• 5882
    4. nesil bir galatasaray sözlük yazarıyım. istanbulda yaşamıyordum sözlüğü tanıdığımda ve sözlüğe katıldığımda. sözlükle tanıştıktan sonra yazar olmam arasında neredeyse 1 ila 1.5 yıl arası bir süre geçti. ben sözlüğü en güzel zamanlarında tanışım meğersem, bunu yeni idrak edebiliyorum. önce yazar alımını bekledim sonra derslerdi sınavlardı ygs lys carttı curttu derken yazar olmam geçen sezonun başlarında oldu. ama yazar olduktan sonra bir eksiklik oldu sözlükte. daha doğrusu yavaş yavaş oluşan eksiklikler diyelim. geçen sezon takım, futbol kısaca herşey güllük gülüstanlık olduğu için bu eksiklik pek göze batmıyordu. ama artık bariz bir şekilde göze battı ve bu da burayı galatasaray sözlük yapanların hata yaptıklarını anlamasına sebep oldu.

    benim 2010-2011 sezonunda her maç sonrasında zevkle tartışmalarını, yorumlarını, fikirlerini okuduğum yazarlar yavaş yavaş gitmeye başladı. ha onlar gitti yenileri geldi kardeşim ne farkeder derseniz eğer, bilmiyorum ama benim için çok fark etti. nedense zamanında sürekli okuduğum sözlüğü yavaş yavaş okumamaya başlıyordum. 2 sezon önce her maçtan sonra burada tartışılırdı; bu oyuncu gitmeli veya kalmalı, galatasaray topçusu değil veya galatasaray topçusu denirdi. ama kalkıp da asla "ulan cana,arda,insua sen adam mısın deyyus ananı da al git" denmezdi. belki evinde derdi yazarlar ama buraya gelip yazmazlardı. bilirlerdi burada bunun yakışık almayacağını. düzeyli bir şekilde eleştirirlerdi. laf sokmaya çalışmazlardı oyuncusuna ve teknik adamına. kendi futbol bilgisiyle veya kendi görüşleriyle layığıyla eleştirisini yaparlardı. öyle zamanlarda sevdim ben sözlüğü. o halini sevdim. o sene puan kaybedilen her maçtan sonra sözlükte tek ortak payda vardı : en kötü gün bugünse bugün de galatasaray.

    şimdilerde her maç sonrası fatih terim'e sallayan* adamlarla dolmaya başladı burası. ama tabiki de hala aynı tipte oyuncusuna küfretmeyen daha usturuplu eleştiri yapan yazarlar da var yeni nesillerde. ama azınlık kaldılar işte. bu sürekli bir hata arayan ve kelle koparmaya çalışanlar bir de bahane buldu "eleştride mi yapamayacağız kardeşim?" diye. ohh mis... e iyi de sana eleştiri yapma diyen yok ki. yap abi eleştirini. hatta illa eleştiri mi yapmak istiyorsun gel davetlim ol bira ısmarlayayım sana anlat bana neler olması gerektiğini. ama küfretme kardeşim, hakaret etme, bilmişlik taslama, trollük yapma, efendilik yap, düzeyli eleştiri yap canımızı ye. ya bide fatih terim ulan bu fatih terim ya insaf et biraz.

    kaç doğumlusun? 1970-1985 arası desem; 1996-2000 dönemini an ve an hatırlaman lazım. benim şu an internette araştırıp baktığım sezonu senin izlemiş olman dinlemiş olman ya da o zamanların gazetelerinden okumuş olman lazım. e bunlar olduysa zaten fatih terim'in her yaptığı şeyi bilirsin bırak sövmeyi "hocam ama yeeeaaa" demeye bile dilinin varmaması lazım. 1985-1995 arası doğdun desem; ya sana galatasaray'ı fatih terim sevdirdi ya da ilk başarıları ve şimdiye kadar gördüğün en büyük başarıları fatih terimle gördün sen aklın kemale erdiği sırada. daha da sonrasında doğdun desem; e internet çağında doğmuş oluyorsun zaten sürekli açıp youtube'dan şu arsenali nasıl yendik acaba biz diye açıp video izledin. e abicim nasıl küfür ediyorsun o zaman sen bu adama. nasıl ahkam kesiyorsun.

    neyse konu sapıyor biraz. gün itibari ile bana sözlüğü sevdiren sonralardan twitter'dan bulup okuduğum yazarlar devrim yapıp geri döndü bugün.* hepsini burda yazamam ama biraz özetlersem eğer; buraya varını yoğunu veren hagi *, maçlardan sonra burada hagi'yi savunan barfly, tarihi buraya getiren tcoskun, yazdıklarıyla insanların okudukça okuyasını getiren ykaraca, babalığıyla bilgisiyle captano, iyi açıklamalarıyla gerçekleritarihyazar, fotoğraflarla galatasaray'ı yaşatan prekazi8, ve hadomer, jose, okanovic vuyovic, feanor, kavazli diye uzar gider bu liste sonu gelmez.

    bu yazarlar burada adeta bir aile olmuşlar. sözlükten konuşa konuşa maç önceleri buluşa buluşa arkadaş olmuşlar. şimdileri bizim sözlükten ve twitter'dan yaptıklarımız gibi. dönmekteki amaçları buraya tekrar bir aile ortamı kurup, burayı eski günlerine götürmek. kesin yapacaklar diye bir şey yok. ama ellerinden gelenleri yapacaklar gibi.

    olursa olur olmazsa da napalım...