• fransa'nın yıldızı kamerun'lu kylian mbappe, ingiltere'nin yıldızı jamaika'lı raheem sterling, belçika'nın yıldızı kongo'lu lukaku, hollanda'nın yıldızı gana'lı wijnaldum ama gel gelelim bizim cem dizdar'ın ne bok yediği belli değil. hadi milli takıma yabancı derken saçmaladı diyelim, real madrid ilk 11'inde 2 ispanyol, bayern munich ilk 11'inde 3 alman, liverpool ilk 11'inde 2 ingiliz, manchester city ilk 11'inde 1 ingiliz, juventus ilk 11'inde 1 italyan var. şimdi saydım güzel güzel şu var, bu var diye ama birkaç şey yok onları da sayayım, siz yorumcu bozuntularında bilgi yok, gelişim yok, emeğe saygı yok, rekabet arzusu yok ve bir çoğunuzda da utanma yok.
  • ajax'ın 30 yaşındaki tadic'e 12 milyon euro ödediğini , hakim ziyech'e 11, david neres'e daha 20 yaşında 12 milyon euro bonservis verdiğini bilmeyen, manchester united'tan 16 milyon euroya geri alınan daley blind'den haberi olmayan türk spor basınındaki en gereksiz insan. yabancı serbestliğine ve var sistemine karşı olduğunu bildikten sonra kendisini ciddiye almak çok zor.
  • memlekette satılmadık, özelleştirme adı altında peşkeş çekilmedik bi tane kurum kalmamış; arkadaş hala milli takımda yabancı oyuncu popülizminde. merak etme sevgili cem dizdar, oradan para geleceğini bilseler onu da yaparlar. tank palet fabrikası, milli piyango vs derken milli futbol takımının lafı mı olur.

    kulüplerde artık iyi olan yabancılar oynayacak, onlarla rekabet eden türk oyuncular da milli takım'da başarılı olacak. sen de oradan çemkir dur sabaha kadar.
  • savulun, ben de gömmeye geldim.

    aslında ben bu adamı eskiden severdim. uğur meleke, ali ece, bülent timurlenk tarzı lafı sözü dinlenen, "baktığın zaman" demeden cümle kurabilen yorumcu familyasından sanırdım.

    ta ki yılmaz vural'la habertürk'te katıldığı bir programı izleyene dek. şimdi aradım, taradım video'sunu bulamadım ama -sanırım öteki gündem'deydi- belki izleyen başka arkadaşlar da vardır, ne demek istediğimi anlarlar. "ulan negzel, hem cem dizdar hem yılmaz vural varmış" diyerek oturduğum tv'nin karşısından caner gibi kafamda bardak kırarak kalktım ve işte o gün kendisinden sıtkımı sıyırdım. bir insanın iticiliğinin doğal sınırlarının nerelere kadar uzanabileceğini bana öğrettiği için müteşekkirim bir tek. bir insan karşısındakine bu kadar mı saygısız olur lan? yılmaz vural her ne kadar kendisinin de payıyla karikatürize edilmiş bir tip de olsa güzel şeyler anlatıyor, mesela altyapı sorunundan bahsediyor ve genel geçer şeyler söylüyor. misal diyor ki: oyuncuların doğru dürüst duş alabilecekleri tesis bile yokken altyapılardan nasıl yıldız çıksın vs. vs... bizim cem karşıdan son derece küstah bir şekilde "ben öyle düşünmüyorum." diyor. ulan ne düşünüyorsun emenike? bir spor tesisinde duş olmaması iyilik-kötülük skalasında nerede yer alabilir de katılmıyorsun adama. veya yılmaz hoca almanya'dan bir örnek veriyor, cem hemen zıplıyor: o işler öyle değil. yahu kardeşim adam başından geçen bir anıyı anlatıyor, sen adama ait anıyı o adamdan daha mı iyi biliyorsun? velhasıl, böyle yapa yapa programı katletti herif. yılmaz hoca'nın sorduğu retorik sorulara bile zıt yanıtlar verdi. iş o raddeye geldi ki yılmaz hoca "bu elimdeki kalem, di mi cem?" dese, bizimki "ben kesinlikle buna katılamam" diyecek. konuşmadığı anlarda bile mimikleriyle, vücut diliyle, müstehzi sırıtışlarıyla "yav hoca bi siktir git allaşkına" diyor adeta. adam bildiğin yılmaz vural'la aynı söylemde olmayı kendine yediremedi. bereket versin hoca kafa adam da bu radyoaktif maddeyi iplemedi.

    şimdilerde bu kasıntı tavırlarının aynısını trt'de de sürdürüyor. bir gün karşısındaki eleman cinnet getirip cem'den başlayarak stüdyodaki herkesi kesip intihar edecek diye korkuyorum.

    bir de bilgi dağarcığı filan da öyle atla deve değildir, bu "solcu" olduğunu sürekli vurgulama gereği hisseden ağabeyimizin. eduardo galeano, metodoloji, diyalektik... tam kantin solcusu diyeceğim ama o kardeşlerimize ayıp olacak. ha bu arada ekmek su gibi kullandığı haliyle kelimesini de unutmayalım.

    "haliyle eduarda galeano'nun gölgede ve güneşte futbol kitabında anlattığı hikayedeki derin diyalektiği hesaba katarsak, son tahlilde ve haliyle beşiktaş'ın bu sezonki transfer metodolojisini anlayabilir ve haliyle paradigmanın hiç de fikret orman'dan yana olmadığını haliyle göreadzlndmaljdmlkvnvhvwiodhbkcşvlsvkdvoeom..."

    edit: conte sağ olsun bahsettiğim programın linkini gönderdi. sinir, strese girmemeniz için adaçayı içerek izlemenizi tavsiye ederim: https://www.youtube.com/watch?v=wI2_4xA_dbE
  • suçu övmek gibi olmasın, kesinlikle de tasvip etmiyorum ama bir temiz dayak yese pamuk gibi olur bu adam. ne siniri ne stresi kalır, kuş gibi rahatlar. atamadığı bir negatif enerji var çünkü, birikme yapmış. o negatifi boşaltmak lazım.

    bence kenar mahalledeki herhangi bir salona gidip kickboks'tur aikido'dur bir denesin. "tamam minderi sermişsiniz ama sporun felsefesi nerede kaldı, hayır ben başka bir şeyden bahsed.." derken ağzının ortasına aparkatı yediğinde çok rahatlayacak, garanti veriyorum.
  • https://twitter.com/...639614016262144?s=20

    bilinçsizliğine cevap vermek istediğim spor yorumcusu!!

    juventus bugün 34 yaşında olan cristiano ronaldoya geçtiğimiz sezon yani 33 yaşında iken tam 117m euro para ödedi.

    bu sezon porto 33 yaşında olan iván marcanoyu transfer etmek için romaya 3m euro ödedi.

    milan lucas rodrigo bigliayı 32 yaşında 19.2m euro ödeyerek transfer etti laziodan.

    inter borja valeroyu 6.5m euro ödeyerek 32 yaşındayken transfer etti fiorentinadan.

    utanacağını bilsem daha yazarım ama kendisinin utanma duygusu yok.
  • adamın elle tutulur tek tarafı tarafsız şekilde herkesi eleştirmesi. ben bu kadar insanın enerjisini emen, ağlaklı bir ses tonuna sahip ve pesimist konuşan başka bir adam görmedim televizyonlarda. bugün yine maçları yorumlamaktansa, bak adamlar çok iyi, sen iyi değilsin, sen iyi transfer yapmıyorsun, kulüpler iyi yönetilmiyor vs vs. ya adam bir gün de çık bir kere de olsa sistem, taktik veya oyuncu performansı yorumla. her gün her gün bu kadar enerji emilir mi yahu.... bunu her gün izleyip kendine işkence edenlere gerçekten üzülüyorum, güne 5-0 geride başlıyorsunuz çünkü.
  • ajax'ın tüm futbolcularının 100 bin euro karşılığında afrika'nın açlık sınırındaki bölgelerinden çıktığını düşünen garip bir yaşam formu.

    adamın her iki lafından biri ajax. bu kadar ajax'dan bahsettiğine göre baya baya ajax'ın tüm ekonomik hareketlerini biliyor falan sanıyorsun ama tek bildiği yarı final oynamış oldukları. futbolcuları da karın tokluğuna topa vuruyorlar.
  • --- alıntı ---

    nedir bu yabancı sevdası? neyini beğenmiyorsunuz abdülkadir ömür'ün, yusuf'un, hüseyin türkmen'in? para kazanmak için kendi çocuğunu oynatmayı savunan birisine karşı çıkılıyor ülkede. bunun nesi kötü? daha az maliyetle, daha kaliteli oyuncu oynatmanın bir tek yolu var; bilgi. yabancı sınırı gelirse futbol daha da geriye gider diyorlar. daha ne kadar geriye gidecek? şampiyonlar ligi'nde yoksun, avrupa'da yoksun.

    --- alıntı ---

    https://twitter.com/.../1106477873580380160

    baştan aşağı hakikat manipülasyonu kokan söylemlerde bulunmuş az önce trt spor'da.

    bunun ve bunun gibi fikir kokoculuğu yapan tiplerin ortak noktası şu; hegel ve kant diyalektiklerine biraz aristo, biraz da platon sosu kattın mı tamamdır! sen artık entelektüel bir futbol düşünürüsün. cümlelerini bir de çok güncel olmayan birkaç kelimeyle süsledin mi oldun sen, futbol düşünürü oldun.

    son derece basit bir oyun olan futbolu saçma sapan kavramlarla... neyse amk.

    fatih hoca aptala anlatır gibi, salağa anlatır gibi, öküze anlatır gibi anlatmıştı oysa lakin bu ve bunun gibiler anlamamakta ısrar ediyorlar. biri şuna bir kez daha söylesin:

    --- caps lock açık ---

    arkadaş! tane tane yazıyorum;

    kimse, kimseye, bir, maça, 11, yerliyle, çıkamazsın, demiyor.
    kimse, sana, kadronda, 28, adet, yerli, bulunduramazsın, demiyor.
    kimsenin, altyapıdan, çıkacak, genç, potansiyellere, hayır, dediği, yok.
    yabancı, sınırı, daha, önce, denendi, ve, başarısız, oldu.

    --- caps lock kapalı ---

    dün pi günü ve tıp bayramı olduğu kadar albert einstein'ın da doğum günüydü. ne demişti büyük deha:

    "aptallık, hep aynı şeyleri yapıp farklı sonuçlar ummaktır."

    kimlerle uğraşıyoruz ya rab! cahille nasıl baş edebileceğini bir şekilde çözersin de donanımlı görünümlü anlamazlara laf anlatmaya çalışmak ciddi enerji ve sabır işi.

    ha bu arada; ot abi ot, kafa'yla ot dergisi de eksik olmamalı tabii, unuttum onu yukarıda. küçük küçük cem dizdar'lar bahşediyorlar bizlere sağ olsunlar.

    e: imla
  • “sorun burda değil, başka bir yerden bakmak lazım, ben başka bir şey anlatıyorum” deyip bir türlü o başka şeyin ne olduğunu anlatamayan adam.
    teknik taktik soruluyor, ben başka bir yerdeyim diyor.
    4-3-3 bu takım için doğru mu? deniliyor.
    sorun dizilişte değil başka bir yerde, bunu anlatamıyoruz insanlara diyor.
    transfer soruluyor, sorun transferde değil sorunun kaynağı bu değil, sorunun kaynağı başka yerde, benim derdim bu değil diyor.

    kendi üslubuyla soralım o zaman. senin derdin ne be adam? teknik bilmezsin, taktik bilmezsin, transferden anlamazsın, futbolcuları tanımazsın, günümüz dünya futbolunu takip etmezsin, sana gelen eleşirilere köpürürsün, moderatörü azarlarsın.

    acilen hıncal ve ekibine katılmalı, 60’lı 70’li yıllar kadrosu dolu, 80’leri kendisine versinler, sabah akşam benim derdim gordon milne değil, metin-ali-feyyaz’ı konuşmuyorum başka şey anlatıyorum ben deyip dursun.
  • --- alıntı ---

    14 yerli kuralının faydasını bana bir kişi anlatamadı. genç futbolcular avrupa'ya transfer oldu diyorlar. 2002'dekiler nasıl gittiler? tuncay'lar, alpay'lar nasıl gitti? 77 yabancı serbest olsa ne olur? hasan ali'yi oynatmak zorunda kalıyorsun hala.

    yabancı sınırını değil, para sınırını tartışmamız gerekiyor. ahmet çalık, galatasaray'a geldiği takımdan ne kadar kazanıyordu, şimdi ne kadar kazanıyor? buna bakmak lazım. sayılara takılacaksanız paradaki sayılara takılın.

    --- alıntı ---

    https://twitter.com/.../1110823874692825088

    ibretlik yemin ederim. sen bizi kafasız gibilerin gazabından koru ya yüce yaradan!

    bu çakma filozofa feci taktım şu sıralar. o, kavramları manipüle edip saçmalamaya, sıçmaya devam ettiği sürece gözler önüne sereceğim sarf ettiği tuhaf şeyleri.

    bre egoist, bre megaloman arkadaş; 14 "yabancı" serbestliğinin (aslında 12 de hadi neyse), diğer bir deyişle 28 yerli serbestliğinin güzelliklerini haftalardır dillendiren insanların söylediklerinden sen hala bir şeyler kapamadıysan bi' doktora görün. gidişatın iyi değil. hadi bunu da siktir ediyorum; bre sakallı, ahmet çalık'ın kazandığı 1'in olası bir sınırlamada 2 olacağına hala basmadı mı kafan.

    ne diyem? laf anlatmaya devam mı edem? :(