• olaylar şöyle gelişir..
    - terim 2 sene önce tudor’dan “tabanca gibi ama hocasının toyluğu yüzünden büyük maçlarda ezilen bir takım” devralır..
    - tabanca gibi takım terim’in kurtluğu ile de birleşince ligde şampiyonluklar gelir; lakin özellikle deplasman maçlarında ve avrupa maçlarındaki kişiliksiz futbol can sıkmaktadır..
    - işte bu noktada terim dönem dönem herşeyin farkında olduğunu belirten açıklamalar yapar; “devre arası değişiklikler olacak” “sezon sonu bir çok sıkıntı giderilecek” gibi açıklamalardır bunlar..
    - buradan hareketle galatasaray taraftarı bir yerde sistemli hücum edip sistemli savunma yapan; yani net bir oyun şablonu olan bir takım göreceğini düşünmektedir.
    - ama o da nesi aradan geçen 2 seneden sonra hala elimizde bayık yan pas ve bireysele dayalı kaos futbolundan başka birşey yoktur..
    - ve malumun ilanı olan soru gelir; “hoca bu takım neden oynamıyor?”
    cevap her ne kadar cevap sayılmasa da hocamızdan değil; kraldan çok kralcılardan gelir;
    “sizi gidi fatih terim düşmanları!”
  • saçmalıktır. fatih terim'e en ufak bir eleştiri karşısında papağan gibi bunu söylüyorlar. yahu kim niye düşman olsun hocaya? bozuk plak gibi fatih terim düşmanı da düşmanı. tudor'un zamanında büyük maçlar haricinde fişek gibi bir takımımız vardı ve de büyük maçlarda rezalet bir durumla karşı karşıya kalıyorduk.

    hoca geldi büyük maç da kazandık fener dışında. e peki lig sonuncularına yenilmeyi, çoğu maçta gram zevk vermemeyi nasıl açıklayacaksınız?

    asıl bu lafı en çok kullananlar galatasaray düşmanlarıdır.
  • son zamanlarda epey çoğaldı bu güzel akım. iyi ki varsınız. galiba fatih terim bunları arada sırada cepten arayıp, sayıp sövüp kapatıyor telefonu.

    yani başka açıklaması yok. kimse kusura bakmasın ama bu adam fatih terim arkadaşım. senin göğsünü gere gere galatasaraylıyım demendeki en büyük paydaşlardan biri.

    pardon ya, zoruna mı gitti yoksa?

    hiçkimse eleştirilemez değil. peygamberler de eleştirilir, devlet adamları da eleştirilir, teknik direktörler de eleştirililir vs. ama eleştirmek ile bok atmak aynı şey değil.

    galatasaray taraftarı son yıllarda o kadar rezil bir durumda ki, yıllar önce kalecisini döven fenerbahçe taraftarıyla yarışır duruma geldi bence.

    galatasaray'ı kendi hırsları ve egoları doğrultusunda seven insanlar, ben galatasaraylıyım diye dolaşıyorlar ortalıkta.

    özellikle galatasaray sözlükte bu saçma taraftar profili, rezalet seviyesinde.

    galatasaray sözlükte yazmaya 3 yıl önce başladım, 2009'da. o zaman sözlükte vakit geçirmekten işime gücüme, okuluma geç kaldığım, uyumayı unuttuğum oluyordu. çok şükür, çok güzel insanlar da tanıdım.

    ama gün geçtikçe, bu yeni taraftar profili o kadar tiksindirdi ki kendisinden, artık midem bulanacak diye tıklamaya korkuyorum başlıklara.

    oğlum fatih terim lan. siz nankör müsünüz? tamam, hata yapar eleştirirsin ama senin bu adamla taşak geçebilmek için değil 40 fırın ekmek, buğday tarlası yemen bile yeterli olmayabilir. ama sen şımarık, sen vefasız, sen sabırsız insan; ilk zelzelede yıkıyorsun bütün binaları.

    gerçekten tiksiniyorum artık. gerçekten midem bulanıyor artık sizden. mecaz değil bu söylediğim, gerçekten kusacak gibi oluyorum. üzülüyorum, kızıyorum, nereye isyan edeceğimi bilemiyorum.

    ama ben sizinle aynı galatasaray'ı tuttuğum için üzülüyorum en çok da.

    16-17 yaşında çocuklar, 20-30 yaşında gençler fatih terim'le taşşak geçiyor abi.

    (bkz: fatih terim'le taşak geçmek)

    yazarken bile insan utanıyor, siz taşak geçerken utanmıyorsunuz.

    çok klişe olacak ama; 14 sene şampiyon olamayan takımın zamanında yaşasaydınız demek ki derwall'in anasını, mustafa denizli'nin bacısını sikecektiniz. prekazi'nin allahına sövecektiniz. cüneyt tanman'a siktir çekecetktiniz lan. eminim bundan.

    fatih terim çok sevildiği için, onunla taşak geçerek sivrilmeye çalışmanız boşuna. ama bu adam bir galatasaray efsanesi ve senin buna hakkın yok kardeşim.

    sizler, iyi gün dostlarısınız. herkes gider biz kalırız'daki herkes'siniz siz.

    sözlükte zaten son zamanlarda eskisi kadar yazmıyordum, şimdi çok daha az bakacağım buraya. elbette bu güzel platformu rezillere emanet edecek değiliz. eminim benim gibi düşünen yüzlerce galatasaraylı vardır. ama sizinle aynı yerde yazıyor olmak, artık bir utanç kaynağıdır.

    selametle..

    sen tarih yaz, biz seni yazalım!
  • bir "galatasaray taraftarına" yapılacak en kötü yakıştırmadır.

    arkadaşlar 96-19 yılları bizlere gösterdi ki fatih terim eleştirilemez. gelecek reaksiyonları göğüslemeye hazırım ama veriler bunu gösteriyor.

    o şaşalı 2012 sezonu başlangıcında başakşehire 2-0 yenilmişken hocaya söylenmeyen söz kalmadı. kendisi siz 4-4-2 oynayalım hocam dediniz diye değil deneyerek yanılarak bu taktiği benimsedi ve unutulmaz bir sezon yaşattı.

    2017-2018 sezonunda da donk-fernando oynar mı hocamcılar ortalığı velveleye verdikten sonra mayıs ayında soluğu şampiyonluk kutlamalarında aldılar.

    geçen sene de buz gibi hakkımız yenirken yapılanlara isyan ettiği için yalandan ceza alan hocamıza "sayın fatih terim iyisin hoşsun ama sezonun yarısını cezalı geçirmenden sıkıldık" minvalinde birşeyler okuduk yine mayıs ayında takımı hayallerinin bulunduğu yere kavuşturdu.

    sizlere yemin ederim içim o kadar rahat ki ne olursa olsun bu takım bu sene yine başarılı olacak. yönetimden tek beklentim hocamızın hayallerini birazcık ciddiye almak,siz üstünüze düşeni yapın kendisi zaten yapılmayanları yapma konusunda yeterince mahirdir.
  • 16 ağustos 2019 denizlispor galatasaray maçındaki oyunu beğenmediğim, selçuk inan'ın neden 11 başladığını ve neden kendisi dururken seri'nin çıktığını anlayamadığım ve hocayı bu sebeplerden dolayı eleştirdiğim için olup olmadığımı merak ettiğim şey. umarım değilimdir çünkü bu mantıkla maçı izlerken yediğim yemek acı olduğu için eleştirdiğim anneme de düşmanım artık.
  • bu durumun çok saçma ve anlamsızca olduğu söylendiğinde cevaben, "neden fatih terim eleştirilemez mi?" deniliyor. mesele hocanın eleştirilemezliği değil. sözlükteki 3-5 arkadaşın hoca takımın başına geçtiği günden beri, en ufak aksilikte onu yerin dibine sokması. her kötü sonuçta sözlük bir anda velveleye veriliyor: "öldük, bittik, mahvolduk! sebebi fatih terim!" denilip kendisine saldırılıyor. bunun altında bence tek bir sebep var: kompleks. adamın başarıları içten içe kendi camiasındakilerden bazılarını bile rahatsız ediyor.
  • en büyük düşmanları kendisini tek adamlaştırıp, kaf dağlarının tepesine koyup tartışılmaz kılanlardır. bu memlekette kuran-ı kerim bile farklı yorumlanıp, peygamberler bile eleştirilip bir din içinden 2000 tane farklı mezhep çıkarılmış, millet oturmuş fatih terim'in eleştirilmesini yasak kılıyor.

    selçuk inan'ın hazırlık maçları, akhisar süper kupa ve fiorentina maçlarındaki performansından sonra bugün 16 ağustos 2019 denizlispor galatasaray maçında neden hala ilk 11de olup 90 dakika oyunda kaldığını sorgulatmayanlar fatih terim'e ve galatasaray'a en büyük zararı veriyor. en çok biz sorgulayacağız, sesimizi çıkaracağız ki kendi derdimizi yine kendimiz en hızlı şekilde çözelim. yoksa bedavaya puanlar saçıp ikinci yarı yırtına yırtına tüm dünyayı karşına alarak şampiyon olmanın ne hocaya ne de galatasaray'a ekstra bir faydası yok. hayırlı mağlubiyet dediğin de tam olarak budur zaten. denemenden bir ders çıkarasın ki sonu hayırlı olsun. sen hiç bir şeyi eleştirmezsen, hiç bir şeyi sorgulamazsan, aynı şeyleri tekrar tekrar deneyip farklı sonuç beklersen bunun adı hayırlı mağlubiyet değil, albert einstein'ın dediği gibi aptallık olur.

    akhisar ve fiorentina maçlarından sonra eleştirilere göz yumulması yüzünden, susun susun kimse konuşmasın denilmesi yüzünden kaybedildi zaten 3 puan. bırakın artık bu her konuşan düşman muhabbetini. kimse kimsenin düşmanı değil ortak gayemiz galatasaray'ın başarısı.
  • fatih terim'in en büyük düşmanları onu her eleştirene karşı gözü kapalı savunmaya çalışan güruhtur. hoca galatasaray tarihinin yaşayan en büyük efsanesi, kimsenin kolay kolay getiremeyeceği şampiyonluklar getirdi, hakkını ödememizin mümkünatı yok. zaten bunları tartışan da yok. ama 2 senedir futbol olarak gram ileriye götüremediği, izlerken çoğunlukla keyif vermeyen ve iyi antrene edilmediği bariz olan bir takım var ortada. zaten o yüzden avrupa'da avcumuzu yalayıp, ligde deplasmanlarda sürünüyoruz. hocayı bunun için eleştirmezsek avrupa'da avcumuzu yalamaya, haftasonu heyecanla başına oturduğumuz maçları izlerken kanser olmaya devam edeceğiz.
  • ben de hiçbir zaman var olmamış nefrettir. benim gibi çok az galatasaraylı var sanırım hoca'dan hiçbir zaman nefret etmeyen veya ona hiçbir zaman kızmayan, kızamayan. gelecek ne getirir bilinmez ama ben hocadan hiçbir zaman nefret etmeyeceğim.

    sözlük ben 20 yaşında 21'inden giden bir galatasaraylıyım. ortaokula giderken 36 puan fark yediğimiz sene okulda madara olurdum. yahu derdim ben doğduktan sonra niye her şey ters gider. eski maçları izlerdim hep ama abim ulan sen kacirdin ne günlerdi be falan diyip hep bir moral bozma çabaları içinde sınır ederdi beni. 2006 ve 2008 şampiyonluklarını hatırlıyorum. birinde 7 birinde 9 yaşındayım. futbola kafam çocukken de basardı en azından 10 yaşında cm oynayan bir çocuktum ama bu yaşlarda yaşanan şampiyonluklar böyle ulan ne günlerdi dedirtmiyor. çünkü tam anlamıyla hissedemiyorsun durumu.

    berbat bir dönemden geçerken 2011 yazında takımın başına fatih terim geldi. milli takımdan tanıyoruz tabii ama bu gözler onu hiç canlı canlı kulübede görmemiş. bir heyecan sardı içimi benim ama nasıl yani anlatamam. abime dedim fatih terim geldi ne olacak, verdiği cevap aynen şuydu: "şimdi her şey çok güzel olacak.". ilk doyasıya şampiyonluğumu yaşattı bana hoca hem de ne şampiyonluk kadıköy'de... evden bir çıktık doğru florya'ya. o meşhur florya'da çekilen kalabalığın fotoğrafını görünce hala duygulanıyorum çünkü diyorum ya ilk defa bir şampiyonluk böyle hissettiriyor.

    2012-2013 sezonu artık şampiyonlar ligi var sırada. cl'de deli gibi de top oynuyorduk aslında ama ilk 2 maçı kontra'dan yediğimiz gollerle kaybettik resmen. manchester'a kök söktürdük ama olmadı. braga evimizde 2 tane attı ama iyi oynuyoruz kızamıyorsun da. tabi hocayı da 1 senedir tanıyorum daha nerden bilelim adam zor seviyor. son 4 maçta 10 puan aldık çıktık gruptan. bu arada manchester maçına götürdü abim beni bir kombine ile geçtik. 13 yaşındayım ama çocuk gibi giyinip dizlerimi kırıyorum polisler laf etmesin diye. allah herkese böyle abi nasip etsin manchester maçı unutulmaz bir maçtı ama en unutulmazına sıra gelecek.

    schalke geldi son 16'da biraz zora soksak da deplasmanda bitirdik işi yine. dedik ya adam zor seviyor abi*. ilk defa adam gibi şampiyonlar liginde izliyorum galatasaray'ı diyorum ki oh be ben de görüyorum avrupa'da başarı, artık benim de ulan ne maçtı ve avrupa'yı dize getirdik diyebileceğim çocuklarıma anlatabileceğim anılarım var.

    çeyrek final'e çıkmışız takımda drogba, sneijder var diyorum ki bu adam nasıl bir hoca 1.5 senede dünya devi yaptı takımı. galatasaray budur diyor ve galatasaraylı gibi hissettiriyordu bana.

    çeyrek finalde rakip real madrid tabii. deplasmanda madrid'te 3 tane atıyorlar bize. ama yine kötü oynamıyoruz aslında biraz kalite farkı ortaya çıkıyor, hakem ilk yarı penaltımızı vermiyor vs. yine de yeniliyoruz ama gurur duyuyoruz hocanın söz verdiği gibi.

    2. maç için real madrid için istanbul'a geliyor abim de alıp götürüyor beni maça. stadta hiç görmediğim kadar iyi bir atmosfer vardı. tüyler diken diken oluyor. ingiliz gibi hissediyordum sanki. ya biz artık hep buralardayız başta hoca varken diyorsun. ronaldo geliyor canlı canlı izliyorsun ama önemsemiyorsun sende de drogba var abi yıldız futbolcu görmemişiz sanki*.

    maç başlıyor erken bir gol yiyoruz ofsayt falan bekliyoruz ama nafile. taraftar kendini bırakmıyor, desteğe devam ediyoruz. diyoruz bari yenelim ya çünkü ilk golü de yiyince tura inanan fazla yoktu. ilk yarı bitiyor adamlar iyi abi konuşmaları geçiyor aramızda. ikinci yarı eboue atıyor bir tane durum 1-1 herkes dakikaya bakıyor ulan 4 tane daha atılır mı aq madrid'e surat ifadesiyle. öyle bir oynuyoruz ki ikinci yarı belli ama atacağız. top nerede bizim takım orada. çok da koşmuyor gibiyiz böyle kaybettiğimiz top direk bizde kalıyor ama. iyi yayılıyoruz sahaya her yerdeyiz, sağ-sol-orta her yeri kullanıyoruz. derken önce sneijder sonra da drogba yazıyor peş peşe. herkes birbirine bakıyor yoksa mı lan diye. o yaşanan turu geçer miyiz heyecanı bile yetti aslında bize. son dakikalarda ağlaya ağlaya bir elde peçete burun siliyoruz diğer el havada ölüm varmış korku varmış söylüyoruz. maç bitti beste devam ediyor hala biz de bekliyoruz. yarım saat çıkmadık stad'tan hoca gelsin, topçular gelsin bağrımıza basalım diye.

    gerçekten öyle şeyler yaşattı ki bu adam uğruna ölmeye değer. bana galatasaraylılığı, galatasaray'ın nasıl olması gerektiğini öğretti.

    bir sonraki sene malum kovduk hocamızı. bana yaşattıklarından dolayı bir umut hep bekledim. buluşuruz bir gün elbet dedim. sonunda da kavuştuk.

    anlattıklarımdan dolayı ben hiçbir zaman anlayamayacağım bu nefreti. belki çok vefalıyım, belki ben abartıyorum ama beni gerçekten galatasaraylı yapan, sevinçten ağlatan, hiç hissetmediğim hisleri hissettiren bir adamdan nasıl nefret edebilirim ki?

    edit: imla
  • galatasaray'da azınlık olan bir gurup taraftarın gönlünde yatan gizli düşmanlıktır. galatasaray her tökezlediğinde bunlar ortaya çıkar, kinlerini kusmaya başlarlar. daha sonra hoca başarılı oldukça geri çekilir yeniden çıkacakları günü beklerler.

    bugüne kadar doğrusuyla, yanlışıyla hep hocamın arkasında olmuş bir taraftar olarak gönlüm çok rahat. iyi ki varsın imparator.
  • 19/20 sezonunda en büyük fatih terim düşmanlığını yaptığı yanlışların eleştirilmesini engellemeye çalışanlar yapıyor. tamam fatih terim eleştirilmesin. peki rakipler bize acıyacak mı? yoksa onlar da 2'şer 3'er atınca fatih terim düşmanlığı mı yapıyor?

    fatih terim yanlışlarda ısrar ediyor. bunu 16 ağustos 2019 denizlispor galatasaray maçı özelinde söylemiyorum. aslında iyi başlamıstık maça. rakibe yakın oynuyor ve çok pozisyon buluyorduk. şanssız bir maç oldu ve kaybettik.

    ama;

    1) selçuk artık kupa maçlarında bile oynamaz.
    2) seri 8 numara oynar, bu adam 6 numara değil.
    3) geçtiğimiz 2 sezon fernando'yu 8 numara oynatmak pahasına 6 numara oynattığı donk yerinde oynamalı.

    fatih terim net biçimde orta saha kurgusunu yanlış yapıyor. bu yanlışa da dikkat çekmek gerek. susarak olmaz. nitekim önümüzdeki haftalar nzonzi'nin takımakatılmasıyla seri'yi defansın önünde oynatma ısrarı bitecek ve takım çok daha iyi görünecektir. fakat fatih terim tarih boyunca ne zaman egosunu aklın önüne koyduysa işleri ters gitmiştir. açıkçası benim eleştirim fatih terim'e teknik direktörlük öğretmekten çok egosunu dizginlemesi yönünde. bunu yaparsa galatasaray kazanır, galatasaraylılar sevinir, fatih terim de başarılarına bir yenisini ekler.

    ama şunu da moderatör olarak söylemeliyim. burası galatasaray sözlük. fatih terim, selçuk inan, belhanda, diagne, mariano, ahmet çalık, ali sami yen, metin oktay.... herkes eleştirilir. ama saygısızlık yapmak kabul edilemez. dün, bu gün ceza yiyen, uçan arkadaşlar oldu. bu arkadaşların ortak özellikleri eleştirmeyi nefret kusmakla karıştırmaları oldu. bu küçük uyarıyı da ekliyim istedim.
  • şu başlığı ekşi sözlük’te görsem şaşırmazdım fakat galatasaray sözlük’te görmek harbiden can sıkıcı. arkadaş kim neden desteklediği takımın teknik direktörüne düşmanlık yapsın? adam formsuz, abuk subuk bahanelerin arkasına sığınıyor, formayı adaletsiz dağıtıyor, dersine iyi çalışmıyor ve rakipleri çözemiyor. fatih terim bu kulübün sahibi değil. sağolsun büyük başarılara imza attı ve çok sevindirdi bizleri ama kendisi eleştirilemez diye bir kaide yok. keşke biraz daha sağduyulu olup özeleştiri yapabilse.
  • daha lig başlamadan, bir hazırlık maçı yenilgisiyle ortaya çıktılar, tamam bizde farkındayız takım pek iyi oynamıyor, ama bir ton eksiği var bu takımın kadro olarak! hele durun bir lig başlasın gerekirse bizde eleştiririz hocayı, lakin ben burdaki çoğu kişinin eleştirileri altındaki düşmanlığı çok net sezinleyebiliyorum, eleştiriden çok sinsi sinsi kin kusuyorlar.
  • ağızlarında tek laf '2 senedir oynadığımız kötü futbol' ezberlemişler bunu ağız birliği etmişçesine 'ne kadar çok tekrarlarsak o kadar çok inanan buluruz' kafasıyla bir hikaye yazma derdindeler.

    hoca o vazgeçemediği kaos futboluyla kurulu düzeni dinamitledi ve her şeyin içine etti öyle mi?

    adama sorarlar canım kardeşim 2 sene önce bu takım manchester city miydi? yoksa liverpool mu?

    belediye'den 5 yiyen, beşiktaş'tan 3 yediği için dua eden o harika oynayan taş gibi takımı yaratan tudor değil miydi? hani şu taraftarın küfürler eşliğinde kovduğu tudor. öncesini hiç yazmıyorum bak hani şenol'un gönderdiği galatasaray hocalarını falan.

    eleştiri başka nankörlük başka. nankörlük etmeyin.
  • celal şengör bir konuşmasında “ben elitizmi destekliyorum. çoğunluk sıradan insanlardır. sizi bir yere götürmez.” demişti. 30 milyonluk camiayız. 30 milyon aklı selim taraftar beklemek çok büyük hayalperestlik.

    galatasaray taraftarı hani yıldızlar gibiydi? kötü ve karanlık zamanlarda ortaya çıkardı. büyük takım taraftarı refleksimiz vardı. olmayacağını anlayınca dursun başkanı yollamak için her şeyi yapmadık mı? hamza hoca 3 kupa kazanmasına rağmen bu taraftar biat etmeyip, hoca bu böyle olmaz demedik mi!

    fatih terim yaşayan efsanemiz. kimsenin hakaret etmeye hakkı yok ama hocada eleştirilebilir birisi. insanoğlu nihayetinde hatada yapabilir. önemli olan doğruyu bulmak.
    hocanın performansıda düşebilir. hoca yoruladabilir. yıpranmış olabilir. yaş ile beraber eski enerjisi olmayadabilir.

    buradan hocaya hakaret edenleri kınıyorum(sosyal medyada, özellikle twitterda). yerli yersiz aynı renge gönül vermiş arkadaşını fatih terim düşmanı diyerek etiketleyenleri daha fazla kınıyorum(sözlük ve sosyal medyada bunu yapanlar var). sebebine gelince;

    burası insanlar galatasaray daha ileri gitsin diye düşünen insanların ortak platformu. insanlar özgürce fikirlerini belirtemezlerse(saygı çerçevesinde, zaten aksinde moderasyon uzaklaştırıyor gerektiği kadar) tek seslilik olur. şuan bu fatih terim düşmanlığı diye yaftalamak insanları, düzeyli seviyede “ hocam takım top oynamıyor, neden?” yazacak galatasaraylıyı bile sindiriyor. insanlar ben de linç edilir miyim veya fatih terim düşmanı derler mi? diye aklından geçiriyor.

    kısacası bana göre bu şekilde fişlemek, buranın atmosferini %100 bozuyor. “fikri hür,
    irfanı hür, vicdanı hür” ben demiyorum. tevfik fikret diyor. hepimiz bu ilkeyi kafamıza kazımak zorundayız. bu olay 1 mağlubiyetten daha önemli. sezonu 10. bitirelim gerekirse ama galatasaray taraftarı ilkesinden vazgeçmesin. aynı renge gönül vermiş insanlar fikir ayrılıkları üzerinden birbirlerini baskılamak zorunda bırakmasın.

    not: yazım herhangi bir gssözlük yazarına ithafen değil. sosyal medyada fatih hocaya kin nefret kusan taraftarımıza. bundan dolayı 30milyon taraftarı olan camiadan tamamının aklı selim olması beklenemez yazdım.

    fatih hocanında yorgun ve enerjisi olmadığını iddia etmiyorum. sadece hocanında kredisi yok mu 3 maç formsuz olmaya ya da hata yapmaya demek istiyorum. mesajlar gelince açıklamak istedim.