8782
hayat gerçekten çok garip.
ben, hayatta başımıza gelenleri başka olgular üzerinden okumayı seviyorum. insana çok şey öğretiyor.
36 yaşındayım. galatasaray bana hayatım boyunca sayısız duygu yaşattı; hatta çoğu zaman hayatı öğretti.
üç buçuk yıl önce eşimle birlikte ülkemizi, ailemizi, arkadaşlarımızı ve galatasaray’ı geride bırakıp başka bir ülkeye göç ettik.
göç ettiğimiz yıl, dört yıllık serüvenin ilk şampiyonluğunu yaşadık. sezonun ilk yarısında tek maçını bile kaçırmadığım takımımın şampiyonluğunu ispanya’nın küçük bir köyünde kutladım.
ardından üst üste gelen ikinci şampiyonluk… mauro ıcardi’ye, tabiri caizse, büyük bir aşkla bağlandığım dönem. hollanda sokaklarında her fırsatta “aşkın olayım”ı dinlediğim, “böyle bir sevginin eşi benzeri olmaz.” dediğim zamanlar…
sonra yaz sonunda, türkiye’deyken bir anda patlayan osimhen haberi… “yok, olmaz, olamaz.” derken onun gelişi ve benim türkiye’den üzerimde osimhen formasıyla ayrılışım.
“ıcardi sevgisinin eşi benzeri olmaz, onsuz olmaz.” derken hayatımıza başka bir süper kahramanın girişi…
tam o sırada eşimin hamileliği… oğlumun doğumu… henüz kırk günlükken benim hollanda’da galatasaray’la bir ay arayla iki kez buluşmam… ve sezon sonunda oğlumun ilk şampiyonluğunu yaşaması…
sonra, bu hikâye hiç bitmeyecek sandığım muslera’nın vedası… bunu uzun süre kabullenemeyişim, yerinin asla dolmayacağına inanmam… ve bir kez daha yanılmam. uğurcan’ın öyle bir performans göstermesi ki, bir saniye bile muslera’yı aramamam…
avrupa’da galatasaray’la yeniden buluşmam, yıllardır özlemini çektiğimiz avrupa serüveni ve sezonu taçlandıran dördüncü şampiyonluk…
bugün, “nasıl veda ederim?” dediğim efsanem ıcardi’nin ayrılığına ise tebessümle bakıyorum. içimde ne bir burukluk ne de bir pişmanlık var. sadece güzel anılar…
hayat insanı değiştiriyor. şaşırtıyor. büyütüyor.
memleketten uzakta, beşinci yılımda; “bu da olmaz, bu asla gerçekleşmez.” dediğim beşinci şampiyonluğa doğru yürüyoruz. okan buruk’un gözlerimizin önünde, bir kesimin gözünde “hain” ilan edilirken bugün kahramana dönüşmesine tanıklık ediyoruz.
galatasaray bana bir kez daha şunu öğretti: hayat, hiçbir şeyin vazgeçilmez olmadığını; en büyük ayrılıkların bile zamanla güzel hatıralara dönüştüğünü gösteriyor. insan, olmaz dediği şeylere alışıyor, imkânsız dediği mutlulukları yaşayabiliyor.
hayat böyle… kısa.
önemli olan, yolculuğun tadını çıkarabilmek.
iyi ki varsın, cimbom.
ben, hayatta başımıza gelenleri başka olgular üzerinden okumayı seviyorum. insana çok şey öğretiyor.
36 yaşındayım. galatasaray bana hayatım boyunca sayısız duygu yaşattı; hatta çoğu zaman hayatı öğretti.
üç buçuk yıl önce eşimle birlikte ülkemizi, ailemizi, arkadaşlarımızı ve galatasaray’ı geride bırakıp başka bir ülkeye göç ettik.
göç ettiğimiz yıl, dört yıllık serüvenin ilk şampiyonluğunu yaşadık. sezonun ilk yarısında tek maçını bile kaçırmadığım takımımın şampiyonluğunu ispanya’nın küçük bir köyünde kutladım.
ardından üst üste gelen ikinci şampiyonluk… mauro ıcardi’ye, tabiri caizse, büyük bir aşkla bağlandığım dönem. hollanda sokaklarında her fırsatta “aşkın olayım”ı dinlediğim, “böyle bir sevginin eşi benzeri olmaz.” dediğim zamanlar…
sonra yaz sonunda, türkiye’deyken bir anda patlayan osimhen haberi… “yok, olmaz, olamaz.” derken onun gelişi ve benim türkiye’den üzerimde osimhen formasıyla ayrılışım.
“ıcardi sevgisinin eşi benzeri olmaz, onsuz olmaz.” derken hayatımıza başka bir süper kahramanın girişi…
tam o sırada eşimin hamileliği… oğlumun doğumu… henüz kırk günlükken benim hollanda’da galatasaray’la bir ay arayla iki kez buluşmam… ve sezon sonunda oğlumun ilk şampiyonluğunu yaşaması…
sonra, bu hikâye hiç bitmeyecek sandığım muslera’nın vedası… bunu uzun süre kabullenemeyişim, yerinin asla dolmayacağına inanmam… ve bir kez daha yanılmam. uğurcan’ın öyle bir performans göstermesi ki, bir saniye bile muslera’yı aramamam…
avrupa’da galatasaray’la yeniden buluşmam, yıllardır özlemini çektiğimiz avrupa serüveni ve sezonu taçlandıran dördüncü şampiyonluk…
bugün, “nasıl veda ederim?” dediğim efsanem ıcardi’nin ayrılığına ise tebessümle bakıyorum. içimde ne bir burukluk ne de bir pişmanlık var. sadece güzel anılar…
hayat insanı değiştiriyor. şaşırtıyor. büyütüyor.
memleketten uzakta, beşinci yılımda; “bu da olmaz, bu asla gerçekleşmez.” dediğim beşinci şampiyonluğa doğru yürüyoruz. okan buruk’un gözlerimizin önünde, bir kesimin gözünde “hain” ilan edilirken bugün kahramana dönüşmesine tanıklık ediyoruz.
galatasaray bana bir kez daha şunu öğretti: hayat, hiçbir şeyin vazgeçilmez olmadığını; en büyük ayrılıkların bile zamanla güzel hatıralara dönüştüğünü gösteriyor. insan, olmaz dediği şeylere alışıyor, imkânsız dediği mutlulukları yaşayabiliyor.
hayat böyle… kısa.
önemli olan, yolculuğun tadını çıkarabilmek.
iyi ki varsın, cimbom.

