• 284
    massimo moratti 1995'te satın aldıktan sonra olukla para akıttı kulübe. kendisi italyan petrokimya devi saras group'un sahibi olduğu için pek dokunmamıştır belki ama başkanlığı sürecinde, transferler için cebinden tam 1,5 milyar avro harcadığı hesaplanıyor. kimleri getirmedi ki kulübe?

    aldıktan sonraki ilk birkaç sezonunda yaptığı transferler: paul ince, roberto carlos, javier zanetti, diego simeone, djorkaeff, kanu, zamorano, ronaldo, recoba, west, paulo sousa, ventola, frey, dario simic, silvestre, baggio, pirlo...

    transfer çılgınlığının zirve yaptı 1999 sezonunda gelenler: vieri, seedorf, peruzzi, ivan cordoba, panucci, adrian mutu, blanc... (o sezon 150 milyon avro harcamıştır ki günümüzde bir kulübün sadece bir transfer döneminde 300 milyon avro harcaması gibi bir şey bu.)

    2000 ve sonrası gelenler: robbie keane, farinos, hakan şükür, dalmat, cirillo, toldo, conceicao, kallon, cristiano zannetti, materazzi, adriano leite, emre b., okan, crespo, cannavaro, coco, almeyda, corradi, ümit davala, van der meyde, cruz, stankoviç, killy gonzales, karagounis, pinilla, burdisso, mihajloviç, cambiasso, veron (kiralık), batistuta (kiralık), davids, favalli, samuel, david pizarro, solari, figo, maxwell, julio cesar, ibrahimoviç, vieira, maicon, grosso, dacourt, chivu, david suazo, rivas, quaresma, mancini, muntari...

    şu yukarıda saydıklarımdan materazzi, stankoviç, cambiasso, maicon ve samuel dışındakilerden pek de bir hayır gördüklerini söyleyemeyiz. "adriano iyiydi ama kafa kırıktı, ibra iyiydi ama taraftarla papazdı, figo iyiydi ama çok yaşlıydı..." gibi iyiydi dedikten sonra şerh konulacak isimlerden bahsetmiyorum. şu da enteresandır ki david suazo'ya 15, almeyda'ya 22 milyon avro para ödeyecek kadar dengesiz işer yapan kulübün çükü kalka kalka bize kalkmış: emre b., okan. tabii bu ikilinin karaktersizliği de bunda büyük pay sahibi. ikinci ilginç bir husus daha var. inter'in alıp hakkını veremediği bir kısım oyuncu sonradan başka kulüplerde coşmuş: cannavaro, roberto carlos, seedorf, mutu, pirlo... ya da inter almadan evvel kendi kulüplerinde coşan yıldızlar inter'e geldikten sonra sönmüş: killy gonzales, van der meyde, davids, hakan şükür...

    moratti kulübü aldıktan sonra 98'deki uefa kupasını saymazsak 2000'lerin sonuna kadar yüzü hiç gülmedi. bana o zamanlarda da hep ilginç gelen bir durumdu bu. ilk 11'inden yedek kulübesine kadar muhteşem futbolcularla donalı takım, iş sahada futbol oynamaya gelince adeta ortadan kayboluyordu. ligdeki diğer takımlar güçlü desem inter'in kadrosuna bakınca ağzım yüzüm eğiliyordu. küçük bir örnek vermek gerekirse; inter'den kuyruğuna teneke bağlanarak gönderilen seedorf milan'da iki kez şl kazanmış ve takımın bel kemiği olmuştu. kötü hocalar geldi desem; roy hodgson, marcello lippi, hector cuper gibi adamlar yönetiyordu takımı ki lippi dediğin adam serie a'nın bug'ıdır.

    moratti cenabet cuper'i takımdan kovduktan sonra lazio'da iyi işler çıkaran mancini'yi takımın başına getirdi (2004). sinyor'un ayağı inter'e uğurlu geldi, 1998'ten sonra kulüp müzesi ilk kez bir kupa gördü: italya kupası. takım iyi top oynamıyordu ama kupalar gelmeye devam ediyordu: 2005-2006 sezonun açılışında italya süper kupasını ve sezon sonunda da italya kupasını üst üste ikinci kez kazandılar. lakin dediğim gibi takım iyi top oynamıyordu ve bunun zararını da şl'ye çeyrek finalde veda ederek gördüler. moratti artık kafayı sıyırmış, mancini'yi de takımdan göndermeyi düşünürken imdatlarına calciopoli yetişti. juventus'un şampiyonluğu inter'e verildi ama bu devede kulaktı zira gelecek sezon juventus serie b'ye gidecek, milan'da eksi puanla lige başlayacaktı. yetmedi moratti bir güzellik daha yaptı mancini'ye, batan geminin mallarından ibra ve vieira'yı kadroya kattı. inter artık serie a'da rakipsizdi. 2007 şampiyonluğunu rahat bir şekilde kazandılar ama şl'de sadece gruptan çıkabildiler. ertesi sezon inter gene şampiyondu ama şl'de değişen bir şey yoktu, son 16'da elendiler. moratti artık zıvanadan çıkmıştı ve gözüne kestirdiği biri vardı: special one. mancini'ye kapıyı gösterdikten sonra hemen mourinho'yu getirdi takımın başına. işte bu hamle belki de moratti'nin başkanlığı sürecindeki yegane doğru icraatidir. mou ilk sezonunda inter'e şampiyonluğu getirdi ki zaten o rakipsizlikte bu pek de önemli bir başarı sayılmadı. ikinci sezonunda ise moratti'nin başkanlığı sürecinde pek görmediği bir şey yaptırdı: akıllıca transferler. neydi onlar? genoa'dan diego milito ve motta'yı aldırdı. 30 küsur milyon da para verdirdi bu ikiliye ama diego milito, kariyerinde sadece zaragoza'da sivrilmiş bir santrfor; motta da barça'dayken etliye sütlüye dokunmamış ve artık gözden düşmüş bir orta saha oyuncusuydu. bu iki hamle çok eleştirildi özellikle ama henüz bitmedi mou'nun transferleri. ibra'yı çok isteyen barça, para + etoo teklifinde bulundu inter'e. inter'e yapılan bu teklifte, her ne kadar holosko muamelesi çekilmiş olsa da; ispanya'daki ırkçılıktan kafayı yemiş vaziyette bulunan etoo dünden razıydı bu işe. savunmaya da bayern'den lucio'yu getirildi. lakin son bir hamlesi daha vardı mourinho'nun. yapılanma sürecine giren real, elindeki hollandalıları çıkarmaya çalışıyordu ve wesley de bunlardan biriydi. tabii hemen havada kaptı inter. mou, bu futbolcuları öyle bir monte etti ki ilk 11'e, gerek yaptırdığı transferler gerekse de bunların takıma mükemmel uyum sağlamasıyla, mou'nun kariyerinin zirvesi bence 2009-2010 inter sezonudur. keşke hiç ayrılmasaydı. neyse, o takıma dönersek; kalede uçanı kaçanı tutan julio cesar, sağ bekte benim en beğendiğim futbolculardan maicon, tandemde biri sağ biri sol ayaklı olacak şekilde ayarlanmış lucio ve samuel ikilisi, sol bekte parasının hakkını nihayetinde o sezon verecek olan chivu, dmc rolünde ciğersiz cambiasso -bazen thiago motta- ve yanında büyük kaptan javier zannetti -bazen de stankoviç-, önlerinde bizim portakal, sağ açıkta etoo, sol açıkta bizde sıçan ama o sezon döktürmüş olan pandev, en ileride o sezon terminatöre bağlayan diego milito. o sezon geleni geçeni tokatladı inter: chelsea, barcelona, bayern münih... özellikle san siro'da barça'yı üçledikleri maçta oynadıkları futbol muhteşemdir. "savunma nasıl yapılır, kontraya nasıl kalkılır 101" dersidir. aynı sezon serie a ve italya kupasını da almasıyla üçte üç yapmayı başarmıştı kulüp. moratti en sonunda hayallerine kavuşmuştu ama neşesi de kursağında kaldı. çünkü henüz takım şl'yi kucakladığı gece mou'nun real'e gidişi kesinleşmişti.

    işte bu muhteşem sezondan sonra bir daha dikişi tutturamadı kulüp. adeta mou öncesindeki o kaotik döneme tekrar döndüler ama durum artık farklıydı. iş hayatı iyi gitmeyen moratti kulübe gereken yatırımı yapamıyordu ve yıldız transferi işi kesilmişti. sadece bu da değil; juve calciopoli sonrası yaşadığı dibe vuruşu tamamlamış, doludizgin geliyordu. takımın özellikle savunma hattı çok yaşlıydı ve transfere ihtiyaç vardı ama işler eski haline dönmüş, yapılan transferler genellikle mantara bağlamıştı. bu esnada etoo, sneijder, motta, pandev, julio cesar, maicon, milito, cambiasso gibi demirbaşlar takımdan birer ikişer ayrıldı; zanetti, materazzi, chivu, cordoba, stankoviç emekli oldu.

    moratti işte bu noktada akıllılık yaptı ve berlusconi gibi ayak diretmedi, 2013'te hisselerinin yüzde yetmişini sattı. kulübün çoğunluk hissesi artık eric thohir adındaki bir endonez girişimcideydi ve bunun için 300 milyon paund ödemişti. inter taraftarı bu noktada thohir'in kulübe para akıtacağını düşündü ama nedendir bilinmez gidişat hiç de öyle olmadı. gerçi kulübün büyük ffp sıkıntısı vardı ve bir bakıma yeni patronun elini kolunu bağlıyordu bu.

    hoca konusuna gelince mou sonrası getirilen bir ton antin kuntin adamın ardından 14-15 sezonu ortasında mancini'yi geri getirdiler. o sezon öyle geçti gitti. geçen sezon başı ise allah var transfer için iyi kaynak yarattı yönetim. ellerindeki çöpleri satarak ve kovacic'ten fedakarlık ederek geçmişe nazaran büyükçe bir bütçe sundular mancini'ye. yalnız planlama açısından zayıf bir kadro oluşturuldu. geçen sene ağustosta, ben yazdıktan sonra her ne kadar gelen (perisic, melo, telles) ve gidenler (kovacic, hernanes) olsa da, şu entry'yi girmişim bu durumla alakalı: (bkz: fc internazionale/#1779161)
    sezonun ilk yarısında savunmacıların üstün performansıyla hiç de fena gitmedi inter ama sonradan mancini rotasyonun bokunu çıkardı: (bkz: roberto mancini/#1904338)
    nihayetinde de 4. olarak bitirdiler ligi.

    sezonun bitmesine yakın, çin'de enerji sektöründe boy gösteren* suning grup talip oldu bu kez kulübe. moratti kendisine ait hisselerin tamamını, yani kulübün yüzde 30'unu; thohir ise kulübün yüzde 40'ını sattı. şu an çinliler kulübün yüzde 70'ine, thohir ise yüzde 30'una sahip. moratti'nin hiçbir hükmü kalmadı ama onursal başkan payesine verdiler gene de. ha, bu arada büyük kaptan javier zanetti kulübün ikinci başkanı ki çok doğru bir seçim.

    çinliler de thohir de mancini'yi takımın başında istemiyorlar. bilhassa çinliler'in büyük planları olduğu konuşuluyor. kulüpte son bir haftadır tansiyonlar yüksek. mancini sözleşme uzatma teklifinin gelmemesine (bu sezon bitiyor sözleşmesi) bozulmuş vaziyette. rest üstüne rest çekiyor kulübe. dün thohir'le ve çinli başkanın oğluyla üçlü bir toplantı yapmışlar amerika'da. takımdan ayrılması hiç sürpriz olmaz. taraftarlar bu duruma zaten dünden razı. gerçi onlar da çok yüksekten uçuyor, simeone'yi istiyorlar. daha makul isimleri; leonardo'yu, pellegrini'yi, de boer'u isteyenler de az değil. her an her şey olabilir şu sıralar.

    kadroya gelince bence bir iki takviye yapılması halinde fena değil. serie a'da 2. olabilitesi var, hatta avrupa ligini de alabilir.

    kalede handanoviç var: son derece iyi bir kaleci.
    tandemde miranda-murillo ikilisi: atletik ve sağlam stoperler.
    sağ bekte ansaldi: bu sezon geldi, iyi bir hamle gibi duruyor.
    sol bekte caner: iki üç sezon evvelki topunu oynarsa ne âlâ.
    orta sahada kondogbia: geçen sezon anlaşılmaz bir şekilde pek oynatmadı mancini.
    orta sahada medel-melo ya da transfer: medel ve melo ikilisi burayı götürür gibi ama witsel gibi biri de hiç fena olmaz.
    ofansif orta saha banega: bu sezon inter'in beleşe kapadığı bir diğer isim. çok iyi iş.
    sağ açıkta eder: geçen sezon bir halta benzetemedim ama euro 2016'da yardırdı. yine de kesinlikle bir transfer şart oraya.
    sol açıkta perisiç: takımın en iyilerinden.
    forvette icardi: ben çok da beğenmem kendisini ama sıkıntı durumunda jovetiç de oynayabilir orada.
    yedekten gelebilecek brozoviç: bu çocuğa dikkat.

    eski inter kadrolarının şaşaasından çok ama çok uzakta bir kadro gibi ama yine de son dört beş senedir kurulanlar arasında da en dengeli bu gibi duruyor. tabii eski inter kadrolarının gölgesinde kalması normal; o döneme ait bir şehir efsanesi vardır hani "moratti, oğlunun cm'de oynatıp beğendiği adamları transfer ediyormuş..." diye. ne kadar doğrudur bilinmez ama winning eleven'da, pes 6'da şöyle inter kadroları gören bizleri yukarıdaki kadronun kesmemesi normal:

    https://i.hizliresim.com/pPZRvm.png