• 2814
    ''ben kendisinden umutluyum.'' diye söze başlamak istiyorum. jan olde riekerink üst düzey takım tecrübesi olmayan bir teknik adam fakat futbolu bilmediğine, çöp türk teknik adamlardan çok daha kalibreli yüksek profilli bir adam olduğuna eminim. maçtan sonraki basın toplantılarına dikkat ediyorum ve cümleleri seçmeye çalışıyorum teknik adamı anlamak için, acaba takım hakkında ne düşünüyor diye. 21 aralık 2016 tuzla maçından sonra yaptığı açıklamada şu sözler dikkat çekici: ''kötü oynuyoruz, takımımdan ümitliyim, ortasahamıza tolga döndüğünde daha dinamik takım olabiliriz ama takımda öncelikli eksikler var.'' yani eksiklerin farkında olduğunu ve olmazsa olmazları bildiğini düşünüyorum. bir diğer artısı sabri hariç takımdaki kadro istikrarı.. en doğru kadroyu çıkarmayı biliyor ve maksimum verimi almaya çalışıyor. eleştirmek serbest, maç içindeki değişikliklerin felaket olduğunun farkındayım fakat yedek kulübemizin de aladdin'in hazinesi olmadığı kesin. kadroyu riekerink'in kurmadığını, aldırabildiği bi kaç adam olduğu, ki zaten kadroda revizyona gidebilecek bir bütçemiz olmadığı ve bunların üzerine geçen seneden bir travma atlatan, 2 yıl avrupadan men almanın kıyısından döndüğümüz travmalı bir sezonun arkasından gerçekten başarılı sayılabilecek bir ilk yarı geçirdiğimizi düşünüyorum. bazen sadece bruma'nın ayağına bakabiliyoruz maç içinde, hücum futbolu varyasyonlarının kıtlığından şikayet ediyoruz, her sağlıklı taraftar gibi bunların ben de farkındayım. yalnız şu var ki takım gerçekten teknik direktör öğütücülerle dolu, ve jan olde bazı yazarlarımızın istediği eli maşalı teknik adam değil. bu sebeple bazı maç performanslarımızın teknik adamdan bağımsız olduğunu düşünmek de çok abes değil. peki bütün bu olumlu özellikler riekerinkle devam etmek için yeterli mi diye sormamız gerekirse; şöyle örneklendirmek istiyorum. kasaya karşı texas poker oynuyorsunuz yerde hiç birşey yok, elinizde ise ortalama bir per var. bu el için yeterli bir ele sahip olduğunuzu düşünüyorsanız neden kart çekip elinizi riske atasınız ki? beşiktaşı ve feneri sezon başından beri seyreden yazar arkadaşlarım bana hak verecekler, taraftarlığımı bir kenara bırakıyorum, gerçekten çok kötüler. fenerbahçenin ilk 5 haftadan sonra bu noktaya gelmesinin, takımın özgüveninin yukarılara çıkmasının en büyük sebebi hakemler. bu meslek grubunun hele beşiktaşa yaptığı yardımlara hiç girmiyorum, tamam beşiktaş daha nitelikli daha hücumcu bir futbol oynuyordu sene başında ama herkes de galatasaray ananesine geleneğine sahip değil ki 3 günde 1 maç yapsın, avrupayı ve ligi aynı anda götürebilsin... son haftalarda beşiktaşın yukarlarda kalmasının sebebi tamamıyle dışarıdan unsurlardı. açıkçası ligde geriye düştüğümüzde en çabuk reaksiyon gösteren takım biziz, maalesef öne geçtiğimzde de en çabuk gevşeyen rehavete kapılan takım biziz. yalnız sezonun başlarında içerde oynadığımız rize maçında ki tempomuz pas kalitemiz ilerisi adına umut verici, ve sadece bu maç da değil ilk haftalar bu tip maçlarımız çok fazlaydı ve takım 11'inde bu tempoyu eren ve tolganın oynamasına bağlamakta bir beis görmüyorum. kadromuz eskisi gibi tamamlandığında devre arası ufak dokunuşlarla 2. yarıya başladığımızda her şey istediğimiz gibi gidebilir. konumuza geri dönecek olursak, sakatlıksız ve şansımızın yanında gittiği bir sezonda teknik adamımızla ilk ikide ligi bitirmek cidden yüksek ihtimal. ama seneye bu hataları yapmamamız gerektiğini hepimiz gibi ben de düşünüyorum. ve şunun altını kesinlikle çizmek istiyorum ki bu kulübün en büyük eksiği şu anda teknik adam değil, güçlü bir yönetim ile deneyimli bir futbol şube sorumlusu. yani düzeltmeye yönetimden başlamalıyız. çünkü ne kadar uzun vadeli başarı odaklı planlara projelere sahip olsanız da, bunu hayata geçirebilecek bir yönetime sahip olmadığınızda planı aksiyona geçirme konusunda sıkıntı yaşamak kaçınılmazdır.