• 5 yaşında bir yeğenim var ve kendisi fenerbahçeli. ona bir tane de fb şapkası almışlar. geçen gün geldi "dayı bi eğilsene bişey söylücem" dedi. eğildim ve tam o anda şapkayı başıma geçiriverdi. "hehe dayı artık fenerli oldun" dedi.

    işte bu hikayeden de görüldüğü gibi aziz yıldırım'ın mantığı da benim henüz 5 yaşındaki yeğenimin mantığından fazla değil.

    (bkz: birgün herkes fenerbahçeli olacak şapkası)
  • dışarda başarılı bir başkanken bu kadar sevilmiyordu. içeri girdi. şimdi gene başarılı ama sahtekar bir başkan. ve şu an daha fazla seviliyor. bu da türk insanının ne kadar yaraktan bir his dünyası olduğunun en büyük kanıtı. bir adam düşmeyiversin. tecavüzden 50 yıl yiyen bir adama bile üzülüyoruz. niye üzülüyorsun diye soruyorum, ''50 yıl çok ya, canı sıkılır.'' diyor.. haksız sayılmaz amk :(

    teyzem beşiktaşlı. eskiden beşiktaş'ta oturuyorduk diye beşiktaş'ı tutmuş. öyle bir insan. o bile geçen ''ne zaman çıkacak şu adam, artık çıksın ya'' dedi. kahvaltıda söyledi bunu ki bizim evde yemek yerken konuşulmaz. düşün o kadar üzülmüş kadın :(

    şu ota boka metris'e çıkarma yapan tayfa var ya. ordakiler de işte böyle. bu hislerle gidiyorlar. yarısından çoğu bir kere şükrü saraçoğlu'na gittiyse adam değilim. 5 tane futbolcu say desen, ''alex, de, souza..valla 3 tane biliyorum. rüştü vardı ama o bıraktı sanırsam.'' diyecek tipler.

    http://im.haberturk.com/...75b80eb536da33_k.jpg

    misal şu kadın ve çocuğu. havanın en güzel olduğu pazar gününde maç teklif etsen, gelmez. ama kocası anlatmış, ''bir adam var, yaşlı. haksız yere içeride yatıyor ve sağlık sebeplerinden ötürü sürekli karga tulumba oradan oraya taşınıyor.'' demiş. kadın da üzülüp gelmiş. senin annene bu şekilde nakletseler bu olayı, o da gider. benim annem de giderdi.

    http://im.haberturk.com/...d48977c12d9552_k.jpg

    şimdi şu kadının akıllı olma ihtimali var mı? yok. şampiyonluk kutlar gibi başkanının içerde oluşunu protesto ediyor. meşale alacağına atlet alsa çok daha makbule geçerdi ama onu bile düşünememiş :(

    http://im.haberturk.com/...48b5620ba7ccee_k.jpg

    ya da şu kare. işte tam dediğim sebepler. bunlar da başka aptal. çocuk tam ehliyetsiz olmasa ona da aptal diyeceğim, demiyorum. ama muhtemelen o da büyüyünce aptal olacak. çünkü çıktığı, yetiştiği, yetişeceği aile belli :(
  • ali koç'un yaptıklarını ve ona hayran olan fenerbahçe taraftarını görünce bir şey fark ettim. ''türk futbolu x, y, z'den kurtulunca...'' diye bir muhabbet vardı. bu cümlede aziz yıldırım mutlaka geçerdi.

    işte o aslında yanlışmış. fenerbahçe'yi bu hale getiren aziz yıldırım değilmiş, aziz yıldırım'ı bu hale getiren fenerbahçe camiasıymış.

    bunlar net şekilde bunu istiyor artık buna eminim. ''başarıyı falan siktir edelim. yeter ki rakip takımlara laf sokulsun, açıklamalarda altta kalmayalım, gelen başarının da nasıl geldiğinin bir önemi yok.'' mantığı bu camiada hüküm sürüyor. ''ben şike yaptıysam fenerbahçe için yaptım.'' cümlesini kuran aziz yıldırım değil, fenerbahçe camiası aslında.

    bu arkadaşların ''lan bu aziz, mahmut iyi falan da bunlar çok başarısız lan. bildiğin şampiyon olmayı falan unuttuk biz.'' demeleri çok uzun zaman aldı. bunların mevcut başkanlarından da bir halt olmayacağını anlamaları daha çok sürer, şanslıyız yani.

    fenerbahçe'de aziz yıldırım, mahmut uslu, ali koç, semih özsoy gibi tipler bitmez; sadece şekil değiştirir. bu insanların hepsi bir hamur ve fenerbahçe camiası hepsine aynı şekli veriyor.
  • türkiye son on yılda büyük bir değişim geçirdi. bu değişimde rejim üzerinde ki vesayette el değiştirdi. ülkede ki askeri vesayet son bulurken, on yıllardır vesayetsiz bir rejim hayaliyle yaşayan halkın hayalleri bir başka bahara kaldı ve rejimin yeni vesayetçisi akp oldu. daha önce askeri vesayetin yargı, yasama ve yürütme üzerinde ki baskısı ve egemenliği artık akp’nin eline geçmişti. bu değişime en iyi ayak uyduran isimlerden biri de, yaptığı işlerden ve işleri yapış şeklinden dolayı yasamayla, yürütmeyle ve yargıyla sürekli muhatap olan aziz yıldırım’dı.

    askeri vesayet döneminde nato müteahhidi diye anılan ve özellikle askeri birimlere yaptığı inşaat işleri ile nam salmış bir isimdi aziz yıldırım. o dönem hatırlayacağınız üzere sosyal hayatında sürekli paşalarla görünür, şeref tribününde maç izlerken bir yanında genel kurmay başkanı bir yanında kuvvet komutanları otururdu. her daim yargı mensuplarıyla da yakın ilişkileri olan aziz yıldırım o dönem askeri vesayete olan bu yakın duruşunun nimetlerinden bolca faydalandı.

    o dönem fenerbahçe camiası içinde meydana gelmiş ve normalde yargı konusu olması veya soruşturulması gereken veya en azından federasyonun kurulları tarafından yaptırım gerektiren, fakat hiç bir işlem yapılmadan kapatılan bazı olayları hatırlayalım ve tarihi olarak sıralayalım.

    tarih 3 mayıs 1998

    1997-1998 sezonu ligin bitimine iki hafta kala oynanan şekerspor-fenerbahçe maçından önce şekerspor kalecisi murat akarsu’ya şike teklifi yapıldı. kaleci murat’ın durumu teknik heyet ve yönetime bildirmesi sonrasında yöneticilerinin savcılığa şikayetiyle maçtan hemen önce özcan üstüntaş isimli şahsa, 100.000 doların bulunduğu çanta ile birlikte suçüstü yapıldı. ( bu şike olayını görmezden gelen ve hasıraltı eden federasyon başkanı haluk ulusoy’du. hani şu fenerbahçeli arkadaşların her fırsatta galatasaraylı olduğunu iddia ettikleri haluk ulusoy.) (bugünkü şike soruşturmasında hiç suç üstü yok diyen fenerbahçeli arkadaşlara da cevap niteliğindedir bu olay.)

    tarih 14 aralık 1999

    türkiye kupası maçında pendikspor’a yenilen fenerbahçe takımının kalecisi rüştü rençber mecnun odyakmaz ve adamları tarafından tesislerin içinde dövüldü. rüştü rençber daha sonra şadan kalkavan ile yaptığı bir görüşmede kendisini dövdürenin aziz yıldırım olduğunu iddaa etti.

    tarih 15 aralık 2002

    telegol programına katılan ilyas tüfekçi aziz yıldırım’ın kendisini ölümle tehdit ettiğini beyan etti.

    tarih 7 mart 2003

    spor yazarı ve yorumcusu engin verel bacağından vuruldu.

    tarih 15 şubat 2003

    eski futbolcu ve spor yazarı abdullah çevrim, bir grup tarafından yolu kesilerek ağır şekilde darp edildi.

    tarih 29 mayıs 2003

    vatan gazetesi spor muhabiri feridun nidelioğlu kadıköy’de bıçaklandı.

    tarih 12 mart 2004

    tmsf tarafından yapılan araştırmalar sonucunda; istanbulspor’un beşiktaş’ı 2-1 yendiği maçtan sonra, fenerbahçe tarafından gönderilen 600.000.-tl’nin kayıt dışı olarak istanbulspor’un kasasına girdiği tespit edildi. bu paranın tüm takıma prim olarak dağıtıldığı ve o maçta ilk on birde oynayan oyunculara en büyük payın verildiği tmsf raporlarında yer aldı. (o dönem istanbulspor’un teknik direktörü aykut kocaman’dı.)

    tarih 15 kasım 2004

    milli takım kampında bulunan ersun yenal, vatan gazetesi spor müdürü ibrahim seten ile yaptığı görüşmede; 2000-2001 sezonunda ankaragücü teknik direktörü iken galip geldikleri galatasaray maçından sonra fenerbahçeli bir yönetici tarafından kendilerine 300.000 dolar gönderildiğini ve bu paraların imza karşılığında tüm takıma ve kulüp çalışanlarına dağıtıldığını anlattı. ( ayrıca 2003 yılında yapılan bir telegol programında o dönemin ankaragüçlü futbolcusu cafer aydın da 2000-2001 sezonunda fenerbahçe’den teşvik primi aldıklarını iddia etmişti.)

    tarih 12 nisan 2005

    1907 derneği’nin toplantısına katılan aziz yıldırım gazeteci ve dernek üyesi barış ertül’e hitaben ”seni polise ihbar ettiğimi söylemişsin. ben, işim varsa polise bırakmam kendim yaparım” ifadesini kullandı.

    tarih 25 ekim 2005

    fenerbahçe ve gençlerbirliği arasında transferi olay olan deniz barış davasını görüşen tahkim kurulu ‘baskı ve tehdit altındayız, özgür çalışma ortamı kalmadı” diyerek istifa ettiklerini açıkladı. gençlerbirliği başkanı ilhan cavcav, şekip mosturoğlu’nun tahkim kurulu toplantısını bizzat basarak tehdit ettiğini beyan etti.

    tarih 26 aralık 2005

    gençlerbirliği kulübü başkanı ilhan cavcav "engin verel'i ,vatan gazetesi fenerbahçe muhabiri feridun niğdelioğlu'nu, abdullah çevrim'i, fatih altaylı'yı kim kurşunladı, bıçakladı, tokatladı? kaleci rüştü'yü kim dövdürdü? saadettin saran, atilla kıyat,hakan bilal kutlualp neler yaşadı neden gittiler " beyanatı verdi.

    tarih 27 kasım 2006

    telegol programına katılan cihan oskay 2000-2001 sezonunda aziz yıldırım’dan aldığı 150.000 doları teşvik primi olarak samsunspor’a, 250.000 dolarıda trabzonsporlu bazı oyunculara verdiğini itiraf etti. (daha sonraki günlerde petrol ofisi başkanı şahin ulu verdiği bir beyanatta trabzonspor olayına şahit olduğunu belirtti ve cihan oskay’ı doğruladı.)

    tarih 14 şubat 2007

    aziz yıldırım ve yönetim tarafından desteklenen esenler grubu ile diğer taraftar grupları arasında migros tribününde çıkan çatışmada on beş kişi bıçaklandı. bunlardan altısı ağır yaralandı.

    bütün bu olaylar askeri vesayetin hüküm sürdüğü türkiye’de oldu ve bir şekilde kapatıldı.

    ve tarih 5 mayıs 2007; yaşar büyükanıt ve recep tayyip erdoğan arasında geçekleştirilen meşhur dolmabahçe toplantısı. yani askeri vesayetin, akp vesayetine dönüşmesinin miladı. (bu önemli toplantıda da masanın üzerine konulan ve pazarlık konusu yapılan cd’lerle ilgli; bu cd’lerin aziz yıldırım’a ait olduğu konusunda önemli iddialar var. yani belki de bütün ülkeyi etkileyen bu vesayet değişiminin mimarı da aziz yıldırım.) bu tarihten sonra aziz yıldırım’ın yeni vesayete yanaşma çabaları başlamış ve bu çabalar savcıların gerçekleştirdiği 3 temmuz 2011 şike operasyonu ile hız kazanmıştır. 3 temmuz 2011’den bugüne kadar gelen şike sürecinde bu pozisyon değiştirme durumunu hepimiz net bir şekilde gözlemleme fırsatı bulduk. bu yeni vesayet rejiminde de, askeri vesayette olduğu gibi aziz yıldırım ve başında bulunduğu fenerbahçe için yönetmeliklerin, yasaların nasıl değiştiğine, kişiye ve kuruma özel nasıl farklı uygulamaların gerçekleştiğine tanık olduk. şimdi aziz yıldırım’ın bu yeni döneme nasıl ayak uydurduğunu ve yaptığı operasyonel çalışmayı detaylandıralım.

    bu yeni akp vesayetindeki türkiye’de tek yetkili isim sayın başbakan recep tayyip erdoğan’dı. onun yanında, yöresinde bulunan kişi ve kurumlara gerek yürütmede, gerek yargıda, gerekse yasamada farklı imtiyazlar tanınıyordu.( örnek olarak; yürütme için tekel’in özelleştirmesi, yargı için deniz feneri davası, yasama için ise mit yasası veya yüz küsür kez değişikliğe uğrayan kik yasası verilebilir.) bu durumun farkında olan aziz yıldırım iki ayrı grupla, iki ayrı koldan sayın başbakan’a ulaşma gayretine girdi ve nihayetinde de başarılı oldu.

    bu gruplardan birincisi; sayın başbakan’a yakınlığı ile bilinen rıdvan dilmen ve göksel gümüşdağ merkezli, fenerbahçe’nin ve aziz yıldırım’ın federasyon tarafından cezalandırılmasını önlemek amaçlı hareket eden gruptu. şike sürecinin futbol ayağı ile ilgilenen bu gruba zaman zaman aykut kocaman, yıldırım demirören, emre bölezoğlu, sinan engin gibi isimler ve şike soruşturmasında adı geçen bir çok isim destek verdi. hatta sonunda oluşturdukları cepheyi güçlendirmek adına nefrette etseler fatih terim’i dahi ikna ettiler. bu şike sürecinde alınan veya alınamayan hangi karara, atılan hangi adıma bakarsanız bakın altından bu isimlerden biri çıkar.

    örneğin şike sahaya yansımadı diye bir şey icat etme konusunda rıdvan dilmen ve aykut kocaman rol alırken, yıldırım demirören federasyon başkanı veya fatih terim milli takım hocası yapılırken göksel gümüşdağ devreye girer. hepinizin bildiği üzere, söz konusu kişilerin faaliyetleri ile şike ve ırkçılık gibi futbolun en büyük iki suçu sırf fenerbahçe ile ilintili diye cezasız bırakılırken; fenerbahçe şampiyon olabilsin diye sezon ortasında ligin statüsü değiştirilerek play-off icat edilmişti.

    ikinci grup ise hukuki yargılama da aziz yıldırım ve şürekasını kurtarmak için çaba gösterecek olan; faik ışık ve nihat özdemir’den oluşan gruptu. aziz yıldırım bundan önce onlarca davada yargılanmasına rağmen avukat olarak faik ışık ile hiç çalışmamıştı. işin garip tarafı faik ışık’ın spor hukuku konusunda da hiç bir tecrübesi ve çalışması yoktu. peki neydi faik ışık’ı değerli kılan? o dönem sayın başbakan’ın avukatı olmasıydı. nitekim aziz yıldırım’ın şike yargılamasında hiç bir aktif rol almayan faik bey’in marifeti kısa zamanda ortaya çıktı. önce aziz yıldırım’a özel bir yasa değişikliği yapıldı. bülent arınç’ın ve abdullah gül’ün muhalefetine rağmen bir hafta içinde jet hızıyla yapılan bu değişiklikle, suçlu bulunması durumunda 50 küsür yıl ceza yiyebilecek aziz yıldırım’ın cezası 6-7 yıla kadar çekilebilecekti. tabi çalışmalar yasal düzenleme ile bitmedi. yine faik ışık organizatörlüğünde topuk yaylasında düzenlenen bir sünnet düğünü bahane edilerek aziz yıldırım, adalet bakanı sadullah ergin, başka bakanlar ve yargı dünyasının önemli isimleri bir araya getirildi. bu arada umre’ye giden nihat özdemir aklanmış, paklanmış bir isim olarak artık akp’ye yakın bir müteahhitti. nitekim sırasıyla önemli ihaleleri almaya başlayan nihat özdemir, tmsf’den bir de televizyon kanalı sahibi oluyor ve ilişkilerini iyiden iyiye ilerletip sayın başbakan’ın oğlu bilal erdoğan’la vakıf ihya ederken kameralara poz veriyordu.

    velhasıl; aziz yıldırım rıdvan dilmen, göksel gümüşdağ, faik ışık ve nihat özdemir gibi isimleri kullanarak yeni düzende ki, yani akp vesayetindeki türkiye’de de yerini aldı. bu edindiği yer sportif anlamda federasyondan hiç bir ceza almadan bugüne kadar gelmesini ve hatta alınan her kararda fenerbahçe’nin menfaatleri ile hareket eden bir federasyon oluşmasını sağladı. hukuki yargılamada ise -cezalar, çıkarılan yasa ile kuşa çevirilse de- iş geldi dayandı yargıtay kararına. aziz yıldırım’ın bütün bu çalışmaları ve edindiği konum, kararını verirken yargıtay hakimi üzerinde her hangi bir baskı oluşturacak mı bilmiyorum? umarım oluşturmaz ve sayın hakim başka hiç bir şeyden etkilenmeden sadece yasalara ve vicdanına dayanarak karar verir. zira yargılanan sadece aziz yıldırım değil; takındıkları tutum ve çalışmaları nedeni ile yargılanan göksel gümüşdağ, yargılanan rıdvan dilmen, yargılanan yıldırım demirören, yargılanan türk futbolunun içinde bulunduğu durumdan sorumlu herkes. bu kirli düzenin tasfiyesi için adaletli bir hüküm şart. yoksa vay türk futbolunun haline.
  • türkiye'de futbol nezdinde taraftarlara düşmanlığı getiren, tescilli teşvik, şike ve silahlı suç örgütü üyesi. şikeden sonra bir ara cemaate yanlayıp, ''gülen hoca ile görüştük üzüntülerini iletti'' tarzında nabza göre oynarken, mahkemede şike kararına itiraz etmeyip o dönemde moda olan ''delillerin toplanma şekline itiraz etme'' yoluna giderken, hükümetin bunlarla bozuşmasından sonra ''fetö kumpası'' açıklamalarına bürünebilecek kadar karakterli(!) bir düşmandır. biz çabuk unutan bir topluluğuz, 20 yıldır her kadıköy deplasmanında aleyhimizde yapılanları bir aklınıza getirin de öyle karakterini sorgulayın bu herifin. 2000-01 sezonunda seriyi 5 yıla çıkarmamamız adına yapılanları gözünüzün önüne getirin bir bakalım. yine de galatasaray tarihinin en çok şampiyonluk gören başkanıdır o konuda kendisini hep takdir etmişimdir.

    ali koç kendisinin yanında devede kulak kalır, hem kötülük hem de yöneticilik konusunda. hani fatih hoca, koç için amatör kötü diyor ya... bu arkadaş profesyonel kötüdür...

    karakterini sevdiğim...
  • --- alıntı ---
    facebookta okudugum bir yorum

    fazlıı bakkaloğlu #alintidir feto 2002 2008 döneminde en güçlü dönemlerini yaşarken galatasaray'imiz neden sürünüyordu bu 1.sorum.

    galatasaray'imiz o kadar ele geçirilmiş ise neden 17 yıldır feneri evinde yenemiyor bu 2.sorum.

    eski fenerbahce yöneticilerinden nihat özdemir, bizim cemaatci 1.5m taraftarımız var, derken neredeydiniz 3.sorum.

    fenerbahce yöneticileri fetocularla neden halısaha maçı yaptı 4.sorum.

    aziz yıldırım neden enes kanter'in milli takima alinmasini istedi ve spor salonunun adini enes kanter yapmak istedi 5.sorum.

    biz şampiyon olduğumuz halde, süper final diye birşey nerden cıktı. 6.sorum.

    ülkenin koyu fenerbahçeli cumhurbaşkanları, başbakanları, bakanları bu adamın önünde diz çöküp onu dinlerken,avrupa şampiyonu,dünya üçüncüsü 20/25 yaşındaki çocuklar kanmış çokmu.7.sorum

    bu feto, ilk toplantılarını vehbi koç'un evinde yaparken,acaba çocukları,torunları etkilenmişmidir. 8.sorum

    cemaat denen çetenin en büyük destekçisi olan ülker'in , şartsız koşulsuz para yağdırması,sizinde alnınıza ülker yazmanız ne anlama gelir.
    9.sorum

    dönemin tüm fetö savcı ve askerlerini kulüplerine üye yaptılar. aziz yıldırım'ı aklayan hakim şu anda nerede?
    10.sorum

    şike hükümlüsü odyakmaz'ın avukatı fetö örgütüne üye değil midir? aziz yıldırım'ı aklayan hakim şu anda hangi hapishanededir?
    11.sorum

    savunmalarınızda 1 kez konuşmaların size ait olmadığını iddia ettiniz mi? siz ne yaptıysanız fenerbahçe için yapmadınız mı?
    12.sorum

    zamanında fetö aleyhinde konuşan birkaç kişiyi üyelikten atan kulüp fenerbahçe değil midir?
    13.sorum

    ülkemin insanının, en çok uzlaşmaya,saygı ya, bir olmaya çaba sarf ettiği,zorunlu olduğu bu günlerde bile, her zamanki gibi başarısızlıklarını kapatmak için ,bölücü bir asker kaçağı meczup adamın arkasından gitmek bu ülkeye en büyük ihanettir.

    soruların cevapları aklı selim fenerbahçe'li arkadaşlarımın vicdanlarında mevcuttur.

    galatasaray'ın köklerinde atatürk vardır. bilim ve irfan vardır. çanakkale'de şehit düşmüş aslanlar vardır. onur, gurur, şeref ve haysiyet vardır!

    şike tapelerinde yaptığı konuşmaların bir tanesini bile inkar edemeyenler galatasaray'ı bu kirli kumpasın içine çekmeye çalışıyorlar ancak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da başaramayacaklar. #alintidir

    --- alıntı ---
  • galatasaray'a keybeder, merdivenlere bahane bulur; galatasaray uefa kupasını alır, tesadüftü der; klüp kongresinde konuşurken hiç alakasız yere "burası galatasaray klübü değil" der *; aldığı milyon dolarlık eşşekler denizlispora 1 metreden gol atamaz, galatasaray şike yaptı der; bi ton suçla yargılanır, kendisini galatasaray-strum graz maçıyla savunur; ülker'den, belediye'den, hükümetten nemalanır, sonra cemaate, gizli güçlere bahane bulur; milyonlarca doları, örosu, tl'si vardır, mahkemeye 30bin lira gelirim var der; teknik direktörüne bu takımı nah sen şampiyon yaptın, ben yaptım der; derbi öncesinde rakibinin kadrosunu jurnalle öğrenecek kadar küçülür; şike yapmadım diyemez, türkiye elden gidiyor der; şike yapmadım diyemez, bu türk futbolunu ele geçirme operasyonu der *, şike yapmadım diyemez, ama galatasaray da yaptı der... ha bi de hakime, savcıya alerjisi var galiba, nezaman onları görse revire kaldırılıyor... işte böyle biri...
  • "rijkaard'ın galatasaray'a geldiği sezondu. bursa'nın şampiyon bitireceği hani... galatasaray ve fenerbahçe önlerine geleni yene yene ilk yarının ortalarına kadar geldiler, orda birbirleriyle maç yaptılar. sonra ister rehavet deyin, ister başka şey, ikisi de 3 maç üst üste kazanamadı. hatta galatasaray 3 maçtan sadece 2 puan alırken fenerbahçe 0 çekmişti.

    yanılmıyorsam eskişehir maçıydı. fenerbahçe yine yenildi diye ortalığı birbirine katmıştı aziz yıldırım. o haftadan itibaren fenerbahçe lehine hakem hataları bu sezonun ilk yarısındaki kadar ayan beyan yapıldı.

    geçen sezon'un ikinci yarısının başındaydı. galiba devre arasında ersun yanal biraz fazla yüklenince kondisyona, futbolcuların şirazesi kaymıştı ilk 2-3 maç. bu durum, egemen'de sinire kesmeye neden olmuştu. saçma sapan bir pozisyonda hakemi fortlaya fortlaya itiraz edince kırmızıyı yedi daha maçın başında. fenerbahçe yenildi sivas'a, o hafta galip gelen galatasaray puan farkını iyice azaltmıştı. bu sefer aziz yıldırım değil, yaverleri basın toplantısı düzenledi. "fenerbahçe olarak hükümetimizin arkasındayız" ve "30 mart seçimleri var diye sesimizi çıkarmıyoruz" gibi iki futbolla alakasız ifade kullanıldı bu basın toplantısında. ardından seri hakem hata... pardon, seri galibiyetler geldi...

    geliyoruz bugüne... sezon başından beri uydurma penaltılar ve ilginç hakem hatalarıyla(!) en az 10 puan kazanmış bu takım, bir maçta son dakika golüyle yenildi diye yine hakem hedef gösteriliyor. bu hakem falan değil, anlayın. bu açık açık "benim takımımı yeterince kayırmıyorsunuz!" çığlığı aziz yıldırım'ın.

    ben merak ediyordum, acaba konya maçının sonucuna göre çıkar konuşur mu diye ama, konya'yı bile yeneceğine inanmıyor takımının. konya yahu, başında senin kovduğun aykut'un olduğu takım. gs'den 2 maçta 9 gol yiyen takım... bunu da yenemeyecekse, ne iş yapıyor ismail orda?

    önümüzdeki hafta galatasaray-erciyes maçında ve konya-fb maçlarında çok fahiş hakem hatası ısmarlamıştır bu çıkışıyla aziz yıldırım.

    aziz efendi'nin sözlerini ciddi anlamda uygulamaya kalkarsak, yakında fenerbahçe maçlarını yönetmesi için aziz yıldırım eline düdüğü alıp kendisi inecek sahaya. çünkü her puan kaybında ortalığı ayağa kaldırıp "hakem hakem" diye ağlıyor kendisi ve yardakçıları.

    6 pastan da hakem mi kaçırdı golü?

    10 metreden bomboş kaleye değil de stadın dışına da hakem mi vurdu?

    son dakikada kontrayı da hakem mi attı size?

    türk futbolunun kanseri işte... ne eksik, ne fazla..."

    kaynak: https://eksisozluk.com/entry/49445839
  • başarılarımızı kendisine asla borçlu olmadığımız, hiçbir galatasaraylı'nın da böyle düşünmemesi gereken, fenerbahçe eski başkanı.

    1998, 1999 ve 2000 şampiyonluklarımızı zaten engelleyemezdi kolay kolay. ki fenerbahçe de o kadar da kötüydü denemez bu senelerde, puan farkı olarak hep 4-5-6 puan gibi farklarla arkamızdalardı.

    2001 şampiyonluğu fenerbahçe'ye tamamen aziz'in hediyesidir. o seneyi yaşayanlar çok iyi bilirler medya algılarını, galatasaray şampiyonlukları türk halkının artık psikolojisini bozuyor temalı söylemleri, son haftalarda aleyhimizde, fenerbahçe lehinde yaşananları. o 1 oyu vefa küçük alsa belki de 2001'de de şampiyon olacaktık, kim bilir?

    2002'de sezona favori girmedik, o uefa kadromuzun önemli parçalarını kaybetmiştik çünkü, ama yine aziz hediye etti diyemeyiz. çok çetin bir yarışın sonucunda biz şampiyon olduk diye, fb kötüydü anlamına gelmez. neticede sadece 1 şampiyon çıkıyor. fb de 75 puan toplamış zaten, 3 puan gerimizde.

    2003'te, fb sakatlıklardan sonra tamamen koptu yarıştan. iş beşiktaş ile aramızdaydı lig boyunca. bu sezon için sinan engin'in 100. yıl şampiyonluğumda aziz yıldırım'ın çok yardımını gördüm lafı, irdelenebilir bir laf.

    2004'te ligin ortalarından itibaren işin içinde hiç olmadık. beşiktaş'ın başına gelenler geyiği yapmayacağım, o kadarı realist değerlendirmeden uzak olur, hak ettiler şampiyon oldular.

    2005'te ise fb tarihinin en iyi kadrolarından birisi vardı belki de. lehlerinde hatalar (özellikle ts maçında.) olsa da, bizden daha istikrarlı bir performans çizdiler sezon genelinde. kazandığımız bazı maçlarda bile zorlanıyorduk biz o sezon. bana göre yine hak ettiler. şampiyon olsaydık da hediye etme durumu yoktu yani.

    2006'da ise 2005'ten de iyi bir kadro vardı, hatta fb tarihi'nin en iyi kadrosu bile denebilir bazı yönlerden. mali zorluklar karşısında inanılmaz bir kenetlenme gösterip, fb'nin de denizli'deki puan kaybıyla şampiyon olduk. fb'nin başarısızlığı dense bile aziz'in hediyesi denemez yine. adamın sahaya kendisi çıkıp gol atacak hali yok.

    2007 sezonu da, bol puan kayıplı, herkesin herkes takılabildiği bir sezon oldu. bizim camiada bir önceki yılın kenetlenmesinden eser kalmamıştı. * fb, üç takımın arasında en iyisiydi, şampiyon oldular zaten.

    2008'de fb tarihinin en iyi avrupa başarısını elde etti. evlerinde inter, psv, sevilla, chelsea'yi yendiler. çeyrek final oynadılar. ligde de fena değillerdi. son haftalarda biz daha iyiydik, şampiyon olduk. fb'nin kadrosu kağıt üstünde daha iyiydi bizden, bizi yenselerdi şampiyon olsalardı. yine aziz'in bir hediyesi vb. durumu yok.

    2009'da biz de fb de kötüydü, aziz bu sene harbi sıçtı hem transferlerde hem hoca tercihinde ama biz de şampiyon olamadık savunma ve orta saha zaafları yüzünden. aziz bu sene şampiyonluğu birine hediye ettiyse bjk'ye hediye etti.

    2010'da fb sezona iyi oyun olmasa da iyi skorlarla başladı. ligin ortalarında çok puan kaybetmelerine rağmen ligin sonunda hiç gol yemeden 8 maç seri yakaladılar ligin başındaki gibi, bizi de bjk'yi de yendiler. ts maçında 15 tane gol kaçtı, bursaspor şampiyon oldu. azizlik bir şey yine yok.

    2011=yorum yok. 2001 gibi bu da aziz'in fener'e kazandırdığı bir şampiyonluk. adamlar bir güzelce yattılar kupanın üstüne, bunu dillendirene de bir güzel fetöcü yaftasını yapıştırdılar.

    2012 ve 2013'te biz hep bir adım daha öndeydik, yine azizlik bir durum yok.

    2014'te biz dağılma sürecine girdik, fb en baştan beri götürdü işi ve şampiyon oldu.

    2015'te ersun'u kovması her halükarda yanlıştı, yerine ismail'i getirmesi daha da yanlıştı. bize hediye etti, çok saçmaladı denebilecek ilk sezon budur kanımca.

    2016'da flaş transferlerle sezona girilse de çok geçmeden kadro planlaması ve hoca tercihinin defoları ortaya çıktı. hediye denebilir ama beşiktaş'a yazılır yazılacaksa.

    2017'de bir şey yapacak imkanları yoktu ama bir önceki sezonun hatalı harcamalarından dolayı bu sezon da hediye denebilir, beşiktaş'a.

    2018'de de hoca tercihinden dolayı 2015 gibi denebilir ama aynısı bizim için de geçerliydi. nötr bir sezon o yüzden. aziz'in hataları var ama hediye durumu, o kadar bariz hatalar yine yok.

    yani baktığımız vakit, 1 sezonda bizim lehimize ciddi hatalar yapmış sadece. geri kalanın çoğunda elinden gelenin en iyisini yapmış, kalanında da nötr, bariz hataları olmayan sezonlarmış. fenerliler'in aziz gs'ye 10 şampiyonluk verdi lafı tamamen algı operasyonu yani. aksine aziz'in fb'ye yoktan var ettiği net 2 sezon var. onların kabul edemediği şey, bizim başarılarımız. evet lig kurulduktan sonra * ilk 30 yıl fenerbahçe daha başarılıydı ama son 30 yılda da galatasaray daha başarılı. yoksa aziz yıldırım gelmeden önceki 11 sezonda galatasaray 5 kez, fenerbahçe 2 kez şampiyon olmuş. bu da bunu kanıtlar nitelikte.

    bugünkü seçim konusu ise, bundan 10, hatta 5 sene önce bile olsaydı bu seçim, bu sonuca sevinirdim ben. aziz yıldırım, fenerbahçe'nin 80'lerin sonlarında başlayıp 90'larla süren gerileme dönemini 2000'lerin ortasında bitiren adamdır. fb, 30 sene sonra üst üste şampiyonluk gördü onun döneminde. * ama bu seçimde aziz yıldırım'ın kalmasını istedim, çünkü stadları boş ve fenerium sinek avlıyordu. fenerbahçe'nin üstünde ölü toprağı vardı yani. şimdi o ölü toprağını attılar. stadları dolacak, ürünler alacaklar. kısa vadede bir dinamizm gelecek. bu, her halükarda bir tehdit. yoksa ali koç'un kısa vadede yönetsel, finansal olarak bir atılım yapabileceğini sanmıyorum.
  • 15 mart 2019 cas duruşması öncesinde yaptığı şikeye dair bir çok soruyu hala yanıtlayamamış olan eski fenerbahçe başkanı;

    1-fetö'nün yargı imamı osman karakuş'un tff tahkim kurulu'nda görev alması için şekip mosturoğlu ile birlikte lobi yaptınız mı? şekip mosturoğlu ile aşağıdaki konuşmanızda tahkim dörde üç bizde derken fetö'nün yargı imamı osman karakuş'u kendinizden sayıyorsunuz.

    http://i.hizliresim.com/byjpk8.jpg

    fetö üzerinden şike davasını aklamaya çalışırken fetö'nün yargı dünyasındaki en üst düzey ismiyle kurduğunuz bu ilişki tutarsızlık değil mi?

    2-bugün pek çoğu fetö üyesi olmak suçlamasıyla açığa alınmış yada yargılanmakta olan hakim ve savcıları fenerbahçe tesislerinde farklı organizasyonlarla neden ağırladınız? zaman zaman aynı masada oturup kağıt dahi oynadığınız bu isimleri bizzat başkanlık yetkinizle kulübe üye yaptınız mı? bugün fetö üyesi olmakla suçlanan bu isimlerle kurmaya çalıştığınız bu türden ilişkilerin sebebi neydi?

    http://www.hurriyet.com.tr/...flas-sozler-24639021

    3-bochum dosyasında adı geçen ancak olayın basına yansıma endişesiyle adliyeye gidip ifade vermek istemeyen gümüşdağ, şekip mosturoğlu ve sizinle iletişime geçti mi?

    https://www.nationalturk.com/...nc-gorusmeler-92771/

    erdoğan ailesinin akrabası olan ve iktidarın futbol dünyasındaki eli olarak bilinen gümüşdağ'ın, söz konusu dosyada savcılık tarafından ifadesinin adliye dışında alınmasında bir dahliniz oldu mu? genel anlamda hakim ve savcıları tesislerde ağırlayıp kulübe üye yapmanızın amacı kendinize ve çevrenize bu türden menfaatler sağlamak mı?

    4-zamanında yaptığınız açıklamayla fenerbahçe'yi atatürk'ün takımı diye tanımladınız. son dönemlerinizde kulüpte yönetici olarak görev alan ya da kulübe dışarıdan destek veren aşağıdaki isimlerin atatürk çizgisinde insanlar olduğunu düşünüyor musunuz?

    nihat özdemir, erhan türkoğlu, cihan kamer, ethem sancak, ahmet ketenci, hüseyin topbaş, talat yılmaz, serhat çeçen, ferit şahenk, murat ülker, ahmet özokur, fettah tamince.

    bu isimlerin gerek akp'ye yakınlığı gerekse fetö ile ilgili açıklamalarını da hesaba katarsak, kulüp, iktidar ve fetö'yle sıcak ilişkileri olan yandaş sermayeye teslim edilmiş görünüyor. bu durum sürekli kullandığınız atatürk söylemi ile çelişki değil mi? amacınız işlediğiniz suçları atatürk ismi üzerinden perdeleme ve kitleleri bu söylem üzerinden arkanızda tutma gayreti mi?

    5-sahte çürük raporuyla askerden kaçtığınıza dair önemli iddiaları bertaraf etmek için belge sunmak yada dava açmak yerine bir yasa değişikliğinin gece yarısı eklenmiş bir maddesine sığındınız. bu durum "mustafa kemal'in askerleriyiz" söylemini sıkça kullanan bir kişi için çelişki değil mi?

    bu konuyla ilgili bir diğer mesele de, bu sahte olduğu iddia edilen çürük raporu, tam da dava açılma sürecinde, belki de bu ülkenin en sağlam arşivlerine sahip tsk arşivlerinden kayboldu. askeri vesayet döneminde yaptığınız işler sayesinde tsk'yı yakinen tanıyan bir isim olarak bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

    6- saffet sancaklı aktüel dergisine verdiği bir röportajda, dünyanın en büyük iki silah satıcısından biri olan rusya’nın, silah ticaretine dair bölgedeki tek temsilciliğini ali şen’den devraldığınızı ve bu konuda tüm bölgede yetkili tek isim olduğunuzu beyan etmişti. ali şen'in elinden silah ticaretine dair bu işi devralırken tam da aynı dönemde fenerbahçe başkanlığını da devralmanız tesadüf mü?

    https://www.timeturk.com/...ilah-tuccari-mi.html

    7-bu ülkede insanlar yıllarca mütedeyyin kisvesi altında, atatürkçülük kisvesi altında ya da milliyetçilik kisvesi altında suç işlediler. çaldılar, çırptılar, adam öldürdüler, yolsuzluktan hırsızlığa bin bir türlü suç işlediler. kimisi allah, kimisi atatürk, kimisi bayrak dedi. ama aslında hem bu topluma, hem bu değerlere en büyük ihaneti de bu değerleri kullanıp bu suçları işleyen insanlar yaptı; kendi çıkarları ve yapacağı ahlaksızları perdelemek için allah'ı, atatürk'ü, bayrak'ı kullanacak kadar zavallı bu insanlar. ve bu insanlar, işledikleri bu suçlara rağmen, bu kutsallar üzerinden milyonlarca insanı senelerce kandırdı, uyuttu, peşinden sürükledi ve iktidarda kaldı.

    bu fotoğrafta kendinizi ve fenerbahçe taraftarını nereye koyuyorsunuz?
  • yargıtay kendisi ve diğer 36 sanık hakkında verilen beraat kararını usulden bozmuştur.

    usulden bozma ne demek bilmeyenler için kısaca anlatacak olursam 'hukuki yargılamanın yolu yordamı düzgün işlememiş', bu yüzden esas(yani olay) hakkındaki karar yeniden verilmeli demiştir yargıtay. bu usulden bozma bir çok sebepten olabilir. atıyorum karar yanlış mahkeme tarafından da verilmiş olabilir, dinlenmesi gereken bir tanık dinlenmemiş de olabilir.

    özet olarak yargıtay yargılamayı yapan ağır ceza mahkemesine 'şike var yeniden yargılama yap' demese de şunu demiştir:

    'aziz yıldırım ve 36 arkadaşın şike yapmadığını tespit ederken düzgün bir hukuki yol izlenmemiş. yeniden yargıla'

    basitçe böyle söyleyebiliriz. detaylara bakıp daha sağlıklı yorum yapmaya çalışacağım.

    edit: imla