• bir şampiyonluk için bile fenerbahçe'nin başkanı ali koç'un neleri feda ettiğini görünce, iki şampiyonluğun bu kadar kolay itibarsızlaştırılmasını anlayamıyorum.

    bu dönemde gelen o iki şampiyonluk olmasaydı, ne mustafa cengiz ve yönetimi kalırdı ne de ekonomik olarak şu an debelenen fenerbahçe ve beşiktaş'tan bir farkımız olurdu.

    arda turan transferi gerçekleşirse ve bu büyük bir hataysa bile, fatih hocanın ne ilk ne de son hatası olacak ama galatasaray'ın avrupa'da markalaşmasına en büyük katkıyı yapmış, yaşayan efsanelerinden birini ve başarılarını bir kalemde silmek bu kadar kolay olmamalı.
  • muhtemelen o donem kendisi degil baska biriyle anlasmis olsak simdi hem 2 sampiyonluktan olmustuk, hem ozan kabaktan para kazanamamistik, hem de hala camiayi eski gunlerine ulastiracak bir teknik direktor arayisindaydik. ali koc bizim camiayi sindirmisti, pasifize ve fakir bir klup olarak yenidrn yapilanma cabalari icinde lig 3.lugu kovaliyorduk.

    futboldan ben de memnun degilim, ancak elestiricez derken bokunu cikarmayalim. o 2 sampiyonluk olmasa ekonomik olarak ne derece cökmüs olacaktik farkinda misiniz?
  • henüz 4 kupa kazanılan dönem. ayrıca alt yapıdan futbolcu çıkarıp sattığımız, kulübün her dönem kar ettiği, üstüne ffp‘ye rağmen yıldız diyebileceğimiz futbolcuların transfer edildiği ve aynı zamanda 50m€’nun üzerinde futbolcu satışının olduğu dönemdir. hem hocanın hem yönetimin söylediklerine göre yalnızca ozan kabak transferi teknik ekip dışında gerçekleşmiştir. devamı da gelecektir.
  • görseller ile birlikte...

    https://bilardisimo.com/...nlanir-koskoca-mazi/

    ***

    4 aralık 2019 galatasaray tuzlaspor maçından sonrası, hocanın maç sonunda yaptığı basın toplantısındaki gibi geçmişe bir yolculuk yapalım diyorum. malum, mazisi başarılar ile dolu bir teknik direktörün geçmişe atıfta bulunması kadar normal bir şey yok.

    hocanın, 96-2000 yılları arasındaki 4 yıllık süreçte yaptığı şeyleri detaylı yazdığım bir kaç yazım var sözlükte. burada onu tekrar etmek yerine kim bu çilginlar, diye başlayayım söze. ssv ulm 1846 ile çılgın bir seri yakalayan ralf rangnick ve fatih terim bu iş yani gegenpressing adını alan, tamamen parselasyon ve alan daraltma üzerine kurulu pres oyununu oynayan ilk teknik direktörlerdi.

    hemen hemen aynı dönemde kötü gidişatıyla pekte şaşırtmayan mainz’ın başına geçen sonra bugünleri dahi çocuğu jürgen klopp’un akıl hocası olan 2013’de, 63 yaşında kaybettiğimiz wolfgang frank‘da benzer bir oyunun peşindeydi. almanya kökenli gibi duran ama aslında bir türk’ünde oynamak için çalıştığı bir oyunun 3 aktörüydüler o günlerde. tabi bu fikrin atası arrigo sacchi’dir. fatih terim, frank veya rangnick fark etmez, hepsi 4-4-2 üzerine pres oyunu kurgulayan sacchi’nin müridiydi. fatih terim 3’lü savunma sisteminin avrupa’daki en büyük ismi olan piontek’in yardımcılığını yapmıştı. yani 3’lü ve 4’lü oynamayı herkesten iyi bilen biriydi.

    wolfgang frank, mainz’ı düşmekten kurtarmış, ralf rangnick ise katıldığı bir futbol programında sarf ettiği cümleler yüzünden meslektaşları tarafından aforoz edilmişti. almanya’nın hazır olmadığı ama 2006’da benzer bir oyun ile yeniden doğacağı bu pres oyununu o günlerde mükemmelleştiren biri vardı. adı fatih terim

    98’den sonra özellikle kurduğu 3’lü orta saha ve hagi’nin serbest oynadığı 4-3-1-2 gibi duran 4-1-4-1 asimetrik diyebileceğimiz bir diziliş ile gegenpressing’i tam anlamıyla ilk kez uygulayan ve bunda başarılı olarak dünyanın en iyi takımı unvanını bir süre ele geçiren bir takım yarattı fatih terim. hocanın tuzlaspor maçında bahsettiği 20 sene önceki sistem tam olarak buydu..

    asıl soruyu sormamız gerekiyor ; bunu uygulayan ilk adamlardan biri olan fatih terim şu an bu oyundan neden vazgeçti?

    bu sorunun cevabını kimse bilmiyor. eminim fatih hocada bilmiyordur… ancak benim bir tahminim var. o da hocanın ikinci gelişindeki sıkıntılar. şu anda yaşadıkları ile paralel bir sıkıntı aslında. “target man’sizlik”…

    fatih terim yıllar içinde pres oyununu target man’siz oynamaya çalıştığı zamanlar oldu. 2008’de nihat ile milli takımda, 2011’de baros ile galatasaray’da denedi bunu. 3 hareketli ön oyuncu ile bunu oynamayı deneyen ilk isimde yine fatih terim’dir. ancak, 3 hareketli ön oyuncudan birinin false nine olması gerekiyordu. daha doğrusu tam bir 10 numara gibi hareket edecek bir forvet. komple forvet… bunu bulmak o dönemlerde çok zordu. ve tabi sistem işlemedi. ne nihat ile ne baros ile. bunu denemesindeki sebep ise hocanın bu oyunu oynayabilmesi için bir hakan şükür’e duyduğu ihtiyaçtı.

    bu tip özel bir oyuncuya bağımlı olmak galatasaray’a ikinci gelişinde ona büyük sıkıntılar çıkarmıştı. fiorentina’da target man’siz bir düzen işlemişti belki ama orada da bugünkü futbol piyasasında 100’er milyon euro’ya satabileceğin oyuncular vardı elinde ve temel altyapı eğitimleri tamdı. ayrıca, özverili bir pres hattı oluşturabilmişti bu oyuncular ile ama milan’da bu sorun haline geldi. ve sonunda başarısız oldu.

    bir target man’siz devamını getiremiyordunuz. elinizde bir target man’niz olsa bile. ali lukunku denemesi başarısızlıkla sonuçlanmış, psg’den gelen christian 11 maçta 3 gol atabilmiş, felipe pinto 20 maçta 1 gol ile katkı vermişti. 2002-2003 sezonunda. elinizde göreceli olarak target man vardı ama özel bir oyuncuya ihtiyacınız olduğu çok açıktı.

    77 puan ile 2002-2003 sezonunda yine şampiyon olabilirdi ama sadece 1 mağlubiyet alan beşiktaş 85 puan ile ipi göğüslemişti. bu ve sonraki sezon yaşanan (içinde 6-0’ın da olduğu) travma hocayı target man’siz bir oyuna itti. çünkü yukarıda belirttiğim gibi sadece uzun boylu, fiziksel olarak güçlü bir oyuncunun elinizde olması bir şey ifade etmiyordu. target man olarak görevlerini tam olarak yerine getirmeliydi. bu yüzden target man’siz oyun zaman zaman işledi zaman zaman işlemedi.

    nihayetinde 2011-12 sezonunun kinder sürpriz yumurtası haline dönüşen johan elmander çıktı sahneye. hocanın aradığı özel target man elindeydi. kıymetini bildi mi? bence hayır ancak 2011-12 sezonunda yaşanan özellikle ligin ikinci yarısındaki dominant oyununun temelinde yer alıyordu elmander. 4-5-2 geyikleri dönmeye başlamıştı. çünkü, elmander hem forvette bir fazla olmanızı sağlıyordu hemde orta sahaya yaptığı pres ile katkı veriyordu.

    bundan da vazgeçti hoca..

    çok değil yarım sezon sonra drogba – burak yılmaz forvet hattını kurdu. kalite olarak necati – elmander ikilisinden daha bitiriciydiler ancak necati -elmander ikilisinin yapabildiği bir çok şeyi yapamadılar. pres kalitesi düştü ve sneijder’in de takıma katılmasıyla birlikte tamamen bitti. takım 4-4-2 (altıgen)’den 4-3-3’e evrilmeye başladı. oradan da 4-1-4-1’e geçilecekti… hocanın 4-1-4-1’de kullandığı uçurtma ambrabat deneyi ile tutmadığı için bruma deneyine geçilmişti. ve artık takım halinde hareket eden yapı yine hocanın eliyle bireysel yetenekler üzerine kurulu bir düzene dönmüştü. galatasaray 2011-12’den sonra yatırımını 4-4-2 üzerine kursaydı, şu an bambaşka bir şey konuşuyor olurduk…

    bu kadar geçmiş yeterse şimdi birazda günümüzü konuşalım.

    fatih terim’in 1998’de başladığı sacchi prensiplerine kendinden bir yorum kattı. 4-4-2’nin temelinde yer alan aslında 4-4-2 (baklava)’nin yorumu ile iki net kanat beki ile onları birer orta saha kanat oyuncusu gibi kullanarak 2-5-3’e dönmeyi ve kaptırdığı her topu pres ile kazandığı için geride bıraktığı bir oyun kurabilen bir cengaver stoper ile oyuna hükmedebiliyordu.

    bugün ise bunu denemiyor. 4-1-4-1 ile aslında 2-5-3’e geçmeyi planlıyor. kenarlardaki hızlı kanat forvetleri kullanarak onlara hücumu değil savunmayı öğretmeyi seçiyor. çünkü düşüncesi şudur ;
    “bir oyuncuya hücumu öğretmek savunmayı öğretmekten daha zordur”…

    fakat, 2010’dan sonra bunu yapmak yani 4-1-4-1 üzerinden bir 2-5-3 oynamak çok mümkün değil. hele ki target man’siz.. çünkü, insanlar dizilişlerin önemsiz olduğunu düşünür. fakat 4-3-3 ile 4-1-4-1 arasındaki büyük alan parselleme farkının, farkında bile değiller… buna fatih hocada dahil.

    alan parsellemek için gereken oyuncu yükü 4-1-4-1 ve 4-3-3 gibi özel oyunlarda pek mümkün değil. bunun nedeni oyuncu kalitesi bu tip özel sistemlerde yüksek olmalı. oyuncu kalitesi yüksek olursa bunun için ekonomik olarak güçlü olmak gerekir. 2011-12 sezona 4-1-4-1 ile başlayan ama baros veya elmander ile bile yürümeyen sistemin (o günkü sorun kanat forvetlerinin olmamasıydı) değişimi şarttı. bunu da 4-4-2 ile yapabilirdi. bugün ise sistemi değiştirmek yerine oyuncuları değiştirmeyi düşünüyor.
    büyük hata!!

    hele ki target man’siz bir hem 2011’in başında yaşanan sorunları geri getirecek hemde 2002’de yaşanan problemlerin tekrar yaşanmasına neden olacak. galatasaray’ın rol modeli bir ralf rangnick takımı olması gerekiyor.

    https://gss.gs/WlL.jpeg

    salzburg’un 2012-13 sezonunda 110 gol atmış takımının altıgeni… bu kadroda mane, kanat forveti kampl ise oyun kurabilen sağ kanat oyuncusuydu. target man’siz bir oyun vardı sahada… bu takım bu arada fenerbahçe’ye şampiyonlar ligi ön elemesinde yenildi ve elendi. ancak sezonun kalanında ortaya çıkan tablo çok başkaydı. onyekuru’nun transferi sonrası onu mane gibi kullanmak, soraiano ile falcao’yu eşleştirip alan yerine bir target man bulmak kampl yerine de orada oyun kurulumuna yardım edecek ancak yeri geldiğinde de kanat forvetliğine soyunabilecek (bu kesinlikle feghouli veya babel değil) bir oyuncu ile lemina – seri tandemi iş görürdü fakat seri’nin hocanın gözüne giremediği, nzonzi’nin de iki stoperin arasına fazla gömüldüğünü düşünürsek…

    sezon öncesi yapılan büyük kadro mühendisliği hataları (hoca bu kadro mühendisliği lafını sevmez) bugünkü sonucu doğurmuş durumda. 3’lü bir orta saha yapısı (bu hem 4-3-1-2 olabilir hemde 4-3-3), beklerin bu haliyle yine hüsranla sonuçlanması mümkün… bu nedenle sezonu 4-4-2 altıgen ile bitirip gelecek sezon iki iyi bek ile 4-3-1-2’ye dönmek daha iyi bir seçenek gibi.

    tüm bunlar aslında geçmişte hocanın yaptıklarını tekrarlamasına bakıyor. birazda scoutların iyi çalışmasına ve öngörülerinin doğru çıkmasına…

    geçmişten o kadar bahsetmişken söylemeden geçmeyeceğim. 1998’den sonra oyunu sacchi’nin prensiplerinin dışına çıkartıp, sahayı bölüp, parselasyonu geliştirerek, suat kaya’yı, mascherano gibi kullanan bir teknik adam olan fatih terim’in bugün böyle yenilikler yapmak yerine tek bir düzende inat etmesi aklımın izah edebildiği bir şey değil. eylül 1996’da 4-0’lık fenerbahçe maçından sonra yaptığı ufak değişiklik ile sezonu belkide kurtaran, 98’de geçtiği düzen ile galatasaray’ın çehresini değiştiren bir teknik adamın bugün oyuna tek düze bakması büyük hayal kırıklığı.

    oysa elinde pres yapamasa bile en azından standart savunma prensiplerini yerine getirebilecek, yukarıdaki 2013-14 sezonundaki salzburg kadar hızlı olmasa da doğru yerleşebilecek bir takım varken 2,5 senedir işleri zora sokmaya çalışmasına anlam veremedim. kampl ile belhanda’nın benzer özelliklere sahip olduğunu ve kanatlarda daha fazla yarar sağladığını da söylememe gerek yok. engin baytar’ı kullandığı gibi kullanabileceği oyuncuları 4-1-4-1 gibi olmayacak bir dizilişle sahaya sürmesine anlam veremiyorum.

    neticede takımın bir saha parselasyon düzeni olmadığı için hem hücum ederken hem savunma yaparken zorlanmasına neden oluyor. elbette forvetsizlik önemli ancak doğru düzenle erencan’dan bile maksimum fayda sağlayabilirsiniz.

    artık üçgen olan yere kare sokmaya çalışmayı bırakmak gerekiyor…
  • bugüne kadar 4 kupa kazanılmış, kasaya 2 yıl üst üste şampiyonluk ve şampiyonlar ligi gelirlerini sokulmuş ve son derece yüksek maliyetli satışlar gerçekleştirilmiş dönem.

    futbolcu satışları özelinde cengiz ve ekibini tebrik etmek gerekli. ama herkes biliyor ki bugün terim'e inat ortalıkta 'başganımm' diye dolananların tek övünç kaynağı olan mali tablodaki düzelme 2 şampiyonluk ve özellikle de şampiyonlar lig gelirleri sayesinde gerçekleşmiştir.

    'ahımız var' ' yahut 'iki şampiyonluk uğruna kim bilir neleri feda ettik' tayfaya şu soruları sormak lazım.

    o küçümsediğiniz 2 şampiyonluk gelmese galatasaray bugün mali anlamda hangi noktadaydı?

    canınızın içi mustafa cengiz şu an neredeydi?

    terim'i kovduğu için övgü yağmuruna tuttuğunuz 'vizyoner' aysal başkanınız neden kaçıp gitti?

    galatasaray spor kulübü neden tüpçü ile el sıkışmış ve size göre kulübe ihanet etmiş terim'in kapısına gitmek zorunda kaldı?

    hani sizin tayfa batıya açılan pencere ya. neden içinizden bir tane abdurrahim albayrak çıkmadı mesela? sözde 'transfer sihirbazı' haldun neden yönetimlere girmeyi inatla istemedi?

    yahut terim'den önce ajax modeliyle işleyen bir sistem kurulmuştu da terim geldi ve sistemi 'kaos' futboluna mı çevirdi?

    şenol'n öğütücü misali yediği galatasaray hocalarını sıralatmayın bana şimdi burada.

    hani siz çok bilgili 'pırıl pırıl' adamlarsınız ya terim başta olmak üzere herkesten iyi biliyorsunuz ya futbolu neden içinizden biri çıkıp da bu düzeni değiştirmeye talip olamıyor mesela?

    koskoca galatasaray genel kurulunun başkan diye dursun isimli bir tipi çıkartması onun mu genel kurulun mu ayıbı?

    küfeyi hep başkalarının üstüne bırakıp kenardan, kürsüden konuşmak, sallamak ne kadar hoş ve tatlı değil mi?

    terim arda gelse de gelmese de sezon sonu bırakacak diyelim peki sonrası?

    böylesi başarı yüzdesine sahip bir teknik adamın bile tek sezonluk başarısızlığına göz yummayanlar ffp ortamında 5 sene ajax modeli için mi sabır edecek?

    hadi çok iyi niyetli olalım ve sabırlı olunacağını düşünelim. kim kuracak o sistemi?

    her şeyin en iyisini, en doğrusunu biliyorsunuz ya hani siz her şeyden ve herkesten çok seviyorsunuz ya galatasaray'ı cevaplayın bakalım bu soruları.

    olay artık galatasaray'ın götünden ter aka aka kazandığı şampiyonluklara dil uzatacak raddeye geldiyse herkes oturup düşünecek, düşünmeli.
  • 2017-2018 sezonunda şampiyonluk yolunda rakiplerimizden beşiktaş bizi evinde 3-0 yenmiş istese 10 atacağı tarihi bir fırsatı kaçırmıştı, bfk koca galatasaray'a 5 attı sonra hoca geldi ve eskiden olduğu gibi bu takımlara galatasaray gibi oynayarak iç sahada yenip şampiyon olduk. mali açıdan bitmek üzere olan bir kulübe hem şampiyonluk hem de şampiyonlar ligi geliri sağladı ve şu an rakiplerine göre nispeten iyi durumda gözüken bir galatasaray yapısı oluştu. basitçe söylediğiniz 2 şampiyonluk sayesinde hem psikolojik bir eşik atlayıp bir de sayısal olarak şampiyonluk sayısında 3 farkla öne geçtik.

    sezon iyi gitmez, hoca arda konusunda yanlış karar verir ve insanlar elbette eleştirilebilir fakat bu denli bir öfkeye mana vermek oldukça güç karşınızda düşman yok camianın en büyük figürü var. üç seneden beri her kötü an hoca yerden yere vuruldu, en ufak hatası dağ oldu. burada "seyirci" lafına alınıp hassaslık edenler hocaya neler söylediler, ne saygısızlıklar ettiler. gerçekten ayıp. tahammülsüzlüğün bu denli yüksek olduğu bir dönem hatırlamıyorum sözlükte ve bayağı da soğudum bu durumdan ötürü. velhasıl kelam fatih terim bir günde kral olmadı, bir günde tahttan inmez.
  • 2 sene sampiyonlugu gectim iceride disarida derbi kazanmayi unutan, basaksehir denilen yeni yetme bir takimdan iceride disarida 4-5 yiyen, hakemlerin goz gore gore dogramaya cekinmedigi, ekonomik olarak dibe vurdugundan ne zaman kayyum atanacagi konusulan bir takimin, 1.5 yilda alinmasi muhtemel 6 yerel kupanin 4'unu kazandigi, yarim sezon orta sahasiz* ve yarim sezon forvetsiz oynamasina ragmen iki sampiyonluk kazanip avrupa kupalarindan gelen parayla satilmaktan kurtuldugu, altyapidan cift haneli rakamlara satilabilecek futbolcu cikardigi, ve tum bunlarin ffp kurallarina noktasi virgulune kadar uyarak basarildigi donem.

    kiymet bilmek onemli, paralel evreni goremedigimizden baska bir teknik direktorun ne yapacagini bilemiyoruz ancak bu konuda ucuncu donemiyle bu donem arasinda kucuk bir fragman vardi galatasaray taraftarlari icin. bugun destek verilecek bir galatasaray varsa bunda en basta fatih terim'in olmak uzere teknik kadro ve yonetimin payi buyuktur. nankorluge luzum yok.
  • galatasaray'ı maddi olarak düzlüğe çıkarmaya başlayan ve çıkaracak olan dönem.

    1.5 yılda gelen 2 şampiyonluk olmasa o şampiyonlar ligi gelirleri de, naklen yayın gelirleri de, kombine/loca, reklam vb gelirler de olmayacaktı.

    bugün bizim borcumuz 200 m euro seviyesinde kalmışsa ve sürdürülebilir bir ekonomimiz varsa sportif başarı ve ucl gelirleri olmadan bunu yapamazdınız.

    2 yılda 70-80 m euro yalnızca ucl gelirimiz oldu bu dönem sayesinde.

    fenerbahçe 11 yıldır ucl göremiyor borcu 700 m euro olmuş.

    buradan anlayın durumu? net bir örnek var çünkü transferde neredeyse benzer paralar harcıyoruz.

    kaldı ki 2 şampiyonluk, 1 tr kupası ve 1 süper kupa geldi. 4 tane kupa.

    öyle anlamsız romantiklerle olmuyor bu işler.

    ha belki yanlış işleri de olmuştur hocanın, hatta daha da olacak gibi de duruyor ama aslolan galatasaray ise başarı ilk hedefimiz olmalı.

    şu ana kadar da hayal ettiğimizden bile iyisi oldu*
  • (bkz: galatasaray taraftarının neden bu kadar nankör olması)

    alin size eksi sozluk basligi gibi bkz.

    diger taraftarlardan zerre kadar farkimiz yok. rikerkreirink, tudor ve denizli gibi adamlarla sezon sonunu getirememeyi ozlemisiz demek ki. hic akillanmiyoruz. ulke futbolu ekonomik krizden gecerken 2 sampiyonluk almis, rakiplerine gore finansal olarak daha rahat bir pozisyona gelmissin ama yok ben guzel futbol istiyorum diye basariya laf at. allah belamizi vermez insallah.

    daha uzun yillar devam etmesi gereken donem.
  • paralel evreni görmesek de tudorlu dönemi gördük. o takımın tudorla şampiyon olma ihtimali yoktu. terim geldi, bir tweet attı bütün camia kenetlendi. üst üste iki şampiyonluk geldi.

    terim kusursuz değil, eleştrilemez hiç değil. hatta bazen yaptığı hatalar bir teknik direktörün yaptığı hataların da ötesinde oluyor. ama işte terimi terim yapan da bu.

    arda turan konusunda ise kendi kredisinden harcıyor. ben ardayı carruscayı kestiği günden beri sevmiyorum. ama sarı kırmızılı formayı giyerse tepki göstermem.
  • bu dönemin başarılı geçmesi için kritik bir kaç nokta var.

    1) medya yönetimi. malum terim'in karmaşık durumu nedeniyle çok hassas. bu konuda becerikli bir yönetici mutlaka işi ele almalı. tüm yük terim'in omuzlarına bırakılmamalı. kesinlikle çok yıpratıcı olacaktır.
    2) yöneticilerin galatasaray'ın sahadaki haklarını koruyabilmesi. hakemlerin özellikle de derbilerde kesinlikle art niyetli olacaklarına eminim. hem de nickim kadar eminim.
    3) transfer. transfer tabi ki fatih teirm'in direktifleri ile yönlenecek. fakat tamamen hocanın insiyatifine bırakıldığı vakit başarılı olunamadığı defalarca görüldü. her insanın eksileri ve artıları vardır. fatih terim bu bakımdan kulüp içerisindeki profesyoneller tarafından yönlendirilmeli. kulübün bir transfer politikası olmalı ve o politika içerisinde fatih terim'in isteklerine göre seçimler yaplmalı. bu işi beşiktaş hakikaten iyi beceriyor.
    4) terim'in psikolojik durumu. terim lider tipli bir teknik adam. bu çoğu zaman önemli bir artı olsa da, işler kötüye gittiğinde bazen ciddi zararlar verdiği oldu. 2. terim dönemi mesela bu bakımdan güzel örnek. takım düşüşe geçtiğinde ciddi anlamda saçmalamıştı. felipe gibi bir oyuncu da bu sebeple kaybedildi o dönem. yine 3. fatih terim döneminde de transfer seçimlerindeki isabetsizlik dengesiz bir kadro yapısı doğurmuştu. ancak buna rağmen kontratı feshedilmeden önce de takım oynayabileceği futbolun çok altında performans veriyordu. fatih terim yine psikolojisiyle başa çıkamamış ve isabetsiz seçimler yapar hale gelmişti.

    bunlar fatih terim'in kötü teknik direktör olduğunu düşündüğüm anlamına gelmez. her insanın eksikleri vardır. ekip çalışması da bu yüzden önemlidir. bireylerin artı yönlerini öne çıkarır, eksiklerini kapar. galatasaray yönetimi, dursun özbek'ten nasıl bekeriz böyle bir şey bilmiyorum ama terim'in eksiklerini kapamalıdır.

    elde fatih terim'in çok seveceği bir kadro var.
    mesela galatasaray'a necati ateş gibi bir 2. forvet lazım diyoruz. ndiaye forvetin hemen arkasında çok acaip performanslar sergileyebilecek bir oyuncu. yani necati'den farklı olarak aklıyla değil fakat gücü ve dripling yeteneğiyle. aslında elde her türlü malzeme var. süreç doğru yönetilirse iyi şeyler olabilir. fatih terim'in başarılı olması imkansız diye düşünüyorum demiştim daha önceden. tam da bu sebeplerden aslında. bizde mevcut konjonktürü iyi yönetecek kalitede idareci yok. siyasi baskı, basının saldırıları, sabırsız ve linç kültürüne sahip bir taraftar kitlesi, yanlı-ele geçirilmiş- galatasaray düşmanı bir federasyon. bu kadar zor bir ortamda denge gerçekten çok nitelikli insanlarca gerçekleştirilebilir.

    galatasaray artık gündem belirleme gücünü farketmeli. boru değil 30 milyon taraftar var takımın arkasında. siyaset zor bir süreç geçiriyor. kimsede adalet hissinin zedelenmesi nedeniyle 30 milyonu mutsuz etmeye yetecek göt yok. bu gücü harekete geçirmek şart. malesef ben galatasaray kongresinin bu beceriyi gösterebilme erdemine sahip bir yönetimi seçebileceğine dair en ufak bir inanç taşımıyorum.
  • iş bilmez bir yönetim yüzünden az kalsın sona erecek olan dönemdir.

    https://twitter.com/.../1089231602423644161

    --- alıntı ---
    "ben ozan'ın gitmesini istemedim, ihtiyacım olduğunu söyledim ama sayın başkan ve yöneticiler idari karar olarak vermeyi düşündüler. idari karara saygı duyacaktım ya da başka bir şey yapacaktım. o başka bir şeyi yapmayacağıma dair galatasaraylılara söz verdim."

    --- alıntı ---

    beyler aklınızı başınıza alın. siz yolcusunuz terim hancı. bu adam ne istiyorsa harfiyen yapacaksınız. aksi takdirde sonunuzu getirirsiniz. çıldırtmayın galatasaraylı'ları!!!
  • başarılar ile geçen şimdilik 2 seneyi içerir. bizlere yaşattığı güzel anlar kötü anların kat ve kat üzerinde. galatasaray taraftarının beklentileri bitmez ve en büyük arzusu açık ara avrupa’da başarı. ancak yerel ligde kazandıklarımız asla ama asla küçümsenecek şeyler değil, kendi adıma konuşursam inanılmaz derecede mutlu 2 sene geçirdim. hocanın 2. dönemi hariç büyük bir yüzde ile mutluyduk ve mutluyuz.

    daha da uzun sürmesi dileği ile.
  • şampiyonluklarla, kupalarla devam etmesine rağmen bir şeylerin eksik olduğu dönem.

    bir kere hoca takımda eskisi gibi baskın bir figür değil sanki. bir başıboşluk var takımda geldiğinden beri. fatih terim takımı dediğimiz takımlarda bu olmazdı eskiden bu kadar. oynattığı top da aynı şekilde. hoca ara ara formsuz oldu kötü oldu da bu kadar istikrarlı bir şekilde kötü oynattığını hatırlamıyorum hiç. şampiyonluklar tamamen ikinci devrede gelen gazla, hadi son 6-7 hafta kaldı olacak olacak mentalitesiyle gelen şampiyonluklar. geçmişte bir dünya var zaten bizim böyle şampiyonluk, örnekleri tek tek vermek istemiyorum, geriye gidip bakın herkes hatırlıyor. belhanda'yı bu kadar tutması, sahiplenmesi falan. normalde sahadaki hareketleriyle hoca'nın hiç sevmeyeceği bir tip olmaya aday aslında. sonrasında takımın yaş ortalamasını bu sene bu kadar yükseltmesi falan, enteresan işler yapıyor hoca bu dönemde. önceki 2 yılda kadro bu malzeme bu, hoca ne yapsın diyorduk da bu kadroya da aynı futbolu oynatması artık bazı şeyleri netleştirdi, takke düştü kel göründü. hoca da eskisi gibi değil artık bazı konularda. asla kanıksamayacağı şeyleri kolayca kanıksayabiliyor. toparlanma falan hikaye, hiç toparlanma emareleri vermiyor ne takım ne de hoca. yine iş ikinci devredeki yakalanacak gaza, son 6-7 haftaya kalacak gibi. başka türlü şampiyon falan olamaz bu takım, hele de bu futbolla.
  • 2. fatih terim dönemine değil 3. fatih terim dönemine benziyor.

    yine üst üste 2. şampiyonluk. üçüncüsü için başlanan sezona kötü başlama. istenmeyen oyuncunun transferi sonrası kafalardaki sistemden vazgeçiş ve kaos...

    fatih hoca bu gelişinde 22 sene neden kalmadım diye kendime soruyorum demişti. ve eklemişti benimde hatalarım var elbet diye. bugün yine bir başkanla çatışma yaşanıyor. isimler değişiyor ama çatışma hiç bitmiyor.

    falcao transferini istemedi belli ki. bu konuda dedikodularda vardı.
    onun istediği diagne’nin satılması ve muhtemelen samatta’nın alınmasıydı. ama olmayacağı çok bariz belliydi. belhanda’ya istek vardı ama göndermedi.. kaynak yaratması lazımken bunu elinin tersi ile itti. ffp’deki bir takım için kötü hareketler bunlar.

    marcao için atalanta’nın teklifi doğru ise sonraki satıştan pay ile satılması gerekiyordu. bütçe yapmadan transfer yapamazsınız. elinizde yokken “o olsun, bu olsun ama bunlarda gitmesin” diyemezsiniz. sonunda zar zor ffp’de artıya geçtik ve bu yüzden maaş konusunda bir sıkıntı olmadığı için isimli, kariyerli falcao’ya gidilidi.

    ama hoca nasıl sneijder’i istemediyse falcao’yu da istemiyor.
    yani 3. dönemi daha çok benzeşiyor.
  • maalesef ciddi derecede ikincisine benzeyen dönem. ikinci dönemde de sürekli oyuncular değişmiş ama kötü futbol değişmemişti.
    hocanın her seferinde bir sonraki transfer dönemini işaret etmesi, sorunu kendisi ve taktiğinde değil, futbolcularda aradığının kanıtı.
    yine de hocanın benim gözümde şampiyon olamama kredisi var. ama kötü oyunu inkari gercekten korku verici.
  • fatih terim' e kızgın ve kırgınım. dolayısıyla profesyonel düşüneceğim.

    terim gelirse sindirmem gereken, unutmam gereken anlar, cümleler olacak. bu bir eksi.

    terim gelirse selçuk gidecek. bu bir artı hatta ne biri iki artı bu.

    terim gelirse arda gelmeyecek. bu bir artı.

    terim şu sürede galatasaray' ı toparlayabilecek bir adam bu bir artı.

    terim, gerçekten iyi bir hoca. bu da bir artı.

    bu şartlarda içime sinmeyerek, isteme istemeye söylüyorum; gelsin.
  • son 2 sezonda şampiyon olsak da başarısızmış! vay be bazı arkadaşların başarı kriteri gerçekten hayli yüksek. mircea lucescu, 2002 yılında şampiyon yapıp, 3. yıldızı aldırdığında aynı bu arkadaşlar gibi düşünen kişilerce gönderilmiş ama şampiyon olamadığımız her sezon keşke göndermeseydik denilmiş ve sürekli tekrar gelmesi için uğraşılmıştı.

    şampiyonlukların önemi, şampiyon olamadığınız sezonlarda anlaşılıyor. o zamanlar da bize iyi futbol oynatması yetmez, şampiyon olamadıktan sonra bir anlamı yok diyoruz. fatih terim'den bu dördüncü dönemi boyunca daha iyi futbol oynatan teknik direktörler olabilirdi ama uefa sınırlaması sürecinde fatih terim'den daha başarılı olan bir teknik direktör olmazdı bence.

    mevcut durum pek parlak değil ama fatih terim, "ocak ayında bir şeyleri çözeceğiz" diyorsa, taraftar tarafından ocak'a kadar beklenmeyecek kadar da mı kredisi yok?

    hep neden alex ferguson'umuz veya arsene wenger'imiz olamadı deniyor ya işte hep bu tatminsizlik yüzünden. onlar hep mi süper futbol oynattılar, hep mi başarılı oldular? mümkün mü bu? iniş ve çıkışlar olsa da önemli olan bir şekilde hep beraber bu sorunların üstesinden gelmek.

    inanıyorum, bu dönemde yaşacağımız daha çok güzel şeyler var...