91
çok galatasaray'lının hayatı boyunca unutamadığı o geceye kapalı tribünde şahit olmak benim için çok büyük şanstı.
liseye gidiyordum o dönemler. arkadaşımın babası maça gitmeyeceği için kombinesi bana kalmıştı. o dönemlerde de en az bugünler kadar fanatik bir galatasaraylıydım. ama her nedense o gün içimde burukluk vardı, maça gidiyordum fakat yaşayacaklarımdan bihaber, içimde maalesef hiç heyecan yoktu. mecidiyeköy metrosundan herkes inleyerek 'şampiyon cimbomum' tezahüratları yapıyordu, herkes inanıyordu benim dışımda. içimde olan pesimist duygular o muhteşem gecenin öğlen saatlerini piç etmişti tam anlamıyla.
açık söyleyeyim kayserispor ile oynadığımız maçı hatırlamıyorum bile, ilk 30 dakikası sıradan bir lig maçı gibiydi. özellikle 2. yarı başladığı zamanda kapalı tribününde arkamda oturan benden yaşca büyük bir insanın yüzündeydi gözüm. her 3 dakikada bir herkes maçı soruyordu ona. çevrede kulaklık takan tek renktaş o idi.
zaman zaman tribünde gol sesleri geliyordu, inanın ilkinde çok pis yemiştim bu aldatıcı hareketi. kalbim ağzıma giriyordu sevincimden ama anında kursağımda bıraktılar 'gol yok beyler' diyerek. ardından bir kaç kez daha tekrarlandı bu olay.
maçı ayakta izleyenler artık yavaş yavaş oturmaya, kulağında kulaklık olanların gözlerine bakmaya başlamıştı. maçı dinleyenlerin yüz ifadesinden resmen maçı görebiliyordum. derken o an geldi. denizlispor gerçekten golü atmıştı, o saniyeler neler yaşadığımı bir ben bilirim. o şekilde sevinci bi sabri'nin bordeaux'ya attığı golde birde arena'da 90+3'de beşiktaş'a attığımız golde yaşadım. tabi ki nonda'nın fener'e attığı golü unutmamalıyım. inanılmaz bir şeydi. kaç kişiye sarıldım hatırlamıyorum ama herkes yerlerini kaybetmişti o sırada. herkes birbirine sarılıyordu. tek bir haber ile koca bir sezonun şampiyonu olmuştuk. uzayacak dakikalardan bihaber şampiyonuz sanıyorduk. fenerbahçe kalan 2-3 dakikada 2 gol atamayacağı için biz artık şampiyonduk.
resmen ağladım o anda sözlük. bildiğin ağladım. koltuğa oturdum hıçkıra hıçkıra ağladım o sırada. galatasaray maçının bitişini dahi göremedim.
derken haber geldi... fenerbahçe maçında uzatmalar bir hayli fazlaydı. fenerbahçe golü bulmuştu. buz gibi sessizlik. 'allahım' diyordum 'kaldıramam; bana bunları yaşatma. gerçekten bünyem buradan şampiyonluğu kaybetmeyi kaldıramaz.' diyordum. bildiğim 2-3 tane duayı döndürüp döndürüp hızlı hızlı okuyordum.
fenerbahçe'nin şutu direkten döndü denildiğinde umudum azalmıştı, pesimist duygular yine sarmıştı her tarafımı. 2yok,bitti, fenerbahçe atacak ikinci golü herhalde' diyordum. bu sefer hüzünden ağlayacaktım neredeyse, kalbim nasıl atıyordu bir ben bilirim.
ve o bitiş anı... inanılmazdı. o an sebebsizce benim aylarca yolda sırıtarak yürümemi sağlamıştı. şampiyonluğu ellerinden alıyorduk. 10 derbi arka arkaya kazanmak gibi bir değerdi o an benim için.
bize o güzel günleri yaşattığın için teşekkürler galatasaray, teşekkürler fenerbahçe, teşekkürler denizlispor.
-kapalı saat kaç saat?
-yirmikırkbeşşşşşş
liseye gidiyordum o dönemler. arkadaşımın babası maça gitmeyeceği için kombinesi bana kalmıştı. o dönemlerde de en az bugünler kadar fanatik bir galatasaraylıydım. ama her nedense o gün içimde burukluk vardı, maça gidiyordum fakat yaşayacaklarımdan bihaber, içimde maalesef hiç heyecan yoktu. mecidiyeköy metrosundan herkes inleyerek 'şampiyon cimbomum' tezahüratları yapıyordu, herkes inanıyordu benim dışımda. içimde olan pesimist duygular o muhteşem gecenin öğlen saatlerini piç etmişti tam anlamıyla.
açık söyleyeyim kayserispor ile oynadığımız maçı hatırlamıyorum bile, ilk 30 dakikası sıradan bir lig maçı gibiydi. özellikle 2. yarı başladığı zamanda kapalı tribününde arkamda oturan benden yaşca büyük bir insanın yüzündeydi gözüm. her 3 dakikada bir herkes maçı soruyordu ona. çevrede kulaklık takan tek renktaş o idi.
zaman zaman tribünde gol sesleri geliyordu, inanın ilkinde çok pis yemiştim bu aldatıcı hareketi. kalbim ağzıma giriyordu sevincimden ama anında kursağımda bıraktılar 'gol yok beyler' diyerek. ardından bir kaç kez daha tekrarlandı bu olay.
maçı ayakta izleyenler artık yavaş yavaş oturmaya, kulağında kulaklık olanların gözlerine bakmaya başlamıştı. maçı dinleyenlerin yüz ifadesinden resmen maçı görebiliyordum. derken o an geldi. denizlispor gerçekten golü atmıştı, o saniyeler neler yaşadığımı bir ben bilirim. o şekilde sevinci bi sabri'nin bordeaux'ya attığı golde birde arena'da 90+3'de beşiktaş'a attığımız golde yaşadım. tabi ki nonda'nın fener'e attığı golü unutmamalıyım. inanılmaz bir şeydi. kaç kişiye sarıldım hatırlamıyorum ama herkes yerlerini kaybetmişti o sırada. herkes birbirine sarılıyordu. tek bir haber ile koca bir sezonun şampiyonu olmuştuk. uzayacak dakikalardan bihaber şampiyonuz sanıyorduk. fenerbahçe kalan 2-3 dakikada 2 gol atamayacağı için biz artık şampiyonduk.
resmen ağladım o anda sözlük. bildiğin ağladım. koltuğa oturdum hıçkıra hıçkıra ağladım o sırada. galatasaray maçının bitişini dahi göremedim.
derken haber geldi... fenerbahçe maçında uzatmalar bir hayli fazlaydı. fenerbahçe golü bulmuştu. buz gibi sessizlik. 'allahım' diyordum 'kaldıramam; bana bunları yaşatma. gerçekten bünyem buradan şampiyonluğu kaybetmeyi kaldıramaz.' diyordum. bildiğim 2-3 tane duayı döndürüp döndürüp hızlı hızlı okuyordum.
fenerbahçe'nin şutu direkten döndü denildiğinde umudum azalmıştı, pesimist duygular yine sarmıştı her tarafımı. 2yok,bitti, fenerbahçe atacak ikinci golü herhalde' diyordum. bu sefer hüzünden ağlayacaktım neredeyse, kalbim nasıl atıyordu bir ben bilirim.
ve o bitiş anı... inanılmazdı. o an sebebsizce benim aylarca yolda sırıtarak yürümemi sağlamıştı. şampiyonluğu ellerinden alıyorduk. 10 derbi arka arkaya kazanmak gibi bir değerdi o an benim için.
bize o güzel günleri yaşattığın için teşekkürler galatasaray, teşekkürler fenerbahçe, teşekkürler denizlispor.
-kapalı saat kaç saat?
-yirmikırkbeşşşşşş

