• 357
    eskiden, yani 10 yıl kadar öncesi, kafamı yastığa koyduğumda düşündüğüm çok az şey vardı. o zamanlar daha çocuk olduğumuzdan hayata dair bir amaç veya kaygımız yoktu, dolayısıyla "hagi benim lan!!" diyerek top peşinde koşulan yorucu saatlerden sonra eve girilir ve akşam erken yatılırdı... diyemem yatılmazdı çünkü 21:45 beklenirdi. belki biraz da bilinçsizce, babadan oğula geçmiş bu sarı kırmızı sevginin madden yansıması olan galatasaray futbol takımı'nın avrupa maçlarını bir çocuk olmama rağmen geç saatlere kadar izlemiş, akabinde yapılan yorumları da çoğu zaman takip etmişimdir. işte o günlerden bahsediyorum...

    kafamı yastığa koyduğumda her zaman beni mutlu eden şeyleri düşünürüm. doksanların sonunda hayata dair en ufak bir fikri olmayan bir çocuğu mutlu eden kaç şey vardı ki? belki bir bisiklete sahip olmak veya karnenin hepsinin pekiyi olması vs. bunlar hep maddi şeylerdi sanki ama, geçiciydi. bisiklete bir gün bilemedin bir hafta binince sıkılır bi kenara atardım. karnem zaten hep iyiydi, ekstra bir şey yapmadığımdan bana mutluluk vermiyordu. sanki içimdeki boşluğu daha anlamlı bir şekilde dolduracak bir sevgiye ihtiyacım vardı.

    babamla bir kaç kez maça gitmiştim o yıllara kadar ama hala galatasaray hakkında beni tatmin eden bir bilgim yoktu. aile bireyleri toplanınca sürekli bu konuları konuşur dururdu ama anlamazdım. sonra o günler geldi, babamın her devre arasında sigaraların birini yakıp ötekini söndürdüğü maçlara sahne olan günler. 21:45'te, gecenin bi köründe, bir müzik başlardı ve sonra gri ağırlıklı bir ekran.. devamında galatasaray'ın avrupa maçları. kâh bütün bina sallanırdı gol atınca, kâh babamın ağzından bi kaç küfür kaçardı gol yiyince. sonra uyumak için yatağa yattığımda o gece izlediğim maçı düşünürdüm. başka işim yoktu ki.. sabah kalkıp okula gidecek ve yorumculardan duyduğum bi kaç şekilli sözle arkadaşlarıma hava atacaktım. ben galatasaraylıydım, onlar değillerdi ve dinleyeceklerdi. bir çocuğun, arkadaşlarının önünde onu yücelten bir şeyi sevmemesi mümkün mü? işte bu yüzden o zamanlar galatasaray sevgisi beni mutlu eden hatta bana statü kazandıran bir sevgiydi ve hala da öyle.

    yıllar ilerledi. belki hala aranızda en küçüklerden biriyim ama yıllar sonra yine başımı yastığa koyduğumda galatasaray'ı düşünüyorum artık. hem de hayata dair bir sürü sorunum, ulaşılması gereken bir çok amacım varken. takımımı seviyorum, beni insanların içinde önemsenen bir konuma yükselttiği, bana anlam yüklediği için.