• 20604
    dünkü maç esnasında ve sonrasında etrafımda ve sosyal medyada gördüklerim beni hayrete düşürüyor. acaba ben mi yanlış düşünüyorum diyorum. aslında uzun uzadıya kim ne demiş takip etmek için pek havamda olduğumda söylenemez. gördüğüm kadarıyla yönetime, açıklama yapın fatih terim'in açıklamalarını destekleyin, tff'ye tepki gösterin şeklinde bir baskı var bunun sonucunda da cılız da olsa bir açıklama geldi zaten. ama şahsen benim derdim bu değil. 30 yıllık taraftarlık süresince nadir üzüldüğüm günlerden biriydi dün. fenerbahçe'yi yenememek, hatta fark atabilecek konumdayken atamamak veya şampiyonluk hayallerinin sekteye uğraması falan değil. dün gece ki üzüntüm elindeki maçı veren ve buna tepki koyamayıp kendini aciz konuma düşüren takımdır. 2-0 önde olduğun, her ne kadar gereksiz de olsa oley nidaları çekilmeye başlanan bir derbi maçta, ilk yarı sadece 70 olumlu pas yapabilmiş, ligin 3'te biri itibariyle küme düşme potasında olan bir takıma karşı son dakikalarda verilen pozisyonlar sebebiyle 1 puana sevinecek konuma geldik. benim derdim milyonlarca lira kazanan futbolcuların zaman geçirme çabaları, yediğimiz her golden sonra daha da ezilmeleri. hele bir de bitiş düdüğünden sonra neredeyse bütün takımın cansiperane bir şekilde kavga etme görüntüleri üzüntüme tuz biber ekti. zaten %70'i sakat olan bir takımı* daha da eksiltmek için ellerinden geleni yaptılar. bu takımın senelerdir en büyük eksiği zeka. zaten maç içerisinde bunu göremiyoruz bir de maç dışında kavga olayı bunu perçinledi. bir maç sonunda 2 puan'dan olmuş olabilirsin ama yaptığın bu düşüncesizliklerle şampiyonluğu kaybetmek de mümkün.

    geçen seneden beri fatih terim'i hakkında en ufak negatif düşünceye kapılmadım, her zaman dediğimiz gibi vardır bir bildiği dedik ama görüyorum ki bu takımın bu sezon ne oynadığı belli değil. ki ben de taraftarın %90'ı gibi o başımızda kalsın biz mücadeleci bir takım görelim şampiyon olsak da olur olmasak da üzülmeyiz diye düşünüyorum. sonuçta galatasaray'ın evladı galatasaray'ı düşünür. yabancı hoca gibi ben kendimi kurtarayım paramı alayım gerisi önemli değil felsefesinde olmaz. derinliği olmayan kadro, forvetsiz bir takım vs gibi önemli engelleri de göz ardı etmiyoruz tabi ki. fırsat buldukça transfer konusunda yetkiyi teknik ekibe devrettik deyip topu o tarafa atsa da yönetim bu sezonun kadro problemlerinin en büyük kaynağıdır. yönetim veya teknik ekip* bu sezon yapılan veya yapılamayan tüm transferlerin sorumlusudur. koca bir yeni sezona hazırlık evresini plansız olarak geçirdiğimizi acı biir şekilde gördük. 32 gol atmış bir forveti satıp yerine forvet alamayanlar sezonu göz göre göre çöpe atmıştır. sorun gomis'in aldığı veya istediği paraysa bu parayı 7-8 senedir bu kulüpten alan ve uzun süredir katkısını göremediklerimiz neden göze batmamaktadır.

    çarpıcı bir örnekle şu an donk ve linnes'i eleştirsem tepki görürüm ama ben artık bu formanın kapasitesinde olmayan adamları elinden gelenin en iyisini yaptı diye alkışlamak istemiyorum*. bu takımda, daha fazla koşan, daha hızlı, daha iyi pas yapan futbolcular görmek istiyorum. özellikle avrupanın orta sınıf takımlarında bizim futbolcuların aldığı paranın 3'te birini alıp 3 kat daha katkılı oynayan futbolcuları görünce demoralize oluyorum. derbi maçından sonra sinirle yazmayım dedim ama görüşlerim bunlar. bu sene şampiyon olmayalım umurumda değil ama "dünyadan büyük hayallerimiz"e kavuşmak için umutlarımı körelten şeyleri yazmak istedim.