke kontratlarından çıkabilsek. herhangi bir hamle beklentim yok, yeter ki maaş yüklerinden kurtulalım.

    süper tatmin edici bir oyun oynamasa da iyi yolda takım. umarım sakatlık belasıyla tanışmadan yola devam edilir.
  • https://gss.gs/Evj.jpg

    8 ocak 2020 monaco galatasaray basketbol maçının bitimiyle birlikte güzel bir takım pozu verilmiş. fotoğrafa bakınca kolej takımı havası aldım. harrison takımın ağır ağabeyi, ciddiyeti hiçbir şekilde elden bırakmamış; webster ile whittington neşe bağları; auguste cool jojuq aka ayca_22 avcısı; yerliler ekibin çimentosu kıvamında pozitif (ayberk ortamlara akma niyetini iki ciks elemana yanlayarak açıkça belli etmiş, pozisyonu "beni de alın aranıza" yamaması); poythress ise tam bir sentez*, kıraathane tayfa oturuşuyla rucker park varyetesini tepkimeye sokup ürün olarak ortaya karışık şekilli emmi resmi çizmiş.

    velhasıl, fotonuz güzelmiş karşim.
  • açılın! yönetim övmeye, takım sahiplenmeye geldim.

    uzunca bir süredir kendi haline bırakılan galatasaray basketbol şubesindeki hareketlenme galatasaray erkek basketbol takımı özelinde nihayet eyleme dönüştü. 92'li can korkmaz (1.88, oyun kurucu), 95'li emir gökalp (1.85, oyun kurucu), 96'lı ayberk solmaz (2.03, uzun forvet; potansiyeline bir türlü erişemese de jenerasyonunun iyilerinden biri olarak anıldı hep) ve 90'lı erol can çinko'dan (1.88, oyun kurucu - skorer guard) sonra üç yabancı hamlesiyle transferde yol alındı.

    jaka klobucar o baby face yüzüyle basketbolla çok içli dışlı olmayan çoğu kişiyi yanıltıyor. tipine bakınca "olsa olsa 25 falandır" diyorsunuz ama jaka 30'una merdiveni dayamış bir adam. bu noktada kendisinin genç bir oyuncu olduğu algısı var, bunun doğru olmadığını belirtmek istedim... oyununa gelirsek; 1.98'lik swingman (basketbolda çok fazla pozisyonda oynayabilme becerisi olan oyunculara deniyor, daha çok guardlar ve kısa forvetler için kullanılan bir tabir) sloven basketbolunun aslında çok daha fazlasını beklediği fakat bir türlü o beklenen patlamayı alamadığı, göremediği bir adam. litvanyalı mantas kalnietis'le çok benzeşiyorlar bu açıdan. peki bu detay kendisinin tırt bir oyuncu olduğu anlamına mı geliyor? kesinlikle hayır! eldeki bütçe doğrultusunda hem avrupa basketbolunu oynamayı bilen, hem tecrübeli (3 sezonluk euroleague tecrübesi var), hem de istikrarlı katkı verebilecek veteran olmayan bir guard bulup bu adama imza attırabilmek başarıdır. koç ertuğrul erdoğan'ın jaka'yı çok iyi tanıyor oluşu da bir başka güzellik. geçen sezonu 10.2 sayı - 4.2 ribaund - 4.8 asist ortalamalarıyla tamamladı. bu rakamlar iyi rakamlar. klobucar zaman zaman direksiyonun hakimiyetini kaybeden bir guard olabilse de genel anlamda oldukça dengeli bir adam. birkaç sezondur alex renfroe'larla, russ smith'lerle darmadağın bir basketbol izlemek zorunda kalan galatasaray taraftarı uzun zaman sonra düzen basketbolunu görecek parkede, tabii büyük saçmalıklar (8 - 9 ay ödenmeyen maaşlar, antrenmana çıkmamalar vs.) olmazsa.

    tai webster... takıma dahil edilmesiyle beni ciddi anlamda şaşırtan bir başka hamle. 23 yaşındaki bu 1.93'lük yeni zelandalı guard kardeşimizin 4 sezonluk birleşik devletler kolej basketbolu kariyeri vardı. ilk profesyonel tecrübesini ise geçen sezon almanya'da frankfurt'la yaşadı ve ilk profesyonel sezonunda 15 sayı - 3.6 ribaund - 3.8 asist ortalamaları tutturdu ki gayet güzel veriler bunlar. son derece atletik, hareketli fakat aynı zamanda çok fazla da dağınık olmayan bir eleman kendisi. öyle eline gelen her topu çembere sallayan tayfadan değil. düzen basketboluna rahatlıkla ayak uydurabilecek bir yapısı var. kesinlikle güzel hamle.

    zach auguste... bu abimizi en net şekilde tanımlayan iki kelime; ribaund canavarı. 23 yaşındaki 2.03'lük dövmeli, şekil saçlı biraderimizin manyak ötesi bir ribaund sezgisi var. zaten şu zamana kadar formasını giydiği takımların tamamında hep bu özelliğiyle ön planda oldu. sayı istatistikleri hiçbir şekilde göze çarpan veriler sunmadı fakat ribaund becerisi cidden muazzam(dı) zach'in. geçen sezon pao'yla 14 euroleague maçına çıktı. yani avrupa basketbolunun en üst seviyesinde edinilmiş bir deneyimi mevcut. pao'da düzen basketbolunun ne anlama geldiğini öğrendi fazlasıyla. iyi tercih.

    şu ana kadar yapılan eklentileri beğendim kendi adıma. dağınık, ne yaptığını bilmeyen, saçma sapan işler peşinde koşan bir takım olmayacağımız kesin. bunun anlamı "en tepeye oynayacağız" demek değil elbette. ligde çeyrek final aşamasında yer alabilmek, eurocup'ta belki ilk tur gruplarından çıkabilmek ve türkiye kupası'nda finali zorlayabilmek makul beklentiler olabilir. bu çizgilerin üstü şam'da kayısı ("şamdak ayısı" diyen de var?).

    erkek basketboldaki hareketliliğin darısı galatasaray kadın basketbol takımına...
  • 27 ekim 2011 galatasaray unics kazan basketbol maçından önce buraya bir şeyler yazarken maçın kazan'a daha yakın olduğunu ve kaybetmenin çok büyük süpriz olmayacağını yazmıştım. özellikle reboundlarda kazan'ın bize karşı çok daha üstün olduğunu ve bizim buna karşı çalacağımız toplarla maça ortak olabileceğimizi belirtmiştim. ama özellikle 4 guardımızın performansında meydana gelen performans düşüşüyle de orantılı olarak maçı kaybettik.

    özellikle bu maç ve sonrasında oynanan karşıyaka maçından sonra bu takımın rebound alamadığı, serbest atış atamadığı başta olmak üzere isimler üzerinden de jaka ve luksa yerin dibine sokulmuş.

    - bu takım rebound alamıyor.
    - jaka niye oynamıyor.
    - luksa serbest atış atamıyor.
    - shipp 3 sokamıyor vs.vs.

    tamam da daha bundan 3 hafta önce oktay mahmuti röportajında "biz takımı kurarken ya eksiklerimiz kapatacaktık ya da iyi yaptığımız işleri daha da geliştirip bu konuda uzmanlaşacaktık, biz ikincisini seçtik" derken işte vizyon bu, nasıl bir koçumuz var gördünüz mü diyenler şimdi bu takım her euroleague maçında rebound veriyor diyor.

    bu bir seçimdi bu kadro kurulduğunda rebound sıkıntısı çekmeyeceğimizi iddia edebilecek biri var mıydı, ya da shipp'in şutör olduğunu düşünen, shumpert'ı teletovic sananlarımız, jaka'nın yaşını ve defolarını bilmeden mi transfer ettik...hepsinin cevabı hayır.

    her maçı kazanacak halimizde yok. bu takımın eksikleri var defoları var ki bu takımın bütçesi taş çatlasa 6 milyon dolar. rakiplerimizden ise anadolu efes'in bu sene harcadığı paranın en az 25 milyon euro olduğu konuşuluyor, fenerbahçe ülker'in ise her sene ülker'den aldığı para yaklaşık 15 milyon dolar. ersan ilyasova'ya 2.7 milyon euro veremiyorsunuz, nba'den getirdiğiniz oyuncu sadece 500 bin dolar alıyor ve siz ilk mağlubiyette silahları çekiyorsunuz. adil mi?

    bu takımın staff kadrosu biz şampiyon olacağız, euroleague'de f4 yapacağız dedi de biz mi duymadık. şimdi kötü oynadığımız ya da kötü emareler verdiğimiz 2 maçtan sonra eksiklerimiz var demek pek itibar edilebilecek gibi değil. bu eksikler bizim paok maçından bu yana hatta kadro kurulduğu günden beri başımızda zaten. bunu bugünün meselesi yapmak hoş değil. ki bu takımın 4 guardının perfomansı standartlarına yaklaşsa tüm bu eksiklerimize rağmen kazan maçını dahi kazanabilirdik ve daha iyi oynayarak. yani bana göre oyun anlamında sorunumuz bahsedildiği gibi rebound, luksa'nın kaçırdığı serbest atışlar ya da shipp'in her maç 3-4 üçlük sokamaması değil. jaka-jamon-tutku-ender 4lüsünün 4ünde birden ortaya çıkan form düşüklüğü.

    peri masalı gibi bir sezon başlangıcının ardından gelen yorgunluk ve oyun anlamında ki düşüş beklenebilir bir durum. şimdi önümüzde çok zorlu bir kasım ayı var. bu ay içinde oynayacağımız siena ve barcelona maçları var. farzedelim bu maçların kaybettik ne değişecek. ne kaybedeceğiz. siena mı bizim rakibimiz barcelona mı? euroleague elemeleri geçince f4 adayıyız diyen taraftar bu maçlar yitirilirse kimi suçlayacak, kimi itin götüne sokacak...

    çok zorlu bir fikstüre sahibiz. siena, union, barcelona, prokom, tofaş, efes maçlarımız var. bu bölümü elinize kalem kağıt alıp toto oynar gibi işaretleseniz bile hepsini kazanırız diyen 2 kişi bile çıkmaz bundan eminim. ama bu takım ilk 12 resmi maçın sadece 1'ini kaybetti. hemde kupa ve prestij kazanarak. eğer o 12 maçtan 1'i kaybedildiğinde eleştiriler coacha kadar uzanıyorsa, ilk euroleague maçında ipekçi dolmuyorsa, takımın oynayacağı 50 küsür maçın hepsinde oyuncuların hep aynı performansı vermesini bekliyorsak çuvaldızın yönünü belirlememiz lazım. bu takım aynı takım, değişmedi.

    kaybetsek bile...

    *
  • 2018 - 2019 sezonunda 14. hafta itibariyle 3. durumdadır. devre arasına bu şekilde girdiğinde, yapılacak bir kaç takviye ile sezonu ilk 4 içinde tamamlayacak ve play-off'ta şansını zorlayacaktır. demek ki mütevazi bütçeyle de oluyormuş. her zaman söylüyorum. bütçe ne kadarsa, o kadar harcama yapılsın.
  • sahibi benim, benim takimimdir.

    hava soguksa usenir macina gitmem.

    kolay kazanacaginiz macsa gitmem.

    kavga dovus cikacak maclara giderim.

    sirf biz de burdayiz, akilli olun demek icin mac oncesinde olay cikartmaya baslarim. rakip oyuncuya torpil atarim.

    hakem de akilli olsun, hosuma iki karardan sonra ona da torpil atarim.

    rakip taraftar da akilli olsun, yasina basina bakmamc ayrimci da degilim kadin erkek ayrmam onlara da torpil atarim.

    3-4 ay geriden odeme alan, bazen hic para almadan oynayan arroyo, erceg falan da kim oldugunu saniyor, adam gibi ciksin oynasin, burasi galatasaray, burasi benim.

    sinan tipsiz, ender zaten basketbolcu degil, para mi verecektik bir de bunlara. oynamasinlar burasi benim takimim cikartiriz iki sirik daha iyi oynar bunlardan.

    hele o ergin yok mu, ah ah. neymis para falan sorun degil, yeter ki galatasaray olsunmus. neymis butun rakipler sirf cok basarili diye ustune oynuyormus o nedenle biz taraftarlar salaklik yapmamaliymisiz. yapariz, takim benim.

    ben niye akilli oluyormusum kardesim, asarim keserim, kulube ceza odettiririm, sirf ben ofkemi stadda kusacagim diye gerekirse takimi sampiyon yapan adama da kufrederim sen kimsin, takim benim.

    basketbol ile ilgili tek bir resmi urun almam, kombine almam, sanki cebinden odemeleri yapmasi gerekiyormus gibi alt duzey yoneticilerin anasina soverim.

    akilli olsun ergin ataman, bu takimin sahibi benim.
  • gördüğüm en tuhaf fikstürlerden birine sahip olan takımımız.

    https://gss.gs/OHm.png

    önümüzdeki hafta sonu izmir'de pınar karşıyaka deplasmanını oynadıktan sonra 22 mart 2020'ye dek istanbul dışına çıkmıyoruz ligde. eurocup seyahetlerinin yorgunluğunu ve araya kaynayacak olan türkiye kupası serüvenini hesaba katarsak şu fikstür büyük avantaj. yol yorgunluğundan muafız en azından uzunca bir süre.
  • sezon başından beri oynadığı resmi maçlarda aldığı mağlubiyetlerden ilkini, cumhurbaşkanlığı kupası finalinde son euroleague finalisti fenerbahçe'yi tokatlayan, euroleague final four'una göz kırpan bir kadro oluşturmuş olan ve sezona 4'te 4'le giren anadolu efes'e karşı 3 sayı farkla alan; ikincisini, alman basketbolunun iyi organizasyonlarından biri olarak kabul gören ulm'e karşı deplasmanda 2. uzatma sonunda ve iki as skoreririnden birinin (aaron harrison) yokluğunda alan; üçüncüsünü, bir guarda (quino colom) 2 sezon için 2.4 milyon dolar gömebilme lüksü olup bu doğrultuda ciddi potansiyelli bir oyuncu grubu oluşturan bahçeşehir'e karşı deplasmanda 5 sayı farkla (maçın son anlarında) kaybederek alan takım, takımımız.

    bu oyuncu grubunun mottosu belli; son topa kadar!

    fazlasını bekliyorsanız yanlış yerdesiniz.

    şükür ki takım sezon başı itibarıyla son topa kadar savaşıyor, savaşmaya çalışıyor.

    "ne kadar ekmek o kadar köfte" denir, hatta "öyle şeye böyle şey" de denir.

    beklentiler eldekiyle örtüşmeli, örtüşmüyorsa tatminsizliğe mahkumsunuz.

    ek: geçen sezonun euroleague şampiyonu real madrid, geçen sezonun başlarında ve ortalarında gerek avrupa serüveninde gerekse de kendi liginde abuk subuk skorlar alıp göt zoruyla ilerliyordu. sonra ne mi oldu? sezon sonunda avrupa + lig dublesini çakıverdiler şubat sonrası ivmelenişleriyle.

    eurocup ya da lig şampiyonluğu yok belki gidişatın ilerki fazlarında lakin allah aşkına! allah aşkına sabır!
  • 16 ocak 2015 kızılyıldız galatasaray basketbol maçı galibiyetinden sonra başlığına birkaç paragraf yazmak istiyordum ancak:

    micov 12 sayı 2 ribaunt 3 asist
    arroyo 11 sayı 1 ribaunt 3 asist
    pocius 11 sayı 4 ribaunt 1 asist
    carter 10 sayı 4 ribaunt 1 asist
    ender 8 sayı 1 asist
    kerem 6 sayı 2 ribaunt
    mariç 4 sayı 7 ribaunt 1 asist
    young 4 sayı 5 ribaunt
    sinan 4 sayı 2 ribaunt 2 asist
    erceg 4 sayı 4 ribaunt 1 asist

    bu skor dağılımı her şeyi anlatıyor. uzun zamandır böylesine güzel bir maç performansı izletmemişti bize bu takım. bu yüzden heyecanla sezonun en kritik hedef maçlarından biri olan 22 ocak 2015 galatasaray alba berlin basketbol maçı'nı bekliyoruz.
  • bazı düşüncelerin aksine sorunu savunma değil de hücum olan takım. tamam "hücum maç, savunma şampiyonluk kazandırır" mottosuna kısmen ben de katılıyorum ama asıl bu ikisini dengeli yapmak önemli basketbolda. yani her maç 60 yiyip 58 atarsanız yaptığınız savunmanın hiçbir önemi kalmaz. euroleague 2013-2014 sezonu'nda takımımızın sorunu kesinlikle hücumdur. bunu istatistiklerle kanıtlamaya çalışacağım.

    normal sezon istatistiklerine bakarak yaptığımız 10 maçta ki istatistiklerimize bakalım. unutmayın ilk tur maçları göz önüne alınmıştır ki daha kolay takımlarla oynadığımız düşünülürse durumun ne kadar vahim olduğu ortadadır.

    1 - sayı ortalamamız 70. bu konuda 24 takım arasında 20.sıradayız. elenen kızılyıldız'ın 80,4 - brose'nin 75,6 - budivelnik'in 73,7 - stelmet gora'nın 70,7 ve strasbourg'un 70,5 sayı ortalamaları var.

    2 - asist ortalamamız 14,7. sıralamada 20.sıradayız. niye düşük bu ortalama sahi bu kadar ? çünkü takım hücumda üretken değil. statik hücumlar yapıyoruz. pick & roll, pick & pup, perdeden çıkan şutör oyunu gibi setler o kadar az ki hücumumuzda. ha şu söylediğim son hücum setini domercant'la oynamaya çalışyoruz ama adamın ayakları o kadar yavaş ki savunmacısı hemen yetişiyor. doğal olarak asist sayısı da düşük kalıyor tabi. el üstünden üçlük ve bireysel performanslara bağımlı kalıyoruz.

    3 - 2 sayılık yüzdemiz sadece % 46,2. 24 takım arasından 21.sıradayız. niye ? çünkü hiç pota altından oynamıyoruz. pota altından oynayacaksın ki yüzden arttsın. sırtı dönük oynayacak uzunumuz yok.* millet dunston'la, sofo'yla, tomiç'le, kaun'la smaçları bam bam basıyor.

    4 - şimdi daha da vahim bir istatistiğe gelelim. 3 sayılık yüzdemiz sadece % 27,9. 24 takım arasından kaçıncı olduğumuzu söylememe gerek var mı ? hadi söyleyeyim. 24.sıradayız.

    5 - şimdi de son istatistiğimize gelelim. true shooting yüzdesi. özellikle nba'de çok yararlanılan bir istatistik. kabaca ; takımın denediği atış sayısı, toplam attığı sayı ve denenen serbest atış sayısı üçgeninde bir formülle hesaplanan ve takımın hücum verimliliğini gösteren bir istatistik diye anlatılabilir. maalesef söylemeliyim ki bu istatistikte de sadece % 43 ile 24 takım arasından 23.sıradayız. :(

    istatistiklerin basketbolda çok şey anlattığını düşünürek esas sorunu açıklamaya çalıştım takımımızda. kimse bana olin edirne'ye 100 sayı attık ama diye gelmesin kalbini kırarım. şimdi sen dün akşam direk rakibin kuban'a hem de kendi sahanda 63 sayı yiyip yeniliyorsan suçu savunmada aramak abesle iştigaldir.
  • saygının büyüğünü hak eden takım.

    sezon başında hem yönetim hem de taraftar nezdinde çok da fazla önemsenmemesine rağmen eldeki bütçe ve kadro doğrultusunda bir hedef belirleyen,
    sezon boyunca yaşanan maaş gecikmelerine (3 ay geriden geldiği söyleniyor) rağmen hiçbir oyuncusunun kulübe ihtar mihtar yollamadığı,
    taraftarının sezon boyunca kendileri hakkında dillendirdiği, "bu takım leş, bu takım kaka, düşmesek iyi bari" gibi incitici ithamlarıyla da boğuşan,
    pek de sevilmemesine karşın koç ertuğrul erdoğan'ın ve teknik ekibin başarısı için canla başla uğraştığı türkiye erkekler basketbol ligi yarı finalisti.

    son 4'te rakip anadolu efes. şu zamana kadar parkeye koydukları karakteri yine koyacaklarından zerre kuşkum yok. koça, teknik kadroya ve oyuncu grubuna ortada bu kadar olumsuzluk olmasına rağmen galatasaray armasına yakışır şekilde mücadele ettikleri için bir galatasaray taraftarı olarak teşekkür ederim.
  • suyun öte yanındaki bisküvi, çikolata, şeker takımı mike batiste'i transfer eder; çok büyük transfer, savunmaya büyük sertlik getirir, riabuntları toplar, 35 yaşında olması hiç mühim değil.

    yenilmez armada gidip barcelona'nın sözleşme yenileme isteğini reddeden mike batiste ile aynı yaşta olup, ayrıyetten 11 cm uzun olan avrupa'nın en iyi pivotlarından biri olan boniface ndong'u transfer eder; çok yaşlı, emeklilik ikramiyesi almak için gelen bir adam, verim alamayız.

    suyun öte yanındaki bisküvi, çikolata, şeker takımı romain sato'yu alır; avrupa'nın en iyi 3 numarası, savunması müthiştir, orta mesafe şutlarını çok iyi atar, transferde geç kaldık biz.

    yenilmez armada bu mevkiye geçen sezonun tbl nin mvp si david hawkins'i transfer eder; play off lar haricinde 6. adamdı zaten, aynı performansı bizde sürdürmez, üstelik sakatlık problemi de var.

    suyun öte yanındaki bisküvi, çikolata, şeker takımı david andersen'i almaya çalışmaktadır; avrupa'nın en iyi 4 numarası, 10 numara transfer.

    yenilmez armada 4 numaraya 1989 doğumlu, 2.06 cm boyunda, 120 kilo ağırlığındaki milan macvan'ı transfer eder; 150 bin euro gibi rakama neden maccabi bıraktı acaba, zaten kalp rahatsızlığı vardı, nba ye de bu sebeple gidemedi.

    suyun öte yanındaki bisküvi, çikolata, şeker takımı bo mccaleb'i alır; avrupa'nın en iyi guardı, kesinlikle takımını final four'a taşır, şampiyonluk için bir adım daha öne geçtiler.

    yenilmez armada jamont gordon'u transfer eder; jamon lucas gordon'dan daha iyi bir guard değil, üstelik de fiyatı pahalı. neden lucas'ı gönderdik.

    şu yukarıda yazılanları antu.com'dan derlemedim, bizzat içimizden yapılan yorumlar bunlar.
    takdiri galatasaraylılara bırakıyorum.

    edit: uefa kupası'nın kazandığımız sezon tüm maçları ali sami yen'de izlemiş, beşiktaş'ı çalıştırırken dahi gs bonus kart kullanacak kadar galatasaraylı, aynı zamanda mahmuti ve pianigiani'nin baş antrenörlüğünü yapmış, geçen sezonu üç kupa alarak kapatmış usta ergin ataman ise gittiği takımlarda ardından enkaz bırakan, taraftara şirinlik yapan biri olarak değerlendirilmiş kendilerini galatasaraylı olarak addeden bir takım kişilerce.
  • öncelikle ilk maçtan karamsarlığa düşmememiz gerektiğini hatırlatalım. geçen senenin şampiyonuyla oynadık. kadrosunu bozmayan cska'nın, yeni kadro kurmuş galatasaray'a fark atması beklenilen bir şeydi. ancak her şey güzel olacak moduna da girmememiz lazım. maç içinde olumlu noktalar da vardı, olumsuzlar da.

    ilk olarak nispeten daha az olan olumlu noktaları sıralamak istiyorum.

    - potamız bir süre yol geçen hanına döndükten sonra tyus'un karakter koyduğunu gördük. parkede olduğu sürece dominant bir oyun oynadı. keşke lasme kokocu olmasaydı. çünkü bildiğim kadarıyla hoca lasme-tyus ikilisini düşünüyordu kadroda.
    - beklenildiği gibi hücumda sayı bulmada sıkıntı çekmiyoruz. cska'ya 82 sayı atmak kolay değil. sezon içerisinden muhtemelen maç başı ortalama 70 sayı civarı yiyecek bir takımdan bahsediyoruz.
    - dentmon ve russ çok kısa sekanslarda müthiş sayı potansiyellerini gösterdiler. ancak devamlılıklarının olmaması getirilerinden çok götrürdüklerinin olmasına yol açıyor. az sonra değineceğim.

    gelelim can sıkan kısımlara.

    - takım olarak savunmamız rezalet durumda. maç içinde kaç tane topsuz koşu üzerinden sayı yedik sayamadım. üstelik takımdaki belli isimler değil herkes adamını kaçırdı. bu savunma konsantrasyonumuzun son derece kötü olduğunu gösterir. cska'da sağolsun bunu öyle bir güzel işledi ki önümüzdeki haftalarda rakiplerimiz bizle karşılaşmadan önce kesinlikle buna çalışacaktır.
    - pleiss toplam 5 dakika süre aldı ama o kadar kötüydü ki bana yüzyıllar gibi geldi o 5 dakika. keşke nba'e gitseymiş dedirtecek kadar kötü oynadı. umarım bu performansını devam ettirmez. tyus yalnız kalırsa çok sıkıntı yaşarız.
    - 2 senedir rakiplerimizin boş üçlükler atmasına alıştık ama bu maçta haddinden fazla şans buldular. savunmada adam değişirken koordine olmakta büyük sıkıntı yaşıyoruz. boş üçlük fırsatı vermeyelim demiyorum. çünkü kadro yapımız itibariyle bu mümkün değil. lakin bunu mümkün olduğu kadar aza indirgememiz lazım. savunmadaki konsantrasyon sorununu çözersek bunu büyük ölçüde aşabiliriz.
    - 1 numara pozisyonu için yaptığımız 2 transfer dentmon ve russ, maçı asist yapmadan tamamladılar. dentmon hakemin gazabına uğradı biraz ama oyunda kalsaydı da muhtemelen asist yapmakta sıkıntı yaşayacaktı. ikisi de egolu oyuncular. avrupa basketboluna uyum sağlamaları konusunda sıkıntı yaşayacakları aşikardı. umarım cska'dan yediğimiz bu tokadı ders olarak almayacak kadar egolu değillerdir. ikisine de biraz sabretmemiz gerekiyor. eğer o dersleri almamaya devam ederlerse zaten ergin hoca başka çözümlere yönelecektir.
    - çok fazla ribaund veriyoruz. cska 37-25 üstünlük kurdu. uzunlarımız ribaund konusunda dominant değiller. bu yüzden kısaların çok daha fazla ribaunda yardım etmesi lazım. bu da savunma konsantrasyonu ile alakalı bir konu.

    genel olarak sorunlarımız bunlar. yakın zamanda bunların hepsini çözüp iyi bir takım haline gelmemiz çok fazla mümkün değil. ancak takım olursak da keyifli bir basketbol izleyeceğimiz belli. taraftar olarak bu süreçte mümkün olduğu kadar yıkıcı eleştiriden çok yapıcı eleştiri yapmamız lazım. daha ilk maçtan ergin hocanın kadro mühendisliğine sallayanlar olmuş maalesef. transfer piyasasını takip etmeden ezbere yapılmış yorumlar gibi geldi bana. takıma zarar vermekten başka bir işe yaramaz.

    yine de takım olma yolunda en büyük işin ergin hocaya düştüğünü belirtelim. bu takımı kurduğunda çok fazla emek gerektiğinin muhtemelen kendisi de farkındaydı. elinden geleni yapacağından şüphem yok. bu sezon onun için de büyük bir meydan okuma çünkü.
  • ezeli rakibi fenerbahçe avrupa sampiyonu ünvanini korumak için yola çikarken, küçülme disinda hiçbir hedefi olmadan yola çikan, ayni imkanlara sahip oldugu ezeli rakibinin 1/7'si civarinda bir bütçeyi toparlayabilen, ezeli rakibi avrupa'nin en iyi salonlarindan birini yapmisken kendisi salonsuz kalmis, heyecanini, yarismaciligini, kadrosunu kaybetmis olan takim. kendisine kupalar kazandiran bir koçu fotoshop ile kendi fotosunu oraya buraya ekleten bir basit adam için ucuzca harcayan, beceriksiz bir yonetim elinde kaybetmeye mahkum olan takim.
  • cok zaman gecti uzerinden, onder cicekoglu son idmanina goturmustu kadin takiminin final maci oncesinde, ingiltere'de yasiyordum o zaman. kadin basketbolu yabanciydi bana, ancak avrupa'da kupaya giden bir galatasaray basketbol takimini kaciramazdim. egitim sonrasi turkiye'ye temelli donus kararimda o kupanin payi buyuktur. ayhan sahenk o gece oylesine doluydu ki, ne zaman donse yurek o ana, yavasliyor alabildigine zaman, istanbul'un herhangi bir yerinde kirmizi cehennem. o takim daha sonra hedef kucultmedi, 2 numarali kupayla yetinmedi, akabinde yarisabilecekleri en yuksek kulvar olan 1. kupayi da getirdiler muzemize, hem de ezeli rakibin elinden.

    nedense benzer bir senaryonun erkek takiminin da basindan gececegi hissiyati var ben de. aynen kadin basketbolunda oldugu gibi uzunca yillardir muazzam butcelerle eurolig oynayan fakat o zirveye bir turlu ulasamayan fenerbahce erkek takimi da bizden once gormeyecek kupayi, kita basketbolunun o sihirli tepesini. once eurocup, sene 2016, sonra gozumuzu dikecegimiz yer belli, zaten kirmizinin ihtisami doymak bilmeyen kupa acliginda sakli.

    kapansin sana gelen yollar, istikrarsizlassin hem sehir hem vatan, surlarin delikleri bize kaybedilen savaslari hatirlatsin, fakat biz sana inat, kadere inat, o yola inat yuruyeduralim. en son ipekci'de kupa kaldirdigimizda zor gunlerden geciyordu ulke, 2013 haziran, 20 kusur yil bekledikten sonra gelen sampiyonlugun hakki verilememisti. simdi bir benzeri eurocup icin de gecerli, umutsuzlugun da besledigi bir mutsuzluk hali sinmisken sehri istanbul'un ustune, avrupa'dan gelecek bir kupa, fakat daha da onemlisi, o kupaya dogru kosar adim yurunecek yol, topkapi minubuslerini geride birakacak kaplumbaga tadinda, sinmemis bir kalabalikla, arada gozleri dolduran anilarla, ah ulan galatasaray!

    eurocup bizi yazmis kanarya zaferi ustu, avrupa'nin buyuk markasi donuyor demis, ancak bilmiyorlar ki, bir kez fethe basladi mi aslan, niyetlendi mi silmeye supurmeye, gozunu kupa burumuscesine, hirsli, kararli, ac, ''keske uyandirmasaydik'' demek icin gec kalmis olacaklar belki de. cok bekledik cok, koca camianin kurulus kodlarinin disinda, varolusuna hizmet edememis olmanin utanciyla, kupasiz gecirdigi senelerin eksikligiyle, buruk, kizgin hatirlanmali o gunler. fakat ayni vesileyle, kurumsal tarihiyle de barisacak galatasaray basketbolu, kendini gerceklestirmenin vakur avuntusuyla.

    daha zirve yapacagiz istiklal'de, nevizade'de, avrupa sampiyonlugu kutlayacagiz galatasaray'la, biraz sari bir kirmiziyla, yuregimizin en derinlerinde, bazen hep birlikte bazen yalniz sarkilar soyleyecegiz o gece, galatasaray diye bagiracagiz, bu sene sensin sampiyon!

    teker teker geciyoruz turlari,
    kaldi uc,
    yuruyedurun;
    galatasaray ulan!
  • pilgrim arkadaşımız ömer yalçınkaya'nın söylemleri üzerine şöyle bir planlama yazmış;

    yabancı-mccollum-yerli
    sinan-göksenin-(mccollum)-yerli
    micov-schilb-yerli
    yabancı-ege-(lasme)
    lasme-yabancı-(yerli/yabancı)

    micov, mccollum, lasme, schilb, sinan, göksenin ve ege iç transferde kalanlar.

    onun yazdığını temel alarak bir iki bir şey karalamak istiyorum.

    ama önce... ege'nin takımda kalmasından dolayı mutluyum. eksik mi çok eksik. bir kere savunma yapmayı bilmiyor ve savunmada sakin kalamıyor. ne olur bilemem ama gerekli direktifler, sakinlik, emek ve yer tutma bilgisiyle bir seviye atlayabilir. hücumda becerileri var ama kendine güveni çok düşük. bir şut ritmi tuttursa ve çabuklaşır ise üst düzey olmasa da 1. lig seviyesinde bir basketbolcu olabilir. bizim ürünümüz yanlış bilmiyorsam. bu yüzden bizde kalmasından dolayı mutluyum. umarım gelecek sene gelişimi için olumlu bir sene olur. ama ne yazık ki plan yaparken de kendisine pek güvenemeyiz.

    şimdi değinmemiz gereken bir kaç konu var. karman çorman işin içine girmektense teker teker gidelim.

    bütçe

    https://pbs.twimg.com/...t7WwAAOL7e.jpg:large

    şu belgeyi temel aldığımızda elimizde tutacağımız oyunculara gelecek sene 4-4,5 milyon dolar vereceğiz. buda 6+1 kişiye vereceğimiz para.
    9,5-10 milyon bütçe planlanıyor. yani cebimize 5 milyon dolar kalıyor.

    kuralları hatırlarsak. yanlış bilmiyorsam devşirme oyuncularda sınır yok. bunun dışında istediğimiz sayıda yabancıyla anlaşabiliyoruz. sahaya ise 5+1 yabancıyla çıkabiliyoruz.

    kaan kural'a twitter'dan bir iki sordum. 10 tane kullanılabilir oyuncu gerektiğini söyledi. zira gelecek sene çok maç oynayacağız bu yüzden nitelik kadar nicelik önemli. bu konudan devam etmem gerek. ama önce gelin kaç maç yapacağımızı aşağı yukarı bir hesaplayalım.

    maç sayısı

    ligde şampiyonluk hedefimiz olacak yine. ligin rekabetçi kimliğinin yüksek olduğunu kabul etmemiz gerek. buna göre maksimum maç sayısından hesaplamamız gerekiyor. 16 takımlı ligimizde normal sezonda 30 maç yapacağız. play-off'larda ilk tur 3, ikinci tur 5, finalde 7 maç olmak üzere 15 maç eder. her serinin bütün maçlarının oynanacağını kabul etmek belki ekstrem gelebilir ancak dediğim gibi ligimiz gibi rekabetçi düzeyi yüksek bir ligde şampiyon olacaksak bu ön görü o kadar da yanlış değil. belki 12 maç almakta makul kabul edilebilir ama madem planlama yapıyoruz 15 maç oynayacağımızı kabul etmek bana göre gayet makul.

    ligde normal sezon: 30 maç
    play-off: 15 maç

    toplam: 45 maç

    kupaya gelirsek. eğer bu seneki statüyü devam ettireceklerse ilk yarı ilk 8'e girebilmiş takımlardan oluşan mini bir turnuva yapılacak. direkt hedefimiz olduğundan dolayı 3 maçta buradan koymamız gerekiyor.

    kupa: 3 maç

    toplam: 48 maç

    gelelim euroleague'e. 16 takımdan oluşacak gelecek sene. yani normal sezon 30 maç yapacağız. hedefimiz ilk 8'e girmek olacaktır. yani planlama yaparken play-off oynayacağımızı düşünmemiz gerekiyor. f4 çok hayalci bir yaklaşım olabilir. ama madem play-off yapma hedefimiz var o zaman f4'ü de zorlamaya çalışacağımız anlamına geliyor. gelecek sene gibi zor geçecek bir sezonda süpürülmekte bir ihtimal. ama hedef koyduğumuzdan rakibimizi olabildiğince zorlamayı hedefleyip mümkün olursa bir maç çalıp f4 hayal etmek gerekiyor. bu da 5 maç daha anlamına geliyor.

    elde normal sezon: 30 maç
    play-off: 5 maç

    toplam: 83 maç ediyor.

    hedeflerde sapma olsa bile 73 maç yapacağımızı düşünmek yanlış olmayacaktır.

    yani gördüğünüz gibi nba normal sezonu kadar maç yapma ihtimalimiz var gelecek sene. bu zor bir şey.

    kazanılması gereken maç

    şimdi bitirdiğimiz sene 8,5 milyon euro civarı harcama yapan laboral'ı avrupa'da temel alalım. avrupa'da 7 maç kaybetmiş. başarışı bir avrupa sezonu geçirdiğini söyleyebilirim. yine başarılı kabul edilebilecek bir başka takım olan khimki 12 maç kaybetmiş. yani 10 maç güzel bir sınır denebilir.

    biz ligimizde 8 maç kaybettik. aslında 6 maçta ah ulan eurocup için 2 maç son saniyede gitti. ama her neyse. zaten uzun bir entry oluyor dağıtmayayım.

    yani biz bitirdiğimiz sene el'de olsaydık hedefimiz en fazla 15 maç kaybetme olurdu. hedeften sapma ile 18, büyük sapma ile en fazla 20 maç kaybetme lüksümüz olacaktı.

    peki bunu neden yazdım. karşılaştırma için. şu maç sayısını nba ile karşılaştıralım şimdi.
    nba'de doğu 1.'si 25 maç kaybetmiş normal sezonda. 4. olan 34 maç kaybetmiş. 8. olan 38 maç kaybetmiş.

    batı birincisini temel almayalım. 2.'si 15 maç, 4.'ü 29 maç, 8. ise 41 maç kaybetmiş.

    yani biz nba standartında maç kaybetsek iki kulvarda da play-off'a girmemiz bile çok zor olur.

    işin ciddiyeti bu arkadaşlar.

    kadro

    oyuncu sayıları

    gelelim dananın zırt dediği yere. en çokta yazmakta zorlanacağım ve bunun yanı sıra yazmak istediğim konu. pilgrim'in yazdığı entry'i bu konuda kullanacağım entry'nin başında yaptığım gibi.

    kaan kural sağ olsun verdiği cevapta 10 kullanılabilir oyuncudan bahsetmişti. işte bu oynanacak maç bilgilerinden sonra bu 10 rakamına dönmemiz gerekiyor.
    (bkz: ne dediler/#1972820)

    gördüğünüz üzere ömer yalçınkaya'nın dediği üzere 14-15 kişilik bir kadro kuracağız. 7 yabancı hedefimiz var. 8 olursa çok daha rahatlarız. bunun yanı sıra 7 tane de türk koyacağız. 5 tane ana kurguya dahil olabilecek yabancımız olacak tahminen. en az 3 tane hatta mümkünse 4 tane ana kurguya dahil olacak türkü'müz olacak. geri kalan 5 oyuncu çok süre bulamayacak oyunculardan olacak muhtemelen. bu da demek ki bu geri kalan 5'i ne kadar ucuz ama üst düzey seçersek o kadar karlı olacağız.

    yapılanmayalan asıl başlık `fantasy basketball
    `
    yabancı-mccollum-yerli
    sinan-göksenin-(mccollum)-yerli
    micov-schilb-yerli
    yabancı-ege-(lasme)
    lasme-yabancı-(yerli/yabancı)

    arkadaşımız böyle bir şablon oluşturmuş.

    bu noktada bazı oyuncu isimlerinden yola çıkmak istiyorum. bu oyuncular alınsın demek derdim değil. bu haddime değil. o kadar ne bütçeleri ne de oyuncuları takip etmiyorum. ama sitil gözümüzün önünde canlansın diye bu isimleri yazacağım. bir kısım isim ise önerim açıkçası.

    gördüğümüz üzere 3 guard almamız lazım. arkadaşımız 2 yerli bir yabancı yazmış. yerliler konusunda 2 tane önerim var ki gayet tahmin edilebilir örnekler olacak. bana kalsa 2 yabancı guarda almak güzel olur. ama bu konuya pivot hakkında konuşurken değinmek doğru olur.

    bir tane takımı oynatan bir pg gerekiyor. maç başına 7-8 sayı bulabilen mümkün mertebede takımı oynatmaya çalışan bir pg bulup takımımıza monte etmemiz gerekiyor. heurtes tarzı bir oyuncu (direkt o olsa çok güzel olmaz mıydı) bahsettiğim tarz. tbl'yi takip edenler için heurtel'in daha az zararlısı. efesli heurtel çok becerikli ama her seferinde hücumu bitirecek hamleyi yapma çabası ve oyun içi gel gitleri, takıntıları bazen takımına çok zarar veriyor. yanlış bilmiyorsam hacket'ı düşünüyoruz. hackett 3,5-4 asist ortalamasını tutturabilen birisi. bu seviyeyi 3-7'ye çıkartırsa mükemmel bir etki getirir zaten.

    bunun yanı sıra buraya bir türk pg koymamız gerekirse benim önerim kenan sipahi olur. hırslı, belli becerileri olan bir oyuncu. ama iyi disipline altına alınması gerekiyor. yanlış bilmiyorsam drafta girmeyi planlıyor. yine de bir iki sene daha kalacaktır burada. çok mu önemli oyuncu hayır. ama iş yapabilir. muhtemelen daha alt seviye bir oyuncu olacak ama düşünülebilir bana göre.

    sg'ye bir türk yazmamız gerekiyorsa. banvit'te izlemekten keyif aldığım can maxim mutaf. öz güvenini kaybetmezse bana göre iş yapabilecek bir oyuncu. bir düşünülebilir bana göre.

    kısa forvete gelirsek. açıkçası schilb'in şut performansına güvenmediğim için buraya bir keskin şutör iyi olabilirdi. ama keskin türk bir şutör bulmak zor. şafak'tan ümitliydik ama adam hem tam hazır değildi hem de öz güveni bitti göksenincilik oynamaya başladı. madem öyle buraya efesli birkan batuk tarzı bir oyuncu düşünülebilir. hem sertlik katacak hem de çalışkan bir oyuncu.

    uzunlara gelirsek. allah'ını seven üzerime uzun atsın.

    4 numara için çoğu kişinin hayalini paylaşıyor ve moerman ismini öne atıyorum. ay olabilir mi öyle bir şey lütfen olsun çünkü... şaka bir yana buraya alçak posttan oynayabilen belli bir seviye şutu olan kalın birini koymak gerek. moerman daha önce dediğim gibi bir oyuncu tipi örneği. buraya ekstra bir takviye de ersin dağlı'yı öneriyorum. yaşlandı ve çok uzun zamandır basketbol oynamıyor. basketbol'a dönerse nasıl döner bilemiyorum. ama kendisi sakatlandığında bizim oyun derinliğimiz çok zarar görmüştü. 800.000 euro alıyor daçkadan. bu konumdayken yarı fiyatına hatta belki daha altına alınabilir. 3-4 oynayabilecek yabancı sayılmayan bir oyuncu. tabi bir kumar kısmı var.

    pivota gelirsek. buraya yine bir tip olarak bayen'li bryant'ı koymak istiyorum. net bir pivot. aynen bizim de net bir pivot'a ihtiyacımız var. ayakları aşırı yavaş olmayan baskın ve uzun (yer kaplaması gerek) bir pivot önemli. zira bu sene çektiklerimiz hepimizin malumu. ekstra bir türk uzun olarak buraya oğuz savaş konabilir. daçka'da hiç istenilen performansı veremedi. ucuza alınabilir. illa daçka kadrosunu boşaltmak isteyecektir ve bu kadar fazla olan pivot pozisyonunda illa boşalma olacaktır. oğuz'un ayakları yavaş olduğu için bu büyük bir handikap. ancak iş yapabilecek bir pivot bana göre.

    gördüğünüz gibi önerilerimle 15 oyuncu oldu. bu sayıda bir azaltma olacaksa benim yazdığım temellerde ekstra olan ersin ve ya türk guardlardan biri (kenan) çıkartılabilir. (dediğim gibi ersan bir kumar. ne alaka dendiği an bu tahminlerden çıkartırıp zaten.) bunun dışında 7 yabancı etti. böyle bir planda şu anki şartlarda 7. oyuncu olup dışarıda kalacak oyuncu schilb olacaktır.

    biraz önce bahsettiğim bana kalsa kısmı vardı. elimizde olsa bana göre 1-2 ve ya 2-3 oynayabilecek bir yabancı çok güzel olur. gerçeği söyleyeyim. mike james'i çok beğeniyorum. formamız altında görmeyi çok isterim. marko paşayı da çok severim, özledim. onlara yer bulmaya çalışıyorum. fantezilerimi okumanıza gerek yok, entry'i burada kesiyorum. * sadece diyeceğim, böyle bir oyuncu daha alsak, transferi muhtamel pivotun seviyesi düşecek ve dışarıda bırakılacak bir oyuncu olacaktır. ama boş verin.

    gizli bakınız ile yazılanlar (kırmızı) oyuncu tipidir.
    [biçim]

    pozisyon ilk 5 r1 r2

    pg hacket mccollum kenan sipahi
    sg sinan can maxim mutaf göksenin
    sf mivov birkan batuk schilb
    pf moerman ege ersin
    c bryant lasme oğuz
    [/biçim]

    maçta:

    dış oyuncular (sırayla): hacket-sinan-micov
    iç oyuncular (sırayla): lasme-bryant

    burada yazan oyuncuları şuan ki oyuncularımız ile karşılaştırıp cebimizden ne kadar çıkması gerek ona bakalım. benim öngörülerime göre;
    (yine kırmızılar kalite ve tip belirtiyor.)

    hacket 1.100.000 dolar (bütün oyuncularda bu yaptığım osur osur ipe diz oluyor ama bu oyuncuda hiç emin olamıyorum.)
    kenan sipahi400.000 dolar
    can maxim mutaf 300.000 dolar
    birkan batuk 400.000 dolar
    moerman 900.000 dolar
    ersin dağlı 300.000 dolar
    bryant 1.100.000 dolar
    oğuz savaş 300.000 dolar

    toplam: 4.800.000 dolar
  • kombineli olarak sezonu takımımız ile beraber ben de kapatmış oldum, içim buruk ve boşluğa düşmüş gibi hissediyorum. neyse ki ekim ayında tekrar görüşeceğiz ama nasıl görüşeceğiz, bu kısım önemli.

    önümüzdeki sene için bütçesinin 4 milyon euro olacağını söyleyen bir adet başkanımsı var kulübün başında. 4 milyon euro ile bir serdar aziz alamıyorsunuz şu an galatasaray'a. üstüne 500 bin euro artı 3 futbolcu vermeniz gerekiyor. bir de bu branşa salon yapma iddiasında bulunuluyor ki madem bu kadar önemsemiyorsunuz neden salon yapıyorsunuz diye de sormak gerekiyor.

    fenerbahçe'nin avrupa'yı kasıp kavurduğu branşta bir serdar aziz alamayacak para ile mücadele edilmesini kendi nezdimde asla affetmeyeceğim. bu şube üvey evlat değildir. bu satılan riva ve florya arazilerinden nasibini sadece futbol takımı mı almak zorunda? kapatın o zaman diğer şubeleri, tatava yapmayı bırakın. galatasaray basketbolunu size yedirmeyeceğiz.
  • galatasaray sözlük yazarları tarafından yönetilmeyen takımdır. başlığına gelince cska'yi yeniyorsak çikmayalim tabii buradan da her önüne gelene yenilen, hiçbir iddiasi olmayan, en buyuk hedefi playoffa 7. olarak girmek olan (mumkun degil) bir takimi hiç umursamayan galatasaraylilara da gayet ozeniyorum. takimimizin igrenc basketbolunu izleyen benim gibi bir salak olmaktansa hiç yokmus gibi davranmalari çok yerinde bir hareket.

    birilerinin arpaligidir bu takim. dursun aydin ozbek tipi bir takim iste. fazlasi degil.
  • son dakikada aksilikler silsilesi yaşanmaz ise auguste-harrison-webster üçlüsüyle yola devam edecek olan takım. arapovic de takımda.

    hayes takımdan ayrıldı bilindiği üzere, klobucar'la da devam etmiyoruz gayet tabii. kağıt üstünde (maç kadrosuna almama şartıyla +'lara da gidilebilir ki belli ki bu sezon +1 olacak) 1 yabancı hakkımız olsa da muhtemelen 2 yabancı hamlesi yapacağız; biri 3-4 oynayabilen bir forvet olacak (hayes'in yerine), biri de oyun kurma becerisi yüksek bir 1 numara. alex perez'i elimizden kaçırmamız cidden çok kötü oldu, cuk diye oturacaktı puzzle'a. :(

    sil baştan takım kurma hatasına düşmeden, eldeki nüveyi doğru eklemelerle daha nitelikli hale getirme yoluna gitmek bu işin doğrusu. koç erdoğan ve teknik ekip çalışıyor. yalnız fiba'daki dosyalar bir an önce çözüme kavuşturulmalı. her şeyden önce söz konusu tablo galatasaray'a yakışmıyor.