• öyle büyük türk düşmanıdır ki, galatasaray spor kulübü olarak tek kurtuluş reçetemiz kendisidir. 25 aralık 2015 tarihinde gelmesini istiyorum. neden mi?

    1. gün burak yılmaz'ı antrenmandan kovacak, antrenman öncesinde sahada duran olcan'ı aşçı zannederek ketçaplı tost isteyecek, bahçıvan zannedeceği umut bulut'a çimlerin boyu yüzünden çemkirecek, git gide ayhan akman'ın son dönemindeki futboluna benzer bir futbol oynayan selçuk'u a2 ye gönderecek, sabri'yi zaten havaalanında a2'ye gönderdiği için bir kere daha göndermesine gerek kalmayacaktır.

    2.gün gözüne çarpan emre çolak ile tarık çamdal'ı fitness salonuna kitleyecek ve 3 ay boyunca sadece protein ile beslenmelerini ve futbol mantığını kavramalarını tembihleyecektir.

    3. gün kendisini ronaldo ile kıyaslayan ancak bu kıyas neticesinde son 2 maçtır top oynamayan yasin'in kafasına ıslak odunla vuracaktır.

    5. gün sahaya izinsiz giren taraftar zannedeceği jem karacan'ı yetkililere şikayet edecek ve florya'da güvenlik zaafı olduğunu iddia edecektir.

    6. günün sonunda gereksiz ağırlıklardan kurtulmuş olacaktır.

    7. gün başlayacak transfer döneminde ise futbolcu aldıracaktır. torpilli topçu değil, futbolcu.
  • 1.5 sezon boyunca oyunculara "çıkın kafanıza göre takılın" diyerek maaşını almış keyfine bakmış ama görünen o ki görevine son verildi.

    2 ispanyol takımı hariç son yılların en dominant takımını hamza misali mahvetti. bu yazın başında kendisine zaman tanındı, ligi, takımı tanıdı geçen sene vs denildi hatta iyi niyetli bayern taraftarları tarafından ama ancelotti'de bir değişiklik yok. sonuç bakımından geçen sene sonuç vardı ama hiç "büyük takım" oyunu oynamayan bir takım vardı, tanıdığım tüm fanatik bayern taraftarlarınca "bok gibi oynuyor takım" deniliyordu ve üstüne sonuç gelmeyince; sezon başı falan dinlenilmeden postalanıyorsun işte. performans, rotasyon vs gibi onlarca defosu sayılabilecek bir zaman geçirdi bayernde, hatta madrid'de de böyleydi. kroos dm falan oynuyordu, bale berbat oynarken 3 ay boyunca ilk 11 başladı, sıfır rotasyon, modric sakatlanınca yerine koyacak adam bile bulamadı, komple taktiği 4-3-3e çevirdi. geçen sene absürd rotasyonuna rağmen, resmen 2 takım olmasına rağmen yine rotasyonda yetersizdi. çünkü as formda adamları ile bile pek parıltı göstermiyordu.

    http://gianlucadimarzio.com/...lieved-of-his-duties

    edit: senede 1 tane cl maçı izleyip kendini futbol uleması sanan garip tipler gelmiş yine, alakasız bir başlıkta pepepee diye havlıyor; aynı tiplerden sneijder, hamza vs gibi başlıklarda da var işte. arada çıkıp hehe sonuçta 3 kupalı hocamıss diyen tipler. sorsan "ben ronaldo hayranıyım, o yüzden madrid taraftarıyım, o yüzden barcelonadan nefret ediyorum, o yüzden guardioladan nefret ediyorum, o yüzden ancelotti peygamber pep firavun" diyecek, futbolla alakası o; gram nitelikten uzak; ancelotti başlığına gelip guardiolayı kötüleyecek çünkü cristiano ronaldo hayranı.. bu kadar da ağız ishali olmayın bari; fatih terim-mancini ardına gelen prandelli gibi top oynatan; berbat kadro, değişiklik, rotasyon yapan adamı kıskanıp göndermiş alman-pep lobisi, bugün guardiola gönderilsin diyen ağır bayern taraftarları bile ancelottinin bayern'i, guardiolanın oynattığının yanında devede kulak kalır diyor. :d

    geçen aylarda; pek medyaya olumlu-olumsuz konuşmayan müller bile "ancelotti'nin ne yapmaya çalıştığını bilmiyoruz" demiş. lewandovski yazın eleştirmişti.
    https://twitter.com/...s/907936637958713344

    istemeyen hiçbir şey anlamayacak ama ben yine de yazayım. hani sorarsın ya bir parti sempatizanına neden savunuyorsun diye, bilmiyorum; ııı yol yabdı der; bizim millet de o hesap yukarda örnekte verdiğim gibi, işin futboluyla alakası yok, bilse zaten savunmaz. koskoca bayern'in 5 yıllık-10 yıllık plan ve vizyonunu yapanlar hiç düşünmediler o işi sizin kadar zaten kardeşim.

    guardiola; yaşlanan ve sürekli sakat robben-ribery'e aşırı bağımlı bayern'i değiştirmek için işe alındı. genel kanının aksine, guardiola, dünyanın en taze, mükemmel takımını almadı. bayern'in dominasyonu aslında luis van-gaal dönemined başladı. şimdilerde bu sözlükte tanrı gibi bakılan, aslında teknik direktörlük kariyeri çok parlak olmayan jupp heynckes zamanında ise sistem tam üst noktasına ulaştı. bayern o 4 yılda 3 defa şl finaline ulaştı. pep gelmeden önce de ligde klopp tarafından tokatlandı.

    guardiola geldiğinde bayern'i yaşlanmış ve yıl boyu sakat gezen robben ve ribbery'ye bağımlılıktan mümkün olduğunca uzaklaştırmaya çalıştı. kendisinin ağır filozofik, mükemmelliyetçi sistemleri, değişik antrenmanları(taktik yerleşim antrenmanını futbol sahasında yaptırmaz mesela) başlarda meyvesini vermedi. daha sonra da biraz daha dengeli sisteme geçti ve bu sistem aynı zamanda alman milli takımında da uygulandı ve başarıya ulaştı. (barça-ispanya gibi)

    bunun kitabı var ve ismi "pep confidential: inside pep guardiola's first season at bayern munich". guardiola'dan finansal, futbol, kalite olarak ne beklendiğini ve ne kadarını ortaya koyabildiğini gösteren. adamlar bu arz talep meselesinin kitabını yazıyor; ama bizimkiler +'sına -'sine bakmadan kötülemek, nefret etmek zorunda. çünkü biz ronaldocuyuz; yaptığı hiç iyi birşey olamaz, nefret etmeliyiz.

    son sezonunda guardiola müller ve douglas* costa'yı müthiş kullandı. izlerken ağzım açık kalıyordu costaya bi aralar. hatta dünyanın en iyi kanat oyuncularından biri falan deniliyordu.

    her ne kadar guardiola şl kupası anlamında başarısız olsa da diğer alanlarda almanyada tam ve mutlak bir dominasyon gösterdi. bazı maçları ders niteliğinde hala örnek gösterilmekte ingiliz tvlerinde eski hocalar, futbolcular tarafından. ligde 2-3-5 oynadığı, inverted wing back muhabbetini futbolla tanıştırdığı gibi. hatta elendiği atletico-bayern maçı sanıyorum zidane tarafındandı, emin değilim, ispanyol televizyonunda "taktiksel olarak izlediğim en mükemmel takımdı o bayern diye anıldı. bayern her şeyi denedi taktik olarak, kanatlara açılma, ortadan yerden denemeler ancak top kaleyi geçmedi" şeklinde anıldı daha sonra. guardiola'nın sorunu da buydu aslında, biraz realite'den uzakta kalmak ve konuştuğum bayernliler heynces'deki pragmatik anlayışın guardiolada olmadığını ve madrid+atletico gibi takımlara karşı skor alamadığını söyledi. velhasıl kelam; o zamanlar insanüstü performans gösteren 2 takımın kontra atak taktiğine bir antitaktik üretmeyip pragmatist olmadığı için sonu geldi.

    guardiola bayern'de, 3 senede 9 maç kaybetti sadece, şaka değil gerçek.. bunların 5 tanesi; ligi kazanmayı garantiledikten sonraki maçlar. akıl almaz bir istatistik.

    ancelotti geldi, geldi gelmesine; kendine has bir tarzı var, tecrübeli; sakin bir futbol anlayışı var ancelotti'nin psg ve milanda çok güzel uyguladığı ancak tutup 4 yıl önceki sisteme geri döndü. costa ve coman kulübeden çıkamadı; rotasyon en fazla eleştirildiği konulardan biriydi. şansına robben ve ribbery çok sakatlanmadı ama bu diğer oyuncuların gelişimini de tıkadı. thiago oynadı fakat thiago biraz daha yavaş futbol oyuncusu, tiki-taka oyuncusu. müller gibi oyuncular performans gösteremiyor, yukardaki tweette güzel bir anlatım vardı bunla ilgili.

    şimdi bayern 2 yıldır bir halt oynamıyor. yine emin değilim ama bir istatistik gördüm, geçen sene bundesliga'da 8 maçta 90+'da gelen gollerle puan almışlar. bayern ligde geçen sene "anadolu" takımlarına karşı rahat puan aldı, ama kupa maçları, cl maçlarında çok bayern gibi oynamadılar. sonuçta geçen sene kadro kalitelerine bakacak olursanız bayern 600m €, ardından gelen en iyi 2. takım 300m € ile dortmund. bayern neredeyse tüm bundesliga kadar kadro değerine sahip. ancak sahada oyun öyle değil. guardiola gitsin, iyi futbol ama sonuç yok diyen bayern taraftarı bir konuştuğum eleman bile guardiolayla domine ettiğimiz maçların çeyreği kadar oynayamıyoruz diyor.

    bazen kimya tutmayabiliyor, ancelotti ile daha aklı başında, sakin bir bayern görmeyi beklerken hüsran gördü futbolseverler. şimdi ardına muhtemelen yardımcı hocalarından biri gelecek ve bayern sene sonunda nagelssman'a sulanabilir. ancelotti ise muhtemelen italya'ya dönecek. bence milan'da tekrar kendisini bulabilir ve hem italya'da hem avrupada ciddi başarı sağlayabilir.

    ayrıca şu anda google'ı açın, bulun sorun bayern taraftarlarına. size 1 - taktik olarak berbat, 2 - rotasyon berbat diyeceklerdir, demezlerse gelin yüzüme tükürün ancak şu futboldan bu kadar uzak olmayın. son zamanlarda ancelotti'nin taktisyenliği bir "meme" haline geldi avrupa futbolunda. açın "bundesliga funny" falan gibi bir sayfa bulun twitterda ig'da, sonra bakın bakalım denge dengeoğlu muhabbeti yanında meze kalır. top ve oyuncular belirli bir plandan uzak, herkesin hemfikir olduğu ancelotti'nin oyuncuların bireysel yeteneklerine çok güvendiği. milan hariç adamın bıraktığı her kulüpte "taktik sıkıntılar" eksi olarak gösterildi, hepsinde hemde. negatif olarak gösterilen bir tarafıydı bu yönü, ama iyi yönleri yok mu? var tabi .bu kulüplerde ciddi başarıları var, hepsinde kupa almış, kariyeri başarıyla dolu bir teknik direktör. bu yüzden hala iyi hatta dünyanın en iyilerinden birisi.
  • bayern münih'in italyan teknik direktörü. şimdi bu adam sene sonu galatasaray'a geliyor desen burada herkes bayram havasına girer, sevinçten taklalar atar falan. ama işte dünyanın en iyi hocalarından biri de olsan akıl tutulması yaşayabiliyorsun. misal 12 nisan 2017 bayern münih real madrid maçı'nda kendisi net anlamda sıçmıştır. öncelikle maçın başından beri berbat oynayan, yanındaki oyuncuya bile pas veremeyen xabi alonso'ya 65 dakika dayanmış, nihayetinde takımı 10 kişi kalınca savunmaya adam almak için kendisini biraz da mecburiyetten çıkarmıştır. sonrası ise daha facia. 10 kişi kalmışsın, rakibin real madrid ve maç 1-1. bu skorla barnebeu'ya gidersen her türlü şansın var zira bayern münih'sin, oyuncuların biraz gününde olursa galibiyetle oradan dönme ihtimalin her zaman var. ama kendisi ne yaptı? tam yarım saat boyunca hiçbir şey yapmayan robben'e dayandı. o robben ki ikinci yarıda artık kanat oyuncusu gibi her pozisyon ileride oynamaya başlayan marcelo'yu hiç kovalamadı. ronaldo ve benzema'yla beraber 3'ü philipp lahm'ın kanadını otobana çevirdiler. 2'nci gol de o kanattan gelen ortayla geldi. oyunda olan müller'i bile o bölgeye çekmeyi denemedi. yine hiçbir şey yapmamış ribery'i çıkartıp bir başka kanat oyuncusu douglas costa'yı oyuna aldı ama merkezde casemiro, kroos, modric ve asensio dörtlüsüne karşı sadece vidal ve thiago'yu bırakıp takımı 30 dakika boyunca real madrid'e mahkum etti. 5-6 olacak maç neuer sayesinde 2-1 bitti. robben ya da ribery'den birini çıkarıp kimmich ya da renato sanches'i orta sahaya koymadı arkadaş adam. en azından 1-1 de olsa geride sağlam durayım, atabilirsem kontradan 1 tane atarım, olmazsa da bu skor son şartlara göre fena değildir demedi. yemin ediyorum bayern münih'li değilim ama ben bile deli oldum ekran başında. bir maç göz göre göre rakibe nasıl verilir adam uygulamalı gösterdi. ve bu herif 15 milyon euro falan alıyordur senelik. hakikaten helal olsun. elinde 10 kişi de kalsa birçok alternatif yaratacağı bir kadro var ama dünyanın en iyilerinden biri bile bildiğin takımını rezil edebiliyor.
  • aktif hocalar içinde en kariyerli kendisidir herhalde. serie a, premier lig, ligue 1 ve bundesliga şampiyonluğu; milan'la 2, real'le 1 tane şampiyonlar ligi şampiyonluğu; juventus'la intertoto kupası...

    daha o diğer ufak tefek kupaları saymıyorum.

    o takımları babam da şampiyon yapar, argümanına gelince tam bir cahil zırvalamasıdır. böyle diyen adam, ancelotti'nin kariyerini direkt milan'dan başlatıyordur ama hiçbir büyük takım, hiçbir oyuncusuna "futbolu bırak, yarın gel işe başla." demez. ancelotti de futbolu bıraktıktan sonra italya milli takımı'nı çalıştıran eski hocası sacchi'nin yanında işe başlar. 94 dünya kupasında 2. olan italya'nın yardımcı hocalarından biridir yani.

    https://i.hizliresim.com/p03zk0.jpg

    daha sonra serie a'ya yeni yükselen reggina'nın başına geçerek ilk teknik direktörlük deneyimini tadar. kulübe rekor puan kazandırıp futbolculuğa başladığı parma'nın başına geçer. ilk sezonunda parma, ligi 2. bitirir. ikinci sezonundaysa ancak 6. olabilirler ama ancelotti önemli bir şey öğrenir orada. sacchi'nin öğrencisi olarak kendisi doğal bir 4-4-2 hastasıdır ama o zamanlar kara paranın bok gibi aktığı parma kalkar ilk sezondaki 2.'likten sonra ancelotti'ye roberto baggio'yu hediye etmek ister. ancelotti'yse 4-4-2'ye uymuyor diye ilahi at kuyruğunu parma'ya transferini veto eder. hatta ilk sezonunun ardından yine sistemine uymadığı gerekçesiyle zola'nın chelsea'ye satılmasının altında da yine kendisinin imzası vardır. zira trequartista'ların 4-4-2'de yeri yoktur. lakin sonradan sonraya bu kararlarından dolayı köppek gibi pişman olur. hele ki parma sonrası juve'nin başına geçince ve eline zidane gibi bir adam verilince baggio ve zola deneyimlerini de hatırlayarak taktisyenlikte bir level daha atlar. milan'ın başına geçtiğinde de sacchi'nin klasik 4-4-2'sini neredeyse kendisiyle özdeşleşen diamond 4-4-2'ye evirip trequartista'lara (rui costa-kaka) yer açmayı başarır ve 8 sezonda üç defa şl finaline çıkıp 2'sini kazanmayı başarır.

    yani ancelotti öyle ağaçtan yetişip de agnelli hanedanlığından rus oligarkına, arap şeyhinden rummenigge ve saz arkadaşlarına kadar genişleyen bir skalada beğeni toplayıp tercih edilen bir hocaya dönüşmemiştir.

    zaten o yüzden senin banan kahvehanede batak atarken bu adamın emrine yüz milyonlarca avroluk kadroyu veriyorlar.
  • juventus ile 1 intertoto kupası;

    ac milan ile 1 italya serie a şampiyonluğu, 1 italya kupası, 1 italya süper kupası, 2 şampiyonlar ligi kupası, 2 uefa süper kupası, 1 fifa kıtalar arası kupası;

    chelsea ile 1 ingiltere premier lig şampiyonluğu, 1 fa cup şampiyonluğu, 1 fa community shield kupası;

    psg ile 1 fransa ligue 1 şampiyonluğu;

    real madrid ile 1 şampiyonlar ligi şampiyonluğu, 1 uefa süper kupası, 1 fifa kıtalar arası kupası, 1 copa del rey kupası;

    sahibi hayvan.

    şimdi bayern'e giderse cebine minimum 1 almanya bundesliga şampiyonluğu daha koyacak. almanya kupası'nı da meze eder yanına.

    fakat ben kariyerinde çok büyük bir gedik görüyorum...

    adamın türkiye süper ligi şampiyonluğu yok?

    eyyy ancelotti, sen kimsin ya? hani senin süper lig şampiyonluğun? geçsene galatasaray'ın başına! yarın bir gün emekli olduğunda bu eksikliği yaşamayacak mısın?

    kısacası, gelip bizimle şampiyonluk yaşamadığı müddetçe tam bir loser olarak kalacak italiano.

    https://www.youtube.com/watch?v=frr65AEiFs8
  • kendisi-bayern munchen-jupp heynckes arasındaki denklemin aynısını tudor-galatasaray-fatih terim ile düşünün.

    futbolu bizden daha iyi yönettiği belli olan bayern munchen gibi bir kulüp bile böyle bir değişim yapabiliyorsa sezon ortasında hoca gayet de değiştirilebilir.

    yeter ki hamza-mustafa denizli, riekerink-tudor gibi saçma tercihler olmasın. yoksa tudor'u gönder yerine kendini kanıtlamamış yerli/yabancı kimi getirirsen getir sonuç değişmez. kendini kanıtlamış adamları(mancini-prandelli) bile getirdiğin zaman başarısız olabiliyorsun.

    bu sebeple fatih terim olması çok önemli. bayern de istese top class hocaları ikna edip getirir sezon ortasında rahatlıkla ama jupp heynckes tercihinin bir sebebi var.
  • bayern münih'ten kovulduktan sonra bir şekilde milan'a gider artık. hem milan'ın hem ancelotti'nin yararına bu iş.

    kötü antrenör tartışmalarını yapanlar var. sadece italyanların aksine biraz disiplinsiz bir antrenör. hakimiyeti oyuncuların insiyatifine fazlaca bırakıyor. bunun dışında hele hele taktisyenliğini tartışmak abesle iştigaldir. vuralım ama öldürmeyelim bence.