• sayın hocam 6 ekim 2012 galatasaray eskişehirspor maçı içinde 2. yarı çektiğim bir fotoğrafı sizinle paylaşmak isterim;
    http://imageshack.us/f/24/fotoraftx.jpg/
    6 oyuncumuz ip gibi dizilmiş. 1 oyuncu biraz daha geride etti 7. kaleci ile etti 8. bu fotoğraf sırasında bu 6 ip ve gerideki 7 oyuncu top çevirmekte. dikine oynamaktan korkan 7 oyuncumuz var. sürekli patinaj yapıyorlar. sizden ricam bu fotoyu alın oyuncuların suratına çarpın.
    oyuncular liderlik ve geçen yılki şampiyonluk sebebiyle ve ceplerindeki sıcak para sebebiyle dağıttılar. evet bu durum ülkemiz gerçeği. konsantrasyon yok dikine risk almak yok.
    not: bizler savaşan takım istiyoruz. patinaj yapan oyuncuların kulağını çekin hocam.
    saygılarımla
  • eğer bu takımın hocası galatasaraylı fatih terim bize bunu yapmaz.

    her fırsatta altımızı oyan, şampiyonluk kupamızı kadıköy'de vermemek için binbir takla atan, galatasaray'ın başarılı olduğu her an suratını asan, adaletin düşmanı şikecilerin dostu yıldırım demirören'in altında çalışamaz bizim bildiğimiz galatasaraylı fatih.

    herkesin adaleti şaşar allah'ın adaleti asla demedin mi sen bu üçkağıtçılara hocam? bu adamlar değil mi her daim açığımızı, açığını kollayan hocam. bunlar değil mi önümüzü kesmek için 6+0+4 gibi salak bir uygulamayı getiren? bu adam değil mi şampiyonluk kupamızı vermemek için amerikalara kaçan! bu adam değil mi şikecileri aklayan, onları en az bizim kadar, sizin kadar temiz ilan eden!

    yukarıdan baskı var diyorlar. kimdir yukarısı? bizim için senden büyük bir allah var be hocam!

    bizim fatih hocamız, bizim galatasaraylı fatihimiz ahlaksızlarla, şikecilerle, vizyonsuzlarla çalışmaz, çalışamaz. eğer gideceksen her şeye rağmen o büyük günden önce * fatih terim olarak git hocam, galatasaraylı fatih'i bize bırak.

    https://twitter.com/...332289/photo/1/large
  • ya hocam, hani seversin bi kızı delicesine. korkarsın zerresine zarar gelecek diye, korkarsın onsuz bir gün geçireceksin diye. olur da birgün bozulur ya aran hani ağzından istemediğin bi kelime çıkar da bitti artık dersin. işte o günün akşamına kalbine çöken ağırlığı yaşadın mı hiç hocam ? yaşarsın pişmanlığı her bir zerrende. o anlarda seni hayata bağlayan tek şey ufacık da olsa bir ümit olur. gerekirse herşeyini feda edersin yine eskisi gibi olmak için.

    hocam öyleyim işte ya. tek fark ne biliyor musun ? bunun ümidi yok işte. yarın kalktığımda değişen bir şey olmayacak. sen yine olmayacaksın. ve acısı da şu ki hocam ben neyi feda edersem edeyim hiç bir şeyi değiştiremiyecem.

    ünal aysala da şunu izletmek isterdim hocam.

    http://www.youtube.com/watch?v=eYgIw9XA4I0
  • bu satırları sevgili hocam sn. fatih terim e beraber geçirdiğmiz 2 inanılmaz seneden dolayı teşekkür etmek için yazıyorum. kendisi galatasarayın kapılarını bana açtı ve hep benim yanımda oldu. hasan şaş ve ümit davalayla beraber bizim takım olarak büyümemizi sağladı ve engin futbol bilgisinden çok şeyler öğrendik. anılar, kazanılan şampiyonluklar, süper kupalar, şampiyonlar ligindeki geçen seneki başarımız aklımdan hiç çıkmayacak. şunu belirtmek isterim ki şanlı formamıza 4. yıldızı takmak için sn fatih terim içinde mücadele edeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın. size her zaman minnettarım hocam.

    felipe melooo #dos3

    https://www.facebook.com/...580220788&type=1
  • söyleyecek sözüm olmuştur elbet
    ben hiç böyle suskun kalmadım
    hayli garip içli ve yorgun
    yarım kaldı ona ağlarım
    kapadım gözlerimi yarınımı sana bıraktım
    akışına uydumda nasıl, nasıl yaşadığımı anladım
    sözün sonu kederli bir gülüştü
    ayrılık zamanı kayıptır eylüldür
    varsın olsun yıllar geçsin üstünden
    sevdim ya seni miladım o gündür

    ben hiç böyle suskun kalmadım

    http://www.youtube.com/watch?v=QZI2oCcweUE
  • hoca,

    kader ortakların ile beraber avrupa şampiyonası elemelerine harika bir başlangıç yaptın. devamı da gelir inşallah. umarım avrupa şampiyonasını ülke sınırları içinden izlersin. tek dileğim bu. bu arada aslolan neydi lan unuttum ben şimdi. tüpçüyle tayyip emmiye bir de panpan reza zarrab'a da selam söyle.

    http://dhaber.gen.tr/...5%9E-REZA-ZARRAB.jpg
    http://i2.medyaspor.com/...deki-sezon-18943.jpg

    yüzün hep böyle gülsün. ayy kıyamam :(

    neyse hayde eyvallah.
  • --- alıntı ---

    çok uzun zamandır yazıyı sallayıp duruyorum, açtığım tarih, 27 temmuz. inanmazsanız printscreen de koyarım. fatih terim galatasaray’dan ayrılıp, milli takım’a kapak attıktan sonra, ‘zamanı var’ deyip durdum. zamanı bugünmüş.

    yazıyı okumadan önce, bu bloğu da hiç okumadıysan, açık ve net belirteyim, ona göre devam et. fatih terim’i sevmiyorum, hoşlanmıyoruz, hazzetmiyorum. bu hislerim, galatasaray’dan ayrıldığı için değil, 4 sene üst üste şampiyon olurken de sevmedim, uefa kupası’nı aldığı zaman da. benim için pek çok sebebi var, neden sayıp yormak istemiyorum ne seni, ne kendimi.

    sevenlerinin sayısı her geçen gün daha da azalıyor, hatta sevginin nefrete dönüştüğü pek çok insan var. onları her gördüğümde, fatih terim’i neden sevmediğimi daha iyi anlıyorum, verdiğim kararın erken olması beni sevindiriyor.

    galatasaray ilginç bir kulüp. bugüne kadar, ona aldığından daha fazla veren çok fazla isim tanımıyorum. ama her ayrılan, aldığından daha fazlasını verdiğini iddia ediyor. ‘vefa’ muhabbetleri bir türlü bitip tükenmiyor. ayrılıp da sallamayan, laf etmeyen neredeyse yok gibi. insan ister istemez düşünüyor, sorguluyor, ‘ulan acaba doğru mu?’ diye. yakınanlara bir bakıyorsun, ciğeri beş para etmez adamlar. milyonlarca dolar kazandıktan sonra bile, bugün kapılandıkları yerlere galatasaray sayesinde gelmişler. galatasaray konuşmayı bilmeyen adamları gazeteci, yorumcu, teknik direktör, antrenör, yönetici yaptı ama onlar hâlâ sallayıp duruyor.

    fatih terim’in 3. ayrılığında, herkes saflarını tuttu. kimisi ihanete uğradığını düşündü, kimisi terim’e ihanet edildiğini düşündü. bunun sonu asla gelmez de. benim gördüğüm şey, fatih terim’in açık, aleni biçimde galatasaray’ı sattığıdır. o ‘bunu’ dedi, beriki ‘şunu’ dediden söz etmiyorum. aysal haklıymış, terim haklıymış umrumda bile değil. fatih terim’in galatasaray’ı ilk kez satmadığını biliyorum çünkü. 2000 yılında neden gitti, otur sorgula.

    fatih terim, çek cumhuriyeti maçı öncesinde düzenlediği basın toplantısında, ‘ben aslında dostlarımdan korkmalıyım’ dedi. insanın etrafına bunca asalak, bunca yalaka doluştuğunda herkesi dost gibi görüyor olsa gerek. kimsenin kendisini eleştirmediği, herkesin ‘aslansın, kaplansın, büyüksün hoca’ dediği o ‘dostlar’ aslında kalabalığın ortasında yapayalnız, tek başına olduğunun göstergesidir. soran yok, sorgulayan yok, eleştiren yok. bunların hepsi fatih terim’in sözümona dostları. ehh hatrı sayılır derecede taraftar da, böyle düşününce, kendisi bir tür tanrı kompleksinde yaşaması son derece doğal.

    oysa dost eleştirir, yerer, ikaz eder, ‘yapma’ der, ‘bu yanlış’ der. ‘dostum’ dediğin insanlar eğer bunu yapmıyorsa ‘dost’ değildir, olamaz da. 61 yaşındaki bir adamın, önce dost kavramını öğrenmesi gerek ki, kimin dost, kimin düşman olduğunu etraflıca değerlendirebilsin.

    bir milli takım düşünün; biri ırkçılık yapıyor, koluna kaptanlık bandı takılıyor, öteki gazeteci tehdit ediyor hiç yaşanmamış gibi hayat normal seyrinde devam ediyor, biri arkadaşına silah çekiyor, olayın üstü kapatılıyor, ağzına silah dayananın babası konuşunca ‘siz hasta mısınız?’ diye sorgulanıyor.

    her türlü ahlaksızlık, terbiyesizlik, öylesine normalleştirildi ki, bunların hepsinin sıradan olaylar olduğunu düşünmeye başlıyoruz bir süre sonra. ehh haksız da sayılmazlar, ülkeyi hırsızlar, dolandırıcılar, katiller yönetiyor, halkın neredeyse yarısı bu haysiyet yoksunlarının arkasında duruyor, desteğini hiç çekmiyor.

    halen fatih terim’in arkasında duranların da yaptığı tam olarak bu işte.

    fatih terim ‘konuşacağım’ deyip susuyor, desteğe devam ediyorlar.
    fatih terim, şikeyi, ırkçılığı yok sayanlarla kol kola girip imza atıyor, bunlar yine ‘aslan hocam’ diye arkasında durmaya devam ediyor.
    fatih terim, birine silah çekmiş adamı milli takıma alıyor, bunlar halen arkasında.

    bunun adı sevgi değil, bunun adı koşulsuz tapınmadır. fatih terim ne yaparsa yapsın, bunlar o tapınmadan vazgeçmeyecek, destekleyecek, hep haklı bulacak.

    hamasetle, kabadayılıkla, ‘atar’lı tavrıyla, karşısındaki herkesi küçümseyen tavrıyla, faşistlik noktasındaki milliyetçiliğiyle, kompleksli halleriyle, bilimsellikten uzak, eski, köhne fikirleriyle, gücün yanında duran tavrıyla fatih terim, aslında tam da bu ülkenin spor kahramanı.

    şu son cümle, ne kadar birini, bir fikre, yaşadıklarımızı hatırlattı değil mi?

    yeniden dizayn edilen ve çerçevesi çizilen yeni türkiye’ye bir spor kahramanı gerekiyordu, işte seçilen insan da fatih terim oldu.

    oysa fatih terim, piontek olmasa bir bok değildi. tıfıllar hatırlamaz ama piontek denen adam tanju çolak, rıdvan dilmen gibi o dönemin efsane oyuncularını kadroya almayıp, kimsenin adını bile duymadığı hakan şükür’ü kadroya aldı, daha ilk maçında tugay kerimoğlu'na şans verdi, okan buruk’u, abdullah ercan’ı oynatan piontek’ti. ama bu ülkede her yabancıya yapılan piontek’e de yapıldı ve pastanın kaymağını yiyen terim oldu.

    fatih terim, hagi olmasa bir bok değildi. kimbilir hangi ismini bilmediğimiz adamı iteleyecekti ama transferine karşı çıktığı hagi, onu fatih terim yapan adam oldu.

    hep doğru fatih terim. cecchi gori yanlıştı, galliani yanlıştı, ünal aysal yanlıştı, herkes yanlıştı, tek doğru fatih terim’di. yere göğe sığdıramadığı egosuyla herkesi ezmeye çalıştı. kendinden güçsüz olanları ezdi ama ‘mağrur olma padişahım senden büyük allah var’ derler ya, işte herkese dişi kesmedi.

    fatih terim, en büyük yanlışı, kendisini ölesiye seven galatasaray taraftarını karşısına alarak yaptı. elbette halen arkasında duranlar, taparcasına sevenler yok değil ama her geçen gün sayısal olarak azınlık olduklarının onlar da farkında.

    kader arkadaşı yıldırım demirören’le verdiği pozlar, ona yönelen protestolarda göğüs germesi, zaten antipatik olan fatih terim’i, onu sevenler gözünde de dayanılması güç bir adam haline getiriyor.

    fatih terim için deniz bitiyor ve kara görünüyor. elbette bu ülkede, böylesine ilişkileri olan bir adamın işsiz kalması mümkün değil. en kötü başakşehir, hadi bilemedin kasımpaşa, hiç olmadı lig tv yorumculuğu ile yine yolunu bulur ama artık sevgisizlik çemberinde dönüp dolaşır. çünkü fatih terim yapısındaki adamlar, varlıkları güçle doğru orantılıdır. ormanda yaşlanan aslanların, genç aslanlar tarafından infaz edilmesi gibi, o da bir gün yok olup gidecek. camiasını satıp, bugün yanında olduğunu sandığı iktidar, birkaç genç aslanla işini bitirecek ve o gün yanında kimse olmayacak.

    kişisel olarak, başarısızlığı, fatih terim’le gelecek başarıya tercih ederim. bunu söylediğim için çok kişi kızabilir, küfredebilir ama fatih terim ve onun gibi insanlardan hoşlanmıyorum. er ya da geç defolarının ortaya çıkacağını düşünüyorum, tıpkı fatih terim’de olduğu gibi.

    bunları salt başarısız olduğu için filan yazmıyorum, yazmadım da. başarılı olup, olması umrumda bile değil. ne isterse yapsın, nerede ne kadar başarılı olursa olsun ama galatasaray’dan çok ama çok uzak olsun, bir daha yolu asla galatasaray’la kesişmesin.

    benim bütün eleştirilerimi bir kenara bırak; galatasaray’ın başındayken yabancı kuralını eleştirip, kader ortağına imzayı attıktan sonra ağzını açmamasını, ‘bunlarla uğraşacağım’ dediği adamlarla el ele kol kola gezinmesini, arkadaşlarına silah çeken adama kol kanat germesini, para uğruna tayyip erdoğan gibi bir herifle pozlar vermesini eğer içine sindiriyorsan, sen de ciğeri beş para etmez şahsiyetsizin tekisin. haybeye okudun demektir bu yazıyı. bu yazıyı yazdığım için sen bana küfret yine ama şunu bil ki, bir gün sen benden daha fazla küfredeceksin fatih terim denen adama.

    letonyalı maçından önce gazeteci soruyor; ‘korner çalışıyor musunuz?’ diye, fatih terim yanıt veriyor, “yok gol yemek için çalışıyoruz” diye. türkiye insanı balık hafızasıyla meşhurdur. bundan 5 yıl önce bir boşnak gazeteci soruyor, “istifa edecek misiniz?” diye ve fatih terim yanıt veriyor, “hele bir siz dünya kupası'na gidin de benim ne yapacağımı ajanslardan öğrenirsiniz” diye.

    bunu iki sebepten yazdım. biri aradan yıllar geçse de, işler kötüye gittiğinde, küstahlaşıyor ve o tavrı benim, kendisinden nefret sebebim. diğeri ise, bazı arkadaşlar 'gazeteci dalga geçmek için sordu' türünden savunmalar yaptı, gazeteci her soruyu sorar. fatih terim'in derdi, soru değil, işlerin boktan gitmesinden kendini uzak tutmak. ilk değil yani!

    ulan daha yeni yazdın diyenler için yazı şurada. hep aynı şeyleri düşündüm fatih terim için ve bundan sonra da hep aynı şeyleri düşeneceğim. çünkü o meşhur ‘şark kurnazı’ tabirinin futbol dünyasındaki yansımalarından biri. hadi bakalım, galatasaraylılar yanıt versin, fatih terim şike için ne dedi? hiç ağzını açtı mı, konuştu mu? verebilecek yanıtınız yok değil mi?

    gerilimle, kaosla, hamasetle, nefretle, ‘haydi aslanlar’ vs. demekle bu işler yapılmıyor. futbol ya da başka bir spor fark etmez; bilimsellikten, gelişmeleri takip etmekten, kendini yenilemekten, uzaksan, rakibini küçük görmüyorsan, aşağılamıyorsan ve kendini dağların tepesinde görmüyorsan başarılı olabilirsin ama ‘her şeyi ben biliyorum’ tavrıyla 90’larda ezbere alınmış ve artık geçerliliği kalmamış yöntemlerle sadece ‘ben yaptım’ demekle olmuyor. sonuç ortada, ülke insanının nefretini kazanmış bir milli takım ve alınan sonuçlar, oynanan futbol.

    ama işte, tam olarak yeni türkiye’nin profili bu. nefreti cazibe merkezi haline getirip, ‘ya bendensin, ya karşıdan’ diyerek, sevenlerin gözünde kendini tapınılası bir mit yaratıp, diğerlerini gözden çıkartmak.

    fatih terim benim için değil ama pek çok galatasaraylı için ‘imparator’du. şimdi o çok sevdiği insanlar da kendisiyle dalga geçmeye, kendi oluşturduğu nefret çemberinin içine girmeye başladı. bütün varlığını satsa o sevgiyi bir daha yaşayamayacak ve onu yiyip bitirecek şey de, o sevgisizlik ve nefret olacak, ektiklerinin karşılığında.

    umuyorum milli takım’ın başında ölene kadar kalır, çünkü hep dediğim gibi benim milli takımım galatasaray. ay yıldızı değil sarı-kırmızıyı seviyorum. ait olduğu yer galatasaray değil, yıldırım demirören’lerin, göksel gümüşdağ’ların, şansal büyüka’ların yanı. mutlu olduğu yerde kalsın ama asla bizim mutluluğumuzun içine dahil olmasın. galatasaray şampiyon olup, başka teknik direktörlerin adını haykırırken, yıldırım demirören, bilal erdoğan, tayyip erdoğan, acun ilıcalı gibilerinin teknik direktörlüğünü yapsın.

    kader ortaklığınız daim olsun, yolun bir daha galatasaray’dan geçmesin. pisliğinizde boğulmanız dileğiyle....

    --- alıntı ---

    http://linkis.com/blogspot.com.tr/Hbry0
  • sayın hocam kaybettiğimiz 23 eylül 2018 akhisarspor galatasaray maçı'nda eminim ki sen de bizim kadar çok üzüldün, yanımızdaki kredin ölçülemeyecek kadar çok.

    sen her ne kadar sosyal medyayı ciddiye almadığını belirtsen bile galatasaray sözlük sıradan bir platform değil, burada gerçekten değerli yazarların harika tespitleri var.

    lütfen buraları oku, benim de nacizane sana söyleyeceğim bir kaç şey var.

    ---kazandığımız maçlar da dahil olmak üzere bizim güzel bir oyun izlediğimiz yok, yaptığımız tek şey kontratak futboluyla gol bulmak.
    (bkz: dikine oynamak/#2505809)

    ---takımımızın belli bir oyun şablonu olduğunu düşünemiyoruz, bu takımın hücum organizasyonu konusunda sıkıntıları var; geçtiğimiz yıl bafetimbi gomis ve garry rodrigues'in kendi arasında yaptığı şu verkaçı hatırlarsın. https://youtu.be/reIJ1Uqx9WE
    bu örneğin dışında ben hiç hatırlamıyorum takımda böyle ikili üçlü set oyunu kurulduğunu.

    ---sinan gümüş sorumluluk alan bir oyuncu değil, onun yaptığı en iyi şey sonradan oyuna girip katkı vermek, lütfen artık bu adamda ısrar etme.

    ---emre akbaba koşuyor evet, kondisyon problemi yok ama fizik güç olarak yetersiz, böyle deplasman maçlarında 10 numara pozisyonunda vücudunu koyup top tutacak, maça ağırlığını koyacak düzeyde değil, gerekirse badou ndiaye'yi oraya çek ama emre'den şu aşamada şapkadan tavşan çıkartmasını bekleme.

    ---sofiane feghouli yetenekli adam, kazanmaya çalış lütfen hocam, en azından sinan kadar şansı hakediyor.

    sen bizden daha iyi bilirsin ama bin bilsen de bir bilene danış sözünden yola çıkarak sosyal medya'nın gücünü hafife alma, taraftarın görüşlerini önemse lütfen hocam.
    saygılar...
  • sayın terim,

    galatasaray taraftarının büyük bölümünün gönlündeki yerini biliyorsun, tekrar yazmaya gerek yok. sen bizim için mühimsin ve sayın cengiz de öyle.

    https://twitter.com/...739357168017414?s=20

    bu tweette bahsettiğin ve daha önce vermiş olduğun sözü tutman bizi çok mutlu etti fakat bence mühim olan ortamı gerip sonra bu sözü hatırlatmak değil; hiç bu noktaya gelmemek. bize olan sözünü tutmanın en güzel yolu hiç kopma noktasına gelmeden sürekli olarak birlikte yürümek. bu taraftar çektiği bin bir güçlük üzerine ilaveten rakip adı verilen zorlu insanlarla mücadele ediyorken, bir de kendi içimizde kaos yaşamayı artık gerçekten kaldıramıyor.

    sevdamız bir, amacımız bir insanlar olarak lütfen kendi içimizde gerginlik yaşamayalım. sözünü tuttun hocam ama arda turan konusunu başkan kapatmaya çalıştıkça, basın mensupları sorduğunda sürekli tuzağa düşüp yanıtladın. galibiyet sonrası mutlu iken arda konusu açılınca yüzü düşen taraftarı üzdün, başkanın sözünün üstüne basın toplantılarında söz söyledin. bu ve benzeri hareketlerde sadece cengiz yönetimi değil, herhangi bir yönetim radikal bir karar alıp görevine son verse sen sözünü tutmuş mu olacaktın hocam? bence olmayacaktın. istifa etmekle, yöneticini hiçe sayarak milyonların gözü önünde açıklama yapıp kendini göndertmeye sebep olmak arasında bence fark yoktur.

    elini ovuşturmuş bekleyenler var ya, mustafa cengiz ya da fatih terim giderse rahat edecekler. bize, hepimize düşen hem başkanımıza hem hocamıza sahip çıkmaktır diye düşünüyorum.

    lütfen galatasaray başkanının her dediğinize katılmak zorunda olmadığını ve bazen bazı taleplerinizi yerine getirmek istemeyebileceğini kabullenin.

    lütfen galatasaray taraftarını ultraslan'dan ibaret sanmayın. sosyal medyadaki ve sözlükteki anketlerde arda turan'ı isteyen ve istemeyen taraftarların oranına baktınız mı? bence baktınız.

    lütfen kendinizi yöneticilerinizin yöneticisi gibi görmeyin. yönetici olanlar onlar. özellikle de sayın cengiz gibi beyefendi, bizler gibi galatasaraylı ve naif bir başkanı üzmeyin, zorlu rakiplerin ve lisecilerin önüne atmayın. galatasaray başkanının kararları üzerine konuşmamaya özen gösterin.

    mustafa cengiz fatih terim ikilisinin sonuna kadar yanındayız! omuz omuza!
  • sayın terim;

    kale önünde muslera'nın da dahil edildiği gereksiz ve tehlikeli paslaşmaları engelleyeceğinize eminim.

    https://twitter.com/...815474153017344?s=19

    (bkz: galatasaray futbol takımı/#2862928)

    ayağa oynanacak yer ve zaman ile, oynanmayacak yer ve zamanı karıştıran futbolcularımız var. topla çıkmak ve presi kırmak evet ama biliyorsunuz milisaniyelerle değişen ince bir çizgi var o konuda. o çizgiyi aşıp gereksiz risk alınca kalemizde tehlike olacaktır.

    saygılarımla.