• 20976
    tebrikler hocam. şu kadroyu bu kadar köyü oynatmak ciddi maharet ister. selçuk yerine oynatmadigimiz donk'u marcao kırmızı görünce kurtarıcı olarak sahaya süreceğiz muhtemelen. ayni selcuk sayesinde seri defansif orta saha oynuyor, aynı selçuk penaltı kaçırıyor, mariano 46 yaşındaki hali saha oyuncumuz murat abiden az hallice ama yine de her maca 11 çıkıyor.

    hayır olsun bakalim.

    not: tek maçlık bir şey degil, bunun böyle olacağını yazmıştım birkaç gün önce. h8c sanmasam da umarim toparlariz.

    16 ağustos 2019 denizlispor galatasaray maçı.
  • 20980
    bizdeki dördüncü döneminde selçuk inan'ı oynatmak zorunda olduğu maçlar haricinde -diğer oyuncuların sakatlık ve ceza durumları dolayısıyla- sahaya sürdüğü maçların sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen hocamız.

    16 ağustos 2019 denizlispor galatasaray maçı'nda hataları var. bunlardan ders çıkarıp sezon sonu yine şampiyonluğu göğüsleyişimizde baş rol oynayacak. buna birazcık bile şüphem yok. keşke fırsat olsaydı da şu takımı gençleştirip idaresi altına verseydik. böylesi herkes için daha hoş olurdu.
  • 20982
    zamanında albert einstein şöyle bir laf etmiş:

    "delilik: aynı şeyleri tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemektir."

    hocayı seviyoruz ve arkasındayız ancak artık inatlarından vazgeçmesi lazım. tüm yaz aynı şablonu denedi ve olmadı, olmuyor, olmayacak.

    umarım tez vakitte uygun değişiklikleri yerine getirir.
  • 20983
    (bkz: 16 agustos 2019 galatasaray denizli maçı)babacim kotu top oynuyoruz hem de cok. bu bir mac degil uzuuun suredir boyle. avrupa’da zaten yok hukmundeyiz. deplasmanlar kabus.

    takima kim gelirse gelsin ne oyun degisiyor ne de plan.
    bazi maclarda sut dahi cekemiyoruz.

    ben oyunculara suc bulmuyorum. eger bir takimda her sene bir suru oyuncu geliyor ve futbol degismiyorsa sorun saha kenarindadir.

    nedir bu yan pas geri pas sevdasi.
    bu bir mac icin degil uzun suredir devam eden durum elestirisidir.
  • 20985
    eleştirilebilir...eleştirilmelidir
    müritliğini yapmaya devam edip sorgulamaya dahi gerek görmeyen kafalar olduğu sürece...hocanın bir bildiği vardır dediğiniz sürece (bkz: 16 ağustos 2019 denizlispor galatasaray maçı) ve benzeri çok maçı göz göre göre kaybederiz.
    eleştirilmesi suç değildir..eleştirilmesi ihanet ya da vefasızlık değildir.
    bu eller onu parken’den uefa kupasını alıp getirdiğinde patlayıncaya kadar alkışlarken kıpkırmızı gözlerle “hocam biz kazandık” diye hüngür hüngür ağlarken yanlış yapıyorsun hocam da der.
    eleştirilebilir...eleştirilmelidir.
  • 20988
    sırf afrikalı ve koşuyor diye seri’yi ön libero sanan ayrımcı teknik direktörümüz. çıkıp anlatsın selçuk prensinde ne keramet var da tüm türkiye öğrensin. ayıptır ya tamam başarın eyvallah da ekran başında kanser olan bizler ne olacağız? şampiyonluk gelince sezon boyunca olan saçmalıklar açısından benim yüreğim soğumuyor, o stres sinir geçmiyor yani başkası ne düşünür ve hisseder o ayrı. aklımızla alay ediyor resmen... şunları bülent uygun yapsa linç edilirdi.
  • 20989
    eleştirmek için hala sabır çektiğim hocamız.

    ancak 16 ağustos 2019 denizlispor galatasaray maçı baştan aşağı kendisine yazar.

    selçuk ile başlayıp penaltıyı da kendisine artırması, kötü oyunu ve penaltı kaçırmasına rağmen kendisi yerine seri'yi alması.

    oynanan oyuna da girersek sabaha kadar yazarız zaten.

    her seferinde söyledik, yanindaki işe yaramaz evlatlarından kurtul, bir taktisyen bul diye ama yok.
  • 20990
    16 agustos 2019 denizli galatasaray maçı son yıllarda izlediğim en kötü galatasaray idi ama diğer bir yandan şampiyon olduğu yıllarda bile özellikle deplasmanda yokları oynadık hep.
    içerde taraftar ile daha rahat oynadık. bunu kabul edelim.
    ama bakıyorsunuz uzun süredir bir çok isim değişmesine rağmen oyunda gram ilerleme yok.
    böyle bir maçtan sonra bile hala yardımcı hocalara saydırmak veya oyunculara yüklenmek için herkes kayışı koparmış durumda ama bakıyorsunuz kendisi başlığına bu rezil maçtan sonra sadece 10 entry falan girilmiş.
    ben hocayı severim sayarım yıllarca başımızda kalmasını isterim ama bu kötü oyun ne oyuncularda ne değişikliklerde büyük oranla.
    yani denizli gibi lige yeni çıkmış bir takım karşısında takım orta sahayı geçemedi yahu. ne bir sistem ne bir taktik ne bir direnç ne de bir gücü vardı takımın.

    bu bir maçlık olsa insan soğur belki sağlık olsun der ama şampiyon olduğumuz sezonlarda bile bir şey oynamadık.

    biraz tepkilerimizi eksi alacağız diye hocadan uzak tutmayalım. bu başlığa da biraz uğrayalım.

    eğer hocayı eleştirmezsek ama yol yaptılardan farklı olmaz.

    bu takımı kuran transfer yapan sistemi oluşturan kendi.
  • 20991
    etrafındaki dalkavuklardan inşallah bir an önce kurtulur. ortada 2 yıldır şampiyon bir takım var. bu takım 2 yıldır rezalet futbol oynuyor. oyunumuzda en ufak bir ilerleme yok. ifrat ve tefrite kaçmadan, anakronizme düşmeden usul usul son 2 yılı olabildiğince objektif yazacağım. çünkü millet olarak sadece sonuçlar ile ilgileniyoruz. bu beni rahatsız ediyor.

    dediğim gibi ortada 2 yıldır şampiyonluk, rezalet bir futbol var. bunun tarafları yönetim, teknik heyet, futbolcular, taraftardır. başarılar kimin hanesine, başarısızlıklar kimin hanesine adaletli şekilde tartıp, konuşmak lazım.

    bilindiği üzere adını anmak istemediğim eski başkanımız, tudor ve yeni transferler ile lige başlandı. ilk haftalar muazzam derecede baskılı, bol gollü şekilde maçları kazanıyorduk. taraftarın ekseriyeti o zamanlar dahi d.a.ö isimli şahıstan nefret etmesine rağmen oynanan güzel oyundan dolayı istifa söylemlerini hasıraltı etti. çünkü ortada oynanan futbol gerçekten seyir zevki çok yüksek bir futboldu. bugün 2 yıl şampiyon olmuş halimizle, maç maç geriye gitsek, hangi dönem baskın futbol oynadık desek yine tudorla başladığımız döneme gideriz. 3 maç üst üste baskın şekilde oynadığımız, doğru düzgün pozisyon vermediğimiz, çokça atağa girdiğimiz zaman hatırlamıyorum. hatırlayan varsa lütfen uyarsın, editleyeyim.

    yapılan transferler fena görünmüyordu, takımın oyunu da fena değildi, özellikle rakiplerimizin rezil halde olması sebebiyle işler yolunda gidiyordu. fakat deplasman fobisi diye o zaman hayatımıza giren ve bugün hala mevcut olan kavram yüzünden tudor ile yollar ayrıldı. tudor'un gitmesi ve fatih hocanın boşta olması sebebiyle fatih hoca takıma geldi.

    şimdi burada bir konuya değinmek istiyorum. son derece rahatsız olduğum bir konu algıların, olguların önüne geçmesi olayı. sonuçlara göre tarih yazmamız. fatih hocanın geldiği süreç ile alakalı hafıza tazelemekte fayda var. d.a.ö isimli şahıs hem fatih terim hem arda turan ile görüştü. fakat kendilerinin aralarındaki sorun sebebiyle birinden biri gelecekti. gelen isim taraftarın da etkisiyle fatih terim oldu. zeitgeist denilen bir kavram vardır. zamanın ruhu manasına gelir. doğru ve yanlışlardan ziyade zamanın ruhu hakkında konuşmak istiyorum. eğer tudor başarılı sonuçlar almaya devam etseydi teknik direktör değişikliği olmayacaktı. 16. haftada malatyaspor'a 2-1 yenilmemiz üzere tudor gönderildi. 16. haftadan önce kaybettiğimiz maçlar trabzon, başakşehir, beşiktaş deplasmanları. başakşehir ve beşiktaş'ın o dönem ne kadar iyi halde olduklarını hatırlatmaya gerek duymuyorum. normal şartlarda bir teknik direktör bu durumda kovulmaz. zaten tudor bile neden kovulduğunu anlayamadı, anlam veremedi.

    konumuz tudor değil, onu övmek için de yazmıyorum. konumuz tudor'un gittiği süreç ve zamanın ruhu. ne diyorduk, eğer tudor başarılı gitse örneğin malatya maçını kaybetmemiş olsa, sonraki hafta içerde göztepe maçı var ve kendini lig arasına atabilmiş olacaktı. teknik direktör konusu tartışmaya açık olmasaydı da d.a.ö isimli şahıs arda turan'ı takıma katacaktı. bundan sonra lig nasıl cereyan eder bilemiyorum ama iki ihtimal var şampiyon olamasaydık tudor, yönetim, arda hep birlikte tencere bağlanıp yollanırdı ya da şampiyon olsaydık arda bugün fatih hocanın konumunda olur, fatih hoca da arda'nın konumunda olurdu.

    bir yanlış anlaşılmayı şimdiden düzeltmek, kendimi izah etmek isterim. bir oyuncu, yönetici, teknik direktörü övme ya da eleştirme niyetinde değilim. olabildiğince sağduyu ile meseleleri açmak, diyalektik oluşturmak istiyorum. bugün kariyerinde barcelona olan 32 yaşındaki arda turan siyasi bağlantıları olmasa oynayacak futbol takımı bulamayacak haldedir. eğer çizdiğim senaryo doğru olsaydı, yani arda turan başarılı olsa ona en fazla küfür edenler, en fazla övgüyü yapacak olanlar olacaktı. arda'nın takımdaki pozisyonu yüzünden ve milli takımdan ayrılmasından sonra muhtemelen fatih hoca da evinde torun seviyor olacaktı. bu kadar yazıp anlatmaya çalıştığım meram fatih hocanın önemsiz olduğu değil taraftarın ne kadar önemli olduğudur.

    bir başka örnek olarak fatih hocanın milli takımdan ayrılma sürecinde yaşanan olaylara bakalım. bugün galatasaray taraftarı fatih hocanın arkasında yekvücut halde. fakat galatasaray'dan ayrılma süreci ve tff ile o imza rezaletinden dolayı ona kırgın olan büyük bir kitle de vardı. herkesin bildiği üzere yaşanılan olayın öznesi esnaf televizyonlara çıkıp efe efe konuşmuştu. bunu yapabilmesinin sebebi cesareti miydi? aynı esnaf, bugün aynı olayı yaşasa, çıkıp aynı açıklamaları yapabilir mi? futbolcular, teknik direktörler, yöneticiler etten kemikten insanlardır. onları dokunulmaz kılan biz taraftarlarız. bu gerçeği umarım birgün herkes anlar. bugün fatih hoca tekrar bir camiaya ait olduğu için güçlü bir konumda. türkiye'de söylediği kelimetullah sayılan bir güç ile birlikte olup, galatasaray taraftarının bir kısmına sırt çevirdiğinde sıradan bir birey olduğunu umarım ne o, ne taraftar unutur. taraftarlık, camiadaşlık oportünist bir ruh hali değildir. fakat federasyonlar, siyasi partiler, güç erkleri anlık yaşarlar. galatasaray taraftarına tüm gönlüyle bağlı olan biri ister başarılı olsun, ister başarısız olsun taraftarın gönlünde hep ayrı bir yere sahip olur, kutsal kılınır. tarihimiz bunun örnekleriyle dolu.

    fatih hocanın takıma geliş serüvenini, herkesin bildiği şeyleri tekrar tekrar yazdım. bunu yapma sebebim geniş bir kitlenin yazdığım şeyler hiç olmamış gibi davranmaya çalışması. böyle davranırsak sanki hakikat olmaktan çıkacağına olan inancı.

    şimdi lig arasından sonra olan sürece bakalım. bu takım öyle ya da böyle lig sonunda şampiyon oldu. ortadaki başarıyı adil bir şekilde pay edelim. bu arada ara dönemde d.a.ö isimli şahsın yaptığı anti-demokratik erken seçime galatasaray lisesi ki sevdiğim bir kurum olmamasına rağmen demokratik tavrını göstermiş olup, liseli olmamasına, çok büyük kişisel hayat başarıları olmamasına rağmen demokrasi adına mustafa cengiz'i başkan seçmiştir.

    bu transfer döneminde giden tek önemli oyuncu badou ndiaye oldu. bek olarak ise nagatomo geldi. yönetimin çok övülecek ya da eleştirelecek tarafı olduğunu düşünmüyorum. kendileri nerdeyse tesadüf diyebileceğimiz olay sonunda yönetime geldiler. iyi niyetli şekilde, futbol takımı ile alakalı her şeyi fatih hocaya teslim edip, geri planda kaldılar. kişisel kredileri olmadığı için, fatih terim isminin güçlü olmasından dolayı belki isteyerek, belki zaruri olarak böyle bir yol izlediler.

    şimdi şampiyon olduğumuz o yarım sezon ile alakalı yine söylenmeyen, gizlenmek istenen bir gerçeği söylemek istiyorum. bizi şampiyon yapan iki kritik maç vardı. başakşehir ve beşiktaş maçları iki önemli maçın kendi sahamızda olması bize muazzam derecede katkı sağladı. çünkü galatasaray'ın iki yıldır en büyük silahı taraftarı. tabi herkes başakşehir ve beşiktaş ile yarıştığımızı düşünüyor ama sezon sonu puan durumuna bakalım.

    1) galatasaray 75 puan
    2) fenerbahçe 72 puan

    aziz yıldırım'ın başkanlıktan devrildiği, aykut kocaman'ın taraftar nezdinde yerden yere vurulduğu, sonra da kovulduğu sezonun sonunda puan durumu bu. peki bir başka sonuç olarak 2017/2018 iç saha puan durumuna bakalım.

    1) galatasaray 49 puan
    4) fenerbahçe 37 puan

    inanılır gibi bir istatistik değil. galatasaray fenerbahçe'den 12 puan fazla iç saha puanı alıyor ve 3 puanla şampiyon oluyor. eğer fenerbahçe taraftarı ali koç sevdasına düşüp, şampiyonluk gitsin yeter ki aziz yıldırım ve aykut kocaman gitsin niyetinde olmasa, galatasaray taraftarı gibi koşulsuz, şartsız destek olsa herhalde fenerbahçe iç sahada daha fazla puan alabilirdi. fenerbahçe'yi o dönem takip edenler bilir. tüm sezon futbol hariç aziz yıldırım - ali koç çekişmesi ile taraftar, camia ikiye bölündü. biz hem yönetim, hem teknik direktör değiştirdik ama galatasaray taraftarı ne olursa olsun takımını destekledi.

    bunu bir taraftar olarak söylemiyorum, meseleleri de olabildiğinde objektif yoruma kapalı, net bilgilerle destekleyerek açıklamaya çalışıyorum. eğer ortada bir başarı varsa bu direkt galatasaray taraftarınındır. galatasaray taraftarı haketsin, etmesin türkiye'nin hatta dünyanın her yerinde bu takımı karşılıyor, destekliyor.

    iyisiyle, kötüsüyle takım o sezon şampiyon oldu. şimdi uzun uzun yönetimi, olayları tek tek anlatacağım ama gerçekten yoruldum. herkes biliyor, yeni bir şey de söylemiyorum zaten. sadece insanların bilmezden gelmesi zoruma gidiyor.

    geçen yılın şampiyonunu sahadaki futboldan çok istanbul seçimlerinin tekrarı belirledi. bir galatasaray taraftarı olarak ben buna inanıyorum. tüm sezon galatasaray doğranır, başakşehir kollanırken, ne olduysa son düzlükte işler tersine döndü. federasyon ya da hakemlerin irşat ettiklerini düşünmüyorum. bin oyun bile önemli olduğu ve türkiye'nin nerdeyse ekonomik olarak çeyreği olan ilinde belediye seçimleri tekrarlandı. türkiye gibi futbolun önem arzettiği bir ülkede, suni bir takımla yarıştık.

    iki yıllık süreç içerisinde futbol anlamında bir gram ilerleyebildik mi? ilerleyemedik. bunun sorumlusu kim? gerçekten çıkıp birinin bu sorunu aydınlatması gerekiyor. medya önüne çıkıp, sorumlu benim külhanbeyliği de beklemiyorum. behimi duygularla kelle isteriz çığırtkanlığı da yapmıyorum. iletişim, iletişim, iletişim! ne slogan, ne ima. olan, biten neyse dürüst şekilde şeffaf bir halde öğrenmek her taraftarın hakkıdır.

    fatih hoca benim gözümde diğer türk teknik direktörlerden farklı bir konumdadır. türkiye'deki teknik direktörler 21. yüzyıla adapte olamamış, hayatı komisyon yemek, kirli ilişkiler ile sözleşme kapmak olan bir nevi futbol oligarklarıdır. kaba, kendini geliştirmek istemeyen statik insanlardır. fatih hoca tüm bunların arasında ne kadar "hater" diyebileceğimiz tipler dalga geçmeye çalışsa bile, ingilizce öğrenmeye çalışmış, italyanca öğrenmeye çalışmış. kendini dünyaya açmak istemiş biridir. bu yönüyle hep kendisini takdir etmişimdir. kendi döneminin değil, kendinden sonraki dönemin de parçası olmak istemiş biridir. fakat bugün futbol kendisinin istediği gibi biz 3 kişi odaya kapanalım, odadan laf çıkmasın devri değil. biz internet sayesinde bu büyük ağacın en küçük parçasıyla bile bir şekilde etkileşim halinde olalım devridir.

    blogger edasıyla ingiltere'de oynanan futbolu övüp, "bizde de futbol mu oynanıyor canım" diyecek halim yok. dünyanın en kötü futbolunu oynasak bile yerimiz yurdumuz belli. mantıksal olarak açıklanabilecek sebeplerle sevmiyoruz takımımızı. belki hayattaki tek dogmam galatasaray. fakat gerçekten ben bir taraftar olarak şu ortamdan çok sıkıldım. 2 yıldır futbol adına tek olumlu ilerleme yok. bunu bana yetkili birinin izah etmesi gerekmiyor mu?

    daha yazılacak çok şey var ama yazıyorum içim soğumuyor. mesela selçuk dururken seri'yi neden aldı merak ediyorum. elimde net bilgi olmadığı için yaptığım yorum iftira düzeyinde kalabilir diye korkuyorum ama hislerim bana seri'yi teknik heyet değil yönetim fırsat transferi olarak aldı. takım 6 numarasız kaldığı için inatla 6 numarada seriyi oynatıp, yönetime alın işte 6 numarasız bu haldeyizi göstermeye çalışıyor gibime geliyor. bir zamanlar forvet sorunu yüzünden yönetimi nasıl taraftarın önüne attıysa, bugün de 6 numara üzerinden yönetimi taraftarın önüne atmak istiyor. bunları söylemek istemiyorum ama bilgi yoksa, makul açıklama yoksa ben de bunları düşünür, yazarım. yapacak bir şey yok.

    yanındaki teknik heyetten kim, hangi başarıya sahip, hangi liyakat esasına göre galatasaray'ın teknik heyeti olma konumunda ayrıca merak ediyorum. mesela siz teknik toplantı esnasında fatih hocanın yanlış düşündüğü bir konu üzerine yanndaki teknik kurmay heyetinin hocam yanlış düşünüyorsunuz, doğrusu budur dediğini, fikrini müdafa ettiğini tahayyül edebiliyor musunuz? ben edemiyorum.

    yazmakla bitecek gibi değil, deli gibi lig açılmasını bekliyordum. 2 yıldır sözde başarılı olan biziz, 2 yıldır hiçbir başarısı olmayan beşiktaş taraftarından daha fazla üzülen yine biziz. fatih hocam, seni babam gibi seviyorum. inşallah galatasaray ile olan hikayen güzel biter. umarım hep güzel anılırsın.
  • 20992
    kendisini çok seviyorum ama böyle olmaz hocam. iki yıldır bu takım ittire kaktıra ve tamamıyla bireysel performanslarla şampiyon olduk. bu sezon da bu şekilde olmaz. hadi ligde yine şampiyonluk yarışında oluruz ama şampiyonlar liginde kevgire dönüyoruz. hiçbir oyun planımız yok. bir de evlat kadroaunun verdiği zararlar var. 30 milyon galatasaraylının gördüğünü görmediğini sanmıyorum, sanırım görmek istemiyorsun ama selçuk ptt 1.liginde bile oynayamaz. vazgeç bu sevdadan hocam.
  • 20994
    bugün takımın başında değildi, ancak uzaktan kumanda ile takımı yönettiği de su götürmez bir gerçek. afrika uluslar kupası nedeniyle sezona çok iyi başlayamayacağımızı az çok tahmin ediyordum. üzerine bir de taze şöhret olan klasik brezilyalı* stoperimiz eklendi. ancak bu maç* yine de kazanmamız gereken bir maçtı ve muhtemelen küme düşecek bir takıma yenildik. ve bu maçta selçuk inan ilk 11 çıkıp 90 dakika sahada kaldığı için ben bu maçı kendisine yazarım. keşke neden selçuk inan neden oynadı çıkıp anlatsa hoca. eğer dünün hatrına oynattıysa hoca futbolda dün diye bir şey olmadığını hepimizden daha iyi biliyor olsa gerek.
  • 20996
    maalesef eski huyları geri gelmiş olan canımız hocamız.

    çok severiz, sayarız. ölümüne savunuruz kendisini. bizim için önemi büyüktür. ancak düzgün bir şekilde eleştirmesini de bilmeliyiz.

    facebookta tarihte bugün bölümü var bilirsiniz. orada geçmiş yıllarda çok içimi boşaltırdım. özellikle maçlar için fatih hocaya tercihlerinden dolayı az şey dememişim. ne güzel hoca ders aldı artık tekrarlamıyor yanlış tercihler yapmıyor diyordum.
    bugün 16 ağustos 2019 denizlispor galatasaray maçı ile maalesef dejavu yaşattı bana.

    fatih hocamız kısıtlı kadroyu en üst seviyeye çıkarmakta çok iyidir. eldeki oyunculardan en iyi verimi almayı bilir. ancak ne zaman eli bollaşır işte o zaman saçmalamaya başlıyor oyuncu tercihlerinde(ve oyuncu değişikliklerinde). ve bunu bir kere yapmaya başladımı da ısrarla tekrarlıyor. bazı maçlarda tutuyor işte bu yüzden doğru yolda olduğunu sanıyor.

    ben bunu hocamızın yetersizliğine kesinlikle bağlamıyorum. yanında hocanın hatalarını söyleyecek birinin olmamasına bağlıyorum. yardımcılarının hiçbir şekilde hocayla konuşup hocam yanlış yapıyorsunuz dediğini sanmıyorum.

    fatih hocamızın yanına yürek yemiş bir yardımcı gerekli. doğrucu davut gerek bir tane. yoksa bu maçtaki gibi hatalı tercihleri daha çooook izleriz.

    sinirlerimize yazık.
  • 20997
    "terim milan'dan önce, canının istediği her şeyi yapabildiği daha düşük profilli takımlarda görev almıştı."

    "şaka bir yana, terim'in taktik bilgisinin yetersizliğini ve tüm oyun planının takımı bağıra çağıra motive ederek, sahada iyi bir sonuç almamızı ümit etmek olduğunu anlamamız çok uzun bir süre almadı... "

    bildiğiniz üzere bu sözler andrea pirlo'ya ait.

    terimi ilahlaştıranlar zaten bu sözleri okuyunca tövbeler edip ofsaytlayarak devamını okumayacak. o yüzden biz geri kalan ateistler gönül rahatlığıyla terimi çekiştirebiliriz.

    16 ağustos 2019 denizlispor galatasaray maçı eleştrilerini okurken çıldırmamak elde değil. sahaya çıkan 11 oyuncunun 11i de kendi başlıklarında kötülenmiş. transferler olurken zevkten başı dönenler, ligin oynanmasına gerek kalmayacak diyenler bugün gelmiş en az iki bek lazım o lazım bu lazım diyor. banega'yı kurtarıcı görüp gel vicdansız diyen mi ararsın. takımın yarısı ndiaye'yle fernando'ymuş diyen mi ararsın. gözlerim kanadı yemin ederim. bu kadar mı anlamıyorsunuz kardeşim futboldan.

    rakip denizlispor. süper lige yeni çıkmış. say desek 2-3 adamdan fazlasını sayamazsınız. ama lafa gelince bizim oyuncularımız çok kötü. kaç gömlek fark vardır bugün sahaya çıkan kadrolarda? sadece bugünlük iş de değil. dün* bugün ve göreceksiniz yarın da bu takım ekstra bir motivasyon olmadığı sürece her deplasmanda sorun yaşayacak.

    igor tudor'u büyük maç kazanamıyoruz diye gönderdik. fatih terim'le üç sezondur deplasmanda kanser oluyoruz. geçen sezon kazanamıyorduk oyuncular kötülendi bu sezon kazanamıyoruz yine oyuncular kötüleniyor. bırak arkadaşım kendini kandırmayı.

    16 ağustos 2019 denizlispor galatasaray maçında sahada gördüğünüz oyun planı neydi? ne oynamaya çıktık gerçekten bu akşam? takım en fazla kaç pas üst üste yapabildi? neden her oyuncu rakip markajında kalıyor? neden biz en az rakip kadar savunma yapamıyoruz? neden bu dağınıklık, disiplinsizlik.

    rakip defans arkasına oyuncu mu kaçırdık? uzun paslarla kanat mı değiştirdik? hayır. böyle bir oyun planımız yoksa selçuk neden oynadı? takımda al ver yapacak başka oyuncu mu yok. terim'in selçuk inan tercihi bugün bizi 3 puandan etti. o mevkii de gelecek vaadeden oyuncularımız varken selçuk ile sözleşme yenilenmesi ayrıca maddi kayıp.

    peki galatasaray pirlo'nun dediği gibi terim'in 'canının istediği her şeyi yapabildiği daha düşük profilli takımlar'dan mıdır? düşük profil kısmına girmeyelim ama evet, terim galatasaray'da canının istediği her şeyi yapabilir. bugün kimse sistemsizlikten, yanlış oyuncu tercihlerinden, deplasman performansından dem vurup hoca kötü diyemiyorsa her şeyi yapabilir demektir.

    dününü gösterek bugünkü eksiklerimizi kapatamazsınız. ben avrupada oynanan sistemli, disiplinli, izlerken keyif alacağım tempolu futbol görmek istiyorum. bu sebeple maçlarımızı izlerken işler kötü gittiğinde oyuncularımızı suçlayamıyorum. bir oyun aklı göremediğimiz sürece suçlu oyuncular değil hocadır. bu evlatçılık olduğu sürece bu inat bu ego olduğu sürece modern futbol oynamamız da pek mümkün değil.
  • 20998
    2 yıldır şampiyon olan takımdan ne beklersin; 3. sezonun başlangıcında tabanca gibi bir takım olsun artık di mi?
    ama yok, olamıyoruz arkadaş?! neden hocam neden? yeni takım değilsin, belki her dönem bir iki olumlu takviye yapılıyor ama onun dışında birlikte oynama alışkanlığı olan bir ekip var ortada. başarı desen o da var; e derdimiz ne be bizim hoca? neden ne yaptığını bilen, hücum edebilen, defans yapabilen şuurlu bir takım olarak silindir gibi geçemiyoruz şu ligin üzerinden? belli ki yine ligdeki deplasmanlarda aciz gibi yan pas yapıp, bireysel hücum aksiyonları kovalayacağız.. 2 senenin sonunda hala, aklım almıyor. e böyle ise terim’in hafta arası florya’ya gitmesine gerek yok ki, sadece haftasonları maçlara gitse yine aynı şey; nasıl olsa taktik sistem hak getire; hafta içi kondüsyoner çalıştırsın takımı..
  • 20999
    tek adamliga gitmekte olan hocamiz. elestirelemez, elestirmesi teklif dahi edilemez gibi bir hava olusmakta. elestirecekler bile elestirmeden once 2 paragraf ovgu dizip ondan sonra hafif bir elestiri getirip entry’yi bitiriyorlar. yanindaki yardimcilarinin da ayni durumda oldugunu dusunuyorum,yok eger selcuk inan’i sahada 90 dakika tutacak kadar akillarini peynir ekmekle yememislerse devrede selcuk yerine seri’nin cikmasi hocanin kararidir.

    16 agustos 2019 denizlispor galatasaray maci’nda takim net olarak hic bir sey oynamadi. ne kanat oyunu, pas oyunu, kisacasi ne oynadigimiz belli degildi. bunun uzerine bir de seri gibi bir adami 6 numara gibi oynatarak alacagimiz verimi oldukca dusurduk, seri’den 6 olmayacagi cok acikken terim’in israrla seri’yi 6 oynatmasini anlayamiyorum. ha seri’den 6 olmaz dediler ama bakin ben seri’den 6 cikarttim demek icin seri’yi orda oynatiyorsa onu bilemeyecegim. ryan babel hucum da yetersiz oldugu gibi defansif katkisi da sifirdi. mariano maalesef cok kotu, rakipleri yanindan yuruyerek gecip gittiler her pozisyonda. selcuk neden ve nasil oynadi onu anlayamadim. marcao ve luyindama ikilisine ise cok kizamiyorum cunku onlerinde defansif ortasaha olmadigi icin her top direk onlara geldi, beklerin beklenenin cok cok altindaki performansi nedeniyle oralari da kapatmaya calistilar, boyle olunca da oldukca daginik gozuktuler. yanlis anlasilmasin marcao’nun gordugu sari kartlari savunmuyorum, profesyonel bir defans onlari gormemeli tabii ki. mac yazisi daha uzun olabilir fakat gerek yok, hepimiz gorduk, hepimiz izledik, sahada rezalet top oynayan bir galatasaray vardi.

    umarim tez zamanda hoca kendisini toparlar ve anlamsiz israrlarindan vazgecer. yoksa boyle muhtesem bir kadro kurulmusken cok yazik olur. ha fatih terim’in kredisi var midir? elbette kredisi sinirsizdir fakat bu hocanin elestirilemez oldugu anlamina gelmez.
  • 21000
    florya'nin anahtari 2 yildir tam anlamiyla kendisinde olmasina ragmen takima 2 yildir gram top oynatamamis hocamiz. cok kalitesiz bir ligimiz var ve biz bu ligde 2 yildir kotu oynayarak sampiyon olduk. oynadigimiz avrupa maclari da bunu ispatladi zaten. aciz duruma dustuk.

    ben romantiklige girmeden sadece saha icine bakiyorum ve eldeki malzemeyle cok daha iyisinin mumkun oldugu fikrindeyim. 2 yil arti kocaman bir yaz kampi sonrasi bizim lige yeni cikmis bir takima karsi izlememiz gereken galatasaray bu muydu?

    bu yil yonetim oyle ya da boyle cok kaliteli bir kadro kurdu ve bu kadroyla da artik avrupa'da (sl ya da al fark etmez) basari gelmeyecekse kendisi basarisiz olmustur benim gozumde. tr ligini bu kadro kalitesiyle zaten kazanmasini bekliyorum cunku bu kaliteli kadro galatasaray taraftarinin gucuyle birlesince normal sartlarda sampiyon olur.

    ben futbolu keyif veren bir spor oldugu icin izliyorum. 2 yildir hic bir macta ulan ne guzel top oynadik biz diyemiyorsam, galatasaray maclarini sirf galatasarayli oldugum icin izliyorsam, ve bu bana tasinmasi gereken bir yuk gibi geliyorsa, orada bir sorun vardir. isin kotusu hocanin taraftara teknik taktik konularindan da hic bahsetmemesi. ne oynadigimizi ne yapmaya calistigimizi soylese ona gore izlesek ama nerde? ancak duygusal sloganlar video klipleri falan.

    bu yildan sonra 3 yil gorevde olmus olacak. taraftarin kendisine karsi sinirsiz bir kredisi var. bu sartlarda da artik guzel futbol izleyemeyeceksek hic bir zaman izletemez.