• 1
    temeli kılıçla dövüş sanatı olan bir spor dalı. 1896'dan bu yana olimpiyat oyunları'nda da yer alan spor dallarından biridir. türkiye'de eskrimin gelişmesi 1903'te askeri okullarda ders olarak okutulmasıyla başladı. 1923'te türkiye eskrim federasyonu kuruldu. türk eskrimciler özellikle balkan şampiyonaları'nda dereceler elde ettiler. eskrim üç tür silahla yapılır: flöre, epe ve kılıç.
  • 4
    eskrim özel giysiler içinde yapılır. tel kafesten bir maske, koruyucu bir yelek, sağlam keten ya da branda bezinden bir ceket ve yumuşak eldivenler giyilir. bu giysiler eskrimciyi yaralanmalardan korur. eskrim karşılaşmaları, genişliği 1.5 metre ve uzunluğu 14 metre olan bir pistte yapılır.

    flöre olarak adlandırılan silah, 1,1 metre uzunluğunda, ucunda küçük bir düğme ve çan biçiminde bir koruyucusu bulunan ince bir silahtır. en çok 500 gram ağırlığında olabilir. eskrimi öğrenmede de flöre kullanılabilir. flöre silahının ucundaki yaylı noktanın rakibin gövdesine bastırılmasıyla sayı kazanılır. her iki oyuncu da aynı anda bu vuruşu yaparsa, sayıyı atak üstünlüğü olan kazanır. vuruşlar yalnızca gövdeye yapılır, kol ve bacaklara ya da başa değen vuruşlar kural dışı sayılır. karşılaşmalarda eskrimci kısa, hızlı adımlarla ileri-geri hareket eder. hücum durumundaysa kol, gövde ve bacaklarının hamle denen açılımıyla rakibini dürter. savunmada ise rakibin hücumunu savuşturarak vuruş hakkı kazanmaya çalışır. doğrudan yapılan hamleler rakibi tarafından kolayca savuşturulacağı için, eskrimcinin aldatıcı hareketlerle rakibini şaşırtacak hareketler yapması gerekir.

    epe, flöreden daha keskin ve ağır bir silahtır. epede dürtüşler yalnızca silahın ucuyla yapılır ve giyside iz bırakabilir. karşılaşma genel düello kurallarıyla yapılır ve özel sınırlamalar yoktur. rakibin herhangi bir yerine yapılan dürtüş puan olarak değer kazanır. aynı anda yapılan vuruşlar iki tarafa da sayı kazandırır.

    kılıç, hem dürtme, hem de kesme silahı olarak kullanılır. düz ve yassı olan kılıcın yarı yuvarlak bir koruyucusu vardır. rakibin belden yukarısına kılıcın ucuyla ya da kenarlarıyla yapılan vuruşlar sayı kazandırır.

    vikipedi
  • 13
    2012 londra olimpiyatlarında ilginç şeylerin olduğu spor.

    koreli lam shin ile alman britta heidmann'ın maçı 5-5 iken sanırım alman kız maç süresi bittikten sonra puan alarak 6-5 öne geçip maçı kazandı. koreli de bir kadın olarak en büyük silahını kullandı: göz yaşı kghdfjgdfg.

    yarım saattir kız ağlamaktan helak oldu, hakem masası dakikalardır itirazları tartışıyor süre bittiğinde mi sayı geldi falan diye. eskrimi de hiç sevmem ama hasbelkader izlerken böyle bir olaya tanık olunca souç ne çıkacak diye bekliyorum. koreli kız sessiz oturuyor falan, reji paso onu çekiyor taraftarlardan da ses yok. hadi lan işimiz gücümüz var bi karara varın amk.

    edit: yayını kestiler lan sonucu öğrenemiycem. al işte genç yaşta dert sahibi oldum eskrim yüzünden. olacak iş değil.
  • 17
    9 yaşındaki oğlumun epe branşında yaptığı spor dalı.
    izmir büyükşehir spor kulübü bu spor dalında oldukça başarılıdır (bkz: deniz selin ünlüdağ), nitekim oğlumda bu kulüp bünyesindedir.
    ancak şöyle bir sıkıntı var, yeterli antrenman tesisi yok. birkaç kulüp aynı salonu kullanmak zorunda kalıyor.
    çocuklar en büyük tecrübeyi maç yaparak alırlar, ancak maç yapabilecekleri alan ve makine sayısı kısıtlı (bilmeyenler için kablo ile makineye bağlanıyorlar maç esnasında)
    işin içinde olduğum için biliyorum, o kadar hevesli ve yetenekli gençler var ki, birçoğu maddi imkansızlıklar bir kısmı da ortam şartları nedeniyle bu sporda ilerleyemiyorlar. gerçekten pahalı bir spor dalı, aileler şartlarını zorlayarak çocuklarını devam ettiriyorlar. izmir büyükşehir belediyesi sporcularına bu anlamda en çok destek veren kulüp olmakla birlikte inanın ki çok yetersiz. futbola basketbola akıtılan paraları düşündükçe gerçekten olimpik başarılar kazanabileceğimiz bu spor dalına üvey evlat muammelesi yapılması beni çok üzüyor.
  • 18
    milli takımımızda taciz skandalı patlak vermiş:

    http://www.hurriyet.com.tr/...insel-taciz-40829234

    linke tıklamak istemeyenler için:

    --- alıntı ---

    daha neler duyacağız... eskrim milli takımı’nda cinsel taciz
    8 mayıs 2018

    sürekli bu köşede yazıyorum...

    haykırıyorum, bağırıyorum...

    sesim kısılıncaya kadar da yazacağım.

    bu kaçıncı cinsel istismar vakası?

    hem de eskrim milli takımı’nda.

    yuh artık!

    hem de milli takım antrenörü tarafından!

    çıldırmamak mümkün değil.

    bu ülkede kime güveneceksin?

    çocuğunu kime emanet edeceksin?

    cesur baba a.u., kızının milli takımda yaşadığı taciz rezaletini anlatıyor. bu cuma duruşması var. üç milli sporcu daha, uğradıkları tacizi anlatacak...

    umudumuz bu pisliğin ağır bir ceza alması...

    bu haber yarın da devam edecek...

    http://i.hurimg.com/...ba85c9de3d234ce39e30

    sizi tanıyalım...
    adım a.u. 43 yaşındayım. hekimim. anestezi doktoru olarak bir özel hastanede çalışıyorum...

    nerede yaşıyorsunuz?
    alanya’da.

    başına gelen nedir?
    15 yaşındaki kızımız milli bir eskrimci. madalyaları, uluslararası başarıları var. son zamanlarda çok içine kapanmıştı. biz ergenlik yüzünden zannediyorduk. meğer üç yıldır antrenörünün cinsel istismarına ve tacizine maruz kalıyormuş. biz de yeni öğrendik. kızım ağlayarak anlattı. dünya başımıza yıkıldı tabii...

    nasıl yani? eskrim bayan milli takımı’nın antrenörü tarafından mı cinsel istismara uğruyormuş?
    evet. ben baba olarak aklımı yitirecektim! adamı öldürecektim ama sonra bunun ona bir ödül olacağını düşündüm. kolay yoldan kurtulacaktı. eşimle konuştuk, hukuki yollara başvurmaya karar verdik. zaten bu sapık adamın istismarına uğrayan tek çocuk da bizim kızımız değilmiş. daha pek çok çocuk var. cuma günü de ilk duruşmamız var. kızımız dışında, üç genç kız daha dinlenecek...

    bir dakika, bir dakika en başından anlatın...
    kızımız, yaklaşık 6 yıldır eskrim sporu yapıyor. bu sporu çok sevdi, başarılı da oldu. madalyalar aldı, uluslararası kupalar kazandı. kendi kategorisinde türkiye birincilikleri de var. 9 ile 12 yaş arası her şey sorunsuzdu. okul başarısı da iyiydi. ama son üç senedir, çocukta değişiklikler başladı. biz bunu eşimle ergenliğe verdik. hekim olduğumuz için de hemen bir tanı koymaya eğilimindeyiz...

    söz konusu değişimler nasıl şeylerdi?
    okuldan ya da antrenmandan eve gelince odasına giriyordu ve bizimle ilişki kurmuyordu. içine kapanma, kendi başına kalma isteği, “beni anlamıyorsunuz” demeler... ama zaman geçtikçe, kızımızın kendini ergenlikle açıklanamayacak kadar yalnız hissettiğini fark ettik. sanki bir derdi vardı ama bize açıklamıyordu. kendi çalıştığım hastanenin psikoloğuyla görüştüm, destek almaya çalıştım. bir sonuca ulaşamadık. okul başarısı da düşmeye başladı, işin ilginç tarafı, spordaki başarısı da yerle bir oldu. eskrimi deli gibi seven çocuk, antrenmanlara acı çeker gibi gitmeye başladı. hatta son üç ay gitmeyi reddetti. çözemedik durumu...

    sonra?
    yılbaşından önceki cuma, eşim diğer eskrim anneleriyle buluşuyor. annelerden biri, antrenörün taciz ve istismar dosyasının olduğunu ama bunun örtbas edildiğini söylüyor. eve dönünce bana anlattı. kızımızla bu konuyu konuşma ihtiyacı hissettik. annesi akşam sofrada, “hocanız hakkında böyle böyle şeyler söyleniyor. duyduğun bir şey var mı” dedi. çocuk birden değişti, “ona çok fazla güvenmeyin” dedi ve odasına gitti. biz tabii şoke olduk. “her duyduğunuza inanmayın” gibi şeyler söylemesini bekliyorduk. “acaba” dedik, bildiği bir şey mi var?

    peki ne yaptınız?
    ben arkasından odasına gittim. onunla konuşmak istediğimi söyledim. yarım saat kızıma sarıldım, onu öptüm, cesaretlendirdim. onu ne kadar sevdiğimizi, bizim için ne kadar önemli olduğunu anlattım. bildiği bir şey varsa bize söylemesini rica ettim. “her ne anlatırsan anlat, biz senin yanındayız” dedim. “bir arkadaşına bir şey mi yaptı” dedim. öylece durdu. sessizlik olunca şüphelendim, “yoksa sana mı bir şey yaptı” diye sorudum. “hayır” diyeceğini zannediyordum ama “evet baba” dedi. benim orada ömrümden ömür gitti. bir baba olarak o an, dünyadaki en büyük acılardan birini yaşadım. kızım ağlamaya başladı. ona sarıldım. sonra sakince, “ne yaptı sana” dedim. “vücuduma dokunuyor” dedi. gerisini dinleyemedim. eşime anlatım. ben karadenizliyim, o sapığı, o an öldürmek istedim! karım engel oldu, kızım odada ağlıyor. sonra kendime geldim. baktım ki kızımız çok kötü durumda, tekrar onun yanına gittim ve bize anlatmasının ne kadar güzel ve doğru bir şey olduğunu söyledim.

    çok üzücü bu anlattıklarınız...
    evet. sabaha kadar uyumadık. kızımız çok kötüydü, kendisine bir şey yapmasından korktuk. iki gün bu konuyu hiç konuşmadık. ama her şart altında, ne olursa olsun, onun arkasında olduğumuzu söyledik. o bize anlatarak doğru bir şey yapmıştı. hep bunu dile getirdik. ama tam olarak ne yaşadığını, neler olduğunu da bilmek istiyorduk. iki gün sonra dedim ki, “kızım, sessiz kalmamız mümkün değil. çünkü başka çocuklara da bunları yapıyordur. onun cezalandırılması, yaptıklarının bedelini ödemesi gerekiyor! anlat bana neler yaptı...”

    kızınız ne dedi?
    yaklaşık üç yıldır kendisine istismarda bulunduğunu, elle taciz ettiğini, cinsel içerikli konuşmalar yaptığını, iğrenç videolar izlettiğini ve bunu şehirlerarası maçlara gittiklerinde kaldıkları otelde her fırsat bulduğunda yaptığını, vücuduna dokunduğunu, sürekli sarıldığını, boynundan, dudaklarından öptüğünü ve daha bir sürü iğrenç şey... bunları anlatmak benim için kolay değil...

    çok haklısınız... 12 yaşından 15 yaşına kadar mı?
    evet. ve çocuğu tehdit etmiş, “birine söylersen çok fena olur” demiş. “kendini de, beni de yakarsın” demiş. bu çocuklar bu sporu çok seviyorlar. “sizi ben yarattım, bensiz bir hiçsiniz” diyormuş bu şerefsiz! önce onların güvenini kazanıyor, üzerlerinde baskı kuruyor, sonra her türlü şeytanlığı, iğrençliği yapıyor. çocuklar aradan bir süre geçince istismara uğradıklarını anlıyorlar ama iş işten geçmiş oluyor. zaten korkuyorlar, utanıyorlar. ne kendine itiraf edebiliyor ne bir başkasına...

    aman allah’ım çok iğrenç bu... ve siz şikâyetçi olmaya karar verdiniz...
    evet. hemen gözaltına alındı. ama tutuksuz yargılanmak üzere o gece serbest bırakıldı. tabii delirdim! bir hafta boyunca serbest gezdi. ben de o bir hafta boyunca, başbakanlığa yazdım, cumhurbaşkanlığı’na yazdım, aile ve sosyal politikalar bakanlığı’na yazdım, türkiye eskrim federasyonu başkanlığı’nın bayan milli takım antrenörlüğünü yapıyordu. ben her yere yazı yazdıktan sonra, hakkında idari soruşturma başlatıldı. ve milli takım antrenörlüğünden alındı. sonra alanya savcılığı’na gittim. “ben bir babayım! kızıma yapmadığını bırakmamış! içimde bir yangın var! bu adam serbest bir biçimde dolaşıyor, karşılaşırsam kendimi nasıl tutacağımı bilmiyorum” dedim. sonra tekrar gözaltına alındı ve tutuklu yargılanmak üzere cezaevine gönderildi. başta insanlar abarttığımızı düşünüyordu. bu sapık herif, velilere öyle bir anlatmış ki kendini, kimse adama yakıştıramıyordu. ama ben çocuğuma inandım.

    sonra ne oldu?
    sonra bu adamın eski öğrencilerinden telefonlar gelmeye başladı. isimlerini söyleyince kim olduklarını anladık. eski milli sporcular. “biz de aynı şeyleri yaşadık. kızınız yalnız değil. mahkemede biz de tanıklık yaparız” dediler. sadece kızım değilmiş yani mağdur olan. yıllarca, bu pislik başka çocukları da istismar etmiş. konuşmak isteyenler şu anda hukuk fakültesinde okuyan genç kızlar, uluslararası ilişkilerde okuyan genç kızlar. onlar da şikâyetçi oldular, ifadelerini verdiler ve bizim dosyalarımız birleşti. cuma günü duruşmamız var...

    yarın: bana “şikâyetçi olma, kızının adı çıkar” dediler. sırf bu yüzden şikâyetçi olmayanlar, susanlar var. ne demek “adı çıkmak”? nasıl bir saçmalıktır bu! elbette kızımın başına gelenleri dünya aleme haykıracağım. ben çocuğumun onuru için mücadele ediyorum. ona inanıyorum ve babası olarak hep onun arkasında olacağım. kızım, utanılacak bir şey yapmadı... susmayacağım ve bu olay yokmuş gibi asla davranmayacağım. asıl susarsam ben kızıma ihanet etmiş olurum...

    --- alıntı ---
  • 19
    milli takımdaki taciz skandalının ikinci bölümü:

    http://www.hurriyet.com.tr/...si-olabilir-40830381

    kusura bakmayın link hürriyet linki, ancak konuyu yazan ayşe arman ve o da hürriyet'te çalışıyor.

    --- alıntı ---

    şunu hiç unutmayalım... en yakınımızdaki kişi çocuğumuzun istismarcısı olabilir!
    9 mayıs 2018

    işte böyle olmalı.

    babalar, anneler böyle olmalı.

    eğer bu toplumda, cinsel istismara karşı bir savaş verilecekse böyle davranılmalı.

    çocuklara güvenmeli, onlara destek olmalı, onlarla birlikte mücadele vermeli...

    alanya’da bir anestezi uzmanı baba, 6 yıldır eskrim sporu yapan ve madalyaları olan milli sporcu kızının antrenörü tarafından istismar edildiğini öğrendi, tabii ki yıkıldı ama olayı örtbas etmek yerine şikâyetçi oldu...

    “aman kızımın adı çıkmasın” diye düşünmedi, yaşananları dile getirdi, kızının arkasında durdu...

    “benim kızımın bir suçu yok, o mağdur. suçu olan, suçu işleyen o sapık ve cezasını çekmeli” dedi.

    100’de 100 haklı.

    benzer istismarı, talepleri, sapıklıkları anlatan tam 5 kız var ortalık yerde. bir değil, üç değil, beş kız...

    bu bireysel bir dava değil, sosyal bir mesele!

    çocuklarımızı korumak istiyorsak, çocuklarımızın geleceğine sahip çıkmak istiyorsak bunlar emsal dava...

    anestezi uzmanı a.u.’nun dün başlayan röportajı bugün de devam ediyor...

    - kızınız nasıl?

    haliyle büyük bir travma yaşıyor. her hafta sonu onu istanbul’a götürüyoruz. cinsel istismarla ilgili bir uzman bulduk, cuma ve cumartesi kızımız bu uzmanla görüşüyor. tedavisi en az bir yıl daha sürecek. ben neredeyse işimi gücümü bırakma aşamasına geldim.

    - kimler size destek veriyor?

    federasyon, kendi bünyelerinden bir antrenör olduğu için sorumlu hissetti. federasyon başkanı aradı, sağ olsun, kendisi ilk günden beri destek veriyor. “maddi manevi sizin yanınızdayız” dedi. gerçekten de yanımızda durdular. kadın örgütleri de yanımızda. ama aile ve sosyal politikalar bakanlığı’ndan temasa geçen herhangi biri olmadı...

    - sanık ne diyor peki?

    ne diyecek? evet yaptım diyecek hali yok. “çocukların hepsi yalan söylüyor! iftira atıyorlar. bunların psikolojileri bozuk” diyor.

    şikâyet etmektir onurlu olan, bu pedofilin ceza almasini sağlamaktir!

    - toplam kaç çocuk şikâyetçi?

    5 mağdur çocuk var. biri de bizimki. bunlar bilinenler, daha bilinmeyen bir sürü çocuk var. çünkü alanya küçük yer, burada anlam veremediğim bir biçimde “çocuğumun adı çıkmasın” muhabbeti var. sessiz kalıyorlar bu yüzden. insanlara, “niye çıkıp söylemiyorsunuz” dediğimde, sessiz kalıyorlar. yeter ki çocuklarının adı çıkmasın! o ne demekse? halbuki ben çocuğumun onuru için savaşıyorum. şikâyet etmektir onurlu olan, bu pedofilin ceza almasını sağlamaktır! toplum olarak hepimizin yapması gereken bu. bu toplum bu pisliklerden kurtulmalı...

    - bu adam sizce pedofil mi?

    tabii ki. biz veliler olarak şehirlerarası turnuvalara çocuklarımızla gitmek istedik. hep “hayır” dedi. asla onlarla birlikte aynı otelde kalamıyorduk. itiraz ediyordu. çocuklarımızı kendi malı gibi görüyordu...

    - bütün bu anlattıklarınız çok ürkütücü! bu dünya korkunç bir yer haline geldi. artık kime güvenebileceğimizi bilemiyoruz. sizce ne yapmak lazım? okuyan bütün anne-babalar da tedirgin oluyor... çünkü hepimizin başına gelebilecek şeyler...

    bakın ben şunu öğrendim: çocuklar susar. bu da doğal bir şey. bilimsel veriler, çocukların yüzde 80’inin sustuğunu, anlatamadığını gösteriyor. ama bizim anne-baba olarak susmamamız gerekiyor. çocuğumuzun her şeyine dikkat etmemiz lazım ve kesinlikle çocuklarımızı eğitmemiz, bilinçlendirmemiz lazım. okullarda eğitimler veriliyor filan ama fasa fiso! en yakınınızdaki kişi tarafından ihanete uğrayabileceğimizi ne bize ne çocuklarımıza anlattılar. çocukların mahremiyeti ve dokunulmazlığı konusunda yeterli bir tedbir yok. eğitimi, öğretimi yok. ailelerin ve okulların bunu yapması lazım. dediğim gibi çocukların susması doğal. ama susmamaları gerektiğini, bedenlerinin özel olduğunu bilmeleri gerekiyor. ve şunu hiç ama hiç unutmayalım: en yakınımızdaki kişi, çocuğumuzun istismarcısı olabilir! biz de o antrenöre çok güveniyorduk, canımızı emanet ettik. gönderdik, yurt dışına da gönderdik. çok feci bir şekilde ihanet etti, önce çocuğumuza sonra bize ve eskrim sporuna, antrenörlüğe, her şeye ihanet etti...

    susmak, en büyük ihanet!

    “benim içime o yangın düştü! benim içindeki yangını kimse söndüremez! benim için adımın çıkmasının, çocuğumun adının çıkmasının hiçbir önemi yok. böyle bir olay karşısında susmak, bir anne-babanın sessiz kalması, çocuğuna yapabileceği en büyük ihanet... sessiz kalmayarak sadece kendi çocuğumu değil, başka çocukların da yanmasını engellemek istiyorum!”

    aldiği her nefeste, bu çocuklara ne kadar korku yaşatmişsa aynisini kendisi de yaşasin!

    - nasıl bir ceza almasını istiyorsunuz?

    üst sınırdan ceza almasını istiyorum. bu suçları yıllar içinde sistematik bir şekilde işledi. ve çocukların ruhunda onarılmaz yaralar açtı. gücünü, mesleğini kötüye kullandı. affedilmez bir şey bu! bunlar bir vatandaş olarak söyleyeceklerim. bir baba olarak bana soruyorsunuz, bu kadar çocuğu mağdur etmiş biri ömrünün sonuna kadar cezaevinde çürüsün! günyüzü görmesin! aldığı her nefeste bu çocuklara ne kadar korku yaşatmışsa, aynısını kendisi de yaşasın!

    --- alıntı ---