• türk futbol tarihinde şampiyonluk kazandıran iki kaleciden birisidir. 2001-2002 sezonu öncesi hazırlık maçlarında çuvallayıp, beğenilmese de sezon içerisinde takımın şampiyonluğunda ön plana çıkmıştır. o sezon şampiyonlar liginde son 16’ya kalmamızı ve roma, liverpool, barcelona’ya karşı skoru koruyup, direnmemizi sağladı. her ne kadar sami yen'de roma’dan hatalı gol yesede gruptaki iddiamız mondi sayesinde oluştu.

    galatasaray’a transfer süreci’de sıradışı bir şekilde gerçekleşti. bildiğim kadarıyla taffarel sonrası bir yabancı kaleci arayışı içerisindeydik ve bir yöneticimizin küçük yaşlardaki oğlu “ baba, metz’de mondragon diye bir kaleci var, çok iyi kaleci, onu alabiliriz” demesiyle radarımıza girdi. o sezon fransa’da yılın kalecisi olan mondragon, sahte yunan pasaportu ile fransa’da bulunduğu anlaşılınca elden çıkarılmak zorunda kaldı ve kiralık olarak transferi gerçekleşti.

    sezon sonu lucescu beşiktaş’a geçer geçmez siyah beyazlı yönetim mondragon’un bonservisini metz’den aldılar. bu durum galatasaray camiası ve taraftarında şok etkisi yarattı ancak mondragon beşiktaş’a gitmemek içi elinden geleni yaptı. mondragon’un tavrı karşısında metz’de pest etti ve galatasaray ile anlaşma sağlandı. tabii bu sayede ülkeye bir başka efsane kolombiyalı eldiven oscar cordoba gelmiş oldu.

    galatasaray ile 6 sezon forma giyen mondragon iki lig şampiyonluğu yaşadı. fazla duygusal karakteri ve çocukluktan galatasaraylıymış gibi kulübü benimsesiyle fenerbahçe maçlarında heyecanına kapılıp bir çok hata yaptı. galatasaray’ın fenerbahçe’ye 6-0 kaybettiğinde kaledeydi fakat 5-1 kupa zaferinide onun kritik kurtarışları getirdi. 2007 yılında takımdan gönderildikten sonra basın toplantısında gözyaşlarıyla florya’ya veda etti. kimseye sitem de bulunmadı. kalsaydı muslera gelene dek dört sezon daha oynardı.

    bana galatasaray'ı sevdiren hatta çocukken kaleye geçip mondragon olmamı sağlayan adamdır. galatasaray gol yediğinde daha çok mondragon gol yediği için üzülürdüm. takım gol attığında tribünlere, yedek kulübesine koşar ve coşkulu bir biçimde haykırırdı. benim kendi görüşüm muslera ile çok iyi anlaşır ve taffarel sonrası kulübemizde bulunması gerek bir değerdir. zaten karakteristik olarak kenarda fatih terim ve hasan şaş'ın yanına cuk oturacaktır.

    bir de mondragon’un efsane kaleci chilavert ile arjantin yıllarından kapışması var. belki bir çoğumuz bilmez kendisine penaltıdan gol atan chilavert’e cevabı ona penaltıdan gol atarak vermiştir. ayrıca bir frikiğini de 90’dan çıkartıyor.
    https://www.youtube.com/watch?v=grP38uBK1G4
  • sen gittikten sonra yerine gelenlerden hiç biri kesmemişti bizi ama sağolsun muslera doldurdu yerini.
    ama neyi unutmucam mondi biliyomusun? bayramlarda seyranlarda parasını alamayan idari personele cebinden maaşlarını verdiğini, genç futbolculara harçlık verdiğini, yabancı oyuncularla değil türk oyuncularla maaşını aldığını ha bir de o tupturuncu kazağını.
  • sene 2001, bize daha yeni transfer olduğu dönemde fenerbahçeli bir (eski) arkadaşım kendisine bok atmak için kırk takla atmıştı. neymiş efendim mondragon çok kötü kaleciymiş de, yediği bir gol varmış da, tam böyle kolunun altından kaçırmış, yani yere yatarken tam böyle kolunun altından geçivermiş top (iki üç kere de taklit etti o.ç). neymiş televizyonda izlemiş, yalanına sokayım.

    ulan 2001'de ciddi ciddi metz maçı izleyebilen adamı peygamber ilan ederdik.
  • ilk geleceği söylentileri çıktığında iki kaleci arasında kalmıştık. diğer kaleciyi tam hatırlamıyorum ama brezilyalı tanınmayan bir kaleciydi sanırım. ilk geldiği sene özellikle acayip şaşırmıştık çünkü çok kaliteli bir kaleciydi ve bence en iyi performansını o seneler verdi. kalede devasa görünürdü. kurtardığı pozisyonlardan bir kolaj yapsak buffon'la yarışış o derece yetenekliydi. neyse performansı bir kenara koyalım... ilk söylentileri çıktığı zaman taffarel'in yerini asla dolduramayacağını düşünmüştüm. hatta ne o öyle ya bize tafo gibi dünyaca ünlü bir kaleci yakışır demiştim herkese.. ama sonra kendisini ve mondragon ismini acayip sevdik.*

    ilginç anektod: isminden dolayı adnın takma ad olduğunu düşünmüştük. ejderha diye bir sahne ismi gibiydi çünkü. mon-dragon. neyse ki gerçek ismiydi.*

    şansızlığı galatasaray tarihinin en kaotik dönemlerine denk gelmesidir. öyle bir kaotik dönem ki 2001-2007 arası neredeyse kulüp kapısına kilit vuracaktık. sponsorluklardan, para bulamamaya, skandallardan fenerbahçe'nin binbir türlü oyunlarla tük futbolunu inanılmaz domine ettiği dönemler. 2006 şampiyonluğu olmasa hiç hatırlamak bile istemeyeceğim dönemler. mondi'nin şansızlığı işte o döneme denk gelmesidir. en çok aklımda kalan perfromnsı 2002 yılındaki liverpool deplasmanıdır.* o maç öncesinde bir kehanet vardı o kehaneti yerle bir etmişti. kalede çok güven verirdi. iyi adamdı. hiç yanlışı olmadı. hep iyi hatırlayacağım.
  • kendisiyle ilgili ilk aklıma gelen hep uzun yıllar frikikten gol yemediğidir. gerçekten de inanılmazdı bu konuda.

    ta ki 2006 yılında manisaspor'un genç yıldızı selçuk inan'ın attığı frikiğe kadar..

    türkiye'de oynarken yediği ilk ve tek frikik golü budur yanlış hatırlamıyorsam.

    ironik.

    ayrıca: (bkz: #2774727) kariyeri boyunca sadece 3 frikik golü yemiş, biri 98 dünya kupasında david beckham'dan.
  • benim gözümde musleradan da önde bir kalecidir. lucescu döneminde gittiğimiz liverpool deplasmaninda gösterdiği performansta dillere destandır. türkiye'de geçirdiği zaman boyunca kendisine frikik golü atabilen tek futbolcu vestel manisaspor oyuncusu iken selçuk inan'dir. ondan önce yediği son frikik golü 98 dünya kupasında david beckham tarafından atılmıştır. milan rapaic'in kullandığı frikiği iki direğin birleştiği yerden kurtardiginda yok artık diye bağırdığı mi hatırlarım. tüm bunlara rağmen ciddi anlamda iyi oynadığı tek fenerbahçe maçı 11 mayıs 2005 yılında oynanan ve 5-1 kazandığımız türkiye kupası finalidir. onun dışında ki fenerbahçe maçlarında ciddi hatalar yapmış ve mağlubiyetlerimizde başrol oynamıştır. muslera'nın kendisinden daha çok sevilmesinin en büyük sebeplerinden birisi derbi maç performanslari diye düşünüyorum.

    edit: 2007 senesinde cenk isler'den de frikik golü yediğini okudum, videosunu göremedim ama defansa çarpan topun mondragonu yanilttigi yazdığı için bu golü frikikten yediği göllere yazmak çok mantıklı olmuyor, belki de ben bu nedenle hatırlamıyorum. zaten profesyonel kariyerinde yediği frikik golü 3 olarak geçiyor. buna cenk işler de dahil.
  • adnan polat mondragon niye gonderildi sorusuna "ikide bir maasina zam isteyip, kabul edilmezse ayrilacagini soyluyordu. kimse galatasaray'i boyle tehdit edemez" mealinde konusmustu.

    bu ne kadar dogru bilmiyoruz tabi ama mondragon'un ayriligi sonrasi kalede aykut ercetin, yagli parmak orkun usak, leo franco, zapata vs. derken muhtemelen mondragon'a verecegimiz paradan cok daha fazlasini kaybettik.
  • 2007 yazındaki temizlik öyle büyük oldu ki, mondi resmen araya kaynadı o zaman. yoksa 2011'de muslera gelene kadar çok rahat oynardı. aradaki aykut, orkun, de sanctis, leo franco, ufuk, zapata faciaları yaşanmaz, belki 2008'de steaua'yı ön elemede geçip bir şampiyonlar ligi macerası daha görürdük.

    kendisini florya'da görmeyi hep istedim, taffarel gidince oradaki boşluğu mondi'nin doldurması çok güzel olur. antrenörlük konusunda kendisini geliştirdiğini varsayıyorum. aidiyet konusunda da kulübün simge yabancılarından biri bu adam.

    (bkz: i love you mondi)
  • bir sezon sonunda 9-10 bavulla memleketine gidiyordu. bizim çapsız basın hemen mondi ayrılıyor, bir dh dönmeyecek, bütün eşyaları topladı diye manşetten haberler yapmıştı. sonradan ortaya çıktı ki adam floryada kullanılmayıp atılacak olan spor malzemelerini toplamış ülkesindeki kimsesiz çocuklara armağan edecekmiş. o an o haberi yapanı düşündüm, bir de mondi'nin adamlığını. dağlar tepeler vardı arada be.
  • adını bile anmak istemediğim tarihimizin en kötü maçlarından birinde kalede olmasına rağmen asla kötü hatırlanmayan tersine hep güzel anılar ve samimiyet bırakarak gitmiş eski kalecimiz. benim aklıma genelde 20 şubat 2002 liverpool galatasaray maçında gösterdiği inanılmaz performans, kadikoy de 4 kırmızı gördüğümüz fener maçında rapaic'in çıkardığı harika şutu daha da harika bir şekilde tam doksandan çıkarması ile (inanın dünyada pek fazla kaleci yoktur o topu çıkarabilecek) ve 14 mayıs 2006 galatasaray kayserispor maçı (16 dakikalık uzatması ile sonunda şampiyon olduğumuz) ve döktüğü o temiz gözyaşları ile gelir. tam bir galatasaray topçusuydu bu adam. temiz kalpli, samimi, yürekli ve armayı sahiplenen. bahtı hep açık olsun bir gün yollarımız bir şekilde kesişirse çok sevinirim.

    bahsettiğim anlar sırası ile aşağdaki linklerde;

    https://www.dailymotion.com/video/x53soo8

    https://www.youtube.com/watch?v=9vjfBFkUXu0

    https://www.youtube.com/watch?v=empehb3QN2M
  • faryd aly camilo mondragon...

    yaşım gereği çok çok iyi hatırlamam taffarel dönemini. belki son dönemlerini biraz... bu yüzden galatasaray kalesinde görmüş olduğum en iyi kalecidir benim gözümde.

    gidişinin ardından 3 yıl geçmesine rağmen hala daimi bir kaleci oturtamadı galatasaray kalesine. franco'su, sanctis'i, aykut'u, orkun'u... hiçbiri de onun kadar yüreğini koyamadı sahaya. hiçbiri, onun kadar sahiplenmedi o formayı.

    hatırlar mısınız şampiyonlar ligi'ndeki efsane liverpool maçlarını? hatırlar mısınız 40 metreye top atışı yapabilen gerrard, hamann, xabi alonso üçlüsünü? ve hatırlar mısınız kalesini cengaverce savunan mondragon'u? ben unutamadım, unutamam da. o maçlarda çıkardıklarıyla bile efsanedir benim için.

    gol olurdu, ben hemen kameranın mondragon'u göstermesini beklerdim. onun sevincini görmeden gaza gelemezdim çünkü. deli gibi bağırıp, taraftara doğru koştuğunu görmeden, mutlu olamazdım.

    sevinçlerde herkesten çok sevinir, acılı anlarda herkesten çok paylaşırdı o acıyı mondi. çocuk gibi ağlardı zaman zaman. beni de hayran bırakırdı kocaman yüreğine.

    galatasaray'dan ayrılana kadar, kariyeri boyunca toplamda 2 frikik golü yemişti mondragon. evet yalnızca 2. bunların birisi de zaten frikik ustası olan david beckham'a aitti.

    böyle bir kalecinin, bir ingiltere'de, bir ispanya'da, şampiyonluğa oynayan bir takımda forma giyememiş olması, koca bir underrated'lık örneğidir. kimse bana, mondragon, victor valdes'ten kötü kaleci demesin.

    şimdi... yaptıkları hatalarla çok eleştirilen kalecilerimizi sürekli değiştirerek çözüm aramak yerine, böyle bir kaleciyi kaleci antrenörü yaparak, hem bu hatalar için daha geniş çaplı bir çalışma yapmış, hem de kocaman bir vefa örneği sergilemiş olmaz mıyız? çok mu şey istiyorum ki?

    özledim be mondi. çok özledim hem de.