• "şampiyon olamadınız, olduramadınız. tabii türkiye burası, hangi şartlarda oldurulamıyor hepimiz iyi biliyoruz bazı şeyleri. ya da bazı desteklerler vardı arkanızda onlar sorgulandı, bir sürü hikaye döndü." *

    başakşehir ve emre belözoğlu'na zamanında modaya uyup sallayan çapsız şimdi de yalamaya başlamış. kendisine her sabah kalkınca iki doz omurga öneriyorum çünkü omurgası yok gibi gözüküyor burdan.

    --- alıntı ---

    oysa cumhurbaşkanı maçtan bir gün önce akp, başakşehir kongresinde gençlere maça gitmelerini söylüyor. bu ‘talimata’ uygun olarak dün akşam hakemin her pozisyonuna ‘devletin savcısı’ gibi itiraz ediyor emre-arda ikilisi. iktidar forsuna sahip takım elbiseliler gibiler! gecikmiş de olsa itirazdan kart görünce çok bozuluyorlar. hakem halil umut meler cüretine şaşırıyorlar sanırım. “sen kimsin eyyy meler?” gözümüzün içine baka baka oluyor bunlar. her zaman olduğu gibi. *

    --- alıntı ---

    https://t24.com.tr/...rih-yazmazlar,606774 (kaynak)

    https://youtu.be/Dbatg7l5gOc (emre belözoğlu ile program)

    --- alıntı ---

    başakşehir ile birlikte hükümet ilk kez bir futbol başarı hikayesi yazmayı başarabildi. *

    --- alıntı ---

    https://www.bbc.com/...erler-dunya-43592532 (kaynak)

    https://youtu.be/JVDnOQkstqY (abdullah avcı'nın katıldığı program)
  • abdullah avcı'ya "şampiyon olamadınız, olduramadınız. tabii türkiye burası, hangi şartlarda oldurulamıyor, hepimiz iyi biliyoruz" diyen, her kelimesinin altında sinsilik yatan bu adam 3 temmuz sürecinde fenerbahçe'nin en büyük destekçisiydi. halen, sırf kendisini iki üç kez programına çıkardı diye, bizim tayfadan da bu adamı savunanlar var. çoğu twitter'da feno.
  • 16 nisan 2018 pazartesi tarihli cumhuriyet gazetesindeki köşe yazısında 15 nisan 2018 galatasaray başakşehir maçı ardından şunları yazmış...

    --- alıntı ---

    yabancı gazeteciler merak içinde. başakşehir’i şampiyonluk yarışında tutan şey ne? hepsi aynı kalemden çıkmış gibi yazıyorlar: “iyi örgütlenmiş bir takım/kulüp, ama arkasında hükümet desteği de var.” hep reddediyor başakşehir yetkilileri: “iktidarın takımı değiliz.”

    oysa cumhurbaşkanı maçtan bir gün önce akp başakşehir kongresinde gençlere maça gitmelerini söylüyor. bu ‘talimata’ uygun olarak dün akşam hakemin her pozisyonuna ‘devletin savcısı’ gibi itiraz ediyor emre-arda ikilisi. iktidar forsuna sahip takım elbiseliler gibiler! gecikmiş de olsa itirazdan kart görünce çok bozuluyorlar. hakem halil umut meler cüretine şaşırıyorlar sanırım. “sen kimsin eyyy meler?” gözümüzün içine baka baka oluyor bunlar. her zaman olduğu gibi.

    kendimi emre-arda yerine koyuyorum, sonra koşarak kaçıyorum kendimden. mağdura empati gösterilir, pişkine değil! doğru, geçmişte emekleri çok sarı-kırmızılı formaya, ama bugün öfke yaratacak eylemleri daha çok. artık şunu öğrenecek kadar da profesyonel olmalılar. aldıkları milyonların içine bu muamele de dahil!

    maç mı? sıkı mücadeleydi doğrusu. müthiş bir çarpışma ve taktik incelikler vardı. galatasaray çok daha istekli ve dirençli, başakşehir ise daha akıllıydı. ama işte memleketteki tüm futbolseverler bir anlığına da olsa aynı takımı tutar, aynı gole sevinirse bu ‘duygusal karmayla’ kimse mücadele edemezdi. öyle de oldu. futbolun gerçekleri hamili karta bakmadı. sarı - kırmızılılar bileğinin hakkıyla liderlik koltuğuna oturdu.

    başakşehir’e de teşekkür etmek lazım; herkesi birleştirdikleri için. saygı da duyabiliriz; iyi ve akıllı top oynuyorlar. ama asla sempati ya da sevgiye layık değiller. abdullah avcı maç öncesi “bu maçın büyük bir derbi olarak görülmesi bizi heyecanlandırıyor” dedi. yanılıyor. teknik açıdan derbi olabilir. tarihsel olarak asla. taraftarsız, kültürsüz, değersiz takımlar geleceğe de kalmazlar, tarih de yazmazlar. ama güçleri var bak, eyvallah. ve bunu göstermek için çırpındıkça daha da antipatikleşiyorlar.

    --- alıntı ---

    kalemine sağlık.

    edit: bkz
  • bahsi geçen aslında programını genelde izliyorum. abdullah avcı’nın konuk olduğunu da dün izledim. basının teknik konulardan çok saha dışından, magazinden falan sorular sorduklarından bahsettiler. ama kendileri de eleştirdiklerinin aynısını yaptılar. hatta "şampiyon olamadınız, olduramadınız. tabii türkiye burası, hangi şartlarda oldurulamıyor hepimiz iyi biliyoruz bazı şeyleri. ya da bazı desteklerler vardı arkanızda onlar sorgulandı, bir sürü hikaye döndü." bu dedi. bu mu saha içini konuşmak? hem de muhalif geçinen bir adamken, başakşehir’in kimlerin elindeki bir oluşum olduğunu bilirken bunları söyledi.

    yüreğini koymak, coşku laflarıyla alay ettiler abdullah avcı ile beraber. akıllarınca fatih terim’le alay ettiler bu şekilde. birkaç defa yaptılar bunu gevrek gevrek de güldüler. sonra 27 kasım 2019 beşiktaş bratislava maçı sonrası abdullah avcı’nın basın toplantısını, yatarken yarım kulakla dinledim. neredeyse iverson’ın ünlü basın toplantısında kullandığı “practice” kadar “coşku” kelimesi kullandı. elitistliğiniz batsın. bir şeyler başarmış, halen başaran tek adamı aklınızca alaya alıp, küçümsüyorsunuz. ama ortaya ondan fazla hiçbir şey koyamıyorsunuz. kompleksli ve iki yüzlüsünüz.

    edit: yine aynı programda abdullah avcı’nın çimlerin boyu hakkında söyledikleri üzerinden konuştular. standart getirilip her sahada aynı kalitede ve uzunlukta çimlerin olması gerektiğini belirttiler ki bence haklılar. sonra bir anda fuat akdağ bu işi yapabileceğini iddia etti. ziraat mühendisiymiş sanırım kendisi. yahu arkadaş ne kadar samimiyetsizsiniz. madem böyle bir bilgi, birikim, yeterliliğin var. bu durumu da dert edinen birisin. yapsana bir plan, proje. maliyetini ortaya koysana. yapacağın projenin ne gibi faydaları olacağını ortaya koysana. gazeteye, televizyona çıkma imkanı olan birisin. internet ortamında yayın da yapabiliyorsun. yani türkiye’nin tamamına ulaşabilme imkanına sahipsin. bunu istiyorsan gündem yaratbilirsin. federasyon başkanına, kulüp başkanlarına, siyasetçilere ulaşabilirsin. ama yok! hiçbir şey riske etmeden goy goy yaparak para kazanmak varken neden bunu seçesin ki? siz futbol romantiği falan değilsiniz. sadece geyik yapıyorsunuz hepsi bu. futbol romantikliği, futbolu bilmek, sevmek bilmem kaç senesindeki liverpool kadrosunu ezbere bilmek, “ne takımdı yahu” demek değil.

    adamlar futbolun taktik kısmına kafa yorduğunu iddia eden, saha dışına çıkmadım, çıkmayacağım diyen bir teknik direktör konuk ettiler. beraber basını ve teknik direktörleri eleştirdiler. ve programdan sadece fuat akdağ’ın branşı ve abdullah avcı’nın çocuklarının hobilerini öğrendik. komik bile değil. gülünç.
  • loser mucib avcı'ya güzelleme yapayım derken sıçmış ve sıvamış zat.

    "şampiyon olamadınız, olduramadınız. tabii türkiye burası, hangi şartlarda oldurulamıyor hepimiz iyi biliyoruz bazı şeyleri. cümlesini kurarken videoda dikkat ederseniz avcı'nın gözleri parlamakta, başarısızlığının elleriyle verdiği şampiyonluğa sebebiyet veren acizliğinin örtbas edildiğini sanmakta.

    keşke şunları da sorabilseydi avcı'nın yüzüne barış erten ya da herhangi başka birileri;

    -ciddi paralarla iyi kadrolar teslim edildi sana ve bu paraların nereden geldiği tüm kamuoyunda mide bulandırırken sen tek bir kupa dahi alamadın? hep saha dışı olaylar yüzünden mi? 56 yaşındasın bir tane bile kupan yok bahanelere sığınmak doğru mu?

    -son sezon en yakın rakibine 8 puan fark atmışsın, üstelik o rakibin sahasında final maçında öne geçip maçı veriyosun, peki senin argümanlarına göre bu şampiyon olmanı istemeyen güçler neden 8 puan öne geçmene izin versin?

    -türk milli takımı sana emanet edildi elle tutulur ne yapabildin?

    -her fırsatta türk futbolu bu, engel olunuyo, şampiyon yapılmıyoruz diye ağlanıp sızlanıyosun, neden yurt dışına gitmiyosun? yoksa sürekli kaybeden loser hocalara şans verilmiyo mu ülke sınırları dışında? bu da mı dış güçler?

    -avrupa ligi maçlarında laf olsun diye hedefsiz oynadığın yedek kadrolarla çıktığın maçlardan dolayı hiç öz eleştiri yaptın mı?

    -her fenerbahçe maçı sonrası üstüne basa basa türkiye'nin en büyük kulübüyle oynadık, ortada fol yok yumurta yok iken şenol güneş bence türk futbol tarihinin en başarılı hocasıdır tarzı söylemlerini ve yürütmeye çalıştığın algıları sence futbol kamuoyu anlamıyo mu?

    körler sağırlar birbirlerini ağırlar.
  • 3 temmuz surecinde futbolumuz temizlenebilirdi bir nebze de olsa. cezasizlik kulturumuze bir delik acabilirdik. bir nefes olsun alirdik. alamadik. cezasizlik kazandi. sikeciler kazandi. avrupa kupalarindan siktiri yiyenler burada el ustunde tutuldu. bu surecte kaybetsek de en azindan bir konuda icim ferah; bagis erten gibilerin takkesi dustu, keli gorundu (sakaya bak sakaya. takke, kel of of).

    bu arkadas fenerbahçe ve besiktas'in sikeciligini aklama surecindeki en sakil duran figurlerdendi. hem entellektuel, hem de sike savunucusu olunmaz. olunamaz. olunamadi da. kendisi sadece bir sikenin ve sikecinin dostu olarak kaldi. kel. epeyce de fodul.
  • şimdi takımı fb pisliğe batmış vaziyette aynı mehmet demirkol gibi ya umrunda degil bu lig, tad vermiyo zart vermiyo vs.. söylemleriyle degersizlestirme cabası içindeler ligi. tamam rezillik diz boyu ama neden? yine sizin camianiz takiminiz ve mensuplari yuzunden,tff 'nun fbli maa takımını düşüremedi biz yandık ligede kara çalayım stratejisi.. ben taraftar olarak bütün pisliğe rağmen takimimin maclarıni heyecanla bekliyorum fb'ye ne olmuş aynı senin galatasaray'ı onemsememen gibi umrumda degil ister düşsün ister batsın! ben takımımın maclarına bakarım arkadas! ben bu adamın muhabbetini dinliyorum aga entel dantel diyorlar yemin ediyorum ali ece bunu 7 ye katlar. samimi "tarafsiz" görünüp sinsi fanatik bir yazar tipi m.demirkol gibi..

    isin kötüsü banu y. severiz izlemek isteriz ama bu adamla ekuri oldugundan onu görmek için cogu zaman bu adama katlanıyorum.. teşekkür ederim!
  • 17 subat 2006 tarihinde galatasaray adına soyle bir yazısı vardır;

    --- alıntı ---

    'öteki galatasaray'ı tutmak!

    biz idol yaratma hevesimizi hep ithal pazarlarda arar olduk. tamam, tanju'lar, rıdvan'lar, hakan'lar olarak büyüdük çoğumuz. ama büyüyünce 'geçti'! yeni isimleri sıfat bildik ismimize. unutumadıklarımız vardı, ama eskide kaldı. metin oktay, lefter ve yusuf tunaoğlu... es-es'i, göz-göz'ü bir de... ama hepsi bu işte. tv'lerin eskitemediği yüz, boyası (ve hatta foyası) çıkmamış yıldız yok artık. boşa değil, sadece kendi takımımızı seviyoruz ve diğerlerini umursamıyoruz bile. ithal heyecanlarımız var sadece: robbie fowler'ın dönüşüne meftunuz, alaves'i unutmuyoruz, livorno'ya, st. pauli'ye gıyabi aşk mektupları diziyoruz vs... ama işte bazen futbol perisi, biz görmek istemesek de çubuğunu dibimizde şaklatıyor.

    size galatasaray'dan bahsedeceğim bu yazıda. ama 'o galatasaray'dan değil, 'öteki galatasaray'dan'. beni mekteb-i sultanili, avrupa fatihi, aristokratik, ligimizin jantisi galatasaray ilgilendirmiyor. benim derdim başka. futbolun paraya esir olduğu, her şeyi bir marketing projesi gibi gösteren ahir zamanlarda ben size farklı bir hikâye anlatacağım. tarih yazmanın başka bir versiyonunu...

    bir kulübün düşebileceği ne kadar zorluk varsa birer birer düştü, düşmeye de devam ediyor galatasaray. anlatmaya gerek yok. hepimiz dehşet içinde izliyoruz, yazıyoruz. uefa şampiyonu tüm komuta kademeleriyle iflasın eşiğinde. üstelik taraftarıyla da başı belada. uğulduyor ali sami yen her hafta. sıkıntı, öfke içinde... ama ne oluyor, galatasaray akıl almaz bir mücadeleyle paraya pula, onun hükümranlığına direniyor da direniyor. hem de en demokratik yollardan... hatta bir sivil toplum kuruluşu gibi sivil itaatsizlik ve protesto yolları keşfediyor. para yok, eylem var, ama bol bol gol de var, hedef de. tam gaz yola devam ediyorlar. hem de sözlerini sakınmadan. susmuyorlar, ama savsaklamıyorlar da...

    hatta paranın imparatorluğunun derebeyleri dökülürken onlar hâlâ şarkılar söyleyip eğlenebiliyorlar. ankaraspor, beşiktaş, hatta inter, real madrid dökülürken onlar heyecanı eksiksiz koşularına devam ediyorlar.

    bu oyunun keyfine varmayı her şeyin ama her şeyin önüne koyan bir avuç genç, futbolun en içtenini sergilerken alkışlamak gelmiyor mu içinizden? gün geliyor birbirlerine harçlık dağıtıyor, gün geliyor kendi halleriyle dalga geçiyorlarsa onlara saygı duymak gerekmez mi?

    külahımızı önümüze koyup düşünelim şimdi. yurtdışından biri bu hikâyeyi anlatsaydı bize... bir zamanların uefa şampiyonu şimdi batıyor... ama takım direndikçe direniyor... üstelik protestoların arasında ezilmeyen gencecik çocuklarla... hem de futbolu bıraksa da futbolumuz kurtulsa dediğimiz isimlerin abiliği eşliğinde... antrenörlerinin desteğiyle... şampiyonluğa oynuyorlar... deselerdi...

    ne yapardık? bu olay mesela ispanya'da, arjantin'de vuku bulsaydı, neler yazardık? misak-ı milli'de geçiyor, masal gözümüzün önünde yazılıyor diye susmak olur mu hiç? tarihinin belki de en değerli lig şampiyonluğuna koşarken galatasaraylılar, buna kayıtsız kalmak revayı hak sayılır mı?

    ben derim ki 'ey cemaati futbolin', sezar hakkını bu kadar güzel ve ısrarlı kovalıyorsa, almalı hakkını. yani, kimi galatasaraylılara, hatta 'o galatasaraylılığa' inat, galatasaray şampiyon olmalı!.. bu oyunun özünü hatırlattıkları için, milyonlarca doların arasında hâlâ keyfine varacak bir şeylerin olduğunu göstermek için. futbolu en az takımları kadar seven futbol âşıkları! ne dersiniz, fena mı olur hani?

    --- alıntı ---
  • bir fenerbahçe yalakası. ayrıca şapka takarak solcu olacağını zannediyor. sen çok yanlış gelmişsin bağışcım. solcu olmak, bağımsız olmaktır. doğruları söylemektir. ezenin değil, ezilenin yanında yer almaktır. sen gitmişsin kapitalizmin en büyük bekçisi aziz yıldırım'ın avukatlığını yapıyorsun. yazık...

    (bkz: çıkar şu üstündekileri ne dediğin anlaşılmıyor )
  • ilginç (!) bir soru sormuş.

    "şu garip değil mi: kararı kendi seçtiği etik kurul'un raporu doğrultusunda tff yönetimi verecek. neye göre? kendi talimatlarına göre. bunu tahkim kurulu değerlendirecek. hangi tahkim? yönetimin seçtiği tahkim..."

    keşke sporda şiddet yasası tartışılırken sorsaydı bu soruyu.

    sorunun kabuğunu soyarsak, altından çıkan:

    "şu doğru değil mi: kararı aziz yıldırım'ın seçtiği etik kurul'un raporu doğrultusunda tff yönetimi verecek. neye göre? aziz yıldırım'ın tercihine göre. bunu tahkim kurulu değerlendirecek. hangi tahkim? aziz yıldırım'ın seçtiği tahkim..."