*

  • 101
    dolar 4 lira 80 kuruş. kötü yönetilmenin, yönetilememenin sonucu. "çalıyorlar ama çalışıyorlar" kafa yapısının bizi boka sürüklediği, doğru düşüncenin "çalıyorlar ve batırıyorlar" olduğu daha ne kadar bariz olabilir.

    "üretim yok", eyvallah. niye yok? çünkü insanları bu yönde teşvik edecek bir politika, bir yaklaşım yok. varsa yoksa özelleştirme. vardı özelleştirdik, yok olanı da özelleştirdik ama o kadar elde avuçta bir şey kalmadı ki ülke ekonomisine katkı sağlayacak, sıfırı bile tüketemiyoruz artık.

    ekonomiden sorumlu başbakan yardımcısı mehmet şimşek akp'den mv adayı olarak gösterilmedi. sebebi? ekonominin alarm verdiğini, iyiye gitmediğini dillendirmesi. bizi bataklığa sürükleyen bakış açısı tam olarak bu. hiçbir şey yokmuş gibi davranıp önlem almamak. sorunları halının altına süpüre süpüre şiştik.

    geçenlerde onedio'da ahmet hakan'ın moderatörlüğünü yaptığı bir programa denk geldim. daha doğrusu programdaki bir ana:

    https://twitter.com/...s/996487785921110017

    sorun soldaki amcanın dediklerinin prim yapması, sağdaki beyin dediklerinin hainlik olarak değer bulması.
  • 102
    4,80 tl'yi görmüş olan kur.

    kök nedeni ve çözümü çok açık:

    üretmek, üretmek, üretmek. inşaat değil, katma değerli ürün üretip yurt dışına ihraç etmek!

    hatırlayın, 19 şubat 2001'de mgk'da cumhurbaşkanı sezer, başbakan ecevit'in önüne anayasa kitapçığı fırlattı ve cumhuriyet tarihinin en büyük krizlerinden biri başladı. çılgın bir devalüasyon oldu. aslında uzunca bir sürecin sonunda mesele patladı. ekonomi bir günde o hale gelmez ama kur, bir günde çılgınca arttı. o günlerde ailemin yüklü miktarda döviz borcu vardı. bir günde borcumuz katlandı, yıllarımız yok oldu. fakirleştik. tersine, krizi önceden koklayanlar ya da tüyo alanlar ise yüklü miktarda döviz alarak bir gecede varlıklarını katladılar.

    günümüzdeki devalüasyona bakalım şimdi. yine ekonomi bir günde bu hale gelmedi. bu bir süreç fakat devalüasyon 2001'deki gibi bir günde patlamadı. bu kez sinsi sinsi geliyor. tıpkı kaynayan sudaki kurbağa deneyi gibi yavaş yavaş bizi mahvediyor. geçen yıl bugün dolar 3,57 tl iken şu an 4,77 tl. geçen yıl bugün asgari ücret 1404 tl idi. o günkü kur ile 393 usd alıyordu. asgari ücret bu yıl 1603 tl. bugünkü kur ile sadece 336 usd alabiliyor. asgari ücret yüzde 14,2 zamlanmış olmasına rağmen aslında geriye gidiyor çünkü tl'nin alım gücü azalıyor. ben kendi maaşım üzerinden bir değerlendirme yaptım. çok büyük başarılar, terfiler, atamalara rağmen şu an maaşım, ancak 2011'deki maaşımın aldığı dolar kadar alabiliyor. yani 2018'deki maaşım, dolar bazında 2011'deki maaşım kadar. oysa ki maaşım tl bazında 2011'dekinin 2,5 katı! ne kadar zam alırsan al, kur karşısında eziliyorsun.

    genç kardeşlerimin anlaması için olayı şöyle açayım. biz dolar mı harcıyoruz da geriye gidiyoruz sorusu akıllarda kalmasın.

    tükettiğimiz ürünlerin pek çoğu yurt dışından geliyor. sadece teknoloji ürünlerinden bahsetmiyorum. dışa çok bağımlıyız. geçen ay aldığın 1 kg bir ürün, bu ay 1 dolar zamlansa sana yansıması 5 tl. örneğin kilosu 10 tl olan ürün 15 tl'ye çıkıyor. yediğin, içtiğin ne varsa uçarak marketine, manavına, kasabına gelmiyor. yakıtın zamlanmasıyla taşıma maliyetleri artıyor. dolayısıyla kurdaki en küçük oynama bizim cebimizden çıkıyor.

    allah sonumuzu hayır etsin. üretmeden, çalışmadan, markalaşmadan, markayı ihraç etmeden, turizmi, yer altı kaynaklarını kullanmadan işimiz çok zor.
  • 104
    ekonomiyi yoneten kurumlar bagimsiz olmadikca, ohal kalkmadikca ve demokrasiden söz etmedikce inmeyecek kurdur. bunlar kisa vadeli cozum ve gerceklesmesi yetmez uzun vadede yuksek teknoloji seviyesinde urunler uretmek, bu kosullara uygun yapisal egitim ve ekonomik reformlar gerceklesmelidir. ayrica toplumun tasarruf gucunu yukseltmek ve insaat sektorunun krediyle gayrimenkul uretimini kisitlamak gerekir.
  • 105
    özellikle amerikalı sporcuların söz sahibi olduğu basketbol branşında yerel sponsorların mütevazi bütçeleriyle ayakta kalmaya çalışan pek çok kulübü inim inim inletecek olan kur. gerek kadın gerek erkek basketbolda birçok takımın bütçesi eli ayağı düzgün 1 ya da 2 amerikalı transferi sonrası neredeyse sıfırlanacak hale gelecek önümüzdeki sezonda. bu da özellikle yerli oyunculara ayrılacak bütçelerin azalmasına sebep olacak. yerli oyuncular ile amerikalı ya da avrupalı oyuncular arasındaki dengeyi sağlamak daha da zorlaşacak. hemen her mevkisinde iyi oyuncularla rotasyon kurabilen yabancı rakiplere karşı rekabet imkanı sınırlanacak. bu da 2000'lerin başından beri pozitif ivmeyle yükselmeye devam eden hem kulüp hem de milli takımlar bazında türk basketbolunu olumsuz etkileyecek...

    ilgi alanımızın dışında kalan kısmıyla ilgili de uzun uzun yazacak çok şey var ama...
  • 106
    yıllardır bencillikleri ve cahillikleri ile bana işkence etmiş, gençliğimi elimden almış, bize ne dolardan tl bize yeter diyebilecek kadar herşeyden habersiz malum güruhun kindar seçmeni yoksulluktan kırılana kadar artmaya devam etmesini istediğim kurdur.

    ben zenginleşiyorum ve artık bu 16 yılın sonunda onlar gibiyim, yani bencilim. dolayısıyla daha mutluyum.
  • 112
    türk futbolu bu yaz ya düşeş atacak ya batacak.

    asıl diyeceğim ise bizden adam olmaz. ben yurtdışındayım doların artması şahsıma çok koymuyor. ancak dolar kurunu gözüyaşlı takip ediyorum. ülkemdeki beyinsizler bana ne dolardan diyor. ulan gerizekalı dolar yükselmiyor zaten. lira çöküyor. yani ekonomi çöküyor. yani çocuklarımızın geleceği kararıyor. düzelmez hale gelince de herhangi bir ülkeye savaş açacağız. tarih bilen bu gidişi görür. birisinin bu ülkeyi kurtarması lazım. daha önemlisi birisinin salması lazım evvela.
  • 117
    durum budur;
    https://twitter.com/...s/999053149452124160

    döviz kuru daha da artacaktır. bu spor alanına da gelecekte olumsuz etkileyebilir. seçimden sonra da hangi aday kazanırsa kazansın imf ve dünya bankasının kucağına oturacaktır. onlarda yüksek faizli krediler verip zorunlu tasarruf, yapısal reformlar ve kamuda işten çıkarmalar isteyeceklerdir. sanırım bizimkilerin bir çok çılgın projesi sona erecektir. ayrıca faiz de artacaktır. sığınmacı ve kaçaklar daha da bela olacaktır. umarım türkiye kısa zamanda bunları geldikleri yere gönderir yoksa gelecekte yeni arap, zenci ve afgan sorunlarımız olacaktır. evet karamsar tablolar çizdim. ama iyiye giden bir işaret ortada yoktur. üretmeyen, adil ticaret yapmayan, hukuk alanında berbat olan, yatırımcıya düşman (sadece yandaş hariç) ve bilime yatırım yapmayan memleketin sonu budur. size tavsiyem borçlanmayın ve patronlarınızla iyi geçinin.

    bu gidişle benim gibi işsizler (ya da yeni projeleri olan kişiler (yersen)) için ilk hedef herhalde ipsala sınır kapısı olmaktadır. çünkü kendi ülkemizde artık şansımız kalmamıştır. buna beceriksizlik, ve tanıdık bulamama gibi etkenlerde olunca yapacak birşey kalmamıştır. green card çekilişinde de seçilemedim. açık hava hapishanesi gibi memleketimiz oldu. resmen kendi ülkemizde köleliğe itiliyoruz.

    uluslararası endekslere bakmak için;
    https://twitter.com/spectatorindex

    bakınız: mısır, venezüella
  • 119
    galatasaray'ı ve türk spor kulüplerinı her geçen gün batağa sürükleyen kur. bu gidişle yabancı sınırı tartışmaları hükümsüz kalır çünkü ülkeye yabancı getiremeyeceğiz aq. işin siyasi ve diğer yönlerini arkadaşlar yazmış zaten hepsine katılıyorum. yalnız 26 mayıs 2018 seçimli genel kurula çok az bir süre kala sözlük gündemini kaydırmamak adına bu meseleyi 3 gün ertelesek iyi olur. ultraslan'ı baskı altına almamız lazım.
  • 120
    biz riva ve florya'yı türk lirası üzerinden satmıştık değil mi? yani kur 3,8'ler civarında iken satılmıştı değil mi? şimdi kur 4,8. aradaki yaklaşık %25'lik kayıbın müsebibi olan yaratık utanmadan bir daha aday oluyor değil mi? beyni erimiş lise güruhu da bu adama oy verecek değil mi?
    ondan sonra, yok ülke niye battı, yok biz niye kalkınamıyoruz demesin kimse.
  • 121
    merkez bankası ya faizleri yükseltecek ya da piyasaya dolar satacak. ikincisini tercih edeceğini sanmam çünkü rezervlerinin büyük bir kısmını harcaması gerekir sanırım. faizleri yükseltmesi daha olası. tabi bununla yetinmek olmaz. çeşitli devlet politikaları ile bunlar desteklenmeli. döviz cinsinden borçalanan özel sektörün vay haline.
  • 125
    son birkaç yıldır yardıra yardıra gelen durum..

    dolar neden bu kadar yükseldi, kısaca ülkeye giren dolardan daha fazlası ülke dışına çıktığı için..

    bir diğer pek bilinmeyen konu ise, yurt içinde kullanılmak üzere (hazine garantisi verilerek) yüksek faiz ile bankalarımızın dışarıdan aldığı doların düşük faizle inşaat sektöründeki firmalara verilmesi, aradaki zararın ise vergiler ile kapatılmaya çalışılması, bunu belirten neredeyse kimse yok, konutlar da elde kalınca ateş iyice körüklendi..

    herkes üretim üretim demiş, üretsen bile ürettiğin malın değeri ülkeye yüksek döviz girdisi sağlamıyorsa üretimin tl'nin değer kazanmasında fazla bir katkısı olmaz, yüksek döviz girdisi sağlayabilen sektörlere yatırım yapılmalıydı ama yapılmadı, varsa yoksa beton..

    mesela yunanistan da kriz yaşadı ama bunu çabuk atlattılar, iktidarda kalmak için popülist kararlar almadılar, girişken bir turizm bakanı atadılar, kadın çok kısa sürede turizm girdisini 3 katına çıkardı, mesela thasos bize çok yakın, arkadaşlarımın çoğu tatile oraya gidiyor, sıkarsan biraz 20-25 euro'ya günü geçirirsin, adam kazıklama yok, yollarda çöp yok, turiste yapışan üçkağıtçılar yok, beton yığınları yok..

    hak, hukuk, adalet. özgürlük ve bunun gibi memleket meseleleri ise yabancı kuruluşların kredi notlarını direkt olmasa da etkiliyor..
App Store'dan indirin Google Play'den alın