23918
okan buruk bugün itibariyle galatasaray tarihine geçmiştir. 4 sene üst üste şampiyonluk küçümsenecek bir şey değildir. kendisi yönetilmesi zor egoları yönetti, camiayı bir arada tuttu, sağlam bir aidiyet oluşturdu. bunlar değerli. ama futbol sadece motivasyon ve aidiyet oyunu değil. futbol aynı zamanda adaptasyon oyunu.
ve fakat; takım, 10 mart 2026’daki liverpool galibiyetinden beri sendeliyor. şampiyonluk gerçeği örtecek ama oyun alarm veriyor.
bugün okan buruk’un oyunu: cehennem pres, ön alan coşkusu, bireysel kalite, rakibi boğma enerjisi üzerine kurulu.
peki bu çalışmayınca?
işte problem burada başlıyor. çünkü okan buruk’un b planı yok. hatta artık a planı bile sos veriyor. ortalama üstü rakipler artık galatasaray’a karşı nasıl oynanacağını biliyor:
• orta blokta bekle,
• galatasaray’ı kuruluma zorla,
• atletik orta saha kullan,
• top kaybını bekle,
• geçiş kovala.
avrupa’da frankfurt, monaco, usg, ikinci juventus ve ikinci liverpool maçlarında aynı problemler tekrar tekrar yaşandı. ama değişen bir şey yok. çünkü hoca hâlâ aynı oyunu, aynı refleksi, aynı riskleri zorluyor.
halbuki futbol 360 derece bir oyundur bazen topu rakibe bırakırsın. bazen kontra oynarsın. bazen oyunu soğutursun. bazen 1 puana oynarsın. bazen önce ölmeyeyim dersin.
teknik direktörlük biraz da budur: duruma göre şekil değiştirebilmek ve adapte olabilmek. okan buruk ise yıllardır aynı duygusal yüksek tempoyu oynatmaya çalışıyor. bu yüzden takım kırılganlaşıyor. bugün takımın yükü bazı oyuncuların sırtında: osimhen, torreira, lemina…
sayın dursun özbek otonom bir takım kurdu. otonom takımlarda hocanın hocalık yapmadığı yerde oyunun kaderini oyuncular değiştiriyor, hocanın yetemediği yerde kalite ayakta tutuyor. galatasaray'ı artık sistem taşımıyor. oyuncular taşıyor. genç oyuncular doğru anda monte edilemiyor. rotasyon güven vermiyor. aynı oyunculardan sürekli problem çözmesi bekleniyor. bu yüzden bazı isimler paşa keyfi oynamaya başladı. çünkü takım onların fiziksel fedakarlığına bağımlı hale geldi.
öte yandan insanlar bugün sadece puan tablosuna bakıyor. ama futbolda bazen birkaç kırılma tüm hikâyeyi değiştirir. talisca’nın kaçırdığı penaltılar, son saniyede puan kaybedilen kasımpaşa, göztepe, alanya, rize maçları... hepsini geçtim, talisca bizim maçta penaltıyı atsa, o maç büyük ihtimalle bambaşka psikolojiye girebilirdi. 15. dakikada tribün düşebilirdi. fenerbahçe özgüven kazanabilirdi. galatasaray daha fazla risk almak zorunda kalabilirdi. kart riski büyüyebilirdi. tribün homurdanabilirdi. bütün bunlara okan buruk’un geriye düştüğü büyük maçları çeviremediğini de ekleyelim.
konu 4 sene üst üste şampiyonluk değil.konu galatasaray’ın oyunu ileri mi gidiyor, geri mi?
bugün taraftarın birbirine girmesinin sebebi de bu. fatih terim döneminde takım bazen başarısız olurdu ama oyunun ruhuna inanırdı. bugün ise takım kazanırken bile insanlar ikna olmayabiliyor.
okan buruk son 2-3 aydır mental olarak yorgun ve bitik görünüyor. hoca belki de biraz ara verip dinlenmeli. çünkü yorgunluk bazen sadece fiziksel olmaz. akıl ve duygular da yorulur.
ve bazen birini sevmek, onun sonsuza kadar kalmasını istemek değildir. bazen doğru vedayı zamanında önermektir.
okan buruk, ömrü yettiği müddetçe ileride de bu kulübe daha çok hizmet edecektir.
okan hocama saygılar & sevgiler
ve fakat; takım, 10 mart 2026’daki liverpool galibiyetinden beri sendeliyor. şampiyonluk gerçeği örtecek ama oyun alarm veriyor.
bugün okan buruk’un oyunu: cehennem pres, ön alan coşkusu, bireysel kalite, rakibi boğma enerjisi üzerine kurulu.
peki bu çalışmayınca?
işte problem burada başlıyor. çünkü okan buruk’un b planı yok. hatta artık a planı bile sos veriyor. ortalama üstü rakipler artık galatasaray’a karşı nasıl oynanacağını biliyor:
• orta blokta bekle,
• galatasaray’ı kuruluma zorla,
• atletik orta saha kullan,
• top kaybını bekle,
• geçiş kovala.
avrupa’da frankfurt, monaco, usg, ikinci juventus ve ikinci liverpool maçlarında aynı problemler tekrar tekrar yaşandı. ama değişen bir şey yok. çünkü hoca hâlâ aynı oyunu, aynı refleksi, aynı riskleri zorluyor.
halbuki futbol 360 derece bir oyundur bazen topu rakibe bırakırsın. bazen kontra oynarsın. bazen oyunu soğutursun. bazen 1 puana oynarsın. bazen önce ölmeyeyim dersin.
teknik direktörlük biraz da budur: duruma göre şekil değiştirebilmek ve adapte olabilmek. okan buruk ise yıllardır aynı duygusal yüksek tempoyu oynatmaya çalışıyor. bu yüzden takım kırılganlaşıyor. bugün takımın yükü bazı oyuncuların sırtında: osimhen, torreira, lemina…
sayın dursun özbek otonom bir takım kurdu. otonom takımlarda hocanın hocalık yapmadığı yerde oyunun kaderini oyuncular değiştiriyor, hocanın yetemediği yerde kalite ayakta tutuyor. galatasaray'ı artık sistem taşımıyor. oyuncular taşıyor. genç oyuncular doğru anda monte edilemiyor. rotasyon güven vermiyor. aynı oyunculardan sürekli problem çözmesi bekleniyor. bu yüzden bazı isimler paşa keyfi oynamaya başladı. çünkü takım onların fiziksel fedakarlığına bağımlı hale geldi.
öte yandan insanlar bugün sadece puan tablosuna bakıyor. ama futbolda bazen birkaç kırılma tüm hikâyeyi değiştirir. talisca’nın kaçırdığı penaltılar, son saniyede puan kaybedilen kasımpaşa, göztepe, alanya, rize maçları... hepsini geçtim, talisca bizim maçta penaltıyı atsa, o maç büyük ihtimalle bambaşka psikolojiye girebilirdi. 15. dakikada tribün düşebilirdi. fenerbahçe özgüven kazanabilirdi. galatasaray daha fazla risk almak zorunda kalabilirdi. kart riski büyüyebilirdi. tribün homurdanabilirdi. bütün bunlara okan buruk’un geriye düştüğü büyük maçları çeviremediğini de ekleyelim.
konu 4 sene üst üste şampiyonluk değil.konu galatasaray’ın oyunu ileri mi gidiyor, geri mi?
bugün taraftarın birbirine girmesinin sebebi de bu. fatih terim döneminde takım bazen başarısız olurdu ama oyunun ruhuna inanırdı. bugün ise takım kazanırken bile insanlar ikna olmayabiliyor.
okan buruk son 2-3 aydır mental olarak yorgun ve bitik görünüyor. hoca belki de biraz ara verip dinlenmeli. çünkü yorgunluk bazen sadece fiziksel olmaz. akıl ve duygular da yorulur.
ve bazen birini sevmek, onun sonsuza kadar kalmasını istemek değildir. bazen doğru vedayı zamanında önermektir.
okan buruk, ömrü yettiği müddetçe ileride de bu kulübe daha çok hizmet edecektir.
okan hocama saygılar & sevgiler


