resim
Fatih Terim
Görev:Teknik Direktör
Takım:-
Yaş:68
Uyruk:Türkiye
  • 34751
    19 ocak 2022 trabzonspor giresunspor maçında umut nayir ve andreas cornelius, 19 ocak 2022 fenerbahçe altay maçında ise serdar dursun gol buldu. karagümrük pesic, başakşehir okaka ile fark yaratıyor ve görüyoruz ki süper lig'de gerçekten target man'in kadar varsın.

    kariyerinde en büyük başarılarında target man'i olan fatih hocanın, dördüncü döneminde neden kaliteli bir target man transfer ettirmediğini gerçekten anlayamıyorum. mbaye diagne ve mostafa mohamed'i target man yapmayı çalışacağına doğal bir target man'i olsa daha başarılı olabilirdi bana göre.
  • 34752
    çok sevdiğim bir söz var: kötü takım yoktur. kötü lider vardır.

    ben kendisini çok sevsem de yeni bir yazar olarak son dönemiyle ilgili çok yoğun ve ağır eleştirilerde bulunuyorum. çünkü gerek hakemlerin bizi doğraması, gerek torrent'in tecrübesizliği gibi sebeplerle seneye yeni bir hocayla başlayacak olursak tekrar gündeme bile gelmemesi taraftarıyım. yaptığı her şey için umarım çok çok güzel bir veda yapabiliriz kendisine ama mevcut mentalitesiyle kulübeye bir kere daha gelmemeli ve taraftarların aklında da, yeni gelebilecek hocaların tepesinde de demokles kılıcı gibi bir tortu kalmamalı.

    bu açıdan son 3 senelik net başarısızlığın ihalesini üstlenmesi gerekiyor. eğer kendsi suçlu aramak yeinre bu ihaleyi üstlenseydi zaten gerekli değişiklikleri ve hamleleri yapıp tekrar bizi zaferlere taşırdı. ama egosu veya farklı sebeplerle bu sahiplenici davranışı göstermediği için birilerinin doğruları herkese göstermesi ve kral çıplak demesi gerekiyor malesef.

    not: bu entry okan kocuk olayından bağımsız yazılmıştır.
  • 34753
    olan kocuk yönünden eleştirilmesi çok yanlış bence.

    muslera sonrası asıl kaleci olarak düşünüyordu bence hoca, bu sebeple aktif olarak oynasın diye gönderildi. yahu muslera'nın belki de temelli sakatlanacağını nereden bilsin hoca. hayır her ihtimale karşı iyi bir yedek kaleci olmalı fikri de çok gerçekçi değil. okan daha 26 27 yaşında, tabii ki sürekli oynamak isteyecektir.

    bu nedenle hocanın bu şekilde eleştirilmesi hiç doğru değil.
  • 34755
    hocayı sitede belki de en çok eleştirenlerin başındayım ancak okan'ı kiralık gönderdiği için eleştirmem. hatta teşekkür etmek lazım çocuk oynama fırsatı buldu. belki de beş altı sene rahat edeceğiz ancak benim eleştirim başka yönde. elinde okan varken gitti fatih öztürk'ü aldı mesela ben hala sebebini anlamış değilim. üstüne bir de bu adamda manasız bir ısrarı oldu sonra bir baktık ki adam bir yıldır kadro dışı. neden geldi, neden kadro dışı acayip manasız oldu. sonra mesela bu adama güvenmeyip ismail cipe'ye 2 yıl kontrat verirken tam olarak ne düşündü, nasıl bir ışık gördü ismail'de onu da anlamıyorum. aha al ismail cipe ortada işte. koskoca galatasaray futbol takımında kaleci planlamasından ikinci kaleci olarak düşünülen adam. benim kendisine eleştirim bu yönde.
  • 34756
    (bkz: #3317672)

    okan'ı kiraya göndermesi doğru olan efsane. ancak son döneminde, şampiyon olduğu 2018-19 sezonu dahil zibil gibi hatalı kararı var. bu hataların çoğu da tutarsız ve kendiyle çelişiyor.

    yaşı 70 oldu, fatih terim de insan. bu yaşa gelmiş insanların inatları çelikleşiyor. mantıkla, akılla işleri kalmıyor artık yavaş yavaş. o zamana kadar zihinlerine yerleşen pek çok kalıp aşılamıyor. guardiola oyunu oynatmak isteyip bunu olabilecek en yanlış şekilde yapmak ve üzerine "ligin en iyi oynayan takımlarından biriyiz." demek, yaptığının mutlaka doğru olduğunu ve kötü gidişin sorumlusunun mutlaka dışarıda olduğunu düşünmek de bunun tezahürü.

    umarım teknik adam olarak beşinci dönemini görmeyiz. çünkü işte o zaman yarım bıraktığı işi bitirip takımı küme düşürür.
  • 34759
    sürekli guardiola oyunu oynatmaya çalıştığı iddia edilen eski teknik direktörümüz.

    bunu diyenler ya hiç guardiola takımı izlememiş, ya da galatasaray futbol takımını izlememişlerdir.

    guardiola'nın bek kullanımı, orta saha kullanımı, forvet kullanımı ile fatih terim'in kullanımı arasında çok büyük fark var.

    iki teknik adamın da topa sahip olmak istemesi iki teknik adamın aynı sistemle oynatmaya çalıştığı anlamına gelmiyor. zaten topa sahip olmak yada set hücumu oynamak galatasaray için seçenek değil zorunluluk. sen yeni malatyaspor'a top bıraksan, ertaç özbir kalesinde mangal yapar topu oyuna sokmaz.

    umarım kariyerine başka takımlarda devam eder de bizler de fatih hoca'yı izlemeye devam ederiz.
  • 34760
    fatih terim bu toprakların yetiştirdiği en iyi teknik direktördür. kıyas tartışma kabul etmez, bu bir gerçektir. elit teknik direktörler arasına girmiş, dünya futbol kültürüne, taktiksel birikimine katkıda bulunmuş, kendinden sonra gelenleri de etkileyecek fikirler sunmuştur. ondan sonra gelecek olan bütün türk antrenörleri onun izlerinden yürüyecektir. benim gözlemlediğim kadarıyla fatih hocamızın elit teknik direktörler seviyesinde olan özellikleri şunlardır: oyuncularını bireysel olarak geliştirip bir amaca konsantre edebilme yeteneği, kendi oyun felsefesi etrafında kimden ne kadar katkı alabileceğini bilmesi, oyunu hızlı okuma becerisi ve hızlı reaksiyon vermesi, oyun-oyuncu ve rakip analizi, bu özelliklerini daha da parlatan motivasyon/iletişim becerisi. burada bir konuya değinmek istiyorum çünkü fatih hoca'nın taktik bilgisi konusunda kasten dezenformasyon yapıldığını düşünüyorum. taktik bilgisi yüksek olmasına rağmen elbette bir pep, cruyff değildir ama hayatında hiç zirveleri hayal edemeyen bir takımı, takımı bırak koca bir toplumu yapabiliriz, kazanabiliriz diye ikna etmiştir. kazanmıştır. kazanandır. elit antrenör demek bütün teknik direktör özellikleri en iyi demek değildir. bu teknik direktörler için kullanılan şu özelliği zayıf ifadesi, o özellik elit antrenörler seviyesi için zayıf demektir. yoksa bu adamların taktik bilgisi iyi değil demek, taktik bilgileri süper lig hocası seviyesinde demek değildir. örnek: alex ferguson elit bir antrenördür ama bu seviyeye taktik bilgisi ile değil, (diğer özellikleri ile beraber) güncel taktikleri kendi sistemine uyarlamada en başarılı antrenörlerden birisi olması sebebiyle çıkmıştır. usta bir taktisyen değil usta bir evolvist ve stratejist olarak bilinir. bunu alex ferguson, belgeselinde açık yüreklilikle ifade ediyor zaten. bu, onu elitler arasından çıkarıyor mu? hayır, üstelik hala en tepelerde.

    fatih hocamızın yeteneklerini bilmem ve tüm kalbimle inanmama rağmen son döneminde teknik direktör olarak gelmesini hiç istemedim. gelirse de başkan olarak veya sportif direktör direktör/genel menajer olarak gelip galatasaray’ın kurumsal yapısını fatih terim sonrası için dizayn etmesini, cruyff gibi kendinden 100 sene sonrasına bile mirasını bırakmasını isterdim. öyle ya, fatih hoca tekrar gelip lig şampiyonu olsa ne olur, olmasa ne olur? kimseye kanıtlayacağı bir şey kalmamış beşinci yıldız desen kulüpte görevli olan herkes o yıldızın alınmasında pay sahibi sayılır. başkan olarak alsa, yok bunu sadece futbolcular ve teknik ekip aldı mı denecek? hayır. en büyük korkumsa teknik direktör olarak gelirse son dönemlerin birikmişliğinden (seçimler, tff hüsranı vs.) dolayı fatih hocayla kötü ayrılacağımız ihtimaliydi. ömrünüzde en tepeye çıkmışsanız artık oradan gidebileceğiniz tek yön vardır. bunun olmasını istemedim. hem fatih hoca'nın gelmesi demek gene başkan- fatih terim gerilimi demek olabilirdi. çünkü galatasaray'daki başkanlar değişse de fatih terim'in kurtarıcı rolünün değişmemesi, başkanları kısa dönemde rahatlatsa da uzun dönemde daha da güçsüzleştirmişti. mekanın sahibini de başkanlar değil fatih hoca yapmıştı. ben bunu thomas hobbes'un leviathan modeline çok benzetiyorum. thomas hobbes leviathan'ı tanımlamak için çok basitleştirerek kısaca yazıyorum. toplumun karşılaşacağı zorluklara ve dış dünyadan gelecek tehlikelere karşı yapacağı en iyi şey, bir kişiye veya kişiler topluluğuna (kral, meclis, devlet) yetkilerini, güçlerini vererek gücü tek bir yerde toplamaktır. tehlike durumunda verilen bu yetkilerin tehlike sonrası bir elde toplanması, kişilerin toplam gücünden oluşan dev bir varlığı ortaya çıkarır. krallar, devletler, devletin kamu harcamalarıyla gelişmesi bunu finanse etmek için vergilerin arttırılması süreçlerini de inceleyip işin içine katarak en başta bireysel güçlerin toplamından oluşan devletin aşırı gelişmesi sonucunda başlangıç noktasını unutmasını, dolayısıyla ilk ortaya çıkış amacını gerçekleştiremez hale geldiğini, varlık nedenini gerçekleştirmekten çok uzak hale geldiğini anlatır. bizdeki süreçte de fatih hocayı kendilerine kalkan olarak kullanan, onun sayesinde seçilen ve bunun karşılığında fatih hocaya istediği özgürlüğü sağlayan, dara düşünce fatih hocaya daha fazla yetki, sorumluluk verip kendi sorumluluk ve iktidarını paylaşan yönetimler, gün gelip verdikleri sorumlulukları geri isteyince, istedikleri şey ve aldıkları şey farklı olduğunda hep ayrılığı tercih ettiler. yolları ayırdıkları ise sadece bir teknik direktör değil futbol takımının her organını/kurumunu çalıştıran bir kurumsal hafıza, bu kurumların çalışmasını sağlayan bir kalp olduğu için yokluğunu sadece bir teknik direktör getirerek dolduramadılar. dolmayınca başarısızlık kaçınılmaz oldu. kulüp başarısız olunca başkan gitti. gerisini tahmin etmek zor değil. bu döngü ise devam etti.

    fatih hoca geldi. takımı topladı ve şampiyon yaptı. şampiyonluğu kutladığımız gecenin sabahı abime, abi bırakması lazım dedim. keşke bıraksa. burda bıraksın. şampiyonlar ligi var dedi. sustum. ne diyeyim, haklıydı. hoca getirmiş buraya, imkanı yok bırakmaz. yaz transfer dönemi gomis sorun çıkarıyor, hoca isterse gidebilir diyor tarzı haberler çıkmaya başladı. eyvah dedim başlıyoruz. oyun bir türlü oturmadı, forvet tutmadı, kaos, hakem doğramaları, var sonuçları, kaos, var kayıtları elimde, istanbul seçim yenilenmesi, kaos, son düzlükte müthiş bir seri, 8 de kapanır 18 de lefter sezonu şampiyon cimbom. ligin ilk yarısından itibaren her maç sonu bu sezon şampiyon bitirelim fatih hoca zirvede bıraksın diye dua ettim. 4. yıldız sezonundan sonra en çok şampiyonluk istediğim sezon budur. şampiyon olduk hoca gene bırakmadı. ciddi ciddi şampiyonlar ligi için kadro kuruyorduk. sonuç hüsran. tabi burada possession (sahiplik) oyunu meselesine değinmemiz lazım. fatih hocamız kimden nerden duydu, nasıl ikna oldu merak ettiğim, bir topa sahip olup kapalı rakipleri açmalıyız revelasyonu oldu. iyi de, fatih terim’in zaten bir oyunu vardı. kendi oyun felsefesi olan hocalar sistemlerinde aksayan bir yer olduğunu görürse bunu düzeltmek için çözümler arar hemen yeni bir felsefeye, sisteme geçmez. kendi sistemini daha sağlam hale getirmeye çalışır. ikinci bir durum sahiplik oyununu oynamak istedik diyelim. kalecimize baktık yaşlanmakta olan muslera. yaparsın dedik, yapamam dedi. kafa salladık, kaşlarını kaldırdı. muslera'yı gönderemeyeceğimize göre bu noktada sahiplik oyunu fikrinin bitmesi lazımdı. bitmedi, üstüne luyindama'yı da aldık. gene de bu oyunu oynayabilirdik peki nasıl? fatih hocama bu işi çözmüş atıyorum biri italyan, biri alman iki yardımcı alarak. fatih hocam en iyi yaptığı şeyi yapıp oyuncuların bireysel performanslarını arttırmaya konsantre olur, yardımcıları işin hamallığını yapıp teknik kısmıyla ilgilenir, oyuncuların yeni sisteme adaptasyonuna uğraşırlardı. bu possession (sahiplik) oyunu dediğimiz oyunu oynatan adamlara dikkat ederseniz istisnalar haricinde bu oyun sistemi tarafından possess (ele geçirilmiş) edilmiş şekilde davranan insanlar olduğunu görürsünüz. bu insanların çoğu no-life nerd. buraların deyimiyle sosyal hayatı pek takmayan işkolik/inek öğrenci takımı. 22 saat sistemi çalışır, analizini eder, istatistik inceler sonra gidip kahve alıp tamam şimdi başlayabiliriz kafasındaki tipler. fatih hocam son raddede zaten a takım oyuncular, antrenörler, aileleri, a takım oyun sistemi, fitness, rakip analizi, oyuncu gözlem, gelen-giden transfer, sağlık ekibi, florya, iç-dış çalışan, kulübün içe ve dışa karşı savunulması (ki bu başlık kendi altında en az yedi tane daha alt başlık içeriyor) alt yapı, çiçekler, çimenler, floryada kuşların uçup uçmaması, altyapı gelecek-gidecek, kiralık, altyapının hocaları, yemeği, oyuncusu, aileleri daha yazmayı unuttuğum eminim vardır. bu adam insan, insan. bir kişi. önceden yapabiliyor olması artık yapabileceği anlamına gelmez. necati ve selçuk, hocanın öğrencileri, bu sahiplik oyunuyla ile ilgili hocadan fazla bir şey bilebilme imkanları olabilir mi? bunu fatih hocanın kabul etmemesi başka bir konu. sırtından biraz yük kalksın kötü mü olur? bu yukarda saydıklarımı görevliler vasıtasıyla yaptığının farkındayım. öyle olduğu halde fazla bir yük. zaten bunları yapmasın da demiyorum. yapsın ama a takımda necati, selçuk ile beraber güçlü yardımcılar da olsun demeye getiriyorum. hem böylece, ceza aldığında da takım bundan etkilenmezdi. zaten sezonun üçte birini yok sayar olduk. kanıksadık. diğer takımların yardımcı antrenörleri neden sorun değil de bizimkiler sorun, cevabı burada saklı. biz, yardımcı hocaların takımın başında maça çıktığını diğer takımlara göre daha fazla görüyoruz. diğer takımların as hocaları sadece bir teknik direktör ve sorumluluğu saha iken bizim hocamız sadece bir teknik direktör değil ve sorumluluğu da sadece saha değil. bir de bu ceza konusuna geleyim, söz verdiği halde fb maçında bile bile aldığı ceza. sana gelince bu cezaların en üst perdeden verildiğini biliyorsun. sen takımın başında olmayınca neler olduğunu biliyorsun. bu filmi defalarca gördün. neden? takımımın hakkını yedirmem. e, yediler. şimdi eksik bıraktın daha fazla yiyecekler. kime yaradı? onlara. eve hırsız giriyor siz hırsıza değil ev sahibine kızıyorsunuz. efendim, hırsızın hiç mi suçu yok? hırsız zaten karaktersiz olduğu için ona göre davranıyor. elbette bir gün yakalanacak. yakalanmazsa bile hırsız kafasına sahip insanları ya diğer hırsızlar, ya hırsları bitirir. bu adamlar ortada dolanırken bari kapımızı kilitleyelim, bekçi koyalım önlemimizi alalım diyorum. kapıyı açık bırakıyoruz. e, bizim evimizi soyamazsınız. o da karşıdan sırıtıyor. çoktan soyduk diyor. hayır sırf bu adamlara daha rahat küfür edip ceza yediğinde içi rahat olsun diye insan gene alır bu yardımcıları. her cezan bittiği maç basarsın kalayı, geçersin dalganı. beş maç sonra görüşürüz deyip kırparsın gözünü.

    sonrasında gelen kupasız, oyunsuz ve pandemili tabi ki kaoslu sezon. başkanla yaşanan çok talihsiz olaylar. korktuğum şeyin olacağından artık emin olmuştum. seçimde önce belki aday olur dedim ama bir gün sürmedi. burak elmas bizim hoca adayımız şu an görevde dedi. hadi bu olabilir ama bundan sonra dediği şey nereye koyayım desen koyamıyorsun. neresinden tutsan elinde kalıyor.” bizim için kurumsallık önemli”. fatih terim kendisi bir kurumsallık zaten. paketi direk öyle geliyor. ya hocayla çalışma, kurumsallık diye devam et ya fatih hocayla devam et kurumsallık falan çok da şey etme. ikisi birden olmaz. bunu 25 yaş üstü futbolla ilgilenen her hangi bir taraftar bilir. (bunu bilerek yola çıkıldığını kabul edersek işler biraz sarpa sarıyor o yüzden gene iyi niyetli seçenek olan bu durum bilip yönetilmeyecek bir mesele değil diye düşünüldüğünü varsayıyorum.) mesela ben fatih hocamızın devamlı basın toplantılarında satır aralarını okuyun demek istediklerimi anlarsınız demesinden hiç hoşlanmam. gençken okurduk. yani okumaya çalışırdık. aslında şöyle demek istedi. yok aslında böyle demek istedi. bir hafta kendi aranda konuşursun bazen kavga edersin sonra fatih hoca basın toplantısına çıkar, beni tanıdığını düşünüp yorum yapanlar beni hiç tanımıyor. söylemediğim şeyleri söylemiş gibi yazıyorsunuz sonra buna inanıyorsunuz diye basına, taraftara, herkese fırça, herkesi yalanlar haydi hoşçakalın. yahu satır aralarını oku dedin millet speküle etti işte. bir oldu iki, üç oldu (dediğim sene bazında tabi) bana gına geldi. ondan sonraki basın toplantılarında bakın buraları iyi okuyun, her şeyi söyleyemiyorum kafasına girdiği an, ben gözlerimi devirip şalterleri indirir oldum. söylemek istediğini söyle. söylenemeyeceği söyleme ama gene de bilmemiz gerekiyorsa albayrak söylesin, mert şimdi baktığımızda desin söylesin ne bileyim bir yolu bulunur. ev sarıya boyanmış, karpuz kırmızı acaba neyi ifade ediyor? kırmızı karpuz olmaz. sarı kırmızı galatasaray'ı ifade ediyor? hayır. kırmızı mayısı, sarı temmuzu. peki metin oktay'ın galatasaray'a ilk imzası. yuh. bunun sonu yok, sonu. delirirsin. fatih hoca ilk imzam son imzam diye paylaşım yapınca aslında geri döneceğim dedi. yok başkan olacağım dedi. yok yönetimdekilere seslendi. hayır geçmişe atıf yaptı diye insanların aklını kaybetmesi bundan. gençken öyleydim biliyorum. bu kafalarımızın müsebbibi hep fatih hocanın konuşmaları, kurtlar vadisi ilk 97 bölüm, belki biraz da çılgın bediş. ben hocanın bu huyunu fark ettiğim zaman onu öyle kabul ettim. bu özelliğini bilerek hareket ettim. 2022 yılında hala birileri fatih terimi idare edebileceğini düşünüp bir yola çıkıyorsa, düşündüğüm bir start-up var yatırımlarından faydalanmak isterim.

    sezon başladı. avrupa iyi, lig kötü. lig daha da kötü. geldiğimiz noktada lig en kötü. korktuğum oldu. fatih hoca gitti. üstte de o kadar sitem ettiğim şeyleri yazdım. eminim hepimiz son dönemle ilgili bir sürü serzenişte bulunduk. doğrusunu söylemek gerekirse fatih hocamız daha önceden gitmeliydi. hiç bu döneme başlamamalıydı. başakşehiri arkadan gelip geçtiğimizde efsane bir şampiyonlukla, son demeliydi. prime dönemi özelliklerini ve son sezonundaki özelliklerini karşılaştıracak olursak resim netleşiyor. oyuncularını bireysel olarak geliştirip bir amaca konsantre edebilme yeteneği (yeni seçtiği sistemde bireysel oyuncu gelişimi değil, süreç oyuncuların sisteme alıştıkça gelişmesi şeklinde olduğu için tamamen değişti. iyi etkilenen bir kaç oyuncu olmasına rağmen kötü etkilenen daha fazla oyuncu oldu) , hedefe kitleme (avrupa için geçerliydi fakat lig için öyle olmadı) , kendi oyun felsefesi etrafında kimden ne kadar katkı alabileceğini bilmesi (son döneminde bu özelliği adeta yok oldu. ya felsefe/oyun sistemi kendisine ait olmadığı için ya da oyunculardan kaynaklı ama kime güvendiyse geri dönüş alamadı. bu da sorunun oyuncularda değil daha çok kendisinde olduğunu gösteriyor), değişen oyunu hızlı okuma becerisi ve hızlı reaksiyon vermesi (bu özelliği de beş oyuncu değişikliği ile daha iyi olması gerekirken daha kötü oldu. özellikle fenerbahçe, karagümrük ve malatya maçlarında oyun okuma anlamında geriye gidiş çok net gözüktü), oyun-oyuncu ve rakip analizi (avrupa'da hala çok iyiydi. ligde sanki yok gibiydi). motivasyon/iletişim konusunda da prime dönemindeki gibi olmadığı kesindi. bu son dönemde sanki daha fazla agresifti kenarda. ilginç olan bir nokta taraftardan sabır isterken kendisi oyuncularına karşı sabır konusunda çok bonkör değildi. maçtaki oyuncular zaman zaman hareketlerinden sonra korkulu gözlerle kenara bakar hale gelmişlerdi. ilk 11 istikrarı zaten avrupa lig derken hallaç pamuğu. son olarak da xg ve iyi oyun konuları, bunlarsız bu sezon bitişi olmaz. galatasaray futbol takımı ligdeki üç dört takım hariç bütün takımlara karşı topu daha fazla kullanan xgsi daha fazla olan takım olmak zorundadır. doğalı budur. aynısı ben büyüğüm diyen diğer takımlar için de geçerlidir. anadolu takımı kapanır, yere yatar, zaman geçirir, hakeme oynar, sen alırsın topu bir sağdan bir soldan her hafta sonu anadolu’nun fethi gibi saldırır durursun. bu iki veri de yüksek çıkar. arada kısır maçlar olur. arada yenilirsin. bunlar istisna olur. avrupa ile aramızda açılan makas ne kadar gerçekse anadolu takımları ile de bizim aramızdaki makas o kadar gerçek olmalıdır. birkaç maç xg yüksek olup gerçekleşen gol düşük olsa gene sorun olmazdı. olmadı da zaten. avrupa kupası maçları bitene kadar herkes olabilir dedi. yapacağımız patlamayı bekledi. olmadı. sonsuz sayıda maç yapmış olsak belki gerçekten de beklenen gol ve gerçekleşen gol denkleşecekti ama sonsuz maçı bırak, diğer maça gelene kadar yangın, kıyamet ömür geçiyor. fatih hocam mı atsın? evet. işler mükemmel giderken de her şey fatih hocamdan dolayı, işler kötü giderken de. bir konu hakkında meseleler dallanıp budaklanmaya başlarsa ockham’ın usturasını vurup sonuca gitmek en mantıklısıdır. ockham diyor ki “mesele ne kadar karmaşık olursa olsun en basit açıklama, büyük ihtimal doğrudur” xgler, oyuncular, eksikler, transfer, değişerek gelişelim, ocağa sabır, mayıs bizim… usturayı vuralım. bu takım neden bu halde? takım sorumlusu başarısız. bu kadar. fatih hocamızın son ana kadar takım iyi oynuyor falan demesini alman generallerin son ana kadar rus birlikleri almanya’nın içlerine doğru ilerliyor haberlerini alıp bunun imkansız olduğuna inanıp, haberleri yok saymalarına benzetiyorum. olması beklenenle olan arasındaki o farkta, gitti hocamız.

    korktuğum da başıma gelmiş oldu. efsanemizle ona yakışan efsanevi şekilde ayrılamadık. ayrılık ve sarsıntıları hala devam ederken şunu düşündüm. belki böylesi daha güzel olmuştur. çünkü ayrılık sonrası taraftara bakıyorum, hala geleceğe dair bir umutları var ve fatih hocamızın bu son başarısız dönemini bahis konusu bile etmeyip ayrılığı başarısızlık üzerinden değil iktidar kavgaları üzerinden okuyarak fatih terim efsanesine sahip çıkıyorlar. avrupa kupasına kadar bekleyip bu süreçte gelebilecek kötü sonuçlar ve kötü bir avrupa ligi kurası ile geçilemeyen tur sanırım fatih terim efsanesi için daha yıkıcı olabilirdi. şu an bunun olamayacağı gerçeği ile ortaya çıkan başarı ihtimali daha güzel sanki. belki de, insanların umudu hatırlayıp buna tutulmaları, fatih terim efsanesine en çok yakışan ayrılık. bunu derken fiziksel olarak da bir organizasyon yapmak hala mümkün. sular durulunca bir insan akıl eder diye düşünüyorum. geri kalan hayatımızda şuna benzer cümlelerin sık sık kurulma ihtimali yüksek ve belki de bu şekilde daha güzel “ah abi ligde kötüydük ama fatih hoca o sene avrupa'da devam etseydi, alırdık sanki kupayı ha? alırdık tabi oğlum. fatih hocanın olduğu yerde her zaman umut vardır.”
  • 34761
    hocanin gecmiste yaptiklarini unutacak degiliz ki beni galatasarayli yapan adamdir 1996-2000 surecinde. ancak gercekleri de goz ardi edemeyiz. ilk doneminden sonra uc kez geldi gitti. her yonetimle takistiginda hep yonetimleri sucladik. suren beceriksiz, aysal nobran, *m.cengiz is bilmez o soyle bu boyle. hoca hic suclu olmadi. ve gidisi hep bize basarilari kadar zarar verdi. gittikten sonra takimdaki bazi oyuncular performans sergilememeye basladi. takim ici catismalar yaratildi. (hasan sas bile dedi lucescu doneminde terim kendisini arayip oo yeni hocanla cok hasir nesirsin diye) ve biz taraftar olarak hep birbirimize girdik, takim da yiprandi. hoca ise bu surecte italya’ya gitti geldi. milli takima gitti geldi. kizi twitter’da galatasaray’i takibi birakti sonra geri takip etti. canlari sagolsun.

    ama son yillarda hoca takima zarar vermeye basladi. federasyonun nihat ozdemir’in galatasaray garezini hepimiz biliyoruz. ama kisa vadede ozdemir’i istifa etmeye zorlayamayiz. cunku ozdemir secilmedi, biri tarafindan “atandi”. o kisi de malumunuz. nihat ozdemir o kisiyle isi bittigi zaman demiroren gibi eline sus payi olarak bir futbol/bahis odakli sirket verilecek ve cope atilacak. ama suan o savasi verecek gucumuz yok. toplum olarak.

    hoca da tabi bu surecte en ufak olayda 10 mac ceza yedi ve uc senedir de sure gelen bir olay bu. her tribune ciktiginda galibiyet alamadik. eskiden de atilirdi hoca, hatta uefa doneminde komedyenler televizyonda terim’in telefondan mufit erkasap’a emir yagdirdigi skecler yaparlardi. ama o galatasaray ile bu galatasaray arasinda buradan uzay kadar fark var. gene 2013te aydan yonetsem bu takimi sampiyon yaparim dedi. o zamanki sneijder’li drogba’li, formda burak-selcuk’lu galatasaray ile 2019 sonrasi galatasaray arasinda da fark var. hoca ne yapti? yardimci istemedi. ders almaz ders verirdi cunku. bu sureci kisa vadede cozup ozdemir’i caydiracakken hocanin israri sonucu hoca ceza aldikca biz 10-15 puan kaybettik. sampiyonluklardan olduk. cunku yardimcilari yeterli degildi. donanimlari yoktu. ama hoca da kendisiyle ters dusen biri istemedi ve eski oyuncularina ah de vefa diyerek onlari yardimcisi yapti.

    ayrica bir gercek var, hoca artik 70ine merdiven dayadi ve kendisini yenileyemedi. artik devir 70-80 dogumlu daha genc hocalarin hirsli hocalarin devri. fatih terim o cogu adamlarin hocaligini yapti ama artik o eski futbolcular futbolculuklarindaki donemlerden daha hirsli ve istahli. hoca bu adamlarla bas edemedi ve bizler haftalarca beraberlik/maglubiyetler aldik. 3 senedir takim hep geriye gitti. genclesme dedik, ocak ayini bekle dedik ama daha da geriye gittik. oyuncular mac secer oldu, takimdan sogudu. hoca eskisi gibi takimi motive etme ve birlikte tutma isini iyi yapamadi.

    artik fatih hoca da jenerasyonundan capello gibi, lucescu gibi, arsene wenger gibi yavas yavas tarihe karismaya basladi. buna karsi cikabilirsiniz ama benim bagimsiz dusuncem bu. ve bence sizler hocayla 3 yillik yapilanmaya gidip 2000 galatasaray’ina donecegimize inandiysaniz gercekten cok iyi niyetlisiniz. cunku artik ne eski 46 yasindaki dinamik fatih hoca ne de o eski caliskan jenerasyon var. ama egosu halen duran bir hoca vardi ki taraftara siz kimsiniz benim yardimci hocalarimi takim performansini elestiriyorsunuz dedi.

    bana kalsa avrupa ligi hatrina sene sonuna kadar beklerdim sene sonu da okan buruk gelsin derdim. ama madem yonetimle kapisti, madem yardimci istemedi veya denildigi gibi yonetime gec dediler de sinirlendi, o zaman arkasindan bu kadar goz yasi dokmek de anlamsiz. hoca zaten hep bu takimda soz sahibi oldu ve eminim ki bu son gidisi/gelisi olmayacak. ama bu surecte biz birlik olmazsak biz yipraniriz.

    tek bir galatasaray var, o yuzden kisilere degil sevgimiz armaya, takima olsun.
  • 34762
    aklıma hep acaba sorusunu getiren eski hocamız, bitmeyecek efsanemiz.
    benim için kendisi brian clough'ın paralel evrendeki ikizidir.
    verin eline iyi kadroyu, her başarıyı getirsin. ancak kadro mimarlığı sıfırdır.
    maalesef kendisinin galatasaray'daki peter taylor'ı hep eski teknik direktörlerimiz oldu, bu nedenle başarısı hiçbir zaman uzun soluklu olmadı.
    eminim fiorentina'ya gitmeseydi efsane jenerasyondan sonra kendisi yeni bir kadro inşaa edemeyecekti.
    ancak, sakın kendisine başarısız dediğim yanılgısı oluşmasın.
    elindeki malzemeler ile her zaman en iyi yemeği yapan aşçı gibi, sadece malzeme seçmeyi bilmiyor.
    çok yıprandı, yıpratıldı. kötü yorum yapana da hak verdiğim yerler var, savunanlara da. ancak en temizi kendi isteği ile gitmesi olacaktı.
    keşke son tweet'ini atmasaydı, 2004'de benzerini yaptı, rakiplerin ağzına laf vermekten başka bir işe yaramadı.
    bundan sonraki süreçte, kalıcı uzun soluklu bir başarı ön göremediğim için kendisini teknik direktör olarak görmek istemem. ancak hocasına saygı duyan ve arkasında duran bir başkan olacaksa, kendisine aşırı yakışacak başkanlık makamında görmek elbette isterim.
  • 34766
    bu sene takımı baştan aşağı değiştirirken 25 milyon harcadığı için eleştiriliyor. 25 milyon harcadığı adamların hepsi bonservisiyle bizde.

    burun kıvırdığı seri’nin bize maliyeti ise 4.3 milyon euro. sonra da kulübüne geri döndü işte. adama 1 sene oynayıp gitsin diye morutan’ın bonservisinden fazla para verdik.

    bu fazla paraları ise senelerdir 1 senelik oyunculara verdiğimiz için bu haldeyiz zaten. sezon başında koca galatasaray’ın tek orta sahası taylan antalyalı olduğu için 25 milyon harcadık.

    bilmem anlatabiliyor muyum.
  • 34771
    ne yazık ki dördüncü döneminde, ikinci dönemine benzer bir enkaz bırakarak görevden alınmış efsane hocamızdır.

    takımın şu anda bulunduğu durumun baş sorumlusudur. 2018'den bu yana takımın başında olan teknik direktörün hiç kabahati yokmuş gibi buraya gelinip entry yazılmasının altında yatan gerekçeyi gerçekten anlamak zor...

    edit: kvothe karşı bir fikir sundu. entry'le ilgili bir düzeltme yapayım. takımın oyuncuları bireysel anlamda enkaz değildir. ama sahada oynanan futbol tam bir enkazdır.
  • 34774
    25 milyon euro harcatip bonservisle kadromuza kattirdigi oyuncularimiz tarihin en kotu galatasaray performansini veriyor. haliyle 2022-23 sezonuna girerken de bu rezil kadro bastan asagi yine yenilenecek. yani biz gene saglam paralar harcamak mecburiyetince kaliyoruz bu boktan durum icin, bu kadrodan da kac tane oyuncuya yuksek bonservisli talip cikacak peki, var midir cicaldauya berkana morutana su an aldigimiz parayi bile teklif edecek enayi kulup? o zaman kiralik pahali oyuncular almakla bunun sonucu ayni yere vardi, ne anladik bu isten? ha kume dusersek olabilir, seneye ptt 1.lig icin pahali kadro kurmamiza gerek kalmaz, yani ekonomik olarak yorulmayiz, burdan mi olumlayalim bu isi?