• kendisinden nefret eden, onu itici, kibirli ya da fazlaca ukala bulan pek çok insan var ve ben onları anlayabiliyorum. ben de onlardan biriydim bir zamanlar.
    manchester'da oynarken çok fazla maçını seyretmemiştim. hakkındaki düşüncelerim futboluyla ilgili değil, özel hayatıyla, verdiği demeçlerle oluşmuştu. yetenekliydi ama sevmemiştim ben bu adamı. çok kendini beğenmişti, pek çok insan tarafından göklere çıkarılıp ilah ilan ediliyordu, sürekli magazin gündemindeydi ve akıllara zarar giyiniyordu. ben ona kısaca cırban diyordum.

    her şey real madrid’e transfer olmasıyla değişti. elbette, desteklediğim takıma transfer olmasının fikirlerimi etkilediği düşünülebilir bu durumda. ama öyle değil mesele, ben transfer dedikoduları ilk çıktığında şöyle demiştim; "cırban gelirse, gidene kadar madrid’in maçlarını izlemem.". işte bu kadar önyargılıydım ben bu adama karşı, bu kadar "hoşlanmıyordum" kendisinden. önyargılıydım diyorum, çünkü doğru düzgün izlememiştim futbol oynarken. sonra korktuğum başıma geldi, "cırban" madride transfer oldu. tam "yokum" diyordum ki, madrid xabi’nin transferini açıkladı. ya kaka'lı xabi’li higuain’li falan bir madrid'i izleyecektim, ya da anlamsız bir şekilde kendi kendime protesto yapacaktım. mantıksız geldi bana aldığım karar, vazgeçtim. işte tam da buradan itibaren bütün fikirlerim değişti.
    oyunun estetik tarafı bir yana, bu adam o sahanın içinde deli gibi çabalıyor kazanmak için. bir futbolcudan isteyeceğin/bekleyeceğin her şeyi yapıyor. yeri geldiği zaman savunmaya gidiyor, yeri geldiği zaman top çalıp asist yapıyor, gol atıyor. yapması gerekeni fazlasıyla yapıyor.
    bunu gördükçe önyargılarımı bir kenara bırakıp sadece izledim. dizlerimi döve döve izlediğim kaç maç, sırtladı takımı, attı arttırdı, ipten aldı. eh, nefret etmeyi bırakınca da, onunla ilgili haberleri, yazıları zart diye hiç bakmadan geçmekten vazgeçtim. karşılaştığımda okudum, bazen merak ettim ben arayıp buldum ve pek çok şey öğrendim hakkında. hiç tanımadan nefret ettiğim adamı, evet şimdi itiraf ediyorum, tanıyınca sevdim.

    20 yaşındayken babasını alkol problemleri yüzünden kaybetmiş, bu yüzden alkol kullanmıyormuş. bundan 2 yıl sonra da annesi göğüs kanseri olmuş. annesi kanserle mücadele ederken verdiği bir röportajda şöyle demiş;
    "cristiano phones me every day. he's always telling me this is nothing and how i'm going to live until i'm 90."
    "cristiano her gün telefon ediyor. sürekli bunun hiçbir şey olmadığını ve nasıl 90 yaşına kadar yaşayacağımı anlatıyor."
    kolay bir şey değil bu.
    üstelik önce babasını kaybetmiş, sonra annesi hastalanmış 2-3 yıllık bir zaman aralığında. hiç kolay şeyler yaşamamış yani.

    ronaldo, gittiği yerde dil öğreniyor.yıllarca ingiltere’de yaşadı, ilk röportajlarını izleyince anlıyorsun aradaki farkı. önce çevirmen olmadan anlaşamayan en sıradan bir kelimede takılan adam, şimdi -portekizce aksanlı da olsa- gayet rahat ifade ediyor kendini, rahat konuşuyor. ne var bunda, elbette öğrenecek dememek lazım. ne futbolcular var premier lig de yıllarca oynayıp da 5 kelimeden fazla ingilizce öğrenmeyen, öğrenmek için çabalamayan. geçenlerde de ispanyolca bir röportajına rastladım. arada kelimeleri çıkartamayıp ingilizce soruyor, portekizce aksanlı ispanyolca konuşuyor ama, konuşuyor işte.

    yardım kampanyaları, bağışlar... pek çok futbolcu gibi, o da yapıyor bir şeyler. ama bir tanesi var ki;
    http://www.goal.com/...g-coach-dan-gaspar-2
    kaynak ingilizce; kısa bir özet geçecek olursak,
    16 yaşında futbolu çok seven bir çocuk -brandon- diziyle ilgili problemler yaşamaktadır. önce sakatlık gibi dursa da sonra kemik kanseri teşhisi koyulur. ya bacak kesilecektir ya da acil tarafından kemoterapiye başlanacaktır. futbola tutkuyla bağlı olan, bir gün futbolcu olma hayali kuran brandon, bacağının kesilmesini istemez, kemoterapiye başlanır. ancak işler kötü gider, kemoterapinin tümörü küçültememesi bir yana, kanserin vücuda yayıldığı ortaya çıkar. aile çocuğun son dileklerini yerine getirmek ister, ki bunlardan bir tanesi idolü ve en sevdiği futbolcu olan ronaldo’yu old trafford’da antrenman yaparken izleyebilmektir ve hastalığın durumu göz önüne alınınca brandon’ın toronto'dan ingiltere’ye götürülmesi imkansızdır. çocuklarının ronaldo’ya beslediği büyük hayranlığı bilen aile, en azından telefonda konuşturabilmek adına, kaleci antrenörü aile dostundan yardım ister. sonuçta ronaldo’ya bir şekilde ulaşılır. ronaldo çocuğu arar telefonda konuşurlar, ronaldo "yarın tekrar arayacağım" der, ve yarın tekrar arar. arada nasıl olduğunu sormak için mesaj atmaya ve iletişimde kalmaya devam eder. telefonda konuştukları hafta sonu chelsea’yle yaptıkları maçta giydiği formayı ve kramponları imzalayıp çocuğa gönderir. bir de not vardır; “true champions are those who fight till their last breath, and that is the image i have of brandon."
    "gerçek şampiyonlar, son nefesine kadar savaşanlardır ve zihnimde oluşan brandon resmi de işte bu."
    brandon günlüğüne şöyle yazmıştır; "ronaldo'yla konuştum, artık cennete gidebilirim..."
    brandon 17 yaşında ölür, mezarında cristiano ronaldo’nun gönderdiği kramponlar ve forma vardır. gönderdiği not, mezara yazılmıştır.

    işte bu, maddi yönü olmayan bir şey olmasına rağmen, gerçek insanlıktır.
    tıpkı;
    http://www.youtube.com/...GI8&feature=
    bu videoda 6:15 den itibaren başlayan görüntülerdeki gibi. her çocukla ayrı ayrı konuşup ilgilendi, başlarını okşadı, öptü.
    bu da insanlıktır.
    başkaları yapmadığından, ya da o herkesten çok, herkesten iyi yaptığından değil. hiçbir kıyaslama olmadan, yaptığı şey doğru ve güzel olduğundan. bunlar bir insanı benim gözümde “insan” yapan şeyler.

    yani cristiano ronaldo; cırbandan, apaçiden, conodan öte, "insan"dır.

    sevmeyen elbette yine sevmesin, hala ondan hoşlanmamak için pek çok neden vardır büyük ihtimalle. çünkü ronaldo kusursuz bir insan değil, öyle olduğunu kimse iddia edemez. ronaldo kötü giyinir, şımarıklık yapar, hava atar, her hafta başka bir kadınla adı çıkar. ama bana samimi gelen de budur işte. şimdi evin önünde top oynayan çocuklardan birini alıp, zamanla aynı noktaya getirsek, eğer olmadığı biri gibi görünmeye çalışmayacaksa, hemen hemen aynı şekilde davranır. bir çocuğu alacaksın dünyanın en iyi kulüplerinde en yetenekli futbolcularıyla yan yana oynatacaksın, o çocuk büyüyecek, insanların bir ömür kazanamayacağı parayı bir ayda kazanır hale gelecek… ki bütün bunlar aslında kendi emeğiyle, çalışkanlığıyla, şansıyla, yeteneğiyle geldiği bir nokta olacak. sonra o adam mütevazi konuşup, mütevazi giyinecek, hiç şımarmayacak öyle mi? o kadar parayı cebine koysan hiç şımarmadan mütevazi hayatına devam edecek çok az insan vardır şu dünyada. ve ronaldonun onlardan biri olmaması beni sinirlendirmiyor.

    bugün pek çok insan sevmiyor onu, ben de anlıyorum. ama bu adamı, antipatikliğinden, şımarıklığından ya da başka bir nedenden dolayı yerin dibine sokmak, "bu da futbolcu mu?" deyip yeteneklerini, çalışkanlığını hiçe sayıp çöp muamelesi yapmak, asla anlayamayacağım bir şey. ben bunu kendisinden nefret ederken de yapmıyordum. çünkü gerek yok bunlara. sevsek de sevmesek de; bizim kıyaslamaktan, çok sevmekten ya da nefret etmekten izlemeyi unuttuğumuz adamlar; sırf kıyaslama yapmak adına birini yerin dibine gömmek, diğerini uzaya çıkarmak için fazla yetenekliler...
  • gece gece kendisi ile empati kurdum lan. şöyle ki;

    yıl:2005
    yer: bizim evin salonu

    ben: "öss sonuçlar açıklanmış. marmara'yı kazanmışım"**
    babam: "komşunun oğlu batuhan boğaziçini kazanmış"*
    annem: "eee bizim çocuk dersaneye gitmeden kazandı. onların oğlu gibi 5 senedir dersaneye mi gidiyo çocuk. aferin oğluma"***

    buradaki "ben"; ronaldo oluyor,
    "babam"; otaboka messi'yi bi anda öne çıkarmaya çalışan gsuser,
    "annem"; "ronaldo'nun arkasında xavi-iniesta olsa sen gör o zaman", "messi adamsa gitsin premier ligde kendini ispatlasın" diye yaşlanan hala madridci gsuser.
    "batuhan"; onun ben anasını s*keyim...
  • tanrı'ya şükür etse haklı, isyan etse daha çok haklı. yani böyle bir adam, taçtan gol atan, ortalama bir basketbolcudan daha fazla zıplayarak kafa golleri atan bir adam, 40 metreden iki ayağıyla da gol atabilen adam, dakika 85'te ortalama bir atletin eline verecek koşular yapıp skoru değiştiren bir adam, ortalama bir vücutçuda olmayan vücut ölçülerine sahip olan bir adam, dünyanın en güzel ve en zor liginde manchester united'la harikalar yarattıktan sonra real madrid formasıyla da kaldığı yerden devam eden bir adam, 172 maçta 174 gol atan bir adam dünyada yılın en iyi futbolcusu ödülünü alamıyor ya! bundan daha yürek burkucu bir şey var mı amk?

    keşke turgay bahadır gibi kendi halinde bir santrfor olsaydın ronaldo. şimdi kuzey güney'i izleyip huzurlu bir şekilde yatmıştın. ama sen 2 gündür acı çekiyorsun.

    atalarımızın söylediği çoğu lafın overrated olduğunu düşünürüm ama ''azıcık aşım ağrısız başım''la, ''hasan şaş'ım hasan şaş'ım fener'e girsin başın'' sözünü söyleyenler gerçekten çok doğru söylemişler :(
  • 4 tane çocuğu olan ronaldo'nun sevgilisi yine hamileymiş.

    twitter'da bununla ilgili ne geyikler dönmüş yaa, gülmekten öldüm.

    -pompaldo
    -ilk 11'e az kaldı kral
    -kupa aldıkça çocuk yapıyor, vermeyin şuna kupa
    -messiciler gözü yaşlı
    -kap'a mı bildirdi, nerden duydunuz
    -maşallah yenge de tavşan gibi, yılda 2 defa yavruluyor
    -kadını damızlık olarak kullanıyor
    -baktı portekiz milli takımı'nda iş yok, kendi 11'ini kuruyor.
    -her yerde gol atıyor reis

    en çok da şuna güldüm:
    -çocuklar parayı bölüşe bölüşe fakir kalacak amk

    allah müstehakınızı versin.
  • hakkındaki tecavüz haberleri bütün uluslararası haber ajanslarında paylaşılıyor. abd medyası zaten bu işi bırakmaz da avrupa'da da işi zor artık. dava tekrar açılırsa ki açılacaktır, ronaldo efsanesi ve imajı büyük darbe alacağı gibi hapis de yatabilir.

    9 sene(2009) önce vegas'ta yaptığı bir hata belki de yılların emeğini götürecek. vay anasını hayata ve hataya bak...

    demek ki vegas'ta olan vegas'ta kalmıyormuş, dikkatli olmak lazım :(
  • ''sporting altyapısında oynadığımız sırada ailemizden uzaktık ve paramız yoktu. bir mcdonalds'a giderdik ve orada çalışan 3 kadın bize hamburger verirdi. bize çok fazla iyilik yaptılar. şimdi onları arıyorum ve umarım bu röportaj aracılığı ile onları bulabilirim''

    şeklinde açıklama yapan geldiği yeri unutmayan çok büyük karaktere sahip futbolcu.

    edit: o kadınlara ulaşabilmiş.
  • --- alıntı ---
    vefakar topçu.

    c.ronaldo : "başarılarım için arkadaşım albert fantrau'ya teşekkür etmeliyim. beraber 18 yaş altı şampiyonasında oynadık. bizi izlemeye gelen sporting lisbon menajeri kim daha fazla gol atarsa takıma onu alacağını söylemişti. ''

    c.ronaldo : ''maçı 3-0 kazandık ben ilk golü attım albert ise ikinci golü attı üçüncü golde ise ben dahil herkesi etkileyen bir olay yaşandı. albert kaleciyi geçmişti ben de yanında koşuyordum albert'in tek yapması gereken topu boş kaleye göndermekti ama o topu bana pas attı. maçtan sonra neden yaptığını sorduğumda ise '' sen benden daha iyisin'' demişti.

    gazeteciler albert fantrau'ya hikayenin gerçek olup olmadığını sorduğunda albert '' evet hikaye gerçek ronaldo o maçtan sonra sporting altyapısına girdi ben ise futbolu bıraktım ve şu an işsizim '' cevabını verdi. gazetecilerin ''işsiz biri olarak bu kadar büyük bir eve, böyle güzel bir arabaya ve ailenin ihtiyaçlarını karşılayacak parayı nereden buldun ? '' sorusuna albert fantrau'nun verdiği cevap ise her şeyi açıklıyordu. '' bunların hepsi cristiano ronaldo 'dan.''

    --- alıntı ---
  • yaklaşıyor yaklaşmakta olan.

    di marzio'dan nakledildiğine göre yunanya'da costa navarino'da tatildeymiş ve bir jet kendisi için bekletiliyormuş. mendes, perez'le aradaki ufak pürüzleri halleder halletmez torino'ya uçacakmış. pürüz de şuymuş ki perez, ayrılık kararını ronaldo'nun açıklamasını istiyormuş. zira zidane'dan sonra ronaldo da ayrılırsa ve ihale perez'e kalırsa madridistalar tefe koyar herifi. ronaldo'nun juve'yi tercih etmesindeki başat sebep ise agnelli tarafından gösterilen yakın alakaymış. 28 kere aramış geçen ay ronaldo'yu*. o değil de olay tam doksanlar transferine döndü. menajerler (mendes), sportif direktörler (marotta), başkanlar (agnelli, perez), jetler, araya girmeye çalışan takımlar (manu)... bir de aziz yıldırım ronaldo'yu jipine bindirip kayseri'yi gezdirse tam olur ha...

    http://gss.gs/9l8.jpg

    transferin 300 milyon avroya yaklaşacak maddi külfeti de şöyle karşılanacak diyorlar ki bunun 100 milyon avrosu serbest kalma bedeli. juve epey bir adam sattı/satıyor. mandragora, cerri ve büyük ihtimalle sturaro. artı potansiyel bir higuain satışı... buradan gelecek parayla bu işi hallederler. maaşa gelince (senelik 30 milyon avro) burada olaya exor dahil oluyor. ronaldo'yu ferrari'nin gloabal temsilcisi yapıp ödenecek meblağın büyük bir kısmını buradan halledebilirler. katar-psg-neymar olayından sonra her şey mübah ne de olsa.

    http://gss.gs/yd8.jpg

    yine exor'a ait jeep'in sponsorluğu bu sene son ama yukarıda bahsettiğim olay olursa belki de seneye şöyle bir şey görebileceğimiz söyleniyor:

    http://gss.gs/y3z.jpg

    çok düşük bir ihtimal tabii ama böyle bir forma çıkarsa ben yaşar usta, fenomen ronaldo'nun 1999 inter formasından başka yabancı bir forma almamış yaşar usta, gider bu formayı hiç düşünmeden alırım ve sırtıma çekip scirocco'mla nargile içmeye giderim, anlıyor musun?
  • en son fiziksel yaşı 25 haberleri yapılıyordu. cyrotherapy , doğru beslenme ve profesyonel yardım ve spor ile tabii ki.

    oynamak isterse juventus kariyerinden sonra bir abd, çin yaparak 40 yaşına kadar rahatlıkla oynayabileceğini düşünüyorum.

    bir sporunun kariyer planını bu kadar doğru çizmesi bile müthiş bir iş.

    ben en son david beckham'da bunu görmüştüm ki beckham'ın top class diyebileceğimiz oyunu en fazla 6-8 senedir ama eşi victoria beckham'ın da imajına verdiği katkı ile hem futbolu, hem imajını hem de finansmanını çok doğru yönetmişti, halen de öyle...

    ronaldo da beckham sonrası ilk gerçek ikon.

    saçından, vücuduna kadar her detayıyla ilgileniliyor.

    kendi markasını çok doğru kullanıyor.

    mesela öyle bir adam ki herhangi bir dövme yaptırsa(imaj için bir çok sporcu yaptırıyor) aynı dövmeden yaptıracak onbinler var ama o düzenli kan bağışı yaptığı için temiz kalma niyetinde. (sıfır risk)

    maçlarda sürekli golü istemesi ve bencilliği nedeniyle bazen itici gibi gelse de tam bir takım oyuncusu olduğunu, özellikle portekiz milli takımıyla daha net gördük.

    kariyerine neredeyse premier lig'de başladı. sporting'te kısa süre oynadı. manu'da ferguson'un büyük katkısıyla müthiş bir oyuncu oldu, zaten çok yetenekliydi, futbolu da öğrendi.

    premier lig ve manchester united'ta yapabileceği her şeyi yaptıktan sonra dünyanın en büyük futbol markasına geldi.

    messi-ronaldo rekabeti ile 9 yıldır la liga'nın premier lig'in reytinginin önüne geçmesini sağladı. en azında el clasicolarla.

    kendisinden önce r.madrid çeyrek finallerden ötesini göremiyordu uzun süredir. son 5 yılda 4 kez şamp. ligi kazandı. 4 ballon d'or kazandı(madrid'de). kazanılabilecek her şeyi kazandı ve başarıya alışkın olan, en kısa formsuzluk döneminde ıslıklanabildiği r.madrid ile de yolları ayırmanın tam zamanıydı.

    2017-2018 sezonuna çok kötü başlamıştı ve r.madrid erkenden lige havlu atınca madrid taraftarı kaç maçta ıslıkladı kendisini. ronaldo ise form tutma işini sezonun ikinci yarısına, ş.ligi'ne ve dünya kupası'na göre ayarladı. tabii bu ligdeki barça ambargosundan rahatsız olan real'lilerin hoşuna gitmez. tabii kupa 1'i kazanınca her şey unutuldu.

    şimdi aynı şeyleri yaşamasının lüzumu yok. artık madrid ile bu seviyede kalması da mümkün olamayacağından, çok doğru bir kararla en iyi 3. lige de giderek kariyerinde büyük liglerin hepsinde hemen her şeyi kazanma yolunu seçti.

    hem kendisi hem de juve için müthiş bir transfer. sadece forma satışı ve juventus'un sponsorlarını arttırması ile bile maliyetini çıkaracaktır. ligi zaten kazanıyorlar. burada sürekli çok iyi olmasına gerek yok. ligin kralı zaten juve. kendisini daha çok dinlendirip şamp. ligi'ne de saklayabilir.

    olur da zaten juventus ile de şamp. ligi'ni kazanırsa bir daha kimsenin yapamayacağı bir işi yapmış olacaktır.

    italya'daki juve dominasyonuna daha da katkı sağlayacak, bundan hoşnut değilim ama serie a'nın yükselişi için çok güzel oldu.

    müthiş saygı duyuyorum kendisine ve yapacaklarını merakla bekliyorum.
  • bakış açısı ve yorum farkı işte;

    sen attığı penaltı gollerini küçümsüyor, o kadar sevinmemesi gerektiğini söylüyorsun, ben ise adamın derdinin gol atmak, kazanmak olduğunu bunun nasıl gerçekleştiğiyle ilgilenmeksizin her golü, her maçı, her kupayı kendi içinde ilk golmüş, ilk zafermiş gibi değerlendirdiğini söylüyorum. penaltı da gol atma yöntemlerinden bir tanesidir. adam her zaman hırslı, her zaman gol peşinde ve nasıl gol attığını zerre umursamadan her gole aynı değeri atfediyor. ben saygı duyuyorum.
  • arkasında luka modric, paul scholes, xabi alonso gibi adamların oynamışlığı vardır. sanırsınız arkasında selçuk şahin-barış özbek ikilisi oynadı. *

    dünya tarihinin en özel oyuncularından olabilir. daha eskileri izlemişler de böyle diyor. yalnız bu adamın "arkasında edi büdü oynamadı" şeklinde öne atılmaya çalışılması üzücü. sanırsın adam efsanevi bam üçlüsü ile oynuyor he.
  • inter veya barcelona forması altında gerçek ronaldo'nun attığı tek bir driblingi izlemek için gece uykusuz kalan gençler için, yapılan sanatı izlemek için uykusuz kalan zamane gençleri için gerçek ronaldo değildir. tabi ki müthiş bir futbolcudur, inanılmaz istatistikleri ve başarıları vardır ancak bir futbol seyircisi için oynanan oyundan alınan zevk önce gelir. o yüzden boş romantizm diyerek saygısızlık yapmak yerine gerçek ronaldo'yu iyice bir tanımak gerek.
  • oynadığı son 10 şampiyonlar ligi maçının hepsinde gol atmayı başaran oyuncu. 2017-2018 sezonunda şampiyonlar liginde 14 gol, 2 asist ile oynuyor.

    istatistik severler için bir bilgi daha; juventus'a toplamda 9. golünü atmış.

    ve son bilgi ise, topa vurduğu noktanın yerden yüksekliği 2.3 metreymiş.

    --- alıntı ---

    l'equipe'in başyazarından: "bu gece gördüğümüz şeyi görebilmek için yılda 200 maç seyrediyoruz, birkaç saniyelik zarafeti ve tarihi, kahramanlığı ve saygıyı, ronaldo'nun dehasını ve torino'nun klasını..."

    --- alıntı ---

    https://www.instagram.com/.../?taken-by=kingjames *
  • şampiyonlar ligi çeyrek finalinde* turu getiren golü atıp sevindi diye eleştirilen futbolcu. aynı şekilde dün de messi sürekli 3-4 kişi tarafından araya alınırken bu boşlukları değerlendiremeyen vasat takım arkadaşlarını tek başına üst tura taşıyamadı diye eleştiriliyordu. bir futbolcuya hayran olmayı anlıyorum ama sırf aralarında rekabet var diye diğerinden ölesiye nefret etmeyi anlamıyorum.
  • şahsım adına kendisini yüz kere seyretmektense bir kere messi seyretmeyi tercih edeceğim çok büyük futbolcu.

    kendisinin 350 golünü seyretmektense yine messi'nin bir maçta attığı acayip pasları, yaptığı çalımları, çalımlar sonrası attığı şık golü seyretmeyi tercih ederim. ha ben messi'yi geçtim yine ronaldo seyretmektense özil seyretmeyi tercih ederim. ronaldo'nun ne oyunu ne oyundaki varlığının bir futbolsever olarak hiçbir anlamı, güzel tarafı yok benim için. bir çekiciliği cazibesi de yok. ki ronaldo gerçekten manchester dönemi ve real madrid'deki ilk yıllarında bu statüde bir oyuncuydu. şimdi basketbol tabiriyle sadece istatistik kasıyor.
  • ben bir iki saat öncesine kadar juve'ye transferinin gerçekleşeceğine pek ihtimal vermiyordum* ama romeo agresti; işin bittiğini, marotta ve paratici'nin şu anda milan'da olduğunu ve bugün ya da yarın madrid'e uçacaklarını söylüyorsa sanırım bir şeyler oluyor.

    bu transferin juve'ye 300 milyon avroya patlayacağı konuşuluyor ki juventus'un dybala'yı, alex sandro'yu filan satmadan bunu öz kaynaklarıyla kotarması imkansız. ha ronaldo gelirse büyük ihtimalle higuain chelsea'ye, sarri hocasının yanına gider ama oradan taş çatlasa 60-70 milyon avro gelir. bu transfer gerçekleşecekse juve'ye birkaç yerden koltuk çıkılması gerekiyor. söylendiğine göre bunlardan birisi adidas imiş. yıllardır nike'la çalışan ronaldo, adidas'a geçecekmiş ve bir adidas takımı olan hatta adidas'a geçmek için nike'la papaz olan juve'ye gittiğinde mali külfetin bir kısmını adidas karşılayacakmış deyolla. bir diğer kaynak ise exor. fiat grubun da sahibi olan ve juve'nin yüzde 64'ünü elinde bulunduran holding, sponsorluklarla (jeep'in forma sponsorluğunun da son senesindeyiz) gereken parayı akıtacakmış. yani bu transferin arkasında exor var. exor'un arkasında kim var? john elkann var. onun arkasında kim var? isra... şaka bir yana her ne kadar agnelli soyadını taşımasa da (çünkü l'avvocato gianni agnelli'nin kızının oğlu) exor'da en büyük söz hakkına john elkann sahip. hatta yıllardır kulübe gerektiği kadar destek vermediğiyle de eleştirilir ama bu transfer andrea agnelli'nin değil, onun bir projesiymiş. aslında kaz-tavuk meselesi. söylenti çıktığından beri juve hisseleri yüzde 8 arttı. bir de gerçekleşirse üüüff... john elkann'ın kafası bu işlere iyi basar. dedesi gianni ve büyük amcası umberto* öldükten sonra batağa saplanan fiat grubu şahlandıran isimdir kendisi.

    olayın diğer boyutu ve benim gerçekleşmesine ihtimal vermememin sebebiyse jorge mendes-ronaldo ikilisinin daha önce de yaptıkları gibi bir tiyatro çevirmelerinden şüphelenmem ama florentino perez de bu seferki kıtırı yiyecek kadar eşek değildir herhalde.