• 47
    turnusol maç...

    hem galatasarayımız için hem de başakşehir için "ak göt kara göt" nedir belli olacaktır bu maçla birlikte.

    - galatasarayımız 9 maç 6 galibiyet, 2 beraberlik 1 mağlubiyetle 20 puan ve 3. sırada... ligin başa güreşen takımı gibi görünüyoruz, ligin topa en hakim olan, maçı bütünlemesine en çok kontrol eden takımı hüviyetindeyiz. ancak ciddi bir "atak geliştirme" - "hücum kombinasyonu" sorunumuz ve buna ek olarak çok kırılgan bir tandemimiz var.

    yani şu ana kadar oynadığımız futbol şampiyon olmak isteyen bir takım için hiç de iç açıcı değil. çok zor gol bulup çok kolay gol yiyoruz ve bunu yaparken maç boyu maçı ve topu biz kontrol ediyoruz.

    - başakşehir ise ligin en mükemmele yakın takımı şu ana kadar... ligin en çok atan, en az yiyen ve en az zorlanan takımı. 9 maçta 7 galibiyet ve 2 beraberlikle namağlup lider durumdalar. şu gidiş normal şartlarda takım başakşehir değil de 5 büyüklerden birisi olsa "şampiyonluk yürüyüşü" olarak adlandırılır. abdullah avcı'nın mütevazi ancak yerleşmiş kadrosu, visca, mossoro, mehmet batdal gibi adamların ekstra performansıyla korkutucu bir hal almaya başladı.

    bu adamların defansta ya da ofansta bizde olduğu gibi bariz bir zayıflıkları mevcut değil. haliyle bu seneki en zor maçımıza çıktığımızı rahatlıkla söyleyebiliriz.

    * özetleyelim:

    şu anki durumda bizler, galatasaray taraftarları olarak takımımızdan emin değiliz. "çok iyiyiz" de diyemiyoruz, "çok kötüyüz" de diyemiyoruz. kendimizi test ettiğimizi düşündüğümüz beşiktaş maçında 2-0 öne geçtiğimiz maçı galip tamamlasaydık özgüvenimiz tavan yapacaktı, ancak o maç 2-0'dan 2-2'ye gelince zaten "lan acaba?" diyen bünyelerimiz şimdi - bir de trabzon maçını evimizde kaybedince "şampiyon olacak kadar iyi miyiz?" sorusunu sormamıza neden oldu.

    maçın 3 ihtimalini değerlendirelim - maç evimizde:

    1- maçı galatasaray kazanırsa ligin en dişli takımını yenmiş olacak ve rüştünü ispatlayacak. ligin en zor gol yiyen takımına gol atmak ve galip gelmek bu senenin gidişatı için hayati önem arz ediyor. yenebilir miyiz? mevcut futbol görüşü, şu halde galatasaray'ın başakşehir'i yenmesinin çok zor olduğunu gösteriyor. biz zor atıyoruz, onlar zor yiyor, biz kolay gol yiyoruz, onlar kolay gol atıyor. kazanırsak açıkçası "çok iyi iş başardık be!" dedirtecek bir durum olur. - şampiyonluk yarışına asılır hale geliriz. göz dağı veririz.

    2- maç berabere biterse, gollü beraberlik bir nebze bizi teselli edebilir, ligin en zor gol yiyen ve en çok atan takımıyla gollü beraberlik - evimizde olduğu için bizi üzebilir ancak "öngörülebilir puan kaybı" statüsünde değerlendirilir en fazla. kendimize güvenimiz yine soru işareti olarak kalır, ancak "çok kötüyüz" dememize sebep olmaz büyük ihtimalle. öyle olması için berabere kalırken "beraberliği zor kurtaran takım" hüviyetine bürünmemiz gerekiyor, yani maç boyu başakşehir yüklenir, muslera 1 puanı kurtarırsa özgüvenimiz zedelenir, aksi halde "doğru yoldayız" mesajı alınır.

    3- maçı başakşehir kazanır, biz kaybedersek... işte bu bir felaket senaryosu olur. zira ak göt kara göt kısmı burada devreye girmiş olur ve biz "kara göt" kıvamına geliriz. yani bu zamana kadarki formumuzun "fikstür avantajı" gibi faktörlere bağlandığı "aslında çok da bişey yokmuş galatasaray'da" denilmesi söz konusu olur ki, bir sonraki hafta fenerbahçe ile oynanacak maç öncesi hiç iyi olmaz.

    galatasaray 4 maçlık çok zor bir fikstüre giriyor... ha açıkçası bu fikstürden iyi de çıksak, kötü de çıksak ben hocamız riekerink'in arkasında duran tayfadayım, sabır ve kredim çok yüksek kendisine karşı.

    ancak takımımızın hücum varyasyonlarının düşük olması, kombine atak yapamamamız, bruma'ya endeksli skor yükü, eren derdiyok'u besleyemememiz, derin ve çizgi ortaların azlığı, topu dolaştırıp rakip 18'e bir türlü sağlıklı giremememiz beni endişelendiriyor. tandemimiz zaten en büyük korkumuz.

    şu başakşehir maçını az zararla, olabildiğince karlı atlatırsak rahat uyku uyuyacağım. en zor haftasonlarından birisi bizi bekliyor.