• 4013
    baştan söyleyeyim yerli yabancı ayrımını yıllar önce arkamda bıraktım. gördüm ki ığdırlı servet ne kadar galatasaray’ı düşünüyor ise çek baros da o kadar galatasaray’ı düşünüyor. yani her yerli oyuncuya evladımız çekmem. ancak şimdi çok net bir şekilde safımı belli ediyorum. her yerli oyuncuya bu takımın evladıdır demem ancak bu takımın altyapısından çıkan her oyuncuya galatasaray’ın evladı muamelesi yaparım, yapıyorum da. 5 sene aydın’a tahammül ederim ama yarım sene serdar özkan’a etmem. kewell’ın sakatlıklarının toplamına uğur uçar’ın konya’da sakatlandığı kadar üzülmedim. bu takımda en sevdiğim oyuncular arda ve sabri’dir. hagi istifa diyerek bir yerlerimi yırtmam. hakan şükür, bülent korkmaz ne kadar konuşursa konuşsun onları silmem. sevdiğim diğer tüm insanlar gibi onları hatalarıyla severim. bu takıma ihanet etmedikleri sürece bu da böyle devam edecek. bunlar bakın ne kadar iyi galatasaraylıyım cümleleri değil, bunlar neden bu kadar arda’yı koruyorsunuzculara cevap.

    basının gazına gelmeyin falan da demeyeceğim artık. çünkü sıkıldım. gelirseniz gelin. arabayla birine çarpıp onu ölüme bırakan futbolcular hakkında 2 kelam etmeyenlerin arda’nın sakatlığı ile komplo teorilerini okuyun gaza gelin. geçen sene milli maçlarla beraber 50’in üzerinde maça çıkan bir adama müzmin sakat diyenleri okuyun gaza gelin. ona köpek diyen, kız arkadaşıyla fotoğrafını basıp fazla seks yapıyorlar arda ondan iyileşemiyor diyen çakalların gazına gelin. bu çocuğu canlı yayında ağlatacak duruma getirenlerin gazına gelin. neill’a kewell’a kaptanlık yapacak değilim deyip bir nevi saygıda kusur etmemesine, misimomic’in giderayak yönetime ve hagi’ye saydırırken arda ile yeni statta oynamak isterdim demesine, elano’nun veda röportajında arda’ya ayrı teşekkür etmesine rağmen ona yabancı düşmanı diyenlerin gazına gelin. gelin anasını satayım. ben artık gelmeyin demekten sıkıldım.

    bu takımda yetenekleri dahi tartışılan ama galatasaraylılığı tartışılmayan tek adam var. o da sabri sarıoğlu. ben dahil çoğumuzun en sevdiği oyunculardan. ancak bakmak isteyen görür ki sabri ile arda aslında hep aynı hataları yapıyor. hep aynı yollardan geçiyorlar. ancak hep arda turan suçlu oluyor. çünkü gözümüze gözümüze sokuyorlar. çünkü arda'nın kaybolması diğer herkesin işine geliyor. oysa bizim kadar galatasaraylı olduğuna emin olduğumuz sabri ile hep aynı hataları yapıyor arda.

    restoran açılışı: arda’nın bu görüntüleri saatlerce tartışılmıştı televizyonlarda. burada da giydirilmişti arda’ya yasak olmasına rağmen açılışa gitmesi yüzünden. oysa arda sabri ile aynı masada oturuyordu.

    kaptanlık mevzusu: hatırlayın arda ile sabri’nin bir daha takımda kaptanlık yapmam açıklamalarını. hatta sabri ileri gidip maç içinde o pazubandı reddetmişti. şimdi bu 2 adam takımın iki kaptanı. sırf bu nedenle bile bu ikisine kaptanlık vermezdim. ancak gel gör ki yine arda’nın başına patladı bu olay. sonra yönetim çok kötü bir kararla arda’ya kaptanlık verdi ve bu adamın iyice yıpratılmasını sağladı.

    yeniçerilik: en iyi performanslarını skibbe ve rijkaard’ın ilk senesinde veren arda için teknik direktörlerin altını oyduğu söylendi duruldu. oysa feldkamp zamanında hakan şükür’ün kadro dışı kalmasından bir kaç hafta sonra sabri feldkamp ile tartışmış ve kadro dışı kalmıştı. bu mantıkla yeniçeri olan sabri’nin en büyük çıkışını rijkaard ile olması da ayrı bir konu tabiki.

    ağır abilerle takılma: çok net bir şekilde benim de hoşuma gitmeyen, hayat görüşüme ters olan bir durum olsa da arda’dan müzdarip olunan dertlerden biri. ancak gel gör ki sabri’nin nikah şahidi mehmet ağar.

    sakatlık: geçen sene 50 maçtan fazla oynayan bir adama yapılacak son eleştirilerden biridir müzmin sakat denmesi. hiç düşündün mü millet neden ali turan’a ve serkan kurtuluş’a bu kadar kızgın diye. sabri’nin sakatlıkları nedeniyle sağbekte oynayamaması yüzünden olmasın.

    şimdi söyleyin bana, arda ile sabri’nin çok da farkı var mı? ikisi de oynadıkları zaman ellerinden geleni yapmıyorlar mı? ikisi de bazen gereksiz bir şekilde fedekarlık yapmıyorlar mı? hatalar yapıyorlar işte amına koyayım ama neden basın hep arda’nın üstüne oynuyor düşündünüz mü? arda da en az sabri kadar galatasaraylıdır. burda bile biri sizin galatasaraylılığınızı sorguladığında dayanamayıp küfür ediyorsunuz. kendinizi bir de arda’nın yerine koyun. adamın kaptanlığını geçtim galatasaraylılığı sorgulanıyor. ama hakediyor deyyus tabi. o kadar para kazanıyor. keşke diğerleri arpayla oynamasaydı. hele takım bu kadar kötüyken. hele bazı oyuncular iki senedir sürekli sakatken.

    messi ile kıyaslayan dangalaklar çıkar arda’ya sararsın. 23 yaşında 30’undan sonra büyük kaptan olan bülent korkmazlarla, bir numaralı efsane olan metin oktaylarla kıyaslarsın yine arda’ya sararsın. ayırt edin şunu artık. arda ben messi’den iyiyim, ben büyük kaptanım demiyor. hatta tam aksini söylüyor. kewell’a neill’a kaptanlık yapacak değilim diyor. ona bu sıfatları sen veriyorsun sonra yine arda’ya sen sarıyorsun. maçtan önce büyük kaptan deyip maçtan sonra yuhlarsan dengesi bozulur tabi adamın. önce sen bir denge tuttur. bu adam taraftara kırgın olmasın da ne yapsın. önce sahip çıkarsın futbolcuna sonra neden böyle oynuyorsun diye hesap sorarsın.

    ulan biriniz de çıksın arda sakatlıklardan niye böyle dombili çıkıyor desin, biriniz çıksın kaç sene oldu hala emre çolak’tan hallice şut çekiyor desin, biriniz çıksın oyununun üstüne koyamıyor desin, biriniz çıksın neden hala hızlanamıyor bu adam desin. bunlar bile bir futbolcuya yapılacak en ağır eleştirilerdir oysa ki. biz nelerle uğraşıyoruz. hele aylardır oynamayan arda fenerbahçe maçında*bir kötü oynasın. bakın neler neler denilecek.

    hiçbir zaman kişilere bağlanmadım galatasaray’da. yine bağlı değilim. istediği kadar klişe olsun “kimse galatasaray’dan büyük değildir” düsturu geçerlidir benim için. ancak bu yaptığım sahip çıkma arda turan taraftarı diye nitelendirilecekse eğer, üzgünüm değişecek değilim.